Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > HER TELDEN > Turizm, Gezi, Seyahat ve Tatil > Türkiyedeki Tatil Yöreleri
Kayıt ol Bloglar Fan Kulüpler Etiketler Albümler SSS Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Türkiyedeki Tatil Yöreleri Türkiyedeki Tatil Yöreleri

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 12-10-2007, 13:26   #1
Ne Düşteyim Ne Gerçekte
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 3.064
Teşekkür Etme: 7593
2803 Mesajina 9740 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 33 GönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un Çılgını
yeahh Muğla Hakkında, Bilgi, Resimleri, Muğla'nın Tarihi


Muğla


Muğla tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar uzanır. İlk çağlarda bu bölgeye Karia''lılar yerleştiği için Karia adı verilmiş. İlin bilinen tarihi ise Hitit''ler ile başlar. Hitit''ler bu bölgeye Lugga derlermiş. İmparatorluğun parçalanmasından sonra Frig''ler egemen olmuş, daha sonra Lydia''lılar bölgeyi ele geçirmişler, bu arada Dor''lar ve Ion''lar da yöreye göç etmişler. Bölge M.Ö. 546 yılında Pers''lerin, M.Ö. 334 yılında (Halikarnassos/Bodrum ve civarı) Makedonya Kralı Büyük İskender’ in, M.Ö. 189 da Bergama Krallığının, M.Ö. 133 de Roma İmparatorluğu''nun, Roma''nın ikiye bölünmesiyle de, Doğu Roma İmparatorluğu''nun hakimiyetine girmiş. Türklerin eline geçmesi Uç Beylerden Menteşe Bey tarafından 1284 de gerçekleşmiş. Bölge 1391 yılında, Yıldırım Bayezit, tarafındarı Osmanlı topraklarına katılmış, 1402 de Timur’un hakimiyetine geçmiş, Timur bu yöreyi tekrar Menteşe Beyliği''ne vermiş, daha sonra 1425 de II Murat zamanında, Menteşe Bölgesi tümüyle Osmanlı İmparatorluğu''nun egemenliğine geçmiş. Menteşe oğulları zamanında Yunanistan, Muğla kıyıları ve adalarına çıkmış, Rodos adasını bir süre egemenlikleri altına almışlar. Bu dönemde Rodos adasına yerleşen Sait Jean şövalyeleri Osmanlılar ve Menteşe oğulları ile savaşmışlar, Bodrum kalesini de bir süre ellerinde tutmuşlardır. Ancak 1522 de Kanuni Sultan Süleyman tarafından hem Rodos adası hem de Bodrum Kalesi Osmanlı İmparatorluğu’na katılmış.

Muğla ilinin merkezi Menteşe Beyliği zamanında Milas''tı; Muğla, Osmanlı İmparatorluğu döneminde merkez olmuş.

“Muğla” adının nereden geldiği konusunda çeşitli söylentiler bulunur. En yaygın söylentiye göre ilin adı, Selçuklu Sultanı Kılıçarslan’ın komutanlarından “Muğlu” Beyi adından gelmekte. Büyük olasılıkla burayı Muğlu Bey fethettiği için bu komutanın adı verilmiş, "Muğlu" zamanla Muğla''ya dönüşmüş. 1889 Aydın Vilayet salnamesinde rastlanan "Mobella" adı ise kentin ortaçağdaki adıdır

Kurtuluş savaşı sırasında, Muğla ve yöresini 11 Mayıs 1919 tarihinden itibaren işgale başlayan İtalya, Menderes''in güneyinde filizlenen ulusal güçlerle pazarlık ve anlaşma yapmak zorunda kalmış. İtalya, Yörük Ali Efe''nin Muğla''dan , Demirci Mehmet Efe''nin de Nazilli''den yönlendirdikleri ulusal direniş çalışmaları karşısında silahlı bir çatışmayı göze alamamış. İşgal üzerine tüm Anadolu''da mitinglerin düzenlenip direnme örgütlerinin kurulması için İzmir''den gelen telgrafa, Muğlalı Kocahan Mitingi''ni düzenleyerek cevap vermiş. Aldığı kararların ardından Vatan Müdafaa Cemiyeti, Serdengeçtiler Müfrezesi, Muğla Kuvayi Milliyesi gibi direniş komiteleri kurulmuş. 1920''de Ankara''da açılan 1. Dönem BMM''nde 6 milletvekiliyle ulusal mücadelede üzerine düşeni layıkıyla yapan Muğlalı, oluşturduğu direniş gruplarında yer alan gönüllerini Yunanlılara karşı Aydın cephesine göndermiş. Ege''de 57. Tümenden kalanlarla birleşen gönüllüler, Aydın çarpışmalarında düşmana ağır kayıplar verdirmişler. Ege illeri arasında Muğla işgal sırasında en fazla şehit veren il olmuş. İç durumun karışıklığı, Yunanlılar ve işgal ettiği yörelerde ekonomik egemenlik kurma düşüncesine dayanan İtalyan politikasını Muğla halkı işgal süresince kurnazca değerlendirmiş, iki ateş arasında kalmaktan kurtulmuş. Anadolu''daki durumun kötüye gittiğini anlayan İtalya, 2. İnönü Zaferi kazanıldıktan sonra ülkesindeki iç siyasal dalgalanmalarını öne sürerek 5 Temmuz 1921''de Muğla''dan ayrılmış. Muğla özgürlüğüne böylece kavuşmuş.

__________________
Cümlelerim daha çok devrilmeye başladı son zamanlarda
Daha hızlı çöker oldu karanlık tozlu akşamlarına
Ve daha çabuk tükenmeye başladı her şey.
Daha bir donuklaştı bakışlarım
Daha ağır ilerliyor artık
Sonsuz her dakika ...
Ve bırakmak vazgeçemediklerimi...
Daha derinlere inebiliyorum..
Artık nefesimi daha uzun tutarken,
Ve daha sert vuruyorum dibe..
Çığlıklarımı daha az yutarken...
Daha da sessizleşiyorum geçen her günde...
Daha da hissizleşiyorum…!
GönüL Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 12-10-2007, 13:30   #2
Ne Düşteyim Ne Gerçekte
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 3.064
Teşekkür Etme: 7593
2803 Mesajina 9740 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 33 GönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un Çılgını
Tanımlı Ce: Muğla Hakkında, Bilgi, Resimleri, Muğla'nın Tarihi


Muğla Cami ve Mescitleri

Ulu Cami (Merkez)

Muğla il merkezinde, elektrik fabrikasının karşısında bulunan Ulu Cami’yi, kitabesinden öğrenildiğine göre, Menteşeoğullarından İbrahim Bey 1344 yılında yaptırmıştır.

Kitabe:

“Bismillâhirrahmanirrahim Benel emir’ul kebir’ül ecellü İbrahim Bey İbn Orhan kemâ kalen nebüyyü Aleyhisselâm. Men benâ mesciden Lillâhi ben Allahû lehu beyten fil cenneti. Senet’i hamsin ve erbâun ve seb’a mie.”

Caminin son cemaat yerindeki mihrap üzerinde de rika yazı ile Abdizâde tarafından 1838 yılında onarıldığını gösteren bir başka kitabe daha bulunmaktadır. Bundan sonra yangın geçiren camiyi Hacı Nazife Hanım onarmıştır.

Cami kesme ve moloz taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmış, üzeri çatı ile örtülmüştür. Yanında taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli tek şerefeli minaresi vardır. Caminin mihrap ve içerisinde mimari ve sanat tarihi yönden dikkati çeken bezemesi bulunmamaktadır.


Kurşunlu Cami (Merkez)

Muğla il merkezinde bulunan bu camiyi Esseyyit Şucaaddin 1494’ye yaptırmıştır. Minber penceresi önündeki 1853 tarihli kitabede Müderris Mehmet Rahmi Efendi tarafından onarıldığı ve kubbenin kurşunla kaplandığı yazılıdır. Bu yüzden de camiye Kurşunlu Cami ismi verilmiştir. Şerif Efendi de 1900 yılında camiyi bir kez daha onartmış ve önüne bir son cemaat yeri eklemiştir. Ayrıca camide 1853 ve 1900 tarihli onarım kitabeleri bulunmaktadır.

Caminin banisi Esseyyid Şucaeddin’in mezarı cami minber penceresinin önünde olup, mezarının üzerinde “Ban’i Hazel Cami-i Şerif Esseyyid Şucaeddin 899 (1494).” Yazılıdır. Cami değişik dönemlerde yapılan onarımlar nedeni ile özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Yalnızca taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli, tek şerefeli minaresi orijinalliğini korumuştur.

Kaynaklarda caminin önünde otuz hücreli bir de medrese olduğu yazılı ise de bu medreseden herhangi bir iz günümüze gelememiştir.


Şeyh Camisi (Merkez)

Muğla Şeyh Bedrettin Mahallesi’nde bulunan bu camiyi Şeyh Bedrettin 1565 yılında yaptırmıştır. Cami Menteşe Mütesellimi (Tanzimat öncesi vergi toplayan devlet memuru) Tavaslı Osman Ağa’nın eşi Ümmü Gülsüm Hatun tarafından 1831 yılında ilk onarımı yapılmıştır. Osman Ağa ayrıca camiye geniş vakıflar yaptırmıştır. Caminin ikinci onarımını Şerif Efendi ile Ragıp Efendi 1896 yılında yaptırmıştır.

Caminin ikinci onarımına ait Hattat Hamzazade İbrahim Ethem Efendi’nin yazmış olduğu 1896 tarihli onarım kitabesi:

“Bu bir Nuran’i Mesciddir. Yapup evvelce Bedreddin
Girenler buldu kutsiyet vahdi evânı saatte
Habibe ile giyup zevci saadet tacı Ragıp
Bak eser cami-i yaptı Şerif eşrafı saatte.”


Pazaryeri Camisi (Merkez)

Muğla il merkezinde bulunan bu camiyi, Batıkoğlu Hacı Ahmet Ağa eski bir yapının olduğu yere 1843 yılında minaresiz olarak yaptırmıştır. Köseoğlu Hacı Mehmet Ağa 1866 yılında camiye tek şerefeli bir minare eklemiştir. Bunun ardından Kara Hafızoğlu Hakkı Efendi 1925 yılında camiyi onarmıştır.

Caminin giriş kapısı üzerindeki kitabesinde; ”Sahib’ül hayrat vel hasenad muammiri Batıkzâde Hacı Ahmet Ağa.” Yazılıdır. Minare kapısındaki 1866 tarihli bir başka kitabede de “Sahib’ül hayrat vel hasenat Köse Ahmet oğlu Hacı Yenik Mehmet” yazısı bulunmaktadır.


Şahidi Camisi (Merkez)

Muğla Şahidi Mahallesi’nde bulunan bu cami, yıkık bir Mevlevi mescidi üzerine, Hacı Osman Ağa tarafından 1848 yılında yapılmıştır. Camiye Mevlevi Şeyhi Şahidi’nin ismi verilmiş olup, Şahidi’nin mezarı caminin haziresinde bulunmaktadır. Cami 1869 yılında onarılmıştır. Bundan sonra Mevlevi Postnişini Şeyh Cemal tarafından 1911 yılında bir kez daha onarılmıştır.

Caminin giriş kapısı üzerindeki kitabede; ”Muğla Hanedanından merhum ve mağfurun ileyh Hacı Osman Ağazade el Hac Mehmet Ağa’nın ruhu için izâ en’lillâh Fatiha” yazılıdır.


Saburhane Camisi (Merkez)

Muğla il merkezinde bulunan mescit 1829 yılında Hacı Osman Ağa tarafından yaptırılmıştır. Hacı Zorbaz Mehmet Ağa 1863 yılında bu mescidi yıktırmış ve yerine ahşap bir cami yaptırmıştır.


Sekibaşı Camisi (Merkez)

Muğla Muslihittin Mahallesi’nde bulunan bu caminin yapım tarihi bilinmemektedir. Banisi ve mimarı hakkında da kaynaklarda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Kabasakal Mehmet Ağa 1872 yılında camiyi onarmış ve yanına ahşap bir minare eklemiştir.


Kurbanzade Camisi (Merkez)

Muğla il merkezinde bulunan bu camiyi Nakşibendi Kurbanzade Hacı Süleyman Efendi yaptırmıştır. Caminin yapım tarihi bilinmemektedir. Vakıf kayıtlarına göre de bu caminin 1875 yılından önce yapıldığı sanılmaktadır.

Caminin aynı zamanda Nakşibendi dergâhı olduğu sanılmaktadır. Kurbanzâde Hacı Süleyman Efendi bu caminin hem imamlığını, hem de dergâhın postnişinliğini yapmıştır.


Mustafa Paşa Camisi (Bodrum)

Muğla Bodrum ilçesi İskele Meydanı’nda, Bodrum Kalesi’nin karşısında bulunan bu cami, Bodrum’a tersane yapmak üzere gelen Kızılhisarlı Mustafa Paşa tarafından 1723 yılında yaptırılmıştır. Halk arasında bu camiye Eski Cami de denilmektedir.Giriş kapısı üzerinde yapım kitabesi bulunmaktadır.

Kitabe:

“Hüdâ bir kulun tergip edince böyle hayrata
Mücahit fi sebilullah o Gazi Mustafa bil kim
Müyesser itmamı duhuliden desün âmin
En teselli düşer daim nice türlü ibadete
İdüp ihya Beytullaha talip oldu margate
Dualar çün anın tarih dâhil ola cennete.”

Cami kesme taştan, kareye yakın dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Üzeri çatı ile örtülüdür. Önünde birbirlerine yuvarlak kemerlerle bağlı iki sütunlu, üç bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Mimari yönden bir özellik göstermemektedir. Caminin yanında taş kaide üzerinde, yuvarlak gövdeli ve tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.


Tepecik Camisi (Bodrum)

Muğla Bodrum ilçesi İç Limanı’nda, Tepecik Mahallesi’nde, Neyzen Tevfik Caddesi üzerinde bulunan bu cami Antik Çağlardan kalmış olan agoranın olduğu yere Tersaneci Mustafa Paşa’nın Kâhyası Hasan Ağa tarafından 1735 yılında yaptırılmıştır. Bu cami Osmanlı mimarisinde örnekleri çok az olan Yalı Tipi Camiler grubundandır. Üzeri kubbeli olan bu cami 26 Mayıs 1915’te Fransız Duplex kruvazörünün açmış olduğu top atışı sırasında zarar görmüş ve kubbesi yıkılmıştır. Daha sonra bu kubbe Karayakalı Hacı Mehmet tarafından yenilenmiştir. Caminin çevresi 1962 yılında açılmış ve yapı meydan ortasında kalmıştır.

Cami kesme taştan dikdörtgen planlıdır. Önündeki son cemaat yeri kiremit örtülü ahşap çatılıdır. İbadet mekânının üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülü olup, iç mekânda mimari yönden özellik gösteren bir bezeme bulunmamaktadır. Camiye girişten sonra sağ ve solunda iki ayrı bölüm halinde son cemaat yeri bulunmaktadır. Buradan ahşap bir merdivenle kadınlar mahfiline çıkılır. Son cemaat yeri ile ibadet mekânı bir kubbe ile ayrılmıştır.

Caminin yanında bitişik olarak kaidesi kubbe eteğine kadar yükselen yuvarlak taş gövdeli ve tek şerefeli minaresi bulunmaktadır.


Adliye Camisi (Bodrum)

Muğla Bodrum ilçesi Kale Caddesi’nin sonunda, Belediyenin önünde, Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan bu cami 1901-1902 yıllarında yaptırılmıştır. Bodrum’da yapılan en son cami olmasından ötürü de halk arasında Yeni cami ismi ile tanınmıştır.

Kesme taştan yapılan cami, kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri ahşap bir çatı ile örtülüdür. Yanında taş kaide üzerine yuvarlak gövdeli, tek şerefeli minaresi bulunmaktadır. Mimari yönden bir özellik taşımamaktadır.


Merkez (Reşadiye) Camisi (Datça)

Muğla Datça ilçe merkezinde bulunan bu caminin yapım tarihi bilinmemektedir. Yapımını belirten bir kitabesi günümüze gelememiştir. Ancak mimari üslubundan XIX.yüzyılın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır.

Cami kesme taştan kare planlı bir yapı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. Önünde üç bölümlü son cemaat yeri vardır. Mihrap ve ibadet mekânında sanat tarihi yönünden önemli bir bezemeye rastlanmamaktadır. Yanındaki minaresi kesme taş kaide üzerine, yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.


Cezayirli Camisi (Fethiye)

Muğla Fethiye ilçesinde bulunan bu cami, Cezayirli Hasan Paşa tarafından 1791 yılında yaptırılmıştır. Kaynaklarda bu cami ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır.


Marmaris Camisi (Merkez)

Muğla Marmaris ilçesi Kemeraltı Mahallesi’nde bulunan bu cami, Mengenelizâde İbrahim Ağa tarafından 1789 yılında yaptırılmıştır.

Cami kesme taştan kareye yakın dikdörtgen planlı olup, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Önünde üç bölümlü son cemaat yeri bulunmaktadır. Avlusunda bir de şadırvanı vardır. Camide mimari yönden özellik taşıyan herhangi bir süsleme elemanına rastlanmamaktadır.


Ulu Cami (Milas)

Muğla Milas ilçesi, Hoca Bedrettin Mahallesi’nde, ilçenin en büyük camisi olan , Balavca Deresi kıyısındaki bu cami, Menteşeoğullarından Ahmet Gazi tarafından 1378 yılında yaptırılmıştır. Cami 1878 yılında onarılmıştır.

Caminin yapımında moloz taş, tuğla ve antik yapılardan toplanan malzemeler kullanılmıştır. İbadet mekânının yan duvarları büyük payandalarla desteklenmiştir. İbadet mekânı mihrap duvarına paralel iki sıra paye ile üç sahna ayrılmıştır. Payeler sekiz köşeli olan soldaki birinci payeden sonra diğerleri kare kesitlidir. İbadet mekânının sağ ve solundaki sahınlar beşik tonozla, diğerleri de çapraz tonozla örtülmüştür. Sol sahının tonozları kemerlerin yardımıyla doğrudan doğruya duvarlara dayanmaktadır. Sağ sahnı örten tonozlar ise, daha kısa destekler üzerine oturtulmuştur. Orta sahında, mihrabın önünde kurşunla kaplı bir kubbe vardır. İbadet mekânının üzerindeki tonozlar ahşap bir kiremitli kırma çatı ile dıştan örtülmüştür. Bu cami tonozlarla kubbeyi birleştirmesi yönünden; Ulu Camilerin düz çatıdan tonoza, tonozdan da kubbeye geçişi göstermesi yönünden yöredeki ünik örnektir. Mermer minberi 1878 yılında yapılan onarım sırasında buraya eklenmiştir.

Caminin kuzeyindeki minaresi sonraki yıllarda buraya eklenmiş olup, 33 basamaklı açık merdivenli bir minaredir.


Firuz Bey Camisi (Milas)

Muğla Milas ilçesi, Firuz Paşa Mahallesi’nde bulunan bu cami, girişindeki dört satırlık sülüs yazılı Arapça kitabesinden öğrenildiğine göre, 1394 yılında Menteşe Valisi Hoca Firuz Bey tarafından yaptırılmıştır. Halk arasında Kurşunlu Cami ismi ile de tanınan bu cami mavi damarlı mermer kaplamalarından ötürü de Evliya Çelebi tarafından Gök Cami olarak tanıtılmıştır.

Erken Osmanlı mimarisinin zaviyeli ve ters T planlı mimari tipindendir. Cami birçok kez onarılmıştır. Caminin üst kısımları ile kuzeyindeki şadırvanı XIX.yüzyılda yapılmış, minberi ile kapı kanatları 1875 yılında İstanbul’a götürülmüş ve yerlerine yenileri yapılmıştır. Avusturyalı gezgin A.Von Prokesch 1824-1826 yıllarında Milas’a gelmiş, cami çevresinde içerisinde zambakların olduğu bir hazireden söz etmiştir. Ancak bu hazireden günümüze hiçbir iz gelememiştir. Yalnızca Firuz Bey’in eşine ait mezar bulunmaktadır.

Cami kesme taştan yapılmıştır. Önünde üç bölümlü bir son cemaat yeri ile giriş mekânının iki tarafında birer yan mekânlı hücresi bulunmaktadır. Kare planlı orta bölüm sekiz dilimli bir kubbe ile dikdörtgen planlı yan bölümler beşik tonozlarla örtülmüştür. Avlu zemininden iki basamak aşağıda bulunan son cemaat yeri beş sivri kemerlidir. Kuzey cephesinde dikdörtgen bir kapı ile geçilen giriş mekânı kare planlı olup, üzeri tonozla örtülmüştür. Buradan ikişer basamakla doğu-batı eksenine açılmış basık kemerli kapılar ile yanlardaki hücreye geçilir. Bu bölümlerden doğudaki tromplarla, batıdaki ise üçgenlerle geçilen birer kubbe ile örtülmüştür. İbadet mekânını örten kubbe diğerlerinden farklı olup, çift katlı ve sekizgen kasnaklıdır. Kasnağın doğu, güney ve batı yüzlerinde alçı şebekeli, yuvarlak birer pencere bulunmaktadır.

Caminin dış cephesi özenli bir işçilik gösteren mavi damarlı mermerlerle kaplanmıştır. Kubbeler kurşunla örtülmüştür. Caminin bezemesi daha çok son cemaat yeri, giriş, mihrap ve ibadet mekânında görülmektedir. Özellikle üç sıra mukarnas şeridi ile çevrili olan kapının üzerinde çift renkli taş işçiliğini yansıtan sivri kemerli bir alınlık bulunmaktadır. Buradaki kitabe çevresinde gül, karanfil ve yaprak motiflerinden oluşan bitkisel malzeme ile kapı lentosunun altında palmet, rumi ve lotuslar dikkati çekmektedir.

Mihrap iki sıra mukarnasla çevrilmiş ve bunların üzerine palmetle sonuçlanan tepelikler yerleştirilmiştir. Mihrabın iki yanındaki yazılardan yapının Hasan Bin Abdullah el-Benna; bezemelerinin de Musa Bin Abdullah en-Nakkaş tarafından yapıldığı öğrenilmektedir. XIX.yüzyılda buraya konulmuş olan mermer minber kıvrık dal, spiral ve zencerek motifleri ile bezelidir. Ayrıca ibadet mekânı ile yan mekânların üzeri de kıvrık dal, rumi ve palmet motifleri ile süslenmiştir.

Cami 1974, 1977 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılmış, kubbe kasnağı içerisindeki kalem işleri ile birlikte yenilenmiştir.

Caminin yanında, cami ile aynı tarihte yapılan medresesi bulunmaktadır.


Hacı İlyas Camisi (Milas)

Muğla Milas ilçesi Hacı İlyas Mahallesi’nde bulunan bu cami, Menteşeoğulları zamanında Şucaeddin Orhan Bey tarafından 1330 yılında yapılmıştır.

Cami kesme taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Caminin önünde iki köşe payesi, ortada iki paye ve onun yanında birer sütundan oluşmuş üzeri kiremit kubbeli, üç bölümlü bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Son cemaat yerinin girişindeki iki payenin taşıdığı sivri kemerli giriş diğerlerinden daha yüksek ve geniştir.

İbadet mekânı kırma çatı ile örtülmüştür. Bezeme olarak dikkati çeken bir özelliği bulunmamaktadır. Yapı günümüze iyi bir durumda gelmiştir.


Ağa Camisi (Milas)

Muğla Milas ilçesi, Hacı Abdi Mahallesi’nde bulunan bu cami, Abdülaziz Ağa tarafından 1737 yılında yaptırılmıştır.

Cami kesme taştan dikdörtgen planlı olup, önünde son cemaat yeri bulunmaktadır. İbadet mekânı iki nefli olup, üzeri kırma çatı ile örtülüdür. Yanındaki minaresini Abdülaziz Ağa’nın soyundan Mehmet Bey’in annesi Refia Hanım 1885 yılında yaptırmıştır.

Caminin yanında bulunduğu kaynaklardan öğrenilen medreseden günümüze hiçbir iz gelememiştir.


Belen Camisi (Milas)

Muğla Milas ilçesi, Hisarbaşı Tepesi’nde bulunan bu caminin yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Mimari yapısından XIV.yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır. Bazı kaynaklarda Hoca Mukbil tarafından kiliseden camiye çevrildiği belirtilmiştir. Cami Mehmet Sait Ağa tarafından 1750 yılında onarılmıştır.

Kesme taş, tuğla ve moloz taştan yapılmış olan cami plan olarak Ulu Cami planına benzemektedir. İbadet mekânı iki sıra üçer sütunla üç sahna ayrılmıştır. Sütunlar birbirlerine hafif sivri yuvarlak kemerlerle bağlanmıştır. İbadet mekânının üzeri ahşap tavanlı olup, çatı ile örtülmüştür. Giriş kapısı kuzeydedir. Ayrıca batıda küçük bir de giriş kapısı bulunmaktadır.

Caminin yanındaki kesme taş kaide üzerindeki yuvarlak gövdeli, tek şerefeli minareyi, Abdülfettah oğlu Ömer Ağa 1811 yılında yaptırmıştır.


Selimiye (Abdüfettah Ağa) Camisi (Milas)

Muğla Milas ilçesinde bulunan bu cami, Abdülfettah Ağa tarafından 1798 yılında yaptırılmıştır.
Cami kesme taş ve tuğladan yapılmış olup, önündeki son cemaat yeri dikdörtgen, ibadet mekânı da kare planlıdır. İbadet mekânı iki sıra sütunla üç sahna bölünmüş, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Caminin doğusunda küçük bir de haziresi bulunmaktadır.


Yelli Cami (Milas)

Muğla Milas ilçesi Kepez Mevkii’nde, sur dışında bulunan bu caminin banisi ve yapım tarihini belirten kitabesi günümüze gelememiştir. Yapı üslubundan XIV.yüzyılda Menteşeoğulları zamanında yapıldığı sanılmaktadır.

Cami kesme taş ve tuğladan yapılmış, kare planlıdır. Son cemaat yeri iki payeli olup, sivri kemerlerle payeler birbirlerine bağlanmıştır. Üst örtüsü çapraz tonozla örtülmüş olup üç bölümlüdür. İbadet mekânı kubbe ile örtülüdür. İbadet mekânının iki yan kenarında sivri kemerli ikişer pencere, bunların ortasında da dikdörtgen küçük bir pencere bulunmaktadır. Mihrap nişi dışarıya çıkıntı yapmamaktadır.

Caminin batısında üst örtüsü çökmüş bir hamam, doğusunda da harap bir medrese ve mermer bir havuz bulunmaktadır.

Cami günümüzde harap durumda olup, minaresi de günümüze gelememiştir.


Orhan Bey Camisi (Milas)

Muğla Milas ilçesinde Menteşeoğulları Beyliği’nin en parlak dönemi, Taceddin Ahmet Gazi’nin hükümdarlık yıllarıdır. XIV.yüzyılın sonlarında, 1375-1391 yıllarında yörede hüküm süren Taceddin Ahmet Gazi Milas’ta bir çok yapılar yaptırmıştır. Bunlardan Milas’daki Ulu Cami’nin yanı sıra Beçin’de Ahmet Gazi Medresesi’ni de yaptırmıştır. Orhan Bey Camisi Ahmet Gazi Medresesi’nin karşısında, kale giriş kapısının güneydoğusunda bulunmaktadır.

Caminin yapım tarihi bilinmemekle beraber XIV.yüzyılda Menteşeoğulları döneminde yapıldığı sanılmaktadır. Bazı kaynaklarda da caminin yapım tarihi 1332 olarak belirtilmektedir. İbni Batuta 1330’lu yıllarda Milas’a geldiğinde bu caminin yapılmakta olduğundan söz etmiştir.

Cami moloz taş ve tuğladan, 24.00x24.00 m. ölçüsünde kare planlıdır. İbadet mekânı duvarları ile girişinin bir kısmı günümüze gelebilmiştir. Bazı kaynaklarda da bu yapının ibadet mekânının ahşap direklerle desteklenen toprak damlı olduğu yazılıdır.


Hüsamettin Camisi (Ula)

Muğla Ula ilçesi, Ayazkıyı Mahallesi’nde bulunan bu cami kitabesinden öğrenildiğine göre Hüsamettin Efendi tarafından 1622 yılında yaptırılmıştır. Cami 1892, 1899, 1947, 1950 ve 1962 yıllarında onarılmıştır.

Cami geçirdiği onarımlar sonucunda orijinalliğinden kısmen uzaklaşmıştır. Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılmıştır.


Ağalar Camisi (Ula)

Muğla Ula ilçesi, Alparslan Mahallesi’nde bulunan bu cami, Ula eşrafından Hacı Ali Ağa tarafından 1549 yılında yaptırılmıştır. Minaresi de yine Ula eşrafından Hamza Bey tarafından 1897’de 68 basamaklı olarak buraya eklenmiştir.

Caminin minaresi ve üst örtüsü 1926 yılındaki depremle yıkılmış ve yenilenmiştir. Bu arada minaresi de 34 basamaklı olarak yeniden yapılmıştır. Yapılan onarımlarla cami orijinalliğinden uzaklaşmıştır.


Yeni Cami (Koçarlı Camisi) (Ula)

Muğla Ula ilçesi, Demirtaş Mahallesi’nde bulunan bu cami, Mehmet Bin Mustafa tarafından 1376 yılında yaptırılmıştır. Halk arasında Koçarlı Camisi olarak tanınmaktadır.


Ebubekir Camisi (Yatağan)

Muğla Yatağan ilçesinde bulunan bu cami, Ahi teşkilatına mensup Ebubekir Efendi tarafından yaptırılmıştır. Yapı üslubundan XV.yüzyılın ilk yarısına tarihlenen Menteşeoğulları dönemi yapılarındandır. Minaresi daha sonra 1889 yılında buraya eklenmiştir.

Cami moloz taş ve tuğladan, dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Üzeri çatı ile örtülüdür.


Aşağı Cami (Yatağan)

Muğla Yatağan ilçesinde bulunan bu caminin yapım tarihi ve banisi bilinmemektedir. Bununla ilgili kitabesi de günümüze gelememiştir. Rızazâde Hacı Ali tarafından 1887 yılında onarılan camiye bu onarım sırasında bir de minare eklenmiştir. Minare orijinal hali ile günümüze gelmiştir.


İlyas Bey Camisi (Yatağan)

Muğla Yatağan ilçesi, Turgut Beldesi’nde bulunan bu cami 1311 yılında yaptırılmıştır. Banisi bilinmemektedir. Yapılan onarımlar sonucu cami orijinalliğinden uzaklaşmış olup, mimari yönden herhangi bir özellik taşımamaktadır.

Moloz taş ve tuğladan dikdörtgen planlı olan caminin üzeri çatı ile örtülüdür.
__________________
Cümlelerim daha çok devrilmeye başladı son zamanlarda
Daha hızlı çöker oldu karanlık tozlu akşamlarına
Ve daha çabuk tükenmeye başladı her şey.
Daha bir donuklaştı bakışlarım
Daha ağır ilerliyor artık
Sonsuz her dakika ...
Ve bırakmak vazgeçemediklerimi...
Daha derinlere inebiliyorum..
Artık nefesimi daha uzun tutarken,
Ve daha sert vuruyorum dibe..
Çığlıklarımı daha az yutarken...
Daha da sessizleşiyorum geçen her günde...
Daha da hissizleşiyorum…!
GönüL Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 12-10-2007, 13:34   #3
Ne Düşteyim Ne Gerçekte
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 3.064
Teşekkür Etme: 7593
2803 Mesajina 9740 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 33 GönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un Çılgını
Tanımlı Ce: Muğla Hakkında, Bilgi, Resimleri, Muğla'nın Tarihi


Muğla Müzeleri

Muğla Müzesi (Merkez)

Muğla il merkezinde, Adliye binasının arkasında, Eski Cezaevi binasında bulunan Muğla Müzesi 1992 yılı sonlarında Özlüce Köyü Kaklıca Tepede yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkarılan hayvan ve bitki fosillerinin sergilenmeye başlaması ile birlikte 1994 yılında ziyarete açılmıştır.

Müzede fosillerin yanı sıra çevreden derlenen etnoğrafik ve arkeolojik eserler de sergilenmektedir. Müzedeki fosiller günümüzden 9.000.000-5.000.000 yıl öncesinde yaşamış olan canlılara aittir. Bunlar doğu Asya’dan İspanya’ya kadar uzanan geniş bir alanda yaşamış ve sonra da yok olmuş canlılardır. Bu tür canlılara ait ilk fosiller İspanya’nın Tervel havzasında ilk defa bulunmuş bu yüzden de Trolian ismi ile tanınmıştır.

Muğla yöresindeki kazılarda zürafagiller, boynuzlugiller, gergedangiller, hortumlu memeliler, domuzgiller, atgiller ve etçillere ait fosiller bulunmaktadır. Bunların yanı sıra bitki fosilleri de müzenin doğa tarih bölümünde sergilenmektedir.

Müzenin etnoğrafik bölümünde ise yöresel giyim-kuşam örnekleri ile günlük kullanım eşyaları sergilenmektedir.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi (Bodrum)

Muğla ili Bodrum ilçesi, Bodrum Kalesi içerisinde kurulmuştur. Müzenin kurulduğu Bodrum Kalesi, iki koyun ortasında, kayalık bir yarımada üzerinde1402-1513 tarihleri arasında Saint.Jean Şövalyeleri tarafından yapılmıştır.

Bodrum Kalesi dört ayrı dönemde yapılmıştır. Kalenin ilk döneminde (1046-1421), bugün Cam Salonu olan Fransız Kulesi’nin altı bölümü, Liman Kalesi, Yılanlı Kule ve doğu duvarları yapılmıştır. Orta dönemde (1421-1480) İtalyan Kulesi, Alman Kulesi ve İngiliz Kulesi bunlara eklenmiştir. Daha sonra da sur önü siper duvarları yapılmıştır. Bu dönemde kalenin birinci kapısı, kuzey hendeği, İtalyan ve Fransız Kuleleri arasındaki askeri yapılarla kale daha da genişletilmiştir. Rodos’un fethinden sonra 1523’te şövalyelerle yapılan anlaşma uyarınca kale savaşsız Osmanlılara verilmiştir. Osmanlı döneminde kale bir süre üs olarak kullanılmış, 1895’te hapishaneye dönüştürülmüştür. I.Dünya savaşı sırasında buradaki mahkûmlar Anadolu’nun içerisine taşınmış ve kale kendi yazgısına bırakılmıştır. Mondros mütarekesinin imzalanmasından sonra İtalyan’lar Bodruma asker çıkarmış ve kaleyi karargâh olarak kullanmışlardır. Cumhuriyetin ilk yıllarında da kale uzun süre boş kalmıştır.

Bodrum Müzesi’nin kuruluşuna 1953 yılında süngercilerin rastlantı sonucu buldukları bronz Demeter heykeli ve amphoralar neden olmuştur. Bu buluntular üzerine bu bölge araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Bundan sonra Amerikalı gazeteci ve fotoğrafçı Peter Throckmorton ile Türk fotoğrafçısı Mustafa Kapkın ve İzmir Müzesi Müdürü Hakkı Gültekin Bodrum çevresindeki sualtı batıklarını tespit etmek ve fotoğraflamak için burada çalışmalara başlamışlardır. Bu çalışmalar sonucunda ele geçen buluntular Bodrum Kalesi’ndeki bir depoda koruma altına alınmış ve böylece Bodrum Müzesi’nin temelleri atılmıştır. Bunun ardından Pennsylvania Üniversitesi adına George F.Bass tarafından 1960 yılında başlatılan sualtı kazı ve araştırmaları, Finike Burnu Gelidonya batığının ve diğer batıkların bulunması sonucunda Bodrum Kalesi’ndeki depo zenginleşmiştir. Çevredeki arkeolojik eserlerin ortaya çıkışı da Bodrum’da bir müzeye gereksinim olduğunu ortaya koymuştur.

Bodrum İlköğretim Müdürü Osman Nuri Bilgin bu depoda çalışmış ve onun çabası ile bir bekçinin yanı sıra 8 Ocak 1962 yılında Haluk Elbe Müze Memurluğuna atanmıştır. Bundan sonra Bodrum Kalesi’ndeki yapılar kısmen restore edilmiş ve kale müzeye dönüştürüldükten sonra müdürlük haline getirilmiş, Haluk Elbe de 31 Temmuz 1964’te Müze Müdür olarak atanmıştır. Müzenin düzenlemesi ve teşhiri tamamlandıktan sonra 6 Kasım 1964’te Bodrum Müzesi törenle ziyarete açılmıştır.

Bodrum Müzesi’nde MÖ.15 ve daha sonraki yıllara tarihlenen amphoralardan oluşmuş bir bölüm bulunmaktadır. İki kulplu sivri dipli testiler olan amphoralar ilk kez Erken Tunç Çağında M.Ö 3000’de Troia’da ortaya çıkmıştır. Amphoralar antik devir ticaretinde şarap, zeytinyağı, kuru gıda maddelerinin taşınmasında ve depolanmasında kullanılmıştır. Akdeniz’de Bodrum, Knidos, İstanköy, Rodos, Sakız ve Taşöz’de form olarak değişikliğe uğramasına rağmen çeşitli amphoralar yapılmıştır.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinde, avluda bir sundurma altındaki galeride teşhir edilen amphoralar ticari amphoralardır.

Müzenin cam salonunda MÖ.XIV.yüzyıldan MS.XI.yüzyıla kadar uzanan dönemi içeren çeşitli cam örnekleri bulunmaktadır. Bunların arasında Müsgebi kazılarında bulunan Miken cam boncuk dizileri, Kaş Uluburun batığından çıkarılan cam külçeler ve Serçe Limanı su altı kazısından (1977-1979) çıkarılan cam batığın eşyaları sergilenmektedir. Bu arada cam batığının MS.XI.yüzyıldan günümüze kadar ulaşan ahşap kaplamaları aslına uygun biçimde restore edilerek sergilenmiştir. Bu batığın asıl yükünü oluşturan camlar o dönemin en önemli eserleri arasındadır.

Müzenin Tunç Çağı Batıkları salonu üç ayrı bölümden oluşmaktadır. Salonun girişinde M.Ö XII. Yüzyıla tarihlendirilen Gelidonya Burnu Batığı ile M.Ö XVI. yüzyıl Şeytan Deresi Batığı eserleri sergilenmektedir. Dünyanın ilk bilimsel sualtı kazısıhndan çıkarılan eserler burada sergilenmektedir. George F.Bass tarafından 1960 yılında kazısı yapılan bu gemi bir Suriye tüccar gemisidir ve Kaş Uluburun eserleri sergilenmektedir. Bunların arasında Kaş Uluburun batığının kesiti ve sualtındaki görünümü de o dönemin en orijinal örneğinin günümüze yansımasıdır.

MÖ.IV.yüzyıldan kalan soylu bir kadına ait mezar buluntuları, ayrı bir bölüm olarak müze müdürü Oğuz Alpözen tarafından düzenlenerek16 Mayıs 1993’de ziyarete açılmıştır.
Bodrum’un girişinde 1989 yılında bir temel kazısı sırasında bir mezar odası bulunmuş ve mezarın kazısını Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi uzmanları yapmıştır. Günümüze kadar soyulmadan gelen bir lahit ortaya çıkarılmıştır. Mezar odasında sırlı yonca ağızlı bir kap (oinokhone), üç kadeh, şarap sürahisi ve son derece iyi bir durumda iskelet ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca altın taç, iki altın kolye, altın elbise süsleri, üç yüzük ile iki bilezik de burada bulunmuştur. Paleoantropologların kemik üzerinde yaptığı inceleme sonunda iskeletin birden fazla doğum yapan ve 40 yaşlarında ölen bir kadına ait olduğu anlaşılmıştır. Buluntular M.Ö 360-325 yıllarına tarihlendirilmiştir. Karyalı Prenses olarak isimlendirilen bu soylu kişinin Hekatomnos sülalesinden olduğu sanılmaktadır. Karyalı Prensesin yüzünün yeniden yapımı İngiltere’de Manchester Üniversitesi, Tıp Fakültesi-Tıpta Sanat Bölümünde gerçekleştirilmiştir.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’nde Karya Satrabı Mausolos’un M.Ö. 395’de Milas Labranda’da yaptırdığı şölen evinin (Andron) bir benzeri kalede yapılmış ve “Karyalı Prenses” olarak mezardan çıkarılan buluntular ile birlikte Prensesin etlendirilmiş yüzü ile mankeni birebir ölçülerde sergilenmiştir.

Anadolu’da kullanılan para sistemleri, ağırlıklar, Karia Bölgesi şehir devletlerinin ve Hekatomnos sülalesinin sikkeleri, sikke ve takılar bölümünde sergilenmektedir.

Bodrum Kalesi’nde 1513-1522 tarihleri arasında zindan olarak kullanılmış olan kulede işkence aletlerinin yanı sıra dönemin zindanı mankenlerle yaşatılmıştır. Yılanlı Kule ile Alman Kulesi arasından aşağıya doğru bakıldığında görülen iç hendekte, kalın sur duvarları altında iki kule daha bulunmaktadır. Bunlar Gatineau ve Caretto Kuleleridir. Bu kulelerden Caretto Kulesi, Mağnus Mağister Fabrico Del Caretto (1513-1521) adına yapılmıştır. Gatineau Kulesini de kale komutanlarından Jacques Gatineau 1512-1514 yıllarında yaptırmıştır.

Jacques Gatineau Kulesinin top mazgalları kapatılmış, hava bacaları tıkanmış ve 1513-1522 yıllarında zindan olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde bu odanın önüne kalın bir duvar örülmüştür. Kulenin dış kapısı üzerinde, yukarıda sözü edilen kişilere ait üç arma bulunmaktadır.

Bodrum Kalesi zindanlarında bazı Türk büyükleri de tutuklu kalmıştır. Bunların başında Barbaros Hayrettin Paşa’nın ağabeyi Oruç Reis de bulunmaktadır.

Bodrum Kalesi’nin bu bölümü müze müdürü Oğuz Alpözen’in isteği doğrultusunda Kültür Bakanlığı ve Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü, İzmir Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’nün katları ile gerçekleşmiş,dönemin Kültür Bakanı Fikri Sağlar tarafından 1993’de ziyarete açılmıştır.

Bodrum Kalesi’nin güneybatı köşesindeki kule, I.Dünya Savaşı sırasında Fransız Kruvazörü Dublex’e karşı Bodrum’u korumakla görevlendirilen Yzb.İbrahim Nezihi’nin anısına düzenlenmiş ve yüzbaşının Büyük Taarruz sırasında şehit düşüşünün 77.yıldönümünde “Komutan Kulesi” olarak ziyarete açılmıştır. Buradaki düzenleme Komutan İbrahim Nezihi Bey’in yanı sıra onunla birlikte kaleyi savunan Yzb.Rifat (Önal) Bey ve Kaymakam Faik (Üstün) Bey anısına yapılmıştır.

Yzb. İbrahim Nezihi Bey’in kızı Neriman Ata babasının kişisel eşyalarını ve mektubunu Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne armağan etmiş ve müze müdürü Oğuz Alpözen buradan yola çıkarak onun dönemini araştırmış ve ortaya ilginç bir yaşam öyküsünün yanı sıra müzenin anlamlı bir bölümü ortaya çıkmıştır. Komutan Kulesinin üst katı komutan odası, alt katı yatakhane olarak düzenlenmiştir. Mankenlerle de o günkü yaşantıyı gözler önüne sermiştir.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi’ne bağlı olarak hizmet veren Mauseleion Anıt Müzesi’nde mezar anıtının bulunduğu alandan çıkarılan orijinal kabartmaların yanı sıra burada yapılan kazılarda çıkarılan ve onarılan parçalar sergilenmektedir.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi 33.5 dönüm genişliğindeki bir alanda kurulmuştur. Avrupa’da Yılın Müzesi Yarışmasında “Özel Övgü” ödülünü 1995 yılında almış, Türkiye’de çağdaş müzecilik anlayışını en iyi sergileyen müzelerin başında geldiği gibi Bodrum’un turizm yönünden gelişmesinde de büyük payı olmuştur.

Fethiye Müzesi (Fethiye)

Muğla ili Fethiye ilçesinde bulunan Fethiye’de eserlerin toplanmasına ilk defa 1962 yılında dönemin Kaymakamı Recep Ceylan’ın çabaları ile başlanmış, çevredeki eserler belediye binasının altında depolanmış, bazılarından da bir açık hava müzesi meydana getirilmiştir. Bundan sonra Fethiye’deki yeni müze binasının yapımına 1976 yılında başlanmış ve müze 1982 yılında tamamlanmıştır. Eserlerin teşhir ve tanziminin yapılmasından sonra 1987 yılında müze ziyarete açılmıştır.
Müzede sergilenen eserlerin büyük çoğunluğu Fethiye ve çevresinden derlenmiştir. Ayrıca kaçak kazılarda ele geçirilen ve satın alma yoluyla da müzedeki koleksiyonlar zenginleştirilmiştir.

Müze arkeoloji ve etnografya bölümlerinden meydana gelmiştir. Arkeoloji bölümünde sergilenen eserlerin büyük çoğunluğu pişmiş topraktan yapılmış çanak çömlek ve figürinlerden oluşmuştur. M.Ö 3000’den Bizans çağının sonuna kadar, XV.yüzyıla tarihlenen eserleri arasında Likçe dilinin çözümünde büyük katkısı olan Tringual stelidir. Üç ayrı dilde, Likya dilinde, Aramice ve Grekçe yazılı olan bu stelin yanı sıra Fethiye’de Antik Çağa ait Artemis mabedi olduğunu gösteren “Kumrulu Genç Kız Heykeli” de müzenin en önemli eserlerinin başında gelmektedir.

Müzenin etnoğrafya bölümünde yöreye özgü düz dokumalar ve işleme örnekleri bulunmaktadır. Bunların arasında kaftanlar, üç etekler, gümüş takılar ve ahşap dastar tezgâhı da dikkati çekmektedir. Etnoğrafya bölümünün en önemli eserlerinin başında Fethiye’deki Üzümlü Dastarı’nın dokunduğu, çalışır durumdaki tezgâhtır.

Müze bahçesinde yöredeki kazılarda bulunmuş büyük ölçüdeki taş eserler, Psidia tipi lahitler, heykeller, steller ve Likya kültünde önemli bir yeri olan “Izraza Anıtı” sergilenmektedir.


Marmaris Müzesi (Marmaris)

Muğla ili Marmaris ilçesinde, Kanuni Sultan Süleyman’ın 1522 yılında Rodos seferi sırasında yaptırdığı Marmaris Kalesi 1980-1990 yıllarında Kültür Bakanlığı tarafından restore edilmiş ve 1991 yılında Marmaris Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

Marmaris Kalesi’nde yedi kapalı mekân bulunmaktadır. Kalenin beşik tonozlu girişi de iç avluya açılmaktadır. Avlunun sağında ve solundaki merdivenlerle surların üzerindeki gezinti yoluna çıkılmaktadır.

Anıt–müze görünümündeki müzenin beşik tonozla örtülü kapalı mekanlarından ikisi arkeolojik eserlerin sergilendiği bölümlere ayrılmıştır. Bu bölümlerde Marmaris çevresinden toplanmış ve kazılarda çıkarılmış taş eserler, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenen amphoralar, Knidos, Burgaz, Hisarönü kazılarında ele geçen pişmiş topraktan kandiller, koku şişeleri, figürinler, çeşitli kap kaçaklar, camlar, ok uçları, sikkeler ile süs eşyaları sergilenmektedir.

Müzenin etnoğrafya’ya ayrılan bölümünde Marmaris’te XIX.yüzyılda Osmanlı döneminde kullanılmış günlük yaşamla ilgili eserlere yer verilmiştir. Bunların başında düz yaygılar, dokumalar, kilimler, çeşitli günlük kullanım eşyaları bakırlar, kesici ve delici silahlar ile süs eşyaları sergilenmektedir.


Milas Müzesi (Milas)

Muğla ili Milas ilçesinde bulunan Milas Müzesi’nin yapımı 1982 yılında tamamlanmış olan Kültür Merkezi’nin giriş katında bulunmaktadır. Milas Müzesi 1983 yılında kurulma çalışmalarına başlamış ve ancak 5 Mayıs 1987’de ziyarete açılmıştır. Müze salanları 180 m2’li bir alan içerisindedir.

Müzedeki eserlerin büyük bir kısmı çevrede yapılan kazılardan çıkarılan eserler ile satın alma yoluyla müzeye kazandırılan eserlerden oluşmuştur. Kıyıkışlacık (İassos), Eskihisar (Stratonikeia) başta olmak üzere çevre antik kentlerinden getirilen eserler ile müzenin zenginleşmesi sağlanmıştır. Bu eserler Eski Tunç Çağı ile Bizans Çağı arasındaki dönemi kaplayan pişmiş toprak, mermerden yapılmış kap kaçaklar, figürinler ve heykellerdir.
Müze bahçesinde ise Arkaik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenen sütunlar, sütun başlıkları ve mimar parçalar ile lahitler bulunmaktadır.


İassos Balık Pazarı Yerel Müzesi (Milas)

Muğla ili Milas ilçesinde bulunan Balık Pazarı Yerel Müzesi Roma dönemine tarihlenen bir anıt mezarda bulunmaktadır. Halk arasında Balık Pazarı olarak isimlendirilen bu anıt Kültür Bakanlığı tarafından restore edildikten sonra İassos kazılarından çıkarılan büyük ölçüdeki mimari parçaların ve diğer eserlerin sergilenmesi ile Ağustos 1996’de ziyarete açılmıştır.

Roma dönemine tarihlenen anıt mezar dikdörtgen bir avlu ortasında yüksek bir kaide üzerinde, ön cephesinde dört korinth başlıklı sütunun yer aldığı mabet tipi bir yapıdır. Anıtın önünde geniş bir pronaosu, dış cephelerinde yivlerle bezeli duvarları ve plasterli anteleri bulunmaktadır. Ayrıca naosun fazla bir derinliği bulunmamaktadır. Duvarlarda kemiklerin korunduğu nişlere yer verilmiştir. Yapının batısındaki tonoz çatılı bölüm özgün biçimiyle korunmaktadır.
__________________
Cümlelerim daha çok devrilmeye başladı son zamanlarda
Daha hızlı çöker oldu karanlık tozlu akşamlarına
Ve daha çabuk tükenmeye başladı her şey.
Daha bir donuklaştı bakışlarım
Daha ağır ilerliyor artık
Sonsuz her dakika ...
Ve bırakmak vazgeçemediklerimi...
Daha derinlere inebiliyorum..
Artık nefesimi daha uzun tutarken,
Ve daha sert vuruyorum dibe..
Çığlıklarımı daha az yutarken...
Daha da sessizleşiyorum geçen her günde...
Daha da hissizleşiyorum…!

Konu GönüL tarafından (12-10-2007 Saat 13:37 ) de değistirilmistir..
GönüL Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi, FB Müzesi Resimleri, Hakkında Bilgi GönüL Anıtlar Ve Müzeler 1 08-20-2008 18:07
2009 Maserati Quattroporte Hakkında Bilgi ve Resimleri K-H-7 Sanal Tuning 0 08-18-2008 21:43
Türkiye'den Tarihi Mekanlar-Tarihi Mekan-Tarihi Mekanların Resimleri küppra Türkiye'den Resimler 10 08-02-2008 21:02
Edirne - Şükrü Paşa Anıtı ve Balkan Savaşı Müzesi Hakkında Bilgi, Resimleri GönüL Anıtlar Ve Müzeler 1 06-25-2008 17:34
Bilgi Felsefesi nedir?bilgi felsefesinin filozofları,bilgi felsefesi hakkında.. serapqq Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji 0 12-14-2007 11:02


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:29 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
Site Ekle Hosting Hizmetleri

Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız


Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19