Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GENEL KÜLTÜR VE SANAT > Şiir
Kayıt ol Bloglar Fan Kulüpler Etiketler Albümler SSS Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Şiir ünlü şairlerimizin şiirleri,sizin şiirleriniz.hepisi burda olucak

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 11-28-2006, 00:38   #1
Dedektif Botu
 
HaYaLeT - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 721
Teşekkür Etme: 11
48 Mesajina 75 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 25 HaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un Çılgını
Tanımlı Ahmet Muhip DRANAS


AGRI


Vardım eteğine, secdeye kapandım;
Koşup bir koluna sımsıkı abandım.
Karlı başın yüce dedikleyin yüce.
Sükun içindeki heybetin gönlümce.
Devce yapında ilk rahatlığı duydum.
Şifa mı ne ki ruha bu ilk yudum.
Hayal arkasında boş çırpınışlarının.
Sen uygun bir vakti gelince rüzgârın
Sonsuzluğa doğru kalkacak sihirli
Bir gemi gibisin göklerde demirli
Ve ben rıhtımında bekleyen tek yolcu...
Düşüncemizin en haksız, en korkuncu;
Açan o ağulu çiçek delilikte,
Giren sır mezara cesetle birlikte,
Şüphe; o bin çeşit çilenin yemişi.
Yılan ağzındaki elma... Ey, ateşi
En derin yerinde gizli gizli yanan!
Seyrediyor ruhum kar balkonlarından
İnsanın göresi olmaz manzarayı
Ve aklın o uçsuz bucaksız sarayı
Yıkılıyor... Duygu bir kartal hıziyle
Fırlıyor engine sevinç avaziyle.
Bulutlar ne güzel bulutlardır onlar,
Hep böyle başımın üstünde dursunlar
Menekşe rengi, kan rengi, toprak rengi.
Asılı kalsın hep bu yağmur hevengi.
Dünyayı saran bu gece ne gecedir,
Yıldızlardan yağan ışıklar ne incedir!
Yansın o yıldızlar bitinceye kadar
En derin uykular, en tatlı uykular.
Ey, gökperdelerde şahlanan tanrısal!
Eteklerindeyiz işte. Ve bir masal
İçinden gelmişiz sana, atlı yaya,
Attığımız okta kısmeti bulmaya.
Yitik, perişandır elbet bencileyin
Pişmanlığa ırgat olup geceleyin
Günle bahtın çağrısına koşan kişi.
Ah, iç sıkıntısı; sen ettin bu işi.
Zevk, o yosma kadın eski bir bahçede
Ayaküstü günah işlenen gecede
Bir susuzluk kadehi sunmuştu bana;
Yüzümü maskesiz gösteren ilk ayna.
Yel alsın götürsün bütün o geçmişi,
Büyülü kadehin zehrinden içmişi
Serin yalanında kandırmaz her pınar.
Dindirir miydi ki en tatlı rüzgârlar
Bende gizli gizli başlamış ağrıyı:
Bu, rüzgâr ve gemi uğramaz bir kıyı
Ya da bir teknede açılmış bir delik;
Hangi pencereye koşarsam ahretlik
Bir gökyüzü, siyah, güneşten habersiz,
Her adım attığım yeri basan bir sis.
Hangi yana baksam onu görüyorum:
İnancın kaydığı bir dipsiz uçurum;
Günah kapılarının aralandığı,
Tanrıların bile avaralandığı
Şaşkın, çaresiz bir insan kaderince.
Güneş! güneş! güneş! ey, ölümsüz ece!
Sana tapınanlar kardeşimdir benim;
Güneş! güneş! ben sana doğru gelenim,
Kucakla beni, tanrıça sev, sar beni,
Ey yırtıcı, en aç hayvanların ini
İçimin göz görmez mağaralarına gir;
Senin girmediğin yerde haset, kibir
Dert, kin, yalan, ölüm, korku ve işkence,
Çakal seslerinden örülmüş bir gece,
Teneşir başında oynaşan çirkinler
Engerek düğümü doğuran gelinler
Zina şöleninde beynin nöbet nöbet
Cehennem halatı çeken bir iskelet
Ve yaprak indiren ağaçlar baharda...
Senin bağışından yoksun kucaklarda
Çocuklar kertenkeleyle bir biçimde.
Ağrı'ya eş bir dağ olsaydı içimde
İlkin şu gönlüme doğardın her sabah,
Bana her yer geceyken sarardın, gümrah
Sarı saçlarınla benim varlığımı,
Kendimde taşırdım kendi toprağımı...
Ağrı'ya eş yüce bir dağ yok içimde
Ne kadar cüceyim dert ve sevincimde!
Kaplamış gözümün gördüğü her ufku
Umutsuz, zifiri bir gece, bir korku.





AGRI-2


Ah, yazık ki bütün insanlık güneşsiz.
Ey ateş, nasıl da seni yitirmişiz!
Bu yalnız inilti esen manzaradan
Bir çaresiz ay'dır sallanan aradan;
Işık tuttuğu her şey bir taze yara.
Onmaz bu gece. Bırak karanlıklara!
Can yiğitliğini yitirmiş, kalb aşkı
İlenişlerinden insanın bir şarkı
Tutmuş dört yanı, bir çirkin ağıt, eski...
Ah güç de değildi bahtiyarlık belki;
Üstümüzde deniz gibi bir gökyüzü
Bir şemsiye gibi açtı mı gündüzü
Altında her kalbe esenlik payı var;
Bizimdir, yelken açmış giden bulutlar,
Vurup alnımıza serin gölgesini.
Bizimdir bu korku, bu renk dolu sini
Üstünde seslerle ışıklar kamaşan;
Bizimdir bu zafer, bu beste ve bu şan.
Şu aydın, ferah ve rahat gök altında
Her kazazedenin müjdesi bir ada,
Her gülüşe ayna bir gölek kenarı;
Koparırken elin taze meyvaları
Öyle kolaydı ki şaşıyorum demek;
Soframıza konmuş bu doyulmaz yemek
Niçin bir zehirli kaşıkla yenmede?
Ağrı! başına boz bulutlar inmede.
Ne ki bu cendere, ne ki bu sonsuzluk...
Bu köpüren sular ve geçmez susuzluk
Kim şu vurulmuş yatan, ova boyunca,
Bir kan çeşmesine açık durup avcu?
Çile pazarında cana pey sürümü
Çözmek mi istemiş o çetin düğümü?
Korkunç bir ezgide çatlayan bu kamış
Yitirdiğimiz bir cennet mi aramış,
Ölümsüz barışa gülen şafakları,
Lezzet ve esenlik tüten ocakları,
Ömre öpüş tadıyle uyandığımız,
Tanrısal bir çıra gibi yandığımız?..
- Dağ! senin yandığın gibi bir vakitler-
Vuran bir toz parçası değilse eğer
Küçük gövdesine budur giden ölüm,
Onun yüzünü bizden çeviren ölüm...

Sen ey, oyununu en güzel oynayan!
Hangi kıvılcımla fışkırttın ruhundan
Birgün söndürdüğümüz kutsal ateşi?
Sen ey! ölümden çok hayatın kardeşi
Dirilttin nasıl bir mucizeyle tekrar
Her şeyi, dostluktan düşmanlığa kadar
Ve geri getirdin o sürgünlerini?
Nerde buldun tekrar eski günlerini
Zamanlar içinde yitmiş kardeşlerin
Ve en güzelini sönmüş, ateşlerin,
Kalbimin o kadar sevdiği o gülü,
Ölüm ötesinin mutlu tahayyülü
Evrensel cümbüşü, yaşama şevkini,
Bizden gidenlerin birgün en yakını
Ümidi ve şafak kanatlı neşeyi,
O aşkı, o tadı, o gülümsemeyi?..
Ey boş gecelerin dadı ayışığı!
Salla, salla hüzün uyuyan beşiği
Söğütlerin nazlı dalları içinden
Bir sabahı özleyen şu taze kadın
Yatsın başyastığına anılarının;
Bir makina sesiyle işleyen kalbi
Alıp gezdirirsin onu bir gemi gibi
Düşlerinin durgun, mavi denizinde.
Beni de hep kendi kendimin izinde
Fenerinle yolumu aydınlatarak
Barış çeşmesini aramaya bırak,
Budur yaşadığın sürece görevin;
Gecelerin birinde, solgun alevin
Güne yenilmeğe başladığı zaman
Üstüne başımın düştüğü kitaptan
Eser Mevlana'nın üflediği rüzgâr...
İşte, gam türküsü söyleyen kamışlar
Rüzgârından gördüğüm ova boyunca.
Bu bir düştür belki, insan uyanınca,
Gözlerinde kalır serabı bir ömür,
Her şey bu ışıltı ardından görünür
O insana; sevmek, yaşamak ve ölüm.
Seni uykuya çekip götüren elim
Kadınım, ayışığı içinden şu anda
Aldanış diye ne varsa bir insanda
O daldan tutuyor... Böyledir bu. Kader.
Kavuşur sabaha en uzun geceler
Ve serin durur her avunuş testisi.
Rüzgârlar başladı. Sonsuzluk gemisi
Önünde köpürüp şahlanmada engin;
Yolcusu olduğu nihayetsizliğin
Bir ucu Allah'ta ve sende bir ucu
Başlıyor serüvenlerin en korkuncu:
Gökyüzüne doğru yürüyen yeryüzü,
Barıştıran sınır geceyle gündüzü;
Ey sonsuza doğru ilkuçtan gelen Dağ!
Göğü perde perde delip yükselen Dağ!

Konu HaYaLeT tarafından (11-28-2006 Saat 00:50 ) de değistirilmistir..
HaYaLeT Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-28-2006, 00:41   #2
Dedektif Botu
 
HaYaLeT - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 721
Teşekkür Etme: 11
48 Mesajina 75 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 25 HaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un Çılgını
Tanımlı


AGIT


Bir sevdiğim güzel vardı, bu evrenden vazgeçti
Sevdiğini yitirenin hali nice olur belli
Fidan boylum, güvercin bakışlım, şimdi n'etmeli?
Sevip kokamadım, doyamadım; benden vazgeçti.

Benim varımdı o, benim tadım, benim ereğim
Direğimdi, kırıldı da çöktüm, bir oldum yerle.
Çığrış canım, kuşlarla, böceklerle, bitkilerle
Gel sevdiğim, gel güzelim, gel gülüm, gel direğim!

Rüzgarlar üşüttü onu, kuzeyden esen yeller,
Boz bulutlar öyle benzini soldurdu, dert değil.
Bir sanırım, bu sümbül o sümbüldür! elbet değil.
Nazlı çiçeklerle bile açmaz onu bu iller.

Bu gamlı güz akşamı, yola düşmüş hali midir?
Edalı boyuna göz mü değdi, dil mi uzandı,
Ya ala gözlü görke yüzünü kimler kıskandı,
Üzerine eğildiği sular vebali midir?

Garip kişi! gez git gayrı bu dağları dul, mahzun.
Bu dağların güzeliydi o, güzellerin hası.
Elbet garib olur garip kişinin yavuklusu
Büker de boyuncağzını kor gider melul mahzun.




AYISIGI


Yüzün beyaz, abajur yeşil, gece mor
Esrimiş kalbim, şarkısını söylüyor.
Her yanın avuçlarıma dökülüyor
Çeşmeden akan suyun berraklığında.

Dolaşan bir dudak mı var saçlarını
Ay tırmanıyor zeytin ağaçlarını
Sürü bulutlar gece yamaçlarını
Otlayıp yayılıyor gök kırlığında.

Üzerinden örtüyü mü çekti bir el
Gece ayaklarından akıp giden sel
Seyrine doyulmuyor ruhunun, güzel
Bu manzara gibi, bu ayışığında.
HaYaLeT Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-28-2006, 00:42   #3
Dedektif Botu
 
HaYaLeT - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 721
Teşekkür Etme: 11
48 Mesajina 75 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 25 HaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un Çılgını
Tanımlı


AYAKLAR


Ölmüş o, ayrı düşmüş sürüden,
ayakları dışarda örtüden.

Ölmüş herkes gibi ölen insan,
Yalnız ayaklar kalmış yaşayan.

Ardından ölüme düşen başın
İki kardeş bakakalmış şaşkın.

Der ki, bu ayakları görenler,
Başım değilmiş düşünen meğer.

Ayaklarım, az gide uz gide,
Ayaklarım, ümitler peşinde!
Yolcu ölmüş; işte ayaklar hür!
Yolcu ölmüş; ayaklar düşünür...




AYRILIS


Gün batıyor, gün batıyor,
Veda etsem hepinize.
Ufuk kanlı bir denize
Dönüyor, sizi bıraksam.

Gün batıyor, gün batıyor,
Evimi, eşyamı, paramı
Nem varsa yaksam ve bir an
Kaybetsem kara bir duman
Arkasında hafızamı,

Koşsam, koşsam, koşsam, koşsam..




BAHAR ŞARKISI


Titrek bir damladır aksi sevincin
Yüzünün sararmış yapraklarında
Ne zaman kederden taşarsa için
Şarkılar taşırsın dudaklarında.

İşlerken hülyama sesten örgüler
Bir çini vazodan dökülen güller
Gibi hülyada fecirler güler
Buruşmuş bir çiçek parmaklarında.

Gözlerin kararan yollarda üzgün,
Ve bir zambak kadar beyazdı yüzün;
Süzülüp akasya dallarından gün
Erir damla damla ayaklarında.

Sesin perde perde genişledikçe
Solan gözlerinden yağarken gece
Sürür eteğini silik ve ince
Bir gölge bahçenin uzaklarında.

Sen böyle kederden taştığın akşam
Derim dudağında şarkı ben olsam
Gözlerinde damla, içinde gam
Eriyen renk olsam yanaklarında
HaYaLeT Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-28-2006, 00:43   #4
Dedektif Botu
 
HaYaLeT - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 721
Teşekkür Etme: 11
48 Mesajina 75 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 25 HaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un Çılgını
Tanımlı


BALAD


Yağmurlar dindiği zaman
Geleceksin
Ki karanlık ölümdür.
Işığım söndüğü zaman
Güleceksin
Ki karanlık ölümdür.

Karanlığımda dişlerin
Parıldar ki
Yine görüneceksin
Kuraklığımda düşlerin
Işıldar ki
Yine arınacaksın.

Bekliyeceğim elbette
Gelişini
Yaşamak başka nedir;
İsterse ta kıyamete
İlle seni
Ki bu aşk başka nedir.

Bütün ömrümüz onunla
Böyle geçti;
Toprakla gök arası,
Varla yok arası öyle;
Derken uçtu.
Dranas yalvarası:

Tanrım merhamet et kula.




BİR SOKAK


Dün gece lambaların kör ışığı içinde
-Herkes ömründe bir kez olsun o yoldan geçer
Bir sokağa düştüm ki her köşede bir gölge,
Her pencerede bir baş, her kapıda bir fener.

Onların iki yana dizili yüzlerinde
Kalmamış gibiydi bir damla ışıktan eser
Ve körler gibi, sanki elleriyle derinde
Yitmiş hayallerini arıyorlardı yer yer.

Balkonundan sarkarak biri: 'Yavrum, diyordu
Hatırlamaz olmuşsun artık eski karını;
Göğsümde geçirdiğin sevda akşamlarını.'

Biri memelerini gösterip gülüyordu:
'Pencereme bakmadan geçme öyle, güzelim!
Ben Leyla'dan sevdalı, Zeliha'dan güzelim...




BÜYÜK OLSUN


Ben büyük şarkıları severim; büyük olsun.
Deniz gibi, gökyüzü gibi herşey ve mahzun.
Seviyorsam seni aşk ölümsüzdür gönlümce,
Aşıksam kadınım değil tanrıçasın, ece.
Denizler yolculuğa çağırır durur da beni
Gitmem düşünerek geri döneceğim günü.
Ben büyük rüzgarları severim; büyük olsun
Aşkım da, özlemim de hepsi, herşey ve mahzun.
İnsan bir yanınca Kerem misali yanmalı.
Uykudan bile mahşer gününde uyanmalı.
HaYaLeT Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 11-28-2006, 00:44   #5
Dedektif Botu
 
HaYaLeT - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 721
Teşekkür Etme: 11
48 Mesajina 75 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 25 HaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un ÇılgınıHaYaLeT Baktabul'un Çılgını
Tanımlı


ESENLİK SİZE


O gün bu gün size özendim
Her yerde, hava, toprak, deniz
Bir serüvendi, gökteyseniz
Çıktım, yok, yerdeyseniz indim

İlkin, size içkiyi tattırdım
Ömür boyunca sarhoşsunuz
Ne açsınız artık ne susuz
Sizsiz ben de susuz kalırdım

Size geceyi de öğrettim
Onda düşlerle çoğaldınız
Yaşantıda yorgun ve yalnız
Değilsiniz; sizi ürettim

Biterdi belki bir uykuyla
Her şey ve tadından ötürü
Gördünüz ki bundan ileri
Bir şey var çağıran tutkuyla

Çağırdım, çağırdım, çağırdım
Bir böcek gibi titreyerek
Koştunuz tükeninceye dek
Ha bir adım, daha bir adım

Sizi ölümle perçinledim
Bana... ve sımsıkı ve sıcak
Üşürdünüz ah, çırılçıplak
Ölüm döşeğinde; önledim

Size yani günahı sundum
Öptünüz ve güzelleştiniz
Çirkindiniz ilkin, tek ve pis
Irmak oldunuz, sizde yundum

Şimdi olay, hep ya hiç gibi
Vardan ve yoktan özge bir şey
Sevgiden de öte bir düzey
Olmak ya da olmamak belki




EVRENİ SEVMEK Kİ..


Aç mısın kardeşim, gel olanı bölüşelim,
Ama şiirlerimle seni doyuramam ki;
Ta, yıldızlara değin uzansa bile elim,
Daha ötelerine, daha... buyuramam ki.

İnsanı insan diye sevmişim, hep severim;
Ve onu tanrılara karşı bile överim.
Ben bütün bir evreni sevmişim; alın terim
Var evrende; öz, üvey diye ayıramam ki.

Güzellikleri alır satarım, gel işim bu.
Güzel tellalıyım ben; alan var mı? neşem bu.
Güzelle yüceltirim insanlığı, işim bu,
Çirkini, kabayı ve hamı kayıramam ki.

İnsanoğulluğunu kulluk diye almışın!
Düşüncenin orakla biçilmesine karşın
Bir geleceğin dulda düşlerine dalmışın;
Bu derin aldanıştan seni uyaramam ki.

Kim zafere erecek? Zafer ne? Bir akşamda
Güneşi bağlamaksa geceye karşı, ya da
Haykırmaksa, gür... varım, bir güldür açan, ama
Kini bir hançer gibi kından sıyıramam ki.

Hep Tanrı mı gerek, ey tapınağı dünyanın,
Özgürlükler üstünde?.. Bir yüce aramanın
Yıldızsal kulesinden sesleniyorum: kalkın!
Duyuramam ki ama beni, duyuramam ki...
HaYaLeT Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Ahmet Zogu Kimdir, Ahmet Zogu Hayatı, Ahmet Zogu Biyografisi(1895 - 1961) Ziyaretci Iz Bırakanlar 2 07-26-2008 13:10
Ahmet Fehim Kimdir? Ahmet Fehim Hayatı, Ahmet Fehim Biyoğrafisi, Ahmet Fehim Hakkında fusuy Tiyatrocu 0 05-31-2008 13:34
Doğum günü köşesi xGönülx Forum Hakkında 16 05-28-2008 13:40
**Hadis Köşesi** zeynep Dualar, Ayetler, Hadisler 33 03-04-2008 20:48
Ahmet Muhip Dranas kimdir-Ahmet Muhip Dranas hayatı,biyografisi Safak Biyografi 0 04-22-2007 17:23


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:02 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
Site Ekle Hosting Hizmetleri

Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız


Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242