Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > FARKLI DÜNYALAR > Türk Dünyası Ve Kültürü

Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 08-12-2008, 17:46   #1
.ஐ ignorance is bliss ஐ.
 
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557
Boramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un Çılgını
turkey Fatih Sultan Mehmet ve Aya İrini , Fatih Sultan Mehmet ve Aya İrini Hakkında


Aya İrini, Roma İmparatorluğu’nun başşehri Konstantinopolis (İstanbul) olduktan sonra yapılan ilk kilisedir. Aya İrini, İstanbul’un fethinden sonra Topkapı Sarayı’nın Fatih tarafından yeni inşa ettirilen surlarının içinde kalmasına rağmen camiye çevrilmeyen bir kilise olarak da dikkatleri çeker. Gözlerin Aya İrini’ye çevrilmesine vesile olan husus, onun ibretlik hikâyesidir.

Doğu Roma’nın ilk kilisesi: Aya İrini
Romalılar, Milano Fermanı (313) ile Hristiyanlığı kabul etmişlerdir. Bu tarihlerde Hunlar, İç Asya’dan Karadeniz’in kuzeyine doğru göçmeye ve burada yaşayan kavimleri batıya doğru tazyike başlamışlardı. Karadeniz’in kuzeyindeki topraklarda yaşayan barbar kavimler de bu Hun tazyiki ile batıya doğru ilerlemiş ve Roma İmparatorluğu sınırlarına dayanmışlardı. Bunun üzerine Roma İmparatorluğu Orta Avrupa’dan batıya doğru sınırlarını ihlâl eden bu barbar kavimlerle mücadeleye başladı. O dönemde yaşadığı birtakım iç sıkıntılarla bunalmış olan Roma İmparatorluğu, bu kavimleri durdurmakta oldukça zorlanmış ve başşehre yenilgi haberleri birbiri ardına gelmeye başlamıştı.
Roma şehrinin ihtişamından haberdâr olan barbar kavimlerin her biri, orayı ele geçirmek istiyordu. İmparatorluğun -daha da önemlisi başşehir Roma’nın- varlığı tehdit altındaydı. Bu çağlarda bir imparatorluk için başşehir her şey demekti. Başşehrini kaybeden bir devletin yaşaması imkânsızdı.

Tahta yeni çıkmış olan İmparator Konstantin (Büyük), bu tehlikeye karşı şehrin güvenliğinin temin edilemeyeceğine kanaat getirerek Roma İmparatorluğu’nun başşehrini Roma’dan daha emniyetli bir yere taşımaya karar verdi. Bunun için emin bir belde arayışı başladı. Yeni başşehir için o sıralarda Roma İmparatorluğu sınırları içinde olan Yunanistan, İspanya, Fransa, Sicilya, Sardunya hattâ Afrika’dan bazı yerler teklif edildi.

İmparator Konstantin, Anadolu’daki isyanları bastırmak için çıktığı bir sefer sırasında görüp hayran olduğu bugünkü tarihî Suriçi Yarımadası’na yeni başşehrini kurmaya karar verir. Eski Byzas şehri kalıntıları üzerinde şimdi yeni Konstantinopolis (Konstantin’in şehri) veya bizdeki adıyla Konstantiniyye yükselecekti. Romalılar yeni şehri hızla inşaya başladılar.

İmparator Konstantin, şehrin inşasında hiçbir masraftan kaçınmamış, âbidevî binalar şehirde birbiri ardında yükselmişti. 330’larda Konstantinopolis’in kurulması ile Roma’dan içlerinde bilim adamları, bürokrat ve asillerin olduğu birçok insan Konstantinopolis’e göç etmişti.

Roma, Hristiyanlığı bir din olarak resmen kabul etmesine ve imparator da Hristiyan olmasına rağmen, kalblerde Allah’a iman henüz makes bulmamış; çok tanrılı bir inanca sahip Roma halkının bir kısmı tek olan Allah’a inanmayı emreden Hristiyanlığı kabul ederken, bazıları da reddetmişti. Efendimiz’in (sas) dünyaya teşrifinden yaklaşık üç asır önce buraya gelenlerin arasında, asil bir Pers ailesine mensup, daha sonra ismi Hagia Eirene veya Azize İrene olarak anılacak olan Penelope de vardı. Bu genç kız, 330’lu yıllarda Konstantinopolis’te Romalılar arasında henüz saffetini kaybetmemiş ve o devrin hak dini olan Hristiyanlığı bir havarî gibi yaymaya çalışıyordu.

Ancak Romalıların sapkın âdetlerini terk etmeye, hak ve hakikate dönmeye niyetleri yoktu. Penelope’yi aşağılıyor, ona hakaret ediyorlardı. Mârûz kaldığı bu hakaretlere karşı yılmadan dinini tebliğ eden bu cesur kadına güç yetiremeyen eski paganist dinlerin taraftarları, söz ve fikirlerinin tükendiği yerde, tarihteki birçok misâlinde görüldüğü gibi kaba kuvvete başvurdular.

İnsanları hak ve hakikate çağıran birini kendi dinlerine döndürmek için, gözleri dönmüş bir kalabalık toplanmıştı. Penelope dininden dönerse canını kurtaracaktı. Dönmezse, önce eziyet edecekler sonra da öldüreceklerdi. Bu kalabalığın Penelope’yi bulmaları güç olmadı. Onu önce dininden dönmeye zorladılar. Tehditler savurdular. Ancak o dönmedi. Bunun üzerine müşrikler onu yılanlarla dolu bir kuyuya attı. Ertesi gün geldiklerinde Penelope hâlâ yaşıyordu. Yılanlar ona hiç dokunmamıştı. Müşrikler şaşkınlık içindeydi. Buna rağmen isteklerini tekrarladılar; ancak o dininden dönmedi.

Bunun üzerine olan biteni muhtemelen büyü olarak nitelendirmiş ve Penelope’yi büyücülükle suçlamış olacaklar ki, onu taşlamaya başladılar. Ancak taşlar da Penelope’ye zarar vermiyordu. Ne kadar zaman taşladılar bilinmez; ancak taşlanarak da ölmediğini görünce bu işe tam bir Roma çözümü(!) buldular. Zavallı kızı bir çift atın terkisine bağlayıp muhtemelen bugünkü Sultanahmet Meydanı’nda -o zamanın hipodrom meydanında- sürüklemeye başladılar. Gladyatörlerin birbirlerini doğradığı, inanılmaz at ve araba yarışlarının yapıldığı, zevk olsun diye insanların aslanlara parçalatıldığı hipodromda, o gün Penelope vardı. Bu tür hâdiseleri görmeye alışık Romalıların gözleri önünde Penelope’yi kimbilir ne kadar sürüklediler. Belki atlar yorulana, belki de binici sıkılana kadar. Ancak bu işkence bittiğinde de Penelope yaşıyordu.

Halkın arasında bu olanlardan bir şeyler çıkarmak gerektiğini düşünenlerin sayısı bağnazlara galebe çalmış olacak ki, bu vakaya şahit olanlardan birçoğunun Penelope’ye inanıp Hristiyanlığı kabul ettiği rivayet edilir. Bundan sonra Konstantinopolis’te Hristiyanlık hızla yayılmış ve şehirde sulh ve emniyet tesis edilmişti. Roma tarihinin meşhur isyanları bir süre dinmiş, huzur ve sükûn hâkim olmuştu. Bu barış ve sükûnet sebebiyle İmparator Konstantin tarafından, Penelope’ye “Mukaddes Sulh” mânâsına gelen Hagia Eirene veya Aya İrini (Azize İrene) adı verilmiştir.

Bu hâdiselerin, İmparator Konstantin’e tesiri büyük olmalı ki, Penelope’ye sadece Azize İrene demekle yetinmemiş, bugünkü Topkapı Sarayı civarına inşa ettirilen İmparatorluk Sarayı ve Forumunun yakınlarındaki eski paganist Jüpiter Tapınağı’nın üzerine Konstantinopolis’teki ilk kiliseyi yaptırarak, bu mâbede Aya İrini ismini vermiştir.

Fatih ve Aya İrini
1453 yılında İstanbul’u fethedip yeni bir çağ açan Fatih Sultan Mehmet Han, hükümdarlığının yanında yedi dil bilen bir âlimdi. Daha İstanbul’u fethetmeden önce Roma tarihlerini okumuş; düşmanını, kültür başta olmak üzere birçok yönüyle tanımıştı.
Fatih Sultan Mehmet Han, Konstantiniyye’yi fethettikten sonra yaptırdığı Topkapı Sarayı’nın dış surları, Ayasofya ve Aya İrini’nin arasından geçer. Aya Sofya, Fatih’in emriyle camiye çevrilirken, Aya İrini, Topkapı Sarayı Külliyesi’nin içinde kalmasına rağmen camiye çevrilmemiştir.

Roma tarihini çok iyi bilen Fatih Sultan Mehmet Han’ın Azize İrene’nin hikâyesini bilmemesi düşünülemez. Bu şuur ile Fatih, Azize İrene’nin hatırasına ve dinine olan sadakatine hürmetin bir ifadesi olarak, Aya İrini Kilisesi’ni camiye çevirtmemiş; burayı Osmanlı Devleti’nin kıymetli savaş ganimetlerinin korunduğu, padişahın bir nevi özel müzesi gibi muhafaza etmiş, içerisindeki hiçbir resim ve kabartmaya dokunmamıştır. Fatih’ten sonraki padişahlarca da aynı hürmeti gören Aya İrini Kilisesi, Osmanlı’nın son yüzyılına kadar bu durumunu korumuş, 1869 yılında da Müze-i Hümâyûn (Sultanın Müzesi) adını almıştır.

Bugün dünyanın değişik ülkelerinde yürütülen kültürlerarası diyalog faaliyetlerinin yeni bir durum olmadığını, tarihî olarak güçlü bir altyapıya dayandığını benzer birçok vakada görebiliriz. Atalarımızın bu derin hoşgörülerinin işareti olan âbidevî misâller karşısında, onlarla ne kadar iftihâr etsek azdır. Bugün kendini medeni addedenlerin, hattâ dünyaya medeniyet götürdüğünü iddia edenlerin, insan unsuru ve kültür mirasında sebep oldukları tahribatın boyutları bütün dünyanın gözü önündedir. Bugün Müslümanların diğer Müslüman kardeşine bile sabır ve tahammül gösteremediğini nazara alırsak, işimizin kolay olmadığını görürüz. Bununla birlikte Aya İrini gibi tarihî referanslarımızdan bu işin mümkün olduğunu görebiliriz.

Kültür ve medeniyetimizin temellerindeki bu hoşgörü ve diyalog faaliyetlerinin menşeinin aslında Efendimiz’e (sas) kadar uzandığını dikkate almakta fayda vardır. Nitekim Efendimiz (sas) Necran’dan gelen Hristiyan misafirlerine Mescid-i Nebevî’de ibadetlerini hür bir şekilde yapabilme imkânını tanımıştır. Fatih ve birçok Osmanlı idarecisinde örneklerini gördüğümüz bu davranışları onların icat etmediğini, dinlerini iyi anlayıp yaşamalarından kaynaklandığını unutmamalıyız.

“Aç herkese açabildiğin kadar sineni, ummanlar gibi olsun. İnançla geril ve insana sevgi duy. Kalmasın, alâka duymadığın ve el uzatmadığın bir mahzun gönül.”

Dr. Doğan DEMİR
Boramir!! Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Fatih Sultan Mehmet'in Bedduası , Fatih Sultan Mehmet Hakkında Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 08-02-2008 14:02
Fatih Sultan Mehmet Han RuHcöpLüü Dini Hikayeler 0 07-31-2008 22:32
Fatih Sultan Mehmet mumyalandı mı? Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 07-30-2008 06:06
Aya İrini, Aya İrini Hakkında, Aya İrini Müzesi, AYA İRİNİ (ST. İRENE) Misafir Anıtlar Ve Müzeler 0 06-23-2008 20:53
fatih sultan mehmet Safak İngilizce 0 05-04-2007 18:24


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:18 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286