![]() |
| |||||||
| Ilginc Garip Enterasan Seyler Ilginc Garip Enterasan Seyler |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| ^^Mavinin Sessizliği^^ ![]()
Mesajlar: 3.038
Teşekkür Etme: 4.616
2.034 Mesajina 5.458 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 5
Tecrübe Puanı: 78090679 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... Yapı Kredi’nin “Bay Pardon”u, Arçelik’in “Çelik”i, Sütaş’ın “Ayraniç”i ve Efes Pilsen’in “Bira bu kapağın altındadır” reklamı ve diğerleri... Tüm bunlar, Türk tüketicisin aklına kazınan unutulmayan reklam kampanyalarından sadece birkaçı. Yarattıkları etkiyle “hafızalardan silinmeyen” kampanyalar arasında yer alıyorlar. En önemlisi yayınlandıkları dönemde, markaların piyasadaki konumunu güçlendirdikleri için pazarlama dünyasında hala inceleniyorlar. Kısacası, konusu, müziği, sloganı ve markada yarattıkları dönüşümle “çığır açan” bu reklam kampanyaları, şirketlerin satış hacminin yükselmesine hatta çoğunun rakiplerine fark atmasına neden olmuş durumda. Bu nedenle uzun yıllardır iş dünyasında da “en kült” reklamlar arasında anılmaya devam ediyorlar. İşte o reklamlar... Nilüfer Gözütok / CAPİTAL <H1>Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... </H1><H2>Yıl 1950. Türkiye’de markalaşmanın bakir olduğu zamanlar… Reklam ise gazete ilanlarından ibaret. Ülker, işte böyle bir dönemde, bir ilke imza atarak radyo haber bültenleri arasına bir reklam verdi. 10 liradan ücretlendirilen “Akşama babacığım unutma Ülker getir” sloganlı reklam, hemen hükümet bildirisinin ardından dinleyicilere duyuruluyordu. İşte bu radyo reklamları Ülker’in markalaşma öyküsünde ilk dev adım oldu. Radyo reklamları ve müziği öyle güçlü bir etki yarattı ki, ürünün satışlarında patlama yaşandı. İnsanlar hükümet bildirisinin hemen ardından yayınlanan reklamın etkisinde kalarak Ülker’e “hükümet bisküvisi” demeye başladılar. O döneme ilişkin olarak Ülker yetkilileri, “Satışlarımız o kadar iyi gitti ki, o güne kadar nakliye ambarları aracılığıyla taşınan bisküvilerin yarısı ıskartaya çıkıyordu. Artan talep ile Ülker kendi dağıtım ağını kurdu ve ürünler fabrika fiyatına ülkenin her yanına teslim edilmeye başlandı. Reklamın en önemli sonucu ise Türkiye’nin ilk yerli bisküvi markasının geniş kitleler tarafından benimsenmesini sağlaması oldu. Bu reklamlar hala Ülker’in reklam tarihinin kültleri arasında yer alıyor” diye konuşuyorlar. Sadece Ülker’in değil, onun gibi pek çok dev markanın yaşam döngüsünde satışlarını artırmasını sağlayan, hatta markaya çağ atlatan reklam kampanyaları mevcut... Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... Türkiye’nin ilk özel bankası Yapı Kredi, kuruluş yılı olan 1944’ten bu yana reklamı etkin bir mecra olarak kullanıyor. Bankanın bugüne kadar sonuçlarıyla en çok hatırlanan reklam filmi ise 1993 yılında Merkez Ajans tarafından hazırlanan “Pardon” isimli reklam kampanyası. Kaan Girgin’in rol aldığı kampanyada, Girgin’in temsil ettiği karakterle sevgilisi arasındaki aşk macerası ekseninde, bankanın bireysel bankacılık hizmetleri tanıtılıyordu. Her seferinde birbirinin devamı konular içeren reklam spotları, izleyici tarafından merakla bekleniyordu. Kampanyayı akıllara kazıyan ise her spotta ana karakter Kaan Girgin’in tekrarladığı “Burası Yapı Kredi değil mi? Pardon… pardon…” sözleri oldu. Yapı Kredi Kurumsal Kimlik ve İletişim Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Tülay Güngen, kampanyanın konusu, süresi ve tüketici üzerindeki etkisi ile unutulmaz olduğunu söylüyor. Güngen, “Bu, kredili hesabın anlatıldığı ilk reklam filmiydi. Türk tüketicisinin o tarihe kadar hiç alışık olmadığı şekilde 1 dakikadan daha uzundu. Hatta anlatılan ürünün özellikleri arttıkça ve reklamlardaki tempo yükseldikçe, süre de gittikçe uzamıştı ve ‘Bay Pardon’un son filmi olan trafik kazası filminde süre 2 dakika 49 saniye ile doruğa ulaşmıştı." diye konuşuyor. Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... Efes Pilsen 1976 yılında Piar araştırma şirketine bir araştırma yaptırdı. Yapılan araştırmaya göre o yıllarda bira şirketlerinin mesajları birbirine karışmıştı ve net olarak algılanmıyordu. Bunun üzerine Efes Pilsen reklam mecrasına daha fazla yatırım yapma kararı aldı. Hem fark yaratmak, hem de Efes Pilsen’i tüketicinin algısında bir üst seviyeye taşımak amacıyla bir konkur açtı. Ajans Ada'nın sunduğu “Bira bu kapağın altındadır” sloganlı senaryosu seçildi. Orta sınıfı hedef alan ve orta sınıftan gelen karakterlerin yer aldığı reklam filmlerinde her seferinde aynı slogan kullanıldı. Efes Bira Grubu Türkiye Bölge Başkanlığı Pazarlama Direktörü Dilek Başarır, “Bira bu kapağın altındadır” çalışmasının bu kadar etkili ve başarılı olmasının nedeni şöyle açıklıyor: “Kampanyanın bugün dahi hatırlanır olmasını sağlayan en büyük özelliklerinin başında; hedef kitlenin doğru tanımlanmış olması, reklamda kullanılan dilin samimiyeti ve reklamın sloganı geliyor. Tüketicide ‘Bira Efes Pilsen’dir algısı yaratıldı ve kampanya çok başarılı oldu” diye konuşuyor. Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... 2002 yılı yarım asırlık Arçelik markası için adeta bir dönüm noktası oldu. 1950’den itibaren tüketiciyle buluşan marka, yüksek bilinirliğine rağmen, istediği şekilde algılanmadığını 2002 yılında yaptırdığı bir araştırmada net olarak gördü. Genç, dinamik, modern ve gelişmiş teknolojiye sahip bir görünüm sergilemek isteyen marka, özellikle genç tüketiciler tarafından böyle algılanmıyordu. Bu saptama üzerine yeni bir soluğa ihtiyaç duyan Arçelik'in hedefi; markanın “modern ve çağdaş” imajını kuvvetlendirmekti. Young&Rubicam Reklamevi tarafından Temmuz 2002’de bu stratejiye göre oluşturulan reklamda, yenilikçilik vaadinin “bir sözcü” tarafından verilmesi kararlaştırıldı. Teknolojik ürünlerin sözcülük görevi için bir “robot” kullanmanın uygun olacağı düşünüldü. Böylece “Robot Çelik” yaratıldı. “Arçelik demek yenilik demek” sloganıyla kampanya başladı. Arçelik Genel Müdür Yardımcısı Şirzat Subaşı, Robot Çelikli reklamlarla birlikte Arçelik’in gerçek bir dönüşüm yaşadığını belirtiyor. Kampanyayı takip eden birkaç yılda Arçelik’in tüm zamanların en yüksek marka bilinirlik oranını elde ettiğini ifade ediyor. Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... Akbank’ın geçtiğimiz yıl düzenlediği, “Akbank İmaj 2006 - Binlerce Akbanklı’nın Kalbi” kampanyası bugüne kadar hatırlanma oranı en yüksek reklamı oldu. Kampanyanın içeriği ve prodüksiyonu; TV programlarına, ana haber bültenlerine ve gazete haberlerine konu oldu. Akbank Kurumsal İletişim Bölüm Başkanı Murat Göllü, bu kampanyanın 5 yıllık bir sürecin ardından ortaya çıktığını söylüyor. Göllü, Akbank’ın yenilikçilik yaklaşımıyla şekillenen gelişimini yansıtmak için ‘Türkiye’nin Yenilikçi Gücü’ mottosu ile yola çıktık. Kampanyanın amacı bu gelişimi kamuoyuyla paylaşmaktı” diyor. Publicis Yorum imzalı kampanyada beyazlara bürünmüş 120 kişilik bir grup insanın kıpkırmızı bir zeminde sürekli olarak bir şekilden diğerine geçtiği görüntüler yer alıyor. Göllü, genellikle banka reklamlarında ortalama hatırlanma oranı yüzde 10’lar seviyesindeyken, Akbank kampanyasının hatırlanma oranının yüzde 61, tekrar izlenme isteğinin ise yüzde 90’lık rekor sayılabilecek bir başarı oranı kaydettiğini belirtiyor. Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... Süt ve sütlü ürünler kategorisinin önde gelen oyuncularından Sütaş ise 2003 yılında geçtiği atakla büyük ilerleme kaydetti. Sütaş, en iddialı olduğu ürün kategorisi olan ayranı Türkiye’nin geleneksel içeceği konumundan çıkararak, Türkiye’nin popüler içeceği olarak konumlama kararı aldı. Bu karar doğrultusunda da reklam ajansı Güzel Sanatlar Saatchi ile “Ayraniç” kampanyasını oluşturdu. Kampanya için Sütaş çiftliği, Sütaş ineği ve Sütaş’a özgü muzip bir espri anlayışı kullanıldı. Kampanya yayınlandığı dönem en çok konuşulan reklamlardan biri olmayı başardı. Sütaş Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ergun Ermutlu, o dönemi şöyle anlatıyor: “Kampanya, ayran satışlarını desteklemek için kurgulanmıştı. 10 numaralı formayı giyen büyük futbol yıldızı Ayraniç’in, transfer bombası olarak Sütaş saflarına katılmasını anlatıyordu. Spikerin ‘Ayran içmek istiyorum sayın seyirciler’ şeklindeki anonsu ve Ayraniç’in muhteşem röveşatası tüketicinin hafızasından silinmedi.” Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... Yıl 2054. Üstün teknolojisiyle tüm dünyayı kuşatan Vestel’in yükselişini durdurmayı amaçlayan rakipler bir araya gelerek konsey oluşturur. Vestel’in başarısının ardındaki sebepleri öğrenmek için 2004’e, yani Vestel’in yükselişinin başladığı döneme bir casus android gönderirler. Casus android, 2004 yılında taksi şoförlüğü yapmakta olan Veysel’in yerine geçer. Taksici Veysel ışınlanarak geleceğe kaçırılır. Sonrasında da androidin Vestel’i inceleme serüvenleri de bir dizi olarak başlar. “Teknolojinin Türkçesi” isimli bu kampanya, 2004 yılında MARKA reklam ajansı tarafından Vestel için hazırlandı. Sektörde ilk defa yapılan bir uygulama ile reklamın yayınlanacağı saat ve kanallar tam sayfa gazete ilanı ile duyuruldu. Kampanya aynı gün aynı saatte tüm kanallarda yayınlandı. Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... Ford’un bugün en büyük etkiyi yaratan reklam kampanyası 2000 yılında Transit markası için yaptığı “Transit Türkiye’yi taşıyor” temalı reklam. Ford Pazarlama Müdürü Serhan Turfan, “Bu reklam gerek içeriği gerek müziği ile en çok hatırlanan reklam filmimiz oldu” diyor. Ogilvy & Mather tarafından hazırlanan kampanya duygusal öğeler barındırıyordu. Erzurum, Van, Kayseri, Ürgüp ve İstanbul’da çekilen reklam filminde, Türk insanının hayatında Ford Transit’in ne kadar önemli olduğu anlatılıyordu. Ford Transit dolmuş ile işine ulaşan insanlar, çocuklarını Transit servis aracı ile okullarına yollayan anneler, hastaneye Transit ambulans ile taşınan hastalar, sebze haline Transit pikap ile taşımacılık yapan köylüler de filmin ana karakterlerini oluşturuyordu. Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... Frito Lay 2003 yılında Cem Yılmaz'lı Doritos A La Turca kampanyasını, Türk insanının atıştırmalık ürünlere yatkınlığı, yeniliklere açıklığı ve yerel tatların kabul görmesinden yola çıkarak oluşturdu. Cem Yılmaz'ın kampanyada yer alması marka bilinirliğinin yüzde 40 artırılmasına destek oldu. Kampanya sonunda ürün satışları 2 katına çıktı. "Eğitim şart" espirisi de hala dillerde... (Reklam ajansı: Alice BBDO) -'HEM YUMUŞAK, HEM HESAPLI' (1986)- Kampanya sayesinde Solo'nun marka bilinirliği güçlendi. Bilinirliğin yaratılmasının ardından Solo markasına ait değerler ve bu değerlerin bütününde bir karakter oluştu. Yıllardır bu sloganın kullanılması sayesinde, Solo tüketicilerin zihninde rasyonel, tutumlu ve sempatik bir marka olarak yer edindi. (Reklam ajansı: RPM Radar) -'AĞZININ TADINI BİLENLER' (2001)- Kampanyanın amacı İstanbul ve çevre illerde kaymaklı yoğurt segmentinin lideri Tikveşli’nin gücünü, diğer bölgelere de yaymaktı. Gazanfer Özcan'lı lezzete vurgu yapan reklamlarla birlikte Tikveşli'nin penetrasyonu 2 ay içinde yüzde 40 seviyelerine kadar arttı. Pazar payı yüzde 20 artış gösterdi. (Reklam ajansı: Y&R Reklamevi) -'ÇOK ÇALIŞMAM LAZIM ÇOOOK' (2001)- Amaç, “Alo Automat Beyazlığı”nın markanın aile hayatına olan etkisini anlatmaktı. Annesine, "Ayşe Öğretmen bana aşık; çok çalışmam lazım çook" diyen erkek çocuğu halâ hafızalardaki yerini koruyor. “Çok çalışmam lazım çook” 2001 krizi ile de birebir örtüşen ve “zorlu dönemlerde verilmesi gereken mücadeleyi” anlatan sloganıyla bugün dahi hatırlanan bir kampanya oldu. Alo, pazarda üçüncülükten liderliğe ulaştı. (Reklam ajansı: Markom/Leo Burnett) Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... 1995 yılında Haluk Bilginer, Uğur Yücel ve Arzum Onan'ın rol aldığı İş Bankası'nın "Sağduyu" temalı kampanyasının amacı, bireysel bankacılık ürünlerinin sağladığı kolaylıkları duyurmaktı. Kampanya; hem ürün satışı hem imaj değerlerine önemli katkı sağladı. Serinin en sevilen filmi Papua - Yeni Gine ile ithalat - ihracat işlemleri tanıtıldığı film oldu. (Reklam ajansı: Medina Turgul) -'ÇOCUK DA YAPARIM, KARİYER DE (2003)- Orkid'in 25'inci yıl kampanyası fikrinin çıkış noktası, geçen yıllar boyunca Orkid’in kadınların hayatına yaptığı katkıydı. Kampanyada özellikle “Çocuk da yaparım kariyer de” dizesi, kadın özgürlüğünün sembolü oldu. Reklam müziği dillerden dillere dolaştı. 5 ay içinde Orkid’in pazar payında yüzde 10, marka sadakatinde de yine yüzde 10’luk bir artış oldu. (Reklam ajansı: Markom/Leo Burnett) -'TÜRKİYE ENERJİSİNİ BİZDEN ALIYOR' (2005) 44 yıldır Aygaz'ın milyonlarca aileye ulaşmasını konu alan reklam kampanyasında Şener Şen rol aldı. Reklamın ardından yapılan araştırmalar, yapılan çalışmanın anlaşılırlık ve mesaj algılama açısından üst seviyelerde olduğunu ortaya koydu. Markanın da güçlü, güvenilir bir algıya sahip olduğunu gösterdi. (Reklam ajansı: Y&R Reklamevi) -'MÜZEYYEN' (2000)- İstikbal'in kampanyasında amaç, gençleri hedefleyen ürün grubunun lansmanını yapmaktı. Kampanya; müziğinden, oyuncularına kadar bu ana mantık üzerine kurgulandı. Kampanya filmlerini Sinan Çetin yönetti. Sonuçta genç hedef kitle üzerinde istenen etki yaratıldı. Satışlar yüzde 40’ların üzerinde bir arttı. (Reklam ajansı: Atlantis İletişim) Son 50 yıla damgasını vuran reklamlar... Patates üreticisi Ayşe teyze, patates cipsinin doğal olmadığına inanan tüketicilerin fikrini değiştirmek için 2003 yılında kolları sıvadı. Köy hayatını temsilen Ayşe Elmacı ile Lays'in üretim süreci sempatik bir şekilde anlatıldı. Son 4 yılda Lays satışlarındaki yüzde 475'lik büyüme kampanyanın hedeflerin üstünde başarı elde ettiğini gösteriyor. "Yiyin gari" sloganı da hala akıllarda... (Reklam ajansı: Alice BBDO) -ONLAR HALKA DEĞİL, FİL... (1994) Kampanyada amaç, Selpak Havlu’nun süper emici halka teknolojisinin getirdiği üstünlüklerin vurgulanmasıydı. Böylece Selpak markası, tüketicinin ilk beklentisi olan “emicilik” özelliğini sahiplendi. Tüketiciler ile duygusal bağ güçlendi. Reklam ajansı: Manajans) -'EĞER SEN DE MUTLUYSAN SELAM VER' (2006)- Kampanyanın amacı Fiat'ın genç, dinamik ve yeni yüzünü müşterilerle buluşturmaktı. Özellikle müziğiyle dikkatleri çeken kampanya, Fiat yetkililerine göre izleyenlerde mutluluk hissi yarattı, ve müşterileri markaya yakınlaştırdı. Reklam, hedef kitlenin yüzde 69’u tarafından hatırlandı ve yüzde 39’u tarafından da Fiat markasıyla eşleştirildi. (Reklam ajansı: TBWA-İstanbul) 'AÇ-KAPA ARTEMA' (1985)- Türkiye'de ilk kez pazara giren "tek kumandalı armatür"lerin lansmanı için hazırlanan kampanyada, ürünlerde kullanım kolaylığı vurgulandı. Şener Şen'in rol aldığı filmlerde, "aç-kapa" ifadesinin esprili bir şekilde kullanılması, kampanyanın akılda kalmasını sağladı. "Aç-Kapa Artema" sloganı, jenerik bir hal aldı. (Reklam ajansı: RPM Radar) milliyet </H2> | |
| | |
| The Following 2 Users Say Thank You to mavidamla For This Useful Post: | mutlukız (10-08-2007) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Tarihin akışına damgasını vuran resimler | Misafir | Off Topic | 21 | 08-30-2008 00:08 |
| Geçtiğimiz yıla damgasını vuran aşk? | XxCANISIxX | Anketler | 6 | 07-09-2008 19:17 |
| Zirveye damgasını vuran fotoğraf | zinnat | Dünyadan Haberler | 0 | 04-04-2008 13:21 |
| 2008'in ilk haftasına damgasını vuran kareler | yaremce | Resim Bölümü | 13 | 01-19-2008 07:28 |
| 2007 ye damgasını vuran foğroflar | zhr | Komik Resimler | 8 | 12-18-2007 22:27 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız