![]() |
| |||||||
| Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| .ஐ ignorance is bliss ஐ. ![]()
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Damat Ferit paşa Hükümetlerinin Milli Mücadele’ye Karşı Girişimleri ve Son Olarak Kuvay-ı Seferiye Adıyla Yeni Bir Askeri Birlik Oluşturma Çabaları Doç. Dr. Adnan Sofuoğlu 1914 Yılının Ekim ayında I.Dünya Savaşı’na giren Osmanlı Devleti bilindiği gibi 30 Ekim 1918 de Mondros Mütarekesi’ni imzalayarak Müttefikleri gibi savaştan yenik olarak ayrıldı .25 maddeden oluşan Mütareke ağır hükümlerden oluşmaktaydı.1 Esasında klâsik Devletler Hukukuna göre mütarekeler daimi ve devamlı bir statü oluşturan barış düzenini ifade etmezler.Ancak Mondros Mütarekesi’nin hükümleri Osmanlı Devletini aslî niteliklerinden yoksun bırakmaktaydı.2 Osmanlı Devleti antlaşmaya uygun olarak birliklerini geri çekti ve terhis etti. Ordunun mevcudu elli bine indirildi. Ulaşım ve haberleşme ile askeri önemi olan maden ve ürünler İtilâf Devletleri’nin denetimine geçti. 6 Kasımdan itibaren Çanakkale ve İstanbul Boğazları İtilâf Devletleri kuvvetlerince işgal edildi. 13 Kasımda ise verdikleri söze aykırı olarak aralarında Yunan savaş gemisinin de bulunduğu bir İtilâf Donanması İstanbul’a geldi ve demirledi.3 Ayni zamanda bu gelişmeleri, daha 1. Dünya Savaşı öncesi ve Savaş sırasında yaptıkları gizli antlaşmalarla aralarında nüfuz bölgeleri olarak paylaştıkları bölgeleri fiilen işgalleri izledi.4 Mütareke öncesi sınırlar dahilinde kalan bölgelerin işgalini takip eden devrede hemen Suriye, Lübnan, Irak gibi yeni devletler kurulması çabalarına girişildi ki Mütareke buna da izin veriyordu. Aynı durum Doğu Anadolu’da bir ermeni devleti kurmak, Batı Anadolu’yu ise Yunanlılara vermek şeklinde sürdürülmek istenmekteydi.5 Nitekim Lord Curzon 18 Kasımda Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada “Kürt, Arap, Ermeni, Rum ve Yahudilerin” Türk egemenliğinden kurtarılacağını söyleyecektir.6 Diğer taraftan Mondros Mütarekesi’nin imzalanması ve onun uygulanmaya başlamasından bir müddet sonra başta başkent İstanbul çevrelerinde olmak üzere Osmanlı Devleti’nde başlıca iki görüş ön plâna çıkmaya başladı. Bunlardan biri, “kesin olarak yanılmış ve hiçbir karşı koymaya girişemeyecek duruma gelmiş olan Devletin adil olsunlar olmasınlar galip devletlerin insafına, merhametine başvurmaktan başka çaresi yoktur.” Diğeri ise “Wilson İlkeleri’ne güvenerek ve onları ileri sürerek hakkımızı arayarak iyi sonuçlar elde ederiz.Bu görüş sahiplerine göre de yenen devletler adil ve insaflıdır. Esasen yapacak başkaca bir şey yoktur.” şeklindeydi.7 İşte bu düşünceleri taşıyanlar çeşitli partiler, cemiyetler ve kurumlar oluşturma yoluna gittiler.8 Bu gelişmelerin yanı sıra Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutkunda “Mahalli Halas (kurtuluş) çarelerine matuf “şeklinde belirttiği müdafa-i hukuk ve Redd-i İlhak Cemiyetleri oluşturulmaya başlandı. Bu kuruluşlar işgaller karşısında özellikle Yunan, Rum ve Ermenilerin faaliyetlerine karşı silâha başvurmayı da göze almaktaydılar.9 1. İstanbul’da Siyasî Durum Ve 1. Damat Ferit Paşa Hükümeti İstanbul siyasî çevrelerinde özellikle Hükümet çevresinde olumlu bir hava esmiş ancak kısa süre içinde Mütareke uygulamalarında ihlaller ve Ülkede işgaller başlayınca olumlu hava yerini karamsarlığa bırakmıştı. Bu ortam içinde Mütarekeyi imzalamış olan Ahmet İzzet Paşa Hükümeti bazı suçlamalar ve baskılar karşısında 10 Kasım 1918 de istifa etti.10 Yerine Tevfik Paşa Hükümeti kuruldu. Bu sırada (13 kasım) İstanbul’a gelmiş bulunan Mustafa Kemal Paşa bu Hükümetin güvenoyu almasını engellemeye çalışacak,ancak Hükümet güvenoyu alacaktır. Bu gelişmeden bir müddet sonra da 2 Aralık 1918 de Damat Ferit Paşa Ayan Meclisinde Meclis-i Meb’usan’ın fesih edilmesini isteyecektir. 21 Aralık 1918 de ise Padişah Mehmet Vahdettin seçim süresini de aşmış bulunan Meclis-i Meb’usanı fesih edecektir.11 Bu gelişmeden sonra İstanbul’a tam bir kargaşa ve düzensizlik hakim oldu.Böyle bir ortamda 3 Mart 1919 da Tevfik Paşa Hükümeti de istifa edip iktidardan çekildi. Yerine ise 4 Mart 1919 da Damat Ferit Paşa Hükümeti kuruldu. Oxford mezunu ve İngiliz taraftarlığıyla meşhur olan Damat Ferit Paşa Padişah Mehmet Vahdettin’in güvendiği, aynı zamanda Hürriyet ve İtilâf Fırkası ile İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin de desteğini alan bir kişiydi.12 Dolayısıyla Damat Ferit Paşa yukarıda ifade ettiğimiz görüşlerin ilkinde yer alanlardandı. Ona göre İngiltere’yi tutmak ehvenişer idi.13 Ahmet İzzet Paşa da 1. Damat Ferit Paşa Hükümeti’nin politikasını,” 1. Damat Ferit Hükümeti’nin Programı dolayısıyla siyaseti de Saltanat taht ve tacı etrafında toplanıp İttihatçıları daha doğrusu muhalifleri ve rakipleri ezmek. Geçmiş kabinelere yüklenen sorumluluk, Müslüman halkın zararına ve cezalandırılmasına gözü kapalı onay vermek. İtilaflarca verilen her emir ve işarete itaat ederek İtilâfların siyasî temsilcileriyle maiyetlerinin teveccühünü kazanmak. Bunun için de seleflerinin eserleriyle yetinerek, komiserlerle maiyetlerinin kapılarını çalmaya uğraşmak.” şeklinde izah etmektedir.14 2. İzmir’in İşgali ve 2. Damat Ferit Paşa Hükümeti İstanbul’da bu siyasî gelişmeler yaşanırken Paris’te toplanan Barış Konferansı’nda ise İzmir ve çevresinin Yunanlılar tarafından işgalinin zemini hazırlanmaktaydı. Nitekim 15 Mayıs 1919 tarihinde İtilâf Devletleri Donanması kontrolünde Yunan Birlikleri İzmir’i işgal ettiler. Hatta Yunanlılar burada durmayıp içerilere doğru ilerleyerek Manisa dahil Batı Anadolu’da önemli merkezleri ele geçirdiler.15 İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali Anadolu’da aynı zamanda İstanbul’da hem dehşet hem de üzüntü meydana getirdi. Başta İstanbul olmak üzere Anadolu’nun hemen her yerinde protesto gösterileri yapıldı. Mitingler tertiplendi. Her tarafa telgraflar çekildi. İzmir’in işgali ile işgal sonrasında yapılan katliam ve yağma Türk topraklarının birer, ikişer elden gitmeğe başladığının çok önemli bir göstergesiydi.16 Gerçekten İzmir’in işgali Türk Aydını ve Halkı ile aynı zamanda siyasî ve askerî çevrelerde bir dönüm noktası olmuştur. Nitekim daha önce İtilâf Devletleri’nin işgal ettikleri yerler için bu derece tepki oluşmamıştı. Ancak İzmir’le ilgili Mütarekede hiçbir hüküm yokken İzmir’in hem de Yunanlılar tarafından işgali Türk Milleti’nde büyük bir infial uyandırdı. Çünkü tarihi gelişmeler göstermekteydi ki Balkanlı milletler Osmanlı egemenliğine son verdikleri yerlerde çok kez Müslümanlık ve Türklük diye bir şey bırakmamaya çalışmakta en azından pek ağır bir baskı altına almaktaydı. Nitekim İzmir’de Yunan Ordusu’nun ve yerli Rumların ortaya koydukları çılgınlıklar ve katliamlar bu durumu açıkça işaret ediyor, ayrıca bu gelişme Yunanlıların Megali İdea düşüncelerini gerçekleştirmek istediklerini de ortaya koyuyordu.17 Bütün bu gelişmeler ve işgaller Türk Toplumunda direniş hareketinin yani Kuvay-ı Milliye’nin oluşmasına zemin hazırladı.18 Diğer taraftan İzmir’in işgaline karşı pasif kalan Damat Ferit Paşa Hükümeti 16 Mayıs 1919 da istifa etti. Ancak yeni hükümeti kurma görevi yine Kendisine verildi. Böylece 19 Mayıs 1919 da ikinci Damat Ferit Paşa Hükümeti kuruldu. Yeni kabinede Harbiye Nezareti’ne Şakir Paşanın yerine mukavemet yanlısı olan Şevket Turgut Paşa getirildi.19 Şimdi Hükümet Yunan işgalinin İzmir’le sınırlı kalmayıp, İngilizlerin önderliğinde tezgahlanan bir hile ile sınırı belirsiz istilaya dönüşmesi karşısında buraların Yunanlılara bırakılmayacağını göstermek ve ispatlamak gayesiyle Bölgedeki Müdafa-i Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetlerinin oluşturduğu direniş hareketlerini bir müddet destekleyecektir. Nitekim Hükümetin 1 Haziran 1919 da gazetelere gönderdiği tebliğden bu durum belli olmaktaydı. Ancak Hükümet sadece Yunanlılara karşı direnişi desteklemekteydi. Yani bu hareketin yaygınlaşmasını istememekteydi.20 Çünkü bu sırada 19 Mayıs 1919 da Anadolu’ya geçmiş yani Samsun’a çıkmış bulunan Mustafa Kemal Paşa Amasya’da arkadaşlarıyla bir araya gelmiş yapılan görüşmeler sonunda 22 Haziran 1919 da yayınlanan genelge ile de açıkça Millî Mücadele hareketi başlatılmıştı. Bunu İttihatçılığın yeniden diriltilmesi olarak gören Hükümet böyle bir hareketin başlatılmasına karşı idi. Bu durumda Hükümetin en azından Hükümetteki bir kanadın direnişe karşı tavrı değişti.21 Nitekim Dahiliye Nazırı Ali Kemal Bey Anadolu’daki teşkilatlanma faaliyetlerine karşı tavır alarak şiddetli tebligatlar yayınlamaya başladı. Bu çerçevede 18 Haziran 1919 da genel olarak Kuvay-ı Milliye hareketini yasaklayan bir genelge yayınladı.22 Diğer taraftan İngilizler şimdi sömürgesi altında olan ve özellikle İslam Dünyası’nda istenmeyen bir örnek teşkil edebileceği için Milli Mücadele hareketinin gelişmesini istemiyorlardı. Bu sebeple İngiltere’de Sömürgeler Dairesi olayların gelişmesini büyük bir dikkatle izliyordu. Onlara göre Hindistan Yolunun emniyetini sağlamak için her şeyden önce böyle bir direniş hareketini önlemek gerekiyordu. Bu durumda İngilizler 8 Haziran 1919 dan itibaren Mustafa Kemal Paşaya karşı tavır almışlar ve Onun geri çağrılması için Hükümete başvurmuşlardı.23 Bu arada Hükümet Mustafa Kemal Paşaya karşı tavrını sürdürmekteydi. 23 Haziran 1919 da Meclisi Vükela Mustafa Kemal Paşayı görevinden azletti. Bu durumun Dahiliye Nezareti’nce icap eden vilayetlere bildirilmesini istedi. Dahiliye Nazırı Ali Kemal Bey de kararı vilayetlere duyurdu ve Mustafa Kemal Paşanın dinlenmemesini, hiçbir kararının yerine getirilmemesini istedi.24 26 Haziran’da ise Ali Kemal Müdafa-i Milliye hazırlamanın ve Millî Ordu teşkil etmenin felaket olacağını ifade eden bir beyanname yayınladı.25 Bu gelişmeler üzerine Hükümette direniş yanlıları ile karşıtları arasında çekişme baş gösterdi ve karışıklık çıktı. Arkasından Ali Kemal Bey ile Harbiye Nazırı Şevket Turgut Paşa Hükümetten istifa ettiler. Daha sonra Harbiye Nezaretine Milli Harekete karşı olan Ali ferit Paşa getirildi.26 İstanbul’da bu gelişmeler olurken, Millî Mücadele hareketi her şeye rağmen adım adım gelişme göstermekteydi. Nitekim Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki heyet Amasya’dan Sivas’a gelmiş, burada Kendisini tutuklamak üzere İstanbul Hükümetince gönderilen Elazığ Valisi Ali Galip meselesini halletmiş, kongre toplama çalışmalarını başlatmış ve buradan kongre toplama faaliyetlerinin sürdürüldüğü Erzurum’a geçmişti. Burada Kendisine 8 Temmuz’da resmen Hükümetin görevinden azil kararı bildirildi. O da hem müfettişlik hem de askerlik görevinden istifa etti.27 Bu sırada 15 Temmuz’da daha önce Haziran ayı başlarında Barış Konferansı’nda Türk tarafının görüşlerini bildirmek üzere Paris’e gitmiş bulunan Damat Ferit Paşa ve beraberindeki heyet İstanbul’a döndü.28 3. Damat Ferit Paşa Hükümeti Damat Ferit Paşa 20 Temmuz 1919 da, Paris Barış Konferansı’nda bulunduğu altı haftalık süre zarfında Anadolu’da baş göstermiş olan karışıklığın çok teessüfe değer olduğunu bildiren bir genelge yayınlayarak, Erzurum Kongresi hazırlıklarına karşı tavır aldı.29 Aynı gün Hükümet istifa etti. Yeni hükümeti kurma görevi yine Damat Ferit Paşaya verildi. 21 Temmuz’da da Damat Ferit üçüncü defa hükümeti kurdu.30 Yeni Hükümet de Kongre toplama girişimlerini, Anadolu’da karışıklık çıktığı ve Kanun-i Esasiye muhalif olarak Meclis-i Meb’usan namı altında toplantılar tertip edildiği beyanıyla, Mülki ve askerî memurlardan bu gibi girişimlerin men edilmesini istedi. Bu şekilde Kongre toplama girişimlerini engelleme yoluna gitti.31 Bu sırada Erzurum Kongresi Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey’in katılımıyla 23 Temmuzda toplandı ve çalışmalarına başladı. Mustafa Kemal Paşanın başkanlığında iki hafta çalışan kongre sonunda İrade-i Milliye’nin hakim, Kuvay-i Milliye’nin amil kılınacağını da içeren birtakım kararlar alındı. Aynı zamanda kongrede başkanlığına Mustafa Kemal Paşanın getirildiği Heyet-i Temsiliye oluşturuldu.32 Diğer taraftan Hükümet engelleme girişimlerini sürdürmekteydi.29 Temmuz da toplanan Meclis-i Vükela, Mustafa Kemal Paşa ve Rauf Bey’in derhal yakalanarak İstanbul’a gönderilmesi hakkında bir karar aldı Mülki Memurluklara bildirdi.33 Ağustos ayı başlarında Hükümet Anadolu’ya Nasihat Heyetleri yolladı. Bu çerçevede Süleyman Şefik Paşa Heyet-i Nasiha ve Teftişiye Başkanı olarak Konya’ya geldi. Daha sonra Harbiye Nezaretine getirilen Süleyman Şefik Paşa 15 Ağustos’ta tüm Kolorduların ve askerlik Şube Başkanlarının şifre ile haberleşmelerini istedi. 16 Ağustos’ta da Ordu Müfettişlikleri kaldırıldı.34 Ağustos ayı sonunda ise Kolordu Komutanlıklarına yeni tayinler gerçekleştirdi. 3Eylül’de Dahiliye Nazırı Adil Bey ve Harbiye Nazırı Süleyman Şefik Paşa, Elazığ Valisi Ali Galipten tekrar Sivas’a hareketle Mustafa Kemal Paşanın tutuklanması ile Sivas Kongresi’nin toplanmasına engel olmasını istedi.35 Bütün bu girişimlere rağmen 4-11 Eylül 1919 tarihleri arasında Sivas Kongresi toplandı. Kongre açılışında, Damat ve Ali Kemal gibi Hürriyet ve İtilâfçılar ile İngiliz istihbarat servisi yukarıda da belirtildiği gibi Millî Hareketi bir ittihatçı tertibi olduğuna inandıkları ve bu yönde propaganda yaptıklarından, Millî Hareketin İttihat ve Terakki Fırkası ve bütün öteki fırkalarla hiçbir ilişkisi bulunmadığı vurgulandı. Daha sonra bu Kongre sonunda da Millî İradenin hakim, Kuvay-ı Milliyenin amil kılınacağı kararı alındığı gibi manda ve himaye ret edildi. Yine başkanlığına Mustafa Kemal Paşanın getirildiği Heyet-i Temsiliye yeniden oluşturuldu. Ayrıca Milli Kuvvetlerin tek çatı altında toplanması ve Heyet-i Temsiliye’nin denetimine verilmesi kararlaştırıldı. Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti kurularak tüm Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin bu çatı altında toplanması istendi. Bu sırada Kongre Ali Fuat Paşayı “Batı Anadolu Umum Kuvay-ı Milliye Kumandanlığına”tayin etti.36 Bu gelişmelerin akabinde ve Sivas Kongresi’nden bir müddet sonra Heyet-i Temsiliye Anadolu’da denetimi büyük ölçüde sağladı. Bu durum karşısında Damat Ferit Paşa Anadolu’da kaybettiği denetimi tekrar sağlamak ve Mustafa Kemal Paşanın nüfuzunu kırmak gayesiyle Anadolu’ya sevk etmek üzere yeni bir askeri güç oluşturmak istedi. Bunun için İstanbul’daki İtilâf Devletleri temsilcilerine müracaat etti. Damat Ferit Paşa bu müracaatında, Eskişehir’e iki bin kişilik bir kuvvet gönderilmesi gerektiğini belirtmekte ve bu kuvvetin Mustafa Kemal Paşanın hareketini frenleyeceğini, bu şekilde İstanbul’un tehlikeye düşmesinin önleneceğini ifade etmekteydi. Ancak İngiliz ve Fransız yüksek askeri yetkilileri, kendilerinin şimdiki hükümete etkin bir destek verecek güçlerinin olmadığını ifade ettiler. Esasında Damat Ferit Paşa Hükümetinin Anadolu’da tekrar otorite kuracağına dair ümitleri kalmadığı gibi, oluşturulacak böyle bir kuvvetin Kuvay-i Milliyeye katılacağından endişe etmekteydiler. Nitekim bu teklife 29 Eylül’de olumsuz cevap verdiler. Bu gelişmeler sonrasında, İstanbul’la her türlü irtibatı kesme kararı alan ve buna Anadolu’daki askeri ve sivil birimlerin neredeyse tamamının uymasını sağlayan Heyet-i Temsiliye karşısında başkaca dayanak noktası kalmayan Damat Ferit Paşa Hükümeti 30 Eylül’de istifa etmek zorunda kaldı.37 4. Damat Ferit Paşa Hükümeti Dönemi-Kuvay-ı İnzibatiye ve Kuvay-ı Seferiye Damat Ferit Paşa Hükümetinin çekilmesi üzerine Padişah Mehmet Vahdettin yeni hükümeti Tevfik Paşaya kurdurtmak istedi. Ancak Tevfik Paşa kabul etmeyince 2 Ekimde yeni hükümeti Ali Rıza Paşa kurdu.38 3 Ekim’den itibaren Heyet-i Temsiliye ile yeniden irtibat kuran yeni Hükümet İngiliz siyasetine uygun hareket etmiyor, millî menfaatleri öne çıkarıyor ve milliyetçi bir hüviyet taşıyordu. Ancak özellikle seçimler yapılıp Meclis-i Meb’usanın toplanmasından sonra bu Hükümet de İstanbul’ca iyi niyetli bir hükümet bulunduğunu ileri sürerek, Heyet-i Temsiliye’nin çalışmalarına gerek olmadığını üstü kapalı bir biçimde belirtmeye çalışacaktır.39 Diğer taraftan Ali Rıza Paşa Hükümeti de Özellikle Millî kuvvetlerin Urfa, Antep ve Maraş’taki etkin başarıları ile batı cephesinde etkinlik oluşturmaları, bu çerçevede İtilafların kontrolündeki Akbaş Cephaneliğinin millî kuvvetlerce basılıp silâh ve cephanenin kaldırılması yani Anadolu’da Millî mücadelenin gelişip etkinlik kazanması üzerine İtilâf Devletlerinin Anadolu’yu susturunuz ve Kuvay-ı Milliye’yi takbih ediniz,şeklinde baskılara maruz kaldı.40 Nitekim Hükümete bu yönde nota verildi. Bu notada Milli Kuvvetlerin, Batı Cephesinde “Milne Hattı”olarak belirlenen hattın üç kilometre gerisine çekilmesi de istenmekteydi. Hükümet bu notaya ret cevabı verdi. Bunun üzerine İtilâf Devletleri 2 Mart 1920 de Hükümete Kuvay-i Milliyenin tedibini isteyen sert bir nota daha verdiler. Bu gelişmeler sonucunda Ali Rıza Paşa Hükümeti 3 Mart da istifa etmek zorunda kaldı.41 Bu gelişme sonrasında 8 Mart da yeni Hükümeti, İngilizlerin beklediği Damat Ferit Paşa değil Ali Rıza Paşa Hükümetinde Bahriye Nazırı olan Salih Paşa kurdu. Yeni Hükümetin genel siyaseti de Ali Rıza Paşa Hükümetinden farklı olmayacaktır.42 Bu sebeple yeni Hükümet de aynı notalarla karşı karşıya kaldı. Nitekim İtilâf Devletlerinin İstanbul’daki Yüksek Komiserleri biri 26 diğeri 31 Mart da olmak üzere iki nota vererek Kuvay-i Milliye Hareketinin resmen ret ve mahkum edilmesini istediler. Hükümet bu notalara Kuvay-i Milliye Hareketinin meşru hakların müdafaası olduğu cevabını verdi. Bundan sonra 1 Nisan da Hükümet, İşgal Kuvvetlerince yapılan hukuka aykırı hareket ve davranışları uzunca bir nota ile protesto etti.Bundan sonra Salih Paşa Hükümeti de istifa etti.43 Bu gelişmelerden sonra Damat Ferit Paşanın tekrar iktidar olmasının gündeme gelmesi üzerine, Meclis-i Meb’usan Başkan Vekili Hüseyin Kazım Bey, Padişaha müracaat ederek, Damat Ferit’in Sadarete getirilmesinin Memleket ve Saltanat için felakete sebep olacağını belirtti. Ancak Padişah buna hiddetle “Ben istersem Rum Patriğini de, Ermeni Patriğini de getiririm, Hahambaşı’nı da getiririm.” diyerek karşılık verdi. Arkasından bir Hattı Hümayunla Damat Ferit’e Hükümeti kurma görevini tevdi etti. Damat Ferit Paşa da 5 Nisan da Hükümeti kurdu.44 Diğer taraftan İtilaf Güçleri özellikle İngilizler başta olmak üzere, İstanbul’daki milliyetçi havayı dağıtmak ve millî hareketi engellemek gayesiyle bir güç gösterisine giriştiler, İstanbul’u resmen işgalleri altına aldılar. Şehirde denetimi ele almalarından hemen sonra sıkı yönetim ilân ettiler. Meb’usan Meclisini basarak, içlerinde Rauf Bey’in de bulunduğu mebuslardan önemli bir kısım ile yüzelli kadar asker ve sivil yetkiliyi tutukladılar. Bunlardan önemli bir kısmı daha sonra Malta’ya sürüldü. Bu gelişmeler üzerine, Meclis-i Meb’usan kalan üyelerle toplanarak, işgal altındaki bir şehirde Meclisin hür ve serbest bir şekilde çalışmasının mümkün olmadığını açıklayarak faaliyetini oy birliği ile geçici olarak durdurulmasına karar verdi.45 Bu gelişmelere Heyet-i Temsiliye Anadolu’daki İngiliz subaylarını tutuklayarak ve İstanbul yönünden gelebilecek tehlikelere karşı iç cephe oluşturmak üzere Geyve Boğazı’nı tutarak karşılık verecektir. Ayrıca Heyet-i Temsiliye Başkanı ve Erzurum mebusu olan Mustafa Kemal Paşa 19 Mart’ta Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir meclis toplanacağını ve bu yönde gerekli girişimleri başlatacaktır.46 5. Damat Ferit Paşanın Anadolu’da Kontrolü Ele Geçirme Girişimi Ve Kuvay-ı İnzibatiye Şimdi Damat Ferit Paşa Ankara’da belirmeye başlayan ve Meclis açılışı da sağlanınca daha da meşruiyet kazanacak olan gelişmelere karşı derhal harekete geçti. Nitekim daha önce kongreler sırasındaki hükümeti döneminde olduğu gibi İngilizlere yakınlaşma ve istekleri doğrultusunda hareket etme politikasına tekrar yöneldi. Ayrıca Padişahın Damat Ferit’in atanmasıyla ilgili fermanında, Millî Hareket açıkça isyan olarak suçlanmakta ve harekettin liderlerine karşı yaptırımlar uygulanması istenmekteydi. Bu gelişmeler, yeni Hükümetin Millî mücadele hareketine karşı düşmanca bir tavır sergileyeceği ve çok sert tedbirlere baş vuracağını ortaya koyuyordu.47 Nitekim 8 Nisan’da İngiliz Yüksek Komiseri Amiral de Robeck ile görüşen Damat Ferit Paşa Ona, Millî Hareketi ortadan kaldırmak için Devletin askeri gücünü kullanmak, ayrıca Ahmet Anzavur’dan istifade etmek istediğini ve bunlar için İngilizlerden silâh ve mühimmat sağlamayı umduğunu bildirdi.48 Zaten İngilizler Yukarıda da belirtildiği gibi Milli Kuvvetlerin Kocaeli önlerine kadar gelmelerinden ve İstanbul Boğazı’nın tehdit altına girmesinden hoşnut değillerdi. Ayrıca öteden beri kendi politikalarına zıt ve tehdit olarak gördükleri Milli Hareketi ortadan kaldırmak istemekteydiler. Bu sebeple şimdi İngiltere Savunma Bakanlığı milliyetçilere karşı bazı nizami kuvvetlerin teçhiz edilmesini desteklemeye başladı.49 Bu girişimden sonra Damat Ferit Paşa ilk olarak 9 Nisan’da “Kuvay-ı Milliye’nin hem Anadolu’yu korkunç bir istila tehdidine hem de Devletin başının gövdesinden ayırmaya sebep olduğu” ifadesinin de yer aldığı bir genelge yayınladı. Ardından aynı gün Ahmet Anzavur’a Mir-i Miranlık (Saadetlu Paşalık) rütbesi vererek Onu tekrar Karesi (Balıkesir) Mutasarrıflığına atadı.50 Arkasından Adapazarı ve Düzce yöresinden Saraya yakın olan halkın ileri gelenleri İstanbul’a davet edilerek, kendilerinden sadakat yemini alındı.51 11 Nisan’da ise Meclis-i Meb’usan,dört ay içinde yeniden seçim yapılarak toplanmasını öngören Padişah İradesiyle resmen fes edildi. Yine aynı gün Millî Hareketi fitne ve fesat hareketi olarak niteleyen, lider ve taraftarlarının öldürülmelerinin şer’an uygun olduğunu belirten Şeyhülislam Fetvası yayınlandı.52 Bu girişimler etkisini gösterecek ve 13 Nisan’da Düzce’de Millî Harekete karşı ayaklanma başlayacak ve Anadolu’da yayılacaktır.53 Damat Ferit Paşa Hükümeti bu girişimlerin yanı sıra Millî Harekete karşı, Kuvay-ı İnzibatiye adıyla bir askeri birlik oluşturmak maksadıyla, 18 Nisan’da bu askeri teşkilatın kuruluş nizamnamesi olan Kararnameyi yayınladı. Arkasından derhal asker toplama girişimlerine başlandı. Bu gaye ile Anadolu’ya ilk etapta Adapazarı ve Düzce yöresine, piyade yazılacaklara 15 süvari olarak katılacaklara 30 lira maaş verileceği talimatıyla adamlar yollandı.İstanbul’da ise Mustafa Natık Paşa bizzat Selimiye Kışlası’na gelerek, esirlikten gelen askerleri toplayıp, onları kurulacak Kuvay-i İnzibatiye’de görevlendirmek üzere harekete geçti. Nihayet eski Harbiye Nazırı Süleyman Şefik Paşa komutasında Kuvay-ı İnzibatiye Birlikleri oluşturuldu.54 Bunun yanı sıra İzmit’te direkt Harbiye Nezareti’ne bağlı olarak, yine Süleyman Şefik Paşa Komutasında İzmit ve Havalisi Fevkalade Komutanlığı kuruldu. Ayrıca 26 Nisan’da Anadolu’da kontrolü sağlamak gayesiyle Müşir Zeki Paşa Komutasında Anadolu Fevkalade Müfettiş-i Umumiliği kuruldu.55 Damat Ferit Paşa Hükümeti millî Harekete karşı faaliyetlerini sürdürürken, Heyet-i Temsiliye de bu hareketlere karşı gerekli tedbirleri aldığı gibi meclisi toplama çalışmalarını da arlıksız sürdürmekteydi. Nitekim 23 Nisan’da BMM açılarak çalışmalarına başladı. Derhal ülkenin yönetimini de ele aldı. Bundan sonra ayaklanmaları etkisiz hale getirmeye ve Anadolu’da kontrolü sağlamaya yöneldi ki bunu da büyük ölçüde sağlayacaktır.56 Bu arada İstanbul’da tanzimi tamamlanan Kuvay-ı İnzibatiye birlikleri 4 Mayıs’tan itibaren vapurla İzmit’e sevk edilmeye başlandı. Komuta merkezi İzmit açıklarında bulunan Yavuz Zırhlısında oluşturulan İnzibat birlikleri ise İzmit’in 2 kilometre doğusunda bataklık bir bölgeye yerleştirildi. İzmit’te bu gelişmeler olurken, İzmit dışındaki yöreler alınan tedbirler sonucu ayaklanmaları bastıran Millî Kuvvetlerin denetimine geçti ki bu sırada Biga Bölgesinde Millî Kuvvetlere yenilip İstanbul’a geçmiş orada padişahla görüştükten Kocaeli Bölgesine gelip adam toplayarak İnzibat Birlikleri desteğinde Millî Kuvvetlerin Karargahı Geyve üzerine yürüyen Ahmet Anzavur da tekrar yenilgiye uğratıldı. Bütün bu gelişmeler İnzibat birliklerinin morallerini bozacaktır ve dağılma emaresi baş gösterecektir. Bunun üzerine İnzibat Birlikleri’nin takviyesi için İstanbul’dan silâhsız bir miktar asker daha İzmit’e gönderilecektir. Nihayet yapılan hazırlıklardan sonra, İnzibat Birlikleri 14 Haziran’da Millî Kuvvetlere karşı taarruza geçti. Ancak harekat başarısızlıkla sonuçlandı. Yani Kuvay-ı İnzibatiye Millî Kuvvetlere yenildi. Birlikler dağıldı. Askerlerin bir kısmı Millî Kuvvetlere katıldı. Bir kısım askerler de firar ettiler. Kalan İnzibatiye Birliklerinin silâhları ise İzmit’te İngilizler tarafından ellerinden alındı. Daha sonra Kuvay-ı İnzibatiye’nin kalan Birlikleri tekrar gerisingeri İstanbul’a sevk edildi.57 Bu sırada Damat Ferit Paşa tekrar İstanbul’da Yüksek Komiserlere Anadolu’daki Millî Hareketi bastırmak için 7 binden 50 bine kadar bir kuvvet teşkil etmek gerektiğini bildirecek,ancak General Milne böyle bir kuvvetin teşekkülünden önce Hükümetin Barış Antlaşmasını imza etmesini isteyecek, İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon da bu görüşü paylaşacaktır.58 Böylece Damat Ferit Paşa ve Hükümeti’nin politikası, Millî Harekete karşı girişimleri bir kez daha iflas ediyordu. 6. Damat Ferit Paşa ve Taraftarlarının Ankara’ya (Millî Mücadele) Karşı Son Bir Girişimi -Kuvay-ı Seferiye Hareketi- ve Sonuç Kuvay-ı İnzibatiye dağıldıktan sonra yukarıda da belirtildiği gibi Hükümetin yeni askeri kuvvet oluşturma çabası devam ediyordu. Bu doğrultuda Harbiye Nazırı Ahmet Hamdi, İngiliz Askeri Temsilcisi General Satellard’a baş vurarak, Barış Antlaşmasının imzalanmasından sonra Barışın uygulanması ve Anadolu’da asayişin kurulması için “Barış Konferansının Spa’daki son değişiklik ve karaları kapsamı içerisinde”tasarlanan teşkilat gereğince şimdilik birincisinin İstanbul ve çevresinde,ikincisinin de Bursa-Balıkesir ve Çanakkale Bölgesinde olmak üzere iki tümenin kurulmasına karar verildiğini belitti. Bunun için de Teşkilâtların bulundukları yerlerdeki faaliyetlerinde ve tümenlere gereken silâh cephane ve donatım malzemelerinin Osmanlı Hükümeti malı olan bütün depolardan karşılanmasına müsaade edilmesini istedi.59 Bu istek ilgili birim tarafından İngiltere Harbiye Bakanlığı’na, İstanbul Hükümeti Antlaşmayı uygulayabilmek için 25 bin kişilik iki tümen asker toplamak istiyor şeklinde bildirildi. Yine aynı birim yani İngiliz Orduları İstanbul genel karargahı 8 Ağustosta aynı makama yazdığı başka bir yazı ile de, Hükümetin kurulacak askeri kuvvetin silah, teçhizat ve erzakının, 50 bin ordugah çadırı, 50 bin kişilik kışlık, 50 bin kişilik yazlık asker elbisesi, 50 bin büyük boy palto, 80 bin çift bot, 11 bin at, 1700 çeşitli yük arabası ve 2500 takım eyer olmak üzere İngiltere’den satın almak istediğini bildirdi.60 Ayrıca Hükümet yeni kurulacak birlikler için İtilâf Devletleri subayı talebinde bulundu. Hükümetin bu teklifi her halde İngiliz Karadeniz Orduları Başkomutanı General Vilson’un böyle bir kuvvetin kurulup milliyetçilere karşı başarıya ulaşabilmesi için yabancı subayların da bulunması gerektiği görüşünden ve Fransa’nın kurulacak kuvvetin milliyetçiler tarafına geçmesini önlemek için İtilâf Devletleri kumandanlarının yönetiminde olmasını şart koşmasından kaynaklanmaktaydı.61 Bu başvuruları değerlendiren İngiltere Harbiye Nezareti 17 Ağustos’ta kendi Dışişleri Bakanlığına Anadolu’ya karşı kullanılmak üzere 25 bin kişilik bir kuvvetin kurulmasını uygun gördüğünü bildirdi.62 Diğer taraftan İstanbul Hükümeti’nce talep edilen subaylarla ilgili olarak, bunun Sevr Antlaşması’nda öngörülmemiş olduğu, Antlaşma hükümlerine göre Türk Hükümeti’nin özel kuvveti ancak Antlaşma yürürlüğe girdikten sonra kurulabileceği ifade edilip bu konuda Dışişleri Bakanı Lord Curzon’un Harbiye Nezareti’ne açıklamada bulunması istendi. Bu arada Sadrazam Damat Ferit Paşanın İngiliz Yüksek Komiserine bir mektupla başvurusundan ve bu başvurunun Yüksek Komiser Amiral J. De Robeck tarafından Dışişlerine iletildikten sonra bu bakanlık tarafından Harbiye Nezaretine, İstanbul Hükümetinin kuracağı 15 bin kişilik kuvvetin barış antlaşmasında öngörülen “özel kuvvet” olacağı, bu kuvvetin hemen kurulabilmesi için Fransa ve İtalya’nın muvafakatının istendiği, Fransa’nın buna razı olduğu şeklinde bildirildi. Bilahare Harbiye Nezareti İstanbul İngiliz orduları Genel Karargahı’na, Dışişleri Bakanlığı’nın İstanbul Hükümeti’nce derhal özel bir kuvvet kurulmasından yana olduğunu bildirdi.63 Sadrazamın, Şeyhülislam ile Ticaret Nazırı’nın istifaları üzerine yayınladığı bildirideki ifadelerinden anlaşıldığına göre esasında Hükümet, 15 bin kişilik özel kuvvet ile 25 bin kişilik jandarma kuvvetinden oluşacak 40 bin kişilik bir kuvvet kurmayı planlıyordu. Nitekim aynı konu yukarıda yazıldığı belirtilen mektupta da ifade edilmekteydi. Ayrıca bu mektupta, Osmanlı Hükümeti’nin Sevr Antlaşmasını imzalamakla yüklendiği vazifeleri yerine getireceği, fakat Anadolu’nun halen ittihatçı bir ekibin kontrolünde bulunduğu, ihtilalci teşkilatın esas kaynağının Yunan işgali olduğu, Osmanlı Hükümeti’nin Anadolu’daki hareketi bastırmak istediği, Osmanlı Genel Kurmayı’nın bu konuda planlar hazırladığı, Padişaha bağlı subayların ve halk çoğunluğunun ihtilalcilerin üzerine yürümek için işaret beklediği, ancak hareketi bastırabilmek için kuvvet toplamak gerektiği, bu kuvvetin bir ay içinde toplanıp bir ay içinde de hazır hale getirileceği ifade edilmekte, arkasından iki aydır hazırlanmakta olduğu belirtilen askeri projenin uygulanması için yukarıda belirtildiği gibi Bursa, Adapazarı ve Karadeniz tarafından toplanarak kurulacak 40 bin kişilik ordu için İtilâf Devletleri kontrolünde bulunan silâhların hemen geri verilmesi, askerin Anadolu kıyılarına taşınabilmesi için gemi sağlanması, yeteri kadar yabancı (İtilâf) subayı verilmesi ve 20 milyon lira kredi açılması talep edilmekteydi.64 Bu yazışmalardan sonra, kendi üst makamları adına İngiliz askeri temsilcisi son durumu Osmanlı Harbiye Nezaretine “Türk askeri şahısları tarafından gerekli niteliğe sahip belirli bir miktar erler seçildikten sonra, Müttefik Başkumandanlığı’nın bunları silahlandırma meselesini dikkate alacağı”şeklinde bildirdi.65 Diğer taraftan bu sırada, yukarıda ifade edilen mektupta belirtildiği gibi, İstanbul’da Anadolu’ya karşı askeri kuvvet oluşturma çabaları sürdürülmekteydi. Nitekim Anadolu Fevkalade Müfettiş-i Umumisi Müşir Zeki Paşa 30 Ağustos 1920 de Sadarete başvurarak, düşünülen plan doğrultusunda “Anadolu’da icray-ı te’dibat için”(terbiye etme, yola getirme) “Kuvay-ı Seferiye”nin kurulmasını talep etti. Daha sonra da bu kuvvetin nasıl teşekkül ettirileceği, silâh ve cephane miktarı, harekat sahası ile oluşturulacak kuvvetlerin İzmit’e çıkarılmasıyla ilgili tafsilatlı doküman ve harita sundu. Bilahare 8 Eylül’de Zeki Paşa Sadaret’e yeni bir yazı yazarak, oluşturulmakta olan fırkaların daha hızlı bir şekilde teşkil ve ikmalini takip edip sonuca ulaştırmak için Müfettiş-i Umumilik ile Harbiye Nezareti’nin bir komisyon teşkil etmesini istedi. Ayrıca yazısına iliştirdiği pusula ile de komisyonun, Harbiye Nezareti’nden; Harbiye Nazırı Paşa hazretleri, Nezaret Müsteşarı, Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Reisi, Erkan-ı Harbiye Şube Müdürü, Müfettiş-i Umumilikten; Müfettişlik Erkan-ı Harbiye Reisi, Müfettişlik Erkan-ı Harbiyesi’nden bir binbaşı, Müfettişlik Levazım Reisi, Müfettişlik Jandarma Şubesi’nden bir zabit. Takip Heyeti; Bir binbaşı, bir yüzbaşı, bir mülazım, iki katip şeklinde tertip edilebileceğini belirtti. Zeki Paşa 13 Eylül’de Sadarete sunduğu yazısında, 30 Ağustos tarihi itibarıyla istediğini belirttiği taleplerinin yanı sıra, Kuvay-ı Tedibiye’nin (Kuvay-ı Seferiye kastediliyor) defaten bir mahalle nakline lüzum görüldüğünde, Seyr-i Sefain (Deniz Taşımacılığı) idaresi haricinde de deniz aracı tedariki ile Antlaşmada (Sevr kastediliyor) Osmanlı Ordusu’nda tayyare bulundurulmasına müsaade olunmadığını ifade ettikten sonra, Teşkilat-ı Bagiye’nin (Kuvay-ı Milliye kastediliyor) yapacağı harekatın vaktiyle keşif ve tayini, beyannamelerin ulaştırılması gibi işlerle sevk edilecek Kuvay-ı Tedibiye için vesait-i havaiyenin (tayyare) teminini istedi.Ayrıca keşif ve seri haberler almak gayesiyle Anadolu’ya itimada haiz şahıslar gönderilmesinin muvafık olduğunu ifade edip, bu konuda icap eden icraatın Sadarete ait olduğunu belirtti.66 İstanbul’da bu gelişmeler olurken 14 Eylül’de “Hükümet-i Meşrua Ahali-i Sadıka Kıtaat-ı kumandan-ı Umumisi”unvanını kullanan Bekir Sıdkı ki Kendisi aslında ılga edilen Kuvay-ı İnzibatiye İkinci Alay kumandanı idi, Zeki Paşadan ikinci Düzce isyanı ve bölgede meydana gelen bu yöndeki diğer olayları desteklemek için Sapanca’yı işgal edip, İznik ve Karamürsel’i abluka altına aldıktan sonra acilen silâh ve cephane talebinde bulundu. Bu münasebetle ayrıca görüş ve düşüncelerini “Zat-ı Devletleri Adapazarı’nı karargah eyler ve ıslahat projenizi oradan tatbik eylemeye başlayacak olur iseniz pek çok teshilata (kolaylıklar) mahzar olacağınıza emin olabilirsiniz. Efendimizin harekatı, millete emniyet ve itimat uyandıracak ve bütün millet müzaheret edecektir... Anadolu’da hüküm ve nüfuzun ikame ve idame eylemesi için pek süratle hareket etmek icap eylediği ve bu müsait zamandan (ikinci Düzce isyanı ve kendisinin etkinliği kastediliyor) istifade edilmediği takdirde aksülamelin husulü maazallah felaketi celp eyleyeceği muhakkak olduğu” ifade ettikten sonra merkezi hükümetle yani İstanbul’la biran evvel irtibat kurulmasını ve seri tedbir alınmasını istedi. Zeki Paşa da bu talep ve düşünceleri Sadarete aktardı.67 Zeki Paşa’nın Sadaret’e gönderdiği raporlar ve bu münasebetle talepleri bilahare Meclis-i Vükela’da (Bakanlar Kurulu) görüşüldü ve alınan kararlar Kendisine “Anadolu’da icra edilecek harekat hakkında evvel emirde İtilâf Devletlerinin muvafakatları alınmadıkça bu yönde teşebbüslerin ve sevkiyatın imkansız olduğu bu sebeple Hükümetin bu hususta İtilaf Devletleri ile sıcak müzakerelere giriştiği ve neticeden Kendisinin haberdar edileceği, oluşturulması talep edilen komisyonun kurulmasının isabetli olduğu ve bu yönde faaliyete girişilmesinin münasip olduğu, Bekir Sıdkı Bey’in mütalaaları ve talepleri konusunda da lazım gelen tedbirler ve muameleler ile ilgili girişimlerin kendi takdirlerine bırakıldığı “şeklinde bildirildi.68 Burada da görüldüğü gibi Damat Ferit Paşa Hükümeti Anadolu’ya yani Ankara‘ya karşı kuvvet oluşturma çabalarını bütün gücüyle sürdürmekte ve bu yöndeki her türlü girişimleri desteklemekteydi. Ancak İstanbul Hükümeti bu faaliyetler içinde iken diğer taraftan İtilâf Devletleri arasında Hükümetin talep ve girişimleri üzerine konuyla ilgili görüşme ve yazışmalar sürdürülmekteydi. Nitekim 17 Eylül’de İtalya Londra Büyük elçisi, İngiltere Dışişleri Bakanı’na; İtalya’nın Anadolu’ya kuvvet gönderilmesine karşı olduğunu, bunun yerine Anadolu’ya bir heyet gönderilmesinden yana olduğunu ve İngiltere’nin bu konudaki düşüncelerini öğrenmek istediğini belirten bir nota verdi.69 İtalya’nın bu notasından sonra Fransa, 20 Eylül’de Dışişleri Bakanlığı’nın İngiltere Paris Büyükelçiliği’ne verdiği muhtıra ile, önceki düşüncelerinin aksine şimdi İtalyan tekliflerine prensip itibarıyla katılmak niyetinde olduğunu, İngiltere’nin bu konudaki görüşünü öğrenmek istediğini belirtti.70 Bu gelişmeler üzerine şimdi Anadolu’ya kuvvet gönderme yerine zaten önceden beri gündemde olan bir heyet gönderme düşüncesi on plana çıktı. Nitekim 25 Eylül’de İstanbul’da Yüksek Komiserler Sevr Barış Antlaşması’nı kabul ettirmek için Anadolu’ya bir heyet gönderilmesi konusunu görüştüler.71 Bilahare 28 Eylül’de İngiltere Yüksek Komiseri, İngiliz Karadeniz Orduları Başkomutanı’ndan, dış yardım almadan Hükümetin milliyetçilerle baş edip edemeyeceği, 20 milyon liralık yardımın yetip yetmeyeceği,hazırlığın üç ay içinde bitip bitmeyeceği ve Padişah kuvvetlerinin milliyetçiler tarafına geçmeleri halinde İtilâf Devletlerinin yeni durumla başa çıkıp çıkamayacakları konularında komutanlığın kanaatlerini sordu. Buna General Wilson pek olumlu bir cevap vermedi.72 Bunun üzerine Yüksek Komiser Amiral Robeck, 1 Ekim’de Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a son durumu; “Millî Hareketi bastırmak için kuvvet hazırlanmasının uzun zaman alacağı, Fransız Yüksek Komiserinin ise Ferit Paşa iktidarda kaldıkça milliyetçilerle uyuşmayı imkansız gördüğü, Ferit Paşanın çekilmesinin yerinde olacağı, yüksek komiserlerin Anadolu’ya bir heyet gönderilmesi için Hükümete baskı yapacakları, aynı zamanda bu günkü hükümetin Heyetin başarı umudunu yıktığını da belirtecekleri ve bu görüşü Padişaha da iletecekleri” ifadeleriyle bildirdi. Arkasından Sadrazamın Anadolu’ya gönderilecek heyetle birlikte millî hareketi bastırmak için kuvvet yollanmasını ve heyetin “asi” (milliyetçi) liderlerle müzakereye girişmemesini istediğini belirtti.73 Bu gelişmenin arkasından Yüksek Komiserler, 7 Ekim’de Hükümete; Yüksek Komiserlerin Anadolu’daki durumun yarattığı tehlikeye son vermeyi gerekli gördükleri, bunun barışçı yollarla gerçekleştirilebileceği görüşünde oldukları, bunun için Anadolu’ya bir heyetin gönderilmesi, Sadrazamın bu konudaki itirazlarına katılmadıkları, bu bakımdan heyetin barışçı gayelerle gönderilmesi gerekiyorsa müzakereye girişmesi ve heyetin güvenilir kişilerden meydana gelmesi gerektiği ifadelerini içeren bir nota verdiler.74 Arkasından 11 Ekim’de Padişahla görüşerek, Ona Anadolu’ya bir heyet gönderilmesini salık verdiler. Padişah ise, milliyetçiler aleyhine konuşarak, Anadolu’ya bir heyet gönderilmesine razı oldu. Ancak heyetle birlikte milliyetçilere karşı kuvvet kullanılmasını ister gözükerek, heyetin milliyetçileri teslim olmaya çağırmasını istedi. Bu arada Fransız Yüksek Komiseri Ferit Paşa’nın değiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu görüşmede Sadrazam bulunmadı.75 Bilahare bu konuda İtilâf Devletleri ve kendi aralarında yazışmalar oldu. Nihayet böylece Anadolu’ya karşı bir kuvvet oluşturup gönderme düşüncesi İtilâflarca tamamen terk edildi.76 Bu gelişmeler vuku bulurken diğer taraftan Hükümet kuvvet oluşturulması düşünüldüğü bölgeye yönelik girişimlerini de sürdürüyordu. Batı cephesi Komutanı Ali fuat Paşa (Cebesoy) Yunan ileri harekatına karşı Ağustos 1920 sonlarına doğru yeni bir düzenleme yapmış, Adapazarı ve Sapanca civarındaki kuvvetleri Geyve Boğazı’na çekmişti. İşte bu durumdan istifade ile İzmit Mutasarrıfı İbrahim Hakkı, yukarıda sözü edilen plân çerçevesinde Adapazarı’nı karargah yapmak gayesiyle, burayı gönderdiği ve başında Mustafa adlı birinin bulunduğu küçük bir birliğe işgal ettirdi ve birliğin başındaki Mustafa buraya kaymakam yapıldı.77 Bir müddet sonra Geyve’den gönderilen Cengiz Bey Müfrezesi Adapazarı’nı geri aldıysa da Millî Kuvvetler burayı uzun süre ellerinde tutamadı. Nitekim Sapanca bir süre sonra, yukarıda belirtildiği gibi, İznik ile Karamürsel’i abluka altına alan Bekir Sıdkı’nın girişimleri ile kardeşi nahiye müdürü Abdullah’ın refakatinde olarak 14 Eylül’de tekrar işgal edildi.78 Ancak 8 Ekim’de ise buraları yani Sapanca ve Adapazarı Geyve’den hareket eden bir millî müfreze tarafından tekrar geri alınacak, birlik halk tarafından da sevinçle karşılanacaktır.79 Bu son gelişmeler İtilâf Devletleri’nin konuyla ilgili kararlarında etkili olacaktır. Nitekim İtilâf Devletleri bu sırada Kocaeli mıntıkasını harp sahası ilân ettiler. Buradan Osmanlı Nizami birlikleri çıkartıldı.80 Zaten İngilizler Eylül ayının sonuna doğru İzmit’te kendilerini güvende hissetmediklerinden Gebze’ye çekilmişler ve İzmit’in askeri kumandasını Yunanlılara bırakmışlardı.81 Bütün bu gelişmelerin sonucunda İstanbul yönetiminin Anadolu’ya kuvvet gönderme çabası gerçekleşme imkanı bulamadı. Kuvay-ı seferiye ile ilgili girişimler de rafa kaldırıldı. Böylece Damat Ferit Paşanın politikaları bir kez daha iflas etmekteydi. Zaten bu politikayı izlemekte olan Damat Ferit Paşa Hükümeti de 16 Ekim’de istifa etti.82 Bu şekilde artık Damat Ferit Paşa Hükümetleri dönemi sona eriyordu. Bundan sonra Tevfik Paşa Hükümeti kurulacak, bu donemde İtilâf Devletlerinin değişen politikaları ve düşünceleri doğrultusunda Ankara ile görüşmelerde bulunmak üzere Anadolu’ya bir heyet gönderilecektir. Bilahare kendi açılarından bu girişimin de istedikleri sonucu vermemesi üzerine tekrar Yunan Kuvvetleri Ankara’ya karşı harekete geçirilecektir. EK: 1 HARBİYE NEZARETİ Nezaret Şubesi Kalem-i Mahsusa 595 Maruz-u Çaker-i Kemineleridir. Mülga Kuvve-i İnzibatiye İkinci Alay Kumandan Sabıkı Bekir Sıdkı Bey tarafından Anadolu Fevkalade Müfettiş-i Umumiliği'ne gönderilip, Müfettişiyet-i Müşarülileyhadan ba tezkere Makam-ı Çakiriye gönderilen rapor ile kroki aynen ve lef en takdim kılınmış ve ifayı icabı vabeste-i müsaade-i saye-i daver ekremileri bulunmuş olmağla ol babda emru ferman hazret-i veliyyülemrindir. Fi 7 Muharrem 339, Fi 21 Eylül 336 Harbiye Nazırı Hasan Hüseyin EK: 2 Askeri ve Mülki ANADOLU FEVKALADE MÜFETTİŞ-İ UMUMİLİĞİ Umur-u Askeriye Şubesi 531 (Çok gizli işaretli) Devletlu Efendim Hazretleri Mülga Kuvve-i İnzibatiye İkinci Alay Kumandan Sabıkı Bekir Sıdkı Bey’den vurud raporla merbutu kroki lef en takdim edildi. İktizayı halin ifası maruzdur. Ol babda emru irade Efendim Hazretlerindir. Fi 20 Eylül 36 Anadolu Fevkalade Müfettiş-i Umumisi Müşir Muhammed Zeki EK: 3 Askeri ve Mülki ANADOLU FEVKALADE MÜFETTİŞ-İ UMUMİLİĞİ 491 Makam-ı Sadaret-i Uzmaya Maruz-u Çaker-i Kemineleridir. alıntı... | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İstanbul’un işgalinde Damat Ferit ve işgalciler hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 1 | 08-30-2008 17:08 |
| Milli Mücadele Döneminde Rize , Milli Mücadele Döneminde Rize Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-27-2008 03:20 |
| Sivas Kongresi ve Damat Ferit Hükümeti’nin İstifası | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-26-2008 04:06 |
| Hemşinli Damat Mehmet Ali Paşa , Hemşinli Damat Mehmet Ali Paşa Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-16-2008 01:35 |
| Damat İbrahim Paşa kimdir-Damat İbrahim Paşa hayatı,biyografisi | Safak | Biyografi | 0 | 04-15-2007 18:30 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız