Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > FARKLI DÜNYALAR > Türk Dünyası Ve Kültürü

Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 08-28-2008, 02:53   #1
.ஐ ignorance is bliss ஐ.
 
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557
Boramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un Çılgını
Tanımlı Nazır Olamayınca... (hikaye) , Osmanlı Hakkında


Fiyaskonun Böylesi Herkese Nasip Olmaz!
Kasım 1918, İstanbul- Ekim 1923, Ankara

Yirminci yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğunun başkenti İstanbul'daki Erkan-ı Harbiye'den mezun olan genç subayların birçoğu gibi Mustafa Kemal de ülkesinin içinde bulunduğu koşullardan hiç memnun değildi ve günün birinde bu durumu değiştirecek cüretkar düşüncelerle haşır neşirdi. Hatta bunları kimi arkadaşlarıyla da paylaşmış ve yazılı hale de getirmişlerdi.

Harbiye'de okudukları sırada Manastır'dan arkadaşları Ali Fuat, Ömer Naci, İsmail Hakkı ile 1904 yılında el yazması bir gazete çıkarmaya kadar işi ileri götürmüşlerdi. II. Abdülhamit'in istibdat rejiminin hüküm sürdüğü bu tarihlerde bu gizli faaliyet açığa çıkmıştı ve az kalsın ordudan atılmalarına bile neden olacaktı. Ali Fuat'ın babası İsmail Paşa devreye girmişti de bir aylık bir tutukluluktan sonra, sürgün gibi bir tayinle Filistin'e gönderilmeleri sağlanmış, böylece güç bela paçayı kurtarmışlardı.

Ancak Mustafa Kemal'in siyasi iddiaları ve hırsı hiç azalmadı. Bir süre sonra 1908 hareketinin mayalanmakta olduğu Makedonya'ya geçmenin yolunu buldu ve buradaki III. Orduya tayinini yaptırdı. Selanik ve diğer kentlerde örgütlenmekte olan İttihat ve Terakki ile ilişkiye geçti ama önder kadro ile arası pek iyi olmayacaktı. Abdülhamit'i tahttan indiren Hareket Ordusunun kurmay kadrosuyla İstanbul'a geldi ama ilan edilen "Hürriyet"in bilinen kahramanlarından değildi.

Enver ve Niyazi Makedonya'da birlikleriyle birlikte dağa çıkarak bu süreçte önemli bir rol oynamışlardı. Daha sonra Balkan Savaşı ve Trablusgarp Savaşı'na katılan Mustafa Kemal yıldızının parlaması için Birinci Dünya Savaşı'nda Müttefik donanmasının Çanakkale'ye saldırmasını bekleyecekti. 1915'de burada gösterdiği yararlılıkla ismi duyulmaya başlayan Mustafa Kemal'in fotoğrafı ordunun çıkardığı bir dergiye kapak yapılmaya çalışılmış, ancak iddialara göre Enver Paşa tarafından engellenmişti.

Öteden beri yıldızları hiç barışmayan bu iki subaydan Mustafa Kemal'in ülkenin kaderine ilişkin gerçek bir inisiyatif kazanması için Enver Paşa'nın Anadolu topraklarını terk etmesi gerekecekti...

Çanakkale Savaşı sırasında gösterdiği başarılardan sonra İstanbul'a dönen Mustafa Kemal bazı gazeteler tarafından "Anafartalar Kahramanı", "Payitahtın ve Saltanatın Kurtarıcısı" olarak selamlanırken artık bilinmeyen bir asker değildi.

Daha sonra Doğu ve Güney cephelerinde görev üstlenen Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki iktidarının Almanya ile kurduğu ilişkiden, Osmanlı İmparatorluğunun kaderini Almanya'ya bağlamasından hoşnut değildi. Esas olarak Alman generallerinin yönetimindeki Osmanlı orduları beklenenin üzerinde bir performans göstermelerine rağmen Almanya'nın yenileceğini ve böylece Osmanlı'nın da yenilerek parçalanacağını öngörüyordu. İlk fırsatta Almanya ile yolların ayrılmasından ve ayrı bir barış antlaşması yapılmasından yana görüşlerini giderek daha açık bir şekilde savunur olmuştu.

Bu arada 1917 Aralık ayında veliaht Mehmet Vahdettin'in Almanya'ya yapacağı geziye eşlik etmesinin istenmesi Mustafa Kemal için iyi bir fırsat oldu. Hem Almanya'nın askeri ve siyasi durumunu yakından gözleme şansını buldu, hem de daha önemlisi geleceğin padişahı Vahdettin'e görüşlerini aktarmak ve yakın bir ilişki kurmak olanağını elde etti.

Gerçekten de on gün süren bu geziyi Mustafa Kemal iyi değerlendirdi; Almanya'nın savaşı kaybedeceğine ilişkin görüşleri yaptığı gözlemlerle iyice pekişirken Vahdettin'le de yakın bir ilişki kurmaya özen gösterdi. Görüş ve değerlendirmelerini geleceğin padişahına etraflıca anlatırken onu etkilediğini düşünüyordu. Gerçi Vahdettin pek renk vermiyordu ama bu genç paşanın anlattıklarını ve önerilerini de dikkatle dinliyordu.

Vahdettin 3 Temmuz 1918'de 36. Osmanlı padişahı olarak tahta çıktığında Mustafa Kemal böbreklerindeki ağrılar nedeniyle Avusturya'nın kaplıcalarıyla ünlü şehri Karlsbad'da tedavi görüyordu. Ancak altı ay önce Alman Kayzeri'nin karargahını birlikte ziyaret ettikleri ve düşünceleriyle etkilediğini umduğu yeni padişahın ipleri ele geçirmesiyle birlikte kendisine de iktidar yolunun açılabileceğini düşünen Mustafa Kemal tedavisini yarıda bırakarak hemen İstanbul'a dönmeye karar verdi. Kaderi önemli ölçüde belli olan Dünya Savaşı'nın ülkeye getireceği felaketi önlemek açısından bir fırsat doğabilirdi. Eğer yeni padişahı kendisini Harbiye Nazırı yapmaya ikna edebilirse çok şey değişebilirdi.

İstanbul'a gelir gelmez Vahdettin'den randevu istedi ve yeni padişah da fazla bekletmeden kendisini kabul etti. Bu ilk görüşmenin ardından daha sonra iki görüşme daha olacak ve Mustafa Kemal neden kendisinin Harbiye Nazırı olması gerektiğini Vahdettin'e anlatacaktı.

İlk iki görüşmede pek renk vermeyen ve esas olarak Mustafa Kemal'i dinlemekle yetinen Vahdettin üçüncü görüşmede baklayı ağzından çıkardı; "Biz bütün bu konuları Enver ve Talat Paşa Hazretleriyle görüştük" diyerek Mustafa Kemal'e yolu gösterdi. Hemen ardından da 7 Ağustos'ta Mustafa Kemal Suriye'deki 7. Ordu Komutanlığına atanarak İstanbul'dan uzaklaştırıldı.

Mustafa Kemal, "varlığı bile şüpheli" dediği bu ordunun başına tayin edilerek payitahttaki iktidar mücadelelerinden uzaklaştırılmasını Enver Paşa'nın bir oyunu olarak görüyordu. Yeni padişah duruma egemen değildi ve hala iktidarda bulunan İttihat ve Terakki'yi karşısına alacak gücü yoktu.

Kendisinin Harbiye Nazırlığı veya Erkan-ı Harbiye Reisliğine getirilmesi için ısrar edecek olsa İttihatçıları ve Enver Paşa'yı açıkça karşısına alması gerekecekti ancak Vahdettin bunu yapmaya hazır değildi. Böylece Mustafa Kemal Suriye'nin yolunu tuttu ama aklı da İstanbul'da ve burada dönmekte olan iktidar oyunlarındaydı.

Ama üç ay sonra Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından Mustafa Kemal tekrar İstanbul'a dönecek ve bu kez amacına ulaşmak için koşulların çok daha uygun olduğuna inanarak yeniden girişimde bulunacaktı.

Daha 30 Ekim'de Mondros Mütarekesi imzalanmadan önce Yıldırım Orduları Grup Komutanı olarak bulunduğu Adana'dan padişahın yaveri Naci'ye ulaştırılmak üzere İstanbul'daki doktoru Rasim Ferit'e çektiği telgrafta düşüncelerini olanca açıklığıyla ifade ederek şöyle diyordu: "Talat Paşa'nın kabinesinin zor durumda olduğunu ve Tevfik Paşa'nın da istikrarlı bir hükümet kurmakta zorlandığını duydum. Ordu savaşacak durumda değil ve mevcut güçler kendilerini savunamazlar. Her geçen dakika düşmanın durumu güçleniyor ve başa çıkılamaz hale geliyor. Ayrı ya da beraberce barış derhal sağlanmalıdır ve yitirilecek bir an bile yoktur. Yoksa tüm ülkenin yitirilmesi ve devletimizin telafisi imkansız yaralar alması ihtimal dışı değildir. Eğer Tevfik Paşa gerçekten zorluklarla karşılaşmışsa sadrazamlık görevinin İzzet Paşa'ya verilmesini ve onun da Fethi, Tahsin, Rauf, İsmail Canbulat, Azmi, Şeyhülislam Hayri ve benden oluşan bir hükümet kurmasını öneriyorum. Böyle bir kabinenin durumu kontrol altına alabileceğine inanıyorum..."

Dünya Savaşı sırasında güney cephesinde kendisinin de komutanlığını yapmış olan Ahmet İzzet Paşa'nın hükümeti kurmasını önerirken Mustafa Kemal kendisini de Harbiye Nazırı olarak düşünüyordu. Sadrazamlık için önerdiği Ahmet İzzet Paşa saygın bir paşaydı ve o günlerin önemli sorunu "Ermeni tehciri" ile bir ilişkisi yoktu. Müttefik devletlerin özellikle bu açıdan tepkisini veya itirazını çekmeyecek bir isimdi.

Kabine için adı geçen diğerlerinin ve bu arada Mustafa Kemal'in durumu da aynıydı. Nitekim Ekim ayında önerdiğine çok yakın bir hükümet kuruldu. Mustafa Kemal'in yakın arkadaşlarından Fethi Okyar'ın Dahiliye Nazırı, Rauf Orbay'ın da Bahriye Nazırı olduğu bu hükümette Ahmet İzzet Paşa sadrazamlığın yanı sıra Harbiye Nazırlığını da üstlendi. Bu duruma çok öfkelenen Mustafa Kemal kendisinin neden hükümete alınmadığım sorduğunda kendisine hala güney cephesinde çok ihtiyaç olduğu yanıtını aldı. Ancak tabii ki bu tatmin edici değildi.

Ahmet İzzet Paşa yakın çevresine Mustafa Kemal'in "çok hırslı" olduğundan şikayet ediyordu. Rauf Orbay'ın başkanlığındaki Osmanlı heyeti 30 Ekim 1918'de Limni adasının Mondros limanında demirlemiş olan Agememnon gemisinde mütarekeyi imzaladıktan on gün kadar sonra istifa etmek zorunda kalacaktı. Hükümetin tek önemli işi bundan ibaret olurken, mütarekeden hemen sonra l Kasımı 2 Kasıma bağlayan gece de Enver, Talat ve Cemal paşalar İttihat ve Terakki'nin önde gelen bazı liderleriyle birlikte bir Alman denizaltısına binerek Kırım'a kaçtılar.

Böylece Yıldırım Orduları Grup Komutanlığının lağvedilmesinden sonra 13 Kasım 1918'de Adana'dan trenle İstanbul'a gelen Mustafa Kemal, Haydarpaşa'da indiğinde Müttefiklerin savaş gemileri de İstanbul Boğazı'na giriş yapıyorlar ve Dolmabahçe önlerine demirliyorlardı.

Ahmet İzzet Paşa hükümeti 11 Kasımda istifa etmiş ve yeni hükümeti kurma görevi yeniden yaşlı Tevfik Paşa'ya verilmişti. Mustafa Kemal uzun süredir ulaşmak istediği Harbiye Nazırlığı için yeniden girişimlerde bulunmaya kararlıydı.

Şimdi artık koşullar kendisi için çok daha uygundu. Her şeyden önce artık onu engelleyecek Enver Paşa ve diğerleri yoktu. Ülkeyi yüzüstü bırakıp kaçmışlardı. Çanakkale başta olmak üzere savaş sırasında gösterdiği askeri başarılar dolayısıyla en itibarlı paşalardan biriydi. İttihat ve Terakki içinde muhalif olduğu, kaçıp giden lider kadroyla arasının hiç iyi olmadığı biliniyordu. Hem bu özelliği, hem de savaşı kaybeden Almanlarla da özellikle son yıllarda hep sürtüşme içinde olması mevcut koşullarda kendisi için avantajdı.

Müttefiklerin çok hassas oldukları "Ermeni tehciri"ne de bulaşmamıştı. Ve nihayet padişah Vahdettin'le veliahtlık döneminden gelen bir ilişkisi vardı. Saray çevresinde padişahın yakını olarak biliniyordu. Tüm bunlar dikkate alındığında Mustafa Kemal bu kez hedefine çok yakın olduğuna inanmakta haksız görülemezdi.

Ancak öncelikle Tevfik Paşa'nın hükümeti kurmasını engellemek görevin yeniden Ahmet İzzet Paşa'ya verilmesini sağlamak gerekiyordu. Bunun için hiç vakit kaybetmeden hemen ertesi gün Rauf Orbay'la birlikte sadrazam makamını boşaltmakta olan Ahmet İzzet Paşa'yı ziyarete gitti. Ancak görüşmeden pek umduğunu bulamadı. Bir sonraki gün, 15 Kasımdaki randevusu sarayda, padişahlaydı. Vahdettin yine sanki uyuyormuş gibi yan kapalı gözlerle Mustafa Kemal'i dinledi ama önerilerine ilişkin pek bir şey söylemedi.

29 Kasımda Mustafa Kemal Vahdettin'le bir kez daha görüşecek ancak istediği sonucu alamayacaktı. Bu arada Tevfik Paşa'nın meclisten güven oyu almasını engellemek için uğraşmaya da devam ediyordu. Fethi Okyar'la birlikte çıkardığı Minber gazetesini bir siyasi araç olarak kullanmaya ve kendisine iktidar yolunu açmaya çalışıyordu.

Ancak tüm bu çabaları Mustafa Kemal'i Harbiye Nazırlığına taşımaya yetmedi ve ülkenin kaderine payitahttan müdahalede bulunma olanağını bulamadı. 1918 Kasımından 1919 Mayısına kadar tam altı ay süren bu iktidar kavgasında başarılı olamayan Mustafa Kemal kendisine önerilen 9. Ordu müfettişliğini kabul ederek Samsun'un yolunu tutacak ve Anadolu'da örgütlenmekte olan milli mücadeleye katılarak Erkan-ı Harbiye sıralarından beri düşündüklerini gerçekleştirme fırsatını bulacaktı.

Fiyaskonun böylesi herkese nasip olmaz; Osmanlı'nın Harbiye Nazırı olamamıştı ama yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı olmuştu!


alıntı..
Boramir!! Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Osmanlı Mutfağında Kullanılan Sofra Gereçleri , Osmanlı Mutfağı Hakkında Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 08-29-2008 02:28
Osmanlı Devleti'nde İnsana ve Hukuka Saygı , Osmanlı Devleti Hakkında Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 08-28-2008 23:58
OsmanLı Dönemi'nden Birkaç Hikaye Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 08-14-2008 23:53
Hikaye Nedir? hikaye tanımı - hikaye hakkında Ebru Nedir 0 12-03-2007 13:09
Hikaye Nedir? Hikaye Anlamı, Hikaye Hakkında, Hikaye Tanımı Misafir Hikayeler & Öyküler/Masallar 0 11-19-2007 14:25


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:22 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286