Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GENEL KÜLTÜR VE SANAT > Edebi Yazilar > Hikayeler & Öyküler/Masallar
Kayıt ol Bloglar Fan Kulüpler Etiketler Albümler SSS Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Hikayeler & Öyküler/Masallar HİKAYE ÖYKÜ MASAL ARŞİVİ İbretli Hikayeler, Duygusal Hikayeler, Din Büyüklerinden Hikayeler, Yaşanmış Hikayeler, Dini Hikayeler, Kıssadan Hisseler, Resimli, Öyküler, Masallar

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 06-26-2008, 15:03   #1
"KıYaMet SeNfoNiSi"
 
küppra - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: May 2007
Bulunduğu Yer: buRsa
Mesajlar: 3.416
Teşekkür Etme: 4140
1349 Mesajina 3200 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 28 küppra Baktabul'un Çılgınıküppra Baktabul'un Çılgınıküppra Baktabul'un Çılgınıküppra Baktabul'un Çılgınıküppra Baktabul'un Çılgınıküppra Baktabul'un Çılgınıküppra Baktabul'un Çılgınıküppra Baktabul'un Çılgınıküppra Baktabul'un Çılgınıküppra Baktabul'un Çılgınıküppra Baktabul'un Çılgını
;;) Çocuk Cin-Çocuk Cin Masalı-Keloğlan Masalları


Çocuk Cin-Çocuk Cin Masalı-Keloğlan Masalları
Keloğlan, oyun oynamayı çok severmiş. Fakat annesi bu kadar fazla oyun oynamasına çok öfkelenir, bağırır, çağırır, kimi vakit, güzelce sopa atarmış.

Akşamlardan bir akşammış.

Keloğlan mahalle arkadaşları ile bir oyuna dalmış. Oyunun adı bezirganbaşı imiş. O kadar kendilerini oyuna vermişler ki, tüm arkadaşları gibi bizim Keloğlan da zamanının nasıl geçtiğini bilmemiş. Yatsı vakti çoktan olmuş, hâlâ oyundalarmış.

Nihayet bir arkadaşları hatırlatma yapmış:Annelerimiz bize dayak atar. En iyisi dağılalım. Gece yarısı oldu neredeyse…

Bunun üzerine bütün oyuncular birbirlerine iyi akşamlar dileyerek evlerine dağılmış.

Keloğlan ise kalakalmış orta yerde, hem de karanlıkta. Çünkü evi çok uzaklardaymış. Bu yüzden tek başına gitmekten çok korkarmış.Şansına ay ışığı da yokmuş o gece.

Ne yapsın Keloğlan?

Korkulu vaziyette, karanlığın içine doğru yürümüş, ama neredeyse aklı uçacakmış, yerlere düşüp bayılacakmış, keşke bu kadar geç kalmasaymış, annesinin neler söyleyeceğini düşündükçe senedelermiş.


Gide gide bir dereye gelmiş. Ama, geceymiş ya, (ortalık) çok ıssızmış. (Bir yandan da) çakalların uğultusu ortalığı doldururmuş. Derenin biraz yukarısında çok geniş bir düzlük varmış. İşte oradan kulağına çalgı sesleri gelmeye başlamış.

Acaba ne var bu vakitte orada, diyerek yürümüş.

Bir de ne görsün?

Çok sayıda cin ve orta yerde bir kadın. Kadın oynar, cinler alkış tutarmış. Çalgılar gümbür gümbür ötermiş. Ne yapacağını şaşıran Keloğlan kala kalmış olduğu yerde ve oyuna dalmış gitmiş. Hep(ten) unutmuş evine gideceğini, annesinin neler söyleyeceğini. bir sürü de söz işitip, sopa yiyeceğini.

Vakit gece yarısını çoktan geçmiş. Keloğlan mı? Yine kendinde değilmiş.



Bunca cinin arasında bir kadının işi neymiş?

Başlamış cinler de oynamaya.

Bizimkinin de oynayası gelmiş, ama aralarına karışmaktan korkarmış. Kendi kendisine, olduğu yerde dönmeye başlyamış, bir ara o kadar heyecanlanmış ki, birkaç takla atmış.

Birdenbire çalgı sesleri kesilmiş.

Cinler birer birer oyunu bırakıp oturmuşlar. Sonra da derin bir uykuya dalmışlar.

Ama, kadın uyumamış.Bir kenara çekilip sesli sesli ağlamaya başlamış. Buna bir mana verememiş Keloğlan. Yavaşça kadının yanına sokulmuş. Gayet içten bir dille derdini sormuş.

“Kimsin sen? Nasıl düştün cinlerin arasına?”

Adı Zarife imiş kadının. Kendisi gibi bir insan görünce çok esvinmiş, hatta şok geçirmiş, bir ara bayılmış. Sonra kendine gelmiş. şu hiç hoşlanmadığı cinlerden kurtulabileceğini düşünmüş. Keloğlan, biraz yüksek sesle konuşmaya başlayınca, hemen eliyle “sus” işareti yapmış. Kolundan tutarak Keloğlan’ı birlikte uzaklaşmışlar cinlerin yanından.

Daha biraz gitmeden aksilik olacak ya, cinlerden biri uyanmasın mı? Bakmış ki Zarife yok. Sinir tepesine vurmuş. Çünkü Zarife’ye aşıkmış.

İkide bir arkalarına bakarak yürüyen keloğlan ile Zarife, bir cinin peşleri sıra geldiğini görünce öyle korkmuşlar, öyle ürkmüşler ki, dilleri tutulmuş. Kadının aklına bir çare gelmiş. Keloğlan’ın kulağına eğilmiş, “Aman Keloğlan, şu cine yem olmayalım aman”.

“Ne yapalım” diye sormuş Keloğlan.

“Sen” demiş, “Çocuk cin gibi rol yap”.

“Eee…”

“Yaklaşınca ‘ey cin’ de, ‘Zarife’yi ihtiyacına götürüyorum, az sonra döneceğiz’ de, tamam mı Keloğlan”.

Cin iyiden iyiye yaklaşmış. Sıcak nefesi bile işitilirmiş.

Sesini sinek gibi incelten Keloğlan şöyle demiş:

“Ey uyanık cin, bize yaklaşma! Zarife’nin ihtiyacı var, birazdan döneceğiz”.

Cin, başka bir aksilik olmasın diye, hemen durmuş. Keyfi yerindeymiş. Çünkü, şimdi Zarife ile dönüşte gönlünce muhabbet edecekmiş. Böyle hayallere dalıp gitmiş. Beklemiş, beklemiş fakat hâlâ dönen olmamış. Şöyle birkaç defa seslenmiş. Ama hiç cevap alamamış. Çok sinirlenmiş. Hırsından kafasını ağaçlara vurmuş. Ne yapacağını şaşırmış.

“Heey arkadaşlar, yanıma gelin, Zareife’yi kaçırdılar. Hâlâ ne horulduyorsunuz”, diye bağırmış.

Tabii cinler, hemen uyanmış ve yanına gelmişler.

Gitmişler hızla, ama yakalayamamışlar bir türlü kaçanları.

Keloğlan Zarife ile birlikte evine gelmiş.

Anası, uyku uyuyamamış, gözleri yollarda kalmış. Bağırmaktan sesi kısılmış. Pek de sinirliymiş. Bir sürü laf etmiş. Üstelik yanındaki kadına da bir anlam verememiş. Tam kadına “Senin ne işin var burada” diye soracakken Zarife evvel davranıp şöyle demiş:

“Ey yaşlı ana, Keloğlan’a bir şey deme, çünkü beni cinlerin elinden kurtardı. O olmasaydı, ben şimdi hâlâ cinlerin elinde esir olacaktım. Neredeyse bir can borcum var. Ödülünü, bir şekilde vereceğim”.

Tabii, bu sözlerden kim hoşlanmaz!

“Hoş geldin kızım, safalar geldin hem. Şöyle buyur. Oturun hele,, Keloğlanım, yaman oğlanım, ne duruyorsun, sıcak süt getir ablana” diyerek ne kadar keyiflendiğini ortaya koymuş yaşlı kadın.

Zarife, birkaç gün misafir kalmış Keloğlanların evinde. Ama içi çok acımış, hallerini görünce. Yaşlı kadına demiş ki, “Ana müsaade edersen gitmeliyim artık. Ana dedim sana, çok iyilik ettin bana. Hem de Keloğlanı götürmeliyim.

Kadın: “Olmaz” diye itiraz etmiş.

Zarife, “Ama” demiş, “Ona ödül vermeliyim”.

Kadın, “Ne ödülü vereceksin” diye sormuş.

“Sürpriz olsun” demiş Zarife.

Kadın, “peki” demiş.

Keloğlan anasının elini öpmüş, sanki çok uzun zaman kalacakmış gibi.

“Hemen dön gel oğlum” demiş anası, gözlerimi yollarda koma.

Zarife ve Keloğlan, çıkmışlar yola. Konuşa konuşa gitmişler, gitmişler, bir konağın önüne gelmişler.

Konak, ama ne konakmış. Etrafı bağlık bahçelikmiş.

Ünlü bir beyinmiş bu konak.

Bey, konağın kapısında görünmüş. Bir sevinç narası atmış.

“Hoş geldin Zarife” demiş. Artık ümidimi büsbütün yitirmiştim.

Zarife beyin karısıymış.

Bey, Keloğlan‘a bakmış. Sevmiş çocuğu. Zaten hiç çocukları olmadığı için, yıllardır bir evlatlık ararlarmış. “Buldum işte” demiş içinden.

Zarife Keloğlan’ı öve öve bitirememiş. Cinlerin elinden nasıl kendisini kurtardığını bir bir anlatmış.

Bey, “Ay tüysüz oğlan, gözleri ışıltılı oğlan, ne şen çocuksun sen. Kal bizimle istersen” demiş.

Hemen itiraz etmiş Keloğlan, “Olmaz beyim, bir anacığım var şu dünyada. Onu bırakamam kendi halinde. Kalır gözleri yollarda, izin ver beyim, hemen döneyim”.

Zarife bir başka yalvarmış, “Etme eyleme Keloğlan, hayatımı kurtaran oğlan. Biraz daha sabretsin ihtiyar anan. Görünce, götüreceğin hediyeleri, çok beğenecek vallahi inan”.

İsteksizce başını sallamış Keloğlan, “olur” diye fısıldamış.

O sıralar, beyin düzenlediği bir “en güzel türkü yarışması” hazırlıkları son aşamaya gelmiş. Yalnız, bu yarışmaya sadece çocuklar katılabilirmiş.

Bey, Keloğlan’a gülümseyerek demiş ki, “Ay dazlak oğlan, sesi güzel oğlan, yakında bir türkü yarışması var, katıl oğlan”.

Olumsuz manada başını sallamış Keloğlan, “olmaz beyim beceremem” demiş.

Bey, “niçin” diye sormuş. “Ben çok utanırım, hem de sesim güzel değil” cevabını vermiş bizimki.

Bey, “Buluruz bir çaresini” demiş, “bir tek ölümün çaresi bulunmaz”.

Yine Zarife girmiş araya, “Senin için büyük fırsat olur keloğlan, çok büyük ödül alırsın.”

“Dedim ya hem utanırım, hem de sesime güvenemem” diye tekrarlamış Keloğlan.

Zarife, “Senin” demiş, “sesini güzelleştirecek bir yumurta biliyorum. Bir de neva otu yersen utangaçlığın da gider”.

Buna sevinmiş Keloğlan, “yumurta nerede neva otu nerede” diye merakla sormuş.

Zarife açıklamasını şöyle yapmış: “Yumurta Kaf Dağı’nda bir ağacın dallarından birinde. Neva otu ise yakınlarımızda.

Bey, “Peki hanım” demiş, “bu yumurtayı nasıl getirteceğiz?”

“Zümrüdü Anka kuşu ile” diye cevaplamış karısı.

Bey gülmüş, “Seninkisi masal be hanım” demiş, “Masaldan da masal. Kaf Dağı neresi? Hem Zümrüdü Anka Kuşu’nu nerede bulacaksın?”

“Sen o işi bana bırak” diyerek Keloğlan ile birlikte evden çıkmış Zarife. Bir zaman yürümüş gitmişler. Bir derenin kenarında durmuşlar, vakit geceymiş.

Cinler, yine davul zurna cümbüş yaparmış. Zarife, cinleri görünce “ne güzel eğleniyorsunuz, ne kadar keyiflisiniz” diye takılmış.

Cinler, Zarife’nin gelmesinden çok memnun kalmış. Uzun zamandır onun eksikliğini unutamadıklarını söylemişler.

Beklediği fırsatı değerlendirmiş Zarife: “Bana Zümrüdü Anka Kuşu’nu bulup getirirseniz, yeniden aranıza katılırım. Hiç sizden ayrılmam”.

Ouuu! Cinlerin daha yanında durulur mu? Bir sevinmişler, bir neşelenmişler ki, yedi dağın ardından duyulmuş naraları, mutluluk şarkıları.

En akıllıları olan cin: “Senin için biz Kaf Dağı’nı bile buraya getiririz. Yeter ki aramıza katıl” demiş.

Keloğlan aptal aptal bakarmış.

Kambur bir cin şöyle seslenmiş, “Ey Zümrüdü Anka her neredeysen çık gel kamburuma kon”.

Bir nefeslik zamanda Zümdürü Anka gelip cinin kamburuna konmuş.

Neler olup bittiğine mana veremeyen Keloğlan, şaşırıp kalmış.

Kambur cin, Zümrüdü Anka’ya seslenmiş, “Ey kuş, senin hemen gelmen ne hoş! Şu kadın bir emir verecek hemen koş!”

“Olur” demiş kuş.

Zümrüdü Anka’nın güzel gagasına bir öpücük konduran Zarife, “Bu Keloğlanla birlikte Kaf Dağı’na gideceksiniz. Bir ağacın dalında, gümüş bir yuva içinde kırmızı bir yumurta var. Onu alıp bana getireceksiniz”.

Zümrüdü Anka gayet memnun bir durumda, “Emriniz olur sultanım” diyerek Keloğlanı kanatlarına aldığı gibi ormanların üzerinden uçup gitmiş.

Onlar gidince, cinlerle Zarife sohbete başlamış. Maksadı yumurta getirilinceye kadar onları oyalayıp sonra da kaçmakmış.

Cinin biri merak etmiş, “Ne yapacaksın yumurtayı?”

“O yumurta en kötü sesleri bile pırıl pırıl açar. Bizim Keloğlan’ın ‘güzel türkü yarışması’na girmesi gerekiyor. Ama sesinin iyi olmadığını söyledi. Ben de o yüzden bu yumurtayı getirtiyorum işte”.

Onlar sohbet ede dursun, biz Zümrüdü Anka ile Keloğlan’ınne durumda olduklarını anlatalım.

Pek kısa zamanda Kaf Dağı’na varan Zümrüdü Anka ile Keloğlan, aradıkları ağacı ve o ağacın dalındaki gümüş yuvayı bulmuş ve kırmızı yumurtayı alıp yine çok kısa bir anda cinlerin yanına dönmüş.

Cinin biri, “Hadi bakalım Keloğlan” demiş, ilk türkünü bize söyle!

Zarife hemen aşağıdaki dereden bir neva otu bulup getirmesi için cinin birine rica etmiş.

Koşup giden cin neva otunu alıp gelmiş.

Önce neva yiyen, ardından da kırmızı yumurtayı içen Keloğlan’da utangaçlık kaybolmuş, hem de sesi çok harika olmuş. Kafasına estiği gibi bir türkü söylemiş. Cinler çok keyiflenmiş. O kadar ki, kendilerinden geçip yerlere serilmiş horul horul uyumuşlar. Yalnız bir tanesinin gözü açıkmış. Uyamamış, Zarife’yi gözetlemiş. Bunu anlayan Zarife, Keloğlan’a yavaşça şunları söylemiş: “Keloğlan, sen biraz yukarılara çık. Bir güzel türkü söyle. Bütün cinler senin yanına koşacak. Çünkü çok beğendiler. Ben de bu arada kaçarım. Onlar yine uyur. O arada sen de tüyersin. Ormanlığın üst tarafındaki düzlükte buluşuruz”.

Keloğlan “Hay hay bey hanımı” demiş.

Çıkmış biraz üst tarafa Keloğlan, elini kulağına vermiş asılmış türküye. O kadar şahane söylemiş ki uyumakta olan cinler Zarife’yi falan unutup, sesin çekiciliğine doğru koşmuşlar.

Türkü bitmiş, cinler geri dönmüş. Bir de bakmışlar ki kadın çoktan kayıplara karışmış.

Hiç bekler mi Keloğlan?

Tavşan gibi sıvışıp geçmiş ormanların arasından. Zarife ile buluşup konağa gelmişler.

Bey çok mutlu olmuş.

Güzel türkü yarışması başlamış.Çocuklar birbirinden güzel türküler söylemiş. Sıra Keloğlan’a gelmiş. Ama herkes alay edermiş. Çünkü kılığına bakarak iyi türkü söyleyemeyeceğine inanırlarmış.

Şöyle konuşurlarmış aralarında: “Şu kel kafalı çocuğu acaba ne diye sokmuşlar yarışmaya?”

“Bu çocukta ses ne gezer?”

“Galiba en kötüyü seçmek için bu keltoşu yarışmaya katmışlar”.

Keloğlan çıkmış meydanlara. Hiç utangaçlık göstermeden öyle güzel, öyle harika bir türkü söylemiş ki, dinleyenlerin tamamı elleri çatlayasıya alkışlamışlar, ‘bravo, aferin, müthiş ses” demişler.

Bu başarısından sonra Keloğlan, şöyle demiş: “İzin verin artık, anama gideyim, bir tas sütünü içeyim, ellerinden öpeyim.”

Bey, başka türlü yalvarmış “Evladım yok, seni öz yavrumuz bileceğiz, istersen güzel bir kızla evlendireceğiz. Kal bizimle Keloğlan.”

“Olmaz” demiş Keloğlan. Ben anamı, kimselere değişmem.

İkne edemeyince, Keloğlan’a bir testi dolusu altın vermişler. Bir güzel öpüp sevip anasına göndermişler.

Anası, Keloğlan’ın bir testi altınla geldiğini görünce sevinçten düşüp bayılmış.

Neden sonra ayılmış.

Ana oğul, o günden sonra, fakirlik nedir hiç bilmemişler.

alıntıdır.
__________________



SELENİMM SENİ ÇOK SEFİYORUM
Şans Melek'mm Seni De

the bastards you know,
is the hero you hate!
küppra Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Keloğlan ile Sincap Arkadaşı-Keloğlan ile Sincap Arkadaşı Masalı-Keloğlan Masalları küppra Hikayeler & Öyküler/Masallar 0 06-26-2008 15:08
Keloğlan ile Devler-Keloğlan ile Devler Masalı-Keloğlan Masalları küppra Hikayeler & Öyküler/Masallar 0 06-26-2008 15:06
Keloğlan İle Vefasız Arkadaşı-Keloğlan İle Vefasız Arkadaşı Masalı-Keloğlan Masalları küppra Hikayeler & Öyküler/Masallar 0 06-26-2008 15:01
Keloğlan ve Kuyudaki Dev-Keloğlan ve Kuyudaki Dev Masalı-Keloğlan Masalları küppra Hikayeler & Öyküler/Masallar 0 06-26-2008 14:58
çocuk hikayeleri ve masalları zeynep Hikayeler & Öyküler/Masallar 0 06-18-2007 21:22


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:46 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
Site Ekle Hosting Hizmetleri

Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız


Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241