Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GENEL KÜLTÜR VE SANAT > Edebi Yazilar > Kitap Özetleri ve dergi

Kitap Özetleri ve dergi Kitap Özetleri ve dergi, kitap özeti, kitap özetleri, kitap tanıtımı, kitaplar hakkında, özetler, özet indir

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 05-06-2007, 21:58   #61
Super Moderator
 
Mesajlar: 11.209
Teşekkür Etme: 7.459
5.192 Mesajina 11.723 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 8140752
Safak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un Çılgını
new Demir Maske (Kitap Özeti)


1600' lü yılların Fransası' nda geçen kraliyet erkanını ve sosyete içersindeki insanların yaşantılarını ve entrikalarını anlatan bir kitaptır.
Madam Dö Servöz, bildiği çok önemli bir sırrı kullanıp çıkar elde edebilmek için elinden geleni yapmayı planlamaktadır. Bunun için ilk olarak maliye bakanının üzerindeki suçlamaların kanıtları sayılabilecek mektupları bakanın yardımcısı Mösyö Kolber' e 5000 altına satar. Bu mektuplar sayesinde Mösyö Fuke görevinden alınır.
Van piskoposu Aramis, Mösyö Fuke' nin verdiği yemeğe katılır ve Mösyö Fuke' ye, kendisine yapılan suçlamaları haklı çıkaracak mektupları, 5000 altına Madam Dö Servöz tarafından kendi yardımcısına satıldığı haberini verir. Mösyö Fuke yapmış olduğu harcamaların makbuzunun çalınmış olduğunu görünce korkup sapsarı olur Aramis ise ona korkmamasını ve hala kendisinin başsavcı olduğunu, kendi kendine dava açamayacağını söyler. Mösyö Fuke ise bu görevi bir buçuk milyon liraya Mösyö Vanel' e sattığını söyler. Aramis, Mösyö Vanal' i anlaşmayı iptal etmeye zorlar ama başaramaz. Aramis Fuke' ye, bu fakirlik durumunda bile zenginliğinin ispatı olarak bir şölen düzenlemesini söyler. Bu konuda ona maddi destek verir.
Bu arada Mösyö Raul, kraliçe tarafından Londra' ya çağırılır. Sebebi ise Raul' un nişanlısı Matmazel Döla Valyer' in kralla ilişkisi olduğunu öğrenmesidir. Bunun üzerine Dartanyan' ın yanına gider. Kral, Raul' un nişanlısı ile buluşmak için Sent-Enyan' ın odasını kullanıyordu. Bu yüzden Raul Porthos ile Sent-Enyan' ın düello haberini yollar. Sent-Enyan bu olayı krala söyler, kral da bu durum karşısında telaşlanır.
Raul' un babası Athos, kraldan Raul ile Matmazel Döla Valyer' in evlenmeleri için izin ister. Kralın izin vermemesi üzerine krala karşı gelir ve onu düşmanı ilan eder. Bu durumda kral da Dartanyan' ı Athos' u tutuklaması için gönderir. Bu arada Aramis de tutuklanır. Dartanyan kralla sert bir dille konuşup Athos' un affedilmesini sağlar.
Aramis, Bastil hapishanesinde müdürle beraber bir mahkumun günah çıkartmasına çağrılır. Aramis gence suçunun ne olduğunu sorunca genç, suçunun ne olduğunu bilmediğini ve buraya ne için kapatıldığını da anlayamadığını söyler. Küçükken annesi ve babasına kraliçeden gelen bir mektubun kuyuya düştüğünü görür. Ailesi mektubu çıkartmak için birini ararken kendisinin kuyuya inip mektubu aldığını ve okuduğunu söyler. Mektubu okuduğunda şimdiye kadar ailesi olarak bildiği kişilerin aslında ailesi olmadığını öğrenir. Daha sonra ailesi bu mektubu bulup kraliçeye haber verir ve bu olaydan sonra buraya kapatılır ve Aramis genci zindandan çıkartmaya söz verir.
Mösyö Fuke' nin verdiği davete hazırlanan Aramis, ziyaretinde Bastil hapishanesinde on yıldır haksız yere yatan Markialli adlı bir gencin salıverilmesi için izin ister Mösyö Fuke ise izni hemen imzalar. Birkaç gün sonra bu belge ile Aramis hapishane müdürü Bezmo' nun yanına gider. Önceden tuttuğu adamlar Aramis ile müdür yemek yerlerken emri getirirler. Bunun üzerine hapishane müdürü çok şaşırır. Müdür düşünürken Aramis kendi yazdığı izinle bu kağıdı değiştirir, Aramis' in söz verdiği genci böylece müdür serbest bırakır.
Aramis ve genç hızla ilerlerken Aramis çocuğa kendisinin aslında on dördüncü Lui’ nin ikiz kardeşi olduğunu söyler. Sonra Atos kralın yerine geçecek olan kardeşine saraydaki kişileri tanıtan bir defter verir. Bu defteri çok iyi ezberleyen Philip artık kralın yerine geçmeye hazırdır. Aramis Mösyö Fuke' nin düzenlediği şölene katılır. Akşama doğru otururlarken Dartanyan' ın şüphelendiğini sezinleyen Aramis, Dartanyan' ın içini rahatlatmak için yemin eder. Genç kral yatacağı zaman Athos ve Philip bulundukları odadan kralın odasını gözetlemektedirler. Böylece Philip kralı daha iyi taklit edebilecektir.
Ertesi gece kral Dartanyan' ı yanına çağırıp Mösyö Fuke' yi tutuklamasını ister ve uykuya yatar. Uyandığında ise kendisini zindanda bulur. Aramis kral rolü yapan Philip' i çok iyi eğitmiştir. Kimse şüphelenmemektedir. Aramis bu olaydan Mösyö Fuke' ye bahseder. Dürüst bir insan olan Mösyö Fuke bu olayın kendi evinde olmuş olmasını kaldıramaz ve gerçek kralı zindandan kurtarmaya gider. Bu arada da Aramis' le Porthos' a kaçmaları için müddet verir. Kurtulan Lui ile Philip karşı karşıya geldiği anda büyük bir şaşkınlık yaşanır. İkisi de kral rolü oynadığı için sahtesini bulmak Dartanyan' a kalır. Dartanyan doğru bir seçimle Philip' i tutuklar.
Aramis ile Porthos hiç zaman kaybetmeden Athos' un kapısına dayanır, burada atlarını değiştirip Güzel Ada' ya gitmek için yola koyulurlar. Athos ve Raul aldıkları yeni görev gereğince Antib' e gideceklerdir. Yolda Sent-Oran adasına uğrarlar ve burada Dartanyan' la karşılaşırlar. Dartanyan adada Philip' in gardiyanlığını yapmaktadır. Paris' te ise Mösyö Fuke iflasın eşiğindedir. Kral Lui ise Kolber' in kışkırtmaları sonucunda Fuke' yi iyice köşeye sıkıştırmış ve ona ait olan Güzel Ada' yı ele geçirmeye kralı ikna etmiştir. Güzel Ada' da bulunan Aramis ve Porthos yardım beklemektedir. Yardım yerine kraliyetin burayı almak için gönderdiği gemilerle karşılaşırlar. Dartanyan komutasındaki filo adaya çıkar. Dartanyan, Aramis ve Porthos' a kralın onları yenmeye kararlı olduğunu söyler. Dartanyan arkadaşlarını tutuklamamak için istifa eder. Bu sefer kralın gizli mektubu doğrultusunda ikinci subay tarafından tutuklanır ve adaya ateş açılır. Aramis' in emriyle adadakiler karşı koymadan dağılır. Aramis’ le Porthos istifasını geri alıp görevine döner ve kral ona mareşallik sözü verir. Bir haftalık araştırma ile arkadaşı Porthos' un öldüğünü Aramis’ in ise İspanya' ya kaçıp özgür olduğunu öğrenir.
Raul gittikten sonra yalnız kalan Athos iyice yaşlanmıştı. Oğlunun Afrika' da öldüğü haberini alınca dayanamayıp ölür. Bu arada Dartanyan gelir, Athos' un öldüğü haberini alıp yıkılır. Bu olaydan dört yıl sonra Dartanyan iyice yaşlanmıştır. Kral onu Hollanda' ya sefere gönderir. Bu sefer de Dartanyan on iki küçük kale ele geçirir. On üçüncü kuşatması sırasında ona kraldan bir mektup ve kutu gelir. Mektubu okur ve mareşal olduğunu öğrenir. Bu sırada subayları kaleyi almak üzeredir. Tam kutuyu açacağı sırada bir top güllesi göğsüne çarpar buruk bir sesle inleyip anlamsız sözler söyler. Bunlar ölmek üzere olan bir insanın sarf ettiği sözlerdir. Gözlerini kapatmadan önce kalenin teslim olduğunu gösteren beyaz bayrak gözüne ilişir. Mareşallik asasını sıkıca kavrar ve bir savaşçı gibi yaşadığı hayatında, bir savaşçı gibi ölür.
Athos, Porthos, Aramis ve Raul' un dostlukları bir destan olmuştur. Bu kitapta işlenen ana tema; insanlar arasında dostluk ve sadakatin her şeyin üzerinde olduğunu, dostların birbirleri için her şeyden vazgeçebileceğini göstermektedir. Eğer hepimizin hayatında böyle dostluklar olsa hayatımız çok daha anlamlı olur.
Safak Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 05-06-2007, 21:59   #62
Super Moderator
 
Mesajlar: 11.209
Teşekkür Etme: 7.459
5.192 Mesajina 11.723 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 8140752
Safak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un Çılgını
new Fanus (Kitap Özeti)


Bu roman, ünlü psikiyatri uzmanı bir Dr. Jung’un fırtınalı yaşamından esinlenerek yazılmıştır.
Dr. Jung, İsviçre’nin Zürih kentinde psikiyatrisklik yapan ve kıt kanaat geçinen bir kişidir. Evli ve evliliği mutsuzluk içinde geçmektedir. Hayatını renklendiren yegane şey ise, yanında çalışan Emma adındaki stajeridir. Dr. Jung’un evinde mutsuz olma sebeplerinden biriside karısıdır. Karısı, seksi fazla sevmeyen, fantazileri olmayan ve tek düze yaşamı tercih eden bir kadındır.
Akşam olup yatağa girdiklerinde karısı, Dr. Jung ile sevişmek yerine kendi kendini tatmin ederek mutlu olmaktadır. Dr. Jung ise, karısının bu davranışları neticesinde bunalıma girer Mutlu olmak için şiddetle bir arayışın içindedir. O günlerde mutluluğu yanında çalışan stajeri Emma ile geçirdiği zamanlarda yakalamaktadır. Emma Dr. Jung’un sırdaşı gibidir. Onun bu ruh halini ve sekse olan düşkünlüğünü iyi bilmektedir. O günlerde bu ikili birbirlerine gerek ruhen, gerekse bedenen yetebilmektedirler.
Aynı tarihlerde Almanya’nın Berlin (1913) kentinde zengin bir kadın mesleği psikiyatrist olan Magda yaşamaktadır. Magda’nın kocası yıllar önce ölmüştür. Magda, alımlı, seksi ve fantaziler dünyasında yaşamayı seven isterik bir kadındır. Magda üye olmayanların giremediği özel bir kulüpte çalışan kadınların tedavisiyle görevlidir. Magda’nın bu işte çalışmasının amacı para değildir. Dr. Magda o gece kulübüne gelen belli başlı müşterilerle yatarak cinsel arzularını tatmin etmektedir. Yine birgün özel bir müşterisi olan, Alman subayı (Albay) gelir Dr.Magda sevişme esnasında sadoşizm’den hoşlandığı için Albaya kırbaçla vurmaya başlar. Zaman içerisinde Dr.Magde kendini kaybederek daha şiddetli vurur ve Albay komaya girer. Kulübün müdürü olayı duyarduymaz Dr. Magda’yı apar topar yurt dışına yani İsviçre’nin Zürih kentinde küçük bir pansiyona gönderir.
O ana kadar Dr.Magda ile Dr. Jung’un birbirlerinin varlığından haberi yoktur. Dr. Magda artık içindeki sapıkça duygulara gem vuramamaktadır. Psikoloğa giderek rahatlamak ister ve Dr. Jung’u tavsiye ederler. Zaman içerisinde Dr. Jung ve hastası olan Magda çok iyi bir sırdaş olur. Magda hayat hikayesini Dr. Jung’a anlatmaya başlar. Magda İtalya’nın Roma kentinde yine kendisi gibi zengin bir doktoru olarak dünyaya gelir. Çoçukluğu da yetişkinliği gibi erkeklere olan düşkünlüğü ile geçer.Genç kız olduğunda, en samimi arkadaşı olduğu halasının kızı İlse’nin kocası olan John’a göz koyar. Birgün av partisinde İlse’yi öldürmeyi planlar ve planı uygular. İlse’yi öldürdükten sonra John’a ulaşmak onun için zor olmaz. Bir süre sonra John ile evlenir. Birkaç yıl sonra John ölür. Artık Magda dul ve zengin bir fahişe olarak hayatına devam etmektedir. Çevresindeki herkesin tehlikeli düşüncelere sahip olduğunu çok iyi bilmektedir. Fakat onun bir cinayet işlediğini sadece Dr. Jung bilmektedir. Magda’nın sırları ve hayatı Dr. Jung’u çok etkiler ve ince bir çizgi ile çizilmiş bir dostluk başlar.
Magda bir gün İtalya’ya dönmeye karar verir. İtalya’ya döndükten kısa bir süre sonra bir randevu evinden gece yarısı çıkarken kimliği belirlenemeyen birisi tarafından hançerlenerek öldürülür. Dr. Jung bu olaya çok üzülür. Magda’nın anlattıklarını ta ki bu kitap yazılana kadar Dr. Jung’da bir sır olarak kalır.
Safak Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 05-06-2007, 22:00   #63
Super Moderator
 
Mesajlar: 11.209
Teşekkür Etme: 7.459
5.192 Mesajina 11.723 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 8140752
Safak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un Çılgını
new GAP’ın Sahipleri (Kitap Özeti)


1. BÖLÜMÜN ÖZETİ :
Rivayet edilir ki, Fırat’ın suları ile URFA ve HARRAN ovalarını sulama fikri 2850 yıl önce ortaya atılmıştır. Fikri ortaya atanın ismi bilinmemektedir. Fakat teşebbüse geçenin ASUR Kralı NEMRUT olduğu kabul edilmektedir. Kral NEMRUT’ un civardaki ovayı sulamak için 10 bin köleyi yıllarca çalıştırdığı çeşitli yer almaktadır. Bu belirsizliklere rağmen URFA ve HARRAN ovalarının hem sulu hem susuz devirlerine dair çeşitli kaynaklarda çeşitli bilgiler vardır. Hatta HARRAN şehrinin kısa bir zaman için de olsa EMEVİ DEVLETİ’ nin başkenti olduğu tarih kitaplarında yazılmaktadır. Nitekim bazı kaynaklarda, MS 680 yılları ile ilgili olarak “Bereketli toprakların verimli hale getirilmesi için kanallar açıldı ve sulama tesisleri yapıldı“ denilmektedir. Daha sonraki yıllarda mesela MS 980’li yıllarda bölgeyi gezen El Mukadderi artık kanallardan bahsetmemiş ve aksine kuyulardan bahsederek “Şehrin ekinleri kuyulardan temin edilen sularla sulanır“ demiştir. Acaba kanallara ne olmuştur ve sular neden daha önce olduğu gibi kanallardan değil de sadece kuyulardan sağlanır hale gelmiştir.
Zaman geçtikçe bölgeyi anlatan tarihçiler bölgede belli bir çöküşün başladığını açıkça ortaya koymaktadır. 18-20 Haziran 1184‘ de HARRAN’ ı ziyaret eden meşhur seyyah İbni CUBAİR şu şekilde anlatır. “ Harran‘da ne bir gölge bulabilirsin ne de rahat nefes alabilirsin. Çıplak bir ovaya kurulmuş, bozkırın ortasına konmuş bir şehir.”
1272 de MOĞOL istilası başlar. Bu istila ve yıkıntı yıllarını 8 yıllık büyük bir kuraklık dönemi takip eder ve Harran şehri harap olmaya terk edilir. MOĞOL istilasından bu yana 700 yıldan fazla zaman geçmiştir. Eski bereket kaynağı HARRAN ovaları, yarı çöl halindedir. Sıcaktan ve susuzluktan kuşlar bile yaşayamamaktadır. Harran şehri bir toprak yığını halindedir
Aradan geçen uzun yıllar bölge insanına HARRAN’ ı unutturamamıştır ve bu hayalin tahakkukunu FIRAT’ la HARRAN’ ı kavuşmasında görmüşlerdir. Bu güzel hayallerin CUMHURİYET devrine ilk taşıyıcısı 1924-28 yılarında URFA valiliği yapan rahmetli Fuat BATURAY’ dır .
1935’ te bazı milli kuruluşlarımız özel kanunlarla kurulmuşlardır. Konumuz ile ilgili olan kuruluş E.İ.E.C. ( Elektrik işleri Etüt idaresi Genel Müd. ) 1938 den itibaren Fırat üzerinde başta KEBAN olmak üzere, çeşitli yerlerde ölçme ve tespit istasyonları kurmuş ve FIRAT’ ın su etütlerine başlamıştır. Dolayısıyla 1950 den sonra nehrin sularının tutulması ve kullanılması kilit barajlarla mümkün olmuştur. FIRAT’ ın üzerine yapılması gereken baraj ise KEBAN’ dır. 1952 de KEBAN barajı ve Hidroelektrik santrali konusu politikacıların ve devlet adamlarının ilgisini çekmeye başlamıştır. O yıllarda KEBAN projesi yeni olmasına rağmen dönemin Cumhurbaşkanı Celal BAYAR ve Başbakan Adnan MENDERES tarafından büyük ilgi görmekteydi. 1957 de Cumhurbaşkanı Celal BAYAR Kayseri’ ye, bir gün sonra da Sivas’ a gidecekti. O nedenle Kadri ERDOĞAN’ da Kayseri dedir ve Cumhurbaşkanını Sivas’ a götürecektir. BAYAR konuşmasında Doğu Anadolu’ da FIRAT’ ın üzerinde kurulan Hidroelektrik Santralinin TÜRKİYE’ ye enerji vereceğini söyleyerek, mesela “ KEBAN bunlardan biridir” demiştir.
Kadri ERDOĞAN, 1957 de URFA valisi olur ve köy köy, kasaba kasaba, dağ, bayır, ova, mezra dolaşmaya başlar ve susuzluğun kucağındaki toprak yığını halindeki köyleri görür, yaşar, tespit eder. Yoklukların en fecisi, en korkuncu, en yıkıcısı, susuzluk ve suya hasretliktir. Vali gördüklerini ve yaşadıklarını Ankara’ da Başbakan’a anlatır. Daha sonra DSİ den sondaj makineleri eleman ve gerekli para ile Vali URFA’ ya döner ve su çıkarmak için gerekli çalışmalara başlanır. Urfa Valisi Kadri ERDOĞAN daha sonraki yıllarda URFA Milletvekili olur.
O zamanlar Sanayi Bakanlığına bağlı olan E.İ.E bütçesine 5 milyon TL. ilave edilmesi teklifi yapılır. Bu 5 milyonluk ek tahsisat KEBAN BARAJI hakkında yabancı bir firmaya bir rapor hazırlatılması için kullanılacaktır. Takriri hazırlayan Plan ve Bütçe Komisyonuna imzalatanlar Kadri ERDOĞAN ve Nurettin ARDIÇOĞLU dur. Takrir mecliste oylanır ve kabul edilir. T.B.M.M. bir araştırma komisyonu kurar. Bu Komisyonun adı “ Keban Barajı ve Aşağı Fırat Havzası Kalkınma Projesi Araştırma Komisyonudur.” Komisyon 4 kişiden oluşur. 01.03.1962’ de kurulan komisyon çalışmalarını 1962 yılı EYLÜL ayı bitirir ve raporunu hazırlar ve kararını “ Keban Barajı ve Aşağı Fırat Havzası Kalkınma projesi” lehine verir. Bu suretle Proje Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planına girer.
Aradan yıllar geçer. Fırat nehri üzerindeki çalışmalar devam eder. İnşaatlar arka arkaya yükselir. KEBAN HİDRO ELEKTİRİK SANTRALİ’ nin hemen çıkışında başlayıp kilometrelerce uzanan KARAKAYA Barajı yükselir.1962 yılında AŞAĞI FIRAT KALKINMA PROJESİ’ nin adı GAP ( Güneydoğu Anadolu Projesi ) olur. Daha sonraki yıllarda GAP‘ ın en büyük, en ihtişamlı ve en önemli üniteleri olan ATATÜRK BARAJI ve URFA tünelleri bitirilir. İnsan bu dev projelerin ünitelerini birer birer gözden geçirince ne kadar gurur duyuyor. Yapılmış olanlar, yapılmakta olanlar ne büyük işler, ne hayırlı hizmetler... Evet 1991 yılına geldiğimizde memleket bu gibi eserlerle dopdoludur. Sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu içinde büyüklü küçüklü yapılmış ve yapılmakta olanların sayısı düzineleri aşmaktadır.
1. BÖLÜMÜN ÖZETİ : GAP nedir ?
GAP, Fırat ve Dicle nehirlerinin Türkiye’de bulunan aşağı kısımları ile, daha doğrusu bu nehirlerin orta kısımlarıyla bu nehirler arasında kalan geniş sahayı içine alan ve barajların hidroelektrik santrallerini, tünelleri, sulama tesislerini, her çeşit alt yapıları, tarım ile, sanayi ile, turizm ile ilgili tesisleri, ulaştırma, eğitim ve sağlık ile ilgili bütün hizmetleri içine alan büyük ve geniş projeler demetidir.
GAP’ ta yedi büyük proje grubu vardır. Bunlar Aşağı Fırat Projesi, Dicle Projesi, Sınır Fırat Projesi, Suruç - Bazik Projesi, Adıyaman - Kahta Projesi, Adıyaman - Göksu Projesi ve Gaziantep projesi. GAP kapsamında13 proje paketi halinde 22 baraj ve 19 hidroelektrik santral ünitesi vardır.
Bu proje, 75.000 Km2’lik bir sahayı içine alan dev bir projedir. GAP’ın tamamlanması ile kurulacak olan hidroelektrik santrallerden, Karakaya Hidroelektrik Santrali da dahil yılda 27.345 milyar Kwh’ lık enerji elde edilecektir. Meydana gelen sulama tesisleri ile de 1 milyon 800 bin hektar tarım alanı sulamaya alınacaktır. Bu proje bittiği zaman bölgenin havası, suyu ve başta tarım ürünleri olmak üzere her şeyi değişecektir. Mesela yılda 600 bin ton pamuk, 67 bin ton Antep fıstığı yetiştirilecek, meyve üretimi 2 milyon tonu aşacak, sebze üretimi 18 milyon tona ulaşacaktır. Nadas sistemi ortadan kalkacak yılda 2-3 defa ürün alınabilecektir.
2. BÖLÜMÜN ÖZETİ : Sonuç ,Değerlendirme ve Geleceğe Bakış
Fırat ve Dicle havzalarının Türkiye’deki kısımları su bakımından zengindir ve Ortadoğu’ nun nüfus başına düşen su potansiyeli bakımından da Irak hariç diğer Ortadoğu ülkelerinden daha zengindir. Ancak bu husus, Türkiye’ nin su kaynakları bakımından zengin olduğu manasına gelmez. Çünkü Fırat ve Dicle havzalarındaki durum, Türkiye’nin genel olarak su kaynakları zenginliğinden değil, su kaynaklarının coğrafi dağılımındaki dengesizliğinden ileri gelmektedir. Mesela Batı ve Orta bölgemizde suya ihtiyacımız vardır. Fırat ve Dicle havzalarımızda su fazlamız... Bu fazla suyu Doğu’ dan Batı’ ya taşımak ise son derece güç ve pahalıdır.
GAP’ da içine alan bütün bu barajlar, baraj gölleri, sulama tesis ve kanalları, hidroelektrik santralleri, diğer alt yapı ve yan tesisleri ile yeni hatta yepyeni diyebileceğimiz bir dünya meydana gelecektir. Büyük bir tatlı su potansiyeline sahip ve bu su ile ilgili olarak yakın komşularımızla müşterek yapabileceğimiz yeni ve çok faydalı organizasyonları içine alan yepyeni bir dünya.
Türkiye’nin geçmişi, devlet tecrübesi, politik ve ekonomik bakımından gelişmişlik derecesi ve basiretli idare anlayışı masanın üzerine konup namusluca düşünülürse başta Batı kaynaklı “Su Savaşı” tahrikçileri olmak üzere dost ve düşman herkes görecektir ki, Türkiye Ortadoğu’da su gücünü komşuları üzerinde kuvvet gösterme gücü, savaş vasıtası ve baskı unsuru olarak kullanmayacaktır. Aksine savaş için değil kalkınma, huzur ve istikrar için kullanacaktır.
Özetlersek; suya ihtiyacı olan ve gelecekte kendileri için suyun ölüm kalım problemi haline gelmesi mümkün görülen ülkelerde toplam 120 milyondan fazla nüfus vardır. Bu ülkelerde nüfus artışı (İsrail hariç) % 3,5’ tan fazladır. Yapılan hesaplara göre sadece Mısır’ ın nüfusu 2020 yılında 94 milyonu aşacaktır.
Su ihtiyacı bu ülkelerin liderlerini öylesine sıkıştırmaktadır ki, biraz da Batı’lıların kışkırtması ile bu liderler düşünmeden ileri geri konuşmakta, hatta savaş ağırlıkları artmaktadır. Mesela Ürdün Kralı çok kısa bir zaman önce “Başka bir sebeple değil ama su için savaşabiliriz.” demiştir. Bir zamanlar Mısır Dışişleri bakanı olan Butros GHALLİ’ “Bölgemizdeki gelecek savaşların sebepleri politikalar değil sular olacaktır.” diye konuşmuştur.
Ancak; herkes tarihe dönüp bakacak olursa ve dürüstçe düşünürse görecektir ki, milletlerin millet olarak yaşaması, devletlerin devlet olarak varlıklarını devam ettirmesi ve vatanların bir bütün olarak korunabilmesi kolay bir iş değildir. Bundan dolayı da insan hayatına paha biçilemediği halde sıra devlet ve millet hayatı ile vatan bütünlüğüne gelince, insan hayatı da dahil yapılacak fedakarlıkların hesabı bile yapılmaz... Bunu herkesin bilmesi gerekir. Hele bu millet Türk Milleti ve bu devlet Türkiye Devleti ise...
Safak Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 05-06-2007, 22:01   #64
Super Moderator
 
Mesajlar: 11.209
Teşekkür Etme: 7.459
5.192 Mesajina 11.723 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 8140752
Safak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un Çılgını
new Geri Sayım(Kitap Özeti)


Guıllaume de Matarese Hayatı boyunca çevresine korku salmış, sayısız cinayet işlemiş bir mafya babasıdır. Matarese zamanla bütün dünyaya yayılmış gizli bir örgüt haline gelir. Yapmış olduğu tüm eylemler gizli kalır, kimse eylemlerden çeşitli korkulardan dolayı Matarese’yi sorumlu tutamaz.
Rus nükleer fizikçi Dimitri Yuri Yurievich korkunç bir tuzağa düşürülerek zalimce öldürülmüş. Yalnız ölüme kaza süsü verilir. Yıllar sonra Yuri’nin eşi Maria ölüm döşeğinde, rahibe bir itirafta bulunur ve kocasının ölümünü yer yüzündeki bütün savaş tarafları gruplardan çok daha tehlikeli bir gücün işlediğini söyler. Rahip bu gücün ne olduğunu sorduğunda ise yaşlı kadın “Matarese büyük şeytan “ diyerek son nefesini verir.
Böylelikle Matrese adı ilk defa kirli bir işe karışmış olur. Arkasında Fransız maliyeci Rene Mouchistine özel lüks hayatında misafirleri ile beraber vurulduğunda uşağı Antonie’ye şunu söyler “Matarese geri geldi” ve uşağına son emrini verir.”Beowult Agote’yi bul. Anahtar O.”
Matarese Baronu dünyanın değişik yerlerinde gayri meşru ilişkiler sonucu 10 torunu olan bir adamdır. Torunlarının hiçbirisi birbirini tanımamaktadır. Hepsi zengin, nüfuz sahibi insanlardır. Matarese Baronu’nun tek yasal torunu Denvander Meer Matareisen dedesinin bırakmış olduğu bir paket sayesinde diğer kuzenlerine ulaşmayı başarır. Evinde bir davet vererek altı kuzenine itiraflarda bulunur. Hepsinin Matarese Baronunun kanını taşıdıklarını söyler. İlk başta inanmak istemeselerde Matareisen o kadar çok şey bilmektedir ki sonunda teslim olurlar. Matareisen dedesi Matarese Baronunun hayellerini açıklar. “Global piyasaları kontrol etmek, uluslar arası sermayeyi disipline etmek parayı onu nasıl kullanacağını bilenlerin eline verip uluslararası birbirleri ile kapıştırmak.” Büyük tartışmalar sonucu zengin yedi torun anlaşmışlardır. Yalnız bu fikirleri gerçekleştirmeden evvel diğer üç kuzenlerini ortadan kaldırmak zorundadırlar. Çünkü bu üç kuzen Matareisen’in fikirlerine karşı çıkmışlardır. Matareisen bir program olduğunu, buna geriye sayım takvimi dediğini, herşeyi bu plan dahilinde yürüteceklerini anlatır ve geriye sayım artık başlamıştır.
Önce üç zengin kuzen, Giancarlo Tremonte, Juan Garcia Guoiardo ve Aliciya Brewster tereyağdan kıl çeker gibi ortadan kaldırılır. Takvim işlemeye devam etmektedir.
Bu ölümlerdeki giz üç ajanı – Bsanden Scofield, Cameron Pryce ve Leslie Montrose bir araya getirmiştir. Ajanların başarılı çalışmaları onları Beowult Agote’ye götürür. Beowult Agoteyle birlikte olaylardaki sır perdesi bir bir aralanır.
Korkunç bir amaç uğruna dünyadaki güç odaklarını ellerine geçirmeye çalışan Matarese liderleri tüm yasadışı yolları kullanarak istedikleri sona yaklaşmaktadırlar. Ajanlarımız ise insanlığın geleceğini kurtarmaya çalışacaklardır.
Gelecek, geri sayımın bittiği yerde yeniden başlayacaktır.
Safak Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 05-06-2007, 22:03   #65
Super Moderator
 
Mesajlar: 11.209
Teşekkür Etme: 7.459
5.192 Mesajina 11.723 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 8140752
Safak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un ÇılgınıSafak Baktabul'un Çılgını
new Gizli Bahçe(Kitap Özeti)


Mary Lennox , sıska, sarı yüzlü, hep somurtan, çirkin ve mutsuz bir kızdır. Çünkü Mary doğduğundan beri anne, baba sevgisi görmemiştir. Babası Hindistan’da İngiliz ordusunda önemli görevi olan bir subay, annesi ise eğlence düşkünü ve çok güzel bir kadındır. Babasının Hindistan’da görev yapması nedeniyle Hindistan’da yaşamaktadırlar.
Mary dokuz yaşına girdiğinde yaşadıkları köyde baş gösteren bir kolera salgınında annesini kaybetmiştir. Babası ise bir ayaklanmada bir hintli tarafından tuzağa düşürülerek öldürülür. Ailesini kaybettikten sonra Hindistan’dan İngiltere’ye eniştesinin yanına yerleşen Mary; yine huysuz, şımarık ve terbiyessizdir. Fakat Martha adında genç bir hizmetçi ve Dickon adındaki bir hayvan eğiticisi sayesinde hayata bağlanmayı, doğayı sevmayi, hayvanlara ilgi duymayı insanlarla yakınlaşabilmeyi hatta yardım etmeyi öğrenir. Çok geçmeden içindeki “Gizli Bahçeyi” keşfeder. Artık hayat dolu bir insan haline gelen Mary bu gizli bahçe ile ilgilenmeye başlar ve hep onu arar olur. Çevresindeki bazı insanlar gizli bahçenin gerçekte varolduğunu ve babası tarafından kapısının kilitlendikten sonra anahtarının toprağa gömüldüğünü, bunu ancak kendisinin bulabileceğini söylemeleri Mary’i iyice doğanın içine sokabilmek içindir. Dickon’ın Mary’e yapmış olduğu en büyük iyilik ona doğanın sırlarını öğretmek olur. Dickon Ona hayvanlarla, özellikle kuşlarla konuşmasını öğretir. Sonra kendisine çok yakın ve sadık olan hayvan dostlarıda doğrunun kendi içindeki gizli bahçenin olduğunu söylerler.Mary artık yepyeni bir kişilik sahiptir. Doğanın dilinide tamamen öğrenen Mary artık bencillikten ve şımarıklıktan tamamen sıyrılmış sorunların çözümlerini doğadan bulan bir karakterdir. Dickon’nun öğrettikleri ile hasta hala oğlusu Colin’i bile iyileştirir.
Mary; her nekadar Dickon sayesinde, yaşamı, doğayı, manevi duyguları, aile kavramını ve herşeyden önemlisi kendi benliğini öğrenmişse de, esas olan her insanın kendi içinde varolan bir gizli bahçesinin olduğunu bilmesi ve bunu hayata geçirebilmek için uğraş vermesidir.
Bahçeniz olduğu sürece, geleceğiniz var demektir, geleceğiniz varsa yaşıyorsunuzdur
Safak Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Anılar,Anı Yazarları,Anı Kitap Özetleri lolipop01 Kitap Özetleri ve dergi 1 07-27-2008 19:13
Türk'ün Ateşle İmtihanı, Kitap Özetleri, halide edip adıvar Misafir Kitap Özetleri ve dergi 0 11-20-2007 18:35
Yaban - Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Kitap Özetleri Misafir Kitap Özetleri ve dergi 0 11-20-2007 18:33
Yaprak Dökümü - Reşat Nuri Güntekin Kitap Özetleri Misafir Kitap Özetleri ve dergi 0 11-20-2007 18:32
Kitap özetleri ( Özetlenmiş Kitaplar) Misafir Kitap Özetleri ve dergi 13 04-29-2007 19:01


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:43 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286