Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > FARKLI DÜNYALAR > Türk Dünyası Ve Kültürü

Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 08-26-2008, 03:33   #1
.ஐ ignorance is bliss ஐ.
 
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557
Boramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un Çılgını
Tanımlı Kudüs Fatihi Efsane Hükümdar: Selâhaddin ve Zafer Sırları


Kudüs Fatihi Efsane Hükümdar: Selâhaddin ve Zafer Sırları
İsmail ÇOLAK

Osmanlı’nın elinden çıktığından beridir Kudüs ve Filistin’de, insanlık dışı trajik olaylar; kan, gözyaşı ve esaret bitmek bilmedi. Kalpleri yaralayan elim hâdiseler ve şirretlikte sınır tanımayan Siyonist vahşet, Müslümanlara en çok da “Şark’ın Sevgili Sultanı”, Kudüs Fatihi Selâhaddin-i Eyyûbî’yi hasret ve inkisarla arattı. Bu yazıda, Selâhaddin’in, Kudüs’e olan müthiş sevgisini, onu Haçlılardan kurtarmak için giriştiği büyük mücadeleyi, Doğu ve Batı Âlemi’nde efsaneleşen kişiliğini/kahramanlığını, zafer ve liderlik sırlarını kaleme almaya çalışacağız.
Sahneye Çıkışı ve Kudüs Yolu
Selâhaddin-i Eyyûbî, 1167’de amcası Şirkuh ile beraber Şiî Fâtimî hakimiyetine son vermek amacıyla çıkılan Mısır Seferinde, adından ilk kez söz ettirdi. 1169’da Musul Atabeyi Mahmud Zengi, Kahire’yi fethedip idareyi vezir tayin ettiği Şirkuh’a bıraktı. Selâhaddin Eyyûbî, Şirkuh’un ölümüyle Mart 1169’da onun yerine geçti ve Nureddin’in ordu komutanı oldu. Mayıs 1174’te Nureddin ölünce, saltanat kavgası baş gösterdi ve emirler birbirlerine düştü. Bunu fırsat bilen Selâhaddin, Mayıs 1175’te bağımsızlığını ilan etti ve adına hutbe okutup para bastırdı. Böylece, kurduğu Eyyûbî Devleti’nin siyasî geleceği yeni bir dönüm noktasına girdi. 1186 ortalarına kadar Trablusgarp’tan Hemedan’a kadar olan tüm topraklar Selâhaddin’in hakimiyeti altına girecek ve Kudüs’ün fethi için gerekli ortam hazırlanmış olacaktı.
Sonsuz Azmi ve Kudüs Sevgisi
Hristiyan Batı, Kudüs’ü kurtarmak gayesiyle, tarihin o en barbar taarruzu olan “Haçlı Seferleri”ne soyunmakta gecikmemişti. Haçlılar, Hz. Ömer’in 638’deki Yermuk Zaferinden 460 yıl sonra, I. Haçlı Seferi sonunda (1099) Kudüs’ü ele geçirmeye muktedir olacaklardı. İşgal sırasında Haçlılar, benzeri görülmemiş canavarlık numunelerini gösterime sunmaktan zerrece çekinmemişlerdi. Şehrin sokaklarında 3 gün boyunca kan akmış, mâbetlerde bile yüz binlerce Müslüman acımasızca katledilmiş ve pek çok yerde ölüler dev piramitler halinde yığılıp yakılmıştı.
Selâhaddin-i Eyyûbî, aradan 88 yıl geçmesine rağmen, Kudüs’ün Haçlıların işgali altında bulunmasını bir türlü içine sindirememişti. Hz. İsa’nın doğduğu, İslâm’ın ilk kıblesi ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Miraç’a yükseldiği mukaddes beldenin, Haçlı hakimiyetinde bulunmasını kabullenemiyordu. Bu kahredici düşüncenin hafakan ve kederi ile geçen her gün onun için cehennemden farksızdı. O kadar ki, Sultan Selâhaddin’in adeta mâşukunu arayan mecnun gibi dolaştığı; yemeği ve uyumayı unuttuğu; gülmeyi, zevk ve sefayı kendine haram ettiği ve Kudüs’ün fethine dek hep çadırda kaldığını tarih hazin bir biçimde kaydetmiştir. Gece gündüz hep şu virdi yapıyordu: “Allah Rasulü’nün miraca çıktığı, yıllarca Müslümanlara kıblegâh olmuş üçüncü harem düşman elindeyken bana uyumak yaraşır mı hiç?” Kudüs onda, öylesine bir dermansız derde ve sevdaya dönüşmüştü ki, her zaman ve mekânda onunla hem dem oluyor, varlığının yegâne sebebi haline getiriyordu.
Bu yüzden, simasında tebessümden eser kalmamıştı. Bundan şikâyetlenenlere, durumunu ıstırap dolu şu sözcüklerle dile getirmişti: “Kudüs işgal atlında iken ben nasıl gülebilirim?!” İkâmeti için saray yapılmasını teklif edenlere ise, Kudüs işgalden kurtulmadıkça böyle bir şeye aslâ râzı olamayacağını ifade etmişti. O, Kudüs hakkında o kadar gamlı idi ki, onun bu gam ve kederini dağlar kaldıramazdı. O, çocuğunu kaybetmiş bir ana gibi şaşırmış kalmıştı. Atını bir yerden bir yere koşturup Müslümanları, Kudüs’ü kurtarmak için mücadeleye davet ediyordu.
Hıttin Rövanşı ve Zafer Sırları
Selâhaddin, yaklaşık 10 yıldır hasretle beklediği zafer anını, nihayet 1187’de Hıttin’de yakalamıştı. Ortaya koyduğu muazzam inanç, cesaret ve kahramanlıkla Haçlılara hadlerini bildirmiş; Haçlıları, Doğu’ya saldırdıklarından beridir ilk defa ağır hezimete uğratmıştı. Öyle ki, Papa III. Urbanus kahrından ölmüştü. Sultan Selâhaddin, devletini kısa sürede bölgenin tek hakimi durumuna getirmişti. 2 Ekim 1187 Cuma günü “Miraç Kandili’nde” Kudüs teslim olmuştu. Fethin ardından Mescid-i Aksa’ya gelen muzaffer Sultan, Haçlılarca tahrip edilen ilk kıblegâhı elleriyle süpürüp gül yağı ile yıkamıştı.
Kudüs’ün yeniden Müslümanlara geçmesi, Haçlı Âlemi’nde öyle bir şok meydana getirmişti ki, hemen Papa’nın çağrısıyla tüm Avrupalı Devletler, oldukça kalabalık ve kuvvetli yeni bir haçlı ordusu düzenlemekten geri kalmamışlardı. “Krallar Savaşı” olarak da bilinen III. Haçlı Seferinin (1189-1192) başında, Alman İmparatoru Frederick Barbarossa, Fransa Kralı Philippe Auguste ve İngiltere Kralı meşhur Arslan Yürekli Richard’ın yanı sıra, bütün şöhretli komutanlar ve önde gelen kont, dük ve baronlar da vardı. Bunlardan Alman İmparatoru Barbarossa, Kudüs önlerine gelmeye muvaffak olamadan Silifke Irmağında boğularak can verecekti.
Bir ara iki ordu arasındaki dengesizliği gören Sultan Selâhaddin’in askerleri, çekingenlik göstermiş ve geri dönmek istemişlerdi. Selâhaddin ise ileri atılıp, şu müthiş sözlerle askerlerini toparlamaya, azim ve cesaretlerini bilemeye kâdir olmuştu: “Madem ki ölümden korkuyoruz; niçin evlerimizde oturup çoluk çocuğumuzla zevk ve sefa içinde yaşamıyoruz? Bizim vazifemiz düşmanın azlığını ve çokluğunu mukayese etmek değil, onun karşısına çıkmaktır!” Harp gecesinde ise, Allah’a şöyle derin bir yakarışta bulunmuştu: “Allah’ım, bilirsin ki ben bu harplere şöhret ve mevkî için atılmadım. Tek gayem, Senin ismini yüce tutmak ve yeryüzüne gerçek adaleti, ahlâk ve fazileti yaymak, insanları birbirine kardeş etmektir. Sadece sana güveniyoruz. İnancımızda en ufak bir sarsıntı olmadı ve olmayacak da. Bedir aslanlarına olan yardımını bizden de esirgeme!..”
Neticede Richard’ın öncülüğünde sulh istemek zorunda kalan Haçlılar, 1 Eylül 1192’de imzalanan anlaşmayı müteakip çekilmişlerdi. Selâhaddin şahsında, Müslümanların üstünlüğünü Haçlılara bir defa daha tasdik ettirmiş; Kudüs ve Ortadoğu’daki İslâm varlığını söküp atmanın kolay olmadığını tekrar ispatlamıştı.
İnsanlık ve Kahramanlığıyla Efsaneleşmesi
Selâhaddin, fetihlerden sonra Kudüs ve çevresinde gösterdiği müsamaha, merhamet ve insanlıkla, Haçlıları, başlangıçta işledikleri vahşetten ötürü utandırmıştı. Susuzluk ve korkudan ölmek üzere olan Kudüs Kralı Guy de Lusignan’ı getirten büyük Sultan, hürmet ve iltifatı elden bırakmamış, ona buzlu şerbet ikram etmişti. Kraliçeye de aynı şekilde son derece nazik davranmıştı. Rumlarla diğer Şark Hristiyanlarının hükümdarlık sınırları içinde serbestçe yaşamalarına izin vermişti. Frenkler ve Latinlere, isterlerse 40 gün içinde Kudüs’ü terk etmelerine müsaade etmişti. Esirleri, fidyelerini ödemeleri için fazla zorlamamış; 7 bin zavallıyı toptan 30 bin dinarla azat etmeye razı olmuştu. Ayrıca, 2-3 bin kişiyi hiçbir bedel talep etmeden bırakmaktan da kaçınmamıştı.
Selâhaddin-i Eyyûbî’nin sergilediği muhteşem insanlık manzaraları ve asil davranışlar, hasımları ve Avrupalı tarihçiler tarafından bile takdir ve hayranlıkla karşılanmıştı. İngiltere Kralı Richard, onunla çarpıştığı günlerde ve sonrasında kendisinde gördüğü engin insanî hasletlerden ötürü huzurunda saygıyla eğilmesini bilmiş ve şöyle demişti: “Bana Arslan Yürekli diyenler, belli ki Selâhaddin’i tanımıyorlar!” Yüce Sultan bütün bunlarla, sadece İslâm Dünyası’nda değil; Batı Âlemi’nde de bir “Selâhaddin Efsanesi”nin doğmasına sebebiyet vermişti. Avrupa’da yayılan efsaneler, onun şövalyelik ruhu, asaleti, adaleti, cesareti, mertliği ve kudreti etrafında yoğunlaşmıştı. 13. ve 14. yüzyıllarda Avrupa’da ondan bahseden pek çok Latince eser yazılmıştı. Bunların en meşhurlarından olan Fransız Tarihçi Champdor’a, “Saladin: Le plus pus héros de L’Islam” adlı eseri yazmaya sevk eden, onun şövalyelik ve kahramanlık ruhuydu. Yine, başta Erakles olmak üzere, fazla sayıda tarihçi, onu metheden kitaplar kaleme almışlardı.
Selâhaddin-i Eyyûbî, Batılıların hâfızasında târifsiz bir hayranlığa değecek kadar yer etmesine karşılık, şuur altında derin bir kâbus uyandıracak kadar unutulmaz bir tesir de bırakmıştır. Meselâ, Fransız Generali Garo, 1920’deki Meyselun Savaşı’nı müteakip Şam’a girmiş ve Sultan Selâhaddin’in kabrini teptikten sonra ona, Haçlı ruhuna tercüman olan şu müstehzî sözle seslenerek, sanki Hıttin’den beridir kabaran öfkeyi boşaltmak istemişti: “Ey Selâhaddin! İşte biz döndük!..” Başka bir rivayette ise, İngiliz Mareşal Allenby, Beytü’l Makdis’e girince aynı küstahlığı göstermiş ve Selâhaddin’e olan kinini şöyle kusmuştu: “Haçlı Seferi şimdi bitti! Ey Selahaddin! İşte biz tekrar döndük!”
Eşsiz Şahsiyeti ve Örnek Liderliği
Selâhaddin-i Eyyûbî, 1193’te 56 yaşında Şam’da vefat etti. Haçlıları tarumar eden Kudüs Fâtihi, ölüm döşeğindeyken, emri gereğince şehre dağılan münâdiler, mızrağa geçirilmiş kefenini göstererek şu ibret yüklü sözü haykırmışlardı: “Ey ahâli! Şarkın hakimi Sultan Selâhaddin ölmek üzeredir. Ahirete ancak şu bez parçasını götürebilecektir. Kullukta gevşeklik göstermeyin!..” Gerçekten de Haçlıları dize getiren, şöhreti cihana yayılan “Şarkın en sevgili Sultanı”nın geride miras olarak bıraktıklarının dünya ve servet namına hiçbir kıymeti yoktu: 1 Mısır dinarı, 36 veya 37 Nasırî dirhemi. Koca Sultan arkada bir ev bile bırakmayacak kadar gösterişten uzak sade bir hayat yaşamıştı.
Sultan Selâhaddin, yüksek insanî meziyetlere sahip, iyi huylu, cömert, âdil, kültürlü ve müsamahakâr bir yapıya sahipti. Edebî zevkleri üstün, tarihî malumatı engindi. Verdiği sözü tutar, insanların kendisine güvenini sarsmamaya titizlikle gayret ederdi. Adalete ehemmiyet verir, gerektiğinde kendisi de hakim karşısına çıkmaktan sakınmazdı. Emsalsiz tevâzusu, yumuşaklığı, hoşgörüsü ve cömertliği mevzuunda devrin bilginlerinden İmâdeddin şunları söylemiştir: “Onunla oturan bir sultanla oturduğunun farkına varmaz, arkadaşıyla oturduğunu sanırdı. Anlayışlı, hataları affedip görmezden gelen samimi bir kimseydi. Daima tebessüm eder, yüzünü asmazdı. Bir şey isteyeni, eli boş çevirmezdi.”
Zamanın büyük alimi Abdüllâtif el Bağdadî de, Selâhaddin’i ziyareti münasebetiyle şu çarpıcı sözü sarf etmiştir: “Huzuruna vardığınızda gözleri heybet, kalpleri muhabbetle dolduran bir hükümdar gördüm. İyi-kötü, Müslim-Gayri Müslim herkes tarafından sevilirdi.” Namık Kemal ise, onun insanlık âlemindeki eşsiz konumu ve “örnek liderliği” hakkında şu tespitleri yapmıştır: “Faziletleri, siyasî ve askerî meziyetlerinin çokluğu ve çeşitliliği, akla durgunluk verecek nice üstün vasıfları kendisinde toplayan büyük bir timsâl idi. Yeryüzünde en büyük ve en sağlam değişimlerden birinin meydana gelmesine sebep olmuştur. Onun büyük ismi, hâlâ dünyanın her tarafında insanlığa övünme vesilesi olan belli sayıdaki büyüğün şanlı isimleriyle beraber hürmet ve hayranlıkla anılır.”
Kaynakça: Ramazan Şeşen, Salahaddin Devrinde Eyyubiler Devleti, İstanbul, 1983; Asaf Hüseyin, Batının İslâm’la Kavgası, İstanbul, 1991; Yılmaz Boyunağa, Tebliğinden Günümüze Kadar İslâm Tarihi, İstanbul, 1985; Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, İstanbul, 1989, C.6; Burhan Bozgeyik, Meşhurların Son Anları, İstanbul, 1993; İsmail Çolak, Doğu-Batı Kavşağında Osmanlı, İstanbul, 2004, Gelenek/Okul Yay; Tarihin Gizem Dolu Sırları, İstanbul, 2006, Akis Kitap.


alıntı...
Boramir!! Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bir Efsane-Hakan Peker(Bir Efsane şarkı sözü) XxCANISIxX Türkçe Şarkı Sözleri 0 04-26-2008 12:53
Efsane-Göktan(Efsane şarkı sözü) XxCANISIxX Türkçe Şarkı Sözleri 0 04-12-2008 17:45
Efsane nedir ? Efsane tanımı - Efsane hakkında Ebru Nedir 0 12-08-2007 14:44
Selahaddin Eyyubi, Kudüs ve Haçlı Seferleri Leon Tarih 0 01-26-2007 23:10
Selahaddin Eyyubi kimdir-Selahaddin Eyyubi hayatı,biyografisi Misafir Biyografi 0 01-25-2007 23:23


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:45 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286