![]() |
| |||||||
| Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| .ஐ ignorance is bliss ஐ. ![]()
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Gagauzlarda İlkyaz Bayramı ![]() İnsan tabiatı doğuşundan bu yana, kendi toplumu içinde sevinçlerini paylaşmak, eğlenmek, aralarında olan dargınlıklarını unutup barışmak için bay*ramlar kurmuşlardır. Bayramlar, toplumun ortak hatıralarını, örf ve âdetlerini göstermekte; insanların millet olma şuurunun şekillendiğini, kuvvetlendiğini millî ve dinî duygularını, inançlarını ortaya koymaktadır. Bu güne kadar yaşattığımız bayramlar, Türk topluluklarında, hemen hemen aynıdır ve büyük coşku içinde kut*lanmaktadır. Bu da bize zengin kültürümüzün olduğunu ve milletimizin bu kültür içinde geliştiğini gösterir. Bayramların içerisinde en çok kutlanan bahar veya ilkyaz yortusu, Gagauzlar için çok önemlidir. Çeşitli Türk topluluklarında bu bayram, çeşitli adlarla anıl*maktadır: Yeni yıl, yılbaşı, yeni gün Anadolu’da; ilkyaz yortusu Gagauzlarda; “meyram” veya “mereke” Kazaklarda; Novruz veya Nevruz ise, diğer bütün Türk top*luluklarında bilinen ilkbahara ilişkin adlardır. Divanü Lugâti’t-Türk’te bayramın anlamı, “bedhrem; halk arasında gülme ve sevinme, bir yerin ışıklarla bezenmesi ve orada sevinç içerisinde eğlenilmesidir” şeklinde verilmektedir. Daha Şamanizm devrinde Türk kavimlerinin ayin ve törenlerinin içerisinde muayyen vakitlerde yapılan ayinler ilkbahar, yaz ve güz mevsimleri, eski Türk im*paratorlukları devrinde bu ayinler devletin resmî dinî bayramı olduğu, eski Çin kaynaklarından anlaşılmaktadır(2). Bu bayramın gelişini bekleyen milletin, kıştan, soğuktan kurtulup da, bahar bayramını büyük özlem içinde beklemesi, buzların çözülmesi, suların sel sel şırıldaması, kuşların okuması, ilkbahar çiçeklerinin aç*ması, insanın kalbini açar, ısıtır, içinde bir sıcaklık yaratır. Türk insanı kendi duygularını eskiden beri kopuzlarıyla, sazlarıyla, tüfekleriyle; destanlarda, masallarda, türkülerde, manilerde, şiirlerde dile getirerek şöyle anlatmaktadır: “Yarattı yaşıl çaş Savvurdı ürüng kaş Tizildi karakuş Tün kün üze yürkenir (3).” Zamanla bu bayramlara dinî bir mahiyet de ka*zandırılmıştır. Bu gün Hıristiyanların “Paskalya bay*ramı“, eskiden “kışın ölüp, ilkbaharda dirilen“, tabiat için yapılan bir bayramdır. Hıristiyanlık inancıyla gelenek kaynaştırılmış ve bu gün “İsa’nın ölüp dirildiği gün” şek*linde dinî bir bayram karakterine girmiştir. İranlılarda “mihrigân/mirhican ve Nevruz“; Türklerde “Hıdır-Nebî, Ergenekon Bayramı, Nevruz ve Hıdrellez” şeklinde mahiyet değiştirmiştir(4). Türklerde ilkbaharda yılbaşı, gece ile gündüzün eşit olduğu 21 Mart günü sayılmaktadır; Türkler kendi aralarında çeşitli adlarla kutlamaktadırlar. Kırım Türklerinde Nevruz’a “Navrez“(5) denir. Batı Trakya Türk*lerinde “Mevris” adıyla bilinir(6). Çuvaş Türklerinde ise “Naurus” adıyla mart ayinleri kutlanır ve yeni yılın ilk günü anlamına gelir(7). Tatarların “Noruz” dedikleri bay*ram Kırgızlarda “Navruz” biçiminde söylenmektedir. Bu geleneksel Türk bayramının, başka adları da vardır. Meselâ; Ergenekon, Bozkurt, Çağan vb. gibi kelimeler de, söz konusu bayramın adlarındandır. Bayramın Gagauz Türkçesindeki adı ise “Babu marta” veya “kürklü marta“dır. Ancak, daha önce de değindiğimiz gibi, yay*gın söylenişi “ilkyaz yortusu” biçimindedir. Gagauzlarda İlk Yaz Yortusu/Nevruz Gagauzlarda kutlanan “ilkyaz yortusu”, yani “Nevruz” bayramından söz etmeden önce, Gagauz Türk topluluğu hakkında bazı bilgiler vermek istiyoruz. Bütün Türk toplulukları gibi, Gagauzlar da Oğuz boylarına mensupturlar. Dilleri öz Türkçedir. Denilebilir ki, Türkiye Türkçesine en yakın Türkçe, Gagauz Türk*lerinin kullandıkları Türkçedir. Ancak, tarih içerisinde İslâmiyet’le hiç tanışmamış olan Gagauzların dinleri Hıristiyan-Ortodoks dinidir. Gagauzlar bu gün, yoğun bir şekilde Moldova Cumhuriyeti’nin Bucak (Basarbya) Bölgesi’nde yaşamaktadırlar. Ayrıca Ukrayna Cumhuriyeti’nin Odesa, Zaporoje; Kazakistan’ın Turgay; Kır*gızistan’ın başkenti Bişkek ve Özbekistan’ın Başkenti Taşkent civarında da Gagauzlar yaşamaktadırlar. Bun*dan başka Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Tür*kiye’de de Gagauzlar bulunmaktadır. Hatta Kanada’ya göç edip, hayatını orada devam ettiren Gagauzlar da bulunmaktadır. Gagauzların menşei hakkında değişik görüşler mevcuttur. Bazı araştırmacıları onları Oğuzlara, bazıları Karakalpaklara, bazıları Kıpçaklara, bazıları ise Kuman-Kıpçaklara dâhil etmektedirler. Gagauzlarla ilgili bir teze göre; “Gagauzlar XIII. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’na sığınmış olan II. İzzettin Keykavus’u takiben Rumeli’ye geçerek Dobruca’ya yerleşen Anadolu Selçuklu Türklerinin torunlarıdır(9).” Keza, Gagauz kelimesini de Keykavus ke*limesi ile özdeşleştirmeye çalışanlar vardır. Ancak, bu görüşlere aykırı olan başka fikirler de bulunmaktadır. Bunlardan birisi “Gagauzlar, İslâmiyet’le hiç tanışmamışlardır. Dolayısıyla Gagauz kelimesinin Keykavus’la ilin*tisi yoktur. Kelimenin son iki harfini oluşturan “uz“, “Oğuz” demektir. “Gaga“nın da “Haktan geldiği var*sayılmaktadır. Buna göre, Oğuzların bu kolu Hakoğuz’lardır. Bu söz zamanla “Gagauz” biçimine dö*nüşmüştür(11).” şeklindedir. Öte yandan, Azerbaycan’da kullanılan ve “büyük” anlamını taşıyan “Gaga” kelimesi de göz önüne alınarak “Gagauz“un, “Büyük-Uz” şek*linde yorumlanması da mümkündür. Gagauzlar son derece dindar bir topluluktur. Kö*keni Arapça olan ve bütün Türk topluluklarının da benimsemiş oldukları “Allah” sözünü, Gagauzlar da kul*lanmaktadırlar. En küçük dinî mükellefiyetlerini, dinî bazı akidelere açıktan açığa mugayir dahi olsa, tamamıyla ve taassupla ifa ederler. Kendisini hiç kimse bunun aksine ikna edemez. Bunun içindir ki, “öyle bul*duk, böyle götüreceğiz” derler. Muayyen yortularda, kuzu, buzağı, koç vesaire kurban ederler. Yalnız erkek çocuğu olan aileler, yeni sene gecesiyle, 3 Şubat’ta kut*lanan eski stil günü, horoz kesip dağıtırlar(12). Başka Türk boylarında olduğu gibi, Gagauz Türklerinde de sene iki kısma ayrılır. Birinci kısım “Hedrelez” veya “Hederlez” denilen, Hıdrellez’dir. O eski stil 23 Ni*san’dan başlayıp, Kasım’a kadar devam eder ve ikinci kısım buradan başlar. Şimdi burada, Gagauzlarda bu ay*ların nasıl adlandırdıklarını vermek istiyoruz… “Yılbaşı “vasil” günü olan 1 Sonkanun (Ocak)’dur. Bu aya “Büyük Ay” denir.’ Şubat’a, “Gücük Ay“, Mart’a “Mart Baba“, Nisan’a “Çiçek Ay“, Mayıs’a “Mayıs Ay” (veya kelebek), Haziran’a “Ay Petro“, Temmuz’a “Ay İlya” (veya Orak Ayı), Ağustos’a “Panaya Orucu” (veya harman ayı), Eylül’e “İstavroz ayı” İlkteşrin (Ekim)’e “Kasım“, Sonteşrin (Kasım)’e “Canavar Yor*tulan“, İlkkanun (Aralık)’a ise “Hristos Orucu” (veya Kırım) denir(13).” Birinci kısımla ilgili olarak halk arasında birçok deyimler, atasözleri meydana gelmiştir. “Şubat dermiş ki, ağam Sonkanundan korkmasam, mercimek çömleğini ateşte dondururum. Gagauzlar Gücük Ay ne odun var, ne un var diyorlar. Mart Baba’nın iki kansı varmış, biri güzel, biri çirkinmiş. Çirkinine bakınca hava bozulur, gü*zeline bakınca iyileşirmiş. Günlerle ilgili: Seksen Ka*sımın sekseninci günü. Bu gün için derler ki seksen tar*laya tohum at sen. Doksan yaza konsan. (Kasım’dan doksan gün sonra yaz başlar)(14). Kışın doksan gün şiddetini sürdürmesi, ondan sonra da havaların soğuması konusundaki Gagauz inançları, aynen Türkiye’de de yaşatılmaktadır. Meselâ, Afyonkarahisar’da “doksan gün” hesabı şöyle yapılmaktadır: “Onlar için kış; 90 demektir. 90′ın hesabı ise bambaşkadır… Kasım ayından itibaren 45 gün sayılır. Bu 45 günün sonu 90′ın başlangıcıdır. Bu günden iti*baren zaman zaman hüküm sürecek olan kış baş*lamaktadır… Yani zemheri. Zemheri 40 gün sürer. Ham*sin, zemheriyi kovarak havadaki yerini almadan önce korkunç bir savaş verir! Zemheriyi yener ama o gün in*sanlar da soğuktan el-aman derler! Hamsinin hükmü 20 gün sürer. 21′inci gün (20 Şubat) birinci cemre ha*vaya düşer. 7 gün sonra (27 Şubat) suya düşen cemre, bir 7 gün daha geçtikten sonra (5 Mart) toprağa düşerek her yeri ısıtmış olur. Ama daha kış bitmemiştir. Bu cemrenin düşüşünden 9 gün sonra bir Berdülacüz gelir ki, havaların ısınmış olduğu kanısı ile uçup gelmiş olan ley*leklerin yumurtaları donar! Nihayet zemherinin baş*ladığı günden itibaren 90 gün geçmiştir ki, kış bitmiştir. İşte o gün nevruz’dur(15)… Nevruz yaklaşırken, mart ayının başında, Gagauz kadınlar, sabahın erken saatlerinde, evlerinde esaslı bir temizliğe girişirler. Gagauz ağzında çokça kul*lanılan “mart içeri, pire dışarı” sözü, Gagauz ka*dınlarının bu temizlik harekâtından kaynaklanmaktadır. Türk folklorunda da aynı söz kullanıldığına göre, Türkiye ile Gagauzların yaşadıkları bölgelerde, birçok gelenek ve göreneklerin aynı olduğu somut bir şekilde ortaya çık*maktadır. Bu temizlik hareketinin çok büyük önemi var*dır. Kadınlar temizlik yaparken, tabiidir ki evdeki pislikleri dışarıya atarlar. O esnada herhangi birisi orada bu*lunuyor ise o kişinin hemen elbise ve ayakkabılarını sil*keleyip temizlemesi gerekmektedir. Aynı zamanda bir süre dışarıda dolaşması gerekir ki, pireler onun üzerine konup, tekrar eve girmesinler! Bilindiği gibi Gagauz Türkleri, Hıristiyanlığın Or*todoks mezhebindendir. Dolayısıyla, dinî inançlara bağlı olarak Gagauzlar, Hıristiyanların bahar bayramı olan “İlk*yaz Yortusu”nu da kutlamaktadırlar. Bu yortu, şubat ayı*nın son pazar gün yapıldığı için, buna “Aziz Lazar Günü” adı da verilmektedir. O gün, kızlar aralarındaki küçük yaşta olanlardan birisini seçerek “İlk yaz gelini” yaparlar. Başına çiçeklerden taç yaparlar. Bulgaristan’da yaşayan Gagauzlar ise gelinin yüzünü bir peçe ite ör*terler(16). Kızlar ev ev gezerek, türkü söylerler; el ele tutuşup hora oynarlar. Şayet kızlar çok küçük bir grup ise bu takdirde gelinin arkadaşlarından birisi hem türkü söy*ler, hem de eliyle gelini hafifçe silkeler. Türkü ikonaya karşı söylenir. Ev sahibi tatlı, yumurta, peynir vs. ile on*ları konuk eder. Moldova ve Bulgaristan Gagauzları şu türküyü söylerler: Uçkum gittim, dala kondum (Nakarat Lazare, Lazere DalDal bana emiş verdi. Ben emişi ere ektim Er da bana çimen verdi. Ben çimeni koyuna verdim Koyun bana kuzu verdi Ben kuzuyu beye verdim Bey de bana katır verdi Rindim gittim Kara-Su’ya Kara-Su’da kannar akar İki dilber durmuş bakar Biri küçük, biri büyük Küçüceğine alma attım Büyüceğine selâm verdim. Menefşa, menefşa, kadın menefşa Ben seni, ben seni derede buldum Kızlan gelin birerde sordum, Birerde sordum: “evleriniz nerede?” — Bizim evlerimiz karşıda, Karşıda, karşıda, mermer taşında!(17) | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 30 Ağustos Zafer Bayramı , 30 Ağustos Zafer Bayramı Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 2 | 08-30-2008 19:21 |
| 30 Ağustos Zafer Bayramı , 30 Ağustos Zafer Bayramı Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-29-2008 00:18 |
| Türk Dil Bayramı, 26 Eylül Türk Dil Bayramı Hakkında | GönüL | Dil ve Dilbilimi | 0 | 07-23-2008 14:52 |
| Kurban Bayramı Hakkında Hadisi Şerif.. | kahramankentli | Dualar, Ayetler, Hadisler | 0 | 07-12-2008 11:13 |
| Cumhuriyet Bayramı Sözleri - Güzel Sözler - Cumhuriyet Bayramı İçin Sözler | zeynep | Güzel Sözler, Mesajlar, Mesajları | 0 | 04-19-2008 19:45 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız