![]() |
| |||||||
| Türkiyedeki Tatil Yöreleri Türkiyedeki Tatil Yöreleri |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| Üye ![]() ![]()
Mesajlar: 118
Teşekkür Etme: 1
67 Mesajina 133 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 3150920 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | İzmir İzmir Doğal Güzellikleri İzmir il toprakları jeolojik yönden çöküntü alanlarından oluşmuş ova ve dağlık alanlardan meydana gelmiştir. İlin doğu-batı doğrultusunda uzanan sıra dağlar arasındaki çöküntü alanları, akarsuların birikintileri ilin coğrafi konumunu meydana getirmiştir. İlin başlıca yükseklikleri kuzeyde Çıralı Dağı, Geyikli Tepe ve Yunt Dağı’dır. Orta kesimde ise Bozdağlar ve Aydın Dağları bulunur. Bunların arasında Bakırçay Gediz ve Küçük Menderes ovaları bulunmakta olup, bu ovaların deniz seviyesinden yükseklikleri 0–200 m. arasında değişmektedir. Dağlar ve Ovalar İzmir’in orta kesiminde Bozdağlar ile güneyinde Aydın Dağları bulunmaktadır. Bunlar III. Zamanın (Tersiyer) sonlarına doğru aşınmış, yeni tektonik hareketlerle parçalanmış yükseltilerdir. Kuzeydeki Madra Dağları ile Yunt Dağları magmadan fışkıran lavların yığılmasından meydana gelmiştir. Karaburun Yarımadası’ndaki dağlar ise çoğunlukla burada birikmiş tortuların kıvrılmasından meydana gelmiştir. Dağlar ile ovalar arasındaki yükselti farkının büyük oluşu da akarsuların bu kütleleri parçalamasından kaynaklanmıştır. Madra Dağı ilin kuzeyinde, deniz seviyesinden 1.250 m. yükseklikte olup, kuzeyde Burhaniye-Havran ovaları, güneyde de Bergama Ovası arasındaki en büyük yükseltidir. Güneybatıda Altınova ile Dikili’ye doğru uzanan Madra Dağı’nın kolları deniz kıyısına kadar ulaşırken alçalarak kıyı düzlükleri ile birleşir. Bu dağın güney batı ucu Bergama’nın batısında, 1.061 m. yüksekliğe ulaşarak Geyikli Dağı ismini alır. Marda Dağı’nın tepe noktalarında bazı yerler hafif dalgalı düzlükler halinde yaylalardır. Üzerleri fıstık çamı ormanları ile kaplı olan Kozak Yaylası bu yaylaların en ünlüsüdür. Madra Dağı’nın güneyinde, Soma yakınlarından Çandarlı Körfezi’ne kadar uzanan Bakırçay Ovası yer almaktadır. Bakırçay ve kollarının getirdiği alüvyonlarla örtülü olan bu ova 60 km. uzunluğunda olup, Kınık’ın kuzeyinde de en fazla genişliğe ulaşır. İzmir’in kuzeyinde Bakırçay, güneyinde Gediz çöküntü alanı arasında bulunan 1.075 m. yüksekliğindeki Yunt Dağı akarsularla parçalanmıştır. Yunt Dağı’nın bir bölümünü oluşturan Sultan Dağı Bakırçay Ovası’nın güneyinde dağlık bir alan meydana getirir. İzmir’in güneyinde Gediz Nehri’nin bulunduğu çöküntü alanı içerisindeki Dumanlı Dağ ile Yamanlar Dağı arasında uzunluğu 10 km. bulan dar bir boğaz vardır. Menemen Boğazı ismi verilen bu vadinin doğusunda Gediz Ovası uzanmaktadır. Bu ovanın büyük bir kısmı Manisa ilinin sınırları içerisinde kalmıştır. Menemen Boğazı batıya doğru, Emiralem’den itibaren genişler ve alçalır ve Gediz Deltası ile de birleşir. Burada meydana gelen düzlüğün güneydoğusunda 20 km. uzunluğunda Menemen Ovası ile Gediz Delta Ovası isimli düzlükler bulunmaktadır. Bunlar Anadolu’nun en verimli ovalarıdır. İzmir’in kuzeyinde Gediz Nehri, güneyinde de Nif (Kemalpaşa) Çayı arasında yer alan Yamanlar Dağı (Karadağ) 40 km. uzunluğunda, 15 km. genişliğinde bir alanı kaplamıştır. Yamaçları eğimli olan bu dağ kütlesi Gediz Ovası’nın batısında yükselir ve dağın en yüksek noktası Manisa il sınırları içerisindeki Spil Dağı’dır (1.513 m.). Yamanlar Dağı jeolojik yönden bir volkan konisi olup, genç bir dağ kütlesidir. Tektonik kaymalar sonucunda meydana gelen çukurda da Karagöl bulunmaktadır. Bu çöküntü alanının batısında Ege Denizi ve İzmir Körfezi bulunmaktadır. Bu körfezin doğusu akarsuların taşıdığı alüvyonlarla dolmuş, bunun sonucu olarak da Bornova Ovası ile onun doğusundaki Kemalpaşa Ovası meydana gelmiştir. Bu iki ova arasında yüksekliği 250 m. ye kadar ulaşan Belkahve Geçidi bulunmaktadır. İzmir Körfezi’nin doğu-batı yönünde, 110 km. uzunluğunda, kuzey-güney yönünde 20-30 km. genişliğinde Bozdağlar sıralanmaktadır. Bu dağ kütlesi kuzeyde Gediz, güneyde Küçük Menderes ovalarını birbirinden ayırmaktadır. Dağ sıralarının üzerinde aşınma sonucu meydana gelmiş yaylalar bulunmaktadır. Bozdağlar doğuda Sarıgöl’ün güneyinden başlayarak Kemalpaşa’ya, oradan da Karabel Geçidi’ne kadar uzanır. Bozdağların en yüksek noktası Birgi’nin kuzeyinde 2.159 m. ye kadar çıkar. Bu dağların dışında İzmir Körfezi’nin doğusunda Kemalpaşa Dağları (1.500 m.), İzmir’in batısında Çatalkaya (Kızıldağ) bulunmaktadır. Çatalkaya’nın batısından itibaren yükseklik alçalır ve Çeşme’ye kadar uzanan alanlarda küçük tepeler halinde devam eder. Karaburun Yarımadası’nda kuzeyden doğuya doğru uzanan ve yüksekliği Karaburun ilçe merkezinde 1.218 m. ye kadar ulaşan Akdağlar bulunmaktadır. İlin güney sınırı üzerindeki Aydın Dağları Bozdağlara kadar fazla yüksekliği olmamasına rağmen Cevizli Dağında 1.646 m. ye kadar ulaşır. Aydın Dağları’nın Küçük Menderes Ovası’na bakan yamaçları oldukça diktir. Karaburun Yarımadası’nı kuzeyde Kömür Burnu ile güneyde Teke Burnu arasında uzanan ikinci bir dağ sırası sınırlamaktadır. Bunlar Küre Dağı, Eskici Dağı, Velidağ’dır. Akarsular İzmir il topraklarında Küçük Menderes, Gediz ve Bakırçay havzaları bulunmaktadır. Bunlardan Küçük Menderes Havzası Kiraz-Ödemiş-Bayındır-Tire-Torbalı-Selçuk-Seferihisar-İzmir Merkezi-Urla-Çeşme ve Karaburun yörelerini kaplamaktadır. Bu bölgede havzanın en önemli akarsuyu olan Küçük Menderes bulunmaktadır. Bozdağlar’dan doğan Küçük Menderes’in uzunluğu 124 km. dir. Bu akarsu Kiraz ilçesindeki çöküntü alanından sonra güneye yönelir Beydağ ilçesinin kuzeyinde batıya dönerek Torbalı’nın güneyinden geçer ve Ege Denizi’ne dökülür. Küçük derelerle beslenen Küçük Menderes yağışların artması sonucu zaman zaman taşar ve çevresinde geçici bataklıklar oluşturur. Yaz aylarında ise suyu azalır. İzmir’in Menemen ve Foça ilçeleri ile Kemalpaşa yöresini tümü ile kaplayan Gediz Havzası Türkiye’nin en büyük havzaları arasındadır. Bu havzanın en önemli akarsuyu da Gediz Nehri’dir. Batı Anadolu’da Murat Dağı’ndan kaynaklanan Gediz Nehri’nin uzunluğu 400 km. dir. Manisa Boğazı’ndan geçtikten sonra İzmir topraklarına giren Gediz, geniş yaylar çizdikten sonra Foça’nın güneyinde Ege Denizi’ne dökülür. Yağışlardan etkilenen Gediz Nehri ince kum ve mil gibi maddeleri de taşımaktadır. Gediz Nehri çok önceki yıllarda Karşıyaka’nın batısından denize dökülürken getirdiği alüvyonlar İzmir Körfezi’ni kapanma tehlikesi ile karşı karşıya bırakmış, bunun için Karşıyaka’nın kuzeyinde akan bir dere yatağından faydalanılarak yeni bir yatak açılmış ve böylece Gediz Foça’nın kuzeyinden denize dökülmesi sağlanmıştır. Menemen, Foça, Bergama, Kınık ve Dikili bölgelerini kapsayan Bakırçay Havzası çok sayıdaki küçük akarsulardan oluşmuştur. Bu havzanın en önemli akarsuyu da Bakırçay’dır. Bakırçay doğuda Ömerdağ, kuzeyde Marda, güneyde de Yunt Dağı’ndan gelen akarsu kollarının birleşmesinden meydana gelmiş 128 km. uzunluğunda bir nehirdir. Kınık ilçesinin doğusundaki alüvyonlu ovaya giren Bakırçay Çandarlı Körfezi’nden denize dökülmektedir. Bu akarsular dışında Karaburun Yarımadası’ndan doğan ve Ege Denizi’ne dökülen küçük dereler de il topraklarında bulunmaktadır. Göller İzmir il sınırları içerisinde, dağ sıraları arasında yer yer çöküntü alanlarında küçük göller vardır. İzmir’de büyük ölçüde bir göl bulunmamaktadır. İzmir’in küçük ölçüdeki önemli göller, Gölcük, Belevi Gölü, Çakalboğaz Gölleri ve Karagöl’dür. Bunlardan Gölcük, Ödemiş’in kuzeyindeki Bozdağ’ın en yüksek noktasında bulunmaktadır. Kuzeyden güneye doğru uzanan küçük bir çöküntü çukuru içerisindeki bu gölün oluşumunda dağlardan gelen sellerin taşıdığı alüvyonların büyük payı olmuştur. Gölün derinliği yüzölçümüne göre çok fazladır. Suyu tatlıdır. Selçuk ilçesi ile Torbalı arasında bulunan Belevi Gölü sığ bir göldür. Çakalboğaz Gölleri Küçük Menderes’in Selçuk ilçesinin 5-6 km. ilerisinde doldurduğu alanda meydana gelmiştir. Yamanlar Dağı üzerindeki Karagöl tektonik bir kayma sonucu oluşan çukurda 35 dekarlık alanda meydana gelmiştir. Çevresi çam ormanları ile kaplıdır. Çevresi piknik alanı ve kamping yeri olarak düzenlenmiştir. Karagöl’ün mitolojideki Tantalos efsanesinde ismi geçmektedir. İzmir il merkezinin 15 km. güneyinde Buca Belediyesi tarafından Kaynaklar Göleti yaptırılmıştır. Gölet 140.000 m2’lik bir alanı kapsamakta olup, bu alanın 30.000 m2’lik bölümü suni göldür. Bunun dışında gölün çevresinde 3.500 kişilik bir amfitiyatro, teraslar, piknik alanları bulunmaktadır. Doğal Güzellikleri Siren Kayalıkları (Foça) İzmir ili Foça ilçesinde bulunan Siren Kayalıkları günümüzde fok balıklarının yaşam alanıdır. Buradaki kayalıkların arasındaki mağaralar fokların barınaklarıdır. Bu nedenle de bu mağaraların yakınlarında fokları ürkütmemek için denize girmek ve kayaların üzerine çıkmak yasaklanmıştır. Siren Kayalıklarının ismi Yunan mitolojisinde de geçmektedir. Sirenler vücutları kuş, başları kadın şeklinde olup, yaptıkları müzikle insanları kayalara çekerlerdi. Bu müziğin etkisinde kalan gemiciler kayalara yaklaşır ve kayalara çarparak batarlarmış. Siren Kayalıkları yüzyıllar boyunca aşınmış ve doğaüstü şekiller almıştır. Homeros’un destanlarında da Siren Kayalıkları’ndan söz edilmiştir: “Ulu Tanrıça Kirke, ne yapın yapın, Tanrısal Sirenler'den sakının dedi bana. Büyüleyen seslerinden, çiçekli çayırlarından sakının. Sen dinle o sesi. Ama bağlasınlar ayakta seni kollarından bacaklarından orta direğe. Böyle dedim ve uyardım arkadaşlarımı. Bu ara gemimiz Sirenler'in adasına varmıştı bile. Çünkü itici bir rüzgâr esiyordu arkamızdan. Derken rüzgâr düştü, deniz oldu çarşaf gibi. Bir tanrı bütün dalgaları dindirmişti. Yoldaşlarım kalkıp geminin yelkenlerini topladılar, sonra da kürekleriyle döve döve köpürttüler denizi. O zaman ben tunç kılıcımla mum peteğini parçaladım ufak ufak ezdim güçlü ellerimle mumu. Sürdüm arkadaşlarımın kulaklarına. Duymaz oldular artık sirenleri. Onlar da bağladılar kollarımdan bacaklarımdan orta direğe beni. Sonra vurdular kürekleriyle kırçıl denize durmadan. Bir sıvışsak göz açıp kapayıncaya kadar şuradan dedik. Ama gözlerinden kaçmadı yakından geçen gemi Sirenlerin. Çınlayan sesleriyle hemen başladılar ezgiye: Gel buraya, dillere destan Odysseus, Akhalar'ın şanı şerefi. Durdur gemini duy bizim sesimizi. Hiçbir zaman bir kara gemi buradan geçemedi durup dinlemeden ağzımdan çıkan tatlı ezgileri; dinlerler doya doya, daha çok şey öğrenip öyle giderler, biliriz biz engin Troia'da olup bitenleri... Güzelim sesleriyle onlar böyle diyorlardı ve dinlemek istiyordu benim gönlüm. Kaşlarımla işaret ettim arkadaşlarıma, çözün dedim beni. Onlarsa ha bire kürek çekiyorlardı iki büklüm. Az sonra epey uzaklaşmıştık Sirenler'den, artık duymaz olmuştuk seslerini...” Homeros Mağaraları (Buca) İzmir ili Buca ilçesinde, Meles Çayı üzerinde bulunan Kızılçullu Su Kemerleri yakınında bulunan mağaralarda antik çağın ünlü ozanı Homeros’un şiirlerini yazdığı söylenmektedir. Mağarada yeterli bir araştırma şimdiye kadar yapılmamıştır. Bu nedenle tarihlendirilmesi ve iç düzeni hakkında bilgi bulunmamaktadır. Buca Belediyesi ile İzmir İl Kültür Müdürlüğü arasında yapılan protokol uyarınca burada bir araştırma yapılacaktır. Mesire ve Dinlenme Yerleri Orman Bölge Müdürlüğü İzmir Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Başmühendisliği'nin sorumluluğunda İzmir'de tam 20 adet orman içi dinlenme yeri vardır. Bunların başında 70 hektarlık bir alana yayılmış olan Tanay Mesire Yerinde çadırlı kamp, kamping alanları ve turistik tesisler bulunmaktadır. İzmir’e 75 km. uzaklıktaki Gümüldür’de de 2.000 kişi kapasiteli piknik alanları vardır. İzmir Özdere sahil şeridinde 40 hektarlık alanda, deniz kıyısında kurulan Kalemlik mesire yerinde her türlü dinlenme olanağı bulunmaktadır. Ayrıca Seferihisar yakınındaki Teos antik kent yakınındaki Akkum ve Ekmeksiz plajları bulunmaktadır. İzmir’e 70 km. uzaklıktaki Claros (Denizpınarı) antik kentinin bulunduğu alanda da dinlenme ve mesire yeri vardır. Buca Belediyesi tarafından 140.000 m2’lik alanda kurulan Bucagöl İşletmeleri’nin ortasında 30.000 m2’lik suni bir göl ve çevresinde tiyatro, piknik alanı gibi çeşitli tesisler yapılmıştır. Bunların yanı sıra, Kuşadası-Selçuk karayolunun 8. km.sinde bulunan Pamucak, Seferihisar kıyısındaki 320 hektarlık Kargacık, Bergama-Kozak karayolunun 17. km.sinde bulunan ve 10 hektarlık bir alandaki Çınarlı, Urla Çeşmealtı’ndaki Güvendik Dinlenme Tesisleri, Ödemiş Gölcük Yaylası’nda, deniz seviyesinden 1.100 m. yükseklikteki Gölcük, Ödemiş Bozdağ Yaylası’ndaki Mermeroluk, Kemalpaşa Torbalı arasındaki Karabel, İzmir-Manisa karayolunda Kızılçam ormanları içerisindeki Çiçekli, Menemen-Manisa karayolunun 3. km.sindeki Menemen Çamlığı, İzmir-Çeşme karayolu üzerindeki Uzunkuyu, Yamanlar Dağı’ndaki Karagöl, İzmir-Aydın karayolu üzerindeki Efeoğlu, İzmir-Salihli karayolu üzerindeki Belkahve, Aliağa Şelalesi İzmir ilinin diğer mesire ve dinlenme yerleridir. İnciraltı Gençlik Merkezi (Merkez) İnciraltı Gençlik Merkezi, yeni bir rekreasyon alanı olarak sinema salonları, yeme-içme tesisleri, spor, yürüyüş ve piknik alanları, sandalla gezinti yapılabilecek suni bir göl alanı ile kent halkını buraya çekmektedir Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Ege Üniversitesi, Fen Fakültesi bünyesinde 1964 yılında kurulmuş olan Botanik Bahçesi, 1997 yılında Ege Üniversitesi Rektörlüğü'ne bağlanarak, Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi olarak kurulmuştur. Araştırma ve öğretim hizmetlerinin yanı sıra halka doğal ve kültür bitkilerini tanıtmak ve sevdirmek amacını taşımaktadır. Botanik Bahçesi 48.750 m2 alan üzerine kuruludur. Buradaki seralarda, tropik, kserofit, egzotik bitkiler halka ve öğrencilere tanıtılmaktadır. Botanik Bahçesinde yaklaşık 3.000 kadar bitki türü bulunmaktadır. Bu bitkiler Türkiye ve yabancı kökenlidir. Teleferik Tesisleri (Balçova) İzmir ili Balçova ilçesinde bulunan Teleferik Tesisleri İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenmiş ve 6 Mayıs 2000 tarihinde hizmete açılmıştır. İzmir çevresinin doğal güzelliğinin görüldüğü teleferik tesislerinde, yamaç paraşütü yapılmakta, özel tırmanma şeritleri bulunmaktadır. Ayrıca çevresi piknik alanı olarak kullanıldığı gibi çeşitli dinlenme tesisleri de bulunmaktadır. İzmir Kuş Cenneti (Çiğli) İzmir ili Çiğli ilçesine 10 km. uzaklıkta, Ege Denizi kenarında, İzmir Körfezi'nin kuzeyinde bulunan Gediz Nehri Deltası'nın bir bölümü üzerindeki Tekel Çamaltı Tuzlası’nın bulunduğu 8.000 hektarlık alan 1982 yılında Su Kuşları Koruma ve Üretme Sahası olarak tescil edilmiştir. Bunun yanı sıra bu alanın sahip olduğu doğal ve kültürel zenginliklerden ötürü de doğal ve arkeolojik sit alanı, Yaban Hayatı Koruma Sahası ve Uluslar arası Koruma Statüsü olan RAMSAR alanı olarak ilan edilmiştir. Bu alanda Anadolu’daki 450 kuş türünden 220’sinin varlığı tespit edilmiştir. Bu türlerden 59’u burada kuluçkaya yatmaktadır. Burada kuluçkaya yatan kuş türleri arasında Flamingo, Tepeli Pelikan, Leylek, Küçük kerkenez, Suna, Angıt, Deniz Saksağanı, Kılıçgaga, Deniz Kırlangıcı, Gümüşü Martı, Uzunbacak, Tepeli Tarlakuşu, Arıkuşu, Kuyrukkakan ve Çulhakuşu bulunmaktadır. Ayrıca Tepeli Pelikan, Küçük Karabatak ve Küçük kerkenez gibi dünyada soyları azalan kuş türleri de bulunmaktadır. Bunların yanı sıra bu alanda tatlı su ve deniz balıkları, üç tür kurbağa, beş tür yılan, beş tür kerkenezin yanı sıra Yabandomuzu, Tilki, Çakal, Tavşan, Sansar, Porsuk, Gelincik, Kirpi ve Sazlık Kedisi de yaşamaktadır. Kuş Cennetinde ziyaretçi merkezi, kuş gözlem kuleleri, dürbün ve gezi bisikleti bulunmaktadır. Saha içerisindeki Çamaltı Tuzlası, yıllık 600 bin tonu bulan kapasitesi ile Türkiye'nin tuz ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamaktadır. | |
| | |
| | #2 |
| Üye ![]() ![]()
Mesajlar: 118
Teşekkür Etme: 1
67 Mesajina 133 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 3150920 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Uyuyan prenses: Amasra M.Ö. 12 yüzyılda kurulduğu söylenen Amasra, adını Pers prensesi Amastris'ten alıyor. Amastris'in kendi adına kurduğu bu yeni şehir, eşsiz güzellikteki sahili, iki koyu ve iki adasıyla güneydeki tatil merkezlerini aratmıyor. Eski çağlarda uyuyan bir prensese benzetilen Amasra'dayız. ![]() Kente yaklaşırken çarpıcı bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Enteresan bir coğrafya, Karadeniz'in birçok sahil kentine parmak ısırtacak bir güzellik karşılıyor sizi. Keyifli bir tatil vaat eden, bir bakışa sığmayan bu görüntü insanı heyecanlandırıyor. Öyle ki, "İyi ki gelmişim, burada çok şey yapılabilir!.." diyorsunuz. Ve bu yüzden ayrılırken, hüzünleniyorsunuz... Batı Karadeniz'in şirin ilçesi Amasra'dayız. Bir zamanların gözde tatil beldesi yeniden turizmde moda olmanın mutluluğunu yaşıyor. Tur otobüsleri, özel araçla gelen aileler... Karadeniz masmavi göl gibi durgun, dalgasız, geri kalan her yer yemyeşil. Tarihçesi Fatih Sultan Mehmet'in "Bakacak Tepesi"nden ovaya doğru şöyle bir bakıp "Lala Lala Çeşm-i Cihan bu mu ola" dediği bu şirin tatil merkezinin yer aldığı yarımadanın, iki koyu ve iki adası bulunuyor. Adalardan birine kayıkla ulaşılırken, diğerine tek gözlü Roma yapısı bir kemerle geçiliyor. M.Ö. 3. yüzyıla kadar Sesamos adıyla bilinen kenti ilk olarak Hititler veya Gasgaslar'ın M.Ö. 12 yüzyılda kurdukları söyleniyor. Şimşir ağacı ihracatı yapan kent, Pers İmparatorluğu etkisine girmiş. Persli prenses Amastris, kendi adına yeni bir şehir kurmuş, bağımsız kraliçelik yapmış. Daha sonraları kent Pontuslar'ın, Romalı ve Cenovalılar'ın eline geçmiş. 1200'lerde kale ve kiliseleriyle ünlenmiş. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet Amasra'yı fethetmiş. Bir kiliseyi camiye çevirmiş. O dönemlerde "Uyuyan Prenses"e benzetilen Amasra, Osmanlılar döneminde kadılık merkezi olmuş. Kent; Anadolu'da bir benzeri görülmeyen Kuş Kayası anıtı, muhtemelen Roma eyalet Meclis Sarayı olarak inşa edilen "Bedesten", Roma imparatoru Claudius döneminde yapılan tek gözlü Roma Köprüsü, kilise temelleri kalan Tavşan Adası, 9. yüzyılda yapılan kale içindeki Fatih Camii, İç Kale Mecsidi, hamam, tiyatro ve mağaralarıyla bugün de ilgi çekiyor. Amasra'da neler yapılır? Tarihi dokuyu yansıtan Amasra'da sokaklar, binalar temiz bir görünüm sergiliyor. Tüm Karadeniz sahilinde sık sık rastlandığı gibi, kısa boylu süs köpekleri var. Öncelikle söylemekte yarar var, yaz kış akşamları serin oluyor. Limandan tekne kiralayıp çevre gezilerine çıkabilirsiniz. Örneğin Bedri Reis ile 45 dakikalık tur kirası 4-5 milyon lirayı ödeyerek, mendirekten dönüp Venedik misali köprü altındaki tünelden geçip küçük limana ulaşınca kraliçenin denize girdiği yer olarak bilinen doğal havuzu ve Direkli mevkii önündeki havuzun kayalara oyulmuş basamaklarını görebilirsiniz. Gri, beyaz, siyah tavşanların yaşadığı Tavşan Adası'na çıkabilir, mağaralara bakıp, kale ve sur duvarlarını fotoğraflayıp denizden Amasra'yı seyredebilirsiniz. Geziye katılanların birçoğu büyük tekne tutup, göbek atıp oynayarak gidip dönüyorlar. Belli ki yolculuk keyifli. Çay bahçeleri, cafe-bar ve bol ağaçlı sahil parkı seyir terasları var. Güneş batışının en güzel izlendiği yerde yöre halkı "Güneş denize kırmızı elma" gibi batar diyor. Gün boyu mendirekte en şık kıyafetleri ile arz-ı endam eden genç kızlar, akşam olunca güneşi en içten söyledikleri şarkılarla uğurluyorlar. Limandaki mendirek su sporu için durgun bir deniz sağlarken, adeta bir podyum görevi de görüyor. Aracını park edip üzerindeki elektriği yürüyüşle atanlar, bisiklete binenler, balık tutup köpeğini gezdirenler, yelken yarışlarını, tekneleri çekirdek yiyerek seyredenler, temiz hava alıp hazım yürüyüşüne çıkanlar ve benim gibi manzaraların ve mendireğin üzerine yapılan resimleri fotoğraflayan her yaştan insanlar. Köprü bağlantılı adaya geçip evleri görmek, Küçük Liman'ı tepeden gören seyir teraslarında yalnızlığı yaşamak, restore edilen kiliseden bozma camiyi görmek Amasra'da yapabileceklerinizden bazıları. Bir de müze var. Geçen yıldan bu yana restorasyon çalışmaları nedeniyle 2001'e kadar kapalı. İçinde Roma, Bizans, Osmanlı dönemi gözyaşı, koku şişeleri, pişmiş topraktan kap ve çömlekler, mutfak eşyaları, mezar taşları, lahitler, amforalar, mermer yılanlı Stel sağlık tanrısı, heykel ve etnoğrafik eserler yeni müzecilik anlayışıyla, yeniden sergilenmeyi bekliyorlar. Sıra geldi alışverişe... En sona sakladım... Buyrun Amasra'nın en ünlü sokağı "Çekiciler Çarşısı'na. El tezgahlarında ileri geri çekerek tahtayı, ağacı şekillendirirlermiş. "Çekiciler" ismi or adan geliyor. Çarşıda her türlü ağaç işi eşya satılıyor, birkaçını sayacağım. Dik duran yayık fıçısı, dekoratif bir bastonluk ve şemsiyelik olmuş. Tahta salata tabakları, gemiden otomobile tahta oyuncaklar, maketler, biblolar, gazetelik, ekmeklik, sehpa, sandalye, tabure, aynalık, şimşir kaşıklar, hasır eşyalar ve tahta takılar. Mustafa Tercan ve eşi, bu takı işini geliştirmişler. Çevredeki Akasya ve patlak ağaçlarının tohumlarından kolye, bilezik, küpe yapıyorlar. Kıskandıracak güzellikteki takıların takımı 3 milyon. Ceviz kabuğundan helikopter, deniz minaresinden kalyon, vernikli iskorpit balığı kafasından biblolar, kalp şeklinde ve üzerinde bir kaplumbağa olan "dilek sofrası" biblosu, İtalya'ya bile ihraç ediliyor.
|
| | |
| | #3 |
| Üye ![]() ![]()
Mesajlar: 118
Teşekkür Etme: 1
67 Mesajina 133 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 3150920 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Taş taş üstünde... Bafa Gölü Bazen burnumuzun dibindeki güzellikleri yıllarca farkedemeyiz. Tıpkı Söke-Milas karayolu üzerindeki Bafa Gölü gibi... Bu yoldan Bodrum'a giderken her defasında gölün yanından geçer, ama çevresini hiç merak etmeyiz. Tarihle doğanın buluşma noktasını bu kez es geçmeyin. Bafa Gölü, Milas İlçesi'nin sınırları içerisinde, Söke Ovası'nde yer alıyor. Bu bölgenin arkeolojik değerler açısından Türkiye'nin en zengin yerlerinden biri olduğunu söylersek, gölün kıymetini kısadan özetlemiş oluruz. Söke Ovası, 2000 yıl önce denizmiş; büyük bir körfez varmış burada. Büyük Menderes Irmağı'nın getirdiği alüvyonlar körfezi doldurunca, ova haline gelmiş. Bugünkü Bafa Gölü, denizden bir parça olarak arada kalmış. Coğrafya dersi gibi gelmiş olabilir, ama buranın coğrafyası üstüne konuşulmaya değer. Gölün üzerinde üç küçük ada var. Buralarda manastırlar, kiliseler kurulmuş çok eskiden. En eskisi " Yediler Manastırı". Tarihi kalıntıların yanısıra, balıkçıl kuşları, pelikanlar, karabataklar ve ördekler de hemen dikkatinizi çekiyor. Etrafı zeytin ağaçlarıyla çevrili gölün doğal zenginliklerini tamamlıyor kuşlar. Sahilde birçok tekne gezi için yolcularını bekliyor. Dolmuş usulü çalışan teknelerle ada turu yapmak mümkün. Bu keyifli tur sırasında yüzme molası da veriliyor. Ama en keyifli anlar, güneş battıktan sonra gökyüzüne vuran kızıllığın gölün rengini değiştirmesi seyrettiğiniz saatler. Tarihi zenginlikler Göl turu, adalardan sonra antik Heraklia kentine dek uzanıyor. Beşparmak Dağları'nın güney eteklerinde, gölün kıyısına kurulu kente Bafa Beldesi'nden dönüp, 9 kilometrelik toprak yolla da ulaşabilirsiniz. Bu yolculuk bir hayli keyifli, çünkü çevredeki kayaların ilginç şekilleri hayal gücünüzü zorluyor yol boyunca. Her kayada başka bir şekil arıyor ve buluyor gözleriniz... Yol önce Kapıkırı Köyü'ne ulaştırıyor sizi. Köye girmeden, sahile inen bir yol ayrılıyor. Karşınızda Heraklia, antik yapılarıyla bir taeih hazinesi! Heraklia'nın tarihi M.Ö. 7. yüzyıla uzanıyor. Hellenistik ve Roma dönemlerinde parlayan kent, deniz ticaretiyle zenginleşmiş. Bizans döneminde ise psikoposluk merkezi olmuş. Kayalık ve engebelik bir arazi üzerine kurulan kent, 6.5 metre yüksekliğinde surlarla ve 65 kuleyle çevrilmiş. Mükemmel denecek kadar düzgün olan taş işçiliği bugün bile farkediliyor. ![]() Kentin içindeki Athena Tapınağı, günümüze kadar gelebilmiş şanslı yapılardan. İki katlı olarak inşa edilen Agora'dan ise geriye tek kat kalmış. Yinede dükkan ve hanların yerlerini görebiliyorsunuz. Agora'nın doğusundaki "U" planlı yapı, M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen Şehir Meclis Binası. Sonra sırasıyla tiyatro, Endymion Kutsal Alanı ve Haham Manastırı'nı gezebilirsiniz. Geçerken uğramak yerine bütün tatilinizi de göl kenarında geçirebilirsiniz. Sıkıldığınızda günübirlik çevre gezileri yapmak da mümkün. Milas'ta Gümüşkesen Mezar Anıtı'nı, içme suyuyla da tanınan Labranda antik kentini, Didim, Milet ve Lasos'u mutlaka görün. Sadece Milas' gezmek bile bir gününüzü alır. Sokaklar, evler, hanlar tarihi dokusuyla çarpıcı güzellikler sağlıyor. Ünlü Milas halıları da görülmeye değer. |
| | |
| | #4 |
| Üye ![]() ![]()
Mesajlar: 118
Teşekkür Etme: 1
67 Mesajina 133 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 3150920 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | masya'dan Merzifon'a... Bilinen tarihi M.Ö. 2500 yıllarına kadar uzanan Amasya ve çevresinde eski Tunç çağı Hitit ve İskit medeniyetlerine ait birçok yerleşim kalıntıları mevcut. Bilinen tarihi M.Ö. 2500 yıllarına kadar uzanan Amasya ve çevresinde eski Tunç çağı Hitit ve İskit medeniyetlerine ait birçok yerleşim kalıntıları mevcut. Osmanlı İmparatorluğu devrinde padişahlar ve şehzadeler şehri olan bu tarihi kentin bir başka özelliği de, tarihi konak ve birbirinden güzel yaşanası evleri. Evlerin en güzel panoraması ise Yeşilırmak vadisi üzerinde yer alan Yalıboyu caddesinde görülüyor. Amasya girişinde ilk fark edilen, kentin sarp kayalıklarla çevrili oluşu. Yağış mevsimi sonrası mavileşen Yeşilırmak şehri ikiye bölüp ortasından durmaksızın akarken; kente bir hareket ve seyri güzel bir aktivite kazandırıyor, boş duramıyorsunuz. Çok keyifli bir yürüyüşle kısa sürede hem tarihi dokuyu görebiliyor, hem de video, fotoğraf çekebileceğiniz, hatta resmini yapmak isteyeceğiniz birçok obje ve manzarayla karşılaşıyorsunuz. Sofa, oda ve iç mekan donatımıyla dikkati çeken cumbalı evler, maket görünümünde. Hatta, adeta tiyatro dekoru gibi. İçlerinde en ünlüsü, Yeşilırmak kıyısına kurulu "Hazeranlar Konağı". Müze olarak gezilen konaktaki eşyalar, döneme ışık tutup, günümüze yansıtıyor. Giriş katı sergi salonu olarak hizmet veren tarihi ve estetik konak, 1865 tarihini taşıyor. Konağın girişi Kralkaya mezarları tarafında bulunuyor. Bimarhane, 1308-1309 yılları arasında yapılmış ve günümüzde sanat merkezi amaçlı kullanılıyor. Kursların ve derslerin verildiği, müzik çalışmalarının yapıldığı Bimarhane'de, zamanında akıl hastalarına su ve müzik sesiyle tedavi uygulanmış. Taş oymacılığının en güzel örneklerinden olan Taç kapısından girenler, tertemiz bir avluya açılan kemerli odalarla karşılaşıyorlar. 15. yüzyıldan kalma Sultan II. Bayezid Külliyesi, 1485 tarihli. Cami bahçe ve çeşmesi ile oldukça etkileyici. Büyük Ağa Medresesi, sekizgen avlusu, kubbe ve bacaları ile gözü okşayan bir mimariye sahip. Şu anda içinde Kuran kursu verilen dershaneler bulunuyor. Amasya Kalesi, kaya mezarları, su yolları, Gökmedrese, köprüler, istasyon binası, kümbetler, Burmalı minare, Mehmet Paşa ve Gümüşlü camileri gibi daha birçok görülmeye değer eserin bulunduğu Amasya'dan ayrılıp Merzifon'a doğru yola çıkarsanız bu defa geniş ve güzel bir yolla kent girişinde sizi şaha kalkmış atı üzerindeki Kara Mustafa Paşa heykeli karşılıyor.Kent dokusuna biraz daha girip Kara Mustafa Paşa camisini gösteren tabelayı tek yönlü yolda takip ederseniz, 1666 yapımı ünlü camiye ulaşıyorsunuz. Avluda yer alan çeşme içinde oturup seyredebileceğiniz kubbenin iç tavan süslemelerinden, gözlerinizi ayıramıyorsunuz. Çeşmenin yanında gövdeleri yıllara meydan okuyan iki dev anıtlaşmış çınar ağacı bulunuyor. Cami ve çeşme ile bütünleşen görmeye değer çınarların çevreleri 7 ve 8.5 metreyi buluyor. Mağara girişini andıran gövdelerin bir kısmı boşalmaya başlasa da, çınarlar heybetli gövdeleri üzerinde yaşamlarını sürdürüyorlar. Cami avlusunun kemerli kapısından geçerek tarihi taş bedestene yapacağınız gezide, kendinizi hiç aklınızda olmayan eşyaların satıldığı çok dükkanlı bir çarşıda bulabilirsiniz. Merzifon turu sırasında, bir açıdan mutlaka göz göze geleceğiniz bir başka eser de saat kulesi. Ziya Paşa, Merzifon Çelebi Mehmet Medresesi anıtsal giriş kapısı üzerine, 1866'da inşa edilmiş. Yuvarlak yapılı saatin üç katlı gövdesinde, bir de şerefe bulunuyor. Sekizgen yapıya sahip saat odasının, Latin harflerinden oluşan saati faaliyetine devam ediyor. Onu diğer saatlerden ayıran en önemli özelliği, ağırlık sistemi ile çalışan kule saatlerinden olması. Amasya'daki "Aynalı Göl": Borabay Suyun kenarına ve ormanın içine serpiştirilmiş piknik masaları... Aralıklı dinlenme evleri, ateş yakmak için ocaklar, bahçeli kocaman bir restoran, önünde ince uzun bir yaya köprüsü, ihtiyaçların karşılanabildiği büfe ve her yerden fışkıran pınarlar... İçimi hoş, yumuşak suyu olan çeşmeler... Çevresinde bulunan ve görüntüleri yüzeye yansıyan meşe, pelit, gürgen ve karağaçlar... Borabay Gölü'ne bir isim de ben taktım: Aynalı Göl. Akşam çökünce yatay ışınlar değişik efektler oluşturuyor. Gölge boyu uzuyor, asil ışıklar koyu sarıya dönüşüp kendini göstermeye başlıyor ve hemen sonrasında bir durgunluk yaşanıyor. İşte tam o saatlerde girdim Amasya'ya. Amacım Borabay'ı gün batmadan bu son ışıklarda yakalamaktı. Kente teğet geçip Erzincan yolunu kullanarak, 45. km'de Taşova'ya girmeden sola ayrılan Ladik yoluna döndüm. Rampayı çıkarken yine sola, yine rampa ve 5 km içeride asfalt. Köy içini yavaşça geçip kendimi Borabay'a attım. Zirvede güneş, fotoğraf çekmem için son 10 dakika der gibi duruyor. Göl çevresini yarıladım, yaprak kımıldamıyor, görevli hariç hiç kimse yok. Göl yüzeyi adeta ayna, kıyıda bir kayık bağlı, isteyen kiralayıp dolaşabilsin diye. Yarı beline kadar suyun içinde ağaçlar var, suya doymuş. Sahilde ise insanların ayaklarını suya sokup dinlerek yemek yiyebilmeleri ve piknik yapabilmeleri için, su içinde piknik masaları var. Diğerleri, ormanın içine serpiştirilmiş. Dinlenme evleri aralıklı, ateş yakmak için ocaklar, bahçeli kocaman bir restoran, önünde ince uzun bir yaya köprüsü, ihtiyaçların karşılanabildiği büfe ve her yerden fışkıran pınarlar... İçimi hoş, yumuşak suyu olan çeşmeler... Borabay Gölü'ne bir isim de ben taktım: Aynalı Göl. Gölün içinde aynalı sazan ve yayın balığı var. Eğlence olsun diye ücretsiz balık tutmanıza da izin veriliyor. Pırıl pırıl parlayan 900x300 metre ölçülerindeki "Aynalı Göl" Borabay'ın çevresinde 8-10 türlü ağaç, yüzeyinde de yansımaları var. Meşe, pelit, çam, gürgen, karaağaç ve taraklık ilk göze çarpanlar. Sözde yasak ama, göle yüzme amaçlı da giriliyormuş. Alttan kaynak suları ile beslenen krater gölünün en derin yeri 30 metre. Önce kuşların güneşi uğurlayan korosu eşliğinde Amasya'ya 63 km uzaklıkta ve 2061 metre yükseklikte Akdağ üzerinde, Borabay köyünün 2 km yukarısında, tertemiz havada, görsel ve işitsel kirlilik sorunu olmayan ortamda ve şehir hayatından bu kadar uzakta olmanın keyfini çıkardım. Yeşil, sarı ve mavinin tonlarından oluşan bir renk armonisi içinde, göl kıyısına park edip piknik yapmak veya otomobili dinlenme evlerinin yanına çekip müzik dinleyerek gece konaklamak hayalimi bir daha ki gelişe bırakarak Amasya'ya dönüşe geçtim... |
| | |
| | #5 |
| Üye ![]() ![]()
Mesajlar: 118
Teşekkür Etme: 1
67 Mesajina 133 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 3150920 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Güney sahillerinin gözdesi; Alanya Her yıl biraz daha gelişen Alanya, yerli ve yabancı turistlerin gözdesi. Antalya'ya bağlı ve birçok ilden daha büyük olan Alanya'nın görkemli manzarasının en güzel seyredildiği yer, ilçeyi ikiye bölen yarım adanın tepesinde yer alan kale çevresi. Akdeniz'in önemli turizm merkezi Alanya, birbirinden cazip aktiviteleri, görülecek yerleri, antik değerleri, renkli gece yaşantısı, erken açılıp geç kapanan sezonu ve tertemiz denizi ile yerli yabancı turistlerin gözdesi. Her yıl biraz daha büyüyüp gelişen Alanya, Antalya'ya bağlı, birçok ilden büyük bir ilçe. Görkemli manzarasının en güzel seyir yeri ise ilçeyi ikiye bölen yarım adanın tepesinde yer alan kale çevresi sayılıyor. 6.5 km uzunluktaki kent surları ile çevrili kalenin yaklaşık 110 burçlu duvarları akşam saatlerinde turistlerin akınına uğruyor. ![]() Alanya'da tatil 160 bin yatağı ile konuk ağırlayan Alanya'da, kahvaltı sonrası kilometrelerce uzanan kumsala erken saatlerden itibaren yerleşen turistler, Akdeniz güneşi altında gün boyunca denizin tadını çıkarıyorlar. Su kayağı, jet ski, paraşüt, , kano, su bisikleti ile gezip veya güneş şemsiyeleri altında kitap okuyarak dinlenenler, öğlen yemeğini hafif geçiştirip akşama daha iyi hazırlanıyorlar.Plaj veya otel havuzlarını tercih edenlerin yanı sıra limanda bekleyen teknelerle çeşitli yerlerde kumlanmadan denize girmek isteyenler günübirlik turlara katılarak deniz üzerinde esintinin avantajı ile değişik yerler, koylar görme fırsatı buluyorlar. Tekne Turları Alanya Yatçılar Kooperatifine bağlı 73 tekne iki sınıfta toplanıyor ve 44 tanesi günlük tur için geri kalanı özel tur için hizmet veriyor. Sabah 10.30-11.00 arasında üzüm salkımı gibi dolup, birbiri ardına kalkan teknelerde yerlerini alan yolculara "I Feel Good", "Wonderful World", "Life is Life" gibi mutluluk hissettiren melodiler eşlik ediyor. Günlük yemekli turlarda kişi başı 5-10-15-20-30 YTL civarında ücret ödeniyor. Teknelerin ilk mola yeri limanın dışında bulunan antik tersanenin önü oluyor. Tertemiz ve dibi net olarak görünen denize sahip koyda yolcular, Alanya'nın tarihi simgesi Kızıl Kuleyi, Alanya kıyılarını seyrederek yüzme imkânı buluyorlar. Mola sonrası yeniden demir alan tekneler, topluca Korsanlar Mağarası, Fosforlu Mağara, Âşıklar Mağarasına, gidiyor, antik darphaneyi görüyor, Kleopatra plajında, kale eteklerinde ve yeni yapılan marina çevresinde yüzme molası veriyorlar. Bazı tekneler İncekum'a kadar yollarına devam ederken, bazıları yunusa çıkıyor! Denizin açıklarında seyreden teknelere % 80 yunuslar yarışarak eşlik ediyor. Arzu edenlere tekneden gözlük, şnorkel veriliyor, üç metre dipte yüzen, oyunlar yapan dost yunuslara yüzerek bakmak mümkün olabiliyor. Akdeniz'in tertemiz ılık ve tuzlu sularına kendilerini bırakanlar açık denizde serinliyorlar. Teknede verilen öğlen mönüsü tavuk but, kanat veya köfte ızgara, spagetti, mevsim salatası ve iki çeşit meyve yiyen, dinlenmiş, mutlu ve bronzlaşan tenleri ile limana saat 16.00 de geri dönenler akşam hazırlıkları için otellerin yolunu tutuyorlar. Yağmur isimli tekne haftada üç gün mehtap turu da yapıyor. Yağmur Boat Tour Tel: 0(242) 512 55 81 Plaj yerine çevre gezilerini tercih edenlerin başlıca eğlenceleri, rengi ve berraklığı ile denizden olduğu kadar, karadan gelen konukların da yüzmeye ve piknik yapmaya doyamadıkları yeniden düzenlenen "Ulaş Dinlenme Kampı" oluyor. Meraklılar donanımlı dalış tekneleri ile su altını seyre gidiyor veya 4x4 araçlarla safari turlarına katılıyorlar. Kiralık motorlar, atv çeşidi araçlarla, faytonlarla geziye çıkıyorlar. Alanya'da turistler Kızıl Kule, Tersane, Alanya Kalesi, Alanya Müzesi, Damlataş Mağarasını görmeyi de ihmal etmiyorlar. Özellikle Kızıl Kule şehir merkezinde olması ve gizemli hali ile ziyaretçi akınına uğruyor. Kızıl Kule Giriş katı sergi galerisi olarak kullanılan, ışık efektleri ile donatılmış kulenin ilginç mimarisi içindeki merdivenlerle kule terasına çıkanlar, burada bol bol anı fotoğrafları çekip, burçların arasından Alanya'yı tepeden seyrediyorlar. Kızıl Kule'nin yanından ayrılan dar patika ise Alanya Kalesi Adeta koca bir fuar kent görünümü kazanan Alanya'da gün batımında bambaşka bir atmosfer yaşanıyor. Sakin, keyifli, serin geziler için akşam saatlerinde Alanya Kalesine çarşı içinden veya Damlataş mağarası önünden çıkanlar, kale içindeki Bizans kilisesi, sarnıçlar, kale burçlarını görüyor, kale surlarında yürüyor. Denizden 250 metre yükseklikteki "Adam Atacağı Kulesi"nden denize taş yetiştirebilmeyi deniyorlar, gün batımını izliyorlar. Restorasyon çalışmalarının devam ettiği kalede Kale giriş kapısı ise bu yıl içinde restore edilen yakında ziyarete açılacak yerler arasında bulunuyor. Kaleye çıkışta ve inişte bir birinden sempatik hediyelikler haline getirilen su kabağından yapılma bebekler, su kabağı tavşanlar, abajurlar, çeşitli dokumalar, el işi oyalar, takılar ilgi görüyor. Alanya merkezinde gezilecek yerlerden biri de çok renkli sarkıt ve dikitlerin süslendiği Damlataş mağarası. Çevresi yeniden düzenlenen restoran, otopark, plaj bölümü daha kullanılır hale getirilen ünlü mağara ziyaret yerlerinin bir başkası olarak ilgi çekiyor. Beş gözlü Tersane, Bizans, Roma, Helenistik uygarlıklarına ait eserlerin sergilendiği Alanya müzesi, Atatürk Müze Evi, ilginç olduğu kadar iç ve dış modern mimarisi ile dikkat çeken merkezdeki Kuyularönü Camii görülecek başka gezi ve ziyaret yerleri olarak öne çıkıyor. İlçe merkezinde bulunan ve su parklarından biri olan Damlataş Agua Center'ın su kaydıraklardan kaymak, su tünellerinden geçip, rafting botlarında yol almak gençlerin rağbet yerlerinden sayılıyor. Alanya Belediyesinin yeni çalışmalarıyla halkın kullanıma kazandırılmış ve palmiye ağaçlarıyla, kaktüsler, çiçeklerle bezenmiş yüzme havuzlu, fıskiyeli su havuzlu, parklarda dinlenmek, yürüyüşler yapmak, kortlarda tenis oynamak, oldukça keyif veriyor. Cuma günü pazar kurulan Alanya'da alışveriş bir başka zevk sayılıyor. Daimi açık dükkânların, butiklerin, kuyumcuların bulunduğu çarşılar ise dünyanın çeşitli yerlerinden gelen turistlerin ayrılamadıkları yerlerin başında geliyor. "Art Mine" Art Mine Tel: (0-242) 513 20 18 Alanya Geceleri Sahil boyunca ve çarşı içinde çeşitli restoran, bar, diskoların yer aldığı Alanya Merkezine akşam saatlerinden itibaren yoğun bir turist akını başlıyor. Otellerin yeni uygulaması ile her şey dâhil sistemde En çok rağbet gören yerlerin başında eski "Tek" binasının yer aldığı alanda hizmet veren "Queen Garden" bulunuyor. Etrafı alt katları bar olan binalarla çevrili bir meydan içindeki restoranda yemek yiyenler, hem kaliteli servis, hem de müzikli, eğlenceli, renkli bir akşam yaşıyorlar. Yusuf Açlan ve Hasan Akyürek işletmesi olan restoran barda servis elemanları ile barmenlerin katılımıyla çeşitli aktiviteler düzenleniyor. Rusya, Almanya, Hollanda ve İskandinav ülkeleri başta Queen's Garden Rez: 0(242) 511 15 82 "Bistro Elite" restoran bar ise bir başka gözde yer sayılıyor. Kalabalıktan ayrı bahçe içi, havuz çevresinde bulunan masalara yerleşenlere saat 10.30 dan itibaren canlı müzik yapan bir grup eşlik ediyor. Konuklar, Alanya gecelerine renk katan saksafon nameleri arasında caz, rock,Meşaleler yakılıyor, kâğıt peçete makinesi ile suni kar yağdırılıyor, sis makinesinin çıkardığı dumanlar arasında yerli yabancı turistler coşarak dans ediyorlar. Barın en çok siparişi verilen içkisi ise bardaksız içiliyor. Kocaman bir karpuz veya kavunun içi boşaltılıyor. İçine tropik meyve suları, buz ve çeşitli kokteyl malzemesi konuluyor. Portakal dilimlerinden kulak takılan karpuza, bıçakla ağız, göz, burun yapılıp içine pipetler konuyor üzerine de maytaplar yakılıyor. Bu servis ve Show masaya doğum günü pastası gibi ilgi çekiyor. Bistro Elite. Hükümet Caddesi Tel: 0(242) 513 56 64 |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türkiyenin ilk otomobili Devrimi , Türkiyenin ilk otomobili Devrimi Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 09-02-2008 22:37 |
| Dünyanın Güzellikleri | Meliz | Dünyadaki Güzellikler | 5 | 07-28-2008 20:47 |
| Galapagos'un güzellikleri... | yaremce | Hayvanlar Alemi | 11 | 04-02-2008 18:30 |
| Türkiye'nin Saklı Güzellikleri-Türkiye'nin Saklı Güzellikleri Resimleri | ayca. | Türkiye'den Resimler | 0 | 01-29-2008 10:18 |
| Doğanın Güzellikleri.. | deliqanli | Doğadan manzaralar | 1 | 06-25-2007 21:48 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız