Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GENEL KÜLTÜR VE SANAT > Eğitim Öğretim Bölümü > Universiteleri Tanıyalim

Universiteleri Tanıyalim Üniversite ve Üniversiteliler hakkında genel bilgi

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 10-29-2006, 22:56   #1
Baktabul Bot
 
Mesajlar: 5.503
Teşekkür Etme: 0
396 Mesajina 2.295 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 1360894
Baktabul.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabul.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabul.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabul.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabul.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabul.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabul.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabul.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabul.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabul.Com Baktabul'un ÇılgınıBaktabul.Com Baktabul'un Çılgını
new İstanbul Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi Hakkında ( İstanbul Üniversitesi)


İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

KİMLİK KARTI:
Kuruluşu: 1453
Rektör: Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu
İletişim bilgileri: İstanbul Üniversitesi Beyazıt- İstanbul
Tel: 0 212 513 41 87
Faks: 0 212 520 54 73
İnternet Adresi www.istanbul.edu.tr
Öğrenim dili: Türkçe
Türü: Vakıf


AKADEMİK PROFİL:
Fakülte sayısı: 1 (2 yıl), 16 (4 yıllık)
Bölüm: 30 (2 yıl), 75 (4 yıllık)
Enstitü: 12
YO: 7
Öğrenci sayısı: 73.000
Akademik personel: 5.200

Tarihçe: 1453 yılında İstanbul'un fethiyle birlikte yükseköğretim niteliğinde Fatih medreseleri kuruldu. Bu medreselerde felsefe, coğrafya, tıp eğitimi de yapılıyordu. Fatih medreseleri dini konuların yanısıra bu konularla ilgili de eğitim yaptıklarından ve zaman içinde gösterdikleri gelişmeden ötürü İstanbul Üniversitesi'nin temelini oluşturan nitelikler taşıyan yükseköğretim kurumları idi.
Fotoğraflarda, filmlerde sıkça gördüğümüz bu nedenle de pek çoğumuzun üniversite denildiğinde aklına gelen ilk isim olan İstanbul Üniversitesi, bu özelliklerinin yanında Türkiye'nin en büyük üniversitesi olma özelliğini de taşıyor. İstanbul'un pek çok yerine yayılmış binaları, birkaç üniversitenin barındırabileceği kadar öğrencisiyle mega bir üniversite olan İstanbul Üniversitesi'nin ne yazık ki bu özellikleri, eğitim öğretimin istenilen düzeyde verilmesini engelliyor.
Evet öğrenci sayısının her yıl artması, sosyal etkinliklerden eğitim öğretime kadar pek çok alanda sorunlar çıkmasına neden oluyor. Kalabalık sınıflar, öğretim üyesi öğrenci ilişkilerinin yetersizliği, kültür sanat etkinliklerinden tüm öğrencilerin faydalanamaması bu sorunlardan bir kaçı. İstanbul Üniversitesi, üniversite sınavına giren hemen her öğrencinin tercihleri arasında yer alıyor. Köklü bir üniversite olması, adayların üniversite tercihleri arasında bulunmasında önemli bir etken oluşturuyor. Tarihi büyük kapı, içeri girdiğinizde İstanbul'un boğucu havasının tamamen zıddı, tertemiz bir hava ilk bakışta öğrencileri etkilemeye yetiyor.
İstanbul Üniversitesi öğrenci yönünden olduğu kadar öğretim elemanı yönünden de zengin bir üniversite. Yeni açılan pek çok üniversiteye öğretim üyesi yetiştiren İstanbul Üniversitesi'nin kadrosu, büyük oranda vakıf üniversitelerinin de çekirdeğini oluşturuyor.

SOSYAL ETKİNLİKLER İstanbul Üniversitesi'nin daha önce de belirttiğimiz gibi öğrenci sayısının oldukça yüksek oluşu tüm öğrencilerin sosyal etkinliklerden yararlanmasını zorlaştırıyor. Basketbol, voleybol, masa tenisi, yüzme gibi 250'ye yakın öğrenci kulübü bulunuyor. Ne yazıkki İstanbul Üniversitesi öğrenci sayısının 80 binlere ulaşması nedeniyle sosyal aktivitelerle değil, hemen her yıl öğrenci olaylarıyla gündeme geliyor.
Baktabul.Com Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Mesajiniza Tesekkur Eden Uyeler:
zhr (05-25-2008)
Eski 11-16-2006, 19:03   #2
Acemi Üye
 
Mesajlar: 54
Teşekkür Etme: 4
28 Mesajina 61 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 57954
ay$enur Baktabul'un Çılgınıay$enur Baktabul'un Çılgınıay$enur Baktabul'un Çılgınıay$enur Baktabul'un Çılgınıay$enur Baktabul'un Çılgınıay$enur Baktabul'un Çılgınıay$enur Baktabul'un Çılgınıay$enur Baktabul'un Çılgınıay$enur Baktabul'un Çılgınıay$enur Baktabul'un Çılgınıay$enur Baktabul'un Çılgını
yeahh


işte bnm hayalim.....
ay$enur Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Mesajiniza Tesekkur Eden Uyeler:
zhr (05-25-2008)
Eski 02-27-2007, 18:44   #3
Demirbaş
 
Mesajlar: 627
Teşekkür Etme: 358
328 Mesajina 541 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 566
The Jackal Önümde Diz çöküp EğilThe Jackal Önümde Diz çöküp EğilThe Jackal Önümde Diz çöküp EğilThe Jackal Önümde Diz çöküp EğilThe Jackal Önümde Diz çöküp EğilThe Jackal Önümde Diz çöküp EğilThe Jackal Önümde Diz çöküp EğilThe Jackal Önümde Diz çöküp EğilThe Jackal Önümde Diz çöküp EğilThe Jackal Önümde Diz çöküp EğilThe Jackal Önümde Diz çöküp Eğil
Tanımlı


Dedıgın gıbı sosyal ımkanlardan fazla yararlanamıyoruz...Yerleske de cok dagınık... Beyazıt,Çapa,Avcılar
The Jackal Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-28-2007, 19:30   #4
Acemi Üye
 
Mesajlar: 51
Teşekkür Etme: 58
37 Mesajina 64 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 27
suskun aşık Buraların yabancısı
Tanımlı Ce: İstanbul Üniversitesi


paylaşım için teşekkürler..eline sağlık..
suskun aşık Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 02-05-2008, 13:53   #5
Uçurum Çiçeği
 
Mesajlar: 17.165
Teşekkür Etme: 4.120
5.520 Mesajina 15.701 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 113
Tecrübe Puanı: 107375367
zeynep Baktabul'un Çılgınızeynep Baktabul'un Çılgınızeynep Baktabul'un Çılgınızeynep Baktabul'un Çılgınızeynep Baktabul'un Çılgınızeynep Baktabul'un Çılgınızeynep Baktabul'un Çılgınızeynep Baktabul'un Çılgınızeynep Baktabul'un Çılgınızeynep Baktabul'un Çılgınızeynep Baktabul'un Çılgını
Tanımlı İstanbul Üniversitesi 554.Yıl



Tarihi

Bizans ve Osmanlı geleneklerinin birlikte incelenebileceği görüşünde olan Alman hukuk tarihçisi Richard Honig, İstanbul Üniversitesi tarihinin 1 Mart 1321'e kadar uzandığını ifade etmektedir. Bugünkü Merkez Bina'nın bulunduğu tepede kurulan, Roma üniversiteleriyle eşdeğer olan, tıp, hukuk, felsefe ve edebiyat fakültelerinden oluşan bu üniversite, aslında İstanbul'da üniversite eğitiminin başlangıcı sayılmaktadır. Türk araştırmacılar ise İstanbul Üniversitesi'nin köklerini 1453'e götürmektedir. Gerçekten, fetihin ertesi günü 30 Mayıs 1453'te Ayasofya ve Zeyrek'te yapılan bilimsel toplantılar, Türk-Osmanlı bilim yaşamının ilk günü ve takiben bir külliyenin kurulmasının başlangıcı kabul edilmektedir. Nitekim, Sıddık Sami Onar, "Türklerin İstanbul'da bir üniversite bulamadıklarına ve kendi uygarlıklarını yerleştirdikleri bu kentte kendi tarzlarında kurdukları" üniversite eğitimine dikkatleri çekmektedir. Yine, Cemil Bilsel, tıp, hukuk, fen ve edebiyat fakültelerinin ve İstanbul Üniversitesi'nin ilk başlangıç noktasının 1470 yılında kurulan Fatih Külliyesi olduğunu vurgulamaktadır. Bu arada, Sovyet tıp bilgini Danişefski, Dünya'nın en eski tıp fakültesinin İstanbul'da olduğunu belirtmektedir.



Beyazıt Meydanı'ndaki İstanbul Üniversitesi Binası'nın Görünüşü


Yükselme ve genişleme dönemlerinde kurulan Beyazıt, Yavuz ve Kanuni Süleyman Medreseleri dönemlerinin hukuk, edebiyat, ilahiyat ve tabii bilimler okutulan birer görkemli üniversiteleri sayılırlarken; duraklama ve gerileme dönemlerinde, gözlem ve deneyi reddeden, akılcı ve bilimsel özellik ve güçlerini yitirmiş, imparatorluğun kaderini paylaşarak benzer süreci yaşamışlardır.


Islahat ve Tanzimat'ın batılılaşma hareketi eğitim kurumlarına da yansımış, bilgisizlik her alanda yenilmişliğin sebebi olarak ortaya konmuş ve "ilerleme ancak ilim ile gerçekleşebilir" ilkesiyle 23 Temmuz 1846'da Darülfünun kurulması fermanı "laik yüksekokulların başlangıcı" olarak kabul edilmektedir.

Cemil Bilsel, I. Darülfünun'da 31 ilkkânun (Aralık) 1863 günü verilen ilk deneysel fizik dersini İstanbul Üniversitesi'nin yeniden kurulması olarak değerlendirmektedir.


Ne yazık ki, öğrencinin devamsızlığı ve ilgisizliği nedeniyle ilk denemelerden sonuç alınamamıştır.


20 Şubat 1870'de, bu kez "Darülfünun-u Osmani" adıyla modern ilim anlayışına ve düzeyine ulaşmak beklentisi içinde üniversite ikinci kez açılmıştır. Ancak, öğretim kadrosunun ve kitap yetersizliğinin yanı sıra verilen bir konferanstan duyulan hoşnutsuzluk, 1872'de bu girişimin sonu olmuştur. Cemil Bilsel'in araştırmalarına göre kapanış sebebi "bilgisizlik ve taassuptur; batılılaşma hareketine tahammülsüzlüktür."


Üçüncü evre, 1874'de Galatasaray binasında edebiyat, hukuk ve fen bölümlerinden oluşan Darülfünun-u Sultani'nin açılmasıyla başlamıştır. Derslerin Türkçe ve Fransızca okutulduğu bu kurum hakkında 1881'den sonra resmi kayıtlarda hiçbir belge ve bilgiye rastlanmamaktadır. Ancak, üç dönem mezun verdikten sonra 20 yıl süreyle ortadan kalktığı bilinmektedir.


II. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. yılında, 1 Eylül 1900'de din, matematik ve edebiyat bölümlerinden oluşan IV. Darülfünun, Darülfünun-u Şahane (İmparatorluk Üniversitesi) adıyla açılmıştır. Ancak, hiçbir konuda özerkliği olmayan, istibdat yönetiminin sıkı denetimi altında oluşturulmuş, bilimsellikten uzak bir eğitim kurumu olarak tanımlanmaktadır.


İstanbul Üniversitesi Merkez Binası ve Beyazıt Kulesi



Zeynep Hanım Konağı.
( Yandıktan sonra yerine İstanbul Üniversitesi
Edebiyat ve Fen Fakültesi binaları yapılmıştır.)

Nihayet, Meşrutiyet'in ilanından sonra hukuk, tıp, fen, edebiyat ve ilahiyat bölümlerinden oluşan İstanbul Darülfünun'u 20 Nisan 1912 tarihli bir kararla kuruldu. 1919 yılında yeni bir düzenlemeyle ilmi ve kısmen yönetimsel özerkliğe kavuştu.

Her ne kadar, bu dönemi araştıran Osman Nuri Ergin, V. Darülfünun'un kuruluşunu bilimsel düzeyi, örgütlenme biçimi ve kadro yetersizlikleri nedeniyle tamamen şekli bulmakta ise de, Modern Türkiye'nin Doğuşu yapıtında Bernard Lewis "İstanbul Darülfünun'unu, kültür tarihi açısından tüm Doğu alemi için önemli bir aşama" saymaktadır.

Cumhuriyet öncesi bu dönemin ilgi çekici olaylarından biri "lise tahsilini bitirmiş olan kız çocuklarına tahsilden mahrum kalmamaları için Darülfünun dahilinde 'kızlara serbest dersler' adı altında derslerin verilmesiydi" saptamasını yapan A. R. Başaran, "bir müddet sonra Zeynep Hanım Konağı'nda edebiyat, matematik ve tabii ilimler tahsil etmek için müstakil sınıflar tesis edildiğini" de aktarmaktadır . "Hukuk ve Tıp okullarına kız öğrencilerin kayıt olmalarına o tarihte müsaade olunmamıştır. Kızların erkeklerle aynı dershanede veya aynı binada okumaları o zamana göre hoş görülmemiş; kızların sınıfları Cağaloğlu'nda bir binaya taşınmıştır. Cumhuriyet ilanından sonra erkeklerle beraber Darülfünun'un derslerine devamlarına müsaade edilmiş, tıp ve hukuk fakültelerine de kızlarımız kayıt olmuştur" demektedir.

Yine bu dönemin önemli olaylarından biri de, 1915-18 döneminde halen medrese ruhunu taşıyan Darülfünun'un değişik bölümlerine yabancı bilim adamlarının çağrılmasıdır. İttihatçıların girişimiyle gerçekleştirilen bu atılım Widmann'a göre "bir bütün olarak bakıldığında başarılı olmamış, kaybedilen savaştan sonra Üniversite, ancak Cumhuriyet devrinde kurtulabileceği bir bunalıma girmiştir."

Akla ve bilime dayalı bir "kuruluşu" amaçlayan Genç Türkiye Cumhuriyeti ise "kurtuluşu" izleyen dönemde 21 Nisan 1924 tarihli ve 493 sayılı Kanun'la İstanbul Darülfünu'nun tüzel kişiliğini tanımış ve 7 Ekim 1925'de kurumun bilimsel ve yönetsel özerkliğini kabul etmiş, medreseler "fakülte" statüsüne kavuşturulmuştur. Darülfünun'un ülkenin bilim merkezi olmasını ve genç kuşakları Batı üniversiteleri düzeyinde yetiştirmesini bekleyen Cumhuriyet, verdiği özerkliğin yanı sıra Darülfünun'un bütçesini de ayırıp arttırmıştır. Çağdaş bilimselliğe ulaşma arayışları çerçevesinde 1924-26 döneminde yabancı hocaların bir kez daha İstanbul'a çağrılmaları da bu anlayışın bir ifadesi olmaktadır.

Ancak, 4 Mart 1924 tarihli yasayla öğretimi birleştiren, sivilleştiren Cumhuriyet hükümeti, Cemil Bilsel'in açıklamalarına göre, daha önce bağnazlık ve bilimsel eksiklik nedeniyle birkaç kez kapanan Darülfünun'u bu kez "politik endişelerle değil, bilime verdiği üstün önem nedeniyle;" Ernest Hirsch'in yorumuna göre ise "... ülkenin geçirmekte olduğu köktenci politik ve toplumsal değişiklik ve dalgalanmalara karşı duyarsızlığı, suskunluğu ve hatta bir Ortaçağ izolasyonuyla dış dünyaya tamamen kapanmış olması" endişesiyle köklü bir değişim kararlılığını açıklayarak kapatmıştır. Kuşkusuz, bunca yıllık hayatının sonunda Darülfünun, içinde bu değişimi yüreklilikle destekleyen "Türk profesörlerinin intihar kulübü" (P.Schwartz'ın yayınlanmış anılarından zikreden Widmann) olarak varlığını gösteriyordu. 1924-26 döneminde yabancı hocalar bir kez daha İstanbul'a çağrıldılar. Politik otoritenin, toplumun ve her şeye rağmen Darülfünun'un köklü değişim arayışı, İsviçreli pedagoji profesörü Albert Malche'ın 1932 yılı başında bir reform önerisi hazırlamak üzere çağrılmasıyla sonuçlandı. 29 Mayıs 1932'de hükümete sunulan rapor esas alınarak 1933'de çıkarılan 2252 sayılı yasayla TBMM, Darülfünun'u ve ona bağlı bütün kurumları kadro ve örgütüyle lağvedip Milli Eğitim Bakanlığı'nın İstanbul'da yeni bir üniversite kurmasını kabul etti. İstanbul Üniversitesi, 1 Ağustos 1933'de yeni bir kadro ve yapıyla açıldı. Cumhuriyet 10. yılını kutlarken 1 Kasım 1933'de İstanbul Üniversitesi "ilk ve tek" üniversite olarak eğitime başladı.


Medreset'ül Kuzzat Binası'nda İstanbul
Üniversitesi Merkez Kütüphanesi
Aykut Kazancıgil'e göre 1933 Reformu, "1924'te başlayan 'Atatürk Kültür Hareketi'nin önemli bir parçası ve devamlılığının simgesidir."

Widmann'ın yorumuna göre daha önce kendisine 19 Eylül 1926'de fahri müderrislik payesini veren Darülfünun'u ilk kez 1930'da, ve ikinci kez 1933'te ziyaret eden Atatürk için İstanbul Üniversitesi projesi büyük önem taşımakta ve bu batılılaşma arayışının etkin bir aracı olarak görülmektedir.

Bugünkü anlamıyla kurulan İstanbul Üniversitesi'nin açılış konuşmasında Reşit Galip "...artık üniversitenin tarafsız bir seyirci gibi kalan, ...yalnız ders okutan, bilimsel araştırmalara yer vermeyen, " bir kurum olmak yerine "...en esaslı vasfı milliliği ve inkılapçılığıdır." diyerek bilimin ve üniversitenin toplum hayatındaki yaşamsal işlevini öne çıkarıyordu.

İlginç bir kader, Dünya'nın savaş konjonktürü, özellikle Alman ve Avusturyalı, Fransız, İtalyan ve Macar bilim adamlarının entelektüel göç ve ilticasını başlattı. Yabancı hocaların Türk akademik çevreleriyle bir kez daha oluşturduğu renklilik, Batı alemiyle beraberliğin verdiği fikri ve bilimsel ivme, ürünlerini eğitim sistemi, genç akademik kadroların oluşup yetişmesi, kurumlaşma, bilimsel yöntem ve araştırmanın yerleşmesi gibi gayet olumlu bir geniş yelpazede ortaya koydu.

Kuruluşun mimarları olan öğretim kadrosu 29 Mayıs 1934 tarihli 2467 sayılı Teşkilat Yasası ile üç kaynaktan gelmişti: İlki, lağvedilen Darülfünun'dan gelenler; ikincisi, Cumhuriyet döneminde Batı'da eğitim görmüş, bilimsel yeterliliğe sahip olanlar ve üçüncüsü, yabancı hocalar.
Batılı araştırmacılar için "fikir ve bilim, kısaca beyin kaybı" olarak nitelendirilen bu göç ve iltica genç Cumhuriyet'in bilimsel kurumlarının doğup serpilmesinde, sadece İstanbul Üniversitesi'nin değil kurulmakta olan yeni üniversite ve eğitim kurumları için de maliyeti çok düşük ama etkisi çok büyük, kalıcı ve tarihi bir fırsat olmuştur.

Sıddık Sami Onar'a göre "akademik mesleğin tabanını hazırlamayı" amaçlayan 1933 Reformu yönetimsel özerklik ilkesine karşın "hala rektörü Milli Eğitim Bakanlığınca tayin edilen, gönderdiği dekanlar yine Milli Eğitim Bakanı tarafından atanan, fakat üniversite işlerinde bir dereceye kadar yetki genişliğine sahip yöneticiler" sistemine dayanıyordu. Döneme ilişkin belgeler daha önce Darülfünun ve Zeynep Hanım Konağı'nın 28 Şubat 1942'de ve daha sonra Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı binasının 1946'da yanmasıyla kaybolmuş, yok olmuştur.

İstanbul Üniversitesi'nin bu yasal sistemi 1946'ya kadar sürerken akademik mesleğin tabanı ortaya çıkmıştı. 13 Haziran 1946'da 4936 sayılı yasayla artık Türk üniversitelerine ve onları oluşturan fakültelere bilimsel ve yönetimsel özerklik tanınmış ve bu kurumlara "hizmet yerinden yönetim" yapısı kazandırılmıştır. Bu önemli değişikliğin gerekçesi "fakülte ve üniversitelerin diğer devlet kuruluşlarına benzemeyen bir yapıda olmaları ve bu sebeple yöneticilerin ayrı bir görgü ve uzmanlığa ihtiyaç göstermesi, bu fakülte ve üniversitelerin diğer yönetim teşkilatı dışında özerklikleri ve yasal kişilikleri olan ve Milli Eğitim Bakanı'na doğrudan bağlı bulunan, ayrı bir bütçeye sahip olmaları" şeklinde gösterilmiştir.

Bu yasa, Onar'a göre, "Türk Üniversiteleri'nin kuruluşu ve işleyişini, akademik kariyer mensuplarının ilim, görev ve fikir istiklalini, özgürlüğünü sağlam esaslara bağlamakla beraber daha ilk senelerde ihlallere uğradı... ve kariyer mensupları fikir hürriyetleri tahdit edilerek ... keyfi takdiri Bakanlık emrine alınmaya başlandı."

Bu tür ihlaller ve Kemal Oğuzman'a göre "Üniversitelerin özerklik çerçevesinde iyi bir oto-kontrol sistemini işletememeleri ve üst derece kadroların yetersizliği 27 Mayıs 1960'ın her alanda reform arzuları ile birleşince" bir yandan 1961 Anayasası'nın 120.maddesinde üniversiteler özerk kuruluşlar olarak yer alırken, 27.10.1960 tarihli 115 sayılı yasa, 1946 tarihli 4936 sayılı yasanın bazı maddelerini değiştirip yeni maddeler eklemiştir. Bu yasayla Milli Eğitim Bakanlığı'nın Üniversite üzerindeki yetkileri azalmış, fakülte kurullarına daha geniş katılım sağlanmış ve kadro tıkanıklıklarını aşmak üzere yeni düzenlemeler getirilmiştir. Kısaca yönetim, teşkilat, öğretim üyeliği ve yardımcılığı konularında daha geniş özerklik koşullarında yeni esaslar konmuştur.

Yapılan değişikliklerin bir kısmı İstanbul Üniversitesi'nde bazı aksaklıkları düzeltip, daha uygun bir çalışma ortamı sağlamış ise de toplumsal ve politik gelişmelerin gerek ülkede gerek üniversitelerin idari özerkliğinin Anayasa güvencesinden yoksun bırakılması tehlikesi ile karşı karşıya bırakmış; ancak, 20.9.1971 tarihli 1488 sayılı yasayla Anayasa'da yapılan değişiklikte üniversite özerkliğine dokunulmamasında İstanbul Üniversitesi'nin görüş ve tutumunun ciddi, tarihsel bir etkisi olmuştur.

İstanbul Üniversitesi, 20.6.1973 tarihli 1750 sayılı Yeni Üniversiteler Kanunu ile Cumhuriyetin 50. yıldönümünde yeni bir düzene girmiştir. 4936 sayılı yasayı tümden değiştiren bu yasayla iki yeni üst kuruluş, Yüksek Öğretim Kurulu ve üniversite üyesi gereksinimini karşılama görevi bu kez eski ve köklü üniversitelere getirilmiştir. Yasanın öngördüğü gelişmekte olan üniversitelere öğretim üyesi yardımını İstanbul Üniversitesi büyük ölçüde yerine getirmektedir.

Bugün İstanbul Üniversitesi 6.11.1981 tarihli 2547 sayılı yasa hükümlerine tabi olarak çalışmakta; çağdaş, ilerici ve laik bir eğitim kurumu olarak tarihsel, toplumsal ve bilimsel bir işlev sürdürmektedir.

İstanbul Üniversitesi'nin simgesi olan "yılanlı amblem" 1243 tarihli Selçuklu Şifa Yurdu motiflerinden esinlenilerek Prof.Süheyl Ünver tarafından yaratılmıştır.
zeynep Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
30 şehit çocuğu İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde tam burslu okuyacak Dünya Güzeli Ekonomi 1 07-26-2008 16:35
İstanbul Teknik Üniversitesi-İstanbul Teknik Üniversitesi Hakkında-İTÜ küppra Okulu, Lisesi, Üniversitesi 1 06-23-2008 15:27
İstanbul Aydın Üniversitesi - İstanbul Aydın Üniversitesi Hakkında Ebru Okulu, Lisesi, Üniversitesi 0 03-14-2008 01:58
Kemik İliği Nakli (İstanbul Üniversitesi Kemik İliği Bankası) küppra Sağlıklı Yaşam 4 01-30-2008 20:57
Koç Üniversitesi, Koç Üniversitesi Hakkında ( Koç Üniversitesi ) Baktabul.Com Universiteleri Tanıyalim 1 08-15-2007 19:36


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:14 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256