![]() |
| |||||||
| Kitap Özetleri ve dergi Kitap Özetleri ve dergi, kitap özeti, kitap özetleri, kitap tanıtımı, kitaplar hakkında, özetler, özet indir |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #106 | |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| Fikirler ve Tercihler KİTABIN ÖZETİ : I.BÖLÜM FİKİRLER VE TERCİHLER 1. KAYIP CENNET 17. yüzyılda Avrupa’da alimler ve sanatçılar ortak bir ideale sahipti. Politik olaylardan etkilenmiyordu. Milliyetçilik akımları bu birliği yok etti. Kültürel birlik bozuldu. Bugün Avrupa’daki ilişkilere kayıp cennete bakar gibi bakıyorum. 2. AMERİKAYA AİT İLK İZLENİMLERİM - Teknoloji ve organizasyon alanlarında üstünlüğü var. - Amerikalılar hayata neşeli ve olumlu bakıyorlar, arkadaş canlısı, kendine güvenen, iyimser ve kıskanç değiller. - “Ben” değil “biz”e daha çok önem veriliyor. - Amaçları ve geleceği için Avrupalılardan daha çok çalışıyor. - Örf ve adetlerine daha çok bağlı. - İş birliği ve iş gücünün bölünmesi Avrupa’da olduğundan çok daha kolay ve pürüzsüz olmaktadır. - Zenginlerin sosyal vicdanları daha çok gelişmiş durumda, zenginliğinin ve enerjisinin geniş bir bölümünü halkın kullanımına sunmaktadır. - Zenginliğin, mutlu ve tatminkar bir hayat için gerekli olmadığının farkındalar. - Görsel sanatlar ve müzik, bu milletin hayatında Avrupalılarınkinden çok daha az bir yer kaplıyor. - Amerika’nın araştırmadaki başarısı, zenginliğinin yanında, kendini işe adama, sabır, yoldaşlık ruhu ve işbirliği yeteneklerinin çok büyük payı var. - Halkı uluslararası sorunlara fazla ilgi göstermiyor. 3. AMERİKAN KADINLARINA CEVAP Einstein’ın Amerika ziyaretini protesto eden bir kadın grubu için, Einstein hoşgörülü davranır ve kadınlar için güzel cins diye bahseder. 4. DÜNYAYI NASIL GÖRÜYORUM ? - Basit ve gösterişsiz bir hayat, her nevi fiziksel ve ruhsal sağlığa yararlıdır. - İnsanın özgürlüğüne inanmıyorum. İnsan sadece dış baskılar altında değil, aynı zamanda iç gerginliklerle de karşı karşıyadır. Tanrıya şükür gereklidir. - Hayatı daha neşeli karşılamamda ülküm “iyilik”, “güzellik” ve “doğruluk” olmuştur. - Benim politik ülküm demokrasidir. ABD bu yolda epey ilerlemiştir. - Kişiler sürü hayatı yaşamamalıdır. Kişi sürüde iken, düşünce ve duyguda kalın kafalı olur. - Yaşayabileceğimiz en güzel şey “gizem”dir. Dinlerin ortaya çıkmasının nedeni gizemin yaşanmasıdır. 5. HAYATIN ANLAMI Kendi hayatını ve diğer canlıların hayatını anlamsız olarak niteleyen bir insan sadece mutsuz değil, aynı zamanda yaşamaya değer de değildir. 6. ZENGİNLİK ÜZERİNE Dünyadaki herhangi bir zenginliğin insanlığı ileriye götüreceğine inanmıyorum. Para sadece bencilliğe hitap eder ve kötüye kullanılması kaçınılmazdır. 7. TOPLUM VE KİŞİLİK Toplumun ileriye gitmesi, bireylerin bağımsızca düşünebilmesine ve özgürce hareket etmelerine bağlıdır. Toplumun sağlığı, içinde sosyal ilişkiler yaratan bireylerin bağımsızlığına son derece bağlıdır. Bireyler, enerjisinin çoğunu kişiliğinin gelişmesine yöneltmelidir. 8. BİR ELEŞTİRMENE TEBRİK Kişinin olayları kendi gözü ile görmesi, günün modasına yenik düşmeden hissedip tatması ve şık bir cümle ile ifade etmesi ne kadar harika değil mi? 9. ÖZGÜRLÜK ÜZERİNE Sürekli ve bilinçli bir şekilde kişinin iç ve dış özgürlüğü desteklenirse, ruhsal gelişme ve mükemmellik elde edilir. 10. İNSAN HAKLARI - Kabul edilen insan haklarından önce birey için şu isteklerin yerine getirilmesi lazımdır; - Bireyin hakkına devlet veya başka bir birey tarafından tecavüz edilmemeli, - Çalışma ve emeğinden yeterli para kazanmalı, - Tartışma ve eğitim özgürlüğüne sahip olmalı, - Kendisini yöneten hükümetin çalışmasına katkıda bulunabilmeli, - Birey, yanlış ve zararlı bulduğu faaliyetlerden kaçınabilme hakkına sahip olabilmelidir. 11. DİN ÜZERİNE İnsanoğlu başlangıçta Korku dinine sahipti. Daha sonra Ahlaksal dine yönelmiştir. Toplumsal hayatın ilerlemesiyle ahlaksal din baskın çıkmaya başlamıştır. Bu tür dinlerden sonra evrensel din duygusu ortaya çıkmıştır. Evrensel din duygusunun, bilimsel araştırma için en güçlü ve en acil dürtüyü oluşturduğuna inanıyorum. Kendilerini bilimsel araştırmaya adayan çoğu bilim adamında bu duygu mevcuttur. (Kepler, Newton gibi) 12. BİLİM VE DİN Geçmişte, bilim adamları ile din adamları arasında çetin mücadeleler mevcuttu. Örnek olarak kilisenin Galileo ve Darwin’in düşüncelerine verdiği mücadeledir. Bilim ve dinin dünyaları kesin çizgilerle ayrılmış olmasına rağmen bu ikisi arasında güçlü ortak ilişkiler ve bağımlılıklar vardır. Din amacı belirliyor olabilir fakat bu amaca ulaşmanın yollarını bilimden öğrenebiliriz. Bilim, din olmadan eksiktir, din ise bilim olmadan kör. 13. DİN VE BİLİM : İKİ ZIT KUTUP MU? Bilimsel çıkarımların, dini veya ahlaki ölçülerden tamamen bağımsız olması çok doğrudur ama bilim dünyasında çok büyük başarıları olan kişilerin hepsi, yaşadığımız dünyanın mükemmel olduğunu ve bilgiye mantıkla ulaşma eğilimini yansıtan gerçek dini inanışla donanmışlardı. Eğer dini doyum olmasaydı, bilim adamında kendini adama ve dur durak bilmeyen bir yöneliş olmazdı. 14. AHLAKİ KÜLTÜRE DUYULAN İHTİYAÇ “Ahlaki Kültür” olmadan insanlık için hiç bir kurtuluş yoktur. Bu kültürden yoksun bilim, bizi kurtaramaz. 15. EĞİTİM VE DÜNYA BARIŞI Gençliğe, barışçı eğitim mantık yolu ile verilmelidir. Gençliğe askeri ruh aşılama gereği duyulmamalıdır. Askeri savunma yolları uluslararası olmalıdır. Uluslararası birlik ruhu güçlendirilmeli, okullarda uygarlığın gelişimi anlatılmalı, emperyalist ve askeri başarılardan söz edilen fikirler verilmemelidir. 16. EĞİTİM ÜZERİNE Okullarda eğitimin amacı, genç insana uzmanlıktan ziyade uyumlu bir kişilik kazandırmak olmalıdır. Özel bilgi değil, bağımsız düşünme ve yargı kabiliyetinin gelişmesine önem verilmelidir. Eğer bir kişi konusunun temellerini biliyorsa ve bağımsız olarak düşünüp çalışabiliyorsa, kendi yolunda ilerleyebilecektir. 17. KLASİK EDEBİYAT ÜZERİNE Bir yüzyılda aydın kafalı, ileri görüşlerü ve zevk sahibi ancak birkaç insan çıkar. Ortaçağ insanlarının neredeyse beşyüz yıl hayatlarını karartan batıl inançlardan ve cehaletten yavaşça sıyrılmalarını yalnızca birkaç yazara borçluyuz. 18. İNSANOĞLUNUN GELECEĞİNİ GARANTİLEMEK Zincirleme nükleer reaksiyonların keşfi, kibritin keşfinden fazla bir zarar getirmemelidir insana. Biz elimizden geldiğince onun suistimal edilmesini engellemeliyiz. Sosyal açıdan değerli olan her eylem içsel bir tatmin verir ama maaşın bir parçası olarak kabul edilemez. Öğretmen kendi içsel tatminiyle çocukların karnını doyuramaz. 19. BAĞIMSIZ DÜŞÜNCE İÇİN EĞİTİM Bir insana uzmanlık eğitimi vermek yeterli değildir. Bu şekilde yararlı bir makine olabilir ama kişiliği uyum içinde gelişmiştir; insan olamaz. Öğrenci insanlarla ve toplumla iyi bir ilişki kurmak istiyorsa insanların dürtülerini, yanılsamalarını ve acılarını anlamayı öğrenmesi gerekir. II.BÖLÜM POLİTİKA, HÜKÜMET VE BARIŞÇILIK ÜZERİNE 1. ÜRETİM VE ALIM GÜCÜ Üretim ve alım gücü arasında oluşan sorunların doğal çözümleri bana göre aşağıda sıralanmıştır. a. Endüstrinin her dalı için çalışma saatlerinde resmi azaltma uygulaması, işsizlikten kurtulunması ve bazı ürünler için toplumun alım gücünün en düşük maaşa uyarlanması açısından gereklidir. b. Fiyat seviyesini sabit tutmak ve finansal standartı kaldırmak için kredi miktarının ve piyasadaki paranın kontrol altında tutulması. c. Kartellerin oluşmasına ve tekeller tarafından serbest piyasadan çekilen bazı malların fiyatlarına resmi sınırlar getirilmelidir. 2. SİLAHSIZLANMA Gelişmiş insanlığın kaderi, ahlaki değerlere her zamankinden daha bağlıdır. İnsanlar silahlanmayı sınırlayarak ve savaş yöntemlerine kısıtlayıcı kurallar koyarak tehlikeyi azaltmaya çalışıyorlar. Fakat savaş, oyuncuların kurallara sıkı sıkıya bağlı kaldıkları bir salon oyunu değildir. Yaşam ve ölüm söz konusu olduğunda, kurallar ve mecburiyetler bir kenara itilir. Burada işe yarayacak tek şey bütün savaşların tamamıyla reddedilmesidir. Silahsızlanma üzerine anlaşmalar yapılmalıdır. Sadece anlaşma yapmak da hiçbir güvenlik getirmez. Zorunlu hakemlik, bir yargı organı tarafından desteklenmeli ve katılan ülkeler tarafından garanti verilmelidir. Sağlıksız milliyetçiliğin kaynağı olan zorunlu askerlik hizmetine karşı savaşılmalıdır ve en önemliside kendini bu konuya adamış muhalifler uluslararası düzeyde korunmalıdır. Kısa sürede sistemli silahsızlanma, sadece hükümetlerden bağımsız bir hakemler birliğine dayalı olarak bütün milletlerin her bir milletin güvenliğini garanti ederek bir araya gelmesiyle mümkündür. Bütün ülkelerin hakemler kurulunun yalnız kararlarını kabul etmekle değil, onları yürütmeye koymakta da koşulsuz sorumluluğu gerekir. 3. BARIŞ PROBLEMİ Silahsızlanmayı ve savaş ruhunun aleyhindeki mücadeleyi devlete bırakmamalıyız. Bu mücadele, ancak cesur ve güçlü inançlara sahip kişilerin vicdani redleri ile kazanılabilir. Bu, yasadışı fakat aynı zamanda vatandaşlarını suça iten bir devletin vatandaşların hakları için verilen bir mücadeledir. 4. KADINLAR VE SAVAŞ Bence milliyetçi kadınlar bir sonraki savaşta erkeklerin yerine cepheye gönderilmelidir. Ayrıca bu narin cinsin kahramanca duyguları neden savunmasız siviller yerine daha çarpıcı hedeflere yönelmiyor? 5. ETKİN BARIŞÇILIK Ordular var oldukça, herhangi bir ciddi bir anlaşmazlık savaşa sebeb olacaktır. Milletlerin silahlanmasına karşı etkin olarak savaşmayan barışçılık etkisizdir ve öyle kalacaktır. Halkların vicdanı ve duyarlılığı uyandırılırsa, insanların geriye baktıklarında savaşı atalarının anlaşılmaz bir hatası olarak niteleyecekleri yeni bir hayat devresine erişebiliriz. 6. NÜKLEER SAVAŞ VE BARIŞ Atom bombasının olduğu bir savaşta medeniyetin silineceğine inanıyorum. Atom bombasının sırrı; ABD, İngiltere ve Rusya tarafından kurulan bir “DÜNYA HÜKÜMETİ” ne verilmelidir. Birleşik Devletler ve İngiltere, atom bombasına sahip olduğu ve Sovyetler Birliği olmadığı için Sovyetler Birliğini Dünya Hükümeti’nin ilk tasarısını hazırlamalı ve sunmak için davet edilmelidir. Böyle bir organizasyon, Rusya’nın güvensizliğini gidermede yardımcı olacaktır. Dünya Hükümeti’nin zulmünden korkuyor muyum? Tabii ki korkuyorum. Fakat savaşların olmasından daha fazla korkuyorum. Rusya böyle bir hükümete katılmazsa, katılması için her zaman açık kapı bırakılmalıdır. 7. ASKERİ ZİHNİYET Günümüzde askeri zihniyet, daha önce olduğundan çok daha tehlikelidir, çünkü saldırma silahları savunma silahlarından daha güçlü bir hale gelmiştir. 8. RUS AKADEMİSİ ÜYELERİ İLE MEKTUPLAŞMA AÇIK MEKTUP : DR. EİNSTEİN’İN YANLIŞ FİKİRLERİ Dr. Einstein’in taraftar olduğu “ DÜNYA HÜKÜMETİ” fikri, modası geçmiş ve hatta “tepkisel bir fikir” olarak ortaya çıkmıştır. Dünya Hükümeti kurulsa bile, bu hükümet dünyanın kapitalist tekellerine hizmet edeceği açıktır. Kaderin cilvesiyle Einstein, uluslararası birleşmenin ve barışın en büyük düşmanlarının plan ve ihtirasların neredeyse bir savunucusu haline gelmiştir. ALBERT EİNSTEİN’IN CEVABI “Dünya Hükümeti” fikrini amaç edinen diğer insanların aklında ne olduğu beni ilgilendirmez. Savaşı önlemede başka bir kurtuluş yolu yoktur. Toplu yıkımı engelleme amacının diğer bütün amaçlara göre önceliği olmalıdır. 9. AYDINLARA MESAJ Bugün birçok ülkenin aydını ve öğretim üyesi olarak, omuzlarımızda büyük ve tarihi bir sorumluluğu taşıyarak buluştuk. Amacımız, barışı ve güvenliği dünya çapında yaymak için bilge insanların etkilerini kullanmaktır. İnsanların sorunlarını çözmek için, ilkel içgüdülere ve ihtiraslara yönelmek yerine, mantığa ve sağduyuya başvurmak gerekir. İnsanoğlunu akla sığmayacak yıkım ve ahlaksızca yok edilme tehlikesinden ancak büyük bir askeri güce sahip uluslararası bir kurum kurtarabilir. Böyle bir kurumun kurulması için zamanımız çok az, eğer bir şeyler yapacaksak derhal şu an yapmalıyız. 10. SOSYALİZM İnsanoğlu, toplumsal amaçlarla bezenmiş bir eğitim eşliğinde sosyalist ekonominin kurulması ile refaha kavuşacağımıza inanıyorum. Ancak planlanmış bir ekonominin bireyi tamamen köleleştirmesiyle yürümesi olasıdır. Birey böyle bir duruma düşürülmemelidir. Sosyalizmin başarılması, çok güç sosyo-politik unsurların çözümünü gerektirir. Sosyalizmde politik ve ekonomik güç yaygın şekilde merkezileşir. Bu durumda da bireyin haklarının korunması ve bürokrasi gücüne karşı koymak zorlaşır. Demokrasinin dengeleyici gücünü sağlamak zordur. III.BÖLÜM YAHUDİ HALKI ÜZERİNE 1. DEVLET BAKANI PROFESÖR DR. HELİ PACH’A MEKTUP Yahudi’ler sadece dinle değil, kan ve geleneksel bağlarla birbirlerine bağlıdır. Ben bir Yahudi olarak, Yahudi’lerin aşağılandığı, hor görüldüğü alay edildiğini bizzat gördüm. Yahudi’lerin trajedisi, belirgin bir tarihsel geçmişleri olmasına rağmen, onları bir arada tutacak bir topluluk desteğine sahip değillerdir. Milli bir yuvaları yoktur. Çalışmalarımızı, Filistin’de Yahudi’ler için bir merkez oluşturma yönünde yoğunlaştırmalıyız. 2. YAHUDİ TOPLUMU Yahudi toplumunun milli bir yuvaya kavuşması için, kadere boyun eğmek yerine, Yahudi’lerin refahına sadık kalmak için çok çalışmalıyız. Halkımızın varlığı ve kaderi dış faktörlerden çok bize dayanır. Yaşam yolunda birşeyleri feda etmek fazilettir. 3. FİLİSTİN’DE YENİDEN YAPILANMA ÜZERİNE Yahudi halkının birleşen enerjisi, Filistin’de çok başarılı ve yapıcı bir iş çıkardı. Yahudi’ler ve Arap’lar arasında tatminkar ilişkiler kurmak İngilizlerin değil bizim işimizdir. Ortak amaç için yaptığımız her şey sadece Filistin’deki kardeşlerimiz için değil, aynı zamanda bütün Yahudi halkının iyiliği ve onuru içindir. Tarih bize Filistin’i kurmak için etkin işbirliği şekli altında büyük ve asil bir görev verdi. Siyonist liderler ve ırkımızın seçkin üyeleri bu amacı gerçekleştirmek için bütün güçleriyle işe koyuldular. 4. ÇALIŞAN FİLİSTİN Siyonist kurumlar arasında “Çalışan Filistin” orada yaşayan çok değerli bir grup insanın gerçek çıkarı için çalışmaktadır. Yani kendi elleriyle çölleri verimli yerleşim alanlarına dönüştürmektedirler. Bu işçiler bütün Yahudi halkı arasında gönüllü olarak güçlü, güvenilir ve bencil olmayan insanlar arasından seçilmişlerdir. Filistin, bütün Yahudi’ler için bir kültür merkezi olacaktır. Zalimce ezilenlerin sığınacağı bir yer, aramızdaki iyiler için hareket alanı, birleştiren bir ülkü ve bütün dünyadaki Yahudi’lerin ruh sağlıklarını kazanmaları için bir araç olacaktır. 5. SİYONİZM’E BOZCUMUZ Siyonist hareket, toplum duygusunu geri getirmiştir. İnsanların avunduğu beklentileri bir yana iterek verimli bir iş yapmıştır. Filistin’deki bu verimli iş, ihtiyaç içinde kardeşlerimizin büyük bölümünü kurtarmıştır. 6. YAHUDİ’LERDEN NEDEN NEFRET EDİYORLAR ? Yahudi aleyhtarlığı şu falb örneği ile açıklanabilir. Çoban ata şöyle seslenir: ”Dünya üzerindeki en asil yaratık sensin, o hain geyik olmasaydı sen mutlu bir hayat geçirirdin. Geyik senden daha hızlı olduğu için, o ve kabilesi bol bol su içerken, sen ve senin tayların susuzluğa terk edilmektedir. Ben bilge ve rehberliğim ile seni ve senin cinsini kurtaracağım.” At ise bu öneriyi geyiği kıskandığı için kabul eder. Burada at halkı, çoban halkı yöneten kişileri, geyikte yahudi halkını temsil eder. Bu yüzden yahudi halkına nefret ve kıskançlık duyulmaktadır. | |
|
| | #107 |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| Filler De Hatırlar.... KİTABIN ÖZETİ : Ünlü polisiye romanları yazarının katıldığı toplantıda bir kadın, yazarın vaftiz anneliğini yaptığı Celia hakkında, soru sorar. “Celia’nın annesi mi babasını öldürdü, yoksa babası mı annesini?” Kadının (Burton-Cox) oğlu (Desmond) Celia ile evlenmek istemektedir. Desmond’a 25 yaşından itibaren kendisinin olacağı bir servet kalmıştır. Burton-Cox oğlunun kendisinin bulacağı ve kontrol edebileceği birisiyle evlenmesini istediğinden üvey oğlunun Celia ile evlenmesini istememektedir. Celia’nin annesi ve babası on iki sene önce evlerinin yakınında babasının silahı ile ölü olarak bulunmuştur. Polisin o zaman yaptığı araştırmada silahta her ikisinin de parmak izi olduğundan intihar ettiklerine kanaat getirilmiştir. Yazar bu olayı açıklığa kavuşturmak ister. Yıllardır dost olduğu Belçikalı dedektife (Poirot) konuyu açar. Birlikte ne yapabileceklerini değerlendirirler ve dedektif polis kaynaklarından, yazar da aileyi önceden tanıyan kişiler ile ilişki kurarak yıllar önce olmuş olan olayı aydınlatmaya çalışırlar. Araştırma ve incelemeler neticesinde, Yazar ve dedektif intihar eden çiftin (Bay ve Bayan Ravenscroft) köpekleri ile Bayan Ravenscroft’a ait dört adet peruktan istifade ile olayı çözerler. Bay Ravenscroft, Bayan Ravenscroft (Margaret) ile evlenmeden önce Margaret’in kardeşi Dorothea’ye aşık olmuş. Dorothea’nin dengesiz davranışlarından dolayı Margaret ile evlenmiştir. Dorothea bu zamandan itibaren karı kocaya kin duymaya başlamış. Akli dengesi bozulmuş ve uzun süre hastanede tedavi görmüştür. Dorothea, Margaret’ten devamlı nefret etmiş. Margaret’te aksine Dorothea’ya karşı sevgi beslemiş, devamlı koruyup, kollamıştır. Dorothea, Margaret’lerde kalmaya başlamıştır. Bir gün beraber yürüyüşe çıkmışlar ve Dorothea, Margaret’i taşlara vurarak ölümüne neden olmuştur. Margaret kardeşinin cezaevine girmemesi için kocasından ricada bulunmuştur. Kocası da karısının bu son isteğini yerine getirmiştir. Dorothea, Margaret’in yerini almış, bu acıya dayanamayan Bay Ravenscroft önce Dorothea’yi sonradan kendisini vurarak intihar etmiştir. |
|
| | #108 |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| Fillerin Şarkısı... KİTABIN ÖZETİ : Olay Zimbabwe’ de geçmektedir. Daniel Armstrong Afrika Ekolojisi konusunda önemli bir uzmandır. Aslen İngilizdir. Chiwewe Ulusal Parkı’nda yıllarca çalışmış, o dönemlerde de yanında, iz sürücü olarak çalışan siyahi Johnny Nzou’yu da yetiştirmiş hatta yıllar sonra Fen Fakültesini de bitirmesini sağlayarak Ulusal Parkı Müdürlüğü görevini üstlenmesinde de önemli bir rolü olmuştur. Daniel Afrika ekolojisi ve fillerle ilgili bir araştırma yapmak amacıyla Chiwewe Ulusal Parkına gelir. Dr. Daniel Ulusal parkı içindeki depolarda istiflenmiş binlerce dolarlı fil dişlerini görür. Ulusal Parkı müdürü olan Johnny’ de bir filin günde 1 ton bitki yediğini, Ulusal park sınırları içerisinde de çok sayıda koruma altında hızla üreyen fil bulunduğunu eğer önlem alınmaz ise buranın bir çöle dönüşeceğini bu yüzden kontrollü bir şekilde zaman zaman Ulusal park görevlilerince “açıklama” tabiredilen avların yapıldığını, depolardaki fil dişlerinin de bir kısmının bunlar, bir kısmının da kaçak avcıların elinden alınanlar olduğunu anlatır. Özellikle yasaklanmış ve Ulusal parkça damgalanmış bu fil dişleri kaçak yoldan avlananlara göre uluslararası piyasada daha fazla itibar görmekte ve çok daha değerli bulunmaktadır. Kazanılan para Ulusal park içindeki diğer hayvanlar için harcanmaktadır. Ama yine de bu büyük bir ranttır. Ning Cheng Gong Tayvan – Çin Cumhuriyetinin harare elçisidir. Zengin, nüfuslu ama karanlık işlerle uğraşan Çinli bir ailenin üç oğlundan biridir. Babası yeni bir iş için bir veliaht seçmek istemektedir. Cheng’ de babasının gözüne girmek amacıyla kirli işlere girmekten çekinmeyen bu uğurda adam bile öldürebilecek hırsa sahip bir kişidir. Kendini doğa aşığı bir kişi gibi gösterip Ulusal parkın Müdürü Johnny ile arkadaşlık kurmayı başarmıştır. Asıl amacı Ulusal park depolarını soyma ve fil dişlerini babasına ulaştırıp, veliahtı konumuna gelmektir. Ancak, Dr. Daniel Armstrong’ la da tanıştıktan sonra kendisine sorun çıkaracağı endişesiyle bundan rahatsızlık duymuştur. Cheng, Ulusal parka yakın bir kabileyle diyaloga geçerek reislerini para ile kandırmayı başarır. Sonucu tam bir katliamda olsa, plan gereği Ulusal parka saldırılacak, herkes öldürülecek, fil dişleri kabileden olup da bu parkta çalışan iki şoförün de desteğiyle oradan alınıp uzaklaştırılacaktır. Ancak bunu yaparken kimsenin sağ bırakılmaması gerekmektedir. Plan uygulanır. Park Müdürü ve ailesi olmak üzere herkes öldürülür ancak Johnny Nzou ölmeden önce bu işi Cheng’ in yaptığına dair bir kağıt parçası bırakmayı başarır. Daniel Armstrong 6 ipucu değerlendirip, olayın Cheng’in yaptığını anlasa da ispatlayamaz. Konu vahşilerce fil dişi kaçakçılığı için yapılmış bir iş olarak gösterilip kapatılmıştır. Chetti Singh Komandit Şirketi Malavi’de konuşlanmış, Cheng’ in karanlık işlerini takibinde kullandığı paravan bir şirkettir. Chiwewe Ulusal parkından çalınan fil dişleri de Cheng tarafından Malavi ye getirilir. Dr. Armstrong da fil dişlerinin izlerini sürerek buraya gelir. Burada Cheng in yardımcısı ve şirketin yöneticisi olan Singh tarafından kayıp fil dişlerinin yerini ortaya çıkardığını ve çok şey bildiğinden balnisle öldürülmek istenir, fakat yaralı olarak kurtulur. Daniel Armstrong İngiltere’ye döner ve Ulusal parkta çektiği olağan üstü güzellikteki televizyon çekimlerinden büyük para ve ün kazanır. Afrika da Ubomo isimli bir ülke vardır ve eski bir İngiliz sömürgesidir. Ülkede darbe olacağı haberi gelir ve yöneticiler uyarıldıysalar da ülkede darbe olur. Artık yeni başkan Albay Ephrem Taffari‘ dir. Sir Peter Tug Harrison İngiltere’deki Boos Şirketinin sahibidir. Yakından ilgilendiği Ubomo isimli ülkenin uluslar arası prestijinin artması maksadıyla orada bir takım çekimler yapılmasını ister ve bu görevi de en iyi şekilde yapacağına inandığı Dr. Daniel Armstrong’ a verir. Sir Harrson Dr. Armstrok la beraber çalışması için de Bonny Mahen isimli bir kadını da görevlendirir. Bonny Mahan şık ve hafif bir kadındır. Cheng fildişi kaçakçılık olayından sonra şirketin başkan yardımcılığına getirilmiş, Ubomo isimli ülkede arsenikle platin arama işine başlamıştır. Bu konuda da en büyük desteği Albay Taffari dir.Birde görünmeyen ortak ardır ki bu da bir Harrisan dan başkası değildir. Dr. Armstrong ve Bonny Mahon Ubomo isimli ülkeye giderler ve çalışmalarına başlamışlardır. Başlangıçta kendilerine çok yardımcı olduğunu sandıkları Albay Taffari nin gerçek yüzünü anlamakta gecikmezler. Halka yapılan eziyetleri gizlice kameraya çekip. İngiliz Büyük Elçisine ulaştırırlar. Bu arada Bonny ile Taffari Arasında bir özel bir yakınlık başlamıştır. Dr. Armstrong un çektiği video görüntülerinden Taffariye bahseder. Taffari de Dr. Armstrong un gizlice öldürülmesi emrini verir. Armstrong büyük bir şans eseri yaralı olarak kurtulur. Ama Cheng ve Taffari onun öldüğü haberini alıp rahatlar. Armstrong eski devrik başkan Omeru ve yasa dışı işlere bayrak açmış Kelly Kinear ın yanındadır. Başkan Taffari Bonny den üzerinde baskı kurarak İngiliz Büyük Elçisinden gizlice çekilmiş kaseti geri almak ister ve bunu başarır. Akabinde Cheng Bonny i ortadan kaldırır. Daniel Armstong, Başkan Tafari ve Cheng ‘in diğer kabilelere yaptıkları zulmü ve insanlık dışı kampları filme almayı başarır. Filmi İngiltere ye götürerek orada Harrison’la görüşür. Ona eğer Ubamo da karşı darbe için kendisine destek vermezse bu film yüzünden bütün servetini kaybedeceğini söyler. Oda kabul eder. Silahlar temin edilir. Karşı darbe için adamlar eğitilir. Darbe gerçekleşir Taffry ve Cheng kendi yarattıkları “ lağım çukurunda “ feci şekilde can verirler. Sonuç olarak hırslarıyla insani değerleri hiçe sayarak. Dünya nimetlerine haksızlıklar içinde sahip olmak isteyenler, bir gün kendi pislikleri içinde boğulmaya mahkum olurlar. |
|
| | #109 |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| Futbol Savaşı... KİTABIN ÖZETİ : Yirmi bir bölüm halinde, her bölümün ayrı isimle yazılmış olduğu bu kitapta ilgi çekici olarak gözüken, kitaba da ismini veren “ Futbol Savaşı” adlı bölüm. Bu bölümde Honduras ve El Salvador ülkeleri arasında “1970 Meksika Dünya Kupası” için yapılan futbol maçı anlatılıyor, ve sonuçları... İlk maç Honduras’ın başkentinde idi. Maçtan bir gece önce El Salvador takımı, otellerinde Honduras’ lı taraftarlarca uykusuz bırakılarak psikolojik olarak çökertilmiş ve maçı son dakika golüyle 1-0 kaybetmiştir. Maçı Tv. den izleyen bir genç kendini vurarak intihar eder. El Salvador’da ordunun da eşliğinde ulusal bir cenaze töreni yapılmıştır. Rövanş maçında uykusuz kalma, yıpranma sırası Honduras takımındaydı. Maç günü Honduras futbol takımı stada zırhlı araçlarla götürüldüler. El Salvadorl’u seyirciler ölen gencin portrelerini taşıyarak intikam eylemine girişmek için beklemedeydiler. Maçı 3-1 El Salvador takımı kazandı. Honduras’lı futbolcular maçı kaybettikleri ve sağ kaldıkları için seviniyorlardı. Ancak iki Honduras taraftarı öldü. Yüzlercesi hastanelik oldu. Araçları yakıldı, birkaç saat içinde de ülke sınırı kapatıldı. İlgi çekici diğer bölüm “ Artık Cennet Yok” adlı bölüm. Bu bölümde yazar Kıbrıs’ı anlatmış. Türk-Rum savaşı sırasında kabul edilen gerçek ; Rumların ticarette, Türklerin ise cephede üstün olduğudur. Savaş sonrasında her çeşit ithal eşyanın bulunduğu Kıbrıs’ta Türkler ve Rumlar bir sınır çizgisiyle ayrılıyorlar. Lefkoşe’deki sınırda bir tarafta Türk bir tarafta Rum askeri olduğunu gözlemleyen yazar Ryszard KAPUNSCİNSKİ Türk ordusunun her zaman hazır ve Rumlar’ dan üstün olduğunun da altını çizmiş. Bir başka ilgi çekici bölüm ise “Parti Başkanları” adlı bölümdür. Bu bölümde de Kongo’da üç kişinin bir araya gelmesi bir partiyi andırabileceği, parti sayısının çokluğunun; 200 lü rakamlara ulaşmasının normal görüldüğünü, tüm hareketlerin önderler arasında gerçekleştiğini ve sayıları 500 kişiyi geçmeyen bu kişilerin satın alındığında bir hükümet kurmanın içten bile olmadığı belirtilmiştir. “Postallar” adlı bölümde Golan Tepeleri denen yerde İsrail ile Suriye arasında savaş devam ederken askerlerin cepheden şehre geldiklerini gören boyacı çocukların bayram ettiklerini, postallarının durumuna göre o askerin ve savaşın ne durumda olduğu anlayabildikleri ifade edilmiştir. Şam’daki en çok asker kaybı siyasal bir tartışmadan dolayı meydana gelen savaşta olmuştur. Savaş yaşamak ve kazanmanın bedeli ağırdır. Asker; yaptığı şeyin birileri için olduğunu, bir şey uğruna olduğunu hissetmelidir ki asker olarak savaşsın. Şimdilerde ise düğmelerle, roketlerle, füzelerle savaşılıyor. Askerin yüzü zırhlı araçların içinden bile görünmüyor. O zamanlar özgürlük ve mücadele için yapılan savaşlar gerçekten zorlu ve güç olmuştur. “Bir Yargıç Hakkında Yapılan ve Hükümetin Düşmesiyle Sonuçlanan Bir Tartışma” bölümünde traji komik bir makam ve yetki kavgasının hüsranla biten sonucu şöyle dile getirilmektedir; Kongo’da Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında; hangisinin yüksek mahkemeye yargıç atama hakkına sahip olacağı konusunda çatışma başlamış, hükümet işlemez duruma gelmiştir. İkisi de kendini Cumhurbaşkanı ilan etmiştir. Ordunun müdehalesiyle iki Cumhurbaşkanı’da istifa etmiş ve EKİM 1963’te siyasal bunalım sona ermiştir. |
|
| | #110 |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| Fuzzy Thınkıng... KİTABIN ÖZETİ : İki bin yıldan fazla bir zamandan beri Batı bilimi mutlaklar üzerine kuruludur. Her şey siyah yada beyaz, canlı veya ölü, hep yada hiçtir. Bir insan olarak bizler dünyanın aslında böyle olmadığını biliriz, dereceli değerlerin uç değerler arasında varolduğunun farkındayızdır. Fakat şu ana kadar bilim bu belirgin olmama durumlarını bir yerlere koyma hususunda çaresiz kalmıştır. Fuzzy Logjc-Bulanık Mantık onlarca yıldır olması için beklenen bir bilimsel devrim olmuş ve onun merkezi prensipleri insanlık ile dünya arasındaki ilişkileri büyük oranlarda değiştirecektir. Soru ise bunun hangi seviyede gerçekleşeceğidir. İkili değerler üzerine dönen eski dünya gelecekte fuzzy olacaktır. Bir düşünürün dediği gibi “hayat fuzzy”dir. Fuzzy Thinking tecrübelerimizi ve düşüncelerimizi yapılandırmanın değişik ve radikal bir yolu olması hakkındadır, ve gerçeği algılamamızı değiştirecektir. Yazar “ Bir gün bilimin doğru olmadığını öğrendim” diye söze başlamakta “Gününü hatırlamıyorum ama o anı hatırlamaktayım. 20. Asrın tanrısı artık tanrı değildi.” demektedir. “Bir hata vardı ve herkes bu hatayı yapıyor şeklinde görünmekteydi. Her şeyin ya yanlış yada doğu olduğunu söylemekteydiler, ama hangilerinin doğru hangilerinin yanlış olduğu konusunda her zaman kendilerinden emin değillerdi. Ama kesinlikle `her şeyin` ya yanlış yada doğru olduğundan emindiler. Çimenin yeşil olduğunu, atomun titreştiğini, veya Türkiye’deki göl sayısının düzgün veya düzensiz bir sayı olduğunu söyleyebilirlerdi. Onların hepsi ya tamamen doğru yada tamamen yanlış, siyah veya beyaz, 1 veya 0’dı. Gerçekte ise bunlar ‘mertebe-derece’ ile ilgili bir olgudur. Bütün gerçekler birer derece meselesi olmaktadır. Gerçeklerin hepsi her zaman derecesine göre fuzzy veya belirsiz veyahut da yanlış olmaktaydı. Sadece matematik siyah ve beyazdır ve o ise bir kısım sembol ve kurallardan oluşan yapay bir sistemdir. Şimdiye kadar hiç kimse %100 yanlış veya doğru olan tek bir hakikat ortaya koyabilmiş değildir, sadece bunun böyle olduğunu söylerler. ‘İnsan yaşamının seyrinin düzenlenmesi için her düzenli şemaya veya tarza belirli bir dozda anarşizm enjekte etmek gereklidir’, demektedir Bertrant Russel. Fuzzy Logic işte bu yeni dünya biliminin iyi dozda ayarlanmış anarşizmi durumundadır. “Fuzzy teorisi yanlış, yanlış ve zararlıdır. İhtiyacımız olan şey daha fazla mantıklı düşünmektir, daha az değil. Fuzzy Logic’in tehlikesi, şimdiye kadar bizi hayli sıkıntıya sokan yanlış düşünme çeşidini cesaretlendirecek olmasıdır. Fuzzy logic bilimin kokainidir. “ demektedir Professor William Kahan. Sanki günümüz biliminin gittiği yolun ve bilimin özünde gerçekleri ifade ettiği kanısındaymış gibi. Oysa “günümüze kadar ki ‘gerçeğe` yönelik matematiğin kanunlarının hiçbiri mutlak değildir, madem mutlak değiller, o zaman gerçeğe de yönelik değildirler” demektedir Albert Einstein. Bu ise bilinen bilimin hiçte öyle doğruları ifade etmediğini söylemektedir. “Fuzzy’lik-bulanıklık bir çeşit olasılıktır. Fuzzy lojik ile yapabilecek herşeyi olasılık yöntemi kullanarak bir kontrolör dizayn edebilirim.” demektedir Professor Myron Tribus. Peki bir kağıt üzerine çizilmiş çember şekli hangi olasılıkla çemberi ifade ediyor? sorusu nasıl açıklanacaktır. Elinize bir elma alınız, bu bir elma mıdır? Elinizde tuttuğunuz obje uzay-zaman evrenine aittir ve buna elmaların nerede olduklarından bağımsız olarak elmalar kümesi deriz. Bir ısırık alın, çiğneyin, ve yutun. Elinizdeki bu obje hala bir elma mıdır? Evet yada hayır? Başka bir ısırık alın. Bu yeni obje hala bir elma mıdır? Başka bir ısırık daha, ta ki bitene kadar devam edin. Bu elma varlıktan varolmamaya, oradan da hiçliğe doğru değişmektedir. Peki bu elma-elma olmama çizgisini nerede geçer. Elinizde yarım elma tuttuğunuz zaman elma orada olduğu kadar orada değildir de. İşte yarım elma fuzzy elmadır, siyah ile beyaz arasındaki griliktir. Bulanıklık griliktir (fuzzy » bulanık). Aynaya baktığımızda aynı sorularla her gün yüzleşiriz. Yüz, saç, diş ve deri değişmiştir. Baktığımızda moleküler seviyede çok düzgün ve yavaş olarak değişirler. Yaşlandıkça yavaşça, bir anda bir hücre, bir molekül olarak benlikten yokluğa doğru değişiriz. Herhangi bir anda bir hücre veya bir molekül bağlanır veya çözülür, ve yine quarklar, bizim bilinen en küçük madde birimimiz, bizim bilmediğimiz bir yolla bir anlık zaman birimi içinde böyle bağlanır veya çözülürler. Siyah-ve-beyaz etiketleri bu şeylerin üzerine yapıştırabiliriz ama bu etiketleme doğruluktan doğru olmamaya doğru maddenin bu değişimi sırasında bir dönüşüm geçirir. Dünya ‘gri’dir ama bilim ‘siyah-ve–beyaz’dır. Sıfırlardan ve birlerden bahsederiz ama doğruyu bunların arasına koyarız. Fuzzy bir dünya ama fuzzy olmayan tanımlar ve açıklamalar. Bilinen anlamdaki mantık ve bilgisayar programlama cümleleri hepsi doğru veya hepsi yanlıştır, 1 veya 0. Fakat dünya hakkındaki cümleler değişiklik arz eder. Gerçek hakkındaki cümleler tamamen doğru veya tamamen yanlış değildir. Doğrulukları toplam doğruluk ile toplam yanlışlık arasında, yani 0 ile 1 arasında, yatmaktadır. Onlar ‘tek-değerli’ değil ‘çok-değerli’ olmaktadır, yani gri, yani fuzzy. Mesela bir dinleyici topluluğuna kimlerin bayan olduğu sorulsa, bayanların elleri havaya kalkacaktır. Bu işte fuzzy olmayan bir kümeyi belirtecektir, mesela 25 erkek 26 kadın. Daha zor bir soruya gelecek olursak, kimler işinden memnun? Belki başta %60’ının eli kalkacak, ve bunların%20’si tekrar indirecektir. Kimler işinden memnun değil? Yine belki başta %50’ın eli kalkacak, ve bunların%15’i tekrar indirecektir. İşinden %100 memnun olanlar, %100 memnun olmayanlar ve arada olanlar. İşte bu da fuzzy kümesini oluşturmaktadır. Yani A ve A’nın-değili kümesi. Fuzzy Logic insanların günlük konuşma ve algılama tarzından yola çıkarak, “az yoğun trafik, biraz kalabalık, az pişmiş, çok yoğun” gibi ara değerler içeren mantık cümlelerini değerlendirebilen IQ’su yüksek makineler üretme proseslerinin sistematize edilmesidir. Fuzzy Thinking ise hem bunu bilimsel anlatımı hemde günlük yaşantımızdaki kıyaslamaları ile uygulama örneklerini irdeleyen bu konu üzerinde bir başyapıt niteliğindedir. |
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Anılar,Anı Yazarları,Anı Kitap Özetleri | lolipop01 | Kitap Özetleri ve dergi | 1 | 07-27-2008 19:13 |
| Türk'ün Ateşle İmtihanı, Kitap Özetleri, halide edip adıvar | Misafir | Kitap Özetleri ve dergi | 0 | 11-20-2007 18:35 |
| Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kitap Özetleri | Misafir | Kitap Özetleri ve dergi | 0 | 11-20-2007 18:33 |
| Yaprak Dökümü - Reşat Nuri Güntekin Kitap Özetleri | Misafir | Kitap Özetleri ve dergi | 0 | 11-20-2007 18:32 |
| Kitap özetleri ( Özetlenmiş Kitaplar) | Misafir | Kitap Özetleri ve dergi | 13 | 04-29-2007 19:01 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız