![]() |
| |||||||
| Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| .ஐ ignorance is bliss ஐ. ![]()
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Sütçü İmam Yaşadı mı? Her 12 Şubatta, Kahramanmaraş, kahramanlığının tarihi köklerini bir daha hatırlar. Bu hatırlayışta, Milli Mücadele rûhu vardır. Milletin mânevî dinamiklerinin neler olduğunun unutulmaması vardır. Aslında çok da yetersiz bir hatırlayıştır bu... Daha canlı, daha kalıcı ve etkili olması gerekir bu anmanın... Ve sadece kurtuluşun yıldönümü olan 12 Şubat’lara münhasır kalmaması gerekir. Bu eksiğe rağmen, Anadolu’da, şükürler olsun, oldukça köklü bir Sütçü İmam rûhu ve heyecanı oluşmuştur. Gittiğimiz her yerde, konuşmada, konferansta ve sohbette, yurdumuzun güzel insanları, konu ne olursa olsun, sözü Sütçü İmam’a getirmemizi isterler. Bu isteğin temelinde, benim de Kahramanmaraşlı olmam yatar büyük ölçüde... Ben, Sütçü İmam’ın hemşehrisi olmasaydım da, severdim o cesaret timsali adamı ve inancını... Nitekim birçok insan, onu, hemşehrisi olmadan seviyor. Hatta onun yapmadıklarını da ona malederek seviyorlar. Bu anlamda Sütçü İmam, bir sembol olmuştur. Bir inanç mücadelesinin timsali haline gelmiştir. Onun, inancı adına kim ne yapmışsa o dönemde, hepsi de Sütçü İmam adıyla anılmıştır. Bu bilgi eksikliği, aslında fazla önemli de değildir. Önemli olan, en olumsuz ve imkânsız bir durumda, güçlülere, silahlılara, galiplere teslim olmamak; kimlik ve kişiliğinden taviz vermemek ve karşı koyma iradesine de sahip bulunmaktır. Bu noktada isimler, resimler ikinci planda kalmaktadır. Çünkü imanının haysiyetini, hürriyet bilincini, istiklal aşkını, ne pahasına olursa olsun yaşatmak isteyenlerin en büyük hedefleri, Allah’ın rızasını kazanmaktı. Fedakârlıklarının ücretini, sadece Allah’tan beklemişlerdi. İşte, her yolu ve metodu deneyerek canlı tutmamız gereken milli mücadele ruhu bu idi. O güzel insanlar, sadece hizmeti düşünmüşler, gerektiğinde yarını hiç hesaba katmadan, maddî-mânevî bütün varlıklarını ortaya koymuşlardır. Şimdi biz, bu ruhun neresindeyiz? Ya da, bu ruh bize ne kadar yakın? Bizden sonrakilere nasıl ve ne kadar intikal edecektir? *** Birinci Dünya Savaşı sonunda, Osmanlı yenilmiş ve silahını bırakmıştı. Yaralı arslanın güçsüz ve çaresiz kalması üzerine, galip devletler Anadolu’yu çeşitli bahanelerle işgal etmeye başlamıştı. Aslında bu işgaller, yapılan ateşkes antlaşmasına aykırıydı. Ancak, batılı devletler, asırlardır aradığı fırsatı yakalamışken, Anadolu’nun boğazını sıkmayı istiyorlar, antlaşma filan dinlemiyorlardı. Çünkü maddeci Batı’nın çocukları, sadece kuvvetten anlardı. Maraş da, İngilizlerce işgal edilmişti. Fakat kısa bir zaman sonra, aralarındaki paylaşma planına göre, şehir Fransızlar’a devredilecekti. Maraş, Ermeni emellerini daha çok gözeten Fransızlar’a veriliyordu. Zira, Maraş ve özellikle Zeytun bölgesi, o dönemlerde Ermenilerin önemli merkezlerindendi. Fransızların geleceği günlerde, Ermenilerin ileri gelenlerinden olan Hırlakyan, onlara görkemli bir karşılama töreni hazırlamak ister. Zaten gelen Fransızların bir bölümü de, Fransız üniforması giymiş Ermeniler’dir... İşgalci Fransız birliğini karşılamak üzere harekete geçen Hırlak, hemen Abdal Halil Ağa’yı çağırtır. Halil Ağa, şehirdeki bütün davulcu esnafının temsilcisidir. Hırlak, durumu Halil Ağa’ya anlatır ve şehrin bütün; davulcularını, zurnacılarını, Fransızlar’a bir karşılama yapmak üzere istediğini söyler. Hırlak, ısrar eder. Ancak; teklif, ısrar, hatta tehdit, netice alamaz... Sonunda Halil Ağa’ya para teklif eder. Abdal Halil Ağa para teklifini de geri çevirir. Çaresiz kalan Hırlak da, kesenin ağzını inanılmaz şekilde açar ve der ki: “Halil Ağa! Eğer bu teklifime evet dersen, davulunun içini altınla doldururum!” Abdal Halil Ağa’nın bu teklife cevabı, kitaplık çapta bir cümledir “ÇALAMAM AĞAM, BU DİN BAHSİ!...” Maraş Milli Mücadelesi’nde, davulcu esnafını temsil eden Halil Ağa’nın seslendirdiği izzet-i İslam, bugün kimin nasibidir? *** Tek dişi kalmış olan medeniyetin çocukları Maraş’ı işgal ederler ama haysiyetleri, inançları, ruhları işgal edemezler. Daha işgalin ilk günlerinde, Ermenilerin de teşvikiyle şımarıklıklar başlar. Bu cümleden olarak, üç Fransız askeri, Uzunoluk hamamından çıkan hanımlara sarkıntılık etmeye kalkarlar. Bu Osmanlı hanımefendilerinin çarşaflarına, peçelerine, yani örtülerine saldırırlar. Bu çirkin manzarayı görenler, hemen müdahale ederlerse de, şımarık işgalcilerin duracakları yoktur. Tam tersine, daha da terbiyesizleşirler. Yolun karşısında bir fukara sütçü dükkânı vardır. Ve o dükkânda bir yiğit Osmanlı... Adı, İmam’dır. O, dükkânda süt satar. Ama sütten beyaz ve berrak bir iman ve vicdanı var ki, onu asla hiçbir fiyata pazarlamaz. Her Osmanlı insanı gibi, ilmihal bilgisi vardır, Kur’an okumayı bilir... Dinine, diyanetine bağlıdır. Bu sebeble de, yanıbaşındaki caminin fahri görevlisidir. Müezzinlik yapar, gerektiğinde namaz kıldırır... Evet o yiğit yürek kişi, SÜTÇÜ İMAM’dır.. Sütçü İmam, hamamdan çıkan hanımların zor durumda kaldıklarını görür. O gün için inanç ve namus timsali bildiği örtülerine el atılmıştır... O da tabancasına el atar ve hemen yolun karşısına atlar. Haddini bilmeyen işgalcilere tabancasındaki mermileri boşaltır. Fransızlardan biri ölür, ikisi yaralı olarak kaçıp giderler... Böylece, Maraş, kahramanlığını tescil ettirecek yola girmiş bulunur. İşgalciler, her zaman olduğu gibi, kendi saldırganlarını cezalandıracak yerde, Sütçü İmam’ın peşine düşerler. Sütçü İmam, danıştığı ileri gelenlerin sözünü dinleyerek, hemen şehirden uzaklaşır ve ulaşımı zor olan Bertiz köylerine yollanır... *** Artık ok yaydan çıkmış, azgınlaşan düşmana karşı silahlı mücadeleden başka çare kalmadığı anlaşılmıştır. Fakat halk hem yorgun ve çaresiz, hem de herşeye rağmen sabırlıdır. Osmanlı insanı, terbiyesi gereği, kaba kuvvete, isyana, vurdu-kırdıya alışkın değildir. Ancak mukaddeslerine saldırı oldu mu, bunu da her çareye başvurarak önlemek ister. Bu mukaddeslerin biri de hürriyetin ve bağımsızlığın sembolü olan bayrağımızdır. Nihayet bir gün, işgalciler, Ermeni kışkırtmasıyla, bu büyük hatayı da yapar, bayrağımıza hakaret ederler. Hırlak, şehre hâkim olan konağında, o akşam büyük bir balo tertip etmiştir. İşgalciler yemiş-içmişler, sıra dansa gelmiştir. Fransız komutan ilk dansı yapmak üzere harekete geçer. Ancak komutanın; niyeti, güzelliği ve kültürüyle ünlenmiş olan evin kızıyla dansı başlatmaktır. Fransız komutan bu isteğini açıklar. Ancak evin kızı kabul etmez. Gerekçesi, onun müthiş bir Osmanlı düşmanı olduğunu gösterir. Der ki: - “Kusura bakmayın Komutan, sizinle dans edemeyeceğim...” Komutan, hiç beklemediği bu reddin gerekçesini anlamak isteyince de, şu cevabı alır: - “Siz gelip bu şehri işgal ettiniz. Yani Maraş’ın hakimi oldunuz. Hakimiyetin sembolü ise, bayraktır. Oysa ki, siz de gördünüz, hala Maraş Kalesi’nde Türk bayrağı dalgalanmaktadır. Bu bayrak orada asılı durduğu sürece sizinle dans edemem! Ne zaman Fransız bayrağı orada dalgalanmaya başlarsa, ben de sizinle o zaman dans edebilirim...” Fransız komutan, Kale’deki bayrağın indirilmesi ve yerine kendi bayrağının çekilmesi için emir verir. Ve böylece Ermeni kızıyla dansetme şansını yakalamış olur. O gecenin gündüzünde, Maraş halkı, son derece üzgündür. O güne kadar görmedikleri bir hal ile karşı karşıya kalmışlardır... Kimsenin ağzını bıçak açmaz. Ama konuşan haysiyetli aydınlar vardır. O gün elden ele, yayınlanan bir bildiri dolaşır. Bu bildiri, bayrak olayına karşı harekete geçmeyi istemektedir. Bunun için de herkesi ULUCAMİ’ye çağırmaktadır. O gecenin gündüzü, bir yaslı ve puslu gündüzdür. Ama o gün, aslında mü’minlerin bayramı olan, mübarek Cuma günüdür... Cuma namazı için sessiz ve üzgün kalabalıklar bu tarihi mabede akın ederler... Cuma namazı vakti gelmiş ve ezan okunmuştur. Ses bayrağımız ufuklarda yankılanmıştır ama hemen yukarıdaki Kale burcunda dalgalanan ayyıldızlı bayrak yerinde yoktur. Kalabalık cemaatin suskunluğu, Rıdvan Hoca’nın fetvasıyla, bir cihad heyecanına dönüşür. Hoca, cemaatın da teklifiyle şöyle seslenir: “Ben bugün burada size Cuma namazı kıldıramayacağım. Çünkü cumanın bir şartı da, hür ve serbest olmaktır. Halbuki şimdi hürriyetimizin ve istiklalimizin timsali olan bayrağımız yerinden indirilmiştir. Ya bayrağımızı yeniden yerine asarsınız, ya da Cuma namazı kılamazsınız!” Bu an, sessiz cemaatın bir anda, yerinden fırladığı ve Allah Allah sedalarıyla Kale yamaçlarına tırmandığı andır. İşte Maraş Kalesi o andan sonra asla bayraksız kalmamıştır. Herhalde o Cuma namazının lezzeti de bambaşka olmuştur... *** Maraş’ı kahraman yapan daha nice destan vardır anlatacak... İşte bu destanların bir küçük yâdı, hatırası, merasimi, bir halk töreni halinde kutlanır 12 Şubatlarda... Buna da bizim bir kısım basınımız katlanamaz. Hem de, 70 yıldır kutlanan bir yıldönümü dillere dolanır, Fransız düşmanlığı olarak yorumlanır. “Cumhurbaşkanı’nın önünde kara çarşaflı tören!” başlığı atılır... Fransız dostluğu adına, artık bu tür törenlere son verilmesi istenir. Fransızlar da çok geçmeden Ermeni soykırımı iddialarını resmen onaylayarak bize olan dostluklarını gösterirler. Anadolu Milli Mücadelesi’nin bir canlı örneğidir Maraş’ın kahramanlığı... Asla unutulmamalıdır, unutturulmamalıdır... Sütçü İmam’lar yaşadı mı diye tereddüt edecek günler gelmemelidir. Bunun için, hatıralarına sahip çıkılmalı, temsil ettikleri ruh daima canlı, hem de capacanlı tutulmalıdır. Bizi bugün de, soygundan, sömürüden ve her türlü ahlaksızlıktan koruyan o ruhtur. O ruhun özü, imandır, İslam’dır... 12 Şubat, hemşehrilerime ve bütün ülkeye kutlu olsun. Vehbi Vakkasoğlu | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kahramanmaraş Sütçü İmam üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam üniversitesi Hakkında | zeynep | Okulu, Lisesi, Üniversitesi | 3 | 10-03-2008 02:14 |
| KahramanmaraŞ SÜtÇÜ İmam Ünİversİtesİ | Baktabul.Com | Universiteleri Tanıyalim | 1 | 10-02-2008 18:05 |
| Sütçü İmam Olayı , Sütçü İmam Olayı Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-03-2008 04:06 |
| Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi -Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Hakkında | Ebru | Okulu, Lisesi, Üniversitesi | 1 | 03-14-2008 01:56 |
| İmam-ı Eşari kimdir İmam-ı Eşari hakkında İmam-ı Eşarihayatı | Safak | Biyografi | 0 | 05-07-2007 11:57 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız