![]() |
| |||||||
| Fıkralar fıkralar, komik fıkralar, karadeniz fıkraları, fıkralar, temel, avcı, okul, doktor vb fıkralar |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| temel yolda giderken karnının çok aç olduğunu hisseder. köşenin bitiminde gördüğü bir dükkandan içeri girer. - selamın aleyküm uşağım. + aleyküm selam buyur abi. - ben bir karadeniz pidesi alacaktım da. yalnız burada yemiycem mümkünse sarıver. adam bir an durup sorar: + afedersin abi sen karadenizli misin? temel bu soruya sinirlenir: - niyeki kardeşim? karadeniz pidesi yemek için illa karadenizli mi olmak gerekir? misal ben japon olmasam sushi yiyemeyecek miyim? ya da italyan olmazsam pizza vermeyecek misin? adam cevabı yapıştırır: + yok abi o yüzden söylemedim. burası nalbur. bir gün bir adam karısına sordu: "aynı zamanda nasıl hem bu kadar salak hem de bu kadar güzel olabildiğini anlamıyorum." karısı yanıtladı: "açıklamama izin ver. allah beni sen çekici bul diye çok güzel yarattı ve beni de, ben seni çekici bulayım diye çok salak yarattı!" dünya feministleri kendi aralarında karar almışlar: eve dönünce kocalarımıza artık onun işlerini yapmayacağımızı söyleyelim ve 1 yıl sonra sonuçları değerlendirelim. bir yıl sonra ingiliz delege, eve gidince kocama artık onun işlerini yapmayacağımı söyledim. birinci gün bir şey görmedim. ikinci gün de bir şey görmedim üçüncü gün baktım hem kendi işlerini hem benim işlerimi yapıyor demiş. fransız delege, eve gidince kocama artık onun işlerini yapmayacağımı söyledim. birinci gün bir şey görmedim. ikinci gün de bir şey görmedim üçüncü gün baktım hem kendi işlerini hem benim işlerimi yapıyor demiş. alman delege, eve gidince kocama artık onun işlerini yapmayacağımı söyledim. birinci gün bir şey görmedim. ikinci gün de bir şey görmedim üçüncü gün baktım hem kendi işlerini hem benim işlerimi yapıyor demiş. türk delegeye sıra gelmiş. eve gidince kocama artık onun işlerini yapmayacağımı söyledim. birinci gün bir şey görmedim. ikinci gün de bir şey görmedim üçüncü gün şişlik biraz indi hafif görmeye başladım demiş. bush iktidara gelir ve 'ne yapsamda iktidarımı kuvvetlendirsem'diye düşünür ve üzerinde resmi bulunan pul bastırmaya karar verir.pullar basılır, piyasaya sürülür ama bi sorun vardır ullar zarfların üstünden patır patır düşmektedir.bush adamını çağırır: +oğlum bu pulların arkasına yapıştırıcı sürmediniz mi,niye düşüyolar' der. -efendim sürdük de insan lar pulun arkası yerine önüne tükürüyorlar..!! ilkokulun birini ziyaret eden başkan bush, dördüncü sınıflardan birine girer. sınıf, kelimeler ve anlamları üzerine bir tartışmanın tam ortasındadır. öğretmen, başkan'dan trajedi kelimesi için sınıfı yönetmesini rica eder. küçük bir erkek çocuğu ayağa kalkarak "eğer yan tarafta oturan en iyi arkadaşım sokakta oynarken bir araba onu çiğner geçerse bu bir trajedi olurdu" der. "hayır" der bush, "bu bir kaza olurdu". küçük bir kız elini kaldırır: "eğer 50 çocuğu taşıyan bir okul otobüsü uçuruma yuvarlanıp herkes ölürse bu bir trajedi olurdu." "üzgünüm" diye açıklar başkan, "biz buna büyük bir kayıp derdik." sınıfı bir sessizlik kaplar. başka gönüllü çocuk kalmamıştır. başkan bush sınıfa bakar " bana trajedi için örnek verecek başkası yok mu acaba?" en sonunda sınıfın arkalarında oturan küçük bir erkek çocuğu elini kaldırır. yavaşça "bay ve bayan bush'u taşıyan amerikan havayollarına ait bir uçak, usame bin ladin gibi bir terörist tarafından füze ile uçurularak tuz buz edilirse bu bir trajedi olurdu" der. "harika" der bush "doğru. peki bunun neden bir trajedi olacağını bana açıklayabilir misin?" "çünkü" der çocuk "bu bir kaza olmazdı ve kesinlikle büyük bir kayıp da olmazdı bir amerikalı, bir ingiliz, bir de ıraklı kahvehanede oturmuş çay içmektedirler..amerikalı çayını bitirir bardağı havaya atar ve silahıyla bardağını vurup parçalar.."amerika'da bardak o kadar ucuz ki aynı bardaktan ikinci kez çay içmeyiz." der..ingiliz de çayını bitirir, bardağı havaya atarak silahıyla parçalar.."bizde bunun hammaddesi öyle çok ki aynı bardakla iki kez çay içmeyiz." der.son olarak ıraklı çayını bitirir, bardağı atar ve silahıyla hem amerikalıyı hem de ingilizi öldürür.."bağdat'ta bunlardan o kadar çok var ki biz aynı adamla iki kez çay içmeyiz." der.. temel askere gider karısı fadime temel'e mektup yazar ; ula temel sen askere gittin bütün iş bana kaldı bu tarlayı kazayım mı? temel mektubuna cevaben der ; fadime sakın tarlaya dokunma bütün kaçak silahları oraya gömdüm askerlikteki kuramlardan birisi de asker mektubu yollamadan önce bölük komutanı mektubu okur.. komutan der ; ulan temel yaktım senin ben şimdi çıranı bir bölük asker ile gider tarlayı kazar silah milah bulamazlar bu sefer temel tekrar fadimeye mektup yazar ; nasıl fadime tarla güzel kazıldımı amerikalılar sabah saatlerinde işlerine giderken korkunç bir trafikle karşıkarşıya gelirler...yol tamamen kapalı ve araçlar durmaktadır. herkes yolun ucunda neler oluyor merak etmektedir. bu sırada merakla bekleyen amerikalının birinin araba camına biri vurur. adam camı açar ve sorar: - nedir bu trafiğin sebebi biliyor musun? - caddenin ortasında teröristler bush'u rehin almışlar. 1 milyar dolar talep ediyorlar. aksi takdirde benzip döküp yakacaklarını söylüyorlar. - hmmm. şimdi anlaşıldı bu lanet trafiğin sebebi. - sen ne kadar katkıda bulunacaksın? - herkes ortalama ne veriyor? - 5 litre. ülkenin birinde,sihirli bir ayna vardır.dört bir yandan insanlar bu aynada kendilerini görmek için gelirler.yine böyle bol ziyaretçili bir günde,tesadüf bu ya pamuk prenses,bill gates,notre dame in kamburu aynaya bakmak için sıradadırlar.önce pamuk prenses girer ve mutlu bir şekilde çıkar, -hala dünyanın en güzel kızı benmişim der. sonra bill gates girer,o da mutludur, -hala en zengin benmişim der. sıra notre dame ın kamburundadır.o girer ve gayet sinirli bir şekilde çıkar, -kim lan bu reha muhtar! Alttaki metni sesli okuyun ve kendi agzinizdan cikani bir dinleyin! - I run each teen me? - A wet each team. - I run each make is tea your sun each. - Higher them in each team. - Catch bar duck each teen? - On bar duck each team. - Why high one why! Adam kitabevinden içeri girdi, tezgahta duran gence sordu: - Sizde "Kadınlara Karşı Zafer Kazanan Erkek" romanı var mı? Tezgahtar eliyle az ötesini işaret etti: - Var efendim, orada masal kitapları bölümünde bulabilirsiniz. Genç deve annesine sormus -Anne niye bizim ayaklarimiz bu kadar büyük? Anne cevap vermis: -Çölde kuma batmamak için. Genç deve tekrar sormus: -Peki kipiklerimiz niye bu kadar gür. Anne tekrar cevap vermis: -Çölde kum firtinalarinda kum kaçmasin diye. Meraki yatismamis olan genç deve bir soru daha sormus: -Bizim niye hörgüçlerimiz var. Anne deve sabirla yanitlamis : -Çölde çok uzun süre susuz idare edebilme için suyu hörgüçlerimizde depolariz. Sonunda dayanamayan genç deve sormus : -Peki biz Ankara Devlet Hayvanat Bahçesinde ne halt yiyoruz?? Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti.. Gazetesine,iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri çemberleri aşamayınca "Yol verin.. Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler.. Foto muhabiri yaklaştı. Arabanın önünde bir eşek yatıyordu. :-)))) Fadime: - Çocuk zeçasuni penden almuş. Temel: - Pelli, penum ki yeri yerine durayi Temel birahene sahibine sormuş. - Pi künde kaç fiçi satayisun? - Aşağı yukarı üç fıçı. - Dört fiçu satmak ister misun? - Tabi - Pardaklari tam doldurmalisun Zengin Temel arkadaşı Cemal ile ava çıkmış. Temel'in bütün eldiven ve giysileri en iyi markadan ve gıcır gıcırmış. Topu topu bir tavşan vurmuşlar. Cemal: - Ula pir tavşan yüz milyona mal oldi. İyiçi içi tane furmadık. Temel Cemal ile kavgalıdır ve hiç sevmez. Cemal ölür. Temel'e haber verirler. -Cemal ruhunu Azrail'e teslim etti. -Azrail'in kabul edeceğini sanmiyirum. Sabah anne, oğlunun odasına girdi ve onu uyandırdı. "Haydi oğlum, uyan artık... Okula geç kalacaksın..." Oğlu, yarı açık gözlerle annesine baktı ve uykulu bir sesle : "Fakat anne, bugün okula gitmek istemiyorum" dedi. Anne, oğlunun isteğine karşı çıktı. "Okula neden gitmek istemiyormuşsun bakayım?" dedi. "İki ciddi neden söyle bana..." Oğlu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanıtladı : "Okuldaki tüm öğretmenler benden nefret ediyorlar, bir... Tüm öğrenciler de benden nefret ediyorlar, iki... Bu iki ciddi nedenim yeter mi, anne?" Annesi oğlunun nedenlerini geçerli bulmadı : "Bunlar okula gitmemen için neden olamaz" dedi. "Şimdi hemen kalk ve çabuk hazırlan..." Bu kez oğul annesine : "Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gösterebilir misin, anne ? " dedi. Sabri tükenme noktasina gelen anne, oğlunun üstündeki yorganı hızla çekti ve oğlunun istediği iki ciddi nedeni açıkladı : " Birinci ciddi neden, 52 yaşında koskoca adamsın... İkinci ciddi neden ise, sen okulun müdürüsün..." adamin biri is basvurusunda bulunmus. gorusmeye cagirmislar. gorusme sonuna dogru ortalama bir tip oldugu anlasilan adama yoneticisi sormus: - "peki beklentilerin ne? seni ne tatmin eder?" adam saymaya baslamis: - "oncelikli olarak bir araba istiyorum. ayrica su anda bulundugum dairenin kirasi biraz fazla, onu da sirketin karsilamasi iyi olur. maas olarak da 3000$'dan asagi calismam. sirket yoneticisi dinler ve: - "biz sana son model bir cherokee ve tarabya'da bir villa verecegiz. ayrica bizim bu pozisyonumuz icin planladigimiz maas 6000$'dir," demis. bizim elemanin gozleri firlamis: - "saka yapiyorsunuz", demis. sirket yoneticisi sessizce yanitlamis: - "once siz baslattiniz..." önemli bakanlardan biriyle şöförü yolda gitmekdedir bakan şöföre sorar -eşşekle şöför arasında ne fark vardır +valla bakanım bilemiyecem -birine çüş dersin durur birine dur dersin durur. birine deh dersin gider birine yürü dersin gider şöför bu lafa pek içerler. bakana döner +bakanım peki ben size bi soru sorabilirmiyim -tabi sor. +bakanla eşşek arasında ne fark vardır. -valla bi şey bulamadım +ne tesaduf bende bi fark bulamadım olay almanyada geçmektedir. adamın biri yolda yürürken falcının biri yaklaşır: -abi 3 mark ver sana geleceğini söyleyim, der adam da meraklanır 3 markı verir. -hadi söyle bakalım der, falcı adamın elini alır bakar ve yüzünün rengi değişir: -sen milyonlarca kişinin ölmesine neden olacaksın, der ve hızla uzaklaşır. adam şaşkın bir şekilde kalır ve düşünmeye başlar, en sonunda intihar etmeye karar verir. tren yolunun yanına gider, tren gelirken önüne atlamayı düşünmektedir. tren gelirken tren yolunun ortasında bir çocuk görür, tam tren çarpacakken geri çeker ve çocuğu kurtarır ve sorar: -evladım sen ne geziyorsun burda, adın ne senin bakim? -adolf amca benim adım adolf Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri, bir gün New York üzerinde balonla dolaşmaya çıkar. Aksilik bu ya, pusulasını aşağıya düşürür ve kaybolur. İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır. -"Pardon. Ben neredeyim acaba?" diye sorar. - "Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin" der adam. Yönetici sinirlenir: -"Sen mühendissin değil mi?" diye sorar. -"Evet." der adam. "Nereden bildin?" - "Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap 100% doğru fakat hiç bir işime yaramıyor." -"Sen de yöneticisin değil mi?" diye sorar Adam. -"Evet sen nereden bildin?" –Adam "Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmuşsun. Pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat bu şimdi benim sucum oldu." ...!! Bir Hıristiyan kasabasında görevli papaz günah çıkarmaya gelenlere vaaz verirken, bundan sonra bana günah çıkarmaya geldiğinizde bana aldattım kelimesini kullanmayın bundan çok bıktım onun yerine (düştüm)diye söyleyin demiş, gel zaman git zaman papaz emekli olmuş onun yerine genç bir papaz gelmiş ama her şeyden habersiz, yine günah çıkartmaya gelenler papaz efendi dün düştüm , gecen hafta düştüm, aradan bir ay geçmiş genç papaz artık valiye gitmenin zamanı geldi düşen düşene demiş,ve valinin yanına gitmiş.Vali bey su yolları bir kontrol etseniz düsen düsene, tabiki vali bey düşmenin hangi anlama geldiğini bildiği için kahkaha ile güler, papaz sinirlenir ve vali bey ne gülüyorsunuz daha dün kariniz geldi üç defa düştüğünü söyledi demiş. Papaz ,iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş . - ''Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?'' Zangoçta derin bir sessizlik...İyice köpürmüş - Papaz: ''Sana soruyorum be adam!Duymuyormusun beni? -''Hayır burdan hiçbir şey duyulmuyor efendim'' - "Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun ..'' Zangoç bıyık altından gülmüş, - '' İsterseniz yer değiştirelim anlarsınız...'' Yer değiştirmişler.Bu kez zangoç seslenmiş -''Kilise için toplanan bağışları kim zimmetine geçiriyor?' Papaz kendi kendine söylenmiş. -''Hakikaten yahu! Buradan hiç bir şey duyulmuyor.'' bi gün adamın teki ormanlık bi yolda arabasıyla gidiyomuş. aniden önüne kırmızılar içinde bi adam fırlamış ve "ben bu ormanın kırmızılı hipnasıyım, bana yiyecek bi şey vermezsen burdan geçemezsin" demiş. adam da uuraşmamak için bi şeyler verip yoluna koyulmuş. derken bu sefer sarılar içinde bir adam arabanın yolunu kesmiş ve "ben bu ormanın sarılı hipnasıyım, bana içecek bi şey vermezsen vermezsen burdan geçemezsin" demiş. adam yine noolur noolmaz diye bi şeyler verip yoluna devam etmiş. birazcık yol aldıktan sonra mavi elbiseli birisi arabanın yolunu kesmiş. artık adam dayanamamış ve camdan beline kadar çıkıp "sen ne istiyosun lan ormanın mavili hipnası!!!" diye bağırmış. adam şöyle cevap vermiş: ehliyet ve ruhsat kizilderinin teki bizonlarini otlatiyormus.derken bir kovboy gelmis sormus: - köpek senin kopegin mi? - o kopek benim olmak! - onunla konusabilir miyim? - kopek konusamamak! kovboy kopege yaklasir. - nasilsin? - fena degil! (kizilderili saskin...) - bu kizilderili senin sahibin mi? - evet. - sana iyi davraniyor mu? - evet,cok iyi. gunde iki kez tuvalet icin dolastiriyor, bana yemek veriyor ve benimle oynuyor.(kizilderili bu arada kafayi yemektedir) kovboy kizilderiliye tekrar sorar. - bu at senin atin mi? - o at benim olmak! - onunla konusabilir miyim? - at konusamamak! kovboy ata yaklasir. - nasilsin? - fena degil! (kizilderili daha da saskin...) - bu kizilderili senin sahibin mi? - evet. - sana nasil davraniyor? - iyi. bana hergun gerekli yurususleri yaptiriyor, fazla yuk bindirmiyor,gunde 2 kere ve her terlememden sonra terimi siliyor, ve içinde yiyecek ve yataklik olan ufak bir ahir insa ediyor.(kizilderili ne gözlerine ne de kulaklarina inanamamaktadir) kovboy tekrar kizilderilinin yanina gelir. - bu disi esek senin mi? - esek benim olmak,konusmak ama çok yalan soylemek gariban bir köylü şehre inmişti. büyük bir mağazada iki kişinin karşılıklı oturup konuştuklarını gördü. içerde bir masa ve üç dört koltuktan başka bir şey görünmüyordu. merak etti ve içeri girdi: - selamünaleyküm ağalar. - aleykümselam hemşerim ne istiyorsun? - merak ettim acaba burada ne satıyorsunuz? köylü ile dalga geçmek isteyen emlak komisyoncusu sırıtarak cevap verdi: - eşek satıyoruz. köylü de taşı gediğine yerleştirdi: - sadece ikiniz misiniz yoksa daha var mı ? kayseri'de yol çalismasi yapiliyomus. köylüler esegin birini salip geçtigi yerden yolu geçiriyolarmis. o sirada oradan geçmekte olan amerikali bir mühendis görmüs bunlari. merak etmis; gitmis yanlarina. -merhaba dayi nabiyonuz böyle? demis. köylü -yol yapiyoz diye cevap vermis. -"e bu essek ne" diye devam etmis mühendis. köylü genel prosedürü söyle bir anlatmis. essegin yolun nerden geçecegine karar verdigini söylemis. bizim amerikali mühendis yerlere yatmis gülmekten, öyle sey mi olur diye. alayci bir tonla: - "eee demis, essek bulamiyinca napiyonuz?" köylü: - "o zaman amerika'dan mühendis getirtiyoz." adamin biri sinemaya gider. tam sinemada film baslarken önüne saçini kazitmis biri oturur ve sinemanin isiklari bu saçini kazitmis adamin kafasina vurur... arkasindaki adam bir turlu filmi izleyemez. adam içinden "sunun ensesine bi tane yapistirayim" der sonra "oglum adam iri yari... ellese bile beni parçalar" diyip vazgeçerken yanina temel oturur.. adam temel'e donup "su kafasini kazitmis adamin ensesine bi tane vur sana 5 milyon verecem" der. temel de dayanamaz adamin ensesine bi tane yapistirir ve devam eder "ulan hasan sen burada miydin" der. adam donup ; "ne hasani kardesim" der temel de "pardon kardesim karistirdim" der ve adam onune donunce 5 milyonunu alir. adam dayanamaz ve temel'e donup "kardes bi tane daha yapistir sana 10 milyon verecem" der. temel bi tane daha adamin ensesine vurur ve ilave eder "hasan sensin be yeme beni" adam donup "hasan degilim kardesim be " diyip on koltuklardan birine oturur. temel'in yanindaki adam artik filmi birakip bu kafasini kazitan adami aramaya baslar ve bulur hemen temel'e donup "bak kardesim iste oraya oturmus. git ensesine bi tane daha vur sana cebimdeki tüm parayi verecem" der. temel hemen kafasini kazitmis adamin arkasina geçip ensesine bi tane yapistirip "ulan hasan burda miydin, ben de yarim saattir arkadaki adami sen sanip ensesine vuruyorum" rus fizikciler yerin 100 metre altinda bakir tel bulduklarini, bunun ise atalarinin bundan 1000 yil öncesinde telefon sebekelerinin oldugunu kanitladigini duyurdular. bu olaydan 1 hafta sonra amerikan gazetelerinde ilginç bir manset. amerikan bilim adamlari yerin 200 metre altinda 2000 yil öncesine ait fiber optik hatlar bulduklarini, bunun ise, amerikan toplumunun ruslardan 1000 yil öncesinde gelismis digital haberlesme sistemleri oldugunu söylediler. bir hafta geçmeden türk gazetelerinde yeni bir manset. türk bilim adamlari yerin 500 metre altina kadar kazdiklarini ve hiçbirsey bulamadiklarini, bunun ise atalarinin 5000 yil öncesinde mobil telefon ve kablosuz iletisim sistemlerine sahip olduklari sonucuna vardilar.... donald rumsfeld ölmüş ve cennete gitmiş.. aziz peter'in karşisinda cennetin kapsinda dururken arkasinda saatlerle dolu çok büyük bir kapi görmüş ve sormuş: -"bu saatler ne böyle??" aziz peter cevap vermiş: -"bunlar yalan saatleri. dünayadaki herkesin bir yalan saati vardir. her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder.. rumsfeld: -"o, peki bu kimin saati?" -"bu azize teresa'nin saaai.. ibre hiç bir zaman oynamadi, yani hiç yalan söylememiş.. -"inanilmaz" demiş rumsfeld. "peki bu kimin saati??" aziz peter cevap vermiş: -"bu abraham lincoln'ün saati.ibre iki kez hareket etti, yani abraham tüm yaşaminda sadece iki kez yalan söyledi.." en sonunda rumsfeld dayanamamiş ve sormuş: -"peki bush'un saati nerede??" -"bush'un saati isa'nin ofisinde, isa onu vantilatör olarak kullaniyor.." Konu Gizem tarafından (10-11-2007 Saat 23:18 ) de değistirilmistir.. Sebep: Konu Tekrarı Editlenmiştir | |
|
| The Following 5 Users Say Thank You to For This Useful Post: |
| | #2 |
| yabanci
Mesajlar: 1
Teşekkür Etme: 0
Mesajina Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 0 ![]() |
teşekkürler
|
| | |
| The Following 2 Users Say Thank You to serkano121 For This Useful Post: |
| | #3 |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| Ben tesekkur ederim....... |
|
| | #4 |
| V.İ.P. ÜYE ![]()
Mesajlar: 1.942
Teşekkür Etme: 260
79 Mesajina 235 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 13608171 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | saol çok güzel fıkralar |
| | |
| | #5 |
| Misafir
Mesajlar: n/a
|
gülmekten okuyamadım cok komik gercekten tesekkurler cnm..
|
|
| Mesajiniza Tesekkur Eden Uyeler: |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Fıkralar-Fıkra Çeşitleri En Beğenilen Fıkralar-En Komik Fıkralar-Fıkra Arşivi | zuzuu | Fıkralar | 48 | Bugün 03:54 |
| yuh yani dedirtecek kanunlar | Ebru | Ilginc Garip Enterasan Seyler | 10 | 07-22-2008 05:46 |
| ister inan ister inanma dedirtecek olaylar!!!!! | MuStİ_43 | Ilginc Garip Enterasan Seyler | 0 | 07-09-2008 14:14 |
| Evliliğin gerçek yüzü hahah | eda_nur | Komik Yazılar | 3 | 01-11-2008 22:43 |
| "Allah'tan erkeğim" dedirtecek 100 Şey::))) | Baktabul.Com | Beylerin Dunyasi | 13 | 06-26-2007 14:16 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız