![]() |
| |||||||
| Türk Dünyası Ve Kültürü Türk Dünyası Ve Kültürü |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| .ஐ ignorance is bliss ஐ. ![]()
Mesajlar: 4.600
Teşekkür Etme: 815
326 Mesajina 559 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 32
Tecrübe Puanı: 24135557 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Fâtih Sultân Mehmed'in Hurûfîleri koruduğuna dair iddialar var. Bu iddiaların aslı nedir? Hurûfîlik 1394'de idam edilen Fazlullah Esterâbâdî tarafından kurulan ve Bâtınîliğin kolu olan bir bâtıl mezhepdir. 14. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış 15. ve 16. asırlarda Anadolu ve Rumeli'de ciddi etkiler yapmış ve hatta Fâtih zamanında Saray'a kadar girmeye çalışmıştır. Bunların en önemli bâtıl inançları harflere bazı manalar yüklemenin yanında hulûl inancı ve buna bağlı olarak mehdîlik anlayışıdır. Bunlara göre Fazlullah Allah'ın mazharıdır; yani hâşâ Allah Fazlullah'ın bedeninde görüntülenmektedir ve kıyamet gününe yakın Müslümanları Hıristiyanları ve Yahudileri kurtaracak Mehdi olduğuna inanılmaktadır. Maalesef bu görüşleriyle Anadolu ve Rumelideki Bayrâmî Melâmîlerini Kalenderîleri Bektaşîleri ve Kızılbaşlığı derinden etkilemiştir.Hurûfîliğin Anadolu'da yayılmasına sebep Azerî şâiri İmâdüddin Nesîmî (ö. 1408)'dir. Nesîmî Anadolu'da çok sayıda halife yetiştirdiği gibi kendisi de Hacı Bayram Veli ile dahi görüşmeye çalışmıştır. Fazlullah-ı Esterâbâdî'nin halifelerinden biri Edirne'de iken genç Sultân Fâtih'i etkilemek için Saraya yerleşecek kadar ileri gitmiştir. Bundan rahatsız olan ve Fâtih'in bunları tanımamasından korkan Veziriazam Mahmûd Paşa hemen büyük âlim Müftü Molla Fahreddin-i Acemî'yi devreye sokmuş ve bu büyük âlim de bunların hulûl inancına sahip olduklarını bildiğinden dolayı Padişah huzurunda bu meseleyi tartışmak üzere bir zemin hazırlamıştır. Hurûfîlerin gerçekten hulûl inancına sahip oldukları anlaşılınca hemen tutuklanmışlar ve haklarında verilen idam edilerek yakılmaları fetvâsı hemen tatbik edilmiştir. Bundan sonra 16. yüzyıl boyunca Anadolu ve Rumeli'de Hurûfîlerin takibatı devam etmiştir.Netice itibariyle tamamen kötü niyetlerle genç Padişah'a sokulmak isteyen bu fitne ve dalâlet grubu Allah'ın da yardımıyla en küçük bir zarar vermeden Saray'dan ve Osmanlı akîde dairesinden silinmiştir. Fâtih'in onları koruması diye bir şeyin olmadığı yapılan izahlarla ortaya çıkmış bulunmaktadır. Hatta fetvâyı veren Molla Fahreddin-i Acemî'nin Ali Tûsî'ye olan şu vasiyyeti her zaman için bir ibret dersi olarak kalmıştır: "Avâmın sırtından şerî'at asasını eksik etme". Şunu da ifade edelim ki Türkiye'de belli çevreler ısrarla ve kasıtlı olarak bâtıl bir mezhep olan Hurûfîlik ile ilm-i cifiri birbirine karıştırmaktadırlar. Halbuki ikincisi bir ilimdir ve İbn-i Kemal çok açık bir şekilde bir Risâlesinde bu farkı açıklamaktadır.Bütün ilim tarihçilerinin -özellikle Müslüman âlimlerin- ilimlerin tasnifinde kendisinden bahsettikleri "cifir ve câmia ilmi" diye bir ilim vardır. Bu ilim bazı câhiller tara*fından suiistimal edilmiş olsa bile tamamen inkârı da müm*kün değildir. Cifir kaza levhası; câmia ise kader levhası de*mektir. Kısaca Allah'ın kader ve kazâ levhlerinde olmuş ya*hut olacak bazı şeyleri yine Allah'ın koyduğu işaret ve gös*terdiği yollarla ortaya çıkarma ilmine cifir ilmi denir. Bu il*min Hurûfîlik nüshacılık ve üfürükçülükle ilgisi yoktur. Çünkü İmam-ı Gazâlî ve İbn-i Kemâl gibi bu ilmi hakkıyla bilen zatlar tara*fından da kullanılmıştır. Hz. Ali'nin bu ilmi Resûlullah'dan öğrendiği nakledilmektedir. Son asırda bu ilmi hakkıyla kul*lananlardan biri de Bediüzzaman'dır. Kur'ân "Beldetün Tayyibetün" ifadesiyle İstanbul'un fethine işaret ettiği gibi Mu'avvizeteyn sûresiyle de 1971 hâdiselerine işaret etmiş*tir. Birinciyi ilim ikinciyi ilmin dışında kabul etmek bir başka câhilliktir. İbn-i Kemâl bu ilmin ehemmiyetini "Er-Risâlet'ül-Münîre" adlı eserinde şöyle belirtmektedir:"Büyük evliyâların kerametleri de böyledir. Müşkil ve zor meselelerin istihrâcı gibi. Yani evliyâlar Kur'ân âyetlerinden hatta her kelimesinden ve harfinden ve hatta Resûlullah'ın hadislerinden bazı mühim ve müşkil hakikatları istihrâç etmişler*dir. Bu onlara ilhâm nuruyla müyesser olur ( sh.8)"[1].[1] Âlî Künh'ül-Ahbâr c. V sh. 182-183; Mecdî Efendi Hadâık c. I sh. 82; Koca Müverrih Hüseyin Bedâyi'ul-Vakayi' Moskova 1961 I vrk. 153/b-154/a; Ocak Zındıklar ve Mülhidler sh. 131-135; Kâtip Çelebi Keşf-üz-Zunûn c. 1 sh. 591-592; Bediüzzaman Said Nursi Sikke-i Tasdik-i Gaybî İstanbul 1960 muhtelif yerler; Akgündüz Belgeler Gerçekleri Konuşuyor c. II sh. 40-53; Pakalın Mehmed Zeki Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü I-III İstanbul 1983 c. I sh. 856-858
| |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Fatih Sultan Mehmed mahkemede , Fatih Sultan Mehmed Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-12-2008 00:43 |
| Fâtih Sultân Mehmed’in Hurûfîleri korudu mu? Hurûfîler Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-10-2008 14:22 |
| Fatih Sultan Mehmed Han , Fatih Sultan Mehmed Han Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-10-2008 12:27 |
| II.Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) kimdir , II.Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) Hakkında | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 08-01-2008 21:01 |
| Osmanlı Padişahlarının Hobileri (Fatih Sultan Mehmed)(Yavuz Sultan Selim)(Kanuni) | Boramir!! | Türk Dünyası Ve Kültürü | 0 | 07-23-2008 02:28 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız