Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > FARKLI DÜNYALAR > Türk Dünyası Ve Kültürü

Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 08-02-2008, 14:26   #1
.ஐ ignorance is bliss ஐ.
 
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557
Boramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un ÇılgınıBoramir!! Baktabul'un Çılgını
turkey Anadolu'da Sahte Şah İsmail İsyanı , Anadolu'da Sahte Şah İsmail İsyanı Hakkında


Safevî Devleti’nin 1502 yılında Şah İsmail tarafından kurulmasıyla birlikte
Osmanlı Devleti sınırları dahilinde yaşayan ve Osmanlı vatandaşı olan Anadolu’daki
Türkmenler üzerinde siyasî kültürel ve dinî etkilerinin olduğu bilinmektedir. Bunun bir sonucu olarak Anadolu’daki Sünnî inanca sahip Türkmenlerin Şia mezhebine yönelmelerine neden olmuş ve bazı bölgelerde bir “şah” hayranlığının doğmasına sebep olmuştur. Osmanlı ülkesinde böyle bir zemin oluştuğunda ise bu inanca sahip olan insanlar Osmanlı Devleti aleyhine istismar edilmeye başlanmıştır.
Kendi bölgelerinde şöhret bulan bazı kimseler birtakım menfaatler elde etmek için ortaya çıkıp Osmanlı idaresine baş kaldırmışlardır. Kendilerine bu isyanlarda taraftar bulmak için de halkın dinî inancını kullanmışlardır. XVI. yüzyılda meydana gelen bu tür hareketlerden biri de Maraş Eyaleti’nde yaşayan Şambayat Türkmenlerine mensup bir şahsın Boz-Ok’ta ortaya çıkarak Safevî hükümdarı II. Şah İsmail olduğu iddiasıyla Osmanlı Devleti’ne isyana kalkışmasıdır. Osmanlı Devleti topraklarında meydana gelen bu tür isyanların genellikle Orta Anadolu'da ortaya çıkması bölgenin sosyo-ekonomik düzeyinin düşüklüğü nedeniyle burada daha çabuk sarsılabilir konargöçer halkın yaşamasından kaynaklanmış olmalıdır. Zira tarihte bu tür istismarlar hep gelir düzeyi düşük ve yeterli oranda bilinçli olmayan zümreler üzerinden yapılmıştır. Dinî bilgisi zayıf olan halk kendisine İslâmiyet adına sunulan her şeye inanmak ve bu tür faaliyetlerde bulunanların peşinden gitmek durumundaydı.


Selçuklu ve Osmanlı gibi Sünnî Türk-İslâm devletlerinde Şiî-Batınî kaynaklı isyanların meydana gelmesinde rol oynayan Şiî zümrelerin şuuraltı durumlarına da bakmak gerekmektedir. Zira Şiîlere göre: Hz. Ali’nin ilk halife olması gerekirken bu hakkı diğer halifeler tarafından gasp edilmiş ve onların gözünde diğer üç halife ve dolayısıyla mevcut iktidarlar gâsıp ve zalim duruma düşmüşlerdir. Halifelik Hz. Ali’nin hakkı ve ondan da çocuklarına geçmesi icap ederken kendisinden sonra çocuklarına geçmemiş ve onlar hep muhalefette kalmışlardır. Yine bu cümleden olarak; Hz Hüseyin’in devrin hükümeti tarafından katledilmiş olması onların halk nazarında mazlum duruma düşmelerine ve taraftar bulmalarına sebep teşkil etmiştir. Bu nedenle Şiî-Batınî düşüncelere sahip topluluklar bulundukları devlette kendilerine yönelik en ufak bir haksızlık yapıldığında mevcut iktidara karşı bir husumet ve isyan durumuna geçmekten geri durmamışlardır.

Şayet devlet kendi vatandaşlarına millî kültürünü yeterince tanıtıp benimsetemezse halkın dış kökenli fikir ve kültürlere yönelmesi kaçınılmaz olacaktır. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Molla Kâbız olayıdır. Kabız’ın ortaya attığı iddialara hem de saltanat merkezi olan İstanbul’da bir çok Müslüman Osmanlı vatandaşının inanması ve yapılan duruşmada Rumeli ve Anadolu kadıaskerlerinin dahi Kâbız’a cevap verecek ve onun fikirlerini çürütecek kadar ilmî yeterliğe sahip olmamaları Osmanlı Devlet adamlarının bu konuları ihmal ettiklerini ortaya koymaktadır.

Ana konumuzu teşkil eden Şambayatlı Sahte Şah İsmail’in isyanı ve bu isyanın bastırılması hadisesini ortaya koymadan önce Safevî Devleti’nin kuruluşundan Safevî hükümdarı II. Şah İsmail’in ölümü ve sonrasında İran topraklarında ortaya çıkan ve kendilerinin (II.) Şah İsmail olduklarını iddia eden “Sahte Şah İsmailler” den kısaca bahsetmek konumuzun daha iyi anlaşılmasına vesile olacaktır.


II. Şah İsmail’in Öldürülmesine Kadar Safevîlerin Türkmenlere
Yönelik Faaliyetleri

Başlangıçta tamamen dinî mahiyette bir tarikat kuran Erdebil Sofileri Şeyh Safiyuddin’in torunu Sultan Hoca Ali zamanında açıkça Şiîliğe temayül ederek5 İran Irak Suriye ve Anadolu’daki zümreler ve özellikle Türkmen aşiretleri arasında taraftar toplamağa çalıştılar. Hoca Ali’nin Erdebil Tekkesi’ne bağlı müritler bulmasının nedenlerini dedesi Şeyh Safîyuddin döneminden itibaren gelişen olaylarda aramak gerekir.

Safevî tarikatının kurucusu Şeyh Safiyüddin (1252-1334) 1276 yılında Hazar Denizinin güney kıyılarındaki Geylan’da Şeyh Zahid-i Geylanî’nin yanına varmış ve Şeyh Zahid’in ölümünden sonra da kızı Bibi Fatma ile evlenerek onun şeyhlik postuna oturmuştur. Şeyh Safiyuddin zamanla bölgede halkın teveccühünü kazanmış ve özellikle İlhanlıların Veziri Reşideddin oğlu Erdebil valisi Mîr Ahmed ve İran’da hüküm süren Moğol hanı Olcaytu gibi yöneticiler kendisine büyük hürmet göstermişlerdir. Şeyh Safîyuddin’den sonra Erdebil’de Şeyhliğe geçen oğlu Sadreddin (1334-1392) torunu Hoca Ali (1392 1429) ve Hoca Ali’nin oğlu Şeyh İbrahim (1429-1447) dönemlerinde şöhretleri bölge dışına çıkarak Osmanlı padişahlarının saraylarına kadar ulaşmıştı. Bu nedenle Osmanlı padişahları da Erdebil’e “çerağ akçesi” adı altında her yıl hediyeler göndermişlerdir.

Şeyh Safîyüddin’in torunu Hoca Ali’nin Anadolu’da özellikle de Teke Hamit ve Karamanoğulları gibi Türk beyliklerinde birçok müritlerinin olduğu belirtilmektedir. Bunun sebebine gelince: Timur 1402 yılında Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid’le yaptığı Ankara Savaşı’ndan dönerken Şeyh Hoca Ali’yi Erdebil Tekkesi’nde ziyaret etmiş ve Hoca Ali’ye saygısının bir göstergesi olarak köyleriyle birlikte Erdebil’i Safevîlere vakıf olarak bağışlamıştı. Daha sonra Timur Hoca Ali’ye başka ne gibi bir hizmette bulunabileceğini sormuş Hoca Ali de başka herhangi bir ihtiyacının olmadığını ancak Anadolu’dan beraberinde getirdiği Türk esirlerini serbest bırakmasını istemiştir. Bunun üzerine sayıları yaklaşık 30 bin olan bu esirler Timur’un emriyle serbest bırakılarak Şeyh Hoca Ali’ye teslim edildiler. Bu Türkmenler de şükran borcu olarak Safevî Tarikatı’na bağlandılar. Daha sonra bunların çoğu Anadolu’ya döndüler; orada kalanlar ise Erdebil de bir mahalleye yerleştirildiler.

Osmanlı Devleti Fatih Sultan Mehmed’in hükümdar olmasıyla birlikte gayri-Türk devşirme unsurlara devlet yönetiminde yer verirken Safevî Devleti özellikle Şah Tahmasb döneminde Türkmenlere devlet idaresinde çeşitli görevler vermiştir. Safevî Devleti’nin kuruluş ve gelişmesini başarmasının ve Osmanlı ülkesindeki Türkmenler üzerinde etkili olmasının sebeplerinden birisi de bu olsa gerektir. Bu nedenle Osmanlı idaresinden memnun olmayan bazı Türkmen aşiretlerinin İran’daki bu tarikata yöneldikleri görülmektedir. Daha Şeyh Safiyüddin devrinden itibaren Erdebil Tekkesi’ni ziyaret edenler arasında Anadolu’dan gidenler dikkat çekiyordu. Yukarıda da ifade edildiği gibi özellikle Hoca Ali’nin Timur’un Anadolu’dan alıp götürdüğü esirleri serbest bıraktırması Anadolu Kızılbaşları arasında Safevî muhabbetinin kuvvetle yerleşmesine sebep oldu.

Hoca Ali’nin torunu Şeyh Cüneyd Safevî Tarikatı’nı dini bir devlet haline getirdi. Devletinin hâkimiyet sahasını genişletmek için de çeşitli yerleri dolaşarak propaganda faaliyetlerini el altından sürdürmek niyetinde idi. Bu amaçla ilk önce Osmanlı topraklarına yöneldi. Zira orada Safevî Tarikatı’na bağlı olan zümreler vardı ve bunlar kendisi için fikirlerinin yayılmasında bir zemin oluşturabilirdi.

Anadolu’ya yerleşmek isteyen Şeyh Cüneyd Erdebil’den ayrılarak Konya’ya gitmek üzere Osmanlı topraklarından geçerken Osmanlı sultanı II. Murad’a bir seccade Kur’an ve bir tespihten oluşan hediyeler gönderdi. Sultan Murad bunun karşılığında Şeyh Cüneyd’e verilmek üzere hediyeleri getiren müride 200 duka altın ve müritle beraber gelen dervişlere de 1000’er akçe verdi. Şeyh Cüneyd hediyeleri gönderirken Osmanlı Sultanından dua ve ibadet yapabilmesi için Kurtbeli’nde ikamet etmesine müsaade etmesini istedi. Fakat Sultan II. Murad Şeyh Cüneyd’in asıl maksadını anladığından Osmanlı topraklarında kalması konusunda kendisine olumlu bir cevap vermedi. Bunun üzerine Osmanlı topraklarını terk ederek Konya’ya giden Şeyh Cüneyd burada kendisinin Hz. Ali’nin soyundan geldiğini iddia ederek Batınî düşüncelerini yaymaya başladı. Buna tepki gösteren Karaman Bey’inden de yüz bulamayınca güneye yönelerek o devirde Memlüklü toprağı olan Kilis ve Musa Dağı’na gitti. Ancak Memlüklü Sultanı Çakmak (1438- 1453) da onun üzerine bir birlik göndererek kendisini Kuzey Suriye’den çıkarttı. Neticede Osmanlı Karaman ve Memlüklülerden yüz bulamayan Şeyh Cüneyd Canik’e gitmiş ve orada Trabzon Rum İmparatorluğu’nu ele geçirme ve o bölgede kendi devletini kurma plânları yapmıştı. Samsun’da yaptığı bu plânı uygulamaya koymak amacıyla 1456 yılında Trabzon’a saldırdı. Uzun süre uğraştıysa da kaleye girmeye muvaffak olamadı ve Trabzon’u almaktan ümidini keserek Diyarbakır’da bulunan Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın yanına gitti. Şeyh Cüneyd Uzun Hasan’ın teveccühünü kazanarak Akkoyunlu ülkesinde geniş çaplı propaganda faaliyetinde bulundu. Bu arada Uzun Hasan’la belki de ortak düşmanları olan Karakoyunlu hükümdarı Cihanşah’a karşı birleşen ve Uzun Hasan’ın güvenini kazanmayı başaran Şeyh Cüneyd 1458 yılında Uzun Hasan’ın kız kardeşi Hatice Begüm’le evlendi. Üç yıl Diyarbakır’da kaldıktan sonra Erdebil’e gitti. Ancak kendisini sevmeyen ve kıskanan amcası Cafer onu Erdebil dışına çıkarttı. Bunun üzerine şeyh Cüneyd silâhlı müritlerini yanına alarak kuzeydeki Çerkeslere karşı savaşmaya gitti. Elbrus dağlarındaki Karasu vadisinde Şirvan Şah’la 4 Mart 1460 tarihinde yaptığı muharebede öldürüldü.

Uzun Hasan Şeyh Cüneyd’in Şirvan Şah ile yaptığı savaşta öldürülmesi üzerine Cüneyd’in oğlu Haydar’ı Erdebil’de iktidara getirip kızı Marta (Alemşah Begüm) ile evlendirdi. Haydar’ın bu evlilikten: Sultan Ali İsmail (doğumu: 17 temmuz 1487) ve İbrahim adlarında üç oğlu dünyaya geldi. Haydar müritlerine savaş tatbikatları yaptırıyordu. Bu arada onlara: ok atma mızrak ve kılıç kullanma gibi savaş usullerini öğretiyor; çeşitli savaş malzemeleri imal ederek tekkesini adeta bir silah deposu haline getiriyordu. Şeyh Haydar müritlerine on iki dilimli kırmızı serpuş giydirdi. Bu tarihten itibaren “Kızılbaş” ismi Şiî düşüncelere sahip olanlar için genel bir terim olarak kullanılmaya başlandı. Şeyh Haydar’ın 9 temmuz 1488 tarihinde Elburz Dağı eteğindeki Dartanat Köyü yakınında Şirvanşah’a karşı yaptığı savaşta öldürülmesi üzerine yerine en büyük oğlu Sultan Ali geçti. Sultan Ali döneminde Akkoyunlu Devleti tamamen zayıflamış Akkoyunlu hükümdarı Sultan Yakub’un 24 Aralık 1490’da ölümünden sonra Safevîler’in Akkoyunlu Devleti üzerindeki nüfuzları iyice artmıştı. Sultan Ali’nin Akkoyunlularla 1494’te yaptığı savaşta öldürülmesi üzerine Erdebil Tarikatı’nın başına kardeşi İsmail geçti. 1498 yılına gelindiğinde Akkoyunlu Devleti çökmekte onun yerine Safevî Devleti’nin temelleri atılmakta idi.

Timur’un Anadolu’dan esir olarak götürüp o dönemde Erdebil Şeyhi olan Şeyh Safiyüddin’in torunu Hoca Ali’ye (1392-1429) teslim ettiği Türkmenlerin Erdebil’e yerleştirildikleri yukarıda ifade edilmişti. Anadolu’dan getirilen bu Türkmenler Erdebil’de “Rumlu” ismiyle ayrı bir mahallede oturmaktaydılar. İşte bunların çocukları XV-XVII. asır Kızılbaş kabilelerinin en kuvvetlisini teşkil ettiler. Bunlar başta olmak üzere Anadolu kökenli Ustaclu Karamanlı Tekelü Bayat ve Varsaklar Şah İsmail’in faaliyeti neticesinde siyasî bir kuruluş halini alan Safevî Devleti’nin savaşan güçleri ve beyleri olarak büyük bir nüfuz kazandılar. Şah İsmail’in davetine Anadolu Türkmenleri ve özellikle de Teke ve Hamideli sakinlerinin büyük bir hevesle icabet etmelerinde bunların da büyük rolü vardı.


alıntı
Boramir!! Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Namık İsmail (Namık İsmail Kimdir? - Namık İsmail Hakkında) Eserleri GönüL Güzel-Sanatlar 2 09-23-2008 00:32
Anzavur İsyanı , Anzavur İsyanı Hakkında Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 09-09-2008 12:19
Anzavur İsyanı ,Anzavur İsyanı Hakkında Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 08-26-2008 01:08
Şeyh Said İsyanı ,Şeyh Said İsyanı Hakkında Boramir!! Türk Dünyası Ve Kültürü 0 08-07-2008 12:18
İsmail Cem kimdir? İsmail Cem biyografisi, İsmail Cem hayatı holocoust Siyaset Politika 0 11-22-2007 23:29


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:36 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286