Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > FARKLI DÜNYALAR > Türk Dünyası Ve Kültürü

Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 08-25-2008, 22:18   #1
.ஐ ignorance is bliss ஐ.
 
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557
Boramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un Çılgını
turkey Tanzimat Aydınlarının Eklektizmi , Tanzimat Aydınlarının Eklektizmi Hakkında


Doç.Dr. Hüseyin ÇELİK Hemen belirtelim ki burada eklektizmi felsefi bir doktrin olarak değil, terim olarak kullanıyoruz. Çok yönlülük , çok şeyi derleyip sentezlere varma, bir konuda ihtisaslaşmaktansa kırk anbarlığı tercih etme, üzerinde durmaya çalıştığımız eklektik tavırdır.

Eklektik tavır, bir konuda derinleşmeye, yani ihtisasa aykırıdır. İlk ve orta çağlarda ihtisaslaşma pek bilinen bir kavram değildir. Çünkü sözünü ettiğimiz çağlarda bilinler zaten birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış değil. Doğu'da da Batı'da da durum aynıdır. Mesela İbn-i Sina'nın aynı zamanda Matematikçi, Fizikçi, Tıpçı, Dilci Astronom vs. olduğunu okuduğumuzda hayretlere kapılıyoruz. Bir insan bütün bu disiplinlerde nasıl uzman olabilir? diye aklımıza sorular takılıyor. Buna cevap bulamadığımız zaman da meseleyi İbn-i Sina'nın dehâsıyla açıklıyoruz. İbn-i Sina'nın büyüklüğüne diyeceğimiz yok. Ancak olay gayet açık ve basittir. Onun zamanında bilinen bütün astronomiyi 200 sayfalık bir kitaba, bütün tıbbı belki 300 sayfalık bir kitaba sığdırmak mümkündü. Dolayısıyla geçmişte bir insanın birçok bilimde uzman olması makul ve mantıklıydı. Kendi döneminde en büyük tıp bilgini olan İbn-i Sina şüphe yok ki günümüzdeki bir pratisyen hekim kadar tıp bilmiyordu. Bugün tıbbın herhangi bir dalında yapılmış yayınları kütüphanelere sığdıramazsınız. Dolayısıyla çağımızın ihtisas çağı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.



Bu girişten sonra Tanzimat aydınlarının eklektizmine geçebilirz. Tanzimat dönemi Osmanlı aydınları, XVIII.asırda Ansiklopedistler'in Batı'da yaptığını yapmaya çalışan kimselerdir. Ancak onlardan ayrıldıkları bir taraf vardır. O da şudur: Bu insanlar, Osmanlı toplumunu eğiteceğini, aydınlatacağını düşündükleri materyalı başta Batı olmak üzere dışardan taşımak gibi bir durum ile karşı karşıya idiler. Avrupa karşısında geri kalmış hatta acze düşmüş Osmanlı toplumunu ayağa kaldıracak çareyi, Avrupa'nın elindeki vasıtaları bu tarafa nakletmekte bulan aydınlar,aslında öncelikle neyi, nasıl alacaklarını bilmiyorlardı diyebiliriz. Tanzimat dönemi aydınlarının Batı karşısındaki tavrını, günlerce aç kalmış insanın mükellef bir sofra ile karşılaştığı zamanki tavrına benzetebiliriz. Aç bir insan, çeşit çeşit yiyeceklerle donanmış bir sofrada, nasıl ki neyi ilk etapta yiyeceğini şaşırıp hepsine birden saldırırsa Tanzimatçı aydınlar da Batı karşısında böyle bir tutum içerisindedirler.

Batı karşısındaki şok ve şaşkınlık halini 1720'lere, Yirmisekiz Mehmet Çelebi'ye kadar götürebiliriz. Mehmet Çelebi Paris'in sokağından operasına kadar herşeyine meftun olmuştur. II.Mahmud'a kadar bütün sıkıntının askeri alandaki geri kalmışlıktan kaynaklandığına inanılıyordu. Ordunun modernizasyonu ile beraber esas meselenin bilimden kaynaklandığı kendiliğinden ortaya çıktı. Yani, Osmanlı toplumunun en çok eksikliğini duyduğu şey Fen Bilimleri idi. Askeriyenin de eğitim sisteminin de sanayinin de çürümesinin sebebi buydu. Dolayısıyla Avrupa'nın fenninin alınması zaruret halini almıştı. İşte bu noktada Tanzimat dönemi aydınlarının eklektik tavrını bütün çıplaklığı ile görebiliyoruz. Zaten "kırk anbar"cı bir gelenekten gelen sözkonusu insanlar tabiri caizse hepsine birden saldırdılar. Gerçi bu tarihlerde de uzmanlaşma branşlaşma anlamına gelen "taksimü'l-amâl" "mesailerin tanzimi" terkipleri ağızdan ağıza dolaşıyordu, ama prensipte bunu görmek mümkün değildi. Tanpınar, bu dönemi "herkesin, herşeyi birden öğrenmeye çalıştığı"1 bir dönem olarak vasıflandırır.

Tanzimat döneminde eklektik bir yapıya sahip olan aydınlar arasında, Münif Paşa, Ali Suavi, Hoca Tahsin Efendi, Ahmed Mithad Efendi, Beşir Fuad, Mizancı Murad bey başta gelirler. Sosyal Bilimler sahasına has olmak üzere Cevdet Paşa'yı da bu isimlere katabiliriz.

Münif Paşa, Bilimin temelinde felsefe olduğu kabulüyle işe felsefeden başlar. "Muhaverat-ı Hikemiye" Münif Paşa'nın yaptığı Batılı filozoflardan tercümeleri içine alan bir eserdir. Bu eser aynı zamanda bizde Batıdan yapılan ilk tercümeler arasındadır. Paşa felsefe sahasında kalmaz şairliğe soyunur, kaside-gûluk yapar, destan yazar. Hukuk üzerine yayımladığı üç eserden sonra, İlm-i Servet isimli eseriyle ekonomi biliminden de hissesiz olmadığını ortaya koyan Paşa, Cemiyet-i İlmiyye-i Osmaniye'nin yayın organı olarak çıkardığı Mecmua-i Fünûn isimli dergide isminden başlamak üzere eklektik bir görüntü sergiler. Bilindiği gibi "Fünûn" fenler kelimesinin Arapçasıdır. Burda sadece bir fen üzerinde değil, fenler üzerinde durulacaktır.

Nitekim gerek Hazine-i Evrak, gerek Rûzname-i Ceride-i Havadis gerekse Mecmua-i Fünûn'daki yazılarına Mülkiye'den, hukuktan, iktisada, folklordan antropolojiye, felsefeden sosyolojiye, coğrafyadın etnoğrafyaya, jeolojiden elektriğe kadar bir çok dalda dolaşan Münif Paşa'nın yaptığı işlerde de bu çok yönlülüğü görürüz. Yaptığı işleri şöyle sıralayabiliriz:

Düz memurluk, mütercimlik, eğitimcilik, mahkeme reisliği, diplomatik gazetecilik...Ticaret ve Ma'arif gibi birbiriyle çok da ilgili olmayan iki bakanlıkta bakanlık yapmış olduğunu da belirtelim.2

Ali Suavi'nin bulaşmadığı bilim dalı yok gibidir. Suavi'nin müstakil eser verdiği bilim dalları şunlardır: Ahlâk, kelâm, eğitim, iktisat, coğrafya, siyaset, tarih, hukuk, felsefe, dil, matematik...Suavi'nin Paris'te çıkardığı ğazetenin adı Ulûm'dur. Malum olduğu üzere ulûm ilimler demektir. İsmi gazete kendisi dergi olan Ulûm'da fen bilimlerinin o gün bilinen hemen her koluyla ilgili yazı vardır. Mıknatıstan, havanın ağırlığına; diesel motordan, mekaniğin çeşitli meselelerine kadar bir çok konuyla ilgili Ulûm'da haber veya bilgi seviyesinde yazılar yayımlanmıştır.

Suavi, iş hayatına düz memur olarak başlar. Bunu medrese hocalıkları, rüştiye hocalığı, ticaret mahkemesi reisliği, tahrirat müdürlüğü, vaizlik, gazetecilik, şehzâdelere hocalık ve okul müdürlüğü takip eder. Suavi'nin eklektiziminde diğer bir önemli husus, din bilimleri ile fen bilimlerini şahsında kaynaştırmış ve her iki saha ile yakından ilgilenmiş nadir şahsiyetlerden biri olasıdır. O bu yönüyle tam manasıyla bir bağdaştırmacıdır. Hem sarıklı, hem fesli, hem mektepli, hem medreseli olabilmiş nadir şahsiyetlerden biridir Suavi 3

Hoca Tahsin Efendi, adı üzerinde bir din adamıdır. Paris'ten dönüşünde yeni açılacak Darülfünûna müdür tayin edilecek kadar fen bilimleri ile haşır neşir olmuştur.Bir din adamı olarak bu dönemde, Büchner'i ,Dawrin'i ,Lamark'ı ,Holback'ı vs.i okuyan sanırım Hoca Tahsin Efendi'den başka bir kimseyi zor buluruz. Bıraktığı eserler: astronomi, fiziko-kimya ve ahlak sahalarındadır. Onun Mecmua-i Ulûm'u, Mecmua-i Fünûn ve Ulûm'un takipçisi durumundadır.4

Bu neslin en tipik şahsiyeti şüphesiz ki Ahmet Mithat Efendi'dir. Tanpınar onun için "Bütün ömrünce öğretmek için öğrenecektir." 5 demektedir ki bu, Mithat Efendi kadar olmasa bile diğerleri için de söylenebilir. Mithat Efendi için hangi alanlarda dolaşmış, yazmış çizmiş? Sorusunu sormaktansa hangi alanlarda yazmamış? Sorusunu sormak cevabı daha da kolaylaştırır. Ders kitaplarından, dinî, felsefi, ahlaki, edebi, siyasi konulara varıncaya kadar yüzlerce eserin sahibi olan Mithat Efendi'nin romanlarında bile yığınla ansiklopedik bilgi vardır. "Vah" ve "Hayret" isimli romanlarında doğrudan fenni konuları işleyen yazar Dağarcık ve Kırk Anbar isimli dergileri ile de çok yönlülüğünü ortaya koyar. Bu dergilerin isimleri bile aynı manayı çağrıştırır. Onun bu özellikleri idealist kahramanı Rakım Efendi'ye de geçmiştir.6 Rakım Efendi bir koltukta iki değil adeta beş karpuz taşımaya çalışır.

Beşir Fuad, bilim delisi bir insandır. Ölümü bile tabiri yerinde ise bilimseldir. İngilizce, Fransızca ve Almanca ile ilgili çalışmalarının dışında biyoloji, fizyoloji, anatomi, antropoloji, fizik, mekanik v.s. bir çok alanda yazan Beşir Fuad,7 bir asker olduğu halde tecessüs alanını çok geniş tutmuştur.

Mizancı Murad Bey'e gelince, o eserleriyle ve aksiyonuyla çok yönlü bir insandır. Sosyal bilimlerden, tarihe özel bir ilgisi ve yakınlığı olmakla beraber, edebiyat, siyaset, iktisat gibi ilimlerle de yakından ilgilenmiştir. Bürokratlığı yanında profesyonel bir gazeteci, herşeyden önemlisi "Esas itibariyle fikir adamıdır"8 Murad Bey'in gazetesi Mizan yazarının adının bir parçası olacak kadar kendisiyle özdeşleşmiştir. Murad Bey'in Mizan'la yaptığı şey ise "fikir politikacılığı" 9 dır. Murad Bey'in Turfanda Mı Yoksa Turfa Mı isimli romanı hem yazarının hem de XIX.asrın ikinci yarısındaki Osmanlı yönetiminin romanıdır.

Murad Bey'in roman kahramanı Mansur Bey, Mithat Efendi'nin Rakım Bey'ine taş çıkartacak kadar becerikli ve çok yönlüdür. Adeta her şeye bir anda el atmak, her şeyi yoluna sokmak için yaratılmış gibidir. Fransa'da tıpla beraber şarkiyat da tahsil etmiştir. İstanbul'a döndükten sonra bir yandan doktorluk yaparken, öte yandan Hariciye Nazırlığı'nda çalışır. Bu arada İttihad-i İslam ideali için tutuşur, çırpınır. Beyrut ve Tunus'ta Batılı misyonerlerin okullarına rakip olabilecek okullar açar. Yani tam bir eğitim seferberliğine girişir. Bosna Hersek İsyanı esnasında bizzat buraya giderek yabancı temsilcilikler nezninde lobicilik faaliyetleri yapar. Mansur Bey, İstanbul'dan ayrılıp Aydın'daki Veliler Çiftliğine yerleşince burada eğitim seferberliği ilan eder. Klasik okulların yanında köyde ziraat mektebi açar, iplik fabrikası kurar. Mansur Bey, doktor olarak 93 Harbine katılır, Plevne savunmasında bulunur. Doktor Mansur, doktorlukla yetinmez, savaş planları üzerinde komutanlarla tartışır hatta bozuşur ve bu yüzden sürgüne yollanır. Nihayet, Mansur Bey'in ciğerleri onun koşma temposuna yetişemez; çölden gelen bu çok elli, kollu insan Trablusgarp çöllerine gömülür.

Tanzimat aydınları arasında, Cevdet Paşa gibi hayata medreseden başlayıp bürokratlığa geçen kimselere çok az tesadüf edilir. Müderrislikle açılan ikbâl yolları Cevdet Paşa'yı politakaya götürür. Çeşitli meclis üyelikleri, müdürlük, müfettişlik, kadılık, valilik ve bakanlık yapan Cevdet Paşa tarihe dilci, tarihci, hukukçu, ilahiyatçı, siyaset bilimci olarak geçmiştir. O eklektik bir karakterden ziyade özellikle tarih ve hukuk sahalarında, mutebâhir bir alim karakteri sergiler.

Tanzimat aydınlarını, kendi devirlerinin şartları içerisinde değerlendirdiğimiz zaman, onları spesifik bir alanda derinleşmedikleri için suçlayamıyoruz. Nasıl ki lise düzeyine kadar tahsil yapan her insana temel bilgi seviyesinde fen ve sosyal olmak üzere çok değişik alanlarda bilgi veriliyorsa, Tanzimat aydınları da orta öğretim devresi yaşayan toplumumuza hemen her bilimden bilgi aktarmaya çalışıyorlardı. Hatta hem öğreniyor, hem de öğretiyorlardı dersek daha doğru olur.

Herşeyin ifrat ve tefriti, yani aşırı uçları zararlıdır. Eklektizm tefrit ise, bütün hayat boyunca ihtisasın spesifik bir noktası ile yetinmek ifrattır. Bu konuda derinleşen insanlar genelde sığlaşıyorlarsa ortada ifrat var demektir. Bir insan ziraat profesörü olup, spesifik bir böcek türü üzerinde mutahassıs olabilir. Unutulmaması gereken şey şudur: Böcek profesörü de sosyal bir varlıktır, kendi ailesiyle, çevresiyle, toplumuyla, tarihiyle, ekonomisiyle v.s.ilgilidir. Dolayısıyla ana hatlarıyla da olsa en azından ülkesinin tarihini, edebiyatını, musikisini hatta sosyolojisini bilmek durumundadır. İhtisas mazeretine sığınıp sığlaşan, sosyal bilimlerden habersiz ama din, dil, hukuk, siyaset lafı geçti mi ahkâm kesen, teknede hamur bırakmayan mütehassısları, akademisyenleri hepimiz tanımıyor muyuz?.. Dikey derinleşme aşırı bir yatay sığlaşmaya yol açıyorsa, bundan kaçınmak lazım.

1- Tanpınar, Ahmet Hamdi, Asır XIX Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul l976, s.179
2- A.g.e.,s.179-182.
3- Çelik, Hüseyin , Ali Suavi ve Dönemi , İletişim Yayınları İstanbul 1994.
4- Akgün, Yrd.Doç.Dr.Mehmet , Materyalizmin Türkiye'ye Girişi ve İlk Etkileri, Kültür Bakanlığı Yay.. Ank.,1988,s.162-164.
5- Tanpınar, a.g.e.s.448.
6-Okay, Doç.Dr.Orhan , Batı Medeniyeti Karşısında Ahmed Mithat Efendi, Atatürk Üniv.Yay.,Ank.1975,s.61-63.
7-Beşir Fuad'ın eserleri için Bkz.Okay, Orhan,. İlk Türk Pozitivist ve Naturalisti Beşir Fuad , Dergah Yay., İst.s.223-229.
8- Emil, Doç.Dr.Birol , Mizancı Murad Bey , İst.1979.s.702.
Boramir!! Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tanzimat Edebiyatı-Tanzimat Edebiyatı Hakkında fice-bayb Dünya Dilleri ve Edebiyatı 0 10-06-2008 13:13
Tanzimat Fermanı , Tanzimat Fermanı Hakkında Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 08-25-2008 03:03
Tanzimat Gazeteciliği ,Tanzimat Gazeteciliği Hakkında Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 08-13-2008 14:10
Tanzimat Döneminde Hukuk, Tanzimat Dönemi Hukukçuları GönüL Hukuki Danısmanlık 1 04-15-2008 19:02
Tanzimat Edebiyatı ve Tanzimat Edebiyatının özellikleri yakışıklı_33 Edebiyat 0 03-15-2008 18:19


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:00 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286