Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > FARKLI DÜNYALAR > İnanc Dünyası

İnanc Dünyası Din hakkındaki yazıları burada bulabilir paylaşabilirsiniz. Inanc Dunyası, islamiyet, Hristiyanlık, inançlar, ibadet, inanç, iman

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 12-02-2006, 05:24   #251
Üstad
 
Mesajlar: 2.865
Teşekkür Etme: 1.340
1.715 Mesajina 8.440 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 5511120
yucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgını
Tanımlı Hazret-i Peygamberin Çocukluğu ve İlk Evlenmeleri



81- Peygamber Efendimizin çocukluk çağı, pek kutsal bir halde geçti. Daha doğar doğmaz birtakım mucizeler belirmiş, kavim ve kabilesi arasında bir bolluk ve bereket meydana gelmişti. Kâbe-i Muazzama içinde bulunan müşriklere ait putlar, yüzleri üzere yere düşmüş, ateşe tapanların ateşleri sönmüş, acaib rüyalar görülmüştü.
Peygamber Efendimizin dedeleri arasında evlâddan evlâda geçen bir nur vardı. Bu nur sonunda Peygamber Efendimize geçti ve onun mübarek yüzünde parlamaya başladı.

82- Mekke-i Mükerreme halkı, yeni doğan çocukları, havası hoş olan yerlerde yaşayan ve dilleri pek açık olan aşiretlerden birer süt anneye verirlerdi. Hazret-i Muhammed'i de, Beni Sa'd kabilesinden Haris adındaki adamın karısı Halime'ye verdiler. Halime, bu meleklerden daha güzel ve daha pak olan çocuğu bağrına bastı, yurduna alıp götürdü. Onu dört yıl besledi. Bu süre içinde Hazret-i Muhammed'de gördüğü üstün hallere ve yurdunda beliren berekete nihayet yoktu. Artık onu getirip annesi Amine'ye teslim etti. Hazret-i Amine de bu masum yavrusunu alıp dayı çocukları bulunan Neccar oğullarını ziyaret için Medine-i Münevvere'ye götürdü. Bir süre orada kaldılar. Sonra Mekke'ye dönerken, Hazret-i Amine Ebva denilen yerde daha yirmi yaşında iken vefat etti. Peygamber Efendimiz henüz altı yaşında iken annesini de kaybederek öksüz kalmış oldu. Ümmü Eymen adındaki dadısı, kendisini alıp Mekke'ye getirdi ve dedesi Abdulmuttalib'e teslim etti. İki yıl sonra da Abdulmuttalib vefat etti. Ondan sonra Peygamber Efendimiz, amcası Ebû Talib'in yanında kaldı.

83- Ebû Talib, kardeşinin oğlu Hazret-i Muhammed'i pek çok sever, pek ziyade korurdu. Ebû Talib bazen ticaret için kafile ile Şam tarafına gidiyordu. Henüz on iki yaşında bulunan Hazret-i Muhammed'i de beraber götürdü. Busra denilen yere kadar gittiler. Alış-verişi bitirip birkaç gün sonra geri döndüler.
Peygamber Efendimiz on yedi yaşında iken de, diğer amcası Zübeyr ile Yemen'e gidip az sonra dönmüşlerdi.

84- Hazret-i Peygamber Efendimiz artık Kureyş arasında büyük bir şeref ve şan sahibi olmuştu. Kendisine Muhamme-dü'l-Emîn deniliyordu. Kureyş kabilesinin pek şerefli ailesinden Huveylid kızı Hadice adında çok muhterem ve zengin bir hanım vardı. Daha genç iken dul kalmıştı. Bazı adamlara sermaye vererek ticaret yaptırıyordu.
Peygamber Efendimize de sermaye verdi. Kölesi Meysere'yi de beraberine verip Şam tarafına gitmelerini istedi. Peygamber Efendimiz bu teklifi kabul ederek Busra'ya kadar gitti. Orada işlerini görüp birkaç gün içinde geri döndüler.
İşte Peygamber Efendimizin gençliğindeki seyahetleri bundan ibarettir. Bu seyahatler süresince kendisinden bazı mucizeler çıkmış, kendisinin büyüklüğünü bazı kimseler görüp anlamışlardı. Fakat yazdığımız gibi, bu yolculuklar uzun bir zaman devam etmediği için, Peygamber Efendimiz birtakım şahıslarla görüşme imkânını bulamamıştı.

85- Peygamber Efendimiz henüz yirmi beş yaşında idi. Hazret-i Hadice de, kırk yaşını geçmişti. Pek yüksek bir ruha sahib olan ve çok şerefli bir aileye mensub bulunan Hazret-i Hadice, Peygamber Efendimizin muhterem zevcesi olmak şerefine her yönden lâyıktı. Onun için Peygamber Efendimiz Hazret-i Hadice ile evlenmiş, o mübarek annemiz de ilk zevcesi olmak şerefine kavuşmuştur.

86- Peygamber Efendimizin, cariyesi Mariye'den doğan İbrahim adındaki oğlundan başka, bütün erkek ve kız evlâdı Haticetü'l-Kübra validemizden dünyaya gelmiştir. Önce Kasım adındaki oğlu doğmuş, bunun üzerine Hazret-i Peygambere künye olarak Ebû'l-Kasım (Kasım'ın Babası) denilmiştir. Sonra oğlu Abdullah ile Zeyneb, Rukiye, Ümmü Gülsüm ve Fatımetü'z-Zehra adındaki kızları dünyaya gelmiştir. Kasım, İbrahim ve Abdullah Hazretleri daha çocuk iken vefat etmişlerdir. Peygamber Efendimizden sonra yalnız Fatma kaldı. O da altı ay geçmeden Peygamber Efendimizden sonra vefat etmiştir. Böylece iki oğlu Hazret-i Hasan ile Hazret-i Hüseyin'i öksüz bırakmıştır. Yüce Allah hepsinden razı olsun.
yucel Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 12-02-2006, 05:25   #252
Üstad
 
Mesajlar: 2.865
Teşekkür Etme: 1.340
1.715 Mesajina 8.440 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 5511120
yucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgını
Tanımlı Peygamber Efendimiz'in Allah'ın Vahyine ve Elçiliğine Kavuşması



87- Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz, çocukluğundan beri üstün bir fazilet ve çok güzel bir ahlâk içinde yaşamıştı. Kavminin cahilce yaptıkları işlerden ve âdetlerden tamamen uzaktı. Kimseden bir şey okumamış, bir şey yazmamıştı. Kimse ile dini konulara ait bir şey konuşmamıştı. Onun üzerinde kimsenin hocalık hakkı olamazdı. O, bütün cihanın en büyük hocası ve en yüksek mürşidi olmaya adaydı. Onu, Yüce Allah bir mucize olarak yaratmıştı. Onun kalbine bütün ilim ve hikmetleri doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk bırakacaktı. O, tam bir masumiyet içinde kırk yaşına yaklaşmıştı. O sırada mübarek gözlerine melekler görünür, "Ya Muhammed!" diye ortalıktan seslenilirdi. Kendisine taşlardan ve ağaçlardan selâm sesleri gelirdi. Aklı, zekâsı, maddî manevî sağlığı üstün bir şekilde mükemmeldi.

88- Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz tam kırk yaşına girince, peygamberlik şerefine kavuştu. Şöyle ki: Peygamber Efendimiz, Mekke halkından bazı büyüklerin âdetleri üzere kırk yaşlarına yakın yılda bir ay kadar gider, Hira dağında bir mağarada bekleyip Yüce Allah'ın kudret ve azametini düşünür, oradan geçen yolculara yiyecek ve içecek verirdi. Tam kırk yaşına girince, önce altı ay kadar rüyasında gördüğü şeyler sabah aydınlığı gibi açık olarak meydana çıkmaya başladı. Bu, Peygamberliğin bir başlangıcı idi. Yüce Allah'ın vahy suretiyle vereceği hükümleri ve indireceği Kur'ân âyetlerini kavrayabilmesi için bir alıştırma demekti. Bu altı aydan sonra, yine Hira'da iken bir gün Melek Cibrîl-i Emîn geldi. "İkra" sûresinin ilk âyetini getirdi. Kendisini peygamberlikle müjdeledi.

89- Peygamber Efendimiz, Kur'ân-ı Kerîm'in inmeye başlaması dehşetinden titremiş, kim bilir ne büyük manevî haz ve heyecan içinde kalmıştı. Hemen muhterem zevcesi Hadice'nin yanına giderek durumu anlatmış, böylece peygamberliğe kavuştuğu gerçekleşmişti.
Bundan sonra bir süre İlâhî vahy kesildi. Kur'ân-ı Kerîm'in âyetleri inmedi. Çok şiddetli olan Allah'ın vahyine güç kazanabilmek için ve tam bir istek kazanmak için böyle bir süre beklemeye gerek vardı. Rivayete göre bu süre üç yıldır. Bundan sonra tekrar Cibrîl-i Emîn göründü. Kur'ân-ı Kerîm'in âyetlerini getirmeye başladı. Peygamber Efendimiz de, gerek kendi kavmini ve gerekse diğer bütün insanları hak dine (İslama) çağırmaya görevlendirilmiş oldu.

90- Peygamber Efendimiz Allah tarafından aldığı göreve, Nübüvvet, Risalet denildiği gibi, Bi'set ve Meb'usiyet de denir. Onun için Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem), Yüce Allah'ın bir Nebîsidir, bir Resulüdür, Bir Meb'usudur (elçisi ve peygamberidir). O bütün peygamberlerin sonuncusu ve en faziletlisidir.
Peygamber Efendimize Allah tarafından Kur'ân âyetlerinin gelmesine "Nüzul-i Kur'ân" denir. Bu âyetleri Cibrîl-i Emîn'in getirmesine de: "İnzal, Tenzil" denilir. Bu yönden Kur'ân-ı Kerîm'e "'Kitab-ı Münzel" denilmektedir.
yucel Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 12-02-2006, 05:26   #253
Üstad
 
Mesajlar: 2.865
Teşekkür Etme: 1.340
1.715 Mesajina 8.440 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 5511120
yucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgını
Tanımlı İslâm'ın Çıkışında Arabistan'ın Dinî ve İçtimaî Durumu



91- Peygamber Efendimizin doğduğu ve daha sonra peygamberliğe kavuşmakla İslâm dinini her tarafa yaymaya başladığı zaman, bütün dünya gibi, Arabistan'da büyük bir cehalet ve sapıklık içinde bulunuyordu. Arablar o zaman değişik batıl din ve mezheblere bağlı idiler. Birçoğu yıldızlara, ağaçlara, taşlara ve heykellere tapmaktaydı. Hepsi de cahil idi. Aralarında okuryazar kimseler çok azdı. Medeniyetten yoksundular. Dağınık bir halde yaşarlardı. Bazı kabileler yeni doğan kız çocuklarını diri diri toprağa gömer de bundan acı bile duymazlardı.

92- Arabistan, önceleri böyle acıklı bir cehalet ve gaflet içinde yaşamakla beraber, Bedevîlik sayesinde asıl geleneklerini bir dereceye kadar koruyabilmişlerdi. Yaratılış bakımından zevki ve cesur idiler. Misafire hürmet eder, emaneti gözetirlerdi. Yalan söylemekten kaçınırlardı. Özellikle aralarında güzel söz söylemek ve şiir okumak san'atı ileriye bir düzeyde idi. Çok şairler ortaya çıkmış, pek parlak kaside ve manzumeler söylenmiş ve yazılmıştı. Artık bunlar da, bütün insanlık âlemi gibi, İlâhî bir dine muhtaçtılar. Gerçek bir din sayesinde yüksek ve temiz bir hayata kavuşmaya muhtaç idiler. Yüce Allah onlara lütfetti, İslâm dini sayesinde bu ihtiyaçtan kurtuldular.
Cihanda misli görülmemiş bir yükselişe kavuştular. Az bir zaman içinde dünyanın doğusuna ve batısına hakim kesilerek bütün beşeriyeti uyandırmaya çalıştılar. Hak ve hakikati, fazilet ve medeniyeti öğretmeye koyuldular ve başarı sağladılar. İslâmiyetin yüksek esaslarına ve prensiplerine sarıldıkça yükselişten yükselişe, başarıdan başarıya kavuştular.
yucel Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 12-02-2006, 05:27   #254
Üstad
 
Mesajlar: 2.865
Teşekkür Etme: 1.340
1.715 Mesajina 8.440 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 5511120
yucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgını
Tanımlı İslâmiyeti İlk Kabul Edenler


93- Resûl-i Ekrem Efendimiz kendisine peygamberlik gelince, ilk önce çevresinde bulunan bazı kişileri özel şekilde İslâm dinine çağırdı. Bu daveti ilk önce Hazret-i Hatice validemiz kabul edip İslâmiyet şerefine kavuştu. Sonra Kureyş'in büyüklerinden olan Ebû Bekir ile Peygamberirimizin azadlısı Zeyd İbni Harise ve peygamberimizin amcası Ebû Talip'in oğlu olan 9-10 yaşlarındaki Hazret-i Ali İslâmı kabul etmişlerdi. Az sonra da Hazret-i Ebû Bekir'in delâleti ile Osman İbnî Affan, Abdurrahman İbnî Avf, Sa'd İbni Ebû Vakkas, Zübeyr İbnî Avvam, Talha İbnî Ubeydullah hazretleri İslâmiyetle şereflendiler.

94- Peygamber Efendimiz, daha sonra insanları açıkça dine çağırmaya başladı. Herkese Yüce Allah'ın birliğini, varlığını ve büyüklüğünü anlatarak ondan başka hiçbir şeye tapılmamasını söyledi. Bunun üzerine gerçeği anlayanlar müslüman olmaya can atıyorlardı. Cehaletten kurtulup mutluluğa eriyorlardı. Bir süre sonra peygamberimizin amcalarından Hazret-i Hamza İslâmiyeti kabul etti. Bundan az sonra da Ömer İbnî Hattab müslüman olarak İslâm dininin yayılmasına çalıştı. Artık müslümanların sayısı günden güne artıyordu.

95- Peygamber Efendimizi görüp de ona iman edenlere çoğul olarak sahabe ve ashab denir. Bunun tekili "Sahabî'dir. Bu şerefe kavaşan hanımlara da "Sahabiyyat" denir ki, tekili "Sahabiyye"dir.
Ashab-ı Kiramın en büyüklerinden olan Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali Hazretlerine "Hulefa-i Raşidin, Çaryar-i Güzin" denir ki, bunlar Hazret-i Peygamberden sonra sırasıyla halifelik makamına geçmişlerdir. İslâm dinine pek çok hizmetler etmişlerdir. Bu dört sahabi ile Abdurrahman İbnî Avf, Sa'd İbnî Vakkas, Zübeyr İbnî Avvam, Talha İbnî Ubeydullah, Saîd İbnî Zeyd, Ebû Ubeyde İbnî Cerrah Hazretlerine de Aşere-i Mübeşşere (cennetle müjdelenen on kişi) denir ki, bunlar Hazret-i Peygamber tarafından cennetle, müjdelenmişlerdir.

96- Peygamber Efendimiz görüp de ona iman edenlerin hepsi de mübarek, mukaddes, her yönden saygı değerdirler. Onların değer ve şerefleri diğer bütün müslümanlardan daha yüksektir. Bu da Peygamber Efendimize kavuşma şerefine erişmelerinin ve İslâm dinine ilk hizmet etmenin bir neticesi, bir mükâfatıdır.
Onun için biz o yüksek zatların hepsine istisnasız hürmet ve sevgi besleriz. Onların arasında meydana gelmiş bazı olaylar, birer içtihada ve hikmete dayandığından biz o olayları kurcalamayız. O olaylardan dolayı hiç birine dil uzatamayız. Peygamberin ve diğer din büyüklerinin bizlere emir ve öğütleri bu şekildedir.
Allah'a hamd olsun ki, Sünnet ehlinden olan bütün müslümanlar bu şekilde hareket eder, bütün ashab-ı kiramdan, "radıyallahu anhüm = Allah onlardan razı olsun," diyerek hayır dua ile anarlar. Bu konuda "Ashab-ı Kiram Hakkında müslümanların Nezih İtikatları" adlı eserimizde geniş bilgi vardır. Yüce Allah Hazretleri bütün ashab-ı kiramdan razı olsun, amîn...
yucel Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 12-02-2006, 05:27   #255
Üstad
 
Mesajlar: 2.865
Teşekkür Etme: 1.340
1.715 Mesajina 8.440 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 5511120
yucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgınıyucel Baktabul'un Çılgını
Tanımlı İlk Müslümanların Çektikleri Eziyetler, Habeşistan'a Hicretleri ve Çember İçinde Kalm



97- Peygamber Efendimizi doğrulayıp İslâm dinini kabul eden ashab-ı kiramdan birçokları, bu uğurda pek çok eziyetler çekmiş, birçok maddî mahrumiyetlere katlanmış, dinleri uğrunda mallarını ve canlarını vermişlerdir. Peygamber Efendimiz dahi birçok eziyetlere uğramış, hiç bir peygamberin görmediği eza ve cefaya uğrayarak bunlara sabretmiş ve metanet göstermiştir. Yüksek Peygamberlik görevini en üstün bir şekilde çalışarak yerine getirmiştir.

98- Kölelerden ilk önce müslüman olan "Bilâl-i Habeşî" idi. Bu zat müslüman olunca, görmediği eziyet kalmamıştır. Müşrikler bu muhterem zatın boynuna ip takmışlar ve onu çocukların eline vererek sokaklarda ve kızgın kumların üzerinde dolandırmışlardır. Onu bayıltıncaya kadar döğmeye devam etmişlerdir. Fakat Hazret-i Bilâl: "Allah birdir, Allah birdir," diyerek dininde direniyor, bu eziyetlere katlanıyordu. Sonra onu Ebû Bekir Hazretleri satın alarak azad etmişti. Dinindeki sebat ve metanetinin mükâfatıdır ki, onun mübarek ismi asırlardan beri bütün İslâm ümmeti tarafından saygı ile anılıp durmaktadır. (Allah ondan razı olsun).

99- İslâmiyeti kabul edenlerden bir kısmı da, gördükleri eziyet yüzünden vatanların terk ederek Habeşistan'a hicrete mecbur kalmışlardı. Şöyle ki: Bunlardan ilk defa on bir erkek ile dört kadın, sonra seksen iki erkek ile yirmi kadın hicret etmiştir. Peygamberimizin muhterem kızı Rukiye ile kocası Hazret-i Osman da bu ilk hicret edenlerdendir. Habeşistan hükümdarı olan Necaşî bu muhacirlere çok hürmet etmiş, onlara yer göstermiş ve sonra da İslâmiyeti kabul etmişti.

100- Peygamberimize elçilik görevi verildiğinin yedinci senesi olmuştu. Mekke'deki müşrikler, müslümanların günden güne artmakta olduklarını ve güçlendiklerin görerek onlara bir kat daha şiddet kullanmaya başladılar. Peygamber Efendimizin mensub olduğu Beni Haşim (Haşim Oğulları) ile alışverişi kesmiş, onlara yararlı olan şeyleri bildirmeye karar vermişlerdi. Onların yoksulluk içinde yaşamaları için kendileriyle her türlü ilgiyi kesmek hasusunda bir sözleşme yazıp Kabe'nin bir duvarına asmışlardı. Artık Haşim Oğullarından gerek müslüman ve gerekse müslüman olmayanlar, "Şa'b-i Ebû Talib" denilen bir mahallede çember altına alınmış duruma sokulmuşlardı. Son derece sıkıntı içinde vakit geçiriyorlardı. Diğer müslümanlar da gelip bu mahallede toplanmışlardı. Fakat bu sözleşmenin başındaki "Bismikallahümme (Allah'ımızın adı ile)" yazısından başka bütün yazıların güvelerin yemiş olduğunu, Peygamber Efendimiz bir mucize olarak haber vermişti. Onlar gidip baktılar, bu gerçeği anlayınca biraz utandılar. Böylece müşrikler Haşim Oğullarına karşı olan sözleşmelerini bozdular. Haşim Oğulları da, diğer müslümanlar gibi, bu çemberden kurtulup biraz nefes aldılar.
yucel Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
islam anneleri Ebru İnanc Dünyası 0 08-22-2008 16:53
A is for Allah by Yusuf Islam Deli Firtina Video İzle 0 01-12-2008 17:08
Islâm Felsefesi nedir?Islâm Felsefesi hakkında.. serapqq Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji 0 12-14-2007 14:04
Islam Alimleri Ansiklopedisi Ebru İslami programlar 2 10-10-2007 11:14
islam Ansiklopedisi yucel İnanc Dünyası 463 05-31-2007 12:42


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:05 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256