Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > FARKLI DÜNYALAR > İnanc Dünyası

İnanc Dünyası Din hakkındaki yazıları burada bulabilir paylaşabilirsiniz. Inanc Dunyası, islamiyet, Hristiyanlık, inançlar, ibadet, inanç, iman

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 04-22-2008, 20:59   #1
Sustuklarım Büyür İçimde
 
Mesajlar: 21.226
Teşekkür Etme: 10.830
4.611 Mesajina 9.983 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 46
Tecrübe Puanı: 107375626
cindy Baktabul'un Çılgınıcindy Baktabul'un Çılgınıcindy Baktabul'un Çılgınıcindy Baktabul'un Çılgınıcindy Baktabul'un Çılgınıcindy Baktabul'un Çılgınıcindy Baktabul'un Çılgınıcindy Baktabul'un Çılgınıcindy Baktabul'un Çılgınıcindy Baktabul'un Çılgınıcindy Baktabul'un Çılgını
Tanımlı Ölmüş Bir İnsanın Dilinden Dünya


ŞİMDİ ÖLDÜM.

Az önce. Bedenimi ameliyat masasının üzerinde görebiliyorum. Doktorlar ölmemem için çok uğraştılar, ama ecelimi bir dakika olsun uzatamadılar. Bu saatten sonra onlara sitem etmemin bir faydası yok. Ellerinden geleni yaptılar çünkü. Şimdi yavaş yavaş toparlanıyorlar. Kan bulaşığı eldivenlerini çıkarıp ellerini yıkıyorlar. Üzerlerinde bir yorgunluk ve yılgınlık hali okunuyor. Ölümle son bulan her ameliyattan sonra onlar için normal hayata dönmenin hiç de kolay olmadığı belli. Ölüm karşısında yaşadıkları acizlik öyle hemen unutulacağa benzemiyor. Belki onların kazancı da, sağlık bahşedenin kendileri olmadığını bir kez de benim üzerimde tecrübe etmiş olmaları.

Her neyse, şu anda kendimi o kadar hafif hissediyorum ki, sanki üzerimden tonlarca yük kalkmış gibi. Size ilk söylemek istediğim şey bu. Fakat yine de bedenimin etkisini bir şekilde üzerimde hissediyorum. Hani parmağınızdan yüzüğünüzü çıkarırsınız ama çıkarmamışsınız gibi hissedersiniz ya, aynen öyle. Cansız cesedimi önümde görmesem, hâlâ bedenimleyim sanacağım.

Ne var ki gerçeği kabullenmek durumundayım, ruhum Azrail’in ellerinde zapt u rapt altında. Allah’ın izniyle beni öldüren o. Ruhumu bedenimden ayırdı ve korumaya aldı. Bu neye benziyor, biliyor musunuz? Hani, düşmek üzere olan uçaktan pilot paraşütle atlar kurtulur, ama uçak yere çakılır ya; işte ona. Yaşayanlar ise hikayenin geri kalanını cesedim üzerinden takip edecekler büyük bir ihtimalle. Önce cenaze namazımda, sonra mezarımda hayat hikayemin sonuna dair ipuçları arayacak gözleri. Ve “İşte faninin son durağı!” diyecekler mezarıma işaret ederek. Oysa o ceset, yere çakılmış uçağın enkazı sadece.

Şimdi siz “Bırak lafı dolandırmayı da, daha sonra başına neler geldiğini anlat!” diyeceksiniz. Sizi çok iyi anlıyorum. Buraların ne kadar emniyetli bir yer olduğunu merak ediyorsunuz. Sizi temin ederim, burada her şey kontrol altında. İlk şok halini atlattıktan sonra bunu çok daha iyi görebiliyorum. Şimdiye kadar yaşadıklarımdan çıkaracağım bir sonuç varsa, o da burasının dünyadan çok daha emniyetli bir yer olduğu. Tüm aşamalar, en ince noktasına kadar belirli burada. Yani, hiç merak etmeyin, organizasyonda kusur yok. Ölmüş ve az da olsa ölüm sonrasını tecrübe etmiş bir kardeşiniz olarak, esas merak etmeniz gerekenin, şu anda yaşamakta olduğunuz dünya hayatı olduğunu söylemek zorundayım.

ÖLÜM, her şeyden önce dünya hakkında gözlerimi açtı. Uykudan uyanmış gibi oldum. Meğer dünyada iken dünya hayatının asıl, ölüm ve ahiret yurdunun ise metafizik inanç konuları olduğunu zannetmek ne kadar büyük bir yanılgıymış. Buradan böyle safsataları insanların kafasına sokan felsefecileri uyarmayı bir borç biliyorum. Dünya hayatı dediğin, meğer sadece şu an bulunduğum ve varoluşun esas yurdu olan âlemin arasına açılmış küçük bir parantezmiş sadece. Tıpkı Allah Resulü’nün (a.s.m.) haber verdiği gibi, dünyada yaşadığımız ömür, bir ağacın altında gölgelenip sonra terkedip giden yolcunun misali gibiymiş.

BULUNDUĞUM yerden dünya hayatına bakıyorum da, Rabbimiz dünyanın bu geçiciliğini vurgulamak, ölümün hepimiz üzerine gelecek bir olay olduğunu bize duyurmak için ne de çok âyet göndermiş. En başta, gördüğümüz rüyalar. Rüyalar, meğer bize yaşadığımız hayatın tek varoluş biçimi olmadığını, varoluşun farklı boyutları olabileceğini fısıldıyormuş. Bu yönüyle bize ölüm sonrası hayattan haber veriyormuş. Meğer kış ve bahar mevsimleri birer provaymış. Kış mevsimi her canlının ölümü tadacağının, bahar mevsimi ise haşir gibi her canlının yeniden diriltileceğinin provasıymış. Her yıl düzenlenen bu provanın biz unutkan insanlara yetmeyeceğini bildiği için Rabbimiz bir de günlük nişanelere yer vermiş. Gündüz ve gece, siyah ve beyaz ipten dokunmuş halı gibi hem varlığı hem yokluğu, hem hayatı hem ölümü bize hatırlatan güçlü birer ayetmiş.

Bunlar Rabbimizin gözümüz önüne serdiği ayetler… Bir de kendi bedenimiz üzerinde görünen ayetler, daha doğrusu ölümü hatırlatan elçiler gönderilmiş bize. Kırk yaşına doğru saça düşen o ilk ak, ölümün öncü elçilerindenmiş meğer. Gözlerin bozulması, hastalıkların artması, güç ve takatten düşülmesi… hep ölümü hatırlatan elçilermiş, son elçi Azrail’den önce gelen. Ama insan yaşarken bu elçilerden alması gerektiği gibi ders almıyor; bunu şimdi anlayabiliyorum. Ne acı ki gaflet denen o kalın perde, ölmeden tam olarak kalkmıyor.

İtiraf etmek gerekirse, öldükten sonra farkına varabildiğim ve çok şaşırdığım başka bir şey de, “benim” diye sahiplendiğim bedenimin sadece bir kabuktan ibaret olduğunu anlamış olmam. Oysa dünyada iken, “ben” deyince ruhumdan önce bedenim aklıma geliyordu. Kendimi ellerim ayaklarımla, gözlerim ve saçlarımla bir ve aynı addediyordum. En azından, bedenim ile ruhum arasında kopmaz bir birlik ve bütünlük var sanıyordum. Hatta çevremde öyleleri vardı ki, kendisini toplumun gözündeki hali sanıyordu; imajı onun her şeyiydi. Şimdi anlıyorum ki, hepsi de nefsin icat ettiği farazi (mevhum) hat ve bağlantılardan ibaretmiş. Nefis, dünyada iken önce ruha bedeni perçinliyor, sonra dünya üzerinde nefse mal edebileceği ne varsa onları perçinliyormuş. Oysa öldüğünüz vakit, ben(im) sandığınız her şey buhar olup uçuyor. Gövdenize demir halatlarla bağlı olduğunu düşündüğünüz malınız, mülkünüz, çocuklarınız, şöhretiniz, imajınız… hepsi birer birer ben’inizden kopuyor; hatta bedeniniz bile! Kala kala geriye bir tek ruhunuz kalıyor; yani asıl özünüz, sizi siz yapan şey. O yüzden ben de şimdi Necip Fazıl gibi diyorum: “[Ölünce] bu dönen şeyler eski yerine, benim diye baktığım şeyler miydi bir zaman?”

ASLINDA bu gerçeğe ilişkin çok şey yaşıyor insan dünyada iken. Mesela ben ölmeden önce yaşanılan son büyük Gölcük depremi böyle değil miydi? Nasıl da uzun emelleri olan insanlar, birden ayılmıştı. Dünyada kalıcı ve güvenli bir hayatı sembolize eden betonarme evler, üç dakika içinde üst üste yığılı tabutlara dönüşmüştü. Dünyanın geçici bir yurt olduğunu bundan daha net hangi olay anlatabilir ki? Hangi olay, bundan daha ibret verici acı bir ders olabilirdi? Ama o gaflet perdesi yok mu, bırakmıyor insanı ayıldığı haliyle. Kısa bir zaman sonra, yine eski tas eski hamam oluveriyor her şey.

Şu an ameliyat masasında kalan cesedime bakıyorum da, kendim de dahil olmak üzere, insanların çoğunun dünya hakkında ne kadar yanıldıklarını düşünüp derin acılara boğuluyorum. Meğer güneş ışıklarının altında çoğumuz, çok zaman, varımız yoğumuzla dünya için çalışmışız. O ihtiyar ama makyajla güzel görünen aşufteye gönlümüzde asude köşeler ayırmışız. Oysa şimdi derin bir acıyla anlıyorum ki, dünya denen o aşufte, arkasını dönüp gidecek bir aldanma metaından başka bir şey değilmiş. Biz onu ne kadar kendimize yar etmek istesek, o bizden o kadar kaçacakmış, elde kalmayacakmış. Asıl acı olan ne biliyor musunuz; bu arada tüm hızıyla üzerimize doğru gelen ahirete (ölüme) doğru dürüst hazırlık yapmamış oluşumuz. Hazreti Ali’nin dediği gibi, “Dünya arkasını dönmüş gidiyor, ahiret yönelmiş geliyor iken, arkasını dönene yönelip, yönelene sırt çeviren insandan daha şaşkın kim olabilir?”

BELKİ duymuşsunuzdur, bir de “ölüm acısı” denen bir kavram var. Bu ölüm acısını, şehitler dışında insanların tümü yaşıyor, kaçış yok yani. İşte bu ölüm acısının esasını ne oluşturuyor, biliyor musunuz? Pişmanlık! Hem de derin bir pişmanlık! İnsan ölüm anında ve hemen ertesinde en çok pişmanlık duygusu yaşıyor. Çünkü kendisine verilen güzel ameller, güzel işler yapma imkanı, ölümle birlikte son bulmakta. Kul, ne kadar istese de bir daha asla kavuşamayacağı dünyaya elveda etmiş oluyor. Bunun ölen insanın ruhunda ne kadar ağır bir yük oluşturduğunu tahmin edemezsiniz. İnsan ancak ölünce, gaflet perdesi yırtılınca, kendisine verilen ömür sermayesinin, güzel işler yapma fırsatının değerini anlıyor. Ve az ya da çok, her ölen insan derin keşke’ler içinde tarifsiz pişmanlıklar yaşıyor: “Keşke şunu şöyle yapsaydım, keşke bunu böyle yapsaydım, keşke şunu hiç yapmasaydım, keşke ona hiç uymasaydım…”

Hangi kul, daha iyi bir ubudiyet yapabileceği halde, yapmamış olarak Rabbinin huzuruna çıkmak ister ki? Hiç kimse istemez, ama bu meselede esas ziyana uğrayan zümreyi Kur’an şöyle ilan ediyor: “Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: “Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve mü’minlerden olsaydık.” (6/27) İşte, esas keşkeci zümre bunlar olacak.

Hasılı kelam, siz geçici dünya hayatının aldanış makamında bulunan insanları! Ölümden sonrasını günü gününe merak edeceğinize, şu an dünyada ne yaptığınıza bakın. Ölüm her canlının yaşayacağı bir olay. Bugün bana, yarın size. İyisi mi siz, sözümü dinleyin de, şu an ne yaptığınıza dikkat edin. Edin ki, yarın keşkeleriniz sizi yiyip bitirmesin.

Şunu iyi bilin ki, ne mallarınız ne de evlatlarınız, öldükten sonra size yarenlik etmiyor. Öldükten sonra insanın yanına kalan tek şey, dünyada işlediği amelleri. Mallar evlatlar, hepsi geri dönüp gidiyor. Melekler, “Ne getirdin?” diye sorarken, onlar daha ilk günden ne bıraktığımı soruyorlar. O sebeple, Necip Fazıl’ın şu dizeleri hepinizin kulağına küpe olmalı:

Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!

Mezarda geçer akçe neyse, onu biriktir





(alıntı)
cindy Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Mesajiniza Tesekkur Eden Uyeler:
küskünkız (04-25-2008)
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bu Dünyada İnsanlık Ölmüş Realist Dünyadan Haberler 1 07-26-2008 22:33
Dünya Aynı Dünya Şarkı Sözü-Deniz Arcak(Dünya Aynı Dünya) cindy Türkçe Şarkı Sözleri 0 07-04-2008 22:58
Ölmüş Bir Iraklı Sadece Ölmüş Bir Diger Iraklıdır...! kahramankentli Dini Hikayeler 0 07-04-2008 21:49
İçimdeki Sen Ölmüş cindy Ask Ve Sevgi 1 03-16-2008 00:58
Ölmüş İçimde Hasret cindy Şiir 0 01-27-2008 00:21


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:40 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
Site Ekle Hosting Hizmetleri

Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız


Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243