Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > FARKLI DÜNYALAR > Türk Dünyası Ve Kültürü

Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 08-02-2008, 16:01   #1
.ஐ ignorance is bliss ஐ.
 
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557
Boramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un Çılgını
turkey Osmanlı'da 'Donanma' adı verilen şenliklerinde, 'Kabak Oyunu , Kabak Oyunu Hakkında



Osmanlı'da 'Donanma' adı verilen şenliklerinde 'Altın topa ok atma' ya da... 'Kabak oyunu'

Bir zafer kazanılması sultanın tahta çıkması ya da bir şehzadenin sünnet olması gibi olayların şerefine düzenlenen ‘donanma’ adlı şenliklerde ‘kabak oyunu’ da bu tür şenliklerde gözdesi olarak öne çıkardı...
Mutlu Özgen ‘Altın topa ok atma’ diye de adlandırılan ‘Kabak oyunu’nu anlattı Popüler Tarih okurlarına...
Osmanlı’da okçuluk faaliyetleri; hedef vurma (puta atışı) cisim delme (darp vurma) ve mesafeye atma (menzil atışı) gibi değişik disiplinlerde gerçekleştirilmekteydi. Hedef okçuluğu çevresinde değerlendirilebilecek olan ‘kabak okçuluğu’ ise binicilik becerisi gerektiriyordu.
15 ve 17. Yüzyıl’da Osmanlı’da bir gösteri sporu olarak kabul edilen kabak oyunu hünerli binici yetiştirme eğitiminde çeşitli nedenlerle düzenlenen şenliklerde ve eğlenceli bir oyun olarak seferlerde ordunun moralinin yükseltilmesinde önemli bir yer tutmuştur.
Osmanlı şenliklerinde kabak oyunu gerek oyunun sergilenmesi gerekse işlevleri açısından özel bir yer teşkil ediyordu. Kabak oyunu Osmanlı şenliklerinde iki temel işlevi temsil etmekteydi: Bir kere kabak oyununun heyecan verici dinamik özelliği; toplumun her kesiminden şenliklere katılan insanların bir araya gelerek yakınlaşmasına dayanışmasına ortam hazırlamaktaydı.
Kabak oyunu seyirciyi gündelik hayatın dışına çıkararak; özgür bir alan oluşturmakta bu özgür alanda oyun bireylerin ve toplumun yenilenmesi yeniden canlanması gibi önemli bir işlevini yerine getirmekteydi.
Osmanlı özellikle savaş yenilgilerinden ve doğal afetlerden sonra bu olayların kamuoyundaki çöküntülerini unutturmak için kabak oyununa şenliklerinde sıkça yer verirdi.



Örneğin; “Fatih Mehmed’in 1450’de sonuçsuz kalan Akçahisar kuşatmasının başarısızlığını örtmek için Edirne’de Sitt Hatun ile evlenişi parlak bir düğünle kutlanmıştır. Bu düğünde atlı okçular at meydanının ortasına dikilen direğin üzerindeki altın topa atış gösterileri yapmışlardır”.
Kanunî Sultan Süleyman da yine başarısız bir Viyana kuşatmasından sonra dört oğlunun sünneti için 27 Haziran 1530’da düzenlediği görkemli şenlikte ordunun güvenini yükseltmek içeride ve dışarıda yenilgiyi unutturmak için sünnet töreninde atlı okçular At Meydanı’na dikilen direğin üzerindeki gümüş kabağa ok atmışlardır.
Ayrıca kabak oyununun siyasal bir işlevi olduğu da görülür: Devletin ve onun sembolü olan padişahın üstünlüğünü gerek içeriye gerekse dış dünyaya kanıtlamak için düzenlenen şenliklerde kabak oyununa ayrı bir önem verilirdi.
Bu şenliklerden biri de III. Murad’ın 1582’de oğlu şehzade Mehmed’in (III. Mehmet) sünnet düğünü için düzenlettiği şenliktir.
Osmanlı tarihinin bu en görkemli şenliğinde atlı okçular At Meydanı’nın ortasına dikilmiş direğin üzerindeki altın topa atış gösterileri yapmışlardır. 1582 şenliğinin birçok gününde kabak oyunu oynanmasının altında biraz da şenliğe katılan İran Elçisi’ne gözdağı vermek ve imparatorluğun gücünü göstermek amacı yatmaktadır.
“Altın topa ok atma” yabancı gözlemcilerin üzerinde en çok durdukları gösterilerden biri olmuştur. 1554-1562 yılları arasında İstanbul’da bulunan İngiliz elçisi Busbecq Türklerin savaş taktiklerine uygun okçuluk gösterilerinin olduğunu at üzerinde dört nala kaçarken birden geriye dönerek direğin üzerindeki topa ok attıklarını bu manevraları pek sık ve uzun müddet yaptıklarından savaşta at sırtında kaçarmış gibi görünüp geriye dönerek düşmanı okla vurmak melekesi kazandıklarını kaydetmektedir.
Elçi ya da yabancı gözlemcileri etkilemek amacı güden kabak okçuluğu faaliyetlerinin en ilginci şüphesiz III. Murad’ın (1421-1451) yabancı elçiler önünde kabağa ok atışıdır.
Bu sahneyi tasvir eden Hünernâme minyatüründe Sultan dört nala at sürerken tam direğin hizasında geriye dönmüş ve adeta atın boynuna yatmış olarak altın yaldızlı bir hedefe ok atmaktadır.
Herkes Sultan’ı izlerken elçilerin yanında bulunan devlet adamının onların tepkisini izlemeyi uygun bulması minyatürde dikkat çekmektedir. Yabancı elçiler önünde rahatlıkla kabağa ok atabilen II. Murad’ın atlı okçuluk becerisinin ardında avcılığı ve Edirne’de Mamak Köşkü önünde yaptığı kabağa ok atma idmanları yatıyor olmalıdır.
Başta kabak oyunu Osmanlı şenliklerinde yer verilen bütün etkinliklerin birleştirici ve bütünleştirici bir işleve sahip olduğu görülür...
Bir zaferin kazanılması bir kalenin düşmandan alınması sultanın tahta çıkması bir şehzadenin sünnet olması ve buna benzer nice olay Osmanlı’da ‘Donanma’ adı verilen şenliklerin düzenlenmesine yol açardı.
İşte ‘kabak oyunu’ da bu tür şenliklerde ‘çok tutulan’ bir gösteri olarak öne çıkardı.
Aslında ‘kabak oyunu’ sadece şenliklerde değil aynı zamanda sefer sırasında da konak yerlerinde uygun bir alanın ortasına ‘kabak direği’ dikilerek oynanmakta idi.
Cündilerin becerilerini korumak askerlerin de morallerini yükseltmek amacı güdülerek gerçekleştirilen bu faaliyetlerden birine Lala Mustafa Paşa’nın Kafkasya Azerbaycan ve Şirvan’a yaptığı seferde rastlanılmaktadır.
Erzurum yakınlarında çok sayıda atlının katılımıyla gerçekleştirilen oyun Gelibolulu Ali’nin Nusretnâme’sindeki 1584 tarihli bir minyatürde tasvir edilmektedir.



Bu minyatür de açıkça göstermektedir ki ateşli silahların yaygınlaşmasından sonra 16. Yüzyıl sonlarına doğru ok ve yayın ‘savaş silahı’ olma özelliğini kaybetmesine karşın kabak okçuluğu 17. Yüzyıl’ın ikinci yarısında dahi bir ‘gösteri sporu’ olarak varlığını devam ettirmiştir.
Nitekim IV. Mehmed’in 1675’te Edirne’de düzenlettiği sünnet ve düğün şenliklerinde şenlik alanına konulan ok nişangâhı üzerindeki “gümüş tası vurma yarışması” bunun en iyi kanıtıdır.
1720’de Okmeydanı’nda yapılan III. Ahmed’in şehzadelerinin sünnet şenliklerini anlatan Surnâme-i Vehbi minyatürlerinde gümüş maşrapayı direğe tırmanarak almaya çalışan canbazlar tasvir edilmektedir.
On beş günlük şenlik programında yaya ve atlı cirid at koşuları güreş gümüş maşrapa yarışmaları gibi sportif aktiviteler arasında kabak oyunu yer almamaktadır.
Vehbi’nin minyatürlerinde tasvir edilen şenliğe katılan askerlerin ellerinde sadece tüfek bulunduğu da dikkate alındığında askerî eğitimde anlamını kaybeden ve sivil tabanı da bulunmayan atlı okçuluk faaliyetlerinin dolayısıyla kabak oyununun 18. Yüzyıl başlarında ortadan kalkmış olması muhtemeldir.
Kabak oyunu ‘Kabak’ ‘Cirid’ ‘Çevgan’ veya ‘At Meydanı’ adı verilen özel spor alanlarında uygulandığı gibi mesire yerlerinde ya da herhangi bir uygun arazide direk dikilerek oluşturulan geçici mekânlarda da oynanmıştır.
İstanbul ve Kahire şehirleri kabak oyunlarının merkezi konumunda olmuşlardır. İstanbul’da atlı oyunlar için yaygın olarak kullanılan alan 16 ve 17. Yüzyıl boyunca At Meydanı idi.
1530 ve 1582 şenliklerinde kabak oyunu At Meydanı’na bir kabak direği dikilerek gerçekleştirilmiştir. 1623-1625 yılları arasında İstanbul’da bulunan Fransız konsülü Gedeyn “Le Turc”; At Meydanı’nda Türklerin çok yüksek bir gemi direğinin üzerindeki bakır gülleye at üzerinde dönerek ve çoğu kez nişan alınmadan ok atışı yaptıklarını izlediğini belirtmiştir.
Topkapı Sarayı’nın en eski ve en büyük alanı olan Gülhane Meydanı Gülhane Kasrı inşa edilinceye kadar ‘Kabak Meydanı’ olarak anılmıştır. Saray’ın Marmara Denizi’ne bakan yönünde birinci yer ile mutfakların arasındaki sur içinde bulunan ve ‘Cirid Meydanı’ da denilen bu alanda Enderun ve Birun’daki cündilerin eğitimi yapılmaktaydı…
Temel binicilik becerilerini kazanan acemi cündiler daha sonra at üzerinde tablalara vurma ve direğin tepesine bağlanmış kabağı okla vurma antrenmanlarına başlamaktaydılar.



Eski İstanbul’un en cazip spor eğlence ve mesire yerlerinden biri olan ve ‘Cirid Meydanı’ diye de anılan Kağıthane Meydanı’ında şehzadelerin sünnet ve sultanların evlenme törenlerindeki at ve yaya yarışlarıyla kabağa ok atma yarışmaları yapılmıştır. İstanbul’da kabak oyunu oynanan diğer bir alan ise Edirnekapı’daki Cirid Meydanı idi.
Osmanlı devletinin sınırları içindeki bir kabak meydanı da Edirne’de bulunmaktaydı. Evliya Çelebi 1653’te ziyaret ettiği Edirne’deki bu meydanın Yeni Saray’ın ‘Hasbahçe’ bölümüne ait geniş bir alanda olduğunu ortasında üzerinde altın top olan göklere uzanmış bir direk bulunduğunu ve bütün okçu ve silahşorların padişahın önünde altın topa ok ve tüfek attıklarını kaydeder...
Klasik dönemde Osmanlı’da iyice yaygınlık kazanan değişik okçuluk türleri ciddi hazırlık antrenmanlarını zorunlu kılmaktadır.
Yeni okçuların yetiştirilmesi yetiştiricilerin becerilerini korumaları ve halkın okçuluk heveslerinin tatmin edilmesine yönelik talepleri karşılayacak sivil ve askeri tâlimhâneler kurulmuştur.
Ordu bünyesindeki okçuların idman yaptıkları askerî talimhaneler dışında İstanbul’un çeşitli semtlerinde hedef atışları yapılan ve birer ticarethane hüviyeti taşıyan 45 kadar sivil talimhane bulunmaktadır.
Edirne ve Bursa gibi eski imparatorluk merkezlerinde de bu tür ücretli talimhaneler bulunmaktadır. Spor salonu görünümündeki sabit talimhanelerden başka açık alanlarda veya şehir dışı mesire yerlerinde hedef atış hizmeti veren ücretli gezici tâlimhâneler de mevcuttur.



Busbecq bu talimhanelerde okçuluk antrenmanlarının 7-8 yaşlarında başlayıp 10 12 yıl devam ettiğini ve böylece en küçük hedeflere dahi isabet kaydedilecek düzeye ulaştığını ifade etmektedir.
Bir talimhanedeki gözlemlerini aktaran Busbecq Türklerin tahta ayaklı bir sehpa üzerine konmuş bir kalkanın üzerindeki bir talerden daha küçük beyaz dairenin etrafına beş altı oku birbirine değmeyecek şekilde otuz kadem uzaklıktan dizebildiklerini kaydeder.
Fransız seyyah Thevenot 1655-56 yıllarına ait notlarında Türklerin ok atışlarını daha ziyade ‘hareket halinde’ yaptıklarını atlarını koşturup duvara yerleştirilmiş bir toprak kaba hayli uzaktan isabetle ok attıklarını belirtir.
Toprak ya da deri putalara at üzerinden yapılan atışların aynı zamanda kabak okçuluğuna da hazırlık teşkil etmesi söz konusudur.
III. Murad’ın düzenlettiği sünnet düğününe katılan bir İngiliz seyyahının gördüğü atlı puta atışı gösterisi tamamen kabak oyununu andırmaktadır:
“Meydanın iki başına aynı yükseklik ve uzaklıkta dörder çakıl yığını yapılıp tepelerine ağaç saplı hedefler dikildi. 50 kadar okçu sipahi bu iki öbek hedef arasında dört nala at sürerek ve tam dönüş sırasında geriye ok atarak putaları vurdular. Tirkeşlerinden ok çıkarıp gezleyip atmaları o kadar çabuk oluyordu ki gözle takip etmek hemen hemen imkansızdı. Atışları bazen sağ bazen sol elleriyle yapıyorlardı.”
Gülhane Kasrı önündeki Kabak Meydanı’nda ise Enderun ve Bîrun halkından acemilerin cündilik eğitimleri kapsamında haftanın çarşamba ve cumartesi günleri sırığın tepesindeki kabağı okla vurma çalışmaları yapılmaktaydı. Cuma öğleden sonraları da At Meydanı’nda düzenlenen cirit ve atlı okçuluk gösterilerinde keskin cündiler becerilerini sergilerdi...
Atlı bozkır kültürünün askerî ve ekonomik zorunluluklar karşısında geliştirdiği at üzerinde her yöne isabetli ok atabilme becerisi kabak okçuluğu formunda gerek askerî bir idman aracı gerekse sosyal aktiviteleri biçimlendiren eğlenceli bir oyun olarak; 15 ve 17. yüzyıllar arasında Osmanlı yaşamında önemli bir yer tutmuştur.
Ok ve yayın 16. Yüzyıl sonlarına doğru askerî alandaki önemini kaybetmesinden sonra atlı okçulara olan ihtiyacın ortadan kalkmasıyla zayıflayan kabak okçuluğu ve buna dayalı oyun bir yüzyıl kadar daha sosyal ve sportif aktiviteler içinde yer aldıktan sonra 18. Yüzyıl başlarında tarih sahnesinden çekilecektir.
Boramir!! Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kabak Kemane-Kabak Kemane Hakkında-Kabak Kemane Enstrumanı küppra Müzik Aletleri 0 09-05-2008 12:42
Kabak - Kabak Nedir? Kabak Yetiştiriciliği Naushika Ziraat Bilimi 0 04-19-2008 02:09
Kabak Kemane - Kabak Kemane Nedir - Kabak Kemane Hakkında zeynep Nedir 0 01-18-2008 19:48
kabak kustu zeynep Komik Resimler 2 07-01-2007 21:16
Kabak İle Kavak Hikayesi-Kabak İle Kavak RaiN_MaN Hikayeler & Öyküler/Masallar 0 10-29-2006 18:33


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:32 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286