Gelibolu Genel Bilgi 
Marmara Bölgesi’nde, Çanakkale’nin bir ilçesi olan Gelibolu’nun doğusunda Tekirdağ ile Marmara Denizi, güneyinde Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı, batısında Eceabat ile Saros Körfezi, kuzeybatısında Edirne, kuzeyinde yine Tekirdağ illeri bulunmaktadır. Çanakkale’nin Trakya’daki iki ilçesinden biri olan Gelibolu, Gelibolu Yarımadası’nın kuzeydoğu kesiminde yer alır. Antik ismi Khersonessos olan Gelibolu Yarımadası’nın kuzeybatı kıyıları bir fay hattı ile sınırlanmış, yüksek kıyı görünümündedir. Bu kesimde Türkiye’nin kıta sahanlığı çok dardır. Gelibolu’nun kuzey ve kuzeydoğusunu Koru Dağı’nın uzantıları engebelendirmektedir. Bu uzantılar ilçedeki Kömürtepede 404 m. ye ulaşmaktadır. Bu engebeli alanlar küçük akarsularla sulanmaktadır. Cumalı ve Kavak dereleri bunların başında gelmektedir. İlçenin Çanakkale Boğazı ve Saros kıyılarında doğal kumsallar bulunmaktadır. Yüzölçümü 806 km2 olan ilçenin toplam nüfusu 23.030’dur.
İlçenin ekonomisi, turizm, tarım, hayvancılık, balıkçılık ve sanayie dayanmaktadır. Tarımsal alanlarda buğday, arpa, şeker pancarı, ay çiçeği, üzüm ve zeytin yetiştirilir. Düzlük alanlarda koyun ve sığır, tepeliklerde de kıl keçisi beslenmektedir. Balıkçılık ilçenin ekonomisinde önemli bir yer tutar. Avlanan balıkların bir bölümü İstanbul Başta olmak üzere büyük şehirlere gönderilir, bir kısmı da ilçedeki konserve fabrikalarında işlenir. Gelibolu’da sanayi de her geçen gün bir gelişim göstermektedir. Özellikle konservecilik, selektör fabrikası, mandıralar, zeytinyağı ve ayçiçeği yağı imalathaneleri, tarım ve araç gereçlerini üreten atölyeler sanayiinin kollarını oluşturur. Ayrıca ilçe topraklarında tuğla, kiremit hammaddesi de çıkarılmaktadır. Gelibolu Yarımadası’nın Saros Körfezi kıyıları turizm yönünden önemlidir.

Gelibolu yöresine ilk yerleşenler Thraklardır. Daha sonra Lesboslular (Mididlli), Phokaialılar (Foça) ve Miletoslular burada koloni kurmuşlardır. Burada kurulan ve kalıntıları günümüze gelemeyen kente Kallipolis veya Gallipolis isimleri verilmiştir. Kallipolis’in tarihçesi Arkaik Çağ (İÖ.479) öncesine kadar gitmektedir. Kentin adı, MÖ.V.yüzyılda, Atina önderliğinde, Perslere karşı savunmayı örgütlemek amacıyla kurulmuştur. Ancak kısa süre sonra Atina’ya bağımlıları topluluğuna dönüşen Delos Deniz Birliği’ne gider katkısı altında vergi ödeyen kentlerden bir olmuştur. Romalı Tarihçi Titus Livius’a göre; Gelibolu, MÖ. 200 yılında, Madytos ile birlikte, Makedonya kralı V.Philippos’a boyun eğmiştir. Kent İlkçağda küçülüp güçsüzleşirken, Roma döneminde, İlkçağın sonuna doğru, Sestos kentinin sönükleşmeye başlamasıyla, önem kazanmıştır. MS.VI.yüzyılda Doğu Roma İmparatoru Iustinianus surlarını onarıp güçlendirmiştir. Ortaçağda, Avrupa-Asya arasında gelişen geçiş yeri olmak bakımından, artık önemini yitiren Sestos ile Abydos’un yerini Gelibolu ile tam karşısındaki Lapseki almıştır.

Büyük İskender M.Ö 336 yılında, Anadolu’ya geçmek için M.Ö. 334 yılında Gelibolu güzergâhını kullanmıştır. Sırasıyla, Pers, Makedonya, Bergama ve Romalıların istilasına uğrayan kent, Romalılar ve Bizans döneminde çok önem kazanmış ve önemli bir liman ve geçit konumuna gelmiştir. Kent Bizans döneminde İmparator Iusitinianus zamanında kent bakımdan geçirilerek çevresindeki surlar onarılmış, erzak depoları yapılmıştır. Bu da bölgede bir merkez haline gelmesine neden olmuştur. Haçlı Seferleri (1190) sırasında Alman İmparatoru Friederich komutasındaki Haçlı ordusu Anadolu’ya buradan geçmiştir. 1204 yılında kenti Venedikler, 1235 yılında Bizanslılar ve son alarak da 1311 yılında Osmanlılar ele geçirmişse de kent yeniden Bizanslıların hakimiyetine geçmiştir. Sultan I.Murat 1367’de kesin olarak Osmanlı topraklarına katmıştır.
Gelibolu, Osmanlılar’ın fethinden sonra daha da önem kazanmış ve Avrupa ile Anadolu'nun bağlantısını sağlamıştır. Yıldırım Beyazıt 1391 yılında burada ilk tersaneyi kurmuş ve Saruca Paşa’yı Boğaz Muhafızlığına getirmiştir. Bu arada İç kale onarılmış, harap durumdaki dış kale yıkılmış, iç limanın girişine iki kule yapılmıştır. Ayrıca bu kuleler arasına savunma amaçlı üç adet zincir gerilmiştir.
Kanuni Sultan Süleyman’ın padişahlığı zamanında Kaptan Paşa'nın eyaleti konumundaki Gelibolu, İnebahtı, Midilli, Kocaeli, Karireli, Rodos ve Mizistra sancaklarını içine alacak şekilde sınırları genişletilmiş ve hepsinin merkezi konumuna gelmiştir. I. Abdülhamit dönemine kadar süren bu durum, Boğaz Muhafızlığı’nın Çanakkale’ye alınmasıyla son bulmuş ve Gelibolu’nun önemi azalmıştır. Uzun yıllar siyasi hükümlülerin sürgün yeri olmuştur. 1854 yılındaki Kırım savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu’nun müttefiki durumunda olan İngiliz ve Fransız askerleri, Kırım’a gitmek için çıktıkları Gelibolu’yu bir üs olarak kullanmış, harap durumdaki Çimpe Kalesi’ni onararak burasını cephanelik olarak kullanmışlardır. Kırım Savaşı'nda hayatını kaybeden Fransız askerleri için Gelibolu’ya bir Fransız Mezarlığı yapılmıştır.
XIX.yüzyılın sonlarında Edirne vilayetine bağlı bir sancak merkezi olan Gelibolu, Kurtuluş Savaşı sırasında 4 Ağustos 1920-26 Ağustos 1922 tarihleri arasında Yunan işgalinde kalmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra 1926’da Çanakkale iline bağlı ilçe durumuna getirilmiştir.