![]() |
| |||||||
| Kitap Özetleri ve dergi Kitap Özetleri ve dergi, kitap özeti, kitap özetleri, kitap tanıtımı, kitaplar hakkında, özetler, özet indir |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #6 | |
| Emekli S.Moderator ![]()
Mesajlar: 1.577
Teşekkür Etme: 281
995 Mesajina 4.556 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 4
Tecrübe Puanı: 23814343 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | KİTABIN ADI : KAŞAĞI KİTABIN YAZARI :ÖMER SEYFETTİN YAYIN EVİ VE ADRESİ: ŞAFAK YAYIN EVİ İSTANBUL BASIM YILI :1997 1. KİTABIN KONUSU: Kardeşine iftira atıp, onun ölümünden sonra vicdan acabıyla yanıp tutuşan bir çocuğun dramı anlatılmaktadır. 2. KİTABIN ÖZETİ: Annesi, İstanbul'a gittiği için kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Hasan'la artık Dadaruh'un yanından hiç ayrılmaz. Bu, babasının seyisi, yaşlı bir adamdır. En sevdikleri şey atlardır. Dadaruh'la birlikte onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek, onlar için çok zevklidir.Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, gübreleri kaldırmak eğlenceli bir oyundan daha çok hoşlarına gider. Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı, tıkı... tık... tıkı... tık... tıpkı bir saat gibi... yerinde duramaz, bunu gören küçük çocuk ben de yapacağım! diye tutturur. O vakit Dadaruh, onu Tosun'un sırtına koyar, eline kaşağıyı verir, - Hadi yap! Der. Bu demir gereci hayvanın üstüne sürter, ama o uyumlu tıkırtıyı çıkaramazdı. Her sabah ahıra gelir gelmez, - Dadaruh, tımarı ben yapacağım, der.Ama adam izin vermez ancak boyu at kadar olunca yapabileceğini söyler.Boyu atın karnına bile varmıyordu. Oysa en keyifli, en eğlenceli şey buydu. Sanki kaşağının düzenli tıkırtısı Tosun'un hoşuna gidiyor, kulaklarını kısıyor, kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu. Tam tımar biteceğine yakın huysuzlanır, o zaman Dadaruh, "Höyt.." diye sağrısına bir tokat indirir, sonra öteki atları tımara başlardı.Bir gün yalnız başına kalır. Hasan'la Dadaruh dere kenarına inmişlerdi. İçimde bir tımar etmek hırsı uyanır. Kaşağıyı arar, bulamaz. Annesinin bir hafta önce İstanbul'dan gönderdiği armağanlar içinden çıkan fakfon kaşağı, pırıl pırıl parlıyordu. Hemen alıp, Tosun'un yanına koşar, karnına sürtmek ister fakat rahat durmaz. - Sanırım acıtıyor? Diye düşünür. Gümüş gibi parlayan bu güzel kaşağının dişlerine bakar. Çok keskin, çok sivridir. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başlar. Dişleri bozulunca yeniden dener. Gene atların hiçbiri durmaz ve kızar. Öfkesini sanki kaşağıdan çıkarmak ister. On adım ilerdeki çeşmeye koşar. Kaşağıyı yalağın taşına koyup yerden kaldırabildiği en ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı indirmeye başlar. İstanbul'dan gelen, üstelik Dadaruh'un kullanmaya kıyamadığı bu güzel kaşağıyı ezip, parçalar. Sonra yalağın içine atar. Babası çeşmeye bakarken, yalağın içinde kırılmış kaşağıyı görür; Dadaruh'a yanına çağırınca çok korkar. Dadaruh şaşırır, kırılmış kaşağı ortaya çıkınca, babası bunu kimin yaptığını sorar.Dadaruh, - Bilmiyorum, der. Babasının gözleri ona döner, daha bir şey sormadan, çocuk kaşağıyı kardeşi Hasan’ın kırdığını söyler. “Dadaruh uyurken odaya girdi. Sandıktan aldı. Sonra yalağın taşında ezdi” der. Babası Hasan’I çağırır. -Bu kaşağıyı niye kırdın?diye sorar. Hasan, Dadaruh'un elinde duran alete şaşkın şaşkın baktıp, sarı saçlı başını sarsarak, - Ben kırmadım, der. - Doğru söyle, darılmayacağım. Yalan çok kötüdür, der babası. Hasan inkârda direnir. Baba öfkelenir. Üzerine yürür "Utanmaz yalancı" diye yüzüne bir tokat indirir. - Götür bunu eve; sakın bunu bir daha buraya sokma. Hep Pervin'le otursun! diye haykırır. Artık ahırda hep yalnız oynar. Hasan eve hapsedilir. Annesi geldikten sonra da bağışlanmaz.Annesi onun iftira atabileceğine hiç ihtimal vermez. Ertesi yıl anne, yazın gene İstanbul'a gider.Hasan'a ahır hâlâ yasaktır. Bir gün birdenbire hastalandı. Doktor "Kuşpalazı" der. Babası yatağın başucundan hiç ayrılmaz.Hizmetçi kardeşinin öleceğini söyler ve çocuk ağlamaya başlar.Gece uyuyamaz, uykuya dalar dalmaz Hasan'ın hayali gözünün önüne gelir "İftiracı! İftiracı!" diye karşısında ağlar.Pervin'i uyandırır. Hasan'ın yanına gitmek istediğini ve babasına bir şey söylemek istediğini söyler.Yarın söylersin, der.Sabaha kadar gene gözlerini kapayamaz. Hava henüz ağarırken Pervin'i uyandırır.Ama zavallı suçsuz kardeşi, o gece ölmüştür. 3.KİTABIN ANA FİKRİ: Yalan söylemek kötü bir alışkanlıktır. 4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARI DEĞERLENDİRİLMESİ: Büyük çocuk: Hasan’ın abisidir.babasından çok korkar.Atları çok sever. Hasan :Küçük kardeştir.O da babasından çok korkar ve atları çok sever.Geçirdiği hastalık ölümüne sebep olur. Dadaruh: Evin seyisidir. Bütün zamanını atlarla geçirmekyen çok zevk alır.İki çocuğu da çok sever. Pervin: Evin hizmetçisidir. Çok yumuşak kalplidir ve herşeyi açıkça söyler.Bir o kadar da sulugözdür. Baba: Çocuklarının üzerinde büyük bir otorite sahibidir. Çocukları onu çok sever ama ondan çok korkarlar. 5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Yazar olayları ve yer betimlemelerini çok güzel ve yerinde yapmıştır.Akıcılığı sağlamış, okuyucuyu sıkmadan akıcı bir şekilde okuyabilmesi için bütün imkan ve kabiliyetlerini sergilemiştir. 6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ: Ömer Seyfettin, yazı ve öyküleriyle dilde sadeleşme hareketinin öncülüğünü yaparak yeni bir edebiyat akımının oluşumunu sağlayıp, Türk öykücülüğünde kısa öykü türünün dil, anlatım tekniği ile tematik yönden ilk özgün örneklerini vermiştir. Aynı zamanda ulusal edebiyat akımını başlatan yazarlardan olan Ömer Seyfettin 28 Şubat 1884'te Gönen'de doğdu. Öğrenimine, dört yaşında iken, Gönen Mahalle Mektebi'nde başladı. Ailesiyle birlikte İstanbul'a gelince (1892), ilköğrenimini özel bir okul olan Aksaray'daki Mekteb-i Osmani'da sürdürdü. Babasının isteği üzerine, Eyüp baytar Rüştiyesi'nin subay çocuklarına özgü bölümüne yatılı olarak yazıldı (1893). Buradaki eğitiminden sonra (1896), Edirne Askeri İdadisi'ni (1900) ve İstanbul Mekteb-i Harbiye'yi bitirdi. 22 Ağustos 1903'te piyade teğmeni rütbesiyle mezun oldu. Ziya Gökalp ve arkadaşlarının çıkardıkları "Genç Kalemler" dergisinin kadrosuna katıldı. Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine, yeniden orduya çağrıldı (14 Eylül 1914). Kısa bir süre "Türk Sözü" dergisinin başyazarlığını yaptı. lan Calibe Hanım'la evlendi (1915). Eylül 1918'de eşinden ayrıldı. 6 mart 1920'de kaldırıldığı Haydarpaşa Hastanesi'nde şeker hastalığından öldü. Kadıköy Kuşdili'ndeki Mahmut Baba Türbesi mezarlığına gömüldü. 1939'da, kemikleri Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki Asri Mezarlık'a taşındı. ESERLERİ: Romanları: Yaşadığı yıllarda yayınlanan üç romanı ( Ashab-ı Kehfimiz, Efruz Bey, Yalnız Efe, 1919) onun bu alanda yarım kalmış denemeleri olarak sayılır. "Fantezi roman" olarak nitelendirilen Efruz Bey; 1908'den Mütareke yıllarına kadarki süreci, aydın kişilerin eleştirisi ekseninde yansıtır. Dönemin aydın hastalıklarını, siyasi akımların yanlış yönsemelerini toplumsal eleştiri bağlamında, yeni bir roman tekniğiyle verir. Yarın kalan romanı Yalnız Efe, destansı bir nitelik taşır. Konusunu bir halk menkıbesinden almıştır. Dönemin toplumsal ortamında, yapılan haksızlıklara başkaldırarak silahlanıp dağa çıkan -kız kahraman- Yalnız Efe'nin kişiliğinde Türk halkanın direnme gücünü göstermeye çalışmıştır. YAPITLARI: Öykü: Harem, (u.ö.), 1918; Yüksek Ökçeler, (ö.s.), 1923; Gizli Mabet, (ö.s.), 1923; bahar ve Kelebekler, (ö.s.), 1927. Bütün Eserleri, temalarına göre bir araya getirilen basım: Efruz Bey, 1970; kahramanlar, 1970; bomba, 1970; Harem, 1970; Yüksek Ökçeler, 1970; Yüzakı, 1970; Yalnız Efe, 1970; Falaka, 1970; Aşk Dalgası, 1970; Beyaz Lale, 1970; Gizli Mabet, 1970. | |
| | |
| The Following 6 Users Say Thank You to !!! NightClub !!! For This Useful Post: | camdan kalp (03-22-2007), cracked120 (03-18-2007), güll (04-15-2007), holocoust (04-15-2007), RaiN_MaN (08-22-2007) |
| | #7 |
| Emekli S.Moderator ![]()
Mesajlar: 1.577
Teşekkür Etme: 281
995 Mesajina 4.556 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 4
Tecrübe Puanı: 23814343 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Kitabın Adı : ANKARA Kitabın Yazarı : Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU Yayın Evi : İnkılap Basım Yılı : 1982 1-)Kitabın Konusu : Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU’nun Ankara romanı ütopik bir romandır. Bu romanda yazarın özlediği, özlemini çektiği geleceğin Ankara’sı dolayısı ile Türkiye’sidir. 2-)Kitabın Özeti : Cumhuriyet inkılabı ile birlikte Anadolu’nun yeniden dirilişi yeniden yapılanması gerekmektedir. Bu yeni yapı üzerine acil bir şekilde bina inşaa edilmelidir. Bunu yapacak olanlar ise dönemin idealist vatansever insanları olacaktır. Ankara romanında ise bunu gerçekleştirecek idealist insanların verdiği mücadele anlatılmaktadır. Bu idealist insanlar inkılap hareketini özümsemiş, milli şuura sahip karakterlerdir. Bu insanlar hayat serüveni içerisinde karmaşık yollardan geçerek romanın son bölümünde bir araya gelirler. Kendi hayatlarını geleceğin çağdaş, modern, öz benliği ile çelişmeyen maddi ve manevi varlığını kaybetmeyen, değerleri ile övünen yeni Türk toplumu yaratma mücadelesi içinde geçer. Ankara romanı üç bölümden oluşmaktadır.; Birinci bölüm : Sakarya savaşı öncesi ( 1922’ye kadar ). İkinci bölüm : Cumhuriyetin ilanını izleyen yıllar ( 1926’ya kadar ). Üçüncü bölüm : Cumhuriyet sonrasının 14 ve 20. Yılları (1937-1943’e kadar ). Bu üç bölümdeki olaylar yazarın her bölümde ayrı bir kişilik olarak karşımıza çıkardığı Selma Hanım’ın çevresinde geçer. Selma Hanım’ın arayışı Ankara’nın arayışıdır. Yazgısı Ankara’nın yazgısıdır. Yaşamı da Ankara’nın yaşamıdır. Selma Hanım’ın ilişki kurduğu erkekler ise birer simgedirler. Birinci bölüm: Kurtuluş Zaferi ile sonuçlanan, savaş yıllarındaki Ankara’yı kısa hatlarla açıklamaktadır. Romanın kahramanı olan Selma Hanım hayatını bu üç bölümde üç ayrı erkekle geçiriyor. Milli mücadele yıllarında bir banka şefinin karısıdır. Kocası Nazif’le Ankara’nın yabancısıdır. İstanbul'lu hanım için Ankara’da hayat tek düze ve sıkıcıdır, yoksulluklarla doludur. Boş zamanlarında Hatice Hanım ve Halime Hanım ile sohbet eder. Bu sohbetlerinde gündelik Ankara hayatını tüm çıplaklığı ile gözler önüne serer. Daha sonraları Nazif Bey’in vekil arkadaşı Murat Beyle tanışırlar. Bu sırada binbaşı Hakkı Beyle de tanışırlar. Bu dönemlerde Hakkı Bey’in milli mücadele ruhu ve azmi kendisini fazlasıyla etkiler. Bütün ümitlerin zafer’e bağlandığı, başka hiçbir şeyin ehemmiyetli olmadığı bu devirde, herkesin mütevazı bir hayatı vardır. Yalnız kocası Nazif Bey’in milli davaya bir erkekten beklediği heyecan ve alaka ile bağlanmadığını gören Selma Hanım yavaş yavaş kocası Nazif Bey’den kopmaya başlar. Erkân-ı Harp Binbaşı’sının fikir ve hareketlerine yakınlık duyar. Birinci bölüm Selma Hanım’ın binbaşının cazibesine kendisini kaptırdığı bir zamanda sonuçlanır. İkinci bölümde Selma Hanım Nazif Bey’den boşanmıştır. Bu bölüm zaferden sonraki Ankara’dır. Selma Hanım eski binbaşı emekli Miralay Hakkı Bey’in karısıdır. Ancak koşullar değişmiş değişen koşullar Cumhuriyet öncesinin kişilerini de değiştirmiştir. Hakkı Bey ordudan, Murat Bey vekillikten ayrılmışlardır. Vurguncu harp zengini şirket meclisi idarelerinde dolaşan, ecnebi gruplarla komisyon işleri yapmaya çalışan Hakkı Bey’in yeni yüzüyle karşılaşırız. Hakkı Bey milli idealleri bir tarafa bırakmış, maddi refah içerisinde sadece kendi hesabına çalışan birisine dönüşmüştür. Bu zümreye göre artık halkçılık diye bir dava kalmamıştır. Bu bölümde halk ile bu zümre arasında nasıl doldurulmaz bir uçurum açıldığını, inkılabı böyle anlayanları, hep kendi lehlerine çekenlerin eleştirisi yer alır. Selma Hanım yeni kocasından da uzaklaşır. Bu sırada muharrir olan Neşet Sabit genç kadını görmek için onların bazı alemlerine iştirak eder. Selma Hanım bu hayatın acılarını onunla paylaşır. Binbaşı Hakkı Bey’den boşanır. Bundan sonraki hayatında toplumsal hizmetlerin en değerlisi olan öğretmenlik görevine atılır. Son bölüm yazarın hayalindeki Ankara’dır. Yazarın bu hayali Cumhuriyet’in Onuncu Yıl Dönümü Bayramıyla başlar. Gazi Mustafa Kemal’in Türk milletine hitabesi, bir devir başlangıcının, bir yeni sabahın ilk işareti gibi olmuştur. Ankara’nın çehresi değişmiştir. Bundan sonra egoist bir zümrenin zevkine ve menfaatine karşı şiddetli matbuat hücumu başlamıştır. Halk evleri, Toplumsal Mükellefiyet Teşkilatı yeni hayatın odakları olmuştur. Selma Hanım Neşet Sabit’le evlenmiş, bu iki insan yeni hayatın imar ve inşasında elele vererek büyük bir aşkla çalışıyor, yeni değerleri halk yığınlarına götürürler. Harf İnkılabı, Tarih Cemiyeti, Yüksek İktisat Enstitüsü, Halk Evleri gibi daha bir çok alanda büyük atılımlar, büyük yenilikler gerçekleşir. Selma Hanım ve Neşet Sabit fırsat buldukça Anadolu’nun muhtelif yerlerine seyahat eder, bu seyahatlerinde gördükleri yerlerin yeni çehresiyle karşılaşırlar. Anadolu toprağı, suyu, kırı, bayırı, dağı, taşıyla eşsiz güzelliğiyle cennetten bir parça gibi tasavvur ederler, bundan doyumsuz bir haz alırlar. Hele Pınarbaşı’nda düzenledikleri eğlencelerde halk ezgileri ve türküleri çalınır söylenir, sabaha kadar hoşça vakit geçirirler. Roman yazarın bu tasavvuruyla son bulur. 3-)Kitabın Ana Fikri : Yeni kurulan bir devletin buhranlı dönemlerinde insanların kendi menfaatlerinden çok devletini ve milletini düşünmesi gerekir.Bu zor dönemin atlatılmasında her ferdin yürek yüreğe, el ele çalışması; engelleri, ne kadar güç olsa da, beraberce aşması gerekmektedir. 4-)Kitaptaki Olayların ve Şahısların Değerlendirmesi : Selma Hanım : İyi bir öğrenim görmüş, haksızlıklara boyun eğmeyen, vatansever, vatan sevgisi uğrunda oradan oraya koşan; hep bir şeylet arayan, aradığını bulamayan; azimli ve hoş görülü, halden anlar, olgun bir kişidir. Nazif Bey : İyi bir öğrenim görmüş banka şefidir. Sessiz, sedasız, vatanından çok canını seven kişidir. Binbaşı Hakkı Bey : Milli mücadele yıllarında atılgan ve yiğit bir askerdir. Milli mücadele bitince tavır ve hareketlerinde değişmeler olur. Milli mücadele vurguncusudur, sömürücüdür, vurdumduymaz biridir. Neşet Sabit Bey : İyi bir öğrenim görmüş, genç bir yazardır. Milli mücadelenin yanında yer almış, gönülden desteklemiş, inkılabın yanında canla başla çalışan; sorumluluğunu bilir, azimli, hoşgörülü, halden anlayan bir kişidir. Murat Bey : Kendisi Anadolu’nun bağrında yetişmiş, milli mücadelenin yanında yer almış, tutucu, kendi çıkarını herşeyin üstünde tutan bir insandır. Milli mücadele vurguncusudur. Milli mücadele sonunda zengin olmuş, harvurup harman savuran bir kişidir. Ailesi ile Avrupa’ya kaçmıştır. Ömer Efendi ve Ailesi¤ : Kültür düzeyleri düşük insanlardır.Kendilerinin ayıp saydıkları şeyleri başkaları yaparsa ayıp sayarlar. Kendileri yaparsa olağan karşılarlar. Tutucudurlar. İş hayatında başarılıdırlar. Yıldız Hanım : Tiyatro sanatçısıdır. Şeyh Emin : Dini bir kişidir, tutucudur. 5-¤)Kitap Hakkında Şahsi Görüşler : Anlatımı güzel ve yalın bir kitap. Cumhuriyetin kuruluş yıllarında ki karmaşada, insanların tutum ve davranışlarının, kendilerini nasıl yansıttıkları hakkında örnekler sunuyor. Türkiye’nin geleceği hakkında, o yıllarda ki endişeleri ve yapılanmayı aktarıyor.Okunulması faydalı olacağını düşünüyorum. 6-)Kitabın Yazarı Hakkında Bilgi : 27 Mart 1889'da Kahire'de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa'da başladı. 1903'te İzmir İdadisi'ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır'a döndü, öğrenimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908'de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirmedi. 1909'da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. 1916'da tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekledi. 1921'de Ankara'ya çağrıldı ve bazı görevler verildi. 1923'te Mardin, 1931'de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. Kadro Dergisi 1932'de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934'te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935'te Prag, 1939'da La Haye, 1942'de Bern, 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü. ESERLERİ Roman: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panaroma, 2 cilt, Hep O Şarkı. Hikaye Bir Serencam, Rahmet, Milli Savaş Hikâyeleri. Anı: Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları. |
| | |
| The Following 5 Users Say Thank You to !!! NightClub !!! For This Useful Post: | camdan kalp (03-22-2007), cracked120 (03-18-2007), güll (04-15-2007), holocoust (04-15-2007), RaiN_MaN (08-22-2007) |
| | #8 |
| Emekli S.Moderator ![]()
Mesajlar: 1.577
Teşekkür Etme: 281
995 Mesajina 4.556 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 4
Tecrübe Puanı: 23814343 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | KİTABIN ADI Yaprak Dökümü KİTABIN YAZARI Reşat Nuri GÜNTEKİN YAYIN EVİ İnkılâp ve Aka-İstanbul BASIM YILI 1983 1.KİTABIN KONUSU: Gelir düzeyinin üzerinde bir yaşam sürdürmek isteyen bir ailenin dağılışıdır. 2.KİTABIN ÖZETİ : Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar'daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla bir bankaya memur olur; evin bütün yükü onun üzerine biner. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Babasının doğruluk ve namus uğruna işten istifa etmesini uygun bulur. Buna karşılık Ali Rıza Beyin hanımı Hayriye Hanım durumdan hiç memnun kalmaz. Bir süre sonra Şevket, Ferhunde adında hafif meşrep bir kadınla evlenir. Eğlenceye düşkün olan bu kadın, birbirinden genç, güzel ve hareketli, asrî olmaya meraklı olan Neclâ ve Leylâ'nın da karakterini bozar. Bir eğlence ve moda düşkünlüğü başlar. Evde sık sık partiler düzenlenir. Evin büyük kızı Fikret, yengesi ve kardeşleriyle anlaşamadığı ve bu durumdan hiç memnun olmadığı için en az babası kadar üzgün ve kırgındır. Hayriye Hanım, sırf kızlarına koca bulmak ümidiyle evde her değişikliğe razı olur. Şevket de olanlardan memnun kalmamasına rağmen belki de karısının tesiriyle kendisini bu hevese kaptırmıştır... Evde gün geçtikçe itibarı düşen Ali Rıza Bey tekrar işe girmeyi düşünürse de başaramaz. Eğlenceler ve toplantılar için lüzumsuz yere para harcanan evde maddî sıkıntılar başlar; kavgalar, türlü rezaletler ve sefalet birbirini takip eder. Ali Rıza Bey, çocuklarındaki bu korkunç değişiklikler karşısındaki hayret, şaşkınlık ve acı içinde kıvranmaktadır. Evdeki bu anormal havaya ayak uyduramayacağını anlayan Fikret Adapazarı'na yaşlı, dul bir adama gelin gider. Böylelikle aile ağacının yapraklarından biri düşer. Ali Rıza Bey, çirkin durumlardan kurtarmak için kızlarını evlendirmeyi düşünür; fakat dürüst ve namuslu damat adayı bulamaz. Bu arada Şevket masrafları karşılamak için bankadan borç alır; sonra ödeyemez, hapse atılır. Böylece, ikinci yaprak düşer. Kocası hapisteyken Ferhunde evden kaçar. Bu üçüncü yaprağın düşüşü olur. Karısının kaçtığı haberini hapishanede babasından alan Şevket üzülmez, hatta bir belâdan kurtulduğu için memnun olur. Ferhunde'nin kaçışı ile elebaşlarını kaybeden Leylâ ve Neclâ bocalarlar. Evde hakimiyet yine Ali Rıza Beyin eline geçer; toplantılara ve eğlencelere son verilir. Bu monoton hayat kızlara pek sıkıcı gelir; sırf bu havadan kurtulmak için Neclâ bin bir türlü hayaller kurarak, kendisini zengin gösteren bir Suriyeli ile evlenir. Fakat Suriye'ye gidince orada kocasının birkaç karısının daha olduğunu görür. Kendisini kurtarması için babasına mektuplar yazar. Bu dördüncü yaprağın düşüşüdür. Bu arada Leylâ kötü yola sapar. Ali Rıza Bey, kızını evden kovar. Leylâ bir avukatın metresi olur. Bu beşinci yaprağın düşüşüdür. Bu olaydan sonra Ali Rıza Beye hafif bir inme iner. Onu yiyip bitiren asıl hastalık içindedir. Leylâ da gittikten sonra ev büsbütün ıssız kalır. Hayriye Hanım bütün güç ve kuvvetini kaybeder. Leylâ yüzünden kocasına sık sık sitemlerde bulunur. Bunun üzerine Ali Rıza Bey, Adapazarı'na, Fikret'in yanına gider. Fakat aradığı huzuru orada da bulamaz; kalabalık bir aile hayatı içinde âdeta bir cehennem hayatı yaşayan Fikret, bütün iyi niyetine rağmen babasını yanında barındıracak durumda değildir. Bunun üzerine Ali Rıza Bey İstanbul'a döner, hastalığı ilerlediği için eve uğramadan hastahaneye yatar. Babasının hastalık haberini alan Leylâ onu hastahaneden çıkarır, kendi evine götürür. Taksim'deki lüks apartman katında hep birlikte rahat yaşamaya başlarlar. Ara sıra yolda eski kahve arkadaşları ile göz göze gelmese Ali Rıza Bey büsbütün huzur içinde olacaktır. 3.KİTABIN ANA FİKRİ : Çılgın hayallerin, maddî israfların, gereksiz özentilerin hüküm sürdüğü bir ailede çöküntülerin başlaması kaçınılmazdır. 4.KİTAPTAKİ ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Ferhunde, eğlenceye düşkün,genç ve güzel bir kadın. 5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :Yaprak Dökümü, toplumsal gerçekleri ele aldığından basmakalıplıktan uzak, başarılı bir romandır. Bilindiği gibi, Tanzimat'tan sonra toplumumuzda bir batılılaşma hevesi başlamıştı. Batılılaşmak yanlış anlaşıldığından; yüzyıllarca süren millî gelenek ve göreneklerimizden, karakterimizden sıyrılma olarak kabul edildiğinden, bu, birçok ailede birtakım felâketlere sebep olmuştur. Bugün bile içinde bulunduğumuz güç durumların esas sebebi budur. Birtakım toplumsal pürüzlere, karakter boşluklarına ışık tutması bakımından Yaprak Dökümü gerçekçi ve orijinal bir romandır. 6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ: REŞAT NURİ GÜNTEKİN 25 Kasım 1889 tarihinde İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi' ni bitirdi (1912). Bursa' da başladığı (1913) öğretmenlik hayatına çeşitli okullarda devam etti. Milli Eğitim müfettişi (1931), Çanakkale milletvekili (1933-43), Paris Kültür Ateşesi ve emekli (1954) oldu, kanser tedavisi için gittiği Londra' da öldü. İstanbul' da Karacaahmet Mezarlığı'nda gömülü. ESERLERİ Gizli El (1922), Çalıkuşu (1922), Damga (1924), Dudaktan Kalbe (1925), Akşam Güneşi (1926), Bir Kadın Düşmanı (1927), Yeşil Gece (1928),Acımak (1928), Yaprak Dökümü (1930), Kızılcık Dalları (1932), Gökyüzü (1935), Eski Hastalık (1938), Ateş Gecesi (1942), Değirmen (1944), Miskinler Tekkesi (1946), Harabelerin Çiçeği (1953), Kavak Yelleri (1950), Son Sığınak (1961),Kan Davası (1955) |
| | |
| The Following 5 Users Say Thank You to !!! NightClub !!! For This Useful Post: | camdan kalp (03-22-2007), cracked120 (03-18-2007), güll (04-15-2007), holocoust (04-15-2007), RaiN_MaN (08-22-2007) |
| | #9 |
| yabanci
Mesajlar: 1
Teşekkür Etme: 0
0 Mesajina 0 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
ya peki bu küçük ağa romanı kaç sayfalık br kitap ?
|
| | |
| | #10 |
| Moderator ![]()
Mesajlar: 1.885
Teşekkür Etme: 883
1.221 Mesajina 4.642 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 27025786 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Kadınlar Okulu.. Andre Gide... Özet KİTAP ANALİZ FORMU 1. ANALİZİ YAPILACAK KİTABIN : a. Adı : Kadınlar Okulu b. Yazarı : Andre Gide c. Tercüme Eser İse Tercümanı : Semih Atayman d. Yayınevi : Bordo-Siyah e. Yayın Yılı : Temmuz/2002 2. KAYNAK İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME: a.Yazar : Andre Gide (Andre Jid) 1869 – 1951 yılları arasında yaşamıştır. Fransız edebiyatının ünlü denemeci ve romancısıdır. 1869’da Paris’te doğan Andre Gide üç kadın tarafından büyütülmüştür. Teyzesi Claire, İngilizce öğretmeni Anna Shackleton ve Kalvinist olan annesi. Bir çok ülkeleri dolaştı. Tanınmış bir ailenin çocuğudur. Yazmaya daha on sekiz yaşında başladı. Uzun hastalıklarla geçen çocukluğunda eğitimini özel öğretmenlerden aldı. On üç yaşındayken aşık olduğu kuzeni Madaleine Rondeaux ile on iki yıl sonra evlendi. Başlangıçta yapıtları okuyucular tarafından pek ilgi görmediyse de Dünya Nimetleri adlı yapıtıyla büyük bir ün yaptı. Düşündüklerini kısıtlamadan yazmıştır. En karmaşık duygu ve düşünceleri rahatlıkla anlatır. İnce bir üslubu vardır. 1947 yılında Nobel Ödülünü kazanan Gide 1951 yılında öldü. , Yapıtları: Aşk’a Teşebbüs, Dünya Nimetleri, Ayrı Yol, Dar Kapı, Müsrif Çocuğun Dönüşü, Kalpazanlar , Kongo’ya Yolculuk, Kadınlar Okulu, Yeni Nimetler, Günlük , Ve Şimdi İş Sana Kaldı. b.Çevirmen: Kitabın çevirmeni hakkında kaynaklarda bir bilgiye rastlanmamıştır. c. Yayınevi: Bordo-Siyah Yayınevi legal veya illegal olarak her hangi bir siyasi veya dini bir gruba ait değildir. Genellikle dünya klasiklerini yayınlamaktadır. Yayınevinin Merkezi: Caferağa Mahallesi. Mühürdar Caddesi. No: 60/5 81300 Kadıköy/İSTANBUL Tel: 0216 348 98 03 Fax: 0216 349 93 45 E-Mail: bordosiyah@hotmail.com 3. a. Kitap roman türünde yazılmıştır. Günlük türünde bölümlere ayrılmıştır. b. Kitap 104 sayfadır. 1. Baskı 1. hamur kağıda basılmıştır.Temmuz/2002’de yayınlanmıştır. c. Kitap ücret karşılığı satılmaktadır. Kitap standında 2.000.000 TL’dir. Gerçek fiyatı 4.000.000 TL’dir. 4. İÇERİK İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME: a. Kitabın İçerik ve Üslubunun Propaganda Teknikleri açısından Değerlendirilmesi: (1) Kitap eğitim maksatlıdır. b. Kitapta İncelenen Konular: Romandaki karakter kadın bir pansiyonda tanıştığı genç iş adamına aşık olur ve onu elde etmeye çalışır. Amacına ulaşıp genç adamı kendisine aşık etmiştir. Ama bazı noktalarda anlaşamamaktadırlar. Genç kadın aşık olduğu kişiden kendisini alçak görmektedir. Kendisini geliştirmek için bazı faaliyetlerde bulunmaktadır. Genç adam kadına kendisini böyle de sevebileceğini belirtmiştir. Bunun üzerine nişanlanırlar. Nişanlılık evresinde ilişkileri daha çok ilerler artık bir saniyeleri bile ayrı geçmemektedir. Daha sonra iki çift evlenir. Evliliklerinin ilk yılları çok mutludurlar. Biri kız biri erkek olmak üzere iki çocukları olur. Aradan yıllar geçtikten sonra kadın bazı seziler sonucu beyninden vurulmuşa döner. Yıllarca kendisine aşık olduğu zannettiği kocası onu gerçekten sevmemiştir. Bunu adam kendisi itiraf eder. Kadın depresyona girer, ayrılmaya karar verir. Adam baş edilmez bir hastalıkla ölümle pençeleşmektedir. Kadın O’nu terk etmek ister fakat hasta olduğu için yanında kalmak ister, gruru ve vicdanı onu ikilemde bırakır. Daha sonra bir dostunun yardımıyla bulaşıcı hastalıkların tedavi edildiği bir hastanede iş bulur. Kızınıda yanında götürmek ister fakat O’nu hastanede mikrop kapabileceğini düşünerek kızını babasının yanında bırakır. Gittiği yerin adresini aileden sadece kızı bilmektedir. Kadın genç adama aşık olduğundan O’nu terk edişine kadar ki hayatını bir günlük olarak kaleme almıştır. Daha sonra bunları daktilo ile düzenlemiştir. Yıllar sonra bu günlüğü bulan kızı günlüğü bir kitap halinde yayınlamıştır. Romandaki zaman yirmi beş yıl gibi uzun bir süredir. Karakterlerin gerçek isimleri kullanılmıştır. Romanın dili sade ve anlaşılırdır. Fazla olay o0lmadığı için akıcı bir roman değildir. Günlük hayattan örneklere rastlanır. c. Kitapta İşlenen Temalar: (1) Tema-1: Aşk 5. HEDEF TOPLUM İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME: Etkilenmek İstenen Hedef Kitle Kategorileri: a. Genel: Romanda hayattan örnekler yer aldığı için her türlü olaya yer verilmiştir. Hayatını anlatan kadın gençliğini ve orta yaştaki durumunu anlattığından kitap gençlere ve orta yaşlılara hitap eder. Kitabın adından da anlaşılacağı gibi kadın kendi iç dünyasını ve çevresiyle olan ilişkisini anlatmıştır. Bu nedenle kitap genellikle kadınlara ışık tutar. Romanda adamın dini hayatına azda olsa yer verilmiştir. O’nun iyi bir Hristiyan olduğu belirtilmiştir. 6. ETKİ İLE İLGİLİ BİLGİLER: a. Propagandanın Hedeflenen Gruplar veya Kitleler Üzerindeki Muhtemel Etkisi: Kitap propaganda amaçlı yazılmamıştır. 7. ANALİZİ YAPANIN KİTAP HAKKINDAKİ GENEL KANAATİ: Romanda hayatı anlatılan kişi hemcinsim olduğu için kitap bana cazip geldi. Gelecek hayatımda yaşayacağım bazı olaylara ışık tutabilir. Bana göre kadını , kocasının kültür seviyesine ulaşabilmek için harcadığı çaba kendini karşısındaki kişiden alt seviyede olduğunu düşünerek üzülen kişilere güzel bir örnek teşkil eder. Kadının kocasını terk ederken çocuklarını da bırakıp gitmesi çocuklarının psikolojisini etkileyeceğini düşünüyorum. Kadın bu durumda çocuklarının uğruna kocasını terk etmeyebilirdi |
| | |
| The Following 5 Users Say Thank You to prenses For This Useful Post: |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Anılar,Anı Yazarları,Anı Kitap Özetleri | lolipop01 | Kitap Özetleri ve dergi | 1 | 07-27-2008 19:13 |
| Türk'ün Ateşle İmtihanı, Kitap Özetleri, halide edip adıvar | Misafir | Kitap Özetleri ve dergi | 0 | 11-20-2007 18:35 |
| Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kitap Özetleri | Misafir | Kitap Özetleri ve dergi | 0 | 11-20-2007 18:33 |
| Yaprak Dökümü - Reşat Nuri Güntekin Kitap Özetleri | Misafir | Kitap Özetleri ve dergi | 0 | 11-20-2007 18:32 |
| Kitap özetleri ( Özetlenmiş Kitaplar) | Misafir | Kitap Özetleri ve dergi | 13 | 04-29-2007 19:01 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız