![]() |
| |||||||
| Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| .ஐ ignorance is bliss ஐ. ![]()
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | KUTADGU BİLİG’İN, DEVLET FELSEFESİ ![]() Kutadgu Bilig, dört ana karakter arasında geçen diyaloglardanoluşmaktadır. Eserdeki bu dört ana karakterin her birinin belirli bir sosyalrolü vardır ve her biri belirli bir değeri temsil eder. Küntogdi hükümdardır vehukuku temsil eder; Aytoldi vezirdir ve saadeti temsil eder; Ögdülmisde vezirdir ve akli temsil eder; Odgurmis ise asetiktir ve akıbeti temsil eder. Eserin öyküsü şöyle özetlenebilir. Aytoldi devlet hizmetine girmeyi çokistemektedir. Bir yakını aracıliğıyla o dönemin has hacibi ile tanışır ve hacipkendisini hükümdarin huzuruna çıkarır. Hükümdar, Aytoldi’dan hoşlanır vekendisini vezir yapar. Bir süre sonra Aytoldi ölür ve geriye tek oğluÖgdülmis’i bırakır. Hükümdar Ögdülmis’in yetişmesini ve eğitimini üstlenir. Akıllı ve bilgili olan Ögdülmis, hükümdarin gözüne girerek bir süre sonravezir olur. Ögdülmis’i çok seven ve onu kaybetmekten korkan hükümdar, onayardim edebilecek ve gerekirse onun yerini alacak akilli ve bilgili bir kisidaha arar. Bu amaçla Ögdülmis arkadasi Odgurmis’i hükümdara tavsiye eder. Hükümdar bu kisiyi kendi hizmetine almak istese de, basarili olamaz.Odgurmis, insanlardan uzak bir yerde ibadetine devam etmek ister. Dahasonra, Ögdülmis de devlet hizmetinden çekilip kendini tamamen ibadetevermek ister; ancak, Odgurmis buna karsi çikar ve herkesin yerinde kalmasinive topluma en iyi hizmeti bu sekilde verebileceklerini söyler. Bir süre sonra,Odgurmis ölür ve geride müridi Kumaru’yu birakir. Vezirleri ve Odgurmis’inögütleri sayesinde hükümdar, iyi kanunlar yaparak memleketi düzene koyarve ülke refaha kavusarak halk mutlu bir yasam sürer. Kutadgu Bilig’in Temel Devlet Felsefesi: Kutadgu Bilig’de Yusuf bize bir Türk-Islam devletinin temel felsefesiniçizmektedir. Bu felsefe, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletiniisaretetmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, devletin bu niteliklerininKutadgu Bilig’de birbirine sıkı sıkıya bagli olmasidir. Bugüne kadar KutadguBilig incelemelerinde, belki de Yusuf’un karakterlerini hükümdar-vezir seklinde ayrima tabi tutmasi nedeniyle, belirli bir hiyerarsik sistem aranmistir. Töre (kanun), kut ve akil, sadece astlik- üstlük iliskisi içinde incelenmistir.Ancak, eser dikkatli okundugunda anlasilmaktadir ki, Yusuf’un çizdigi tümkarakterler, bunlarin temsil ettigi degerler ve bu degerlerin bizi götürdügütemel devlet nitelikleri birbirinden ayrilamaz. Örnegin, töreye uymadan insankut alamaz; hukuk devleti olunmadan sosyal devlet olunamaz. Diger taraftan,haklarinin ödenmedigi bir insan, devletin degerleriyle uyumlu yasayamaz;yani, sosyal devlet olunmadan hukuk devletinin temelleri saglamlastirilamaz. Asagida devletin her bir niteligi üzerinde durdugumuzda bu nokta daha iyianlasilacaktir. 1. Demokratik Devlet: Bir noktaya isaret etmemiz gerekir ki, Kutadgu Bilig demokratik birdevlet sistemini açiklar ve tavsiye eder dedigimizde, demokrasinin bugünküsekil sartlari ile 11.yüzyilin sartlari arasindaki farki göz önündebulundurmaliyiz. Kutadgu Bilig’de bugünkü demokratik rejimlerin tümniteliklerinin açiklandigini degil, ve fakat bu niteliklerin temelleribulundugunu, 11.yüzyil sartlarinda çok ileri bir demokratik yapiyi isaretettigini ve bu nedenle eserin politik mesajinin ileriye yönelik oldugunusavunuyoruz. Demokratik devletin önemli niteliklerini ve bunlarin KutadguBilig’deki yerini söyle açiklayabiliriz: a. Gücün Sinirlandirilmasi: Demokratik devlet dedigimizde, herseyden önce, devleti yönetenleringücünün, yani iktidarin, sinirlandirilmasi anlasilmalidir. Demokratik devletgenel olarak, gücün tek elde toplandigi ve sinirlandirilmadigi totaliter-otoriterdevletin karsiti olarak belirmektedir. Demokrasilerde devleti yönetenleranayasa ve yasalar, ayrica demokratik sistemin köklesmesi oranindademokratik gelenek ve degerler tarafindan denetim altinda tutulur ve güçlerisinirlandirilir. Kutadgu Bilig’de, ve genel olarak eski Türk toplumlarinda,hükümdarin gücü ilk önce töre ile sinirlidir. Hükümdarlar töreye göre, ve egertöre isterse, is basina gelir ve kendileri de töre koyarlar. Basarili olmayanhakanlarin töre tarafindan istenmedigi düsünülür. Kutadgu Bilig’dehükümdar Küntogdi’nin bizzat kanunu, yani bir anlamda töreyi temsil etmesirastlanti degildir; töre toplumun basidir ve hükümdar yüzyillar boyuncahalkinin olusturdugu degerlere, gelenek ve görenek ile yasalara uymakzorundadir. Diger bir deyisle, yöneticiler toplumsal degerlerin yansimasi olantöreye karsi gelemezler; yetkileri töre ile sinirlidir. Törenin Türktoplumlarinda ilahi menseli oldugunun kabul edilmesi, bu sinirlamaningücüne güç katmaktadir. Bu inanisa göre, töreye uymayan hükümdar sadecebu dünyada degil, öldükten sonra da huzur bulamayacaktir. Böylecehükümdar, töreyi uygulamali ve iyi kanunlar koymalidir. Kutadgu Bilig’de hükümdarin gücünü sinirlamaya yol açan önemli birdiger demokratik düsünce ise isin ehline verilmesidir. Genis bir açidanbakildiginda Kutadgu Bilig, iyi yöneticiler bulma ve devlet yönetimini bu isiyapabilecek nitelikteki insanlarin eline birakma mesaji üzerine kuruludur.Hükümdarin Aytoldi ve Ögdülmis’i vezirlige kabul ederek yanindatutmasinin, bu sahislarla hükümdar arasinda geçen diger devlet görevlilerinsahip olmasi gereken nitelikler hakkindaki diyaloglarin ve Odgurmis’i sarayabaglama çabasinin arkasinda hep “isin ehline verilmesi” mantigi yatmaktadir.“Isi is bilen kimselere ver” düsüncesi Kutadgu Bilig’in özüdür. Bir Türk-Islam devlet gelenegi halini alan “isin ehline verilmesi”düsüncesi, bizi demokratik rejimlerde yöneticilerin yetkilerininsinirlandirilmasini saglayan birçok kurum ve uygulamaya götürür. KutadguBilig’de bu tür kurum ve uygulamalardan en önemlileri seçim, danisma,gücün paylasilmasi/devredilmesi ve görev degisimi olarak karsimiza çikar. Sirasiyla bunlara deginelim. Demokratik bir devlette, özellikle günümüzün demokratiktoplumlarinda, seçim en önemli kurum olarak belirir. Dogal olarak, KutadguBilig’deki seçim anlayisini 19. yüzyilda yeserip 20. yüzyilda yayginlasacak“dogrudan seçim” olarak algilamamak gerekir. “Isin ehline verilmesi”düsüncesi Kutadgu Bilig’de, yöneticilerin yeni göreve alinacaklari sınama,onlar arasinda bir seçime gitme sorumlulugu olarak belirir. Ise alinacakkisiler, toplumun ileri gelenleri veya yöneticiler karsisina çikar ve her açidansınamadan geçirilir. Örnegin Aytoldi ilk sehre gittiginde ve hükümdar ilekarsilasmayi arzuladiginda Küsemis onun kisiligini tartar ve onu ancak iyiinsan olduguna kanaat getirdikten sonra dönemin has hacibi ile tanistirir. Hashacip de onu begendikten sonra hükümdar Küntogdi’nin huzuruna çikarir. Bukez hükümdar Aytoldi’yi sınar ve sonra devlet hizmetine davet eder. YaniKutadgu Bilig’e göre: “Beyler hizmetkarlarina dikkat ve hizmete girecekleride esasli bir sekilde tecrübe etmelidir. Ancak kulun isin ehli oldugugörüldükten sonra, bey ona izzet ve ihsan kapisini açmalidir.” Aytoldi’nin sınanma süreci Ögdülmis’in vezirlige atanmasinda datekrarlanmistir ve aslinda, yukarida belirttigimiz gibi, Yusuf eserin önemli birkismini devlet yönetimine gireceklerin nitelikleri ve seçimi üzerinediyaloglara ayirmistir. Böylece, demokratik bir devletteki seçimin islevini,ülkeyi yönetebilecek bilgili insanlari göreve getirmek olarak görürsek, bukonunun Kutadgu Bilig’de ayrintili olarak ele alindigini söyleyebiliriz.Eserdeki seçim süreci, ancak ehil insanlarin kademeli olarak en üst devletgörevlerini üstlenebilmesine olanak tanir: “Kulu önce, tavri ve hareketibakimindan, iyice tecrübe etmeli; sonra anlayisi nispetinde ona payeverilmelidir.” Yöneticilerin seçimi, demokratik yönetim kapisini elbette tek basinaaçamaz. Tarihte seçilen nice insanlar bir köseye itilmistir. Iste, Kutadgu Biligbu seçilen insanlara, danisma (mesveret) kurumu araciligiyla devletyönetiminde etkili olma imkanini tanimistir. Kutadgu Bilig’in diyaloglardanolusmasi bir rastlanti degildir. Yusuf düsüncelerini hiç diyaloglara yervermeden dile getirebilirdi; ancak o, karakterlerini karsilikli konusturarak,görüs alis verisinde bulundurmakta, birbirlerinin görüslerindenetkilendiklerini açikça ortaya koymaktadir. Iste eserini diyaloglar üzerinekuran Yusuf, insanlarin birbirleriyle danisma içinde olmasi gerektiginianlatmak istemistir: “Her isi…danisarak yapmalidir; danismayan herkes isindezarar görmüs ve sonunda pisman olup inlemistir. Dinle Tanridan insanlarahaber getiren nebi ne der: her yapilacak ise mesveret ile çare bulunur.” Danisilacak kisi isinin ehli ve bilgili insanlar olmalidir. Eserdehükümdar ve onun temsil ettigi kanunun gözünde akil ve istisare çokönemlidir; zaten, akli temsil eden Ögdülmis de hükümdarin basdanismanidir. Aslinda Kutadgu Bilig bilgili her insani potansiyel birdanisman olarak görmektedir. Yusuf söyle der: “Insan için akil ne iyi seydir:akilli insanlara müşavir gözüyle bakmali. Tavrin dogru ve hareketin temizolsun; yoldasin akil ve müsavirin bilgi olsun.” Böylece, Kutadgu Bilig,bilgili ve isinin ehli insanlarin karsilikli danismada bulundugu diyaloglardankuruludur. Hükümdar Küntogdi, önce veziri Aytoldi ile, o ölünce de yeniveziri Ögdülmis ile ve ayni zamanda Odgurmis ile görüs alis-verisindebulunur, islerini onlara danisir. Bunun yani sira, Aytoldi ile oglu Ögdülmis,Ögdülmis ile arkadasi Odgurmis da yapacaklari isi birbirlerine danisirlar. Kutadgu Bilig, sadece devlet yönetiminde degil, toplumsal yasamda dainsanlarin birbirleriyle danismasinin önemini belirtir: “Insan kendisi kendisini iyice bilemez; onu baskasina danisarak yapmak faydali olur. Ne gibi isyapmak istersen, onu baskalarina danis; danismayan kimseye karisma, ondanuzak dur.” Isin ehline verilmesi düsüncesi ve böylece devlet görevine alinacaklardaseçici olunmasi ile bu göreve seçilenlerle hükümdarin danisma içinde olmasi,bizi demokratik yasamda ve Kutadgu Bilig’in demokratik örgüsünde önemlibir sonuca ulastirir: yöneticilerin yardimcilarinin bulunmasi, yani gücünmutlak olmamasi. Totaliter/ otoriter ülkelerde ve mutlak hükümdarlikyönetimi altinda olan yerlerde asil olan, yöneticilerin gücünü kimse ilepaylasmamalari, kararlarini tek baslarina kimseye danismadan almalaridir. Demokrasilerde ise asil olan, devleti ilgilendiren önemli kararlarin tek kisitarafindan degil, halkin çikarlarini gözetecek kisiler tarafindan karsiliklidanisma içerisinde ve çok çesitli görüslerin uzlasmasi sonucunda alinmasidir.Kutadgu Bilig’de iste bu tür demokratik bir karar mekanizmasigörülmektedir. Hükümdar Küntogdi, eserdeki tek kisi olmadigi gibi, herkarari tek basina alan bir yönetici de degildir. Küntogdi’nin, sarayinyönetiminde kendisine yardimci olan kapicibasi, katip, asçibasi, içkicibasigibi görevlilerin yaninda bugünkü demokratik yasamda her biri bir bakanliktarafindan temsil edilen çok önemli yardimcilari bulunmaktadir. Bunlardanbazilari: vezir (basbakanlik), subasi (genel kurmay baskanligi ve millisavunma bakanligi), elçi (disisleri bakanligi), hazinedar (maliye bakanligi), kadi (adalet bakanligi), ve muhtesiptir (içisleri bakanligi ve polis/belediye teskilati). Ayrica, Yusuf bu yardimcilarin disinda bir de “hükümdara vekalet edecek kimse”den bahsetmektedir ki, vekalet makaminin o dönemde bile otomatik olmamasi gerektigini anlamaktayiz. Yusuf burada dogrudan “veliaht” veya “hükümdarin oglu” gibi vekalet edecek sahislari siralayabilirdi. Vekalet kurumunun isin ehline birakilmasi ve törelere uygun olarak islemesi gerektigi için belirli kimseler ismarlama bir sekilde vekil olarak adlandirilamaz. “Halkin huzur bulmasi ve saadetle yasamasi için, [hükümdara vekalet edecek kisinin] dürüst ve güvenilir bir kimse olmasi sarttir.” Kutadgu Bilig’de devlet isleri, hükümdarin islerinin ehli ve bilgili olanyardimcilarina danismasi ve bu danisma sonucunda alinan kararlardogrultusunda yürütülmektedir. Hükümdarin yardimcilarinin olmasi gerektigieserde sik sik karsimiza çikan bir düsüncedir. Örnegin vezir arayisinda olanKüntogdi eserin daha ilk basinda söyle düsünür: “Memleketin her isinikendim yapamam…Yardimci çok olursa, bey zahmet çekmez; onun her isiyoluna girer ve nizam bozulmaz. Bil ki her iste yardimci gerektir; beylikisinde ise kendine daha çok yardimci edinmeye bak.” Kisaca, KüntogdiKutadgu Bilig’de karsimiza mutlak hükümdar olarak çikmamakta; tamaksine, devlet islerinde basta vezir olmak üzere birçok yardimcisibulunmaktadir.Burada önemli olan bir diger konu ise, hükümdarin salt yardimcilarininbulunmasi ve hükümdarin bunlara danismasi degil, hükümdarin devletyönetiminde politik gücü, yani iktidari, bu kisilerle paylasmasidir. Gücünpaylasilmadigi ve yetkinin devredilmedigi bir rejimde, devleti yönetenlerin nekadar çok yardimcilari olursa olsun demokratik degerlerden söz edilemez.Iste Kutadgu Bilig’de hükümdar ile vezirleri arasindaki geçen konusmalardadevlet islerinin bizzat vezirlere devredildigini görüyoruz. Zaten Küntogdi’niniyi vezirler aramasi ve bu makama aday olanlari bizzat kend isinin sinamasi,bu nedenden dolayidir; hükümdar devlet islerini teslim edebilecegi bilgili vegüvenilir yardimcilar aramaktadir. Kutadgu Bilig’de görüyoruz ki: “Hükümdar Ögdülmis’i takdir etti ve ona itimat ederek, bütün isleri onuneline birakti.” Hükümdar, her isi kendisinin yapabilmesi için ne yeterlizamani ne de bilgisinin oldugunun ayrimindadir. Devleti temsil eden en üstmakam hükümdarlik olmakla birlikte, yönetimdeki önemli isler vezir ve digergörevliler tarafindan yerine getirilmektedir. Ögdülmis, hükümdara söyleseslenir: “[Hükümdardan] sonra, onun yerine, hareket ve söz ile memleketehükmeden insan vezirdir.” Küntogdi da vezirinin bu sözlerini onaylayarak“Sen benim gözüm ve kulagimsin, sen gör ve isit; uygunsuz ne görürsen, onuöyle birakma, düzelt” der. Bu gücün paylasimi ve yetki devri konusunda önemli bir nokta da,Kutadgu Bilig’de makamlarda bulunanlarin faniliginin vurgulanmasi ve“görev degisimi” için sürekli yeni insanlarin yetistirilmesine önemverilmesidir. Bu bir nevi bugünkü devlet yönetiminde görülen bürokratik yapive kadrolarin olusturulmaya çalisilmasidir. Örnegin Küntogdi, Ögdülmisyasiyor olmasina ragmen yeni bir vezir bulma telasina düsmekte ve bu nedenle Odgurmis’i saraya davet etmektedir. Küntogdi Ögdülmis’e söyleseslenir: “Senin gibi daha baska biri bulunmus olsa idi, senden önce veyasenden sonra ayni yolu takip etmis olurdu.” Ögdülmis de bu görüsübenimser ve hükümdari söyle yanitlar: “Ne kadar çok olursa olsun, memleketisine yardimcilar ara; memleket böyle tanzim edilir.” | |
| | |
| | #2 |
| .ஐ ignorance is bliss ஐ. ![]()
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | b. Yöneten-Yönetilenler Arasindaki Iliskiler: Demokratik yasamin önemli bir unsuru olan gücün sinirlandirilmasiniyukarida ele aldik. Ancak, dikkat edilirse, bu genel olarak “yönetenler” ileilgilidir ve demokratik bir yasam için gerekli olmasina ragmen, yeterli kosuldegildir. Yönetenler ne kadar bilgili olurlarsa olsunlar, ne kadar seçimle vehalkin destegiyle is basina gelirse gelsinler, birbirlerine ne kadar anlayisladavranirsa davransinlar, demokratik yasamin belirleyicisi yönetenler ileyönetilenler arasindaki iliskinin niteligidir. Demokratik rejimlerin,yönetenlerin yönetilenlerin haklarini hiçe saymalari sonucunda oligarsiye,kaosa veya mutlakiyete dönüsebilecegi siyaset biliminin siklikla isledigi birkonudur. Bu nedenle, Kutadgu Bilig “demokratik bir devlet yapisiöngörüyor” savinda bulunurken, yönetenler ile yönetilenler arasindakiiliskilerin nasil düzenlendigine de bakmaliyiz. Kutadgu Bilig’in yöneten-yönetilen iliskisinde vurguladigi iki özellik,bizi bu eserin demokratik yapisi konusunda ikna etmektedir: Bunlardan biri,sadece yönetenlerin degil, yönetilenlerin de haklarinin olmasi; digeri ise,yönetenlerin toplumsal düzeni korku üzerine degil, adalet, sevgi ve anlayisüzerine kurmasi gerektigidir. Bu konulari sirasiyla ele alalim.Demokratik bir devlette yöneten- yönetilen iliskisinde esas, karsiliklihak ve yükümlülüklerin olmasidir. Kutadgu Bilig’de hükümdar ile vezirlerive Odgurmis arasinda geçen konusmalarda tekrar tekrar bu konu elealinmistir. Örnegin, Ögdülmis hükümdara su hatirlatmada bulunur: “Kullarüzerinde beyin o kadar hakki var da, beyler üzerinde kullarin hakki yokmudur.” Aslinda yöneten-yönetilen arasindaki bu tür iliski, KutadguBilig’in yazilmasindan yaklasik alti yüz yil sonra Avrupa’da “toplumsözlesmesi” (social contract) kurami olarak ortaya çikacaktir. Buna göredevletin varligi yöneten-yönetilen arasinda yapildigi varsayilan anlasmadaaranmalidir. Örnegin Thomas Hobbes, dogal halde (state of nature) yasayaninsanlarin birbirlerinin düsmani olacagini, toplumsal düzen ve yasamgüvenligi olamayacagini ve bu nedenle insanlarin bazi haklarindanvazgeçerek devleti (Leviathan) yarattiklarini öne sürmüstür. Iste bu tür biryaklasimi, Hobbes’dan çok önceleri Yusuf’un dile getirdigini görüyoruz. Kutadgu Bilig, yöneten-yönetilen arasindaki karsilikli temel hak veyükümlülükleri siralamistir. Ögdülmis hükümdara “[halk] üzerinde senin üçhakkin var” diyerek söyle devam eder: “Birincisi halk senin emirlerinehürmet etmeli ve bu emir ne olursa olsun, onu derhal yerine getirmelidir.Ikincisi hazine hakkini gözetmeli ve bunu vaktinde ödemelidirler. Üçüncüsüsenin dostuna dost ve düsmanina düsman olmalidir.” Yönetenlerin buhaklari, bugün bütün demokratik devletlerde görülen yönetilenlerin, kanunauyma, vergi verme ile ülkeyi iç ve dis düsmanlara karsi savunmayükümlülüklerinden baska bir sey degildir. Yönetilenlerin haklarina gelince,Ögdülmis hükümdara söyle seslenir: “[Halkin] senin üzerinde üç hakkivardir; bunlari öde ve onlari zorluga düsürme. Bunlardan biri memleketinde gümüs temiz kalsin, onun ayarini koru. Ikincisi halki adil kanunlar ile idare et; birinin digerine tahakküme kalkismasina meydan verme, onlari koru. Üçüncüsü bütün yollari emin tut; yol kesici ve haydutlarin hepsini ortadan kaldir.” Bu haklarin bugün ekonomik, siyasi ve sosyal haklar ile can güvenligi ve yasam hakki gibi insan haklarina karsilik gelmesi ilginçtir. Büyük bir ileri görüslülükle Yusuf, ekonomik düzenin saglanmasi, esitlik ve genellik ilkeleri dogrultusunda adil kanunlar yapilarak insanlar arasindaki iliskilerin düzenlenmesini ve onlarin can ve mal güvenliklerinin saglanmasini istemektedir. Kutadgu Bilig’de yöneten- yönetilen iliskisinde önemli bir konu bukarsilikli hak ve yükümlülüklerin nasil yerine getirilecegi, bu süreçteiliskilerin niteliginin ne olacagidir. Bu konuyu açiklarken Yusufyönetilenlerin haklarini bir adim daha ileri götürmüs ve yönetenlerin halka“iyi davranmasi” gerektigini tekrar tekrar hatirlatmistir. Örnegin Odgurmis,hükümdara söyle salik verir: “Ey kudret sahibi, sen kötülük yapma; sözünleve hareketinle her vakit iyilik etmeye çalis.” Kutadgu Bilig’de bu iyilik yapma ve kötülükten kaçinma düsüncesisıklıkla, yönetenlerin zalim olmamasi ve halka zulüm yapmamasi gerektigitartismasinda belirir. Örnegin Odgurmis, hükümdarin yaninda çalismasi içinkendisini zorlayan Ögdülmis’e söyle seslenir: “Istemekle alinamayacak seyizorla isteme; aramakla bulunamayacak seyi zorla arama.” Ögdülmis dehükümdara zor kullanmaktan kaçinmasi gerektigini sürekli hatirlatarak “zalimolma” diye uyarida bulunur. Bu görüse katilan hükümdar, Ögdülmis’e söylekarsilik verir: “zalimin eli halk üzerinden uzak olsun.” Aslinda KutadguBilig’e göre yönetenler, yönetilenler üzerinden baski ve zulmü kaldirdiklarioranda basarilidirlar ve nerede zulüm görmüs birisi varsa onu bu zulümdenkurtarmaya çalismalidirlar. Odgurmis’a hükümdar mektup yazarak söyle der:“eger zulüm görmüs isen, bana gel; bu dert ve endiseni bana anlat.” Baskive zulmüm ortadan kaldirilmasi dogal olarak demokratik devlette insanlaringüven içinde yasamasina yol açacaktir; sürekli korku içinde yasayaninsanlardan olusan bir toplumda demokratik degerlerden bahsedilemeyecegiaçiktir.Yönetenler sorumluluklarini yerine getirmezse ne olacaktir? KutadguBilig’de yönetilenlerin ayaklanmasi konusunda dogrudan herhangi bir ifadeyoktur. Hatta genel olarak, insan “dürüst olmali ve memlekete sadik kalmali;karisiklik günlerinde kendisini iyice gözetmelidir.” Ancak, tipki toplumsözlesmesi kuraminda yasam hakkinin devlete devredilmedigi ve gerektigindesözlesmenin degistirilebilecegi düsüncesinde oldugu gibi, Kutadgu Bilig’dede yöneten-yönetilen iliskilerinin gözden geçirilebilecegi ve yönetenleriniktidardan uzaklasabilecegi düsüncesi karsimiza çikar. Kutadgu Bilig’e göreöncelikle yönetenler iyi olmali, zulüm etmemeli ve yükümlülüklerini yerinegetirmelidirler. Ancak ondan sonra, halk görevlerini yapacak ve yönetimesadik kalacaktir. Bu yaklasim Kutadgu Bilig’de, yönetenler nasil davranirsahalkin da o sekilde davranacagi seklinde karsimiza çikar. Beyler hareketlerini“temiz ve dogru” tuttugu ölçüde, halk da böyle olacak; beyler kanuna uydugusürece, halk da uyacak; beyler zalim ve kötü old ugu zamanlarda halk da iyiyoldan ayrilacaktir. Bu nedenle, Odgurmis hükümdara su ögüdü verir: “Bubeyler bastir; bas nereye giderse, onu takip eden bütün insanlar da onauyarlar. Sen kendi hareketini dogrult, tavrini düzelt; halkin hareketikendiliginden düzene girer.” Eger yönetenler bu sekilde davranmaz ve insanlara zulüm yaparlarsa, ozaman iktidarlari çok uzun sürmeyecektir. “Zalim adam uzun müddet beyligesahip olamaz, zalimin zulmüne halk uzun süre dayanamaz.” Hükümranliginsonu Kutadgu Bilig’de, zulüm altinda ezilen halkin dogrudan saray baskiniveya ayaklanmasiyla degil, ki bu Türk-Islam devlet geleneginde görülmez,dogal bir süreç olarak, zulüm altindaki insanlarin yükümlülüklerini yerinegetirmemesi sonucu devletin her alanda zayiflamasiyla ortaya çikacagibelirtilir. Ögdülmis hükümdara zulmün “memleketi harap edecegini”hatirlatir ve söyle der: “Zulüm yanar atestir, yaklasani yakar. Kanun ile ülkegenisler ve dünya düzene girer; zulüm ile ülke eksilir ve dünya bozulur.Zalim zulmü ile birçok saraylari harap etmis ve sonunda kendisi açliktanölmüstür.” c. Bilgi ve Bilimsel Metot: Demokrasi ile özgür bilim ortami birbirine sıkı sıkıya baglidir; birininolmadigi yerde digerini bulmak olasi degildir. Ancak bu nokta, demokratikdevlet tartismalarinda genelde göz ardi edilmektedir. Demokratik devletbilgiye ve bilime yeterli önemi vermelidir ki, yukarida saydigimiz degerler vekurumlar toplumda yesersin, tutunsun ve gelissin. Eserin adindan daanlasilacagi gibi, Kutadgu Bilig’de öncelikle bilgi ve bilime önem verilmis,bilginin herseyin basi olacagi savunulmustur. Ögdülmis’in akli, bilgiyi veanlayisi temsil etmesi, eserin büyük bir bölümünün Ögdülmis’indiyaloglarina ayrilmasi bir rastlanti degildir. Aslinda bilgi Yusuf’a göre,insani diger varliklardan ayiran temel niteliktir: “Insan dedigin bilgili ve akilliinsandir; onun disindakilerin hepsi de hayvan gibidir. Sen ya bilgi bil, insanol ve kendini yükselt yahut hayvan adini al ve insanlardan uzaklas.” Islaminancina göre, insanin yaratiklarin en iyisi olarak yaratildigi hatirlanirsa (kiAllah bütün meleklerden Adem’e secde etmelerini istemistir) ve ilk ayetin“oku” oldugu göz önüne alinirsa, Yusuf’un bu düsüncesinin, yani insaninokudugu ve bildigi oranda insanlasacagi ve yaratilis amacini yerinegetireceginin ne kadar yerinde oldugu anlasilir. Yusuf da söyle der zaten: “Tanri bu alemi yaratmadan önce, Levh ile kalemi yaratmistir. Kulun neleryaptigini melek yazar, sonra Tanri yarin o isi sorar.” Burada vurgulanmasi gereken, bilginin eserde sadece teorik (Platonik)olarak övülmesi degil, toplumsal sorunlarin çözümünde bilginin uygulanmasidüsüncesidir. Diger bir deyisle, Yusuf bilimsel yöntemi (metodu)savunmaktadir. Herhangi bir konuda bir kanaatin veya bir görüsündogrulugunun denenmesi çesitli yöntemlerle olabilir. Bu konuyu 1877’de elealan Charles S. Peirce, o güne kadar uygulanan üç yöntemden bahseder vebunlarin olumsuzluklarini açiklayarak yeni bir yöntemin, bilimsel yöntemin,benimsenmesini salik verir. Tarihsel olarak uygulanan bu üç yöntem,görmezden gelme, otorite, ve öncüller yöntemidir. Buna göre herhangi birsorunla karsilastigimizda, ya onu görmezden gelir, ya belirli bir otoritenin(siyasal otorite gibi) bize ne yapmamiz gerektigini söylemesini bekler veyadaha önce kabul edilmis temel ilkelere göre hareket ederiz. Dikkat edilirse buüç yöntemde de kisi, herhangi bir sorunun çözümüne yönelik bilinçli birharekette bulunmamakta, o konu üzerindeki kanaat ve düsüncelerinindogrulugunu dogada kendi disinda olusmus, kendi kontrolü altinda olmayannesnel gerçeklerle sinamamaktadir. Ancak bilimsel yöntem bize bu olanagiverir. Bu yöntemin gelismesi toplumda özgür arastirmaya olanak verendemokratik degerlerin varligiyla olacaktir. Bir kere yerlestikten sonra da buyöntem, demokratik degerlerin korunmasini ve daha da gelismesinisaglayacaktir. Iste Yusuf bu yöntemi aslinda Peirce’dan sekiz yüz yil önceaçiklamaktadir: Hükümdar söyle der Ögdülmis’e “Bütün kördügümler bilgiile çözülür; bilgi bil, anlayisli ol, akil ile yasa.” Ögdülmis de aklin tarifinisöyle yapar: “Aklin hareketi dogru ve itibari büyüktür. Nereye eli dokunursa,orasi düzelir. Keskin gözlü ve uzak görüslüdür; hangi ise el uzatirsa, ayaginisaglam basar. El sürdügü is ne kadar bulanik olursa olsun, süzülmüs saf birhale gelir; ne kadar ters dügüm varsa, bir bakisla onu çözer. Islere sagdan,soldan, önden, arkadan, her cephesinden bakar; hal çaresini ve zamaninibilir.” Akibeti temsil eden Odgurmis bile hükümdara söyle seslenir: “Eymemleketin basi, ey iktidar sahibi, sen her iste önce bilgiyi tatbik et. Her türlüisi bilgi ile isle; her güzel is bilgi ile meydana gelir.” Bu nedenle, Kutadgu Bilig’de yönetenlerin akilli ve bilgili kisilerolmasi gerektigi vurgulanmistir. Yusuf’a göre, bilginin degerini ancak bilgiliinsanlar takdir edecek ve böylece ülke sorunlarinin çözümünde bilgiyebasvuracaklardir. “Isi akilli insanlar basarirlar; akilsiz kimseleri isten uzaktutmalidir.” Ögdülmis hükümdara söyle seslenir: “Bey bilgili ve akilliolmalidir. Beyler bilgi ile halka bas oldular ve akil ile memleket ve haklinisini gördüler. Bey adi bilig kelimesi ile ilgilidir.” Kasgarli Mahmut veYusuf Has Hacib gibi arastirmacilari yetistiren Karahanli devletinin kültüreve bilgiye verdigi önemi Kutadgu Bilig’de açikça görüyoruz. Memlekettedüzenin, toplumsal huzurun siddetle ve askeri güçle degil, bilimlesaglanabilecegi en çok vurgulanan noktalardan biridir. Bu, yukaridabelirttigimiz gibi, yöneten- yönetilen iliskilerinde baski ve zulmün degil, bilgive bilimin esas alinmasi gerektigini anlatmaktadir. Yusuf söyle der:“Memleketi alan onu kiliç ile almistir; memleketi tutan onu kalem iletutmustur. Bir memleketi kiliç ile derhal ele geçirmek mümkündür; fakatkalem olmayinca, insan onu elinde tutamaz.” Kutadgu Bilig’in isminden de anlasilacagi gibi, kut (yani refah vemutluluk) ile bilgi dogrudan iliskilidir. Bilgili yöneticilerin basa gelmesi vedevlet yönetiminde bilime basvurulmasiyla, Yusuf toplumda sadece düzen vehuzur olmayacagini, ayni zamanda toplumun refaha ulasacagini,zenginlesecegini vurgulamaktadir. Diger bir deyisle, bilgi toplumsal düzeni,toplumsal düzen de beraberinde refahi getirecektir. Bu refah sayesinde dedevlet gücüne güç katacaktir. “Kim hakim ve bilgili bir bey olmus ise,memleketini tanzim etmis ve halki zengin olmus; halkin zenginliginikendisine kalkan yapmistir.” Ögdülmis kiliç ile kalem arasindaki iliksiyihükümdara anlatmaya söyle devam eder: “Kiliç memleket zapt eder ve zaferkazanir; kalem de memleket tanzim eder ve hazine toplar. Kiliç kandamlatirsa memleket alir; kalemden mürekkep damlarsa, altin gelir.” Aslinda kut ile bilgi arasindaki iliski, bir devletin demokratik devletolma niteligini kazanmasinda önemli olan gelismeye, ilerlemeye, dinamizmede isaret etmektedir. Animsanacagi gibi saadeti temsil eden Aytoldi KutadguBilig’de kendini hükümdara söyle tarif eder: “insanlar kendi aralarinda benidönek diye kötüler, dururlar. Halbuki dönekligim benim için bir kusurdegildir; ben kendime daima yeni ve taze seyler seçerim. Bütün eskimisseyler yipranmis olur; yipranmis seylere tahammül etmek insana sikinti vetiksinti verir. Gelirim, giderim; ileriye dogru yürürüm; dünyayi dolasirim,benim için yer-yurt yoktur.” Iste refah ve mutluluk bu oranda degisken vedevingense, bilgi ve bilimin de onlari yakalayabilmesi için sürekli gelismesi,iyiyi, güzeli ve yeniyi aramasi gerekir. Bu arayis toplumda özgür arastirmaortaminin olusmasini saglamakla kalmayacak, egitimin gelismesine vetoplumsal dinamizmin artmasina neden olacaktir. Ögdülmis aklin tarifiniyaparken bu noktaya deginir: “[akil] kaçana yetisir, uçani yakalar, kirigi sararve bozugu düzeltir.” Böylece, bilgiye önem verilmesi ve bilimsel yöntemin toplumdauygulanmasiyla, toplumun ilerlemesinin önü açilmaktadir. Asagida laikdevleti ayrintisiyla ele alacagiz. Ancak burada bir parantez açip KutadguBilig’deki bilgiyle din iliskisine dokunmak, demokratik devlet-laik devletiliskisini göstermek açisindan yararli olacaktir. Bilimsel yöntemde yukaridabelirttigimiz gibi herhangi bir kanaat veya düsüncenin dogrulugununsinanmasi, bilimin verilerine ve bunlar dogrultusunda olusan gerçeklere göreyapildigi için, insanlarin batil inanç ve söylentilerden kurtulmasi ve dininiögrenip yükümlülüklerini hakkiyla yerine getirmesi açisindan önemlidir.Hükümdar Küntogdi, Odgurmis’a söyle seslenir: “Ibadet etmek için, önceçok bilgi edin, bilgisiz ettigin ibadetten fayda gelmez. Bilgi ile yapilanibadetin sevabi çoktur; bilgisiz kimse ibadet ederse, sevap kazanamaz.Bilgisizin ibadet ile mesgul olmasindan, bilgilinin uyumasinin sevabi dahaçoktur.” Ögdülmis de Odgurmis’a bilim adamlari (alimler) hakkinda sunlarisöyler: “Onlarin ilmi halkin yolunu aydinlatir; bu dinin diregi gerçektenbunlardir.” 2. Laik Devlet: Kutadgu Bilig’deki ideal devletin bir niteligi de laikliktir. Laiklik, endar anlamda, devlet ile dinden birinin digerini kontrolü altina almamasidir. Demokratik bir devlette hersey yolunda gittigi sürece insanlarin huzur verefah içinde yasayacagi düsüncesiyle, laikligin bazen “din ve devlet islerininbirbirinden ayrilmasi” seklinde tanimlandigi görülür. Bu tanim yanlisolmamasina ragmen eksik ve yanilticidir; önemli olan birinin digerini kontrolaltina almamasidir. Bir taraftan, devlet ve din arasinda belirli bir iliski veetkilesim olacaktir. Diger taraftan, çogulcu bir toplumda, belirli dinler veyamezhepler arasinda çatisma çiktiginda, diger bir deyisle din zorluklarlakarsilastiginda, olaya devlet müdahale ederek bir grubun diger grubuezmesine engel olacaktir. Çogulcu toplumlarda asil olan, devletin her grubaesit mesafede durmasidir. Iste Kutadgu Bilig’de, normal demokratik düzeninislemesi durumunda devlet ve dinin birbirini kontrol altina almamasi gerçegiile aralarindaki temel iliskilerin vurgulandigini; ancak, olumsuzlukdurumunda devletin dini konularda yardima hazir oldugunu görmekteyiz. |
| | |
| | #3 |
| .ஐ ignorance is bliss ஐ. ![]()
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Din-Devlet Iliskisi: Laiklik, din ile devletin birbirinden tamamen kopuk yasamasi olarak daalgilanmamalidir. Asil olan, devlet ve dinin birbirini kontrol etmemesi vedevlet ile din adamlarinin yukarida açikladigimiz etik degerlere göre hareketetmesidir. Ancak bu, devlet ve din arasinda hiçbir iliski olmadigi vebirbirlerini etkilemedigi anlamina gelmez. Devlet adamlari dini degerlerdenetkilenecegi gibi, toplumun din konusunda çatismaya sürüklenmesidurumunda devletin de topluma müdahale etmesi dogaldir. Kutadgu Bilig’debu nokta birçok açidan vurgulanmistir. Öncelikle, yukarida hikayesel gelisimine degindigimiz gibi, eserdekisiler arasinda düsünce alis- verisi ve özellikle din adaminin devlet adaminaögütlerde bulunmasi dikkat çekicidir. Yusuf burada, din adaminin her nekadar devlet islerine karismamasi gerektigini açikça belirtse de, toplumsaldegerlerin devlet adamlarina bazi konularda isik tutmasini yadirgamaz, hattagerekli görür. Örnegin, asagida ele alacagimiz gibi, Islam’in sosyal adalete veyardimlasmaya verdigi önem devletin “sosyal devlet” olmasina, yöneticileriniyi ve adil olmasina verdigi önemse devletin “hukuk devleti” olmasinayönelik önemli katkilarda bulunur. Iste eserde Odgurmis, Küntogdi veÖgdülmis’e dini konularda ögütler vererek onlari, halka iyi davranmalari,muhtaçlara yardim etmeleri ve adil kanunlar koymalari gibi konularda uyarir.Dinin dogrudan devlet islerine karismasi yerine, devleti yönetenlerinvicdanlarina seslenerek, toplumsal degerlerin devlet yönetimine en dogru veen etkin sekilde yardimci olmasi amaçlanir. Yukarida degindigimiz gibi, ikikere Odgurmis’a mektup yazarak kendisini resmen devlet görevi almayaçagiran Küntogdi, bu konuda basarili olamayinca hiç olmazsa bu zahidinsaraya gelerek ögütlerde bulunmasini rica eder; “Bana gelsin, ögüt ve nasihatversin; sonra tekrar yerine dönüp, kendi isi ile mesgul olsun” der.Odgurmis bu teklifi severek kabul eder. Çünkü hükümdar zorlamaktanvazgeçmekte ve din-devlet iliskisinde iyi niyetle hareket etmek istemektedir.Kendisini almaya gelen Ögdülmis’e söyle seslenir Odgurmis: “ben bugün onuziyaret ederim. O benden bir fayda bekledigi için, bundan önce ben onagitmedim. Simdi o bundan vazgeçti ve dogru yola girdi; ben de bu yolagiriyorum; onun arzusunu yerine getirecegim; emin ol.” Din-devlet iliskisinde önemli bir ikinci nokta, devletin din konusundakisorunlara müdahale etmesidir. Laikligin din ve devlet islerinin birbirindenayrilmasi seklinde tanimlanmasinin yaniltici olduguna deginmistik. Dogalolarak, toplumda huzursuzluk yasanmasi durumunda devletten bu konuyatamamen seyirci kalmasi beklenemez. Laiklik genis anlamda, ve özellikleçogulcu toplumlarda, devletin çesitli dini görüs ve topluluklara ayni uzakliktadurmasi ve birini digerlerine ezdirmemesi, onlari koruyup kollamasidir. Buamaçla devletin zaman zaman topluluklar arasi iliskilere müdahalesigerekebilir. Diger bir deyisle, din ve devletin birbirini kontrol etmemesiesastir; ancak aralarindaki hassas denge, dini çatismalarin devlet ve toplumdüzenini yikmamasi için, devletin sorunlu zamanlarda aktif bir görevüstlenerek dini huzursuzluklara müdahalesini gerektirebilir. Iste KutadguBilig’de Ögdülmis ve Küntogdi’nin Odgurmis’in saglik durumuylailgilenmesi bu sekilde yorumlanabilir. Bir habercinin Odgurmis’inhastalandigi haberini getirmesiyle, Ögdülmis derhal kendisini ziyaret eder.Küntogdi da Ögdülmis’in ziyaretini yerinde bulur ve hatta Odgurmis’inyaninda neden daha uzun bir süre kalmadigina çikisir: “Ona kim hizmet eder,hastaligina kim bakar; o hasta- hasta yalniz basina nasil orada kalir. Niçinorada bir müddet kalmadin; onu kime emanet ettin de, bu halde biraktingeldin.” Bunun üzerine Ögdülmis ikinci kez Odgurmis’i ziyaret eder;ancak artik çok geçtir, Odgurmis ölmüs ve müridi Kumaru tarafindangömülmüstür.Eserde hem Odgurmis’in ölmesi hem de ardinda Kumaru’yu birakmasiüzerinde durulmasi gereken konulardir. Odgurmis’in ölmesi, fakat Küntogdiile Ögdülmis’in hala yasiyor olmasi, Yusuf’un devlet yönetiminin esas olarakadalet ve akla dayanmasi gerektigini vurguladigi seklinde yorumlanabilir. Bu ise laikligin eserdeki bir diger isaretidir; her ne kadar devlet ve dinkarsilikli iliski halindeyse de, devlet yönetiminde dinin asil unsur olmasibeklenemez. Bir diger nokta ise, Odgurmis’in arkasinda Kumaru’yubirakmasidir. Eserde dine verilen önem eksilmemis, zahit ardindan gelecekkisiyi bizzat yetistirmis ve böylece dinin sürekliligini saglamistir. Aynizamanda, Yusuf’un gelisim ve degisimi vurguladigi da öne sürülebilir. TipkiAytoldi’nin ölüp yerine kendinden daha akilli Ögdülmis’i biraktigi gibi,Kumaru’nun da Odgurmis’tan daha bilgili olmasi ihtimali vardir. Böylece,devlet kurumlarinin geliserek degismesi, Yusuf tarafindan dinde de olumlu vegerekli görüldügü söylenebilir. Sonuç: Kutadgu Bilig’in devlet felsefesini inceledigimiz makalenin bu ilkbölümünde önemli sonuçlara ulasmis bulunmaktayiz. Öncelikle, bugünekadar eser üzerinde yapilan incelemelerde önemli bir metot hatasi yapilmistir. Bu incelemelerin yüzü hep geriye dönük olmus; Yusuf’un hangi filozoflardanetkilenmis olabilecegi ve Kutadgu Bilig’in Çin, Hint ve Iran kültürlerindenhangisinin etkisi altinda yazilmis olabilecegi tartisilmistir. Yapilan birçokhatanin yaninda bu tartismalarda elestirilmesi gereken asil nokta, butartismalarin bizi eserde üzerinde durulmasi gereken temel konudanuzaklastirdigidir. Aslinda Kutadgu Bilig’in ana mesaji ileriye yöneliktir ve buaçidan bakildiginda eserin bize bir Türk-Islam devletinin temel fels efesiniverme amaci güttügü ortadadir. Kutadgu Bilig, demokratik laik ve sosyal birhukuk devletini isaret etmektedir. Yukaridaki incelememizde bu degerlerden demokrasi ve laikliküzerinde durduk. Politik yasamda gücün sinirlandirilmasi, yöneten veyönetilenler arasindaki iliskilerin ayrintilariyla ele alinmasi, bilgiye ve bilimeönem verilmesi eserde demokratik bir devletin savunulduguna isaretetmektedir. Bunun yaninda, din ve devlet islerinin birbirini kontrol etmemesi,devlet adami etigi ile din adami etigi arasinda bir ayrim yapilmasi ve din iledevlet iliskilerinin nasil düzenlenmesi gerektigi konusundaki açiklamalar daYusuf’un daha o günden laik bir devleti savundugunun kanitidir. Doç. Dr. Nejat DOGAN Erciyes Üniversitesi, Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesi |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |