Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > FARKLI DÜNYALAR > Türk Dünyası Ve Kültürü

Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 08-23-2008, 00:49   #1
.ஐ ignorance is bliss ஐ.
 
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557
Boramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un Çılgını
Tanımlı Sultan Vahdettin’in orkestrası Atatürk’e kaçmıştı!


Sultan Vahdettin’in orkestrası Atatürk’e kaçmıştı!
İki hafta önce bu köşede Türkmenistanlı öğrenci Parahat’ın İnkılap Tarihi derslerinden nasıl yakındığını okumuştunuz.

‘Bu dersleri anlatanlar Osmanlı’ya neden düşmanca bakıyorlar?’ diye, dışarıdan bir gözle hayret ettiği bu meselenin düğümünü gevşetmemi istemişti benden. Hatırlarsanız ben de topu size atmıştım. Çok sayıda cevap geldi, içlerinde hafiften makale çapında olanlar dahi vardı. Hepsi bir yana, gayretiniz bana bir şeyi göstermiş oldu: Osmanlı’dan koptuğumuzu bir türlü içimize sindiremiyoruz. Bunun “olabilemeyeceğine” inanıyoruz bütün kalbimizle. İnanıyoruz amma gelin görün ki, okul kitaplarında öbür söylemle baş başa kalıyoruz. İster istemez bir çatlak açılıyor beynimizde. Şizofren kişilikler olup çıkıyoruz sonra.
Pek sık olmasa da, bazı okullara konuşma yapmak için gidiyorum. Dinliyorlar. Tabii tezlerim kafalarını karıştırınca, soru-cevap bölümünde bir feryad figandır gidiyor. Hiç unutmuyorum, bir defasında, hem de tarih öğretmenlerinin yanında, “Ben bana okulda öğretilen tarihe inanmıyorum” demişti bir kız öğrenci.
İnsanları neden böyle yarım beyinli veya özürlü olmaya zorluyoruz? İnanmadıkları ama sırf sınıfı geçmek için öğrendikleri, sonra da hafızalarından jiletle temizledikleri bir bilgi, kimin ne işine yarayacaktır? O zaman bu dersi okutmaktan murad nedir? Aynı durumu fizik veya coğrafya dersleri için bir düşünün bakalım. Bir öğrenci kalksın ve “Ben hocamın öğrettiği fiziğe inanmıyorum, bana gerçek fiziği öğreten kitaplar tavsiye edin” desin. Böyle bir pespayelik olabilir mi? Ama oluyor.
Biz, bize öğretilen tarihin yalan olduğuna inanan ama gerçek tarihin bir yerlere gizlenmiş olduğu yönünde bir tarih tasavvuru (imajı) sunmuş oluyoruz topluma. Ve böylesine şaşılaştırılmış bir toplumdan kendine güvenen, geleceğe emin adımlarla yürüyen ideal nesillerin çıkmasını umuyoruz. Hem çocukları 80 yıllık bir tarihin içine sıkıştıralım, hem de onlardan bu ülkenin büyük adamları olmasını bekleyelim. Nerede o bolluk efendi!
Her neyse, bakın “hüzn-i umumi”miz nasıl kalemimin önüne cazip asfaltlar döküyor ve onu genel konuşmanın kolaycılığına kapılandırıyor. Ama gelin biz öyle yapmayalım ve hafızanıza yeni bilgileri raptiyeleyerek söylediklerimizi kalıcı hale getirelim.
Delikanlı soruyor: Peki, örnek verin TC’nin Osmanlı’dan kopmadığına? Hafızamın aklı karışıyor. O kadar çok ki! Hangisini vereyim? Ben de diyorum ki, bu hafta hiç girmediğimiz bir alandan, musikiden getirelim örneğimizi.
Hem de kimden? Kıyıda köşede kalmış kılıç artığı olay ve kişilerden değil, TC’nin klasik müzik alanındaki medar-ı iftiharı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’ndan ve bağımsızlığımızın türküsü olan İstiklal Marşımızın bestecisi Osman Zeki Üngör’den. Buyurun, bakalım Osmanlı’dan kopmuş muyuz kopmamış mıyız hep beraber görelim.
Öncelikle şu tespiti yapalım: Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Muzika-yı Hümayun’dan, yani saray bandosu ve orkestrasından doğmuştur. Yıldız Sarayı’nda, vaktiyle II. Mahmud’un kurduğu, Sultan Abdülmecid’in desteklediği, II. Abdülhamid tarafından yeniden yapılandırılan ve padişahların kendi ceplerinden finanse ettikleri saray bandosu ve orkestrası, zannedildiği gibi sadece marş çalmaz, aynı zamanda klasik Batı müziğinin en müşkil eserlerini dahi icra ederdi. Hatta Yıldız Sarayı’na gelen yabancı konuklara Sultan Abdülhamid’in arzusuyla Beethoven, Wagner, Verdi gibi büyük Batılı bestecilerin eserlerini icra ettiklerini biliyoruz.
Saray bandosu ve orkestrası, rüştünü ispatlamak için 1917 yılında bir Avrupa turnesine çıkmış ve müziğin başkentleri sayılan Viyana, Berlin, Prag gibi şehirlerde klasik Batı müziği konserleri vermişti. Aynı orkestra İstanbul halkına her hafta klasik Batı müziği konseri de veriyordu.
Demek ki, bizim müzikte Batı’ya açılmamızın Cumhuriyet’le bir alakası yok. O kadar yok ki, klasik Batı müziğiyle ilişkimizin Cumhuriyet döneminde tenzil-i rütbe ettiğini dahi söyleyebiliriz. Zira Abdülmecid döneminde bazı ünlü bestecilerin eserlerinin galası dahi İstanbul’da yapılırdı. Cumhuriyet döneminde yeni bestelerin ancak epeyce bayatladıktan sonra geldiğini söylememe gerek yok.
Velhasıl, 1922’ye geldiğimizde Vahdettin’in Muzika-yı Hümayun’unun başında İstiklal Marşımızın bestecisi Osman Zeki Üngör vardır. Üngör’ün de katıldığı beste yarışmasında Ali Rifat (Çağatay) Bey’in bestesi resmi marş kabul edilir. Ancak Üngör’ün, Ankara’ya davet edilmesiyle şans kapıları önüne açılacaktır. Gazi Mustafa Kemal, nasıl Osmanlı ordusunun seçkin paşalarını birer birer yanına çekmişse, bir hakimiyet sembolü olarak Osmanlı saray bandosunu da artık Ankara’da görmek istemektedir. Osman Zeki Bey önce gizli bir görüşme yapar Ankara’da. Sultan’ın bu teması duymasından “hayli korkmakta”dır. Dile kolay! 150 kişilik koca orkestrayı alet edevatıyla, üstelik işgal altındaki bir şehirden kaçırmak hiç kolay bir iş değildir.
Önce 5 kişilik bir piyanist heyetini yollar Ankara’ya, sonra da kendisi gider ve telgrafla çağırır arkadaşlarını. Kaçırma planı hazırdır: Gizlice trenlere taşınan levazımat tam 4 vagonu doldurmaktadır. Ankara’da ilk durakları, istasyonun ambarı olur. Ve kolları sıvayarak, yeni başkentin bağrında ilk senfonik konseri verirler. Tarih 11 Mart 1924’tür. Yer, Milli Sinema’dır. Ve burada Gazi Mustafa Kemal bir jest yaparak İstiklal Marşı’nın Osman Zeki Bey’in bestesiyle çalınmasını ister. İşte 82 yıldır çalınan İstiklal Marşı, II. Abdülhamid’in Yıldız Sarayı’ndaki müzik okulunda tahsil görmüş (hatta Üngör, yeteneğini keşfeden kişinin Sultan Abdülhamid olduğunu söyler), Sultan Vahdettin’in orkestra şefliğini yapmış, son Halife Abdülmecid’in orkestrasını yönetmiş bir müzisyenin eseridir. Ve onun gayretiyle yine saray orkestrası, yani Muzika-yı Hümayun, Ankara’da bereketli bir doğum yapmış ve içinden, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın yanında, Cumhurbaşkanlığı Filarmoni Orkestrası ve Cumhurbaşkanlığı Fasıl Heyeti vücuda gelmiştir. (Saray orkestrası bir batında üç çocuk doğurmuştur anlayacağınız!) Böylece Osmanlı sarayında asırlardır varlığını sürdüren bu köklü müzik okulu, Cumhuriyet müziğini mezun vermiştir. Parahat’ın sorusunu bu bilgilerden sonra bir daha düşünün isterseniz: Kopan bir şey görüyor musunuz?

m.armağan
Boramir!! Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Fatih Sultan Mehmet’in Yargılandığı Türkiye’nin En Eski Mahkeme Binası Müze Oldu.. zuzuu Anıtlar Ve Müzeler 0 10-03-2008 06:06
Kostaki Musurus’tan Orhan Pamuk’a, Doktora’dan Nobel’e: Osmanlılar "M. Faik YAVUZ Tar Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 08-25-2008 22:21
Venizelos’u affettik, Vahdettin hâlâ hain! (Makale) Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 08-10-2008 15:08
Sultan Mehmed Vahiduddin (Vahdettin) kimdir? Sultan Mehmed Vahiduddin (Vahdettin) Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 08-01-2008 22:07
1924’de girecektik Kuzey Irak’a, Atatürk istemedi mmmmm15 Dünyadan Haberler 0 10-24-2007 01:50


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:26 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286