![]() |
| |||||||
| Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| .ஐ ignorance is bliss ஐ. ![]()
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | OSMANLI DÖNEMİNDE MİSYONERLİK FAALİYETLERİ Misyonerlerin Osmanlı Topraklarına Gelişi Değişik etnik köken ve dini inanca sahip unsurların bir arada yaşadığı geniş topraklara sahip olan Osmanlı Devleti misyonerlik faaliyetleri için uygun bir zemine sahiptir. Zira azınlıklara tanınan geniş haklar ve yabancılara verilen kapitülasyonlar misyonerlerin faaliyetlerini kolaylaştıran faktörlerdi. Dünyanın önemli bir bölgesinde yer almasından dolayı Osmanlı toprakları en fazla göz dikilen yerler arasındaydı. Osmanlının tarihi siyasi ekonomik ve kültürel zenginliklerinden yararlanmak dolayısıyla bu toprakları ele geçirmek isteyen Batılı büyük devletler misyonerlik faaliyetlerine büyük destekler vererek onlardan yararlanmaya çalıştılar.19.yüzyıl ve 20.yüzyılın başları misyonerlik faaliyetlerinin en yoğun ve en parlak dönemidir. Bunun nedeni kapitalizmin emperyalizme dönüşmesi ve misyonerlerin de bu durumdan yararlanmasıdır. İşte bu yüzdendir ki Osmanlı topraklarındaki misyonerlik faaliyetlerini incelenirken olayın dini yönü kadar siyasi kültürel ticari ve ekonomik boyutunu da göz önünde bulundurmak gerekmektedir.Osmanlı topraklarına gelen ilk misyonerlerin özellikle İstanbul İzmir ve Kudüs gibi şehirleri merkez edindikleri dikkati çekmektedir. Buradan hareketle denilebilir ki Osmanlı Devleti’nde sürdürülen misyonerlik faaliyetlerinin bir amacı da kutsal yerleri bulmaya yöneliktir. Özellikle Kudüs’ü Müslümanların elinden kurtarmak esas gayedir. Nitekim Hz. İsa’nın bu bölgede yaşamış olması ve Haçlı seferleri sırasında pek çok asker ve komutanın bu topraklarda kalmış olması onların bölgeye olan ilgilerini arttırıyordu. Bu konuda yapılan bir başka değerlendirmeye göre Avrupa Devletlerinin Haçlı Savaşları esnasında Müslümanlar karşısında yenilmeleri onların Müslümanlara karşı misyonerlik faaliyetlerine ağırlık vermelerine sebep teşkil etmiştir.Kısacası dinlerini ve mezheplerini yaymaya ve kutsal yerleri bulmaya yönelik olarak başlayan misyonerlik faaliyetleri Osmanlı Devleti’nin gerilemesine paralel olarak 19.yüzyıldan itibaren sömürgeci Batılı büyük devletlerin emperyalist politikalarına hizmet eder hale gelmiştir. Bu yönü ile Osmanlı topraklarında faaliyet gösteren misyonerler Batılı ülkelerin Osmanlı ile olan ‘Şark Meselesi ’ni halletmelerinde araç olarak kullanıldılar. Esasını Osmanlı’yı yıkarak mirasını paylaşmak oluşturan ‘Şark Meselesi’nde Batılıların takip ettikleri politikalardan birisi içerdeki Hıristiyan azınlıkları Devlet’ten koparmaktı. Bunun için en fazla misyonerlik faaliyetlerinden yararlanıldı. 19.yüzyıla gelindiğinde sömürgeciliğin de gelişmesiyle Osmanlı toprakları Batılı ülkelerin çıkar mücadelelerine sahne oldu. Bu dönemde Anadolu Boğazlar Ortadoğu Petrol Bölgesi Akdeniz çevresi ve Makedonya gibi dünyanın jeopolitik ve jeostratejik bakımdan önemli bölgelerine sahip olan Osmanlı Devleti batılı devletlerin göz diktikleri bir alandı. Bundan dolayı bölge daha çok İngiltere Fransa Rusya ve Avusturya arasında görülen mücadelelere sahne oluyordu. Bölgedeki nüfuzunu arttırmak isteyen ülkeler misyonerlik faaliyetleri ile kendilerine yandaş gruplar oluşturmak istiyorlardı. Değişik tarihlerde Osmanlı ülkesine gelen misyonerler yaptıkları çalışmalar sonrasında Müslüman ve Yahudiler arasında fazla etkili olamadıklarını anlayınca bütün mesailerini ülkedeki Hıristiyan azınlıklar üzerinde yoğunlaştırdılar. Onları bir yandan kendi mezheplerine kazandırmaya çalışırlarken diğer yandan da verdikleri eğitimle millî duygularını uyandırarak Osmanlı’dan koparmak için uğraştılar. Başlangıçta Rum ve Ermeni ve Yahudiler üzerinde oynanan oyunlar daha sonra Bulgar Arap Kürt ve Nasturi gibi diğer unsurlara yönelik olarak devam etti.Katolik Misyonerlerin Faaliyetleri Osmanlı topraklarına gelen ilk misyonerler Katoliklerdir. Fransız olan bu misyonerler hem Hıristiyanlığı yaymak hem de İstanbul’daki azınlıkların eğitimi ile ilgilenmek üzere 16.yüzyılın sonlarına doğru bölgeye geldiler. Osmanlı Devleti ile Fransa arasındaki iyi ilişkilerden yararlanan Katolik misyonerlerinin bir amacı da Roma ve Bizans kiliselerini birleştirmektir. Cezvitlerle(Cizvit) başlayan eğitim ve öğretim faaliyetleri sonunda 1583’te İstanbul’da St.Benoit isimli Fransız okulu açıldı. Cezvitlerden başka Katolikliğin diğer tarikatları olan Fransisken Dominiken Kapuçin ve Frerler rahip ve rahibeleri de Osmanlı ülkesine gelmeye başladılar ve çoğu kendi isimleriyle anılan St.Joseph St.Michel St.Louis ve Notre Dame de Sion gibi okullarını açtılar..Cezvit ve Fransiskenlerin en yoğun olarak faaliyet gösterdikleri yerler İstanbul İzmir Halep Suriye Filistin Mısır Irak Kıbrıs ve Orta Yunanistan’dı. Papalık’ın desteğini alan ve kapitülasyonlardan yararlanan misyonerlerin faaliyetleri ile 17. yüzyıldan itibaren ülkedeki Katolik propagandası gittikçe artmaya başladı.Salname ve Misyon Raporları’ndan yapılan derlemelere göre Birinci Dünya Savaşı öncesinde Fransız Katoliklerinin Asya Türkiye’sinde açtıkları okullarının sayıları şöyledir: Sivas Tokat Amasya Ş.Karahisar Kayseri Adana Beyrut Sayda Lübnan Havran gib i yerlerde Toplam 37 okul 6565 öğrenci.Bu okullarda çoğunluğu Cezvit papazları olan görevli yabancı öğretmen sayısı ise 125 civarındaydı.Fransiskenlerin Asya Türkiye’sindeki okullarının sayısı ise 16'dır ve 1069 öğrencisi vardır.(okullar daha çok Şam Yafa Amman şehirlerindedir.)Kapuçinlerin ise 635 öğrencinin öğrenim gördüğü 13 okulu vardı. Özellikle Yukarı Mezopotamya’da çalışan Dominikenlerin ise Musul ve Kerkük’te yedi ila on rahip on iki rahibe ve beş yüz civarında öğrencileri vardı. Freres de la Doctrine Chretienne adlı dini teşkilatın çalışma alanları Trabzon Erzurum İzmir ve İstanbul’du. Trabzon’daki okulunda 200 öğrenci Erzurum’daki okulda büyük çoğunluğu Katolik Ermenilerden oluşan 160’ı erkek 90’ı kız olan 250 öğrenci öğrenim görüyordu. İzmir’deki beş okulda ise 763 öğrenci vardı. Bu teşkilatın en önemli ve etkili okulu İstanbul Kadıköy’deki Le College Saint-Joseph des Freres( Saint Joseph)’dir. Bunların dışındaki Fransız dini teşkilatları ve okullarının başlıcaları şunlardır: İzmir Suriye ve Filistin’de faaliyet gösteren Les Peres Lazaristes Peres des Missions Africaines de Lyon Freres de la Mission Algerienne Patriarcat Catholique Latin du Jerusalem Petits Freres de Marie Ecole on Institut Saint Pierre de Pere Ratisbonne Trappistes Carmelittes Charisses Dames de Nazareth Soeurs de la Presentation Soeurs du Rosaire çalışma alanları Adana Halep ve Sayda olan Soeurs Saint-Joseph de l’Apparition Trabzon İzmir İstanbul Suriye ve Filistin’de okulları olan Soeurs Saint Vincent de Paul ou de la Charite. 1914’lere gelindiğinde ülkedeki Fransız okullarının sayısı yaklaşık olarak 500 civarındaydı ve bu okullarda 59 414 öğrenci öğrenim görüyordu.Katolik misyonerlerinin açtıkları okullarının yanı sıra ülkenin her yanına dağılmış olarak kurdukları hastane ve yetimhaneleri de vardı. Başlıca Fransız sağlık kuruluşları şunlardı: İstanbul Fransız Hastanesi İzmir’de Saint Antoine Katolik hastanesi Yafa’da Saint Louis Hastanesi Kudüs’te Soeurs Saint Joseph Hastanesi Beyrut’ta Fransız Hastanesi Şam’da Soeurs Saint Vincent Hastanesi Bursa’da Les Soeur Saint-Vincent de Paul Hastanesi ayrıca İzmir’de dispanser altı eczane ve bir kreş;Bursa Tripoli Kudüs’te çok sayıda sağlık ocakları; Yafa Rammallah Betlehem Nazaret Fenerburnu İzmit musul ve Cizre’de birer dispanserleri vardı.Fransız yetimhanelerinin dağılımı ise şöyledir: Soeur Saint-Vincent de Paul yetimhaneleri: Yaklaşık bin civarında yetimin barındığı yerler Beyrut Kudüs Tripoli İzmir ve Suriye’nin değişik bölgelerinde açılmıştı. Hayfa ve Nazaret’te 210 yetime bakan Dame de Nazareth yetimhaneleri; 430 civarında çocuğun barındığı Kudüs’teki Dame de Sion yetimhaneleri; yine yaklaşık 500-600 çocuğun kaldığı Beyrut Sayda Nazaret Yafa ve Kudüs’te bulunan Soeur Saint Joseph de l’Apparition yetimhaneleridir.İstanbul ve İzmir gibi merkezlerde yayınlanan çok sayıda Fransızca dergi ve gazete ile çalışmalarını destekleyen misyonerlerin kültürel etkinlikleri de dikkate değer hususlardandır. Kısacası özellikle Suriye ve Lübnan üzerindeki çalışmaları ile Fransa’nın bölgeye yönelik emperyalist gayelerine hizmet eden Katolik misyonerleri çok sayıda açtıkları okulları hastaneleri yetimhaneleri ve çıkardıkları yayınları ile Fransız Katolikleri hem kendi mezheplerini yayıyorlar hem de ülkelerinin menfaatlerine uygun kesimlerin kazanılmasını sağlıyorlardı. Bu yolla faaliyet gösterdikleri Osmanlı toprakları üzerinde etkileri oldukça fazlaydı.Fransızlar gibi İtalyanlar misyonerleri de çoğunluğu İstanbul’da olmak üzere Hatay Beyrut Selanik Bingazi Derne Humus ve Trablusgarp gibi ülkenin değişik bölgelerinde okullarını açmışlardı. Daha çok İtalyan Cezvitleri ile yine İtalyan soyundan gelen Ivrea Rahibeleri tarafından açılan ilk ve ortaöğretim seviyesindeki okullarında verilen eğitimin amacı İtalyanca’yı öğretmek ve kendi kültürlerinde nesiller yetiştirmektir.19.yüzyıldan itibaren Osmanlı topraklarına gelen Alman misyonerleri ise daha çok kültürel etkinlik kurmaya çalıştılar. Kültür propagandası uzmanları olarak anılan Almanlar Yakındoğu’daki Alman çıkarlarının ve ekonomik kuruluşlarının ihtiyacı olan kadroların yetiştirilmesi maksadıyla Başta İstanbul olmak üzere İzmir Beyrut Selanik bölgelerinde ilk ve ortaokul seviyesinde okullar açtılar. Elazığ bölgesinde de faaliyette bulunan Alman misyonerleri burada Ermeniler için bir ortaokul açtılar. James Barton isimli bir misyonerin 1919 tarihli raporuna göre Kurtuluş Savaşı öncesinde Türkiye’deki Alman misyonerlerinin sayısı 79 eğitim elemanı ve 791 rahip olmak üzere 890’dır. Ayrıca 7 çocuk yuvası 17 ilkokul ve 1 ortaokul ile iki hastane ve 1 dispanserleri vardı. Dünya Savaşı öncesi Almanların 1868’de İstanbul’da açtıkları Alman Lisesi’nden başka İzmir’de iş okulu niteliğinde bir enstitüleri ve yetimhaneleri ile Beyrut’ta yedi Kudüs’te ise dört okulları vardı. Diğer ülke misyonerleri kadar etkili olmasalar da Almanya’nın bölgedeki nüfuzunu arttırmak için çalışan dini teşkilatlarından bazıları şunlardı. İzmir Beyrut ve Hayfa’da merkezleri olan Communaute evangelique; Kudüs’te çalışan Deutscher Palastina Verein Warte des Tempels isimli Kotalik teşkilatıdır.Osmanlı topraklarında açılan Katolik okulları arasında Avusturya okulları da zikre değerdir. Bu kurumlar İstanbul’un Galata semtinde toplanmış Sankt Georges (St.Georg) okulları olarak bilinir. Bu okullar Lazarist Kardeşler (Lazarist Brothers) ile Yardımsever Kardeşler tarafından yönetiliyorlardı. alıntı... | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Osmanlı ve Cumhuriyet Döneminde Türk-Uygur İlişkileri (1861-1934) | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-28-2008 02:37 |
| Osmanlı Döneminde Kumaş ve Nakışlar , Osmanlı Döneminde Kumaş ve Nakışlar Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-27-2008 22:57 |
| Osmanlı Klasik Döneminde Tarım , Osmanlı Klasik Döneminde Tarım Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-02-2008 14:23 |
| Misyonerlik din ve vicdan hürriyetidir | Fenacocuqq | Dünyadan Haberler | 0 | 01-24-2008 19:01 |
| Osmanlı Döneminde bir hikayeee.Mutlaka okuyun | Historia_27 | Tarih | 0 | 03-17-2007 14:51 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız