Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > FARKLI DÜNYALAR > İnanc Dünyası
Kayıt ol Bloglar Fan Kulüpler Etiketler Albümler SSS Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

İnanc Dünyası Din hakkındaki yazıları burada bulabilir paylaşabilirsiniz. Inanc Dunyası, islamiyet, Hristiyanlık, inançlar, ibadet, inanç, iman

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 02-24-2007, 17:37   #1
Isınan Üye
 
Üyelik Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 15
Teşekkür Etme: 72
14 Mesajina 22 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 21 erdem1985 Buraların yabancısı
fie Lud kavmi ve Italyanin utanc sehri POMPEI


Yer: Kesin olarak bilinmemekle birlikte Mezopotamya civarı.

Zaman: M.Ö. 3000 civarı.

Rabbimize, yaşadıkları bolluğun ve güzel günlerin şükrünü ifa etmek yerine, O’na ortak koşmaya başlayan, kendilerine başka ilâhlar bulan bir kavme rahmet-i ilâhînin getirdiği son şanstı Hz. Nuh. Görevinin gerektirdiği ikazda bulundu:

“Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. O’nun dışında sizin başka ilâhınız yoktur. Yine de sakınmayacak mısınız?”

Aldığı cevap ise şu oldu:

“Bu, sizin benzeriniz olan bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah (öne sürdüklerini) dilemiş olsaydı, muhakkak melekler indirirdi. Hem biz geçmiş atalarımızdan da bunu işitmiş değiliz. O, kendisinde delilik bulunan bir adamdan başkası değildir; onu belli bir süre gözetleyin.”
Öyle dediler, ve kendilerine gelen Peygamberin ne Allah’ın rahmetiyle müjdeleyip ne azabıyla uyarmasına aldırmadılar. Bilakis, içlerindeki az sayıda inananın defterini dürmeye kalkıştılar.

Ve en sonunda, kendilerine gelen peygamber şöyle yalvardı Allah’a:

“Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et!” (Mü’minûn, 23:23-26)
Sonra, dağlar büyüklüğünde dalgalarla koptu Tufan... Varlığına ve birliğine inanılmayan Yaratıcı, elçisini yalanlayanların ve yoldan çıkanların hesabını Kendisi gördü.

Yer: Bugünkü İsrail–Ürdün sınırı, Ölü Deniz (Lût Gölü).


Zaman: M.Ö. 1900 civarı.

Rabbimizin yasakladığı ve son derece çirkin bir davranış olan eşcinselliği âdet hâline getirmiş olan kavminin son şansı hükmündeydi Hz. Lût. O da, görevinin gerektirdiği ikazlarla uyardı kavmini:

“Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz.”

Aldığı cevap ise şu oldu:

“Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları! Çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış. Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah’ın azabını getir.” (A’râf, 7:80-82)

Yine, bu kavmin ıslah olacağına dair tek bir ümit ışığı dahi kalmadığında, üstelik uyarılan azabın henüz gelmemiş olması onları inkârlarında daha bir ısrarlı ve şımarık kıldığında, devreye bir peygamber duası girdi:

“Rabbim, fesat çıkaran (bu) kavme karşı bana yardım et! Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar!”

Meleklerin eşliğinde kurtuluşa giden Hz. Lût’un ardında, çığlıklarla, gürültüyle tersine döndü toprak. Böylece, Sodom ve Gomorra şehirleri, yanardağlarda pişirilmiş balçık altında gömülüp, denizin 400 metre aşağısındaki bir gölün 400 metre altında kalıverdi. Bu sefil kavim yeryüzündeki en alçak noktaya indirildi. Felâket, Lût Peygamberin, inkâr edenler safında yer alan eşini bile aldı. Ve şehir, suyun altında hâlen yeşil duran ağaçlarıyla birlikte bu dünyanın en tuzlu ve en alçak gölünün altında, Rabbimizin verdiği şu söz için, âdeta ‘konserve’ edildi:

“O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hâlâ) durmaktadır.” (Hicr Sûresi, 76)
Yukarıda anlatılan iki hadise, Yaratıcımızı inkâr ederek O’na ortaklar koşmanın, O’nun yasaklarına uymamanın, O’na karşı meydan okumanın mutlaka felaketle sonuçlanacağını gösteriyor. Bunu belgeleyen, başka örnekler de var muhakkak. Zaten, bundan dolayı tekrar tekrar bizi ‘yeryüzünde gezmeye’ davet ediyor Kur’ân. Gezmeye; ve geçmişte inkâr edip isyana sapan kavimlerin başına gelen felaketlerden kendimiz için ders almaya.

Felaketlerin nasıl geleceği ise açıkçası, hiç belli olmuyor. Ne yaparsanız yapın, mutlaka bir tehdit altında bulunuyorsunuz. Sel, soğuk, kuraklık, kasırga, deprem, yanardağ püskürmesi... Kimi öyle, kimi böyle; inkârcı her kavim bir felaketle yeryüzünden silinip gitmiş bulunuyor. Yeryüzündeki herhangi bir yerin zikrettiğimiz felaket biçimlerinden en az birinin tehdidi altında bulunması ise, dünyanın neresinde olursa olsun, bir ‘uyarı işareti’ olarak duruyor insan için.
Peki, dünya neden bu kadar çok felaket yaşıyor?

Özellikle deprem ve yanardağ püskürmesi olarak yaşanılan büyük yıkımların görünür en önemli sebebi, Dünya etrafında yörüngesinde dönmekte olan, geceleri bizi aydınlatan, ilham kaynağımız mehtapları kırpıştıran Ay ile, bizi ısıtan, doğuşundaki ve batışındaki manzaralarıyla bize sevgiyi hatırlatan Güneştir.

Deprem ve yanardağ oluşumları, tamamen dünyanın erimiş çekirdeği üzerinde yüzerek hareket hâlinde olan yerkabuğu parçaları ile ilgilidir. Dünyanın mağma denilen bu kızgın maddeden oluşan çekirdeğinin devamlı bu halde kalmasının sebebi Ayın ve Güneşin dünya üzerindeki kütle çekimi etkileridir. Okyanuslar üzerinde suyun yükselip alçalarak gelgitler oluşturmasına sebep olan bu kuvvet, karalar üzerinde özellikle daha hareketli alt katmanlarda sürtünmelere yol açıp ısı meydana getirerek kayaların erimesine ve var olan ısının muhafaza edilmesine yol açar. Bu hareketlilik sebebiyle de dünyanın merkezinden gelen mağma püskürmeleri ve depremler Dünya, Güneş ve Ay var olduğu sürece devam edecektir. Eğer bu geri besleme olmasa 4 milyar yıldır püsküren volkanlar mutlaka basıncı azaltacak ve bir zaman sonunda bu felâketler son bulacak veya çok çok azalacaktı. Bu felâketlerin ne zaman olacaklarının kararını ise, her işte mutlaka bir sebebi araya koyan Allah vermiştir ve vermektedir. Zamanı geldiğinde Güneş, kendisini Yaratanla rekabet etmek isteyenlerin başına, O’nun emriyle toprak altından doğmaktadır meselâ.
Güneşin ve Ayın görünmez yerçekimi bağıyla yeraltına işleyen enerjileri yüzünden, hiçbir yanardağ patlaması bir sonrakinin olma ihtimalini azaltmaz. Tıpkı yıllarca zevk ve sefahat düşkünü sürdürdükleri hayatlarının âniden nasıl son bulduğunu anlayamayan Pompeii halkının başına gelenlerin, bugün aynı yerde kurulu ve benzer hayat tarzı sürdürülen Napoli şehrinin sefahet mahallelerini tehdit etmeye devam etmesi gibi...

Yakın sayılabilecek bir tarihte yaşanan ve yapılan kazılarla yok olduğu ânı kare kare anlatan Pompeii olayı, basit bir yanardağ püskürmesi değildir. Felâketin sebebi olan Vezüv yanardağı, İtalya’nın, özellikle de Napoli kentinin sembolüdür. Yaklaşık ikibin yıldan beri suskun olan Vezüv, ‘İbret Dağı’ diye adlandırılır. Vezüv’ün bu şekilde tanımlanması boşuna değildir. Ünlü Sodom ve Gomorra kentlerinin başına gelen felâket ile Pompeii faciası birbirine çok benzemektedir. Vezüv’ün batı yamacında Napoli, doğu yamacında ise Pompeii kenti yer alır. Bu batık kent. ikibin yıl öncesindeki Roma medeniyeti hakkında bize önemli bilgiler sunmaktadır. Genel bir rezervuardan yeraltı boru hatlarıyla evlere kadar taşınan suları, mükemmel bahçe ve çevre düzenlemesi ile birlikte, Pompeii, felâketin olduğu M.S. 79 yılına kadar çok güzel bir şehirdi. O gün için hayli yüksek bir rakam olarak, yirmibin insan barındıran şehirde, zamanın en ileri teknolojisi kullanılıyordu. Öyle ki, insanlar, o güne göre büyük bir teknolojik buluş olarak, at arabalarına monte ettikleri tekerleğe bağlı ve kat edilen belli mesafelerde torbaya bir misket atan bir kilometre sayacını kullanıyorlardı. Pompeii, özel bir balık sosu ve rengârenk bahçeli villalarıyla da ünlüydü ayrıca.
Ancak, esas ünü son derece çirkin bir fiil olan eşcinsellik ve fuhşun yaygınlığından geliyordu. Bu olayın ne kadar yaygın olduğunu belgeleyen tarihsel kayıtlar bir yana, şehrin kendisi, bunun ‘cansız kanıtları’nı barındırıyor hâlâ; ne olduğunu bile anlamadan bu fiil üzerine ölüp kızgın küllerin altında taşlaşmış cesetler o kadar çok ki... Çocukların bile bu rezalete karıştırıldığını belgeleyen birçok ceset bulunmuştur kazı alanında.

Bir yanardağın püskürüp bir şehre felâket yaşatması Vezüv yanardağının eteklerinde bulunan bir şehir için bize pekâlâ mümkün ve muhtemel gözükse de, bu olayın bu kadar âni biçimde olmasının, âdeta bir ‘oldu-bitti’ yaşanmasının bilimsel olarak hâlâ daha kesinlikle açıklanamadığını belirtelim. Yaklaşık ikibin yıl önce, M.S. 79’da yaşanan lav ve kül felâketi, bu kentin insanlarını o kadar âni bir biçimde yakalamıştı ki, herşey o günden bugüne olduğu gibi kaldı. Sanki zaman dondurulmuştu. Pompeii’ye bugüne kadar gördüğü en karanlık geceyi 24 Ağustos M.S. 79 yılının öğle vakti getiren yoğun bir duman ve kül yağmurunun ardından, Vezüv’ün lavları bir anda tüm kenti haritadan sildi. Olayın en ilginç yanı ise, kentin günlük yaşantısı içinde, Vezüv’ün korkunç patlamasına rağmen, kimsenin kaçamamış ve âdeta büyülenerek felâketin farkına bile varamamış olmalarıydı. Yemek yiyen bir aile, o andaki gibi aynen taşlaşmıştı. Uygunsuz halde, sayısız taşlaşmış çift bulunmuştu. Daha da önemlisi, bu çiftler arasında, aynı cinsten olanlar, küçük erkek ve kız çocuklarla olanlar da vardı. Pompeii kalıntılarından çıkarılan taşlaşmış insan cesetleri arasında, yüzleri hiç bozulmadan kalmış olanlar vardı. Genel yüz ifadesi ise, şaşkınlıktı.

İşte, Pompeii faciasının en akıl almaz yönü de burada. Nasıl oldu da binlerce insan hiçbir şey görmeden ve duymadan ve hiçbir şey yapamadan, âdeta ölümün gelip kendilerini yakalamasını beklediler?

Olayın bu yönü, Pompeii’nin yok oluşunun Kur’ân’da anlatılan helâk olaylarına aynen benzediğini gösteriyor. Çünkü, Kur’ân’da helâk olayları anlatılırken ‘birden yok olma’ üzerinde durulur. Örneğin, Yasin sûresinde anlatılan ‘şehir halkı,’ tek bir anda topluca ölmüşlerdir. Sûrenin 29. âyetinde bu durum şöyle anlatılır:

“(Onlara) yalnızca bir tek çığlık (yetti); ânında sönüverdiler.” (Yasin, 36:29)

Kamer sûresinin 31. âyeti ise, Semûd kavminin helâkini anlatırken yine ‘ânında yok olma’ olayına dikkat çekmektedir:

“Çünkü Biz onların üzerine bir tek çığlık gönderdik. Böylece onlar, ağıldaki çalı-çırpı olan kuru ot gibi oluverdiler.” (Kamer, 54:31)

Pompeii halkının ölümü de, âyetlerde anlatıldığı şekilde, ‘ânında yok olma’ tarzında gerçekleşmiştir. Bu bakımdan, bu şehrin akıbetinden, o şehirde işlenmiş isyankâr fiillere yeltenen her şehrin ve her toplumun alacağı bir hisse muhakkak bulunuyor. “Bize dokunmaz” diye düşünen varsa, önerimiz, “Yeryüzünde dolaşın!” âyetinden ders almaları ve dünyanın her yerinin ya altında ya üstünde bir ‘felâket’ potansiyeli taşıdığını unutmamaları.


Alintidir…………




URL=http://imageshack.us][/url]

erdem1985 Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 02-26-2007, 18:23   #2
Demirbaş
 
erhanbilir - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Bulunduğu Yer: italya
Mesajlar: 530
Teşekkür Etme: 770
480 Mesajina 939 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 23 erhanbilir Baktabul'un Çılgınıerhanbilir Baktabul'un Çılgınıerhanbilir Baktabul'un Çılgınıerhanbilir Baktabul'un Çılgınıerhanbilir Baktabul'un Çılgınıerhanbilir Baktabul'un Çılgınıerhanbilir Baktabul'un Çılgınıerhanbilir Baktabul'un Çılgınıerhanbilir Baktabul'un Çılgınıerhanbilir Baktabul'un Çılgınıerhanbilir Baktabul'un Çılgını
Tanımlı


emegine saglik paylasim icin tesekkurler
__________________
.

erhanbilir Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Tarihin ibret müzesi Pompei Hüzün Mitoloji 1 03-29-2008 04:01
Lut Kavmi Hakkında Bilgi, Lut Kavmi küppra Arkeoloji 0 11-29-2007 17:37
ibretlik pompei mutlu_ol Video İzle 2 09-10-2007 03:36
Utanç Abidesi zuzuu Off Topic 2 08-08-2007 13:02
Utanç Safak Şiir 0 04-14-2007 19:37


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:54 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.2 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
Site Ekle Hosting Hizmetleri

Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız


Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241