Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GENEL KÜLTÜR VE SANAT > Edebi Yazilar > Kitap Özetleri ve dergi

Kitap Özetleri ve dergi Kitap Özetleri ve dergi, kitap özeti, kitap özetleri, kitap tanıtımı, kitaplar hakkında, özetler, özet indir

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 05-06-2007, 21:05   #1
Super Moderator
 
Mesajlar: 11.209
Teşekkür Etme: 7.459
5.192 Mesajina 11.723 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 8140752
Safak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un Çılgını
new Hayat Çizgisi-Hayat Çizgisi Kitap Özeti


Hayat Çizgisi


KİTABIN ÖZETİ :

Thomas Klimnik Laura ile evlidir. Hayatın tam kıyısında dolanan bu iki insan için yaşam anlamını yitirmiş ve soyut bir biçimkazanmıştır. Hayata tutunamayan Laura aklını yitirir ve Thomas tarafından, kitapta “Kırmızı Ev” olarak adlandırılan akıl hastanesine yatırılır. Thomas Laura’yı aylarca kaldığı hastane hücresinde sadece beş defa ziyaret etme imkanı bulur. Her ziyaretinde eşinin kendinden daha da uzaklaştığının farkına varır. En son ziyaretinde eşinin kendisini, hücresindeki pencerenin parmaklığına astığını öğrenir. Bu noktadan sonra Thomas için hayat tam bir ızdıraptır. Artık nefes almaktan bile erinir hale gelmiştir. Sağ eli kabul ettiği karısını kaybettikten sonra, hayatının diğer anlamını teşkil eden astronomi bilimini de bırakır. Evini, çalıştığı laboratuarı ve elindeki her şeyi bırakıp yola düşer. Yapması gereken tek şey kendine bir kabuk bulmaktır. O kabuğu çok geçmeden bulur. Burası kentin bir hayli dışında eski bir hangardır. Hangarın hemen karşısında bir araba hurdalığı ve hurdalığın yanında da bir kağıt deposu vardır. Tamamıyla terk edilmiş olan bu mekan onun yeni ikametgahıdır.

Bu izbe hangarda hayatını idame ettirirken, çok seyrekte olsa dolaşmak için kırlara çıkar. Bir gün bir kadın ve onun beş-on metre gerisinde yürüyen bir adam görür. Uzaktan onları takip etmeye başlar. Kadının bir çakıyı yere bıraktığını görür. Çakıyı yerden alır ve bu vesile ile kadınla tanışır. Kadının yanındaki adam, kadının onun yanında kalıp kalamayacağını sorar. O andan itibaren Thomas ve Louise isimli kadın hangarda beraber kalmaya başlarlar. Tesadüf o ki, Louise de Thomas’ın karısı gibi uzun süre Kırmızı Ev’de kalmıştır. Açıkçası o da hayatın kıyısında olanlardandır. Thomas’a bileklerindeki derin yara izlerini göstererek, birkaç kez bileklerini kestiğini, bundan dolayı ailesi tarafından Kırmızı Ev’e yatırıldığını ve orada iki sene kaldığını anlatır. Yanında gördüğü adamın onunla birlikte o gün Kırmızı Ev’den çıktığını söyler. Bileklerini kesmesinin nedeni avucundaki hayat çizgisinin kısa olmasıdır. Ona göre o, diğer insanlardan çok daha genç yaşta ölecektir. Çocukluğundan beri taşıdığı bu evham, onu hayatın kıyısına itmiş ve onu tutunamayan bir insan yapmıştır. Hangarda Thomas ile birlikte kalırken, Louise sık sık avucunu toprağa sürter. Thomas ona bunun nedenini sorduğunda, “Bu şekilde hala hayatta olduğumu anlıyorum” cevabını alır. Thomas’ın o ana kadar yaşadıklarıyla, bu kadından duydukları arasındaki paralellikler hayret vericidir.

Hangarda kadınla geçen birkaç günün ardından ortaya beyaz bir araba çıkar. Bu araba, gecenin değişik saatlerinde karşıdaki araba hurdalığının önünde beklemektedir. Thomas sorular arasında gidip gelir. Olayları hep tesadüfe bağlamaya çalışır. Acaba bu araba onları mı gözetlemektedir yoksa arabadakiler masum birer sevgili midirler? Kadınla birlikte hangarda geçirdikleri yirmibeşinci güne geldiklerinde, Thomas’ın şüpheleri kuvvetlenmiştir. Artık o arabanın onları gözetlediği konusunda kendince kesin deliller elde etmiştir. Louise ise başından beri hep korku içindedir. Kırmızı Ev’de geçirdiği günler onu iyice şüphe eder bir insan haline getirmiştir. Korkuları ile baş edememekte ve bu korkularını Thomas’ın yardımıyla gidermeye çalışmaktadır. Birkaç günlüğüne hangarı terk edip kente inmeye karar verirler. Ancak kent onlara göre değildir. Orada tutunamazlar ve hangara geri dönerler. Günler korkularla ve şüphelerle geçip gider.

Daha sonraki günlerde Louise hangarda kuytu bir köşeye çekilir. Artık Thomas ile hiç konuşmamaktadır. Kendini hayattan tamamen soyutlamıştır. Yaşadığı yersiz korkular içini kemirmekte ve hayattan yavaş yavaş kaymasına vesile olmaktadır. Sonunda o gün gelir. Louise bileklerini cama dayar ve keser. Thomas’a avucunu göstererek artık hayat çizgisinin tamamen kaybolduğunu ve ölüm vaktinin geldiğini söyler. Thomas kızı siyah eşarpla boğar. O arada iki kişi içeri girer.

Eserin son kısmında, okurken okuyucu için sır olan birçok nokta açıklığa kavuşmaktadır. İçeriye giren iki kişinin, beyaz arabada günlerce hangarı izleyen polis memurları olduğunu öğreniyoruz. Thomas karakolda ifadesini alan bu iki polis memuruna, aslında “olay” benim ama “neden” sizsiniz diyor. Polislere hangarı niçin gözetlediklerini sorduğunda ise, şu ilginç cevabı alıyor; “Seni bir gün yol kenarında yürürken gördük, çok tuhaftın.”

Eser tutunamayan insanların yaşamından bir kesit veriyor. Belli bazı ön yargılarla bir noktaya gelen insanın, hayat yolundaki bocalayışları ve başarısızlıkları irdeleniyor. Aslında eser yaşamın ne kadar zor olduğunu, hayata tutunmanın güçlüklerini dile getiriyor. Kaybedilen bazı değerler neticesinde, yaşam rotasının bir anda alt üst olduğu, gelinen noktada artık hiçbir şeyin önemli olmadığı gerçeği ...

“Yalnızca onaylamanızı istiyorum. Siz de ben de aynı derecede biliyoruz. Eşarbı tutan bendim ama sıkan sizdiniz. Ben, sizin işlediğiniz bir suçun suçlusuyum. Böylece kendi kendinizi kanıtlamış oldunuz.”

“Bu gerçek onlara kendini yavaş yavaş kabul ettirecektir. O zaman, yüzüme, birbirimize benziyormuşuz gibi bakacaklar. Sonra tahammül edilemeyecek kadar derinlere uzanan bu suç ortaklığından sıyrılacaklar. Beni kendilerince uygun görülen yere, bu odaya ve bu iskemlenin üzerine atacaklar. Ve burada , tek başıma, uslu uslu çekeceğim acıların ufkuna bakarak kalacağım. Onlar, kendi iğrençliklerine sırtlarını dönecek ve çekip gidecekler. Birbirimizi bir daha hiç görmeyeceğiz.”

“Neden, diye tekrarladım. Neden biz?”

Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.

İçimizdeki Çocuk


KİTABIN ÖZETİ :

I. Birinci Bölüm : İÇİNİZDEKİ ÇOCUKLA TANIŞIN:

Hepimizin içinde bir çocuk vardır. İçimizdeki çocuk her zaman sağlıklı bir ortam içinde gelişmez. Aile, okul, genel kültür ortamı çoğu kere çocuğun sağlıklı gelişmesini engeller. Birey bedenen büyür, fakat içimizdeki çocuk psikolojik anlamda sağlıksız ve cılız kalır.

İçindeki çocuğu sağlıksız olan bireyin kişiliği “bağlaşık”tır. Çünkü bu birey yaşamın anl****** mutluluğunu, kendi değerini ilişki içinde olduğu başkalarının gözünde, sözünde, davranışında kısacası başkalarının kendisine verdiği değerde arar; kendine verdiği değer başkalarının onu algılamalarına bağlanmıştır. Bu anlamda "bağlaşık kişilik" temel yapıyı oluşturur.

II. İkinci Bölüm : AİLE:

Aile bir sistem oluşturur; ailedeki her bir kişi bu sistemin bir parçasıdır ve değişik roller üstlenerek sisteme işlerlik kazandırır. Her bir sistem ve bu sistem içinde yer alan her bir rol, kendine özgü bir kişilik ve davranış yapısı oluşturur. Bu kişilik ve davranış türlerinin bazıları bireyi uyuma, bazıları ise uyumsuzluğa götürür.

Sağlıklı aile, üyelerinin gereksinimlerini karşılar ve onların gelişmesi için olumlu bir ortam oluşturur. Aile üyeleri arasındaki ilişki rahat, olumlu ve akıcı bir yapıya sahiptir. Aile, toplumla ilişkisini dengelemiştir; ne toplumdan kopar, ne de toplumun baskısına tümüyle boyun eğer. Böyle bir aileden iyi belirlenmiş benlik sınırları olan, kendini değerli bulan, yaşamın değişik yönleri arasında denge kurmuş, duygularını tanıyan ve ifade eden olgun insanlar yetişir.

Her aile sisteminin işlerliğini sağlayan aile kuralları vardır. Bu kurallar sağlıksız ailede gizli ve örtük kalırlar. Sağlıklı ailede kurallar daha belirgin ve açık-seçiktir. Sağlıklı ailede çatışmanın var olduğu bilinir, tanınır ve üzerinde konuşulur; çatışmayı çözmede kullanılacak kurallar açıkça ifade edilmiştir ve aile üyelerince bilinir. Sağlıksız ailede çatışmadan söz edilmez; kullanılan kurallar gizli olduğu için herşey dolaylı ve örtük olarak ifade edilir.

III. Üçüncü Bölüm : UTANMA VE UTANÇ:

İki türlü utanmadan bahsedilebilir. Bize sınırlarımızı hatırlatan utanma sağlıklıdır; kendimizi sevmemeye yol açan duygu ise utançtır ve sağlıksızdır. Sağlıklı utanma kişinin gelişimi sırasında yaşam deneyimleri sonucu hiçbir baskı olmaksızın, kendiliğinden oluşur. Oysa utanç kişinin çevresindeki kişilerin hastalıklı iç dünyalarının baskısıyla oluşur ve çok büyük sorunlar yaratır. En olumsuz etkisi kişinin kendi iç dünyasıyla ilişkisini kesmesidir. Ayrıca çocuğa kendisini sürekli suçlu hissettirmekte onun zamanla utanca boğulmasına neden olmaktadır.

Çocuğa kötü davranmanın en sık rastlanan 3 türü vardır. Bunları cinsel, bedensel ve duygusal kötü davranma olarak adlandırabiliriz. Cinsel kötü davranmaya; cinsel olarak kucaklama, bir babanın kadınlardan bahsederken onları aşağılayıcı, “orospular”, “namuzsuzlar”, “kalleşler” gibi laflar etmesini gösterebiliriz. Ayrıca kötü davranmanın en utanç verici olanı cinsel kötü davranmadır. Bedensel kötü davranış ülkemizde en sık rastlanan ve üstelik bunun bir temel terbiye aracı olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Ayrıca çocukların duygu düşünce ve heyecanlarını ciddiye almamak ve bunları alay konusu haline getirmek, duygusal kötü davranışa bir örnektir ve bu gibi davranışlar çocukların normal olan duygu ve heyecanlarının normal dışına dönüşmesine yol açar. Bu durumdaki çocuk ise mutlu ve doyumlu bir hayattan uzaklaşır. Utançla dolu sağlıksız bir hayat sürmeye başlar.

Çocukların karşılanması gereken bazı temel gereksinimleri vardır. Bunları; dokunulma, güven, düzen, sosyalleşme, uyarılma ve kendini değerli görme olarak sınıflandırabiliriz. Bu gereksinimleri karşılanmayan çocuk kendinde bir eksiklik olduğunu düşünmeye başlar ve kendi özbenliğinde utanç duymaya başlar. Bu şekilde gereksinimleri karşılanmayan çocuk terk edilmiş çocuktur. Terk edilen çocuk normal gelişimini tamamlayamaz. Bu tür insanları tanımlamak için “yetişkin çocuk” ifadesini kullanabiliriz.

Utanca boğularak yetiştirilen kişi, bu utancın verdiği acıdan kurtulmak için bir takım savunma mekanizmaları geliştirir. Bu mekanizmalar sayesinde kişi içinde oluşan boşluğu ve anlamsızlığı ortadan kaldırmaya çalışır. Bunun yanısıra bu kişilerin çevreleriyle kurdukları ilişkilerinde devamlı ve tutarlı bazı olumsuz karakter özellikleri gösterirler. Ayrıca gerçekler bu kişilere acı verir ve sürekli gerçeklerle ilişkilerini kesmek amacıyla tutkunluklara yönelirler. Kişi zamanla tüm enerji ve zamanını tutkun davranışa harcamaya başlar ve gerçekle ilişkisini tümüyle keser.

IV. Dördüncü Bölüm : CEVAPLARINIZA BİR GÖZ ATALIM:

Birinci bölümde iç çocuğunuzu gözlemlemeniz ve onun hakkında bilgi edinmeniz için 3 grupta evet ya da hayır diyerek cevaplayacağımız sorular veriliyor ve bu bölümde de bu sorulara verdiğimiz cevapların yorumları yapılıyor. Mesela ilk grupta özbenlikle ilgili şu sorular ve yorumlar var:

Ne zaman kendi hakkımı korusam içimi bir suçluluk duygusu kaplar; “keşke kendimi değil, diğerlerinin istediklerini yapsaydım” diye düşünürüm.

Yukarıdaki soruya “Evet” cevabı ile belirtilen pişmanlık duygusu, özellikle kendisi için bir şey yaptıktan, ya da kendi hakkını koruduktan sonra duyulan pişmanlık, “nedamet duygusu, sağlıksız iç çocuğun varlığının kuvvetli bir belirtisidir. Bu duygunun temelinde kendi benlik sınırlarının kaybolması ve bağlaşıklık içinde olma yatar. Eğer sık sık pişmanlık duyan bir kişi iseniz, içinizdeki çocuğu tanımaya, kendi sınırlarınızı belirlemeye çalışın.

İkinci grupta da temel gereksinimlerle ilgili şu gibi sorular var:

Pek istemediğim halde cinsel ilişkide bulunmaktan kaçınmam.

Bu soruya “Evet”in anlamı şudur: “Benim isteklerim önemli değildir; benim bedenim senin kullanman için bir araçtır, istediğin gibi kullanabilirsin. Ben bir insan olarak bağımsız, kendi düşünce, duygu ve istekleri olan biri değilim. Benim değerim senin isteklerini yerine getirmekle gerçekleşir.”

Bağlaşık kişinin temel özbenlik anlayışı budur ve kendi psikolojik sınırlarının, haklarının, özgürlüklerinin farkında değildirler. Bir nesne gibi kullanılmaya alıştırılmışlardır.

3 ncü grupta ise sosyal yaşamla ilgili şu gibi sorular ve yorumlar var:

- Bir grup içinde olduğum zaman kolayca çoğunluğun dediği yönde fikrimi değiştiririm.

- En büyük korkum sevdiklerimin beni terkedip gitmesidir.

Kendi değerine inanmayan, eğer başkalarını memnun edip sürekli onlarla hemfikir olmazsa herkesin kendini terkedeceğine inanan kişi, çoğunluk ne derse o yöne gider ve kimsenin kendini kendisi olduğu için seveceğine inanmaz. Bu nedenle sürekli bir kaygı ve terk edilme korkusu içindedir.

V. Beşinci Bölüm : İÇİMİZDE KONUŞANLAR:

Herkesin içinde değişik sesler vardır. Bu sesler İç ana-baba ve iç çocuğumuza ait seslerdir. İç ana-baba gerçekçi, deneyimli, ciddidir ve sonuca yöneliktir. İç çocuk oyuncudur, enerji küpüdür, şevk heyecan ondan gelir ve sonuca değil sürece yöneliktir. Onun sesi kaybolduğu zaman yaşamın zevki de kaybolur. Sağlıksız iç çocuk sevilmemiş yerilmiş, bastırılmış ve utanca boğulmuş bir geçmişin ürünüdür. Sağlıklı iç çocuk ise sevilmiş, övülmüş, yüreklendirilmiş ve desteklenmiş bir geçmişin ürünüdür.

İç çocuğunuzun sesini duyarak, ne dediğini anlayıp iç çocuğumuzla sağlıklı bir iletişim kurmak, sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürmemiz için gereklidir.

Çeşitli olaylar, çeşitli iç konuşmalar ortaya çıkarır. Kendimizi dinleyip gözlemleyerek olayları ve sebep oldukları iç konuşmaları tahlil edebiliriz. Bu da iç çocuk ve iç ana-babamız için önemli sorunların ne olduğu ile ilgili bize ipuçları verir.

İçimizdeki çocuk ve iç ana-babanın bir takım ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar birbiriyle uyuşmadığı zamanlarda aralarında bir anlaşmazlık doğar. İhtiyaçlar arası bu anlaşmazlık iç çatışmanın asıl problemidir ve çözümlenemediği taktirde ömür boyu bile sürebilir.

Bu tür anlaşmazlıklarda iç çatışmalar kişiye huzursuzluk verir, aklı karıştırarak sağlıklı düşünmeyi engeller. Dolayısıyla insan doyumlu ve verimli bir yaşam süremez. İç çatışmaların en belirgin özelliği, çatışmanın temelinde yatan seslerin şiddetlerinin hemen hemen birbirinin aynı olmasıdır. Bu durumda insanın belirli bir yönde karar almasını engeller. Seslerden bir tanesi güç kazanıp kararımızı o sesin istediği şekilde verirsek, bu defa diğer ses bizi rahatsız etmeye başlayacak ve çoğu kez de bizi kararımızdan vazgeçirerek eski kararsız halimize dönmemize neden olacaktır. İç çatışmaların çözümü için ilk adım iç ana-babadan gelmelidir ve iç çocuğa “hem benim istediklerimi, hem de senin istediklerini karşılayacak bir çözüm bulalım” (kazan/kazan) demelidir. İç çatışmalara en sağlıklı yaklaşım budur.

VI. Altıncı Bölüm : ARAYIŞ; İÇ ÇOCUĞUMUZA KAVUŞMANIN YOLLARI:

İç çocuğumuzu tanımada en büyük sorumluluk içimizdeki ana-babaya düşer. İlk başlarda iç çocuğumuz bize (iç ana-babaya) inanmayacak ve güvenmeyecektir. Ama sabırla ve şevkatle onu bekleyip, onu yargılamaktan ve denetlemekten kaçınmamız gerekiyor. Her gün otuz dakikamızı ona ayırmamız ve bu otuz dakika boyunca rahatsız edilmeyeceğimiz bir yer ve zamanda olmamız, atacağımız ilk önemli adımlardan biridir.

Kişinin yaşamını etkileyen ve çözümlenemediği zaman süregiden çatışmalar, endişeler, üzerinde düşünülen konular o kişinin temel sorunlarını oluşturur.

Bizim için önemli olan temel sorunları hemen göremeyiz. İç çocuğumuzla yaptığımız oturumlar ilerledikçe iç dünyamızı anlamamıza daha bir yardımcı olur. Yavaş yavaş sorunlarımızın ne olduğunu anlar ve iç çocuğumuzla onlar hakkında konuşmaya başlarız.

Kötü alışkanlıkları, korkuları bırakıp daha özgür, daha bilinçli olma yoluna girdiğimiz zaman yaşamımızın olumsuz yönlerini olumluya dönüştürmeye başlarız. İçimizdeki çocuğun sağlıksız yönlerini deşmek bize acı verecektir, ne var ki bu acının yanı sıra yaşamın gerçek enerji kaynağına ulaşmış olacağız. İç çocuğumuzun sözlerine iyi kulak vererek; onun sesini iyi dinler ve ilişkimizi ona göre ayarlarsak mutlaka sağlıklı bir dönüşüme ulaşırız.

Öze ulaşma aşamasına yaklaşınca bireyin manevi yaşamı zenginleşmeye başlar; yaşamı kendi dar kişisel çerçevesi içinde görmekten kurtulur, daha geniş boyutlarda yaşamla ilişki kurar. Manevi yaşamı gelişmiş kişinin önemli özelliklerinden biri içindeki gözlemci özün gelişmiş olmasıdır. Gözlemci özün gelişimine paralel olarak olumsuz duygulara dönüşme sürecine girer. Özle ilişki kurulunca, olumsuz duyguların dışarıdan gelen kaynakları anında görülür ve bu nedenle kolayca etkisinden kurtulunur.

İç çocuğumuzu arayış uzun süreli bir yolculuktur. Elma ağacını diktikten bir hafta sonra o ağaçtan elma toplamayı beklerseniz, kendinizi hayal kırıklığına baştan mahkum etmiş olursunuz. Biyolojik gelişmelerde olduğu gibi, psikoloji alanındaki gelişmelerde yavaş adımlarla ilerler. Yıllar boyunca süren bir hastalığı bir anda iyi etmeyi beklemeyin. İç çocuğunuza inanarak her gün iç çocuğunuzla buluşmaya devam edin.

Not : Kitap özetlerindeki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.

Kaynak: gata.edu.tr
Safak Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Mesajiniza Tesekkur Eden Uyeler:
küppra (06-11-2008)
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sevdalım Hayat-Zülfü Livaneli,Sevdalım Hayat Kitap Özeti cindy Kitap Özetleri ve dergi 0 07-04-2008 16:59
Hayat,Bir emrin Var Mı-Cezmi Ersöz,Hayat,Bir Emrin Var Mı Kitap Özeti cindy Kitap Özetleri ve dergi 0 06-26-2008 20:24
Hayat Sus Dedi Birden-Prof. Dr. Aziz Göksel,Hayat Sus Dedi Birden Kitap Özeti cindy Kitap Özetleri ve dergi 0 06-26-2008 20:21
Hayat Gerçeğe Yürür-Meryem Aybike Sinan,Hayat Gerçeğe Yürür Kitap Özeti cindy Kitap Özetleri ve dergi 0 06-26-2008 20:17
Hayat Dersleri-Hal Urban, Hayat Dersleri Kitap Özeti aysel_61 Kitap Özetleri ve dergi 0 03-03-2007 21:35


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:44 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286