![]() |
| |||||||
| Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| .ஐ ignorance is bliss ஐ. ![]()
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Şahin Bey Asırlar boyunca hür yaşamış necip milletimiz, hürriyetlerine, vatanlarına, dinlerine müteveccih tecavüzleri bertaraf etmek için canlarını seve seve feda etmişlerdir. Bu, tarih boyunca böyle olmuştur. İstiklal Harbi neticesindeki muhteşem zafer, binlerce aziz şehidin kanlarıyla yazdıkları eşsiz bir detandır. Binlerce vatan evlâdı, vatanlarının tehlikede olduğunu görünce düşmanın önüne dikilmişlerdir. Onlar Allah'ın rızasını gaye edinmişlerdi ve ebedî hayatı arzulamaktaydılar. Bu yüzden dünyalıklara ve dünyaya ehemmiyet vermemiş, hayatı sadece bu dünyadaki safhadan ibaret bilen maddenin esirlerine meydan okumuşlardır. Antepli Şahin Bey de istiklal harbinin aziz şehitlerindendir. Tek başına düşmana meydan okumuş, "Düşman arabaları cesedimi çiğnemeden Antep'e giremez." demiştir. Bu kahramanın hayatı, fedakarlıklarla doludur, yeni nesil için ibret levhasıdır. Hayatı-İstiklal Harbine Katılışı Şahin Bey 1877'de Gaziantep'de doğmuştur. Asıl adı Mehmed Said'dir. 1899'de Yemen'e er olarak giden Mehmed Said, Yemen cephesinde gösterdiği muvaffakiyet ve kahramanlık üzerine başçavuş olmuştur. Mehmed Said 1911'de Trablusgarb harbine gönüllü olarak katılmış, Balkan savaşlarında Çatalca cephesinde savaşmıştır. Galiçya'da 15. Kolorduda savaşan Mehmed Said, 1917 Ekiminde Sina Cephesinde vazife almıştır. Tehlikeli vazifelere gönüllü olarak koşan, vatanperverliği, ahlakı ile dikkatleri üzerinde toplayan Mehmed Said'in rütbesi teğmenliğe yükseltilmiştir. 1918'de İngilizlerle Sina cephesinde cereyan eden şiddetli bir muharebe neticesinde esir düşmüştür. Mısır'daki İngiliz esir kampında 1919 Aralık ayı başlarına kadar esir olarak kalan Mehmed Said, ateşkesden sonra serbest bırakılmıştır. Şahin Bey, 13 Aralık 1919'da İstanbul'a gelmiş, Harbiye Nezaretine müracaat ederek vazife istemiştir. Harbiye Nezareti tarafından Urfa'nın Birecik kazası Askerlik Şubesi Başkanlığına tayin olunan Şahin Bey, İşgal altındaki Antep'in vaziyetini görerek Antep'te kalmaya karar vermiştir. Antep Heyet-i Merkeziyesine müracaat ederek vazife isteyen Şahin Bey, heyetin kendisine Kilis-Antep yolunu kontrol altında tutma vazifesini vermesi üzerine derhal çalışmaya başlamıştır. Yıllardır evinden, ailesinden, çocuklarından ayrı kalan Şahin Bey, kendisine verilen vatan hizmetinin mesuliyetini omuzuna aldıktan sonra derhal hizmet mahalline koşmuştur. Yıllar sonra döndüğü evinde ise ailesi ve çocukları arasında ancak bir gün kalmıştır. 1920 yılı Ocak ayı başlarında köyleri dolaşarak cihadın ehemmiyetini ve faziletini anlatan Şahin Bey, kısa zamanda 200 fedai toplamıştır. Kilis-Antep yolu, Antep harbinin kilit noktasıdır. Ne yapılıp edilmeli Fransızların bu yoldan Antep'teki işgal birliklerine yardım ulaştırmalarına engel olunmalıdır. Şahin Bey kendisine haber gönderen Anteplilere şu cevabı vermektedir: "Müsterih olunuz. Düşman arabaları cesedimi çiğnemeden Antep'e giremez!" 5 Kasım 1919'da İngilizlerden işgal hareketini devralan Fransızlar bir türlü Anadolunun bu güzel beldesini işgale muvaffak olamamakta, şehir halkı, sınırlı imkânlarıyla karşı koymaktadırlar. Fransızlar bütün ümitlerini Kilis'ten gelecek takviye kuvvetlerine bağlamışlardır. Fakat, o yolu da Şahin Bey bir avuç serdengeçtisiyle tutmuştur. Şahin Bey ve fedaileri 3 Şubat'ta ve 18 Şubat 1920'de tam donanımlı Fransız birliklerini perişan etmişlerdir. Şahin Bey, zaferin ardından düşman kumandanına gönderdiği mektupta şöyle demektedir: "Kirli ayaklarınızın bastığı şu toprakların her zerresinde şühedâ kanı karışıktır... Din için, namus için, hürriyet için ölüme atılmak bize, Ağustos ayı sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir. Bir gün evvel topraklarımızdan savuşup gidiniz. Yoksa kıyarız canınıza." Sürüyle saldıran düşman kuvvetleri bir avuç yiğit karşısında perişan olmanın şaşkınlığına düşmüşlerdi. Bu şaşkınlık yerini öfkeye terketmiş ve Antep'e ulaşmak düşman kuvvetleri için bir prestij, meselesi olmuştur. Fransız kuvvetleri 25 Mart 1920'de Andorya kumandasında yola çıkar. Bu Fransız küvetleri sekiz bin piyade ve iki yüz süvariden oluşmaktaydı. Ayrıca bu Fransız birliğinde, bir batarya top, 16 Ağır makinalı tüfek, çok miktarda otomatik tüfek ve 4 tank mevcuttu. Kahraman Şahin Bey, ancak yüz kişiyi bulan fedâileriyle düşmanın karşısına dikilmişti. 25 Mart günü sabahtan akşama kadar çatışma devam etmiş ve Şahin Bey düşmana ağır kayıplar verdirmiştir. Şahin Bey gece gündüz uyumuyor, çatışma esnasında her tarafa yetişerek fedailerin manevî kuvvetlerini yükseltmeye çalışıyordu. Sırtındaki kaputu çıkartıp nöbet bekleyen yiğitlerin üzerine örten Şahin Bey, her hareketiyle örnek olmaktaydı. 28 Mart sabahına kadar düşmana aman vermeyen Şahin Bey, durumun gittikçe kritik hal almasından sonra kendisine geri çekilmeyi tavsiye edenlere şöyle diyordu: "Düşman buradan geçerse ben Ayıntab'a ne yüzle dönerim, düşman ancak benim vücudum üzerinden geçebilir." Çatışmanın 4.günü Öğleye doğru Şahin Bey'in yanında 18 kişi kalmıştı. Onların da şehadet şerbetini içmelerinden sonra tek başına kalan Şahin Bey, son kurşunu kalıncaya kadar düşman ateşine karşılık vermiştir. Atacak kurşunu kalmayan Şahin Bey tüfeğini yere çarparak kırmış ve sel gibi üzerine hücum eden düşmanlara karşı yumruklarını sıkarak karşı durmuştur. Silahsız Şahin Bey'in yanına yaklaşamayan düşman askerleri uzaktan ateş ederek Şahin Bey'i şehit etmişler, ardından süngü darbeleriyle aziz nâşını parça parça etmişlerdir. 28 Mart 1920'de şehadet şerbetini içen Şahin Bey'in ağzından dökülen son söz şu olmuştur. "Allah'ım vatanımı kurtar, alçak düşman! Gel sen de süngüle" Şahin Bey'in şehadet haberi şehre gelince yanık bağırlardan şu mısralar dökülmüştür: Şahin'i sorarsan otuz yaşında, Süngüyle delindi köprü başında. Çeteler toplanmış ağlar başında. Uyan şahin uyan gör neler oldu. Sevgili Ayıntab'a Fransız doldu. Şahin Bey, istiklal meş'alesini tutuşturmuş, onbinlerce Şahinler, tutuşturulan bu meş'aleyi söndürmemek için vargüçleriyle vuruşmaya koşmuşlardır. Şahin Bey'in 11 yaşındaki oğlu Hayri de gönüllü olarak savaşa katılmış ve bütün çatışmalarda yer almıştır. Şair o yıllarda Ayıntaplılara şöyle seslenmektedir: "Düşünme arkadaş, Allah büyüktür, Alamaz bir tek taş Allah büyüktür, Sen çalış ve uğraş Allah büyüktür. Sönmesin İslâmın parlak yıldızı..." Cenab-ı Hakka istinad edenler düşmana tek bir taş vermemek için 11 ay düşmana kan kusturmuşlar ve din için, millet için vatan için, altı bin şehid vermişlerdir. alıntı.... Tuğrul beyden Şahin bey'e kadar olan konuların: Bibliyografya Abadi, Türk Verdünü Gaziantep, İstanbul: 1339 Ahmed Âşıkî (Âşıkpaşazâde Şeyh), Âşıkpaşazâde Tarihi, İstanbul: 1916 Altunsu Abdülkadir, Osmanlı Şeyhülislamları, Ankara: 1972 Ayverdi Sâmiha, Âbide Şahsiyetler, İstanbul: 1976 Banarlı Nihad Sami, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul: 1971 Bayrak M.Orhan, İstanbul'da Gömülü Meşhur Adamlar, İstanbul: 1979 Beyatlı Yahya Kemal, Eski Şiirin Rüzgâriyle, İstanbul: 1974 Beyatlı Yahya Kemal, Kendi Gök Kubbemiz, İstanbul: 1974 Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiyâ ve Tevârih-i Hülefâ, İstanbul: 1972 Cevdet Paşa, Tarih-i Cevdet, İstanbul: 1893 Danişmend İsmail Hami, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, İstanbul: 1971 Danişmend İsmail Hami, 31 Mart Vak'ası, İstanbul: 1974 Danişmend İsmail Hami, Tarihî Hakikatler, İstanbul: 1979 Ersoy Mehmed Akif, Safahat, İstanbul: 1981 Evliya Çelebi, Seyahatname Gökyay Orhan Şaik, Kâtip Çelebi'den Seçmeler, İstanbul: 1968 Göztepe Tank Mümtaz, İmam Şamil, İstanbul: 1971 Hammer F., Osmanlı Devleti Tarihi (Tercüme: Prof.Dr.Abdülkadir Karahan), İstanbul: 1966 Hoca Sadeddin Efendi, Tacü't-Tevârih, Ankara: 1975 İnal Mahmut Kemal, Osmanlı Devrinde Son Sadrazamlar, İstanbul: 1969 İslam Ansiklopedisi Kâtip Çelebi, Mîzanü'l Hak Fi İhtiyâri'l-Ahakk, İstanbul: 1972 Koloğlu Orhan, Müthiş Türkler, İstanbul: 1976 Köymen M.Altay, Tuğrul Bey ve Zamanı, İstanbul: 1976 Lohanizade Mustafa Nureddin, Gaziantep Müdafaası, İstanbul: 1342 Meşhur Valiler, İçişleri Bakanlığı Merkez Valileri Bürosu Yayınlarından, Ankara: 1969 Naimâ Mustafa Efendi, Naimâ Tarihi, İstanbul: 1967 Namık Kemal, Kanije, İstanbul: 1978 Namık Kemal, Osmanlı Tarihi, İstanbul: 1910 Öztuna Yılmaz, Büyük Türkiye Tarihi, İstanbul: 1977 Öztuna Yılmaz, Resimlerle 93 Harbi, İstanbul: 1969 Öztuna Yılmaz, Türk Tarihinden Yapraklar, İstanbul: 1969 Peçevî, Peçevi Tarihi, İstanbul: 1866 Sevük İsmail Habib, Yurddan Yazılar, İstanbul: 1943 Türk Ansiklopedisi Unat Faik Reşit, Hicri Tarihleri Milâdi Tarihe Çevirme Kılavuzu, Ankara: 1965 Uzunçarşılı İsmail Hakkı, Osmanlı Tarihi, Ankara: 1975 Ünal Tahsin, Osmanlılarda Fazilet Mücadelesi, İstanbul: 1968 Üzel Sahir, Gaziantep Savaşının İçyüzü, Ankara: 1952 Yinanç Mükrimin ****** Türkiye Tarihi -Selçuklular Devri- (Anadolunun Fethi), İstanbul: 1944 | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ahmed Şahin Kimdir?,Ahmed Şahin Hayatı,Ahmed Şahin Biyografisi | zeynep | Basın-Yayın (Kimdir) | 0 | 07-18-2008 22:21 |
| Mehmet Ali Şahin kimdir-Mehmet Ali Şahin hayatı,biyografisi | Safak | Biyografi | 0 | 04-22-2007 17:41 |
| ahmet şahin kimdir-ahmet şahin hayatı,biyografisi | Safak | Biyografi | 0 | 04-21-2007 22:59 |
| Deniz Şahin kimdir-Deniz Şahin biyografisi | sonaskim | Bilim Bilişim | 0 | 04-17-2007 20:26 |
| Şahin Bey kimdir-Şahin Bey hayatı,biyografisi | Misafir | Biyografi | 0 | 01-25-2007 23:21 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız