![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Bloglar | Fan Kulüpler | Etiketler | Albümler | SSS | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| Ziraat Bilimi Ziraat, Ziraat Bilimi hakkında, Ziraat Bilimi |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| Ç.a.t.L.a.K ' IM.. ![]() | Şarap, Şarap Kültürü, Şarap ve Şarapçılık Hakkında Bilgiler
Şarap, meyvenin (genellikle üzüm) fermente edilmesiyle üretilen alkollü bir içecektir. Üzüm şarabı kırmızı, beyaz veya rose (pembe) olur. Üzümden imal edilmeyen şaraplara meyve şarabı adı verilir. Arpa gibi nişasta içeren bitkilerden yapılan içecekler şarap sınıfına girmez. Şarap genelde üzüm ve meyvelerden elde edilir. Bunun yanı sıra uzakdoğuda yaygın bir şekilde pirinç şarabı da tüketilir. Pirincin buharla pişirilip mayalanmasıyla elde edilir. Vikipedi, özgür ansiklopedi Şarabın Gerçek Tarihi 8000 yıl! Şarap "vin, vino, wien..." ismi nereden geliyor? Tarih öncesi şarap, Soma denilen içki milattan birkaç binyıl öncesine gider. O zamanda Hindistan'da Veda ayinlerinde kullanılan, mayalı bir içkiydi ama bu "ölümsüzlük içkisi" asmanın şarabı değil Aslepias Acida bitkisinin suyuydu. Bu Soma içkisine "Vena" deniyordu. Çoğu Avrupa dillerinde "vin" (şarap) olarak geçen kelime Sanskritçe -sevgili- anlamına gelen Vena'dan türemiştir; Ruşçada "vino", Yunancası önce "woinos" sonra "oinos", Latincesi "vinum", İtalyanca ve İspanyolca "vino", Almancası "wien", İngilizcesi "wine", Fransızcası "vin" dir. Şarabın tarihi ile ilgili olarak elimdeki kaynaklardan Uluslararası Şarap ve Bağcılık Kurulu Başkanı Robert Tinlot'un Önsöz'ü ile başlayan Jean-François Gautier' e ait "Şarabın Tarihi" , Andre Domine'nin " Şarap" ı ve Raci Bostancı'nın "Şarap Hakkında Herşey" kitapları arasında bazı farklılıklar var. Ben ortak noktaları almaya çalışarak yazacaklarımı mümkün olduğunca kısa tutacağım. Üzüm önce Kafkas Dağlarında karşımıza çıkar (vitis caucasica), ardından Mezopotamya'da üzüm yetiştiriciliği görürüz. Buradan, MÖ 3000'lerde cenaze törenlerinde kullanılmak üzere Mısır'a sıçrar. Üzüm yetiştiriçiliğinin Avrupa'da yayılmasında başrolü oynayan Yunanlılar, Sicilya ve tüm İtalya boyunca bilgilerini Romalılara aktarırlar, Galyalılarda üzümcülüğü Romalılardan öğrenirler. Üzüm ve şarabın mitolojilerin kopmaz bir parçası olduğu biliyoruz. Mısır mitolojisinde güneş tanrısı, evrenin yaratıcısı Ra, şarap ve sarhoşluğu yeryüzüne getirir. Ra insanlığı ( Yunanlıların Afrodit'i ) tanrıça Hathor'un gazabından koruyabilmek için, içine hoşluk ve sarhoşluk veren kan renkli bir içki yaratır. Mısırlılar şarabı Osiris'e ( Yunanlıların Dionysos'u ) adarlar ve bu ilahi stratejinin anısına, tüm bayramlarında, öküz başlı tanrıçanın koruyuculuğu altında şarabı baş köşeye koyarlar. Yunan mitolojisinde de, iki anlatı vardır. Birincisi şarap ve sarhoşluk tanrısı Dionysos, karısını kendisine gönderdiği için kral Aenea'yı asma vererek mükafatlandırır. İkinci anlatıya göre göre kral Aenea'nın Stafilos ( yunancada üzüm salkımı demek) adlı çobanı bir keçisinin üzüm yedikten sonra çok neşelendiğini görüyor. Bunu gören Stafilos bu meyveyi sıkıp suyunu içmenin hoş olacağını düşünür. Roma mitolojisine göre şarap, ekin ve asma tanrısı Satürn'ün bir armağanıdır. Romalılar bu tanrıyı bir elinde orak, bir elinde bağ bıçağı ile gösterirler. Galya mitolojisinde de, Kelt icadı çam ağacından yuvarlak fıçı ve efsanevi içki bir şekilde tanrı Sucellus'ın koruması altındadır. Üzüm ve şarabın toplumsal yaşamdaki yerini en ayrıntılı biçimde, daha çok bira tüketicisi olmalarına karşın Mısırlılarda buluyoruz. İÖ 2500'lere uzanan mastaba duvar yazılarında Mısırlıların üzümü nasıl yetiştirdiklerini, ezim evine nasıl taşıdıklarını, şarap içmemnin bin bir türünü okuyoruz. Yüzyıllardır değişmeyen üzümü sıkma methodlarını bulanlarda Mısırlılardır. Milattan yaklaşık yirmi asır önce Tutankamon zamanında şarap fıçılanması biliniyordu; her fıçının üzerinde içindeki şarabın yetiştirildiği bölge, yapım yılı, kimin tarafından yapıldığı, sahibinin kim olduğu, kimin mahseninde saklandığı, yani şaraba ait bütün bilgiler yer alır, bir bakıma şarap markalanırdı. Firavun ve yüksek sınıf bu etiketlemeyle Mısır'da hangi şarap iyidir, hangisi tercih edilmelidir anlarlardı. Örneğin Nil deltasından gelen şaraplar elbette yeğlenirdi ama Memphis şarapları da pek sevilen şaraplardı. Mısır'da şarap firavun ve yüksek sınıfa ait bir içkiydi, halk bira içerdi. Ayrıca Nil Deltası'dan kalkan büyük kervanlar ve hızlı gemilerle bütün Akdeniz merkezlerine ilk şarap ticaretini de başlatan Mısır'lılardır. Yunanlılar için şarap uygarlığı dil pelesengiydi, üzümü ve şarabı göklere çıkartırlardı. Halk üzümle ilgili bütün bilgileri bir sanat haline getirmiş, Dionysos miti içinde yoğrulmuştu. Dionysos'un doğumu olağanüstüdür. İlk altı ay annesinin karnında, son üç ay babasının kasıklarında yatar. Bu biraz garip doğum Dionysos'un yarı tanrı sayılmasına neden olur. Zeus'un yarı tanrı oğlu Dionysos diğer ölümsüzler ile birlikte Olympos dağında yaşamazdı. Bu nedenle Homeros metinlerinde Dionysos yer almaz. Ancak Dionysos'un yarı tanrı özelliği onun halk tarafından çok sevilmesi sonucunu doğurmuştu, halk onu kendilerine yakın hissederdi. Halkın onunla ilgili bayramlara katılması ve coşkusunun nedeni bu şekilde açıklanabilir. Dionysos erişkin yaşa gelince çılgınca bir serserilik sonusu Anadolu'ya ve Orta Doğu'ya sürüklenir, bu topraklarda gizemli dinlerle haşır neşir olur. Kafkaslar'da bir süre yaşadıktan sonra Hindistan'da Ganj nehri kıyılarında bir yolculuğa çıkar ve buradan panterlerin çektiği bir arabaya binip üzüm kültürünü yaymak üzere Antik dünyaya gelir. Bu uzun yolculuk Yunan kıyılarına çıkışıyla noktalanır. Dionysos elinde her daim yeşil kalan sarmaşıkla kaplı asası, başında asma yaprakları, çam kozalakları, sarmaşıklardan oluşan taci ile resmedilir. Önceleri bitki örtüsünün mevsimlere göre dönüşümünü, hasat toplama, ezme, sıkma olarak üzümün yaşamını simgeler. Tanrı daha sonra giderek üzümün ölümü ve şarabın doğumu haline gelir. Antik Yunan'da akşam yemeği genellikle gün batımından sonra başlar ve iki bölümden oluşurdu; yemek denilen bölümde yemek yenirdi, ama ardından gelen symposion bölümünde tas tas şarap içilir, bütün sohbet ve gösteriler, çeşitli eğlenceler bu bölümde yer alırdı. Şaraba su katılırdı, su katılmadan içilen şarabın taşkınlıklara neden olacağı sanılırdı. O dönemde şarap tahta fıçılarda, keçi derisinden yapılmış tulumlarda ya da toprak anforalarda saklanırdı. Hava almasını engellemek için ağzı yağlı bezle kaplanırdı. MÖ 4. yy'da yaşayan filozof bilim adamı Theophrastus üzüm çeşitleri, iklim ve toprak kalitesi arasındaki ilişkiye dikkat çekmişti. Antik Yunan şarabın kokusunu ve tadını geliştirmek için çeşitli baharatlar, bal, çam sakızı ve başka tat- koku sağlayıcı maddeler kullanmıştı. Bu zamanın Bordeaux'u olan Chios şarabı Mısır'dan, Rusya'ya çok geniş bir alana ihraç ediliyordu. Şarap Antik Yunan'dan ticaret yolu ile Sicilya ve Güney İtalya'ya ulaşmıştır. Mitsel niteliği ve mistik bir içki oluşu nedeniyle otuz yaş altı gençlerin ve kadınların şarap içmeleri Roma'da ilk zamanlarda yasaktı. O kadar ki şarap mahsenlerinin anahtarına dokunanlar bile cezalandırılırdı. Kadınlara konulan bu yasak hıristiyanlık inancına geçile daha katılaraşak devam etti. Roma'da şarap yemekte içilmezdi; şarap içmek bir törendi ve yemek sonrası comissatio denen zaman dilimide ya da gece boyunca içilirdi. Töreni yöneten "hoca,eğitmen" içilecek şarap miktarını ve bunun konukalar arasında nasıl pay edileceğini belirlerdi. Şarap amforalardan iki kulplu testilere aktarılır, testilerden kupalara dökülürdü. Kupa yerine keyif ehli Neron'un icadı olan cam bardak da kullanılırdı. Cam bardak önceden kaynamış suda çalkalandıktan sonra kullanılırdı. Buna karşın şarabın üstüne sıcak su eklemek daha hidjenik bulunurdu. Sadece zengin Romalılar evlerinde şarap depolayabilirdi. Halkın kalanı şarap tacirlerine başvurmak ya da şarap tavernalarına ( vinariae) gitmek zorundaydı. Seçkin yurtaşlar asla vinariae'lere ayak basmazdı. Aynı uygulamaya Antik Yunan'da da görürüz. Romalılar MÖ 600'de üzüm yetiştiriciliği ile yakından ilgilenmeye başlamışlardır. İtalyan şarabı kısa sürede Yunanistan dahil tüm Roma İmparatorluğu kaplar. Aynı dönemde Anadolu'da eski bir Yunan kolonisi olan Foça'dan göçenler Kelt ülkesi Galya'da ilk üzümü yetiştirirler. Üzüm yetiştirilen bölgelerde üzüm çekirdeği de besleyici tohumlar arasında sayılıyordu. Roma istilasındaki Galya ülkesinde önceleri daha çok bira tüketilirken zaman içinde şarap tüketimi artmş buna bağlı olarak büyük testi, masa testisi, taorak sürahi, toprak kupa, madeni kupa, kepçe, kevgir gibi alet edevatlar gelişmiştir. MÖ. 125 öncesinde Romalılar Rodos-Provence koridorunu alırlar ve İspanya'ya özellikle Narbonne ticaret merkezi üzerinden ticarete başlarlar. Narbonne zaman içinde önemli bir şarap üretim noktası olur. O derece büyür ki italyan şarapları için hızla büyük tehdit oluşturur ve İtalyan şaraplarının ihracatının çökmesine neden olur. Üzüm bağları giderek buğday tarlalarının yerini alması ekmek sıkıntısını başlatır. MS 90'lı yıllarda Roma İmparatorluğu çok zorlanır. İmparator Domitianus 92 yılında üzüm bağlarının sökülmesini emreder. Bu emir ancak 250'li yıllarda İmparator Marcus Probus tarafından kaldırılır. Probus en kısa sürede yokolmuş bağcılığı geliştirmek yanında Almanya ve Avusturya'da da bağcılık ve şarap üretimini başlatır. Bu dönemde Terier ve Bordeaux önemli ihracat merkezleri haline gelmiş, kendi lojistik ve finansal terminolojilerini kullanmaya başlamışlardır. Aynı dönemde Marsilya, Endülüs ve diğer İspanyol şarapları Roma'da revaşta değildir. Arapların 700'lü yıllardan 1400'ün sonlarına kadar İspanyol toprakları üstündeki hakimiyeti şarap üretimini kısıtlamıştır. Roma İmparatoru Konstantinus 313 yılında Milano fermanı ile Hıristiyanlığın özgürce uygulanabileceğini duyurur. Ökaristi ( Katolik ibadetinde İsa'nın eti ve kanını temsil ettiğine inanılan şarap ve ekmek dağıtımı ) temelinde biçimlenen Hıristiyan uygarlığı giderek şarap uygarlığı ile iç içe geçer. Batı Roma imparatorluğu'nun son dönemlerinde Wachau, Mosel vadisi, Rheingau, Pfalz, Burgundy, Bordeaux, Rhone vadisi ve Rioja önemli şarap merkezleridir. Batı Roma imparatorluğu'nun 476'da çökmüştür. Kıyı şehirleri Cenova ve Venedik 13-14 yy da şarap ticaretinin merkezidir. Bu dönemde Floransa bölgesindeki ve bugün bilinen Antinoris ve Frescobaldis gibi bazı şarap üreticisi aileler isim yapmaya başlamışlardır. Yeni Dünya'nın Keşfi.. İspanya uygruğuna geçen Kristof Kolomb'un Amerika kıtasını 12 Ekim 1492'de keşfinin ardından yurtaşı Cortez 1518 yılında Meksika'yı fethiyle İspanyol misyonerler Hıristiyanlığı yaymak için ülkeye gelirler ve amaçlarını gerçekleştirebilmek için şarap üretmeye başlarlar. 1767'de Meksika'dan sürülen ispanyol misyonerler Aşağı Kaliforniya'ya göçerler. Papaz Junipero Sera 1769'da "Üzüm Misyonu" nu kurar. Kalifornia şarap endüstrisi 19. yy sonlarına kadar bu misyonun İspanyol asıllı asma çubuklarını kullanacaktır. Kaliforniya'da ispanyol asıllı asmaların kullanımı phylloxera hastalığının gelişine kadar sürer. Hastalık Kaliforniya ve Avrupa bağcılığını çökertmiştir. Hastalık 1868'de ancak teşhis edilebilmiştir. Bağlar Fransa'da kullanılan ilaçla, karbon sülfüt çözeltisi ile kurtarılır ve ardından yerli asmalara yaprak bitine dayanıklı aşı uygulanır. Amerika'da iilk içki yasağı derneği 1789'da kurulur. Bu tip derneklerin sayıları yarım asırda 8000'i aşar ve o derece güçnenirler ki, bu derneklerden birinin kurucusu dünyanın en zengin adamı John D. Rockefeller'ın Amerikan Kongresine yaptığı baskılar sonucu 18 Aralık 1917'de sarhoşluk verici içkilerin üretimi, şatışı, nakliyesi, ihracatı ve ithalatı yasaklanır. Üç eyalaet dışında 43 eyalat yasayı kabul eder. Ayin için gerekli şarabı üreten manastırlar dışında Amerika'da şarap üretimi yasaklanır. Ama bu yasak Amerika'da başka bir dönemin açılmasına neden olacaktır. Akın halinde gansterler; bottleleggers, yani içki kaçakçıları, sperakeasies yani yeraltı barları ve Rum Rov yani ünlü Sokak Romu dönemi başlar. Kamuoyunun karşı çıkışıyla 5 Aralık 1933 günü anayasa değişikliği onaylanır ve içki yasağı kalkar. Sonuç ne olursa olsun bu dönem Amerikan şarapçılığı üzerinde nicel ve nitel ağır sonuçlar doğurmuştur. Bu dramatik deney şarapçılık mesleğini kendini toparlamaya iter. Napa vadisi'ni kapsayan Kaliforniya üzümcüleri Fransa deneyiminden esinlenerek markalama usulunün benimserler ve 1936 yılında Amerikan şaraplarını kalite normları haline getirirler. O günden beri Amerikan şarapçılığı yükselme eğilimine girmiş ve Avrupa ürünlerini zorlayabildiği zirvelere ulaşmıştır. Türklerin Şarap Tarihi Elimdeki yabancı kaynaklarda maalesef Türklerin şarabın öncüsü olduğuna dair hiçbir bilgiye rastlanmamakta. Kafkaslardan veya İran'da Perslerden Mezopotamya'ya indiği ki, bu da Sümerliler oluyor, Sümerlerden ise Mısırlılara geçtiği genel anlatımlar. Ancak Rıza Bostancı'nın "Şarap Hakkında Herşey" kitabında şu anlatım yer almakta: Tarihin babası Heradot'a göre ise Babil' e inen Türkler, kurak ve çorak arazide bir süre tutunduktan sonra burada zeytinlikler, incirlikler be bağlar meydana getirmişlerdir. Türkler arasında şarabın yapılış tarihi bazı tarihçilerin söyledikleri gibi MÖ 3000 değil çok daha eskidir. Bazı Çin kaynaklarında Türkler şarabı Göktanrı'nın takdis ettiği mukaddes bir madde olarak tanımlarlardı. Mısır'da bulunan ve MÖ 3500 senelerine ait olan birçok kabartmada eski Mısırlıların bağcılıkla uğraştıkları ve mısır'a asma ziraati Orta Asya'dan gelmiş olan Türklerin getirdikleri anlaşılmaktadır. Avrupalı yazarlar Kafkasya'dan Mezapotamya'ya inen şarap bilgisinin MÖ 3000-2500 arasında Mısır'a geçtiğini söylüyorlar. Kafkasya'dan Anadolu'ya inen Hitilerin tespit edilen varoluş tarihleri ise MÖ 2000. Dolayısı ile Kafkaslardan Mezopotamya'ya şarap kültürünü geçirenler Hititler olamaz. Ama yine bir Türk kaynak diyor ki ( İçki Teknolojileri - Prof Dr. Ahmet Akteş - Araş Gör. Bahattin Özdemir ): Şarap Hititlerde para eden değerli bir mal olmuş ve herkes tarafından beğenilerek içilmiştir. Herkes tarafından içilmek istenmesi şarabın hitit sınrlarını aşarak dünyaya yayılmasını sağlamıştır . Hitit şaraplarının ticareti ile uğraşan Finikeliler tarafından adalara ve Yunanistan'a taşınmıştır. Asurlu tacirler ise şarabı Mezopotamya'ya götürmüşler ve kendileri de bağcılık ve şarapçılığı geliştirmişlerdir. MÖ 2000 - 600 yılları arasında varlıklarını sürdüren Hititleri Asurlular yıkmıştır. Dolayısı ile MÖ 3000'lerde Mısırların içtiği şarabı MÖ 2000'lerde varolan Hitit ve Asurlular nasıl onlara öğretmiş ve dünyaya yaymış olduklarını ben anlayamıyorum. alıntıdır
__________________ ![]() ![]() Birak ellerimi Üç satir yazacagim Üç satirda sEn!... Birak gözlerimi Dört yana bakacagim Dört yanda sEn!... Birak yüregimi Bin kere sevecegim Bin kerede sEn!.. .... "Anam aşk, babam aşk !... Peygamberim aşk, Allahım aşk!... Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim." ..Mevlana.. Çatlaklar kutsaldır; ışığı içeri sızdırırlar... %100 TÜRK | |
| | |
| | #2 |
| Ç.a.t.L.a.K ' IM.. ![]() |
__________________ ![]() ![]() Birak ellerimi Üç satir yazacagim Üç satirda sEn!... Birak gözlerimi Dört yana bakacagim Dört yanda sEn!... Birak yüregimi Bin kere sevecegim Bin kerede sEn!.. .... "Anam aşk, babam aşk !... Peygamberim aşk, Allahım aşk!... Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim." ..Mevlana.. Çatlaklar kutsaldır; ışığı içeri sızdırırlar... %100 TÜRK |
| | |
| | #3 |
| Ç.a.t.L.a.K ' IM.. ![]() | KAVAKLİDERE TARİHİ Kavaklıdere Şarapları�nın öyküsü İsviçre�de başlamaktadır. Ittihat ve Terakki kökenli, önceleri albay, daha sonra da Ankara Milletvekili olan Tunalı Hilmi Bey, İsviçre�de bulunduğu sırada Cenevre�li tanınmış bir ailenin kızı ile evlendi. Sevda adında bir kızı ve İnsan adında da bir oğlu oldu. Bu çocuklar Türk ve İsviçre eğitimi ve kültürü ile büyüdüler. Hastalanan Sevda Tunalı tedavi için İsviçre�de bulunduğu süre içerisinde, Galatasaray Lisesi�nde okumuş, Almanya�da iktisat tahsili yapmış Filibe eşrafından Serçeşmebeyleroğlu Mehmet Cenap ile tanıştı. Bu tanışma mutlu bir evlilikle noktalandı. Bu çift, soyadı kanunu ile And soyadını aldı. Sevda Cenap And çifti Ankara�ya yerleşti. Cenap And Türkiye İş Bankası�nda görev aldı. İleri görüşlü olan ve aldığı eğitimden yararlanan bu çift Ankara�nın Kavaklıdere bölgesinin gerek şarapçılıkta, gerekse imarda büyük yatırım potansiyelini gördü. Milli mücadele yıllarının getirdiği yokluk ve imkansızlıklar nedeniyle İsviçre�deki banker dostlarından borç alarak Kavaklıdere mıntıkasında, ileride şarap fabrikasının kurulacağı bağı ve civarındaki diğer bağ ve arazileri ailece satın aldılar. Bu sürede, İnsan Tunalı da Dışişleri�ne intisap ederek, merkezde ve dış ülkelerde görev aldı. Sevda ve Cenap And�ın satın aldıkları bağların üzümlerinden ve aynı zamanda Ankara yöresinin diğer bağlarının üzümlerinden şarap üretme projelerine, 1929 yılında tesadüfen karşılaştıkları, Ziraat Bankası inşaatında kalfa olarak çalışan, inşaa halindeki bankanın bodrumunda, kendi gereksinimini gidermek üzere, çarşıdan satın aldığı bölge üzümlerinden, Macaristan�daki köyünde gördüğü yöntemlerle şarap üreten Balaj usta çok yardımcı oldu. Bu beklenmedik karşılaşma ile ilk Kavaklıdere şarapları üretimi derme çatma yöntemlerle başlamış oldu. Sevda-Cenap And çifti bir yandan şaraphaneyi geliştirir, üretilen şarapların kalitesini Avrupa�dan getirilen malzeme, teçhizat ve şarap uzmanları ile yükseltirken, diğer yandan bugün İş Bankası binasının da bulunduğu bölgede satın alınan diğer bağ ve arazileri değerlendirerek alınan borçları ödedi ve yeni kurulan Kavaklıdere aile şirketine kaynak sağladı. Arsalarda payı olan İnsan Tunalı�nın Dışişleri�nden ayrılarak Kavaklıdere aile şirketine katılımı ile günden güne gelişen şirket, ülkenin kaliteli şarap üreten tanınmış, büyük özel şarap üretim ve pazarlama şirketine dönüştü. Kavaklıdere semti ile özdeşleşen ortaklar, sahip oldukları arsalar üzerine, büyük bahçe içinde villalar inşa ederek bu semte yerleştiler. Çocukları olmayan bu aile şirketi ortakları, kendilerinden sonra şirketin devamını sağlamak üzere, Sevda ve Cenap And Metin Çavdar�ı ve İnsan Tunalı da İsmail Uğurlu�yu evlat edindiler. Aileye bu yeni katılımlar şirketin gelişmesine ivme vermişken, Sevda And�ın bir trafik kazasında can vermesi ve İnsan Tunalı�nın beklenmedik ölümü de şirketteki dengeleri bozdu, şirketin gelişmesini uzun bir süre duraklattı. Sanayiden ziyade güzel sanatlara eğilimli Metin And, akademik kariyeri seçtiği için şirketle ve aile ile ilgisi azaldı, sonunda kesildi. Bu sürede şirket, eşi Sevda And�ın ölümünden sonra kurduğu Sevda-Cenap And Tesisi�ne ve tesisin müzik ve sanat etkinliklerine vaktini daha çok ayıran Cenap And ve Insan Tunalı�nın varisleri -dul eşi Nerime Tunalı ve manevi oğlu Uğurlu Tunalı - tarafından yönetildi. Eşi öldükten sonra uzun bir zaman bekâr kalan Cenap And, ilk Demokrat Parti hükümetinde bir süre de Milli Eğitim Bakanlığı yapan, ülkenin tanınmış eğitimci devlet adamı Avni Başman�ın kızı, Almanya�da ve Fransa�da eğitim görmüş, uzun süre öğretmenlik yapmış Ayşe Cevza Başman ile evlendi. Nerime Tunalı�nın ölümü ile, varisleri de şirkete katılınca, ortak sayılarının artması nedeniyle şirket statüsü baştan gözden geçirildi. Şirket yönetimi Cenap - Cevza And, Uğurlu - Gülseren Tunalı ve Nerime Tunalı varisleri temsilcisi Aydın Sidal tarafından bir süre yönetildi. Bu yönetim şekilleri, şirket etkinliklerinin duraklamasına neden oldu. Nerime Tunalı varislerinin hisselerini peyderpey And ve Tunalı ailelerine devretmeleri ve Aydın Sidal�ın da ölümü ile, şirket yönetimi, şirketin ekseriyet hisselerine sahip And ailesinin rızası ile diğer ortaklarla birlikte yürütüldü. Bu yönetim şekline Cenap And�ın ölümünden sonra da devam edildi. Şirketin Kavaklıdere fabrika, bağ ve tesislerinin, şehir içinde kalması nedeniyle büyütme ve geliştirme olanaklarının ortadan kalkması, bağ ve tesislerin içinde bulunduğu arazinin büyük değer kazanması, şirketin finansman sıkıntıları içinde bulunması, doğal olarak türlü çözüm seçeneklerini ortaya çıkarttı. Bu çözümler arasında, şirketi tasfiye etmek veya araziyi satıp yeni fabrika kurmak veya fabrikayı taşıyıp araziyi değerlendirmek seçenekleri bulunuyordu. Bu çözümler arasından, fabrikanın yenilenmeden taşınmasının finans yönünden olanaksız olması nedeniyle, arsanın satılıp yeni fabrika kurulması seçeneği seçildi. Arsa, Kavala Grubu�na satıldıktan sonra, yeni fabrikanın Ankara yerine Trakya�da kurulması düşüncesinin ortaklar arasında yarattığı itilaf, şirketin tasfiyesini düşündürmeye kadar büyüdü. Cevza And, kamu ve özel sektörde mühendis ve yönetici olarak görev yapmış ve Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası�nda danışmanlık yapan Yüksek Makine Mühendisi kardeşi Mehmet Başman�ı da şirket yönetimine katarak, birlikte yaptıkları mücadelenin sonunda, yaptırılan fizibilite çalışmalarının sonuçları yönünde, Cenap And�ın Ankara�da Anadolu üzümlerini geliştirmek için kurulan Kavaklıdere Şarapları Şirketi�nin Ankara ile özdeşleştiği, fabrikanın başka bir yöreye taşınmasının hiçbir yarar getirmeyeceği gibi ve şirketin küçülmesine, hatta silinmesine bile neden olacağını diğer ortaklara kabul ettirdi ve şirket yönetiminin tüm sorumluluğunu üstlendi. Şirket yeni yönetimi, Akyurt�ta, Esenboğa Havaalanı karşısında 500 dönüm arazi satın aldı. Ankara Ziraat Fakültesi ve Fransız Sogelerg Müşavir firmasıyla anlaştı. Yatırım için devlet teşviği aldı. Bankalardan krediler sağladı. Alınan arazi üzerine 250 dönüm bağ ve 40 bin hektolitre kapasiteli günün teknolojisinde yeni üretim, stoklama ve şişeleme tesislerini kurdu. Bu tesisler 1987 kampanyası ile işletmeye açıldı. Şirketin yıllık şarap üretim kapasitesi ve satışları 4 misli arttı. Şirketin kuruluşunun 77�inci yılında: Kavaklıdere semti, yapılan yeni bina, han, pasaj ve büyük küçük otellerle, Ankara�nın en gelişmiş turistik ve ticari kesimlerinden biri haline geldi. Cumhuriyet�ten sonra Kavaklıdere semti�nde inşa edilen villaların hemen hemen hepsi, Cenap And�ın Mimar Emin Onat�a çizdirdiği And Evi hariç, yıkılarak iş hanlarına dönüştü. Kavaklıdere Şarap Fabrikası ve bağlarının bulunduğu mevkiide bugün Sheraton Hotel ve Karum Ticaret Merkezi bulunmakta ve büyük bir konvansiyon merkezi inşaa edilmektedir. Sevda-Cenap And Müzik Vakfı�nın satılan hisseli arsaları üzerinde de bugün Hilton-SA Oteli bulunmaktadır. 1987�den bu yana Mehmet Başman�ın Yönetim Kurulu Başkanlığını üstlendiği Kavaklıdere Şarapları A.Ş de , büyük oğlu Murahhas Aza Ali Başman Kavaklıdere Şarapları�nın üretim başta olmak üzere bağcılık, ihracat, satın alma, müşteri ilişkileri ve halkla ilişkiler faaliyetlerinin yönetimini üstlenirken; küçük oğlu Murat Başman 1994 yılında Kavaklıdere Şarapları�nın Türkiye genelindeki satış ve dağıtımını gerçekleştirmek amacıyla kurulan tek yetkili firma Kavmar Pazarlama A.Ş�nin yöneticiliğini yürütmektedir Kavaklıdere Şarapları A.Ş, Fransız uzmanlarla birlikte, üzüm türlerini geliştirmekte, günün teknolojisi Akyurt Üretim Tesisleri�nde yılda 13,5 milyon litre, Manisa üretim tesisleri yılda 1 milyon litre ve Nevşehir�de kurduğu bağlar içinde bulunan yeni üretim tesislerinde de yılda 4 milyon litre standart ve özel şaraplar üretmektedir. Unutulmuş asil Anadolu üzüm türlerini gün ışığına çıkarmaktadır. Bağcılık, şarapçılık ve kültür alanlarındaki kültür ve eğitim yayınlarıyla da ülke şarapçılığının ve şarap kültürünün gelişmesine öncülük etmektedir. Kavaklıdere Şarapları A.Ş, ayrıca, güzel sanatlara ve özellikle Cenap And�ın Cevza And ile birlikte kurdukları Sevda-Cenap And Müzik Vakfı�na sürekli maddi ve manevi destek vermekte, ülkede müzik kültürünün gelişmesine ve Vakfın üstlendiği, Ankara�ya konser salonu ve kültür merkezleri kazandırmak gibi projelerine, başkentin geleneksel sanat etkinliğine dönüşen Uluslararası Ankara Müzik Festivali�nin sürekli olarak gerçekleşmesine ve yurtiçinde ve yurtdışında tanıtılmasına katkıda bulunmaktadır. alıntı
__________________ ![]() ![]() Birak ellerimi Üç satir yazacagim Üç satirda sEn!... Birak gözlerimi Dört yana bakacagim Dört yanda sEn!... Birak yüregimi Bin kere sevecegim Bin kerede sEn!.. .... "Anam aşk, babam aşk !... Peygamberim aşk, Allahım aşk!... Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim." ..Mevlana.. Çatlaklar kutsaldır; ışığı içeri sızdırırlar... %100 TÜRK |
| | |
| | #4 |
| Ç.a.t.L.a.K ' IM.. ![]() | Ülkemiz bağcılık için en uygun iklim şartlarına sahiptir. Bu nedenle asma yetiştiriciliği yüzyıllardan beri yapılmaktadır. Asma hemen her toprakta yetişir. Az sulamayla yetinmesi, yamaç arazileri de değerlendirmesi tercih edilmesini sağlamıştır. Ayrıca üzümün birçok değerlendirme şeklinin olması da dünya üzerinde en fazla üretilen meyve olmasına yol açmıştır. Bağ yetiştiren ülkeler içinde Türkiye 1999 yılı verilerine göre 560.000 ha bağ alanı ile dördüncü, 3.650.000 ton yaş üzüm üretimi ile de beşinci sırada yer almıştır. Üzüm üretiminin tüm meyve üretimimiz içindeki payı %30.7'dir. Üzüm sofralık, şaraplık, kurutmalık olarak üç şekilde değerlendirilir. Bunun yanında pekmez, pestil, köfter, sucuk, ezme gibi değerlendirme yolları da vardır. Ülkemizde üretilen üzümün 2.235.000 tonu çekirdekli, 1.365.000 tonu çekirdeksizdir. Toplam üretimin %35.4'ü sofralık, %41.7'si kurutmalık, %5.5'i şaraplık olarak , %8.8'i çeşitli gıda ürünleri elde etmek amacıyla kullanılmaktadır. Ülkemizde yer alan 9 tarım bölgesi içinde hem alan, hem de üretim yönünden Ege Bölgesi birinci sırada gelmektedir. Sadece bu bölgemiz bağ alanlarının %28.5'ine, üzüm üretiminin % 45.6'sına sahiptir. Modern bağcılık tekniği sayesinde dekara ortalama verim 1.000 kg'ın üzerine çıkmıştır. Son yıllarda tesis edilen bağlarda telli terbiye sistemleri kullanılmaktadır. Bölgede kurutmalık üzüm yetiştiriciliği yapılmakta olup, %90 oranında yuvarlak çekirdeksiz üzüm çeşidi üretilmektedir. Bağ alanı ve üretim açısından ikinci sırada gelen Akdeniz Bölgesi erkenci üzüm yetiştiriciliği açısından önemlidir.Örtü altı bağ yetiştiriciliği son yıllarda artmıştır. Yalova İncisi ve Trakya İlkeren çeşitleri ile artık Mayıs ayı sonunda ilk turfanda ürün alınabilmektedir. Akdeniz Bölgesi'nde yayla bağcılığı konusunda da gelişmeler vardır. Marmara Bölgesi'nin Trakya kesiminde şaraplık, Anadolu tarafında ise orta mevsim ve geç mevsimde olgunlaşan sofralık üzüm çeşitleri yetiştirilmektedir. Tekirdağ ve Edirne'de şaraplık üzüm üretimi çok yaygındır, ürünleri ise Tekel ve özel sektöre ait şarap fabrikalarında değerlendirilmektedir. Ülkemizin diğer bölgelerinde de standart üzüm çeşitlerine ait bağlar bulunmaktadır. Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP)'nin tamamlanması ile çalışmaya başlanmasından sonra Güney Doğu Anadolu Bölgemizde bağcılık daha önemli hale gelecektir. Bağcılıkta filokseranın tahribatı nedeniyle aşılı-köklü fidan kullanmak zorunlu olmaktadır. 1998 yılı verilerine göre bir yılda üretilen fidan sayısı 2.7 milyonu aşılı, 1.25 milyonu aşısız Amerikan asma fidanı olmak üzere 4 milyon adettir. Bu rakamın yoğun tarım dallarından olan bağcılığın geliştirilmesi için artırılması gerekmektedir. Türkiye bağlarının %80'i goble ya da mahalli terbiye sistemlerine göre kurulmuş bağlardır. Yüksek terbiye sistemleri daha çok Ege Bölgesi'nde yoğunlaşmıştır. Türkiye genelinde son yıllarda tesis edilen bağlarda telli terbiye sistemleri kullanılmaya başlanmıştır. Bağcılık özel bilgi ve beceri isteyen tarım koludur. Bakım işlerinin zamanında uygulanması çok önemlidir. Hastalık ve zararlılarla mücadele mutlaka yapılmalıdır. Ancak zamansız ve gereksiz ilaç kullanımı doğal dengeyi bozar, insan sağlığına zarar verir, üründe kalite ve verim kayıplarına yol açar. Yanlış yapılan ilaçlı mücadele sonucu kuru üzüm ve şarap ihracatında, ayrıca yurt içi tüketimde, meyvedeki ilaç kalıntıları nedeniyle sıkıntı yaşanacaktır. Ülkemizde üzümler çeşit ve ekolojiye göre Haziran başı ile Kasım ayı sonuna kadar olan periyotta hasat edilmektedir. Hasat zamanı ve şekli çeşidin sofralık, şaraplık ya da kurutmalık oluşuna göre değişir. Pazar isteklerine, tatlanma durumuna, salkım sapı ve iskeletinin rengine göre hasada başlanır. Ambalajlama özellikle sofralık üzümlerde önem taşır. Standartlara uyulmalıdır. Ülkemizde yıllık ortalama 5.000 ton civarında üzüm soğuk hava depolarında depolanmaktadır. Üretilen yaş üzümün 1/3'ü kurutmalık olarak değerlendirilmektedir. Ülkemiz bu yönden dünyada ilk sırada yer almaktadır. Ülkemiz Uluslararası piyasada çekirdeksiz kuru üzüm ticaretiyle tanınmaktadır. Üzüm ihracatının %87 ila 91'i kuru üzümden oluşur. Sofralık üzüm ihracatımızın oranı %3.3'tür. Erkenci üzüm çeşitlerinin yaygınlaşmasıyla bu rakamın artması beklenmektedir. Türkiye bağlarının büyük bölümünde (%80), mekanizasyona elverişli olmayan terbiye şekli kullanılmaktadır. Oysa insan iş gücünün azalması mekanizasyonun artması gerekmektedir. Bunun için geleneksel terbiye şekli olan Goble vb. sistemlerden hızla yüksek telli sistem bağcılığa geçilmelidir. Bağcılık gelir açısından önemli tarım kollarından biridir. Tabii olarak bu sektörü üzüm üreten işletmeler oluşturmaktadır. Bu işletmelerden 2,5 milyon kişi gelir sağlamaktadır. Ülkemizde bağcılık genellikle küçük işletmelerde yapılmaktadır. Küçük alanlarda yapılan bağcılık büyük alanlar üzerinde yapılırsa karlılık artar. Dünya şarap üretiminde ve ticaretinde Türkiye'nin payı % 0.11 ile son derece küçüktür. İhraç edilen şaraplar çok az miktarda şişelenmiş olarak, daha büyük miktarda ise dökme olarak satılmaktadır. Üzümün diğer değerlendirme ürünleri pekmez, sucuk, reçel, köfter, bastık, samsa, pestil vb. iç pazarda tüketilmektedir. Bağcılık dünyanın en uygun iklim kuşağında yer alan ülkemiz için vazgeçilmez tarım kollarından biridir. Ülkemiz bağcılığını geliştirmek için modern bağcılık tekniklerini kullanmak, üretim-pazarlama zincirini sağlamak gerekmektedir. 1.2. Bölgelere Göre Standart Üzüm Çeşitleri MARMARA BÖLGESİ Sofralık Çeşitler Amasya Beyazı, Alphonse Lavallée, Alpehlivan, Cardinal, Çavuş, Değirmendere Siyahı, Erenköy Beyazı, Edincik Karası, Hafızali, Hacıbalbal, Hacıoğlu Siyahı, Hamburg Misketi, İtalia, Kozak Beyazı, Kozak Siyahı, Muscat Reine des Vignes, Müşküle, Razakı. Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Adakarası, Beylerce, Clairette, Cinsaut, Gamay, Karalahana, Karasakız, Papazkarası, Pinot Chardonnay, Pinot noir, Riesling, Semillon, Vasilaki, Yapıncak. EGE BÖLGESİ Sofralık Çeşitler Alphonse Lavallée, Cardinal, Hamburg Misketi, İtalia, Kozak Beyazı, Kozak Siyahı, Muscat Reine des Vignes, Razakı, Osmancık, Pek, Pembe Çekirdeksiz, Pembe Gemre, Perlette, Sultani Çekirdeksiz, Yuvarlak Çekirdeksiz. Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Alicante Bouschet, Cabernet Sauvignon, Carignane, Çalkarası, Merlot, Semillon. Kurutmalık Çeşitler Sultani Çekirdeksiz, Yuvarlak Çekirdeksiz. KARADENİZ BÖLGESİ Sofralık Çeşitler Çavuş, Hafızali, Hamburg Misketi, Kömüş Memesi. Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Boğazkere, İzabella, Narince, Öküzgözü. İÇ ANADOLU BÖLGESİ Sofralık Çeşitler Alphonse Lavallée, Çavuş, Hafızali, Hamburg Misketi, Muscat Reine des Vignes, İtalia, Razakı, Gül Üzümü, Kadın Parmağı, Parmak. Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Akdimrit, Emir, Hasandede, Kalecik Karası, Karadimrit, Papazkarası. Kurutmalık Çeşitler Akdimrit, Karadimrit, Besni. AKDENİZ BÖLGESİ Sofralık Çeşitler Alphonse Lavallée, Muscat Reine des Vignes, İtalia, Razakı, Adakarası, Cardinal, Hönüsü, Işıklı, Pance précose, Perlette, Perle de Csaba, Tarsus Beyazı, Yıldız. Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Burdur Dimriti, Dökülgen, Kabarcık, Sergi Karası. GÜNEYDOĞU ANADOLU BÖLGESİ Sofralık Çeşitler Ağ besni, Dımışkı, Hönüsü, Tahannebi. Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Boğazkere, Dökülgen, Horozkarası, Kabarcık, Öküzgözü, Rumi, Sergi karası. Kurutmalık Çeşitler Besni DOĞU ANADOLU BÖLGESİ Sofralık Çeşitler Karaerik, Tahannebi, Şilfoni. Şaraplık ve Şıralık Çeşitler Boğazkere, Kabarcık, Narince, Öküzgözü. Kurutmalık Çeşitler Besni 1.3. Bazı Standart Üzüm Çeşitlerinin Tanıtımı ÇAVUŞ :Türkiye'nin her yerinde rastlanmakla beraber daha ziyade Marmara Bölgesinde ve Bozcaada'da geniş olarak yetiştirilmekte olan erkenci sofralık bir çeşittir. Tanesinin gevrek sulu ve hoş aromalı olması, çekirdeklerinin kolay ezilmesi nedeniyle çok sevilen bir çeşittir. Tek kusuru fizyolojik dişi çiçekli olması ve dölleyici bir çeşide ihtiyaç göstermesidir. Kara sakız, Hacıbalbal ve Hamburg Misketi çeşitleri dölleyici olarak kullanılmaktadır. Omcalar kuvvetli gelişir, iri taneli, verimli bir çeşittir. Kısa budanır. İnce kabuklu ve beyaz renklidir. HAFIZALİ: Trakya Bölgesinin en yaygın sofralık beyaz çeşididir.Balkan ülkeleri ve İtalya'da çok yetiştirilir. Omcaları iyi gelişir ve verimlidir. Kısa veya karışık budanır. Orta Anadolu'da da iyi sonuç vermektedir. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir. ![]() RAZAKI :Ülkemizin hemen hemen her bağ bölgesinde Razakı adıyla bilinen gösterişli, yol ve muhafazaya uygun bir sofralık çeşittir. Verimli bir çeşit olup karışık budanır. İnce kabuklu ve beyaz renklidir. TARSUS BEYAZI :Adana ve Mersin civarında geniş olarak üretilen, piyasaya erken çıkan yerli üzümdür. Omcaların gelişmesi ve verimi iyidir. Kısa budanır. Biraz bekletilince tanelenme yapar. Bu özelliği sofralık karakterini olumsuz yönde etkilemektedir. Erkenci olması nedeniyle bir miktar ihraç edilmektedir. Kalın kabuklu ve beyaz renklidir.![]() ALPHONSE LAVALLÉE :Koyu mor renkli, iri taneli, gösterişli, yola dayanıklı, pazar değeri yüksek sofralık bir çeşittir. Kuvvetli ve verimli taban topraklara uygundur. Kısa budanır. Kordon terbiye sistemiyle iyi sonuç verir. Kalın kabuklu ve siyah-mor renklidir. CARDİNAL :Çok iri taneli ve salkımlı erkenci sofralık bir çeşittir. Son yıllarda Akdeniz, Ege ve Marmara Bölgelerinde süratle yayılmıştır. Omcaları kuvvetli gelişir. Verimi çok iyidir. Kısa budanmalıdır. Kordon terbiye sistemleri önerilir. Çiçekten önce somak seyreltmesi, kaliteyi artırır. Sıcak yerlerde güneş yanığı, taban yerlerde tane çatlaması görülebilir. Orta kalın kabuklu ve kırmızı renklidir. YUVARLAK ÇEKİRDEKSİZ :Ege bölgesi bağlarının yarıdan fazlasını teşkil eden çekirdeksiz üzümlerin %90'nı bu çeşit oluşturur. Çok kaliteli kehribar sarısı renkte kuru üzüm elde edilir ve çoğu ihraç edilir. Sofralık olarak değerlendirilen ve aranan bir çeşittir. Kendine has karamelize bir lezzeti vardır. Çekirdeksiz olduğundan taneleri küçüktür ve pazara ulaşıncaya kadar tanelenme yapar. Hormon uygulanması, bilezik alma ve salkım seyreltmesi yapılarak tane irileştirilebilir. Uzun budama gereklidir. İnce kabuklu ve beyaz renklidir. DÖKÜLGEN :Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde yetiştirilen çok verimli bir çeşittir. Orta kalitede sofra şarabı verir. Daha çok şıralık olarak yetiştirilir. Karışık budanır. Güneydoğu da Hönüsü çeşidinin dölleyicisi olarak kullanılmaktadır. Sek ve likör şarabı yapılır. Şarabı altın sarısı renkte, kuru madde ve gliserince zengindir. Alkol derecesi %11-13 arasında değişir. Genel asidi 4 gr/L. civarında olup, biraz düşüktür. Kabarcık veya Hasandede şarabı ile karıştırılarak paçal da yapılmaktadır. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir. EMİR :Nevşehir, Kırşehir, Kayseri ve Niğde çevresinde yetiştirilen, Orta Anadolu'nun kaliteli şaraplık çeşididir. Sek şarabı yapılır. Alkol derecesi %10-11 asidi 5-6 gr/L. civarındadır.Kuru madde ve pH' sı kalite şaraplar için belirlenmiş sınırdadır. Omcaları iyi gelişir. Kısa veya karışık budanan verimli bir çeşittir. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir. Kapadokya bölgesinin (Nevşehir, Kırşehir, Kayseri, Niğde ) suyu bol olan bir üzüm çeşididir. Adını hükümdarların özel şarabı olmasından ötürü emirlerden almıştır. Özellikle Hititler ve Romalılar döneminde büyük değer kazanan Emir üzümü bölgede geniş alanlara yayılmıştır. Bazı dönemlerde bölgedeki şaraplık çeşitler yerine sofralık üzüm çeşitlerini yerleştirmeye yönelik çalışmalar olmuş ise de, bölgenin toprak yapısı ve ikliminin kaliteli sofralık üzüm yetiştirmeye uygun olmaması nedeniyle başarısız olunmuştur. Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir. Sek şarap yapımında kullanılır. Emir üzümünden üretilen şaraplar yeşil sarı ya da açık sarı olur.Kapadokya bölgesinin (Nevşehir, Kırşehir, Kayseri, Niğde ) suyu bol olan bir üzüm çeşididir. Adını hükümdarların özel şarabı olmasından ötürü emirlerden almıştır. Özellikle Hititler ve Romalılar döneminde büyük değer kazanan Emir üzümü bölgede geniş alanlara yayılmıştır. Bazı dönemlerde bölgedeki şaraplık çeşitler yerine sofralık üzüm çeşitlerini yerleştirmeye yönelik çalışmalar olmuş ise de, bölgenin toprak yapısı ve ikliminin kaliteli sofralık üzüm yetiştirmeye uygun olmaması nedeniyle başarısız olunmuştur. Son derece zarif bünyeli ancak dolgun gövdeli şarap verir. Sek şarap yapımında kullanılır. Emir üzümünden üretilen şaraplar yeşil sarı ya da açık sarı olur. NARİNCE : Tokat ve Amasya yöresinde bağların %80-90'nı bu çeşitten kurulmuştur. Yerli çeşitlerimiz arasında en kaliteli sek ve dömisek şarap yapılan çeşitlerden birisidir. Verimli bir çeşittir. Kısa veya karışık budanır. Sek şarabın alkol derecesi %11-13 arasında, asidi 6-7 gr/L civarındadır. Sek şarapları gibi, dömisek şarapları da kimyasal bileşim ve aroma maddeleri bakımından iyi ve kaliteli olmaktadır. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir.İç kuzey Anadolu'da Tokat yöresinde üretilen bir beyaz üzüm çeşididir. Karadeniz kıyısına yakın dağların güneyindeki yaylada yetişir.Bu bağlık bölge Yeşilırmak boyunca devam eder. Burada genelde karasal iklim vardır ve bağlar ortalama 500 m.yükseklikte bulunur. Narince adı, ince kabuğundan kaynaklanıyor olabilir.Nefis bir aroması vardır. Dömisek şaraplarda çok iyidir. Yıllandırmaya ve meşe fıçıda bekletmeye uygun ender beyaz üzüm türlerinden biridir. SEMİLLON ünyaca meşhur şaraplık bir çeşittir. Şarabında incir aroması vardır. Sıcak yerde yetiştirilirse mükemmel kalitede tatlı şarap verir. Yurdumuzda yaygın olarak Tekirdağ yöresinde yetiştirilmektedir. Sek şarabı yapılmaktadır. Ege veya Güneydoğu Anadolu'da yetiştirildiğinde kaliteli tatlı şarap verebilir. Erken olgunlaşan verimli bir çeşittir. Kısa ve karışık budanır. Uzun budandığında daha fazla ürün almak mümkündür. Şarabı dolgundur, oksidasyona kısmen dayanıklıdır ve 1-1,5 yılda şişeleme olgunluğu kazanır. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir. CABERNET SAUVİGNON : Çok kaliteli şaraplık bir çeşittir. Şaraplarında karakteristik tat, buke, alkol-asit dengesi ve renk mükemmeldir. Dünyanın en iyi kırmızı şaraplık çeşitlerinden birisidir. Tane tutumu seyrek ve gayri mütecanis olduğundan verimi az ve gelişmesi orta bir çeşittir. Karışık budama gerektirir, serin bölgelere iyi adapte olur. Tekirdağ yöresine iyi uyabilir. Verimi az ve salkımları gayri mütecanis olduğundan yurdumuzda arzu edilen düzeyde yetiştirilmemektedir. Kalın kabuklu ve siyah renklidir. KALECİK KARASI rta Anadolu, Ankara, Kalecik ve Kırıkkale dolaylarında yetiştirilen çok kaliteli sek şarap yapılan bir çeşittir. Dolgun bukeli ve dengeli şarap verir. Orta Anadolu'nun en kaliteli siyah şaraplık çeşididir. Verimi iyidir ve karışık budanır. Şarabında %12-13 alkol, 5-7 gr/L. toplam asit ve 23-24 gr/L. şekersiz kuru madde vardır. Kalın kabuklu ve siyah renklidir. ÖKÜZGÖZÜ :Tek başına şarabının toplam asidi yüksek, alkolü az olmasına rağmen, dolgun bukeli kaliteli ve kendine has aromalı şarap veren bir çeşittir. Boğazkere çeşidinin şekeri daha yüksek olduğundan Öküzgözü-Boğazkere 2:1 oranında paçal yapılmaktadır. Bu paçal şarabın alkol derecesi %12-13, toplam asidi 5-6 gr/L. ve şekersiz kuru maddesi 22-24 gr/l. olup dengeli ve dolu bir yapıdadır. Karışık budanır, orta verimliktedir. Orta kalın kabuklu ve siyah renklidir. Elazığ, Malatya'nın Arapgir ilçesi ve Tunceli yörelerinde yetiştirilen bir şaraplık üzümdür.Bu bölgenin tarihsel coğrafyasına bakıldığında birçok köyün 20. yüzyıl başı ve Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar Ermeniler tarafından iskan edildiği görülür. Yoğun ermeni göçleri sonucu gerek köylerin boşalması gerekse müslüman nüfusun şaraplık üzüme dinsel nedenlerden dolayı uzak durması ve daha sonrasında bölgeden başta İstanbul olmak üzere büyük şehirlere göç yaşanması sonucunda genç nüfusun azalması gibi nedenlerle bu üzümün miktarında ve kalitesinde ciddi gerilemeler olmuştur. Ancak son yıllarda bazı devlet ve özel kuruluşların çabaları ve şaraplık üzümün katma değerinde meydana gelen artış sonucu Öküzgözü'nün üretimi artmaya başlamıştır. Öküzgözü üzümünün yetiştirildiği bölge yaklaşık 1000 metre yüksekliğnde dağlarla çevrili bir bölgedir. Dağların arasından , dar ve uzun vadiler oluşturarak akan ve daha sonra Fırat nehriyle birleşen dere ve çayların yarattığı mikroklima sonucu bölgesel iklim yumuşaması olmakta ve bu değerli üzümün yetişmesi için ideal koşullar oluşmaktadır. Ayrıca son yıllarda bölgede inşa edilen barajların göllerinin ( Keban barajı ve Karakaya barajı ) iklimi yumuşatması sayesinde bu üzümün yetişme alanı genişlemiştir. Öküzgözü, etli ,sulu ve iri taneli bir üzümdür. Adı ,büyüklüğünden gelmektedir. Sofralık olarak da bölge halkı tarafından değerlendirilmekte, ayrıca kurutulup satılmaktadır. Şarap yapımına son derece uygun bir üzümdür. Ancak bu üzüm çoğunlukla yalnız olarak değil, Boğazkere ile kupaj yapılarak şarap olmakta ve bu şaraplar piyasanın genelde en aranan şarapları olmaktadır. Monosepaj olarak da kullanılmakta ve vanilya,siyah frenk üzümü, böğürtlen , kiraz aromaları hissedilen şaraplar üretmektedir. Yıllanmaya son derece uygun şaraplardır. Önemli Öküzgözü şarabı markaları , Kulüp Öküzgözü, Kocabağ Öküzgözü ( Kapadokya yöresinin bir üretici firması ), Turasan Öküzgözü, Cankara Öküzgözü ‘dür. SERGİ KARASI :Gaziantep bölgesinin kırmızı şaraplık üzüm çeşididir. Şarabı orta kalitede koyu kırmızı renkte ve alkol derecesi %11-14, genel asidi 5 gr/L ve şekersiz kuru maddesi 28-29 gr/L civarındadır. Tanesi fazladır. Eskitildiğinde iyi bir buke kazanır. Gelişmesi kuvvetli, verimi iyidir. Karışık budanır. İri taneli ve gösterişli olduğundan sofralık ve kurutmalık olarak da değerlendirilmektedir. Orta kalın kabuklu ve siyah renklidir. BESNİ:Güneydoğu'nun en önemli kurutmalık çeşitlerinden birisidir. Omcalarının gelişmesi ve verimi çok iyidir. Sofralık olarak da kullanılır. Karışık budanır. İnce kabuklu ve beyaz renklidir. SULTANİ ÇEKİRDEKSİZ:Yuvarlak çekirdeksizle birlikte Ege Bölgesi bağlarının yarıdan fazlasını oluşturan, dünyaca meşhur mükemmel kaliteli kurutmalık bir çeşittir. Sofralık olarak da değerlendirilmektedir. Bu durumda tanelerinin irileşmesi için hormon atılır, bilezik alınır ve çilkim seyreltmesi yapılır. Tanelerin salkıma bağlantıları zayıf olduğundan pazara ulaşıncaya kadar tanelenme yapar. Omcaları kuvvetli gelişir. Bu yüzden budamada fazla göz bırakılmalıdır. Karışık budanır. İnce kabuklu ve beyaz renklidir.Etli, az asitli çekirdeksiz beyaz üzümdür.Aslında sofralık ve kurutmalık olarak tüketilir. Tadının ne kadar güzel olduğu isminden bellidir.' Sultanların ağzına layık' anlamındadır.Yetişme alanı Ege Bölgesi olup, Manisa ovası ve daha güneyde Denizli'nin Çal platosu'dur. Sultaniye üzümü son yıllarda Kapadokya'nın Emir üzümüyle kupe edilerek başarılı sonuçlar vermiştir. Emir gibi yine İç Kuzey Anadolu Bölgesi'nin yerel üzümü olan Narince üzümüyle de sonyıllarda karıştırılmakta ve oldukça başarılı sonuçlar elde edilmektedir.Kavaklıdere'nin Sultaniye-sek ve Doluca'nın Angora-Beyaz şarapları çok başarılı Sultaniye örnekleridir. Ayrıca Kavaklıdere'nin Çankayave Doluca'nın Villa Doluca- Beyaz şaraplarında Emir üzümüyle karıştırılarak kullanılır.Yoğun konsantre aromalı Sutaniye özellikle tatlılarla,pastalarla ve meyvelerle soğutularak içilebilir. Ayrıca iyi bir aperitif olabilir. HAMBURG MİSKETİ.Hem sofralık hem de şaraplık olarak değerlendirilen kokulu bir çeşittir. Yaygın olarak Marmara ve Orta Anadolu Bölgesi'nde yetişir. Omcaları kuvvetli gelişir, verimi iyidir. Kısa veya karışık budanır. Orta kalın kabuklu ve siyah renklidir HASANDEDE:Ankara, Çorum ve Çankırı yöresinde yetiştirilen bir çeşittir. Orta Anadolu'da yapılan beyaz şarapların çoğu bu çeşidin şarabıdır. Tatlı doyumlu ve kendine özgü aromalı olması nedeniyle sofralık olarak da kullanılır. Kısa budanır. Sek ve dömisek şarabı yapılır. Sek şarapları sofra şarabı niteliğinde orta kalitededir. Alkol derecesi % 12 dolayında, toplam asidi beyaz şaraplar için gerekenden biraz düşüktür. Orta kalın kabuklu ve beyaz renklidir. İZABELLA:Karadeniz sahil kesiminde özellikle Samsun'dan Rize'ye kadar, ağaçlara sarılmış olarak en fazla rastlanan bir çeşittir. Mantari hastalıklara dayanıklıdır. Tane sıkıldığında içi bütün olarak fırlar. Ekşi ve çilek kokulu bir üzümdür. Esas olarak şıralık olmasına rağmen Karadeniz Bölgesinde sofralık olarak değerlendirilmektedir. Kalın kabuklu ve siyah renklidir. YALOVA İNCİSİ:Ege ve Akdeniz Bölgesi'nde yetiştirilen, ıslah çalışmaları sonucu elde edilmiş yeni bir çeşittir.Sofralık olup, erkencidir. Taneleri beyaz renkli, oval ve iridir. Kısa budanmalıdır. ATA SARISI :Ege ve Akdeniz Bölgesi'nde yetiştirilen beyaz sofralık, çok iri, yuvarlak taneli, kısa budama orta mevsimde olgunlaşan bir çeşittir.Kısa budanmalıdır. TRAKYA İLKEREN :Siyah renkli, çekirdekli, erkenci, sofralık olarak tüketilen, örtü altı yetiştiriciliğine uygun özellik gösteren, Marmara, Ege, Akdeniz Bölgesi'nde yetiştirilen, yuvarlak ve orta büyüklükte taneleri olan bir çeşittir. alıntıdır
__________________ ![]() ![]() Birak ellerimi Üç satir yazacagim Üç satirda sEn!... Birak gözlerimi Dört yana bakacagim Dört yanda sEn!... Birak yüregimi Bin kere sevecegim Bin kerede sEn!.. .... "Anam aşk, babam aşk !... Peygamberim aşk, Allahım aşk!... Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim." ..Mevlana.. Çatlaklar kutsaldır; ışığı içeri sızdırırlar... %100 TÜRK |
| | |
| | #5 |
| Ç.a.t.L.a.K ' IM.. ![]() | ![]() Özel firmalarve devlet ensitüleri tarafından sofralık üzüm sektöründe son dönemlerde sarf edilen gatretler sektöre kaydadeğer bir değer verilmesine neden olmuştur.1996 yılının Eylül ayında Devlet Enstitüleri tarafından, kalitenin arttırlması yönünde yapılan büyük atılımlar, özel sektöründe hem üretimin artmasına hemde çeşitliliğin çoğalması için aşırı gayret göstermesine yol açmıştır. Her zaman yeni bir tat bulma amacıyla yapılan çalışmaların sonucunda tadın sürekli gelişimi, sofralık üzüm sektörünün sadece piyasanın belirlediği parametrelere karşı değil kendi sınıfına karşı da rekabet etmesine neden oldu.Bu durum çiftçinin yapısal olarak üretim esnasında file, plastik yada alışılagelmiş tarımsal usuller ile meyveyi muhafazası ile ilişkilidir. Bu alanda VIVAI F.LLI ZANZI ile Bitetto ( BA) VIVAI DELLA VENEA srl birlikte kendi tecrübelerini sunuyorlar ve sofralık üzüzmün gelişmesinde büyük güç oluşturuyorlar. Bu iki firma Araştırma Enstitüleriyle devamlı bir kontak içinde bulunmaktadır. Bu sayede aşağıda belirtilen gelişmeler sağlanabilmektedir. • Son zamanlarda üretilen üzümler yerine, geleneksel çeşitleri kullanarak daha geniş çeşitlilik ortaya çıkarmak ve Akdeniz havzasında patentli çok geniş varyasyonlar meydana gelmesine olanak sağlamak • Farklı çeşitler için knowhow ve tarımsal uygulamaları • Zaman zaman ortaya çıkan yapısal yeniliklere danışmanlık yapmak • Üretimin döngüsünün plastik veya file ile korunarak mükemmelleştirilmesi konusunda danışmanlık vermek • Büyük üzüm bağları konusunda projeler yapmak Çekirdeksiz çeşitler BLACK SEEDLESS Orijin : Muhtemelen Kaliforniyalı veya Şilili Uyanma dönemi : orta Çiçeklenme dönemi: Orta Olgunlaşma dönemi : Erken Salkım : Orta-büyük, konik, oldukça seyrek taneli, bazen tek kanatlı Tane: Orta( 4 gr), oval, orta ince kabuklu, kokusuz, kıtır etli, kabuğu koyu mavi veya morumsu Genel özellikleri: Kuvvetli, oldukça karakteristik özellikleri ile oldukça verimli, % 17 şekerli, 4 gr/litre total asitlik içeren, pH 3,45, çekirdeksiz siyah bir üzüm çeşididir.Olgunlaşma döneminin erken olması ve çekirdeksiz olması dolayısıyla önemli bir çeşittir. BLUSH SEEDLESSDilekçe no 1024 NV Patentli çoğaltıcısı Zanzi Fruitgrowing Equipment Orijin : H.P.Olmo tarafından elde edilmiş, Kaliforniya kökenli bir çeşittir. Uyanma dönemi : orta-erken Çiçeklenme dönemi: Erken Olgunlaşma dönemi : Orta Salkım : Büyük, konik, seyrek taneli, basit kanatlı Tane: Orta( 4-5 gr), kısa eliptik-oval, ince ve kırmızı kabuklu, kırağılı; kokusuz renksiz, dayanıklı,etli Genel özellikleri:Endüstriyel kullanım ve taze tüketim için uygun kırmızı çekirdeksiz, verimliliği oldukça yüksek, şekerli( % 13) ve az asitli( 6 gr/litre) bir üzüm çeşididir. CENTENNIAL SEEDLESS Dilekçe no 1022-NV Patentli çoğaltıcısı Zanzi Fruitgrowing Equipment Orijin : Kaliforniya. Uyanma dönemi : Erken Çiçeklenme dönemi: Erken-çok erken Olgunlaşma dönemi : Erken Salkım : Çok büyük, konik-silindirik, seyrek taneli Tane: Orta büyük( 6-8 gr), silindirik-elipsoidal yapılı, sarı-yeşil renkli Genel özellikleri: İyi üzüm kalitesi nedeniyle taze tüketim ve hatta başka kullanımlar( meyve salataları, pastalar, şerbetler v.s.) için uygun , çekirdeksiz beyaz, dengeli ( % 13’ leri aşan şekerlilik) ; verimliliği oldukça yüksek ( yaklaşık 20 kg üzüm/asma). Taneleri sap bağlantılı. CORINA(n.236411) tanım I.N.T.A: “ Early gold “ Orijin : Arjantin. Uyanma dönemi : Orta Çiçeklenme dönemi: Orta-erken Olgunlaşma dönemi : Erken Salkım : Orta- büyük, konik,basık, orta seyrek taneli Tane: Orta büyük( 5,5-7 gr), silindirik-elipsoidal yapılı, sarı-yeşil renkli, sulu ve etli Genel özellikleri: Taze tüketim için uygun çekirdeksiz beyaz bir üzüm çeşididir.Verimliliği oldukça yüksek.Üzümü kaliteli , yaklaşık % 15 şekerli, pH ve toplam asitlik değerleri 3,7 ve 5 gr/litre ; hafif aromalıdır. CORRIN SEEDLESS Dilekçe no 280-NV Patentli çoğaltıcısı Zanzi Fruitgrowing Equipment Orijin : Kaliforniya. Uyanma dönemi : Orta Çiçeklenme dönemi: Orta-erken Olgunlaşma dönemi : Orta Salkım : Büyük, konik,basit kanatlı, orta sert Tane: Orta ( 3,4-5 gr), uzun-eliptik, sarı-yeşil, güneş gören kısımları bazen kırmızı Genel özellikleri: Çekirdeksiz beyaz üzüm, tanenin ortalama ağırlığını arttırmak için salkımdaki sap sayısının azaltılarak taze tüketimi açısından ilginç; endüstriyel kullanımlarıda mevcut.Yüksek verimli, üzüm kalitesi iyi, tatsız, şeker miktarı yaklaşık % 13,1 , pH düşük ( 3,34 ) , toplam asit 6,8 gr/litredir. DAWN SEEDLESSDilekçe no 9-NV/84 Patentli çoğaltıcısı Zanzi Fruitgrowing Equipment Orijin : Kaliforniya. Uyanma dönemi : Orta-erken Çiçeklenme dönemi: Erken Olgunlaşma dönemi : Erken Salkım : Orta büyük, konik, kanatlı, orta seyrek taneli Tane: Orta ( 3,1-4 gr), eliptik-yuvarlatılmış yapı, sarı-yeşil renkli Genel özellikleri: Çekirdeksiz, beyaz, üzüm verimi oldukça yüksek (Yaklaşık 20 kg üzüm/asma) üzüm kalitesi yüksek, % 16’ yı aşan şeker oranı, pH ve toplam asitlik değerleri 3,5 ve 5 gr/litre; taze tüketim açısından ilginç ama sap büyüklüğü fazla değil .Endüstriyel kullanım için elverişli( özellikle meyve salatalarında ) EARLY RED Orijin : Moldova. Uyanma dönemi : Orta Çiçeklenme dönemi: Orta-erken Olgunlaşma dönemi : Erken Salkım : Büyük, konik, uzun, oldukça kanatlı Tane: Orta büyük ( 5-6 gr), uzun oval yapıda kırmızı –pembe görünümlü Genel özellikleri: Taze tüketim açısından oldukça önemli kırmızırenkli çekirdeksiz bir üzüm çeşididir.Verimliliği orta-yüksek, şeker oranı % 15, pH ve toplam asitlik derecesi 3,7 ve 5 gr/litredir. IMPERATRICE(RED SEEDLESS) (n.28467) tanım I.N.T.A Orijin : Arjantin Uyanma dönemi : orta-erken Çiçeklenme dönemi: Orta Olgunlaşma dönemi : Orta geç Salkım : İri veya çok iri, konik, basit kanatlı, orta seyrek taneli Tane: Orta( 4 gr), yuvarlak oval, ince kırmızı kabuklu, dayanıklı, renksiz etli, sulu, aromasız Genel özellikleri: Kırmızı renkli çekirdeksiz bir üzüm çeşididir.Yüksek verimliliği tanelerin ağırlığını arttırmak ve dikim ile üretim arasında denge sağlamak maksadıyla salkımların güneş görmeleri için çeşitli metodlar kullanılsa kalite daha iyi olur.Üzüm fazla şekerli değil ( % 13 ) ve düşük asitlidir ( 6 gr/litre ). JADE SEEDLESS King Husainy türü patentli marka Dilekçe no. 129-NV/86 Patentli çoğaltıcısı Zanzi Fruitgrowing Equipment Orijin : İsrail Uyanma dönemi : Erken Çiçeklenme dönemi: Erken Olgunlaşma dönemi : Erken Salkım : Orta büyük,, konik yapılı Tane: Orta büyük, eliptik-silindir formunda, sarı yeşil renkli Genel özellikleri:İyi verimli, beyaz, çekirdeksiz bir üzüm çeşididir.Erken olgunlaşır, eti dolgun, salkım ve tane ölçüleri bakımından taze kullanıma elverişlidir. PERLA NERAOrijin : Arjantin. Uyanma dönemi : Orta Çiçeklenme dönemi: Orta Olgunlaşma dönemi : Erken Salkım : Orta büyük, kesik konik yapılı, bazen kanatlı, orta sert Tane: Orta büyük( 5,5-6,5 gr), eliptik-uzun oval biçimli, koyu kırmızı mavimsi kabuklu Genel özellikleri: Siyah çekirdeksiz sofralık üzüm, kuvvetli, verimli.Sap büyüklüğü, asma üzereinde uzun süre kalabilen ve suyunun özellikleri açısından ilginç ( şeker % 15,5 pH 3,66 ve toplam asit 6,5 gr/litre) , tatsız. PERLON (n.89578) tanım I.N.T.A Orijin : Arjantin, A.Gargiulo tarafından melezlenerek elde edilmiştir. Uyanma dönemi : Erken-çok erken Çiçeklenme dönemi: Erken-çok erken Olgunlaşma dönemi : Orta geç Salkım : Büyük, uzun konik, kanatlı, oldukça sert Tane: Orta( 4,6 gr ), yuvarlak, uniform, koyu kırmızı-morumsu sağlam kabuklu, hafif kırağılı, eti renksiz, sulu Genel özellikleri:Yüksek verimlilik ileendüstriyel kullanıma ve taze tüketime uygun çekirdeksiz siyah üzüm çeşididir.Üzüm verimi iyi, tanelerin boyutları kuvvetlendirme teknikleri ile arttırılabilir; iyi olgunlaşması için beklemeyi gerektiren aksi takdirde pH’ ı oldukça düşük olan ve şeker düzeyi isteneni bulamayan bir çeşittir. RED FLAME Orijin : Kaliforniya, Weinberger a Fresno tarafından elde edilmiştir. Uyanma dönemi : Erken Çiçeklenme dönemi: Erken Olgunlaşma dönemi : Erken Salkım : Orta büyük, konik, basit kanatlı,orta sert Tane: Küçük( 3 gr ), yuvarlak, uniform, ince,narin,kırmızı, sadece iyi ışık aldıysa uniform kabuklu, sulu Genel özellikleri: Yüksek verimli taze tüketim için uygun kırmızı renkli çekirdeksiz bir üzüm çeşididir.Tanelerinin büyüklüklerini arttırmak için uygun teknikler kullanıldıysa üzüm kalitesi iyi; şeker oranı orta düşük ( % 15), toplam asit 6 gr/litre, toplandıktan sonra uzun süre muhafaza edilememekte ve taneler salkımdan dökülmeye başlamaktadır. RUBY SEEDLES Orijin : Kaliforniya, H.P.Olmo a Davis tarafından elde edilmiştir. Uyanma dönemi : Erken Çiçeklenme dönemi: Erken Olgunlaşma dönemi : Orta-erken Salkım : Büyük veya çok büyük, uzun, kanatlı,orta sert Tane: Orta ( 4,5 gr ), uniform,yuvarlak oval, ince,dayanıklı kırmızı-morumsu kabuklu, eğer ışığı iyi aldıysa düzgün, kırağılı; sulu, kokusuz etli. Genel özellikleri: Asmaları oldukça kuvvetlidir.Çok verimli olduğundan endüstriyel kullanım ve taze tüketim için uygun, çekirdeksiz kırmızı üzüm çeşididir. Tanelerinin büyüklüklerini arttırmak ve doğru renklenmesini sağlamak için uygun teknikler kullanılarak üzüm kalitesi iyileştirilebilir. SILCORA (n.235023) definizione I.N.T.A ; “Muscat seedless” Orijin : Arjantin. Uyanma dönemi : Orta Çiçeklenme dönemi: Orta Olgunlaşma dönemi : Erken Salkım : Orta-büyük, kesik koni biçiminde, bazen kanatlı Tane: Orta ( 5-6 gr ),oval veya kesik oval, sarı renkli. Genel özellikleri: İyi verimliliği olan beyaz çekirdeksiz üzüm çeşididir.Sarı kabuğu, miske |