![]() |
| |||||||
| Oyunlar | Fan Kulüpler | Kayıt ol | Albümler | Bloglar | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| Off Topic Konusu olmayan mesajlar için yaratılmış konular |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| Hayat Bir Bulmaca ![]()
Mesajlar: 1.071
Teşekkür Etme: 5.018
1.046 Mesajina 6.328 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 4
Tecrübe Puanı: 51323476 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Çağın dehşeti: UYUŞTURUCU! Ülkemizde de aile içi sorunlar, geçim sıkıntısı, kendini kabul ettirme, sosyal hayatta her ne pahasına olursa olsun bir yer edinme, eğitimde başarısızlık, seçilen model insanların tespitindeki isabetsizlikler toplumun her bireyini etkilerken en büyük sarsıntıyı gençlik yaşamaktadır. Sorunlardan kaçmanın yolu olarak görülen ve maalesef süratle yaygınlaşan ve suç örgütler tarafından ulaşılması kolaylaştırılan zararlı maddelerin kullanımı, maalesef normalleşmeye başlamıştır. Masum evlatlarımızın bu tuzağa düşmemesi için elimizden geleni yapmalıyız. Ailelerin yapması gerekenler ve uyuşturucu hakkında bilinmesi gerekenleri, sizinle paylaşmayı gerekli buluyorum. ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN… UYUŞTURUCU MADDELERLE MÜCADELE TANIMLAR Madde : Halk arasında uyuşturucu olarak da adlandırılan alkol, esrar, eroin, kokain, amfetaminler, tiner, tütün gibi başka kullanım alanları da olsa bile kişiler tarafından, ruhsal ve fiziksel bazı etkilerini yaşamak için kullanılan ve bedensel, ruhsal ve toplumsal boyutlarda ciddi zararları olan ajanlardır. Zehirlenme (intoksikasyon) : Madde alımından ya da bazı maddelerin aşırı alımından sonra başlayan merkezi sinir sisteminin olumsuz etkilenmesine bağlı olarak bir takım ruhsal ve fiziksel kusurlarla birlikte görülebilen durumdur (hastalık halidir). Örneğin alkol alımından sonra ortaya çıkan az ya da çok sarhoşluk hali bir zehirlenme tablosudur. Tolerans : Kişinin aynı miktarda maddeyle artık eski etkiyi sağlayamaması, giderek daha fazla miktarda madde alma isteği olmasıdır. Örneğin: “Biraz çakırkeyif olmak için” içtiğini söyleyen birinin aynı etkiyi sağlamak için giderek içki miktarını artırmak zorunda kalması halidir. Kötüye kullanım : Tam bir bağımlılık hali olmasa da madde kullanımı yüzünden kişinin giderek mesleki ve toplumsal sorumluluklarını aksatmaya başlaması, aile içi problemler yaşaması ya da yasal sorunlarla karşılaşması halidir. Artık içkisi ve diğer kullandığı maddeler yüzünden çevresiyle arasında sorunlar çıkmaya başlamış demektir. Bağımlılar bu grup içinden çıkar. Madde kullanımına bağlı fiziksel / ruhsal bozukluk : Uzun süreli madde kullanımı sonucu ortaya çıkan bir takım bedensel ve ruhsal hastalıklardır. Örneğin: beslenme bozuklukları, bunama, vitamin eksiklikleri, karaciğer hastalıkları gibi. Bağımlılık : Bağımlılık tam bir hastalık halidir. Bedensel, ruhsal ve sosyal yıkımla birlikte seyreder. Maddeyi sürekli kullanma, maddeye ulaşabilmek için sürekli çaba sarfetme, istenen etkiyi sağlamak üzere giderek daha fazla madde kullanma, maddeyi bıraktığında yoksunluk belirtileri gösterme ile karakteristik bir durumdur. Kişinin o güne kadar olan maddi, manevi her türlü kazancını siler götürür. Bağımlı olan kişi tüm yaşamı boyunca bağımlıdır. Bağımlı düzelebilir, maddeyi kullanmaz hale gelebilir, ama unutulmamalıdır eğer o maddeyi tekrar kullanırsa en kısa zamanda tekrar bağımlı hale gelir. Yoksunluk : Uzun süreli madde kullanımından sonra aniden azaltılması ya da bırakılması halinde ortaya çıkan bir takım fiziksel ve ruhsal belirtilerle karakterize bir dönemdir. Hekim müdahalesi ve hastane tedavisi gerekebilir. Uzun süreli ve yüksek dozda madde kullanımından sonra bırakma niyeti olursa öncelikle bir hekime danışılması önerilir. Bırakma : Bağımlılık yapan maddeyi kişinin artık kullanmamasıdır. Ancak tekrar kullanırsa bağımlı olma riski yüksektir. Maddeyi bıraktıktan sonraki bir yıllık süre tekrar başlama açısından yüksek riskli bir dönemidir. Sürçme, kayma ve nüks : Bir maddeye, bırakıldıktan sonraki dönemde yeniden başlama halleridir. Tıbbi açıdan farklı tanımlar olmakla birlikte bilinmesi gereken en önemli şey hemen bir hekime danışılması gerektiğidir. Bağımlılık düzeyinde kullandıktan sonra madde bırakılınca tek bir kullanımla tekrar başlamanın yine bağımlılığı gündeme getireceği bilinmeli ama tekrar tedaviye başlama ne kadar geciktirilirse sonrasının da o kadar güç olacağı akıldan çıkarılmamalıdır. Yani tek bir kullanım çok büyük bir risk olmayabilir ancak tekrarlayan “tek” ler arkadan gelecek büyük felakete neden olur. GİRİŞ Madde kullanımı ve bağımlılığı son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde de giderek artan toplumsal bir sorundur. Ülkemizde bu sorunu güncel boyutları ile ortaya koyabilecek çok sayıda çalışma ve birikmiş bilgi olmamakla birlikte hem sağlık hem de emniyet kayıtları bu sorun alanının giderek büyüme eğiliminde olduğunu düşündürmeye yetecek miktardadır. Madde kötüye kullanımı ve bağımlılığı yalnızca bireysel sağlık sorunu olmayıp toplum sağlığı, toplumsal düzen ve gelecek için de bir tehdittir. Çünkü yalnızca maddeyi kullanan bireyi değil o bireyin birlikte yaşadığı aileyi, ailenin bir parçası olduğu toplumu, toplumun kültürel yapısını, değer yargılarını, giderek ekonomik yapısını bozan, etkileri ülke sınırları dışına taşan birer kavramdırlar. Madde bağımlılığı günümüzde şiddeti vurgulanmakla birlikte geçmişi insanlık tarihi ile eşdeğer bir kavramdır. İnsanoğlu duygularını, davranışlarını şu ya da bu şekilde değiştirmek, bazen kendisine sıkıntı veren durumlardan uzaklaşmak için bazı maddeleri kullanmayı keşfetmiş, bilerek veya bilmeyerek farklı deneyimler yaratmış ve bugün yarattığı bu sorun alanı ile boğuşmaya başlamıştır. Madde kullanımı çağlar boyunca farklı toplumlarda farklı biçimde ele alınmış, kimi dönemlerde bazı gruplarda desteklenmiş, kabul için ölçütler ortaya atılmış kimi zamanda toplumu ondan kurtarmak amacı ile çok sert tedbirler uygulanmıştır. Ancak madde kullanımı yaygılaşmış ve bağımlılık ciddi bir sağlık sorunu olarak gündeme gelmeye başlamıştır. Kimi kez moderleşmenin yanısıra devam eden yoksulluk, kimi kez bazı kültürel yaklaşımlar madde kullanımını açıklamak için kullanılmıştır. Genel olarak kabul görecek tarafı ise madde kullanımının “geçici, sahte bir iyi oluş” hali yarattığı, ve sözde iyilik halini tekrarlama çabasının bireye ve topluma bir yığın belalar getirdiğidir. Bağımlılık bireyi bir maddenin esiri yapan, özgürlüğünü, özerkliğini elinden alan bir süreçtir. İnsanı başkalarına muhtaç hale getirir. Yıkıcı etkileri bireyi fiziksel gücünden, ailesinden, işinden koparmakta, çaresiz bir köle haline getirmektedir. Bağımlılık kişide hem bir takım fiziksel, psikolojik hasarlara neden olmakta, hem de iş gücü kaybına yol açmakta, ailevi sorunlar yaratmakta, toplumsal düzeni olumsuz etkilemektedir. Dünyada giderek artan bir sorun olduğu da göz önüne alınırsa insanoğlu için ne kadar önemli kayıplara yol açtığı da aşikardır. MADDE KULLANIMININ YAYGINLIĞI Toplumda uyuşturucu madde kullanımı buz dağına benzer. Polisin yaptığı tutuklamalar, tıbbi problemler, madde bağımlılığı tedavisi yapan kliniklere başvuru ve araştırmalara yansıyanlar problemin yüzeyde görünür kısmıdır. Altta yatan problemin ancak bir kısmına ulaşabilir. İş kaybetme riski, madde kullanımının getirdiği sosyal etiket ve problemi inkar etmeye yol açan diğer faktörler bilgi toplamayı daha da güçleştirir. Madde bağımlılığı alanında veri elde etmeyi güçleştiren başka bir faktör de bağımlılık, kötüye kullanım, zararlı kullanım gibi tanıların tanımlanmasındaki güçlüktür. Kimine göre yasadışı herhangi bir maddenin kullanımı bağımlılık anlamına gelirken kimileri bağımlılık deyince fiziksel bağımlılığı anlar. Sosyal içiciliğin kabul gördüğü bir ülkede alkol kötüye kullanımı, alkolün yasak olduğu bir ülkedekinden farklı tanımlanabilir. Madde bağımlılığının sıklık ve yaygınlığına ilişkin veriler ülkeden ülkeye değişiklikler göstermekte ve yukarıda tanımlanan nedenlerden dolayı da çoğu kez gerçeği yansıtmadığı düşünülmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1990-1991 yılları arasında yapılmış bir epidemiyolojik çalışmada son bir yıl içindeki alkol bağımlılık oranı %7 olarak verilmiştir. Madde kullanımı ile ilgili epidemiyolojik çalışmalar genellikle o maddeyi kullanan kişi sayısı hakkında bilgi vermekte genellikle bunlarının kaçının bağımlı, kaçının kötüye kullanıcı olduğunu belirlemek mümkün olmamaktadır. Sigara dahil bağımlılık ve kötüye kullanım özelliği olan maddelerin Amerika Birleşik Devletleri’nde kullanım sıklığının %40 civarında olduğu ileri sürülmektedir. Ülkemizde lise çağındaki gençler arasında yapılmış iki çalışmada alkol dışı diğer uyuşturucu maddeleri yaşamları boyu en az bir kez kullanmış olanların oranı 1991 deki çalışmada %2.6, 1995 deki çalışmada ise %7 olarak bulunmuştur. Bu çalışmaların dışında okul anketleri, hastane ve polis kayıtları ülkemizde de uyuşturucu madde kullanımının giderek arttığını göstermektedir. Bağımlılık ve kötüye kullanım sıklığı ile ilgili söylenebilecek en doğru şey bu maddelerin kullanımının yaygılaşmasının kötüye kullanımı ve giderek bağımlı sayısını da artırdığıdır. MADDE KULLANIMININ ve KULLANICININ ÖZELLİKLERİ Madde kullanımı, alımı takip eden dönemde insan vücudunda bir takım fiziksel ve ruhsal değişikliklere neden olur. Bunların bir kısmı ilk kullanımda ilgi çekici ve hoşnutluk verici türde olabilir. Zaten bu yalancı iyilik hali madde bağımlılığına daha doğrusu kişinin madde alımı davranışını tekrarlamasına yol açan ana nedendir. Bağımlılık yapıcı maddeler olarak alkol, tütün, esrar, biperiden (Akineton), morfin, kodein, eroin, metadon, meperidin (Dolantin), diazepam (Diazem,Nervium), clonazepam (Rivotril), lorazepam (Ativan), flunitrazepam (Rohypnol), alprazolam (Xanax), barbitüratlar (Luminal,Nembutal), meprobamat, fenprobamat (Gamakuil), LSD, fensiklidin (melek tozu), ecstasy, kokain, amfetamin, kafein, efedrin, benzol, toluen (tiner, bali gibi seyreltici ve yapıştırıcılar), “crack” gibi bazı sentetik türevler tanımlanabilir. Bunların etki mekanizmaları, alındığı zaman ortaya çıkardığı belirtiler ve bağımlılık yapma güçleri açısından aralarında farklılıklar vardır. Bu el kitabı hekim dışı personelin kullanımı için hazırlandığından bazı bilgilerin konuya hakim olmayan kişilerin elinde yanlış kullanılabileceği ve özendirici nitelik taşıyabileceği endişesi nedeni ile madde kullanımının yarattığı fiziksel ve ruhsal belirtiler, bağımlılık yapma güçleri üzerinde durulmayacaktır. Madde kullanımınının evreleri Madde kullanımı ilk olarak deneme ile başlar. Bunda özenti önemli rol oynar. Daha sonra kişi zevk için bu maddeyi zaman zaman kullanmaya başlar. Bu dönemde maddenin kişiye hiçbir zararı yok gibidir, yalnızca zevk verir. O zamana kadar hakkında çok korkunç şeyler dinlediği bu şeyin aslında hiç de o kadar kötü olmadığını ve bağımlı olmadan kullanabileceğini düşünmeye başlar. Düzenli kullanmaya devam ettikçe tolerans, madde bulma uğraşısı ve çoğul madde kullanımı (ne bulursa kullanma) gelişir. Bazen maddeyi zaman zaman zevk için kullanan kişi hayatında bir sıkıntı yaşadığında zaten kolay ulaşabildiği uyuşturucu maddeye sığınır, sıkıntı ve üzüntüsünü azaltmak için düzenli kullanmaya başlar, yalancı iyilik halini sürdürmek ister ve buradan bağımlılığa kayar. Bu evreden sonra artık kişinin çalışma kapasitesi düşer ve maddeyi kullanmadığı zaman ortaya çıkan yoksunluk belirtilerini yaşamamak için uyuşturucuyu kullanmaya devam eder. Bağımlılık geliştiğinde artık kişi uyuşturucuyu “normal” hissedebilmek için almak zorundadır ve başlangışta aldığı zevk de kaybolmuştur. Kimler madde kullanabilir, kimler bağımlı hale gelebilir ? Belli bir kişi için bu soruların cevabını kesin olarak verebilmek mümkün değildir. Ancak madde kullanımı ve bağımlılığı açısından bazı risk grupları tanımlanmıştır. Bunlar istatistiki bilgilere göre madde kullanımı ve bağımlılığının diğer insanlara göre daha kolay ortaya çıkabildiği gruplardır. Erkek cinsiyetinde madde kullanımı daha yaygındır. Kullanım yaygınlığı ve bağımlılık geliştirme riski açısından 18-29 yaşlar riskin en yoğun olduğu dönemdir. Toplumda bağımlılık oranını azaltmak açısından en çok üzerinde durulması gereken bu yaş grubudur. Bağımlılıkla ilgili risk faktörleri: Aile ile ilgili risk faktörleri: - Anne ve baba desteğinin az olması - Anne ve babada madde kullanımı olması - Anne ve babanın gencin madde kullanımına izin verici, fazla toleranslı bir tutum içinde olması - Anne ve babanın çocuk ile ilişkisinin kalitesi (ayrılan vaktin uzunluğundan çok bu vaktin nasıl değerlendirildiği önemlidir) - Tutarsız disiplin (anne ve babadan birinin yasakladığına diğerinin izin vermesi ya da farklı zamanlarda aynı ebeveynin farklı tutumlar sergilemesi) - Anne ve babanın çocuğun aktivitelerine ilgisizliği - Başarının ödüllendirilmeyişi, suçluluk duygusu uyandırmanın eğitim metodu olarak kullanılması - Çevrenin gerçekçi olmayan beklentileri (çok başarı beklenmesi ve bu nedenle mevcut başarının takdir edilmeyişi gibi) - Çocuğun okuldan sonra kendi haline bırakılması Sosyal risk faktörleri: - Yaşam stresleri (göç, işsizlik, boşanma, kayıplar vs) - Madde kullanan arkadaş grupları içinde olmak - Düşük okul, iş başarısı - Düşük sosyoekonomik düzey - Cinsel ya da fiziksel taciz yaşama - Kişilikle ilgili faktörleri: - Girişkenliğin az olması - Kendine güvenin az olması - Kendini kontrol etme yeteneğinin az olması - Başetme mekanizmalarının kötü olması - Dışarıdan kolay etkilenme - Saldırgan kişilik yapısı - Heyecanlı, dürtüsel, asi, kötümser kişilik yapıları - Sosyal değerlere yabancılık - Davranış bozuklukları Madde kullanımına başlamanın bir kısmı sosyal aktivitelerle ya da tıbbi zorunlulukla ilişkilendirilebilir. Örneğin sigara ve alkol kullanımı topluma, alt kültürlere göre değişiklikler göstermekle birlikte belirli bir doza kadar sosyal bir akvite olarak toplumsal kabül görmekte ve yasal engel de bulunmamaktadır. Yine biperiden (Akineton), morfin, meperidin (Dolantin), diazepam (Diazem, Nervium), clonazepam (Rivotril), lorazepam (Ativan), flunitrazepam (Rohypnol), alprazolam (Xanax), barbitüratlar (Luminal, Nembutal), meprobamat, fenprobamat (Gamakuil) gibi ilaçlar tedavi amacı ile hekim tarafından reçete edilmiş olabilir. Bu gibi durumlarda eğer miktar aşımı ve kötüye kullanım söz konusu ise bunu ayırt etmek daha güç olabilir. Günümüzde sigaraya karşı giderek artan bir tepkinin olması, yalnız içiciyi değil, dumanını solumak sureti ile eş zamanlı yanındakileri de zehirliyor olması “sigara kullanmayalım kampanyalarına” taraftar toplamakta, kapalı mekanlarda kullanımının sınırlandırılması ile de özellikle batılı toplumlarda sigara kullanımında genel bir azalma olduğu bilinmektedir. Alkol ise, halen çok değişik üretim teknikleri, farklı lezzetler, kimi zaman az dozda alındığında sağlığa olan katkısı hakkındaki yayınlar, bazı hastalıklardan koruduğu yönündeki iddialar ve iletişimin ön plana çıktığı dünyada sosyal yaşamın renk veren bir elementi gibi reklamlar sonucu halen giderek yaygın kullanılan bir maddedir. Ne kadar içmek normaldir ? Bunun cevabı kişiden kişiye göre değişir demek yanlış olacaktır. Çünkü içkinin sınırını sarhoşluk halinin görülmesi ile tanımlamak da yanlıştır. Bir diğerine göre birkaç kadehi daha fazla yuvarlayan bir kişideki bana birşey olmuyor iddiası belki de gizli gizli ilerleyen bir toleransın ve gelecekteki bağımlılığın bir habercisidir. Alkol kullanmanın problem haline dönüşmesi için kişinin sürekli alkol alıyor olması gerekmez. Kişi, zaman zaman kullansa da, alkol almaya bağlı olarak aşağıdaki problemlerden birisini dahi tekrar tekrar yaşıyorsa profesyonel yardımı gerektirecek düzeyde alkol kullanma problemi var demektir: - İşte, okulda ya da evde üstüne düşen görevleri tekrarlayıcı bir biçimde aksatma: Kişi alkol nedeniyle zaman zaman işe ya da okula gidemez ya da başarılı olamaz, bu yüzden ceza alabilir. - Fiziksel olarak tehlikeli durumlarda yineleyici biçimde alkol kullanımı: örneğin alkol etkisinde iken araba ya da makina kullanmak. - Alkol ile ilişkili ortaya çıkan yasal sorunlar: örneğin alkollü iken kavgaya karışıp göz altına alınma. - Alkolün neden olduğu ya da alevlendirdiği sürekli ya da tekrarlayıcı kişilerarası sorunlar: örneğin alkollü iken eşle tartışmalara girmek ya da kavga etmek. Unutulmamalı ki bu durumlar kişinin alkol aldığı zamanların hepsinde değil bazılarında olabilir ama tekrar tekrar oluyorsa bu kişi içkinin zararlı sonuçlarını kontrol edemiyor ve alkolle başı dertte demektir. Bu durumda artık alkol kötüye kullanımı söz konusudur. Fazla miktarlarda, sık sık ya da sürekli alkol aldığı halde yukarıdaki problemleri yaşamayan insanlar da vardır. Bunların da uzun vadede alkole bağlı tıbbi problemler geliştirme riskleri fazladır. Bu duruma “problemli alkol kullanımı” denir. Alkolik kime denir? Alkolizm deyince bir çok insanın zihninde, parklarda ispirto şişesine sarılıp sızan ağır alkol bağımlığı canlanır ve böyle düşününce de kolayca kendilerinde “ alkol problemi olmadığını ” söylerler. Ama bu kesinlikle yanıltıcıdır. Bazı kişilerde alkol kullanımı ileri boyutlarda problemlere yol açar. Aşağıdakilerden en az üçü varsa alkol bağımlısı tanısı konur: - Niyetlendiğinden daha fazla miktar ve sürede alkol almak. Örneğin kişi bir bardak içmek için başlar, ama bir şişe bitirmeden kalkamaz. - Kişi bırakmayı istediği ya da defalarca bırakmayı denediği halde yeniden içmeye başlar. Zaman zaman bir kaç gün ya da ay içmeyebilir. Bunu ‘istediği zaman bırakabildiğinin’ kanıtı olarak göstermeye çalışabilir. - İçkiye fazla vakit ayırır. Bazıları gün içinde kimseye farkettirmemeye çalışarak içebilir. - İçki içmeye fırsat bulamadığı sosyal faaliyetleri, hobileri, başka zevk verici aktiviteleri azaltır ya da terkeder. - Alkole bağlı ya da alkolle artan fiziksel (karaciğer hastalığı, yüksek tansiyon, gastirit vb), ya da psikolojik (depresyon, anksiyete, uyku bozukluğu vb) problemler yaşamasına rağmen içmeye devam eder. - Aynı etkiyi almak için içtiği miktarı arttırır ya da başkaları için çok sayılacak miktarlarda içtiği halde etkilenmez (bunu, yanlış olarak iyi bir şeymiş gibi, alkole dayanıklı olduğunun kanıtı olarak öne sürebilir). - Alkol almadığı zaman titreme, terleme, çarpıntı gibi şikayetler yaşar. Ne kadar içki içmek “normal”dir? Günde 1-2 kadeh içki almanın kalp hastalığı riskini azaltabileceğine işaret eden bilimsel araştırmalar bulunmasına rağmen bazıları için alkol kullanımı kontrol edilemeyen bir saplantıya dönüşebilir. Alkolikler genellikle “dibe vurmadan” yani her şeylerini kaybetmeden alkolik olduklarını kabule yanaşmazlar (ya da sırf çevrelerindekileri susturmak için alkolik olduklarını söyler, ancak bunu değiştirmek için hiçbir ciddi çaba harcamazlar), bu nedenle de tedaviye istekli değillerdir. Ailelerinin alkolik hastayı koruyucu, kollayıcı tavrı O’nun dibe vurmasını ya da dibe vurduğunu farketmesini engeller. Başka bir değişle, alkolik parasız kalır, annesi para verir, karakola düşer, babası kurtarır, hasta olur, eşi hastaneye götürür. Alkolün olumsuz sonuçlarıyla hasta değil ailesi hep yüz yüze gelir. O ise alkolün verdiği sarhoşluğa sığınıp tüm sorunlarını inkar eder ya da hep başkalarını suçlar. Alkol kullanımının normallik sınırlarının tanımında bir standart içki birimi kullanılır. “Bir standart içki” ortalama 10 gram alkol içerir. Bunun içki olarak karşılığı, bir tek rakı, cin, votka, viski ya da bir kadeh şarap, ya da bir küçük kutu biraya eşdeğerdir. Bugün erkekler için haftada 21 standart içkinin, kadınlar için ise 14 standart içkinin üzerine çıkılması tıbbi açıdan ciddi tehlike olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca miktar ne kadar olursa olsun haftada en az iki günlük bir içki tatili de önerilmektedir. Yine bu miktar içkinin altında içmenin de kişiye hiç bir zarar vermeyeceğini sanmak yanlıştır. UZUN SÜRE VE YÜKSEK DOZLARDA MADDE KULLANIMININ İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: Uyuşturucu maddeler uzun süre ve yüksek dozlarda kullanan insan üzerinde bağımlılık dışında da kötü etkileri vardır. Bu etkilerin ortaya çıkabilmesi için bazı maddelerde uzun süreli ve yüksek doz kullanıma bile gerek yoktur. 1. Alkol ve diğer uyuşturucu madde kullanan annelerin bebeklerinde gelişim geriliği, zeka geriliği ve diğer doğum anomalileri sıktır. 2. Depresyon, psikoz, demans (bunama) gibi bazı ruhsal bozukluklar kullanılan maddeye bağlı olarak ortaya çıkabilir. 3. Madde kullananlarda intihar daha sık görülür. 4. Sindirim sistemi hastalıkları (gastrit, ülser, pankreas hastalıkları), karaciğer hastalıkları (yağlanma, siroz), sinir sistemi hastalıkları, kalb yetmezliği, kansızlık, sara nöbetleri, beslenme bozuklukları sık olarak ortaya çıkan fiziksel hastalıklardır. 5. Madde alımı sırasında ortak kullanılan injektör gibi bazı araçlar bulaşıcı hastalıkların (hepatit, AİDS gibi) taşınması açısından önemli risk faktörleridir. Madde kullanımının kötü etkileri yalnızca bireyle sınırlı değildir. Sigara dumanından etkilenen pasif içiciler örneğinde olduğu gibi doğrudan zararlı bir etki söz konusu olabilir. Madde kullanımının ve özellikle bağımlılığının sosyal zararları en az bireysel zararları kadar önemlidir. Maddeye bağımlı olmak, bütün zamanını onu temin etmek ve kullanmak için harcamak, iş kaybı, maddi kayıplar, aile içi çatışmalar, aile bütünlüğünün bozulması, madde arayışı için yasadışı yollara uzanan kazanç temin etme çabaları ve madde satışı ile güçlenen mafya, işin sosyal boyutunun derinliğini tanımlamada verilecek örneklerdir. Madde bağımlılığı maddi ve manevi değerlerini yitiren bireyden, sosyal değerlerini yitirmiş ve mafya, karapara zihniyetinin egemen olduğu topluma doğru uzanan bir yoldur. Yine pekçok terör örgütünün yasadışı finansmanının uyuşturucu madde ticareti yoluyla sağlandığı da bilinen bir gerçektir. YASAL BOYUT Alkol, sigara ve tıbbi reçete ile verilmiş ilaçlar dışındaki uyuşturucu maddelerin kullanılması ve satılması Türk Ceza Kanununun ilgili maddeleri ile suç olarak kabul edilmiştir. Yine toplumun rahatını bozacak, rezalet çıkaracak tarzda içki içmek, ya da sarhoşluğu ihtiyat haline getirmek (2 kez mahkum olduğu halde aynı suçu tekrarlamak) suç olarak kabul edilmektedir. Ayrıca suç işlediği sırada şuur ve harekat yeteneğini azaltacak tarzda bir ruhsal bozukluk içerisinde olma hali niteliğine göre cezayı indirebilirken, bilerek uyuşturucu madde kullanmak ve bu sırada suç işlemek durumunda “ben ne yaptığımı bilmiyordum” savunması kabul edilmemekte, ceza indirimi de söz konusu olmamaktadır. MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE Uyuşturucu nitelikte madde kullanımı bireysel ve toplumsal bir sorundur. Zararların boyutları ülke sınırları dışına da taşar. Bu açıdan bakınca bir insanlık sorunu tanımlaması iddialı sayılmaz. Uyuşturucuyla mücadele de bütün bu boyutlarda olmalıdır. Basından izlenen ve bu yöndenki haberlerin sıklığı nedeniyle de doğru kabul edilebilecek bir husus, devletlerin bununla yeteri kadar mücadele etmediğidir. Hem uyuşturucu karşıtı propagandalar sürmekte hem de bu yolla kazanılan karaparalar bir şekilde ekonomi içine aktarılmaktadır. Gayriresmi faaliyetlerin finans aracı olarak kullanılmaktadır. Birçok devlet sigara ve içki satışından gelir elde etmekte, bununla ilgili üretimleri desteklemektedir. Uyuşturucu ticareti, uyuşturucu bağımlılığı gibi kavramlar genellikle son yakalanan mafya üyeleri ile ilişkilendirilmekte işin diğer boyutu göz ardı edilmektedir. Madde bağımlılığıyla mücadeleye bazı ana ilkeler etrafında bakmak faydalı olacaktır: 1. Bireysel ve toplumsal çapta uğraş, ülkeler arası işbirliği gerektirir. 2. Yalnızca kullanıcıya karşı propaganda ya da kullanım sonrası tedavi değil aynı zamanda üretimi ve satışı ile de mücadele şarttır. 3. Madde teminin zorlaştırılması doğrudan bağımlılara bir fayda sağlamasa da zaman içerisinde kullanıcı sayısını azaltmakta dolaylı olarak bağımlı sayısına da gelecekte etki etmektedir. Bunun örneği içki ve sigara satışını gençler için kısıtlayan, zaman ile kısıtlayan bazı batı ülkelerinde görülmüştür. 4. Bağımlı miktarını azaltabilmek için karşı propaganda sadece bağımlı grubuna değil sosyal içiciler dahil herkese yapılmalıdır. Artan dozun nelere yol açabileceği, “ben her gece büyük bir şişe devirmiyorum ki” savunmasının insanı aldatabileceği anlatılmalıdır. 5. Eğitim, karşı propaganda da çok önemlidir. Ancak ehil kişiler tarafından yapılmalıdır. Eğitici konu ile ilgili her soruyu cevaplandırnabilecek tarzda yetişmiş olmalıdır. Eğitimde tıbbi bilgi içeren kısımlar mutlaka hekim denetiminde verilmelidir. Eğitim standart olmayıp hedef gruba özgül hazırlanmalıdır. Yanlış verilen ve gereksiz tekrarlanan eğitimin özendirici olabileceği unutulmamalıdır. Örneğin: Amerika Birleşik Devletleri’nde “DAIR” isimli önleme programında polisler okullarda verdikleri seminerlerde tek tek uyuşturucu maddeleri öğrencilere tanıtarak etkilerinden bahsetmişler, bunları kendilerine satmaya çalışabilecek kişilerin hangi taktikleri uygulayacaklarını anlatmışlardı. Bu program milyonlarca dolar harcanarak ülkeye yaygınlaştırılmış ve 5 yıllık bir uygulamanın ardından yapılan değerlendirme, bu programın uygulandığı okullarda uyuşturucu kullanımında diğerlerine göre bir azalma olmadığını hatta bu programın uygulandığı düşük sosyoekonomik seviyedeki, genellikle zencilerin devam ettiği okullarda kullanımın daha da arttığı (muhtemelen bu gençlerde polise karşı beslenen antipati nedeniyle) anlaşılmıştır. 6. Eğitim ve tedbirler özellikle risk gruplarına karşı daha dikkatle uygulanmalıdır. İçeriği “sadece yapma” demenin ötesinde olmalıdır, çünkü bunun işe yaramadığı artık bilinmektedir. Önleme programlarının bazı zorlukları vardır. Örneğin bu programlara katılan aileler zaten bu konuda duyarlı olan ve çocuklarıyla ilgilenen, dolayısıyla çocuklarında riskin görece düşük olduğu kişilerdir. Okullarda yapılan önleme programlarına o sırada okuldan kaçmış olan madde kullanımına eğilimli öğrenciler katılamayabilirler. Bir maddenin toplumda kullanımı ya da genel olarak madde kullanımı toplumda arttığında ona karşı koruma programları başlatılır, oysa bu dönem doğal dalgalı seyir içinde kullanımın zaten azalmaya başlayacağı nokta olabilir. 7. Gençleri uyuşturucudan uzak tutmak için maddeyi kullanma nedenlerine alternatif yollar üretmek gereklidir. Onların olgun gözükmek, büyümenin verdiği sıkıntı ile başetme, gruba kabul edilme kaygıları, ebeveynden farklılığını belli etme gibi kaygıları ciddiye alınmalı ve bunları aşabilecekleri sosyal fırsatlar önlerine açılmalıdır. Bu amaçla spor imkanlarının artırılması önemli bir araç olabilir. Gençlerin tedavisi erişkinlerden zordur, ve sonuçları genellikle daha kötüdür. 8. Tedavi, belli bir döneme sınırlı kısa bir süreç olarak düşünülmemelidir. Uzun süreli takip önemlidir. Tedavi sonrası sosyal desteğin sürdürülmesi, sosyal yetenekleri geliştirici ve sağlıklı sosyal ilişkiler kurmaya yardımcı olan uygulamalar yararlıdır. Aynı arkadaş grubuna dönüş sıklıkla yeniden başlama nedenidir. Maddeyi tamamen bırakmasa dahi miktarını azaltmak ve alternatif yaşam stili oluşturmak büyük yararlar sağlar. 9. Madde kullanımı bazen temelde seyreden başka bir ruhsal bozukluktan dolayıdır. Örneğin depresyon, paranoya varsa önce bu tedavi edilmelidir. Bazen madde kullanımı antisosyal kişilikte olduğu gibi bir kişilik bozukluğunun parçasıdır. Bu durumda ayrı olarak tedavisi pek mümkün değildir. MADDE KULLANIM SORUNUNDAN ŞÜPHELENMEK İÇİN Kullanılan maddeye göre farklılıklar göstermekle birlikte aşağıdaki hususlar uyarıcı olmalıdır. 1. Günlük aktivitelerle ilgili alışkanlıklarında ani değişiklik, 2. Sosyal çevrede ani değişiklik, 3. Bedensel yakınmalar, 4. Uyku düzeninde bozulma, 5. Sık banyoya gitme, 6. Daha çok para harcama, 7. Öz bakımında azalma, 8. Okul, iş sorunları, 9. Zaman zaman çok canlı zaman zaman çok durgun olacak tarzda mizaç değişiklikleri, 10. Sinirlilik, 11. Yorgunluk, halsizlik, 12. Dalgınlık, 13. Konuşmada güçlük, 14. Fiziksel performansta azalma, 15. Alkol kullanıyorsa miktarında belirgin artış, daha sık içme, 16. İçkiden dolayı yasal sorunlarla karşılaşmaya başlama, 17. Ciltte yara, injeksiyon izleri, Sayılan bu değişikliklerin bütünü veya bir kısmı mutlak madde kullanımı ile ilişkili olmayabilir. Başka bir ruhsal bozukluk ya da ergenlik döneminde normal bir uyum çabası olan “ergenlik krizi” sırasında da benzer değişiklikler görülebilir. Bu belirtileri görünce sorgulamak, uyanık olmak gerekir ancak hemen bir madde bağımlılığı düşünülmemelidir. MADDE KULLANAN YA DA ŞÜPHELENDİĞİNİZ KİŞİ İLE GÖRÜŞME İLKELERİ 1. Görüşme nedeninizi açıklayın, yargılamayacağınızı, yardım için ilişki kurduğunuzu açıklayın. 2. Eğer konumunuz itibari ile sonradan aynı kişiyi adli olarak değerlendirmeniz de gerekecekse, yardım görüşmesini yapan siz olmayın . 3. Dinleyin, dinlediğinizi hissettirin. 4. Anladığınızı hissettirin. 5. Gereken yerde konuya açıklık getirmesini isteyin. 6. Yargılamayın. 7. Yorum yapmadan tekrar edin. 8. Sıkıntısını göstermesine, ağlamasına izin verin. 9. Gördüğünüz ya da şüphelendiğiniz belirtileri sayıp, gerekirse yardım için bir hekime gönderebileceğinizi açıklayın. 10. Emretmeye, yönetmeye, tehdit etmeye kalkışmayın ! 11. Yorum yapmaktan, utandırmaktan, yargılamaktan kaçının ! 12. Gereksiz şefkat göstermekten, övmekten kaçının, davranışını onaylamadığınızı açıkca belli edin ! Öfkeli ve saldırgan ise; 13. Kendinize güvenli davranın, sakin ve telaşsız olun. 14. Korkmayın, korktuğunuzu belli etmeyin. 15. Doğrudan göz teması kurmayın. Bunu tehdit olarak algılayabilir. 16. Kendisi ile konuşmak istediğinizi, sorunu için yardımcı olmaya çalıştığınızı açıkça söyleyin. 17. Çevresi için ciddi zarar verebilecek ise önce sizin ve çevrenin güvenliği önemlidir. MADDE KULLANIMINA KARŞI ÖRNEK BİR KORUYUCU ÇALIŞMANIN İLKELERİ Koruyucu çabadan amaç hiç kullanmamışları tehlikeye karşı bilgilendirmek, kullananları erken dönemde caydırmak, bağımlı olmasını önlemek, bağımlıları ise zararları azaltıcı yönde eğitmek, kontrol altına almaktır. 1. Mutlaka bilerek işe başlayın. Tıbbi yönün anlatılması için bir hekimden yardım alın. 2. Yapacağınız yanlışlar özendirici olabilir. 3. Eğiteceğiniz grubun özelliklerine uygun bir program belirleyin. Örneğin hiç kullanmamışlar olabilir, ya da uzun süredir kötüye kullanım söz konusudur. Hiç kullanmamışları eğitirken ilk kullanımlarda görülen ilgi çekici de olabilecek belirtileri anlatmaya çalışmamak, maddelerin sükseli isimlerini aktarmamak daha doğru olacaktır. 4. Çalışma hedefinizi belirleyin 5. Mümkünse 10-30 kişilik küçük gruplar oluşturun. 6. Herkesin düşüncesini ifade etmesine fırsat yaratın. 7. Toplantıyı soru-cevap şeklinde sürdürün. 8. Katılım için yüreklendirin. 9. Sadece öğüt vermeye, kendi fikirlerinizi kabul ettirmeye çalışmayın, bildiklerinizi savunun onlar ikna olsunlar. 10. Farklı görüş bildirenleri siz sindirmeye çalışmayın. 11. Katılımcıların sıkılmaması önemlidir. Sıkıldıklarını hissettiğiniz anda toplantıyı bitirin. AİLELERİN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER Emniyet Müdürlüğü’nden ailelere öneriler. ÖNLEME Gençlerin madde kullanmaya başlamasını önlemede ailelerin çocukları ile ilişkilerinin kalitesi önemli bir yer tutar. Çocukları ile kuvvetli sevgi ilişkisi olan doğru ve yanlışları öğreten, davranışları için uygulanabilir kurallar koyan, bunların uygulanmasını sağlayan ve çocuklarını gerçekten dinleyen ebeveynler çocuklarının uygun bir aile ortamında yetişmesini sağlamış olurlar. İnsan ihtiyaçları, sonsuzdur.Çocuğunuzun yaşını sosyal çevresini, ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak ne kadar harçlık vereceğinizi belirleyiniz. Belirlenen bu rakam ihtiyaçların üzerinde yada bu ihtiyaçları karşılayamayacak miktarda olmamalıdır. 1. Değerlerin öğretilmesi: Her ailenin bazı prensip ve standartlarla belirlenmiş davranış beklentileri vardır. Sosyal, ailesel ve dini değerler gence alkole ve maddeye hayır demeleri için nedenler bulmasını ve kararlılıklarını kesin bir şekilde sürdürmelerini sağlar. Aile değerlerinizi çocuğunuza açık bir şekilde öğretebilmeniz için: * İzin alması için gerekli olan değerleri açık bir şekilde belirtin ve dürüstlük, sorumluluk alma ve kendine güvenin neden önemli olduğunu, bu değerlerin iyi kararlar vermede nasıl yardımcı olacağı hakkında konuşun. * Kendi davranışlarınızın çocuğunuzun değerlerinin gelişmesini nasıl etkilediğini sakın unutmayın. Çocuklar kendi anne-babalarının davranışlarını taklit ederler. Örneğin sigara içen anne ve babaların çocuklarının sigara içme yüzdesi daha yüksektir. Sigara içme, alkol ve yatıştırıcı ilaçları alma davranışlarınızı yeniden gözden geçirin. Unutmayın ki sizin bu maddeye karşı tutumunuz çocuğunuzun alkol veya madde kullanıp kullanmamaya karşı belirleyeceği tutumu şekillendirecektir. Bu zaman zaman aldığınız alkolü tamamen kullanmamanız anlamına gelmektedir. Çocuklar bağımlılık düzeyinde, kendisine ve ailesine zarar verebilecek düzeyde alkol kullanımı ile sosyal içicilik arasındaki farkı anlayabilirler. * Çocuğunuzun asla sizin içkinizden tatmasına izin vermeyin. Böylece çocuk, erişkinler için yasal ve kullanılabilir olan alkolün çocuklar için yasal olmayan bir madde olduğunu görebilir. * Kendi söz ve davranışlarınız arasında ki uyuma dikkat ediniz. Çocuğunuzun sizinle özdeşim kurduğunu unutmayınız. Çocuğunuzdan beklediğiniz davranışları sizin gösterdiğinizden emin olunuz. Çocuğunuz sizi model alır. Sizin davranışlarınızın, tutumlarınızın, sorunlarla başa çıkma yollarınızın benzerlerini çocuğunuzda görebilirsiniz. * Çocuğunuzun sizin aile değerlerinizi anladığından emin olunuz. Aileler bazen çocuklarının nadiren veya hiç konuşmadan değerleri aldıklarını düşünürler. Bu doğru değildir. Bunlar, aile yemek için bir araya geldiğinde konuşulabilir. 2. Alkol ve Diğer Maddelere Karşı Kuralların Konması ve Bunların Uygulanması: Kuralların konması işin sadece başlangıç kısmıdır. Önemli olan bunların uygulanmasıdır. Kurallara uyulmadığında uygulanacak yaptırımlar da önceden belli olmalıdır. Açık olun. Kuralların nedenlerini açıklayın. Kuralların neler olduğunu ve nasıl bir davranış beklediğinizi söyleyin. Kurallara uymamanın sonuçlarını, yani yaptırımın ne olacağını, nasıl uygulanacağını ve ne kadar süreceğini tartışın. Tutarlı olun. Çocuğunuzun alkol veya madde kullanmaması konusundaki kuralların evde, arkadaşında ve her yerde geçerli olduğundan emin olun. Makul olun. Daha önce kararlaştırılmamış yeni kuralları ve cezaları çocuğunuzla tartışmadan uygulamayın. “Baban eve geldiğinde seni öldürür” gibi gerçekçi olmayan tehditlerden kaçının. Bunun yerine sakin bir şekilde tepki verin ve daha önce kararlaştırmış olduğunuz cezayı uygulayın. 3. Alkol ve Maddelerin Etkileri Hakkında Bilgi Sahibi Olma: Aileler; alkol ve uyuşturucu maddeler hakkında bilgilenmeli, tehlikeyi kendilerinden ve çocuklarından çok uzaklarda görmemeli, tehlikeden uzak kalabilmek için tedbirler geliştirmelidirler. 4. Çocuğunuzla Konuşma ve Onu Dinleme: Bir çok aile çocuğu ile alkol ve diğer maddelerin kullanımını konuşmaktan kaçınır. Bazıları kendi çocuklarının böyle maddelerle karşılaşmayacağını düşünür. Bazıları ise bunu nasıl konuşacağını bilmediği için veya böyle fikirleri çocuğun kafasına koymak istemediği için konuşmaz. Çocuğunuz böyle bir problem yaşayıncaya kadar beklemeyin. Tedavi programlarına giren bir çok genç ailelerin öğrenmesinden önceki en az iki yıldan beri madde kullandıklarını açıklamaktadırlar. Çocuğunuzla madde ve alkol hakkında daha erken konuşmaya başlayın ve iletişim kanallarını açık tutun. Tüm cevapları bilmeme olasılığından endişe etmeyin. Çocuğunuz bununla ilgili olduğunuzu bilsin yeter. Birlikte cevapları araştırabilirsiniz. Aşağıda çocuğunuzla alkol ve madde hakkında konuşabilmenizi sağlayacak İyi bir dinleyici olun. Çocuğunuzun size problemlerini veya sorunlarını getirebileceğinden emin olun. Çocuğunuzun size söylediği şeyleri dikkatle dinleyin. Öfkenizi kontrol edin, şiddetten kesinlikle kaçının. Gerekiyorsa, sakinleşmek için kendinize süre verin. Çocuğunuzun ne söylediğine çok dikkat edin. Eğer çocuğunuz sorunlarından bahsediyorsa, okulda veya arkadaşlarıyla işlerin nasıl gittiğini siz sorun. Hassas konularda da konuşabileceğinizi hissettirin. Gençler, kendileri için önemli konularda ailelerinden bilgi alabileceklerine inanmak isterler. Ödüllendirin. Sadece yanlışlar üzerinde odaklanmayın, iyi yaptığı şeyleri de fark edin ve bunları belirterek pekişmesini sağlayın. Aileler ödüllendirmekte eleştirmekten daha cömert olursa çocuklar kendilerini daha iyi hissederler ve kendi kararlarına güvenerek özgüveni yüksek gençler olurlar. Burada kastedilen sözel ödüllendirmedir. Yani çocuğunuzun yaptığı davranışı beğeniyorsanız onu takdir ettiğinizi söyleyin. Açık mesajlar verin. Alkol veya madde hakkında konuşuyorsanız çocuğunuza kullanmama mesajını açık şekilde verdiğinizden emin olun. Böylece çocuğunuz kendisinden beklenenleri tam olarak bilecektir. Doğru davranışlarınızla model olun. Çocuğunuzdan beklediğiniz dürüstlük, ahlaklı olmak gibi davranışları kendiniz gösterdiğinizden emin olun. bazı ipuçları bulacaksınız. 5. İletişim İpuçları: Dinleme; * Dikkatle dinleyin * Sözünü kesmeyin * Çocuğunuz konuşurken kendi söyleyeceğinizi * Hazırlamakla meşgul olmayın * Çocuğunuzun sözünün bittiğinden emin olana kadar bekleyin. Gözleme; * Çocuğunuzun yüz ifadesi ve vücut dilini anlayın. * Çocuğunuz sinirli ve rahatsız mı veya rahat mı görünüyor? * Konuşma süresince çocuğunuzun söylediklerini ona eğilerek, omzunu tutarak ve başınızı sallayarak ve göz teması kurarak dinleyin. * Çocuğunuzun konuşmalarını ciddiye alın. Cevap verin; * “Şunu yapmalısın”, “senin yerinde olsam” veya “ben senin yaşındayken” ile başlayan cümleler yerine “çok ilgimi çekti” , “anlıyorum ki bu bazen zordur” gibi cümlelerle başlamak cevap vermek için daha uygundur. * Eğer çocuğunuz size duymak istemediğiniz şeyler söylüyorsa, sakın bunları yadsımayın. * Her durum için çocuğunuza önerilerde bulunmayın. Bunun yerine anlattığı şeylerin ardında ki duyguları anlamaya çalışın. * Çocuğunuzun kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun. * Çocuğunuzun içinde bulunduğu güç durumu sizinle paylaştığı için pişman olmasına neden olmayın. Her zaman onun yanında olacağınızı hissettirin. TEDAVİ Evet! Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi olabilir. Özellikle tedavi ilkelerini yerine getiren kişilerde uyuşturucu maddeyi bırakma oranı çok yüksektir. Kullanıcılar arasında “bu hastalığın tedavisi olmadığı” yolunda bir kanı yerleşmiştir. Bu değiştirilmeye çalışılmalıdır. Uyuşturucu maddeyi bırakan kişilerde tekrar madde kullanımına başlamak sık olarak gözlenen bir durumdur. Kişi uyuşturucu maddeleri bıraktıktan sonra bir daha hiçbir zaman kullanmamalıdır. Bir kez kullanması onun eski günlerine dönmesine neden olabilir. Tedavinin ilkeleri Bu maddeleri kullanan kişilerin tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklikler göstermektedir. Tedavinin başarısı için iki önemli etken sayılabilir: 1. Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmayı istemesidir. Eğer kişi tedavi olmayı kendisi istemiyor ise, kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz. 2. Diğeri ise kişinin maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir. Çünkü, kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını, yaşadığı ortamı değiştirmek zorunda kalabilecektir. Eğer tüm bunlara hazır değilse, yapabilecek fazla bir şey yoktur. Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi daha güç olacak ve daha uzun sürecektir. Ayrıca, uyuşturucu kullanımı ile daha da artan aile içi iletişim bozukluklarının, kopukluklarının giderilmesi için anne ve babanın da tedaviye katılması gerekir. KAYNAKLAR 1. Bayam G (1997) Yasal boyutuyla alkol ve alkol dışı madde kullanımı. Alkol ve Alkol Dışı Madde Bağımlılığı Temel Kurs Kitabı, N. Dilbaz (Ed) Ankara, Mutludoğan Ofset, 125-127. 2. Candansayar S (1997) Koruma ve önleme açısından bağımlılık sorunsalı. Alkol ve Alkol Dışı Madde Bağımlılığı Temel Kurs Kitabı, N. Dilbaz (Ed) Ankara, Mutludoğan Ofset, 107-124. 3. Çelikkol A (1999) Ruh Hastalıklarından Korunma. İstanbul, Gendaş. 4. Doğan YB (1997) Bağımlılık kavramı ve model anlayışı. Alkol ve Alkol Dışı Madde Bağımlılığı Temel Kurs Kitabı, N. Dilbaz (Ed) Ankara, Mutludoğan Ofset, 1-8. 5. Köknel Ö (1998) Bağımlılık. İstanbul, Altın Kitaplar Yayınevi. 6. Ögel K, Tamar D, Karalı A, Çakmak D (1998) Alkol ve Madde Kullanım Bozuklukları El Kitabı. İstanbul, AMATEM. 7. Uluğ B (1997) Madde kullanımı ile ilişkili Bozukluklar. Psikiyatri Temel Kitabı, cilt 1. C Güleç, E Köroğlu (Eds), Ankara, Hekimler Yayın Birliği, 299-320. 8. Ünal M, Özpoyraz N (1997) Alkol kullanımı ile ilişkili Bozukluklar. Psikiyatri Temel Kitabı, cilt 1. C Güleç, E Köroğlu (Eds), Ankara, Hekimler Yayın Birliği, 265-298. 9. Yargıç İ (2000) Alkol Madde Bağımlılığı ve Tedavisi Web Sitesi. ALKOL-MADDE BAĞIMLILIĞI TEDAVİSİ 10. Ziyalar A (2000) Sosyal Psikiyatri. 2. baskı, İstanbul, Yüce Yayım, 194-258. kaynak kaynak 2 | |
| | |
| The Following 8 Users Say Thank You to Leon For This Useful Post: | cindy (03-01-2008), kalbiimsinn (03-08-2008), lone.wolf (07-23-2008), moonlight (02-25-2008), Safak (12-28-2007), tokıohotel14 (03-08-2008), zeynep (01-11-2008), zuzuu (12-28-2007) |
| | #2 |
| yürek ağlar gözden önce.. ![]()
Mesajlar: 22.544
Teşekkür Etme: 14.819
13.759 Mesajina 37.904 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 198
Tecrübe Puanı: 107375721 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Tekkeler ve zaviyeler döneminde de müzik ve uyuşturucu birlikteydi, bugün de… İsyanın ayrılmaz ikilisi: Müzik ve uyuşturucu Uyuşturucu kullanan gençlerin profilini inceleyen birimler, müzikle uyuşturucu arasındaki bağlantıyı da araştırıyor ve kimi zaman karşılarına çıkan motifleri görmezden gelemiyor. Daha çok isyanın sembolü olan uyuşturucu kullanımı yine döneme göre isyankâr olan müziklerle hayat bulabiliyor ama bu bir kural değil. Türkiye'de gençler arasında uyuşturucu kullanımı yaygınlaştıkça bu konudaki araştırmaların sayısı da artıyor. Psikiyatrlar, sosyologlar ve güvenlik güçleri konuyu farklı açılardan masaya yatırıyor ama çoğunlukla da ortak noktada buluşuyorlar. Örneğin müzik bunlardan biri. Haz vermesi, isyankar ve evrensel olması açısından uyuşturucu ve müzik arasında ciddi bir paralellik kuruluyor. Uyuşturucu kullananların profiline göre değişmekle birlikte, aslında ister varoşlarda olsun, ister sosyo-ekonomik düzeyin yüksek olduğu yerlerde olsun, uyuşturucu kullananlar için müziğin protest olması önem taşıyor. Bu ikilinin tarihine gidecek olduğumuzda da yine karşımıza aynı motifler çıkıyor. Tekkeler, zaviyeler döneminde bile haz veren ikili olarak tercih ediliyor müzik ve uyuşturucu. Tabii ki isyanı da içinde barındırıyor. Psikiyatrlara göre bu ikiliyi suçlamak yerine, insanların acı ve sorunlarını ortadan kaldırmak gerekiyor. Uyuşturucu kullananların profilini değerlendirmek için bir araştırma yapan Emniyet Genel Müdürlüğü, raporunda sakıncalı müzik türlerini ilan ederek müziğin denetim altında tutulması gerektiği savunmuştu. Bu raporda, özellikle batı kaynaklı punk ve metal ile arabesk müziklerin gençliği bunalıma ve şiddete ittiği belirtiliyordu. Polis Dergisi'nde de yayımlanan raporda; narkotik, istihbarat ve terörle mücadele şubelerinde yapılan gözlemlerle ilgili sonuçlar değerlendirilmiş ve Punk, metal, arabesk müziklerin gittikçe yaygınlaştığına işaret edilmişti; Heavy Metal, Speed, Punk, Hard Core gibi müzik türlerini daha çok asabi, serseri, saldırgan ve fanatik düşünceli gençlerin dinlediği, arabesk müzik dinleyenler arasında hap ve esrar içenlerin çoğunlukta olduğu iddia edilmişti. Tepkisel olanı tercih ediyorlar Madde bağımlıları ile çalışan psikiyatrlardan Doç. Dr. Özkan Pektaş, uyuşturucu kullanan popülasyonun müzikle bağlantısını kurmanın ciddi anlamda zor olacağını ama müzisyenlerle bağlantısını kurmanın daha doğru olacağını belirtiyor. Pektaş, "Bağımlıların, özellikle marjinal tarafları olan ya da uyuşturucu kullandığına dair bilgilerin olduğu müzisyenlerin müziklerini daha fazla dinleme eğilimleri var. İçinde bulundukları kişilik yapısı, onların dinlediği müziğin türünü belirliyor. Müziğin türünü belirledikten sonra da o müzik türü içinde kendisine uygun kişilik yapısı gösteren müzisyenleri seçiyor gençler. Özel hayatında çalkantılar bulunan müzisyenleri bulup onlarla özdeşleşmeye çalışıyorlar. Çocuklar, Bağcılar'da eroin kullanıyorsa arabeske yöneliyor ama Cihangir'e gelince rock müzik dinliyor" diyor. Uzm. Dr. Muzaffer Uyar ise uyuşturucu kullanan kitleyi ele aldığımızda, dinledikleri müzik açısından yabancı ve Türk müziği ayrımı yapılabileceğini, iyi okullarda okumuş çocukların daha çok yeni tip rap dinlediklerini belirtiyor. Uyar'a göre, bu müzik türlerinde uyuşturucuya karşı mesajlar verilse de gençler bunları dinleyerek uyuşturucu kullanıyorlar çünkü bunları isyankar buluyorlar. Mesela, Eminem... Bu tür müzikleri dinlerken yaptıkları değerlendirmeler ise 'Daha hard bir müzik, beynimi dümdüz etti, tepkilerimi çıkardım' türünden oluyor. Daha çok tepkisel müziklere ilgi duyuyorlar. Seçilen müziklerin arkadaş ve ilgi grubu içinde de etkisi oluyor. Gençler ve özellikle uyuşturucu kullananlar, arkadaş grubu edinerek, ait olmayı seviyor. Ayrıca dönemin önde giden müziklerini tercih ediyorlar. Mesela geçmişte de satanistlerle metal müzik arasında bağ kuruldu çünkü daha önde bir müzikti. Madde kullanan insanlar kendilerini avangard görüyorlar ve protest müzikleri tercih ediyorlar. Uyar, müzik ve uyuşturucu arasındaki bağlantıya değinirken şunları da söylüyor: "Türkçe sözlü bazı müzikleri ise daha çok alt kesim dinliyor. Tiner kullanan, sosyo ekonomik düzeyi düşük grup daha çok arabesk müziğe yöneliyor Madde kullanan, bir partner ihtiyacı duyar ve bir grubun içinde olmak ister; o grubu genişletmek de ister, çünkü birbirinden madde bulur. Bu gruplar içinde ortak giyim tarzları, mesajlaşmalar, birbirinin uyuşturucu kullandığını uzaktan bile anlamalar çoktur. Ayrıca ortak müzikleri, jargonları vardır. Müzik ve uyuşturucu ikilisine bakıldığında, genel olarak tarih boyunca, tekkeler zaviyelere kadar gidildiğinde, uyuşturucunun hazzını pekiştiren bir şey olarak müzik ona hep eşlik etmiştir. Müzik madde kullanımının partneri olmuştur." Müzik yasaklanarak uyuşturucu engellenemez Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren ÇEMATEM - Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Araştırma, Tedavi ve Eğitim Merkezi Klinik şefi Doç. Dr. Kültegin Ögel , müzik ve uyuşturucu konusunda yaptığı araştırmanın sonuçlarını şöyle anlatıyor: "Uyuşturucu kullanan her kesim isyanı dinliyor. Ne tür isyan müziği olursa onu dinliyorlar yani. Bugün Eminem'se onu dinliyor. Varoş kesimi ise arabesk dinliyor ama okuma yazma bilmeyen bir çok genç de Eminem dinliyor ve nedenini sorduğumuzda 'onda isyan-tepki var' diyorlar. Onların, topluma çevreye karşı isyanı var, bu nedenle isyankar müzik dinliyorlar. Bu müziği yasaklayarak engelleyemeyiz çünkü isyanını, kendini yakın bulduğu başka bir şeye yöneltir çocuk. Başka bir müzik bulur. Burada isyanın nedenlerini ortadan kaldırmak önemli. Tarihte ters olarak ele alırsak; 1950'lerde uyuşturucu kullanmak isyanın belirtisiydi. Ardından gelen dönemlerde kişinin kendini bulması, daha iyi düşünmesini sağlamak için LSD kullanımı moda oldu, sonrasında 1970 ve 80'lerde umutsuzluk, karamsarlık gelişti ve eroin devreye girdi. Şimdi ise insanlar rekabet dünyasına soyunuyor ve o zaman techno müzik devreye giriyor. Bu arada insanlar yalnızlaştı ve yabancılaştı. Örneğin ecstacy alınca kendini birine yakın hissediyor gençler. Zaten techno müzik de kabile müziği gibi. Müzisyenlerin çok uyuşturucu kullandığı söylenir, böyle bir genelleme yapılamaz ama isyankar müzik yapanların geçmişine bakıldığında, çoğunun hayatlarında, travmalar, acılar olduğu görülüyor. Yani onların da isyanları var, acılardan kaçmak talepleri var. Acılar ve travmalar örtüşüyor ve böyle bir paralellik kuruluyor." - Füsun SAKA |
| | |
| The Following 4 Users Say Thank You to zuzuu For This Useful Post: |
| | #3 |
| yürek ağlar gözden önce.. ![]()
Mesajlar: 22.544
Teşekkür Etme: 14.819
13.759 Mesajina 37.904 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 198
Tecrübe Puanı: 107375721 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ...::: YÜKSEK ÖĞRETİMDE MADDE BAĞIMLILIĞIYLA İLGİLİ YAPILAN ARAŞTIRMA :::.. Bilir ve Mağden (1984) Hacettepe Üniversitesinin fakülte, yüksekokul ve bölümlerinde okuyan öğrencilerin sigara, alkol, ilaç alma ve uyuşturucu madde kullanma alışkanlıklarını incelemişlerdir. Bu amaçla toplam 1008 öğrenciye, bazı genel bilgilerle, sigara, alkol, ilaç ve uyuşturucu madde kullanımlarına ilişkin soruları içeren bir anket formu uygulanmıştır. Sigara ve alkollü içki kullanma oranı erkek öğrencilerde kız öğrencilere göre daha yüksek bulunmuştur. Uyuşturucu madde kullanan öğrencilerin sigara içip içmediklerine bakıldığında, uyuşturucu kullananlar arasında sigara içenlerin oranı %77.42’dir. Yine uyuşturucu madde kullananlar arasında alkollü içki içme oranı kullanmayanlara göre daha yüksek bulunmuştur. İlaç kullanma oranı kız öğrenciler arasında erkek öğrencilere göre daha yüksektir. Öğrencilerin ilaç kullanma alışkanlığı ve alkol kullanma alışkanlıkları ile cep harçlıkları arasında fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.[1][180][180] (40) Tümerdem ve Arkadaşları (1986) orta ve yüksek öğrenime devam eden gençlerin alkol kullanımlarını incelemek amacıyla, İstanbul ve Burdur’un farklı sosyo-ekonomik düzeylerini temsil eten liselerine devam eden 1226 öğrenci ile İstanbul, Boğaziçi ve Teknik Üniversite ile Burdur Yüksekokulu’na devam eden 543 öğrenci (toplam 1767 öğrenci) üzerinde çalışmışlardır. Öğrencilere karşılıklı görüşme yöntemi ile çok sorulu bir anket uygulanmıştır. Bulgulara göre; lise öğrenimli gençlerin İstanbul’da %4.9’u, Burdur’da %1.8’i, yükseköğrenim gençliğinin ise Burdur’da %7.5’i, İstanbul’da %11.5’i alkolü sürekli olarak kullanmaktadır. İstanbul lise öğrencilerinde sosyo-ekonomik ve kültürel düzey arttıkça alkol kullanım oranları da artmaktadır. Alkolle tanışma oranı anne-babanın eğitim düzeyi arttıkça yükselmektedir. Erkek öğrencilerde alkollü içki kullanma oranı, kız öğrencilere göre oldukça yüksektir. Ayrıca bütün gruplarda sigara kullanımı ile alkol kullanımı oranındaki ilişki anlamlı çıkmıştır. [2][181][181] (41) Nachtigal ve arkadaşları (1989) tıp ve mühendislik öğrencileri arasında sigara kullanımını inceledikleri araştırmalarında, tıp fakültesinin 1, 4 ve 6’ıncı sınıflarına, mühendislik fakültesinin de 1 ve 4’üncü sınıflarına devam eden ortalama 24 yaşındaki toplam 364 öğrenci üzerinde çalışmışlardır. Öğrencilerin %21.4’ünün hali hazırda sigara içmekte olduğu, %16.5’inin ise hiç içmediği saptanmıştır. Sigara içme yaygınlığı her iki fakültede aynı iken, daha önce içip şimdi bırakanların oranı tıp fakültesinde daha düşüktür. Hali hazırda sigara içme oranı cinsiyetler arasında benzerlik gösterirken, eskiden içiyor olup şimdi bırakmış olma durumu oranı tıp fakültesinde daha düşüktür. Halihazırda sigara içme oranı cinsiyetler arasında benzerlik gösterirken, eskiden içiyor olup şimdi bırakmış olma durumu erkekler arasında daha yaygındır. Öğrencilerin sigara ve sağlık konusundaki bilgi düzeyleri 4. Sınıftaki tıp öğrencilerinde daha yüksektir. [3][182][182] (42) Özer ve arkadaşları (1989)’nın Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma ve Tedavi Merkezi’nde yatarak tedavi gören üniversite mezunu hastalar üzerinde yaptığı çalışmada, hastaların üniversite öğretim dönemi ile ilgili psiko-sosyal özellikleri incelenmiş ve bu döneme ait çeşitli faktörlerle alkol bağımlılığı ilişkisi değerlendirilmiştir. Bu amaçla araştırmaya alınan 93 erkek hastaya, sosyodemografik özellikleri ortaya koyan AMATEM anket formu uygulanmıştır. Bulgulara göre alkolle ilk tanışma yaşı 18’in altında yoğunlaşmaktadır. İlk içilen içki en fazla biradır, sonra şarap, rakı ve diğerleri gelmektedir. Deneklerin %44’ü alkole başlama sebeplerinin “özenti” olduğunu ve %79’u da ilk içkilerini arkadaşları ile birlikte içtiklerini ifade etmişlerdir. İçkiye devam etmelerinde ise en çok sakinleşme, alışkanlık ve üzüntü faktörlerinin etkili olduğu saptanmıştır. [4][183][183] (43) Çivi ve Şahin (1991) Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin sigara konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarını incelemişlerdir. Sigaranın zararları konusunda bilinçli bir grup olan Tıp Fakültesi ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinde yapılan kesitsel tipte, tanımlayıcı ve analitik nitelikteki bu araştırmada sigara içme sıklığı %24.7’dir. Kızların %116.6’sı, erkeklerin %30.4’ü sigara içmektedir. Kız ve erkek öğrencilerde yaş ilerledikçe sigara içme sıklığı artmakta olup, erkekler kızlardan daha fazla sigara içmektedirler (p<0.01). Sigaraya başlama 16-19 yaşta ve yüksekokul ve fakülteye başlama sırasında en fazladır. Sigara içme ile baba mesleği ev aile ile birlikte olma arasında anlamlı bir ilişki yoktur (p>0.05). Ailenin gelir düzeyi arttıkça ve ailedeki sigara kullanımı arttıkça, sigara kullanımı artmakta idi (p<0.01). Sigara kullananlarda alkol kullanımı da artmaktadır (p<0.001). Sigarayı terk eden kişilerin ¾’ü günde 10’dan fazla sigara içtikleri ve ortalama 55 ay sigara kullandıkları halde sigaranın zararların ve sağlıklarının bozulduğunu fark ettikleri zaman sigarayı terk etmişlerdir. Sigaraya başlama nedenleri olarak en çok sıkıntıyı gidermek, arkadaş etkisi, merak, sosyal ortama uyma olarak belirlenmiştir. [5][184][184] Bu araştırma Ankara’da bulunan resmi ve karma öğrenci barındıran yurtlarda kalan üniversite öğrencilerinin sigara ve alkol kullanım durumlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü, Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı Balgat ve Milli Savunma Bakanlığı öğrenci yurtlarında kalan öğrencilerden 216 öğrenci basit tesadüfi örneklem yoluyla seçilerek araştırmanın örneklemi olarak kabul edilmiştir. Gençlerin sigara ve alkol kullanıp kullanmadıkları ve bu kullanımda cinsiyet, kardeş sayısı, doğum sırası, anne ve baba eğitim durumları, özürlerinin olup olmadığı, içinde yetiştikleri ailenin özellikleri, arkadaşları ve aileleri ile olan ilişkilerinin etkili olup olmadığı incelenmiştir. Araştırmaya alınan kızların %41.67’si alkol, %57.41’i sigara, erkeklerin ise %46.29’u alkol, %47.22’si sigara kullanmaktadır. Kızların büyük bir çoğunluğu (%71.11) hafif içkileri tercih ederken, erkekler hafif içkiler (%48.00) yanında kızlara göre daha fazla oranla sert içkileri tüketmektedirler (kızlar %4.44, erkekler %22.00). Deneklerin çoğunluğu (%65.26) üniversiteye gelmeden önce alkol kullanmaya başladıklarını (%65.26), hoşlarına gittiği için içki içtiklerini (%56.84), bundan dolayı herhangi bir sağlık şikayetlerinin olmadığını, genellikle kendi istekleriyle başladıklarını (%64.21), fakat ailelerinden (%5.26) çok arkadaşlarının (%30.53) etkisi altında kaldıklarını, %90.53 gibi büyük bir kısmı bundan pişmanlık duymadıklarını ve %75.79’u da alkolü bırakmayı düşünmediklerini belirtmişlerdir. Sigara kullanan deneklerin ise genellikle yerli sigarayı tercih ettikleri (%61.95), %55.75’inin üniversiteye gelmeden önce sigaraya başladıkları, %56.64’ünün sigara kendi istekleri ile, %40.71’inin ise arkadaşlarının etkisi ile başladıkları, büyük bir çoğunluğunun hoşlarına gittiği için sigara içtikleri (%60.18), %81.42’sinin sigaradan dolayı sağlık şikayetlerinin olmadığı, %61.06’sının sigara içmekten pişmanlık duymadıkları ve %46.02’sinin istedikleri zaman sigarayı bırakabilecekleri saptanmıştır. Yapılan istatistiki analizler sonucunda gençlerin alkol kullanımları ile anne ve babalarının eğitim düzeyleri ve değerlerin özürlülük durumları arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Buna karşılık deneklerin cinsiyeti, kardeş sayıları, doğum sıraları, içinde yetiştikleri ailenin özellikleri, aileleri ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerinin alkol kullanımları incelendiğinde ise deneklerin aileleri ve arkadaşları ile olan ilişkileri önemli bir etkiye sahipken (p<0.05), cinsiyet, kardeş sayısı, doğum sırası, anne ve baba eğitim durumu, deneğin özürlülük durumu ve içinde yetiştikleri ailenin özelliklerinin bu konuda bir farklılık yaratmadığı saptanmıştır. [6][185][185] Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri fakültesi 3. Sınıf Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü öğrencilerine 1989-90 ders yılı ikinci yarı yılında yapılmış olan bu çalışmada öğrencilere uygulanan anket soruları, öğrencinin yaşı, cinsiyeti, sınıfı, ailesinin sosyo-ekonomik durumu, Ankara’da kaldığı yer, bitirdiği lisenin türü, boş vakitlerini nasıl değerlendirdiği, sağlık sorunları olup olmadığı, anne ve babanın öğrenim ve meslek durumları, kardeş sayıları, ailesinin aylık gelirleri, sigara içip içmediği miktarı, alkollü içkiler kullanıp kullanmadığı vb. soruları kapsamaktadır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre: Sigara ve alkollü içki kullanma oranı erkek öğrencilerde kız öğrencilere oranla daha yüksek bulunmuştur. Araştırma grubundaki kız öğrencilerin %73’ü, erkek öğrencilerin de %35’i sigara içmektedirler. Toplam olarak öğrencilerin %58’i sigara içmemekte, %42’si de sigara içmektedir. Sigara içmedeki bu oranın düşüklüğü kız öğrenci grubunun fazlalığına bağlayabiliriz. Sonuçlarda sevindirici bur durum, çalışma yapılan bir grupta hiç uyuşturucu madde kullanan öğrencinin olmamasıdır. Çalışmada hastalıktan dolayı sürekli olarak ilaç kullanma kızlarda %26.66, erkeklerde %20 olarak bulunmuştur. Kızlarda erkeklere oranla ilaç kullanımı daha fazladır. Örneklemi oluşturan öğrencilerin alkollü içki kullanma oranları da düşük bulunmuştur. Öğrencilerin %63.15’i bira, %5.26’sı şarap, %26.31’i rakı, %5.26’sı viski kullanmaktadır. Kızlar yalnızca bira içtiklerini belirtmişlerdir. Bundan sonra, erkekler oran olarak klasik Türk içkisi olan rakıyı içmektedirler. [7][186][186] Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile Alkol ve Madde Bağımlılığı Eğitim ve Tedavi Merkezi (AMATEM) ile “özel okullar derneğinin” ortaklaşa başlattığı “Uyuşturucu maddeler ve bağımlılık eğitim paketi çerçevesinde İstanbul’daki liselerde gerçekleştirilen anketin sonuçları, gençler arasında alkol ve uyuşturucu kullanımının giderek arttığını gösterdi. İstanbul’da 30’u özel olmak üzere toplam 62 lisede öğrenim gören 15-17 yaş grubu 5.823 öğrenci arasında yapılan anket çalışmasında öğrenciler arasında sigarayı yaşam boyu en az bir kez deneme oranı %30 olarak belirlenirken öğrencilerin yüzde 19.6’sının da günde en az bir kez sigara kullandığı ortaya çıkmıştır. 2.858 kız öğrencinin de dahil olduğu anket sonucunda yarıca sigara kullanan öğrencilerin %28’inin sigara bağımlısı olduğu görülürken, öğrencilerin büyük çoğunluğunun 13 yaş sonrasında sigaraya başladığı, her gün düzenli şekilde sigaraya başlama döneminin de 15 yaş sonrası en üst düzeye ulaştığı belirlenmiştir. Ankete katılan öğrencilerin %8’inin haftada en az 2 kez alkollü içecek kullandığı ve bu öğrencilerin %6.4’ünün de alkolü bırakmada zorluk çektiği belirtilmiştir. Alkol alan gençlerin %52’si “eğlence amacıyla” içki içtiğini açıklarken, %20.2’si ise “sinirlerini yatıştırmak” için kullandıklarını belirtmişler. Araştırmada ortaya çıkan bir başka sonuç ise, gençlerin %22.5’inin içkiyi evlerinde kullanmalarıdır. Anketin uyuşturucu madde kullanımı konusunda ortaya koyduğu sonuçlar ise uyuşturucu sorunun giderek ağırlaştığını göstermesi bakımından önemlidir. Anket verilerine göre öğrenciler arasında en çok kullanın uyuşturucu madde, ESRAR’dır. En az bir kez esrar kullananların oranı %4.2 iken, bunu %4 ile “Uçucu madde”, %0.9 ile “kokain” kullanımı izliyor. Esrar kullananların üçte ikisinin (2/3) erkek olduğu ortaya çıkarken, esrarın en sıklıkla “rahatlamak, merak ve sinirleri yatıştırmak” amacıyla alındığı belirlenmiştir. Anket Uygulanan Toplam Okul : 62 (30’u özel) Ankete Katılan Toplam Öğrenci Sayısı : 5823 Sigarayı en az bir kez deneme : %30 Sigarayı günde en az bir kez kullanma : %19.6 Sigara Kullananların bağımlılık oranı : %28 Alkolü bırakmada zorluk çekenler : %6.4 Alkolü eğlence amacıyla kullananlar : %52 Alkolü sinirlerini yatıştırmak amacıyla kull. : %20.2 Alkollü içecekleri evlerinde kullananlar : %22.5 En çok kullanılan uyuşturucu madde : ESRAR En az bir kez uyuşturucu madde kullananlar : %4.2 (Esrar) %0.4 (Uçucu madde) %0.7 (Eroin) %0.9 (Kokain) (47). Araştırma kapsamına 1996 yılında, Ankara’da bulunan Gazi Üniversitesinden 418; Hacettepe Üniversitesinden 424; Orta Doğu Teknik Üniversitesinden 376 olmak üzere toplam 1218 öğrenci alınmıştır. Örneklemi oluşturan öğrencilerin yaklaşık olarak %47’si fen bilimlerinden, %53’ü sosyal bilimlerden alınmış; grubun yaklaşık %55’i kadın, %45’i erkektir. Öğrencilerin tümü bekardır. Evli, dul veya boşanmış olanlar örnekleme dahil edilmemiştir. Öğrencilerin %96’sı 20-25, %4’ü ise 26 ve dahayukarı yaşta olup yaş ortalamaları 23.22’dir. Sigara, alkol ve uyuşturucu kullanan üniversite son sınıf öğrencileri, cinsiyet, algıladıkları sosyo-ekonomik düzey, dindarlık düzeyi, ailesinde kimyasal madde kullanan olup olmaması, ilk defa kimyasal maddeyi ne zaman kullanmaya başladıkları, kimyasal madde kullanmaya nasıl başladıkları, değişkenlerine göre incelenerek elde edilen bulgular sunulmuştur. |
| | |
| The Following 5 Users Say Thank You to zuzuu For This Useful Post: | kalbiimsinn (03-08-2008), Leon (01-02-2008), lone.wolf (07-23-2008), moonlight (02-25-2008), zeynep (01-11-2008) |
| | #4 |
| yürek ağlar gözden önce.. ![]()
Mesajlar: 22.544
Teşekkür Etme: 14.819
13.759 Mesajina 37.904 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 198
Tecrübe Puanı: 107375721 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Sigara Kullanan Üniversite Öğrencilerine İlişkin Bulgular: Tablo –1’de de görüldüğü gibi, toplam öğrencilerin %42’si sigara kullandıklarını ifade etmişlerdir. Sigara kullandıklarını ifade edenlerin %51’i kadın, %49’u ise erkektir. Sütun yüzdelerden anlaşılacağı üzere, kız öğrencilerin %40’ı erkeklerin ise %46’sı sigara kullanmaktadır. Gruplara ilişkin yüzdeler arasındaki farklar manidar bulunmuştur. (x2=4.223, p=.0399). Sigara kullandıklarını belirten öğrencilerin %12’si kendi ailelerini “üst”, %79’u “orta”, %10’u ise “alt” sosyo-ekonomik düzeyde (SED) olarak tanımlamışlardır. Ailesini üst veya orta SED’de gören öğrencilerin %41’i,, alt SED’de görenlerin ise %71’i sigara kullanmaktadır. Yüzdeler arasındaki farklar manidar bulunmuştur. (x2=88.276, p=.0001). Anlaşılacağı gibi, öğrencilerin algılarına göre ailenin SED’i düştükçe buna paralel olarak, sigara içenlerin oranında manidar bir art |