![]() |
| |||||||
| Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| .ஐ ignorance is bliss ஐ. ![]()
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
AB’nin hazırladığı son “İlerleme Raporu”nu okurken düşündüm. Yurdumuzun II. Dünya Şavaşı’nın sonunda İngilizler, Fransızlar ve Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine bir ulusal kurtuluş mücadelesi Verilmeseydi NE olurdu diye geçirdim aklımdan. Eğer Mustafa Kemal bir direnişi örgütlemeseydi ve topraklarımız düşman işgalinde kalsaydı bugün için NE değişirdi diye sordum kendi kendime. Aslında bu sorunun yanıtı basit. Biz o gün direnmeseydik ve bağımsızlık için savaşmasaydık, şimdi, AB’nin içerisindeydik. Belki parça parça, AMA mutlaka, ya Fransız, ya İngiliz, ya DA Yunan kontenjanından, hepimiz birer AB vatandaşı olacaktık. Hem de seneler öncesinden. Bugün yanıp tutuştuğumuz, elde etmek uğrunda yırtındığımız hedef kendiliğinden gerçekleşmiş olacaktı. Peki, o zaman biz Kurtuluş Savaşı’nı neden yaptık? Onca cana, acıya, kayba neden sebep olduk? Hadisenin bir işgal, bir tecavüz olması mıydı sorun olan? Kapıdan kovduklarımızı, bacadan geri içeri alacak idiysek. Bin bir güçlükle elde ettiğimiz milli irademizi, o gün kendilerine karşı savaşmış olduklarımıza, bugün devredecek idiysek. Onca fedakarlıkla kurduğumuz üniter cumhuriyeti kendi ellerimizle yıkacak Idiysek. Onurumuz, namusumuz, refahımız, birliğimiz, bağımsızlığımız ve egemenliğimiz için verdiğimiz mücadeleyi bir çırpıda sıfırla çarpacak idiysek. O gün inanç ve azmimizle boyun eğdirdiğimiz emperyalizme, bugün hayran, taşeron ve kuyruk olacak idiysek. Sahi tüm bunları yapacak idiysek, biz Kurtuluş Savaşı’nı neden yaptık? TECAVÜZ EDEMEMİŞLERDİ ANCAK İĞFAL GERÇEKLEŞMEK ÜZERE Bu raporda dayatılan şartlarda (sözde) müzakerelere başlamakla, tıpkı 1918’de olduğu gibi, ülkenin düşman işgaline uğraması ve önüne konulan her şartın Kabullenilmesi arasında NE fark var diye içimden geçiriyorum. Öyle ya, her ikisinde de ulusa ait olan ve milli irade ile belirlenen hiçbir şey kalmıyor ortada. Ulusal bağımsızlık elden gidiyor, ülke emperyalizme peşkeş çekiliyor. Her iki süreçte de arkadan vuranlar, ülkeyi satanlar, hainler ve işbirlikçiler var. Her ikisinde de yetki ve irade, aynı merkezlere devrediliyor. Her iki durumda DA birileri dayatıyor, siz yerine getiriyorsunuz. Her iki halde de güçsüz, edilgen ve onursuz olan siz; muktedir, egemen ve Buyurgan olan öbürleri. Aradaki tek fark, birinin zorla, diğerinin gönüllü (hatta arzulu) gerçekleşmesi. Bu iki durum arasındaki fark DA, “tecavüz” ile “iğfal” arasındaki farka Benziyor. Tecavüzün sözlük anlamı: “hücum etme, saldırma, başkasının hakkına El uzatma, Namusa saldırma” olarak ifade ediliyor. İğfalin anlamı ise: “aldatma, ayartma, kandırma, baştan çıkarma” olarak açıklanıyor. Tecavüz, seksen beş yıl önce düşmanın topraklarımızı işgal ederek bize karşı gerçekleştirmek istediği şeydir. Bugün AB’nin bize yapmak istediği şey ise, evlilik vaadi ile iğfal etme girişimidir. Bu yolda DA epeyce mesafe almış bulunmaktadır. İstediklerini elde ettikten sonra bizi ortada bırakması kuvvetle Muhtemeldir. Geçmişteki tecavüz girişimlerine, tarihin yaldızlı sayfalarına yazılacak bir direnişle karşı koymuş bir halkın, bugünkü iğfale bu denli sessiz kalması, Hatta gönüllü olması anlaşılması güç bir durumdur. İster tecavüz, isterse iğfal olsun, her ikisinde de emperyalistin amaçladığı Hedef aynıdır. Değişen yalnızca yöntemidir. O halde tıpkı Cumhuriyetin kuruluşunda olduğu gibi yeniden bir milli mücadeleyi ve direnişi örgütlemenin, bu uğurda dayanışma ve birlik içerisinde hareket etmenin zamanıdır. Geçmişte denenen yönteme karşı silah, mermi, top, tüfek, kazma, kürek kullanılmıştır. Bugün denenen yönteme karşı ise, bilinçlenme ve bilinçlendirme, örgütlenme, dayanışma, sahip çıkma, söz, yazı ve eylem gerekiyor. İçerisinde bulunduğumuz şartların seksen beş yıl önceki durumdan hiçbir farkı yoktur. Hatta düşman, daha sinsi ve kurnaz biçimde hareket etmektedir. Mustafa Kemal ve yandaşları, geçmişte emperyalist tecavüze nasıl isyan Etmişlerse, bizler de bugün, “AB süreci” denen iğfal teşebbüsünün asileri olmalıyız. Yarının kurtarıcıları arasında anılmak istiyorsak, bugün, bu isyanın içerisinde yer almalıyız. Bu süreci durdurmalı, yürürlükten kaldırmalı, yırtıp buruşturup tarihin çöp Sepetine atmalıyız. Vakit yitirmeden, hemen şimdi. Kıvılcım yakındır. Dr. Haldun Çancı (Alıntıdır) | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kurtuluş Savaşında Yöntem , Kurtuluş Savaşında Yöntemi Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-27-2008 23:17 |
| Kurtuluşun Kronolojisi , Kurtuluş Savaşı Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-26-2008 01:38 |
| Tablolarda Kurtuluş Savaşı | ayca. | Güzel-Sanatlar | 1 | 03-21-2008 17:33 |
| Kurtuluş Savaşı Yılları..!! | ViperMoon | Atatürk Köşesi | 4 | 11-11-2007 11:44 |
| Kurtuluş Savaşı Resimler(Kurtuluş Savaşı Resimler) | Misafir | Atatürk Köşesi | 4 | 06-06-2007 19:27 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız