![]() |
| |||||||
| Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Peygamber Efendimiz (S.A.V.) - Güllerin Efendisi - Peygamber Efendimiz Hakkında Herşey |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| Ç.a.t.L.a.K ' IM.. ![]()
Mesajlar: 12.586
Teşekkür Etme: 5.087
5.749 Mesajina 14.227 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 170
Tecrübe Puanı: 107375068 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Dünya Medine'siz olsaydı acaba ne olurdu?.. Dünya Medine'siz olsaydı acaba ne olurdu?.. İnsanlar Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'siz kalsa ne yaparlardı?.. Kur'an olmasa yığın yığın kitaplar ne işe yarardı?.. Bakın insanlığın haline, anlarsınız Medine'siz medeniyet olmayacağını... Şu dünyayı kasıp kavuran vahşete, kan ve gözyaşına, zulme; kanuni ve gayri kanuni teröre bakın.. Anlarsınız ki Dünya Medine'den yayılan meltem kokularına hasrettir.. Dünya Medine'den yayılan medeniyete hasrettir.. Dünya Muhammed-ül Emin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Asrı-Saadet iklimine hasrettir. Bugün dünyada medeniyet var mıdır?.. Kadınların bir yemek parasına erkeklere kiralandığı; 10 yaşındaki çocukların 60 yaşındaki sapıklara satıldığı bir dünyada... Genç kızların flört adı altında bir mendil gibi kullanılıp atıldığı; Namusun, sadakatin, iffetin gözaltında tutulduğu bir dünyada medeniyet var mıdır?.. Köpeklerin insanlardan revaçta olduğu, milyonlarca çocuğun bir ekmek bulamayıp ölüme mahkum edildiği; yığın yığın insanın çöp tenekelerinde rızık aradığı bir dünyada medeniyet var mıdır?.. Medeniyet yoktur, çünkü Medine yoktur.. Merhametin menbaı Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yoktur.. Muhammed Mustafa (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’nın varlığı hakikatı tüm kainatı kuşatmıştır, ama insanlığın O'ndan haberi yoktur. "Muhabbetten Muhammed oldu hasıl Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl?" Dünya muhabbetsiz kaldı, çünkü dünya Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'siz kaldı.. Yürekler taş oldu, sevgi kalmadı... Dudaklar çatladı tebessüm kalmadı... Dünya tebessümsüz kaldı... Dünya Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'dem yetim kaldı... Muhammed... Muhammed... Muhammed... Yıldızlar adetince Salat-ü Selamlar O'na Ağaçlar adedince Salat-ü Selamlar O'na Yağmur damlaları adedince Selamlar O'na... Dünya Medine'den gelen Medeniyete hasrettir... Dünya MuhammediAşk'a muhtaçtır.. Dünya Asr-ı Sadet mutluluğuna hasrettir.. Dünya her tehiyyatta Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in nur yüzünü gören aşk insanlarına muhtaçtır... Dünya Geylani'lere, Nakşibendi'lere, Yesevi'lere, Hacı Bayram-ı Velilere Aziz Mahmut Hüdayi'lere muhtaçtır.. İnsanlık fenafirresül olmuş; Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Allah (Celle Celalühu)'a giden rotasından milim şaşmayan muhabbet kahramanlarına muhtaçtır.. Onlar ki Medine iklimini asırlar sonrasına taşıyanlardır.. Onlar ki hayatlarının her anını Sevgililer Sevgilisi'ne uyduranlardır.. Onlar ki muhabbeti Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)' den insanlığa sunanlardır.. Medine medeniyetini, Asr-ı Saadet iklimini günümüze taşıyan bu rehberlere muhtaçtır dünya... Muhabbeti, insanlığı, adaleti, o sehaveti merhameti, herkese yaşayarak gösteren, yaşayan Kur'an olan rehberlere muhtacız... Dünya Medine iklimine hasret Dünya Medine Medeniyeti'ne hasret Dünya Asr-ı Saadet mutluluğuna hasret Dünya Muhhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e uyan rehberlere hasret.. Gönlü Nur Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'imizin sevdalarıyla yanan aşıklardan birisi Medine iklimine hasretini şöyle dile getiriyor; Gözlerimden akan yaşlar Muhammed'in aşkındandır Bağrımdaki biten başlar Muhammed'in aşkındandır Muhammedim, Muhammedim,Muhammedim, Sevgilim canım Ahmed'im Her seher ağladıklarım Ciğerim dağladıklarım Su gibi çağladıklarım Muhammed'in aşkındandır. Muhammedim Muhammedim, Muhammedim, Sevgilim canım Ahmed'im Çün oldum O Şah'ın kulu Neylerim ben mülkü malı Halk bana dediği deli Muhammed'inaşkındandır. Yıldızlar adetince Salat-u Selam olsun O gül kokulu Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e... Bizler bu çağın Müslümanları o kadar hasretiz gül kokulu Nebi'ye... Ve O'nun varislerine... Ne yazık ki O Allah (Celle Celalühu)'ınSevgilisi’ nin izinden gitmek bile ya sak.. Nur'dan bir taç olan sarığını kuşanmak yasak... O'nun mutluluk pınarı Hadisleri'ni öğrenmek, öğretmek, yaymak yasak.... Acaba Muhammed Mus tafa'ya (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) benzemenin yasaklandığı bir dünya ayakta durur mu? Acaba gül kokulu Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)' den bahsetmenin suç olduğu bir dünyanın direkleri yıkılmaz mı? Hayatın her anını "Adı Güzel, Kendi Güzel, Işi Güzel Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Sünneti Saadeti'ne, yani mutluluk ve huzur kaynağı sünnetine göre tanzim eden Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) varislerinin takibat altında tutulduğu bir ülkenin sonu ne olur? Evet Dünya Medine iklimine hasret kaldı.. İnsanlık,İnsanlığın Önderi'ne hasret kaldı.. Bu hasret dolu satırları Yunus'un hasret mısralarıyla bitirelim: Gül yüzünü rüyamızda Görelim ya Resulullah Gül bahçene dünyamızda Girelim ya Resulullah Sensin gönüller Sultanı Getiren yüce Kur'an'ı Uğruna tendeki canı Verelim ya Resulullah Aşkınla yaşarır gözler Hasretinle yanar özler Mübarek Ravza'na yüzler Sürelim ya Resulullah Veda edip masivaya Yalvarıp yüce Mevla'ya Şefaat-i Mustafa'ya Erelim ya Resulullah Yunus der ki kardeşlere Çok salavat et Resule Gül yüzünü göre göre Ölelim ya Resulullah.... Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz'i görüp iman etmiş ve Mü'min olarak kalmış olan kimselere "Ashab" denir. Ashab-ı Kiram'ın bir kısmı "Muhacir" bir kısmı da "Ensar" dır. İslamiyet'in ilk zuhurunda Mekke'den Medine' ye Hicret eden sahabelere "Muhacir" denir. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz'in mücadelesine iştirak edip O'na muhafız, müdafi vazifesini alan Medine'li Müslümanlar'a da "Ensar" adı verilir. İşte Ensar'dan Tume bini Übeyrik adlı bir şahıs komşusundan bir zırh çalıyor ve bunu bir un dağarcığına koyup Yahudi'lerden birinin evine saklıyor. Dağarcığın yırtığından gittiği yerlere un dökülmüştü. Sonra zırh sahibinin haberi oldu. Zırhını aramaya çıktılar ve bulamadılar. Başka bilen de yoktu. Tume'ye müracaat ettiler; O zırhı almadığına yemin etti. Arayanlar Tume'yi bırakıp dökülen unu takip ederek doğru Yahudi'nin evine geldiler ve zırhı orada buldular. Yahudi onlara zırhı Tume'nin koyduğunu söyledi. Yahudi'lerden birkaç kişide buna şahit oldu. Bunun üzerine Tume'nin akrabası olan Beni Zafer Hazret-i Resül’e gelip; "Zırhı Tume'nin çalmadığını, Yahudi'lerin çalıp Tume üzerine atfettiklerini, İslamiyet namına Tume'nin bundan kurtulması gerektiğine" şahadet ettiler. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ben-i Zafer'in şahadetine inandı ve bunların istediklerini yapmaya meyletti. Bunun üzerine Hazret-i Allah (Celle Celalühu) şu Ayet-i Celileleri inzal buyurdu: "Ya Muhammed! Biz (Azimi zişan!) Allah'ın gösterdiği yol ile hüküm edesin diye şu Kitabı Hak ile sana indirdik. Hainleri müdafaacı olma." (Nisa Suresi, 105) Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz Tume'nin şahitlerini dinleyip O'nu haklı görerek Yahudi'ye ceza uygulamaya meyledince Ayet-i Celile nazil oldu; "Ve Allah'a istiğfar et. Çünkü Allah (Azze ve Celle) hakikaten çok bağışlayıcıdır çok merhamet edicidir." (Nisa Suresi, 106) Bakınız! Mevla Teala, Yahudi'de, Rum'da, Ermeni'de, müşrikte olsa kimseye haksızlık yapmıyor. Bunlardan ders alalım. Bir hain adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın başına neler getiriyor. Mevla Teala Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e ikaz ve irşada devam ederek buyuruyor; "(Ey Resuller Sultanı)! Nefislerine hıyanet eden şu kimselerden taraf, mücadeleye kalkışma; Çünkü Allah hainlikte ileri gitmiş olan günahkarları sevmez."(Nisa Suresi, 107) Mevla Teala Allah (Celle Celalühu)'tan korkmayıp ta insanlardan korkanların durumlarını beyan etmek üzere buyuruyor; "Yaptıklarını insanlardan gizler de Allah'tan gizlemezler. Halbuki Allah sözden razı olmadığı şeyi koruduklarında onlarla beraberdir. Ve Allah işlemekte oldukları şeyi ihata edici oldu." (Nisa Suresi, 108) Şu Ayete bakınız! Allah-u Teala (Celle Celalühu) ne buyuruyor; "Karada, denizde, havada, her yerde sizinle beraberim. Ayıbınızı insanlardan gizliyorsunuz, " İnsanların kötülükler, fenalıklar yapmalarına polislerle jandarmalarla mani olmaya imkan yoktur. Her bir insanın başına bir polis veya jandarma dikmek mümkün değildir. Velev ki mümkün olduğunu farz edelim insanı beklemekle görevlenen şahıs ihtiyacını gidermek için ayrıldığında o kısacık zaman içerisinde dahi ne kötülükler yapılabilir. Veyahut uyuduğunda da aynı şey söz konusudur. Mevla Teala ilmi ile kaplayıcı olduğu halde her zerreyi görüyor. Öyle ise yaptığınız çirkin işler meydana çıkmadan istiğfar edelim. Fakat: "Kasten günah işleyip ondan sonra istiğfar ederim." Dersen bu olmaz. Bu hiç doğru bir düşünce değildir. ...Herhangi bir kimse veya insanın kendi aleyhine bir şey anlatıldı mı O'na hemen inanmamalı. Bakalım anlatılanlar doğru mudur? Söz getirip götüren kimse Islam dininde nemmam olarak vasıflandırırlar. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir Hadis-i Şerifinde buyuruyorlar ki: "Söz taşıyan kimse cennete giremez. " Bir Müslüman, bir Müslüman'ın aleyhine bir şey söyledi mi gidip o sözleri O'na ulaştırmamalıdır. Müslüman kötü haberin değil iyi haberin postacısı olmalıdır. Hocalar, talebeler bütün Müslüman'lar birbirleriyle iyi geçinsin. Geçimsizliklere sebep insandaki Nefs-i emmare (kötülüğü) ziyade edicidir. Yine bir Hadis-i Şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyorlar ki: "Her kim bir kardeşini bir günahla ayıplarsa o günahı işlemedikçe ölmez."Bu sahih bir hadistir. Bunların yanında hemen zikretmemiz gereken gıybet ve iftira mevzusu vardır. Gıybet Müslüman'ın arkasından, duyduğu zamanda hoşlanmayacağı konuşmaya denir. Gıybet büyük bir günahtır. Allah'u Teala (Celle Celalühu) Kur'an'ı Kerim'de gıybeti açıkça zemmetmiş ve gıybeti ölü eti yemeye benzetmiş. Her Müslüman'ın her Müslüman'a canı, malı ve ırzı haramdır. Gıybet bir kimsenin ırzı yani şeref ve haysiyeti ile alakalıdır. Allah'u Teala (Celle Celalühu) bunu mal ve can ile beraber tutmuş. Hatır için, karşındaki insanı memnun etmek için bu büyük suç işlenmez. Daima hatırı sayılacak olan Mevla'dır. Böyle yapınca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın ve O'nun varislerinin de hatırı sayılmış olur. Gönül Gözüyle Abdullah Altay | |
| | |
| Mesajiniza Tesekkur Eden Uyeler: | belalim (10-07-2007) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| öküzlerin dünyası olsaydı nasıl olurdu | VatanBekcisi | Komik Resimler | 8 | 08-03-2008 21:26 |
| Google Türk Olsaydı Amblemler Nasıl Olurdu ? | S£D@ | Komik Resimler | 7 | 09-29-2007 13:09 |
| Dünya inekLerin oLsaydı nasıLmı oLurdu | ZümRüT | Komik Resimler | 8 | 09-22-2007 06:45 |
| ibo bu siteye üye olsaydı imzası nasıl olurdu | pamukprenses | Komik Resimler | 5 | 07-24-2007 00:53 |
| Windows XP Ottoman Edition olsaydı nasıl olurdu | Ziyaretci | Komik Yazılar | 0 | 11-22-2006 11:51 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız