![]() |
| |||||||
| Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji Felsefe,Sosyoloji,Psikoloji |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| Ne Düşteyim Ne Gerçekte ![]()
Mesajlar: 3.306
Teşekkür Etme: 7.745
2.903 Mesajina 9.968 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 11
Tecrübe Puanı: 103527423 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Düşünmek, Tartışmak, Anlatmak Bir güzel Atasözü duydum “Akla nazar değmez”, ne kadar veciz, ne kadar doğru, aklımız en kıymetli varlığımız, en güzel işlevi ise DÜŞÜNMEK. Böyleyken diğer insanların türlü yeteneklerini kıskanır, onlara benzemeye çalışırız da iş akıl’a gelince kendi aklımızdan başkasını beğenmeyiz. Elimizi kolumuzu , eşyaları kullanmayı anamızdan babamızdan, öğretmenlerimizden kitaplardan öğreniriz de en kıymetli varlığımız olan aklımızı kullanmayı, düşünmeyi öğreten pek bulunmaz, evet okulda Mantık dersi okuduk, ama aklımda bir tek şey yer ettiyse ne olayım. İnsanoğlunun düşünerek her soruya cevap bulabileceğine veya en azından çözüme giden yolu bulabileceğine inanırım ; hele bu birçok kişiyle birlikte yapılırsa çözüme daha kolay ulaşılır, bunun da adı Tartışma. Tartışma adabı bir başka konu, onu bir kenara bırakalım, tartışma denilen şey muhakeme yürüterek (Düşünerek) yanlışları elemek ve doğruyu bulmak. 1- Bunun için ilk şart düşünmeye yeni doğmuş bir bebek gibi başlamaktır, zihnimizde daha önce edinilmiş tüm yargıları bir kenara bırakıp konuya tam bir tarafsızlıkla bakmalıyız. 2- Düşünmeye başlarken aklımızda doğruyu bulmaktan başkaca bir amaç, niyet, istek olmamalıdır. Bilerek yada bilmeyerek belirli bir sonuca eğilimi olan bir zihin doğruyu asla bulamayacaktır. 3- Düşünürken sanki bir cebir problemini çözer gibi sadece önümüzdeki adımı düşünmeliyiz, her bir adımı doğru çözersek doğru sonuca ulaşırız ; yoksa “bu adım beni ileride şu neticeye götürür, bu da kötüdür” diye ileriye atlarsak doğru sonuca varamayız. Bir duvar örer gibi alttaki tuğlayı doğru yerleştirdiysek aklımızı elimizdeki tuğlayı doğru yerleştirmeye vermeliyiz, ileride bu duvar sonra şöyle olur, böyle olur diye duvarı yamultmamalıyız. Özellikle sosyal konularda bir noktadan, uzakta bir noktaya giden en doğru yol çoğu zaman düz bir hat şeklinde olmaz, tuttuğunuz yolun yönü gideceğiniz noktayı göstermeyebilir, böyle bir anda başkaca düşüncelere imkan tanımayıp, cebir probleminin elimizdeki adımını doğru çözmeye bakmalıyız, bu yol sonunda nereye varır? diye düşündüğümüzde yaptığımız şey muhakemenin sonucu için bir arzu taşımak olur, ki bu bizi yanlışa götüren ve düşünürken en sık yaptığımız bir hatadır. TARTIŞMAK Kelime manası “Doğruyu bulmak için fikir alışverişi yapmak” tır, ancak genellikle ve özellikle bizim toplumumuzda bu iş doğruyu bulmak yerine bir benlik ispatı şeklinde kabullenilmekte ve de öylece uygulanmaktadır, tartışmanın amacını “kazanmak” olarak düşünmekteyiz, kim kazanırsa, artık bu da ne demekse, üstünlüğünü göstermiş oluyor, çok yanlış. Tartışmanın amacı doğruyu bulmak, “Öğrenmek” olmalıdır. Aksine bizde tartışmaların sonunda elde edinilen şey , en iyi ihtimalle, kızarmış yüzler ve gergin bir atmosfer oluyor. Gözlediğim kadarıyla batılı insanlarla aramızdaki en büyük farklılıklardan birisi işte bu tutumumuzdur. Tartışmanın en iyi metodu Sokrates’in sorgulama usulüdür, yani karşınızdakine sorular sorarak doğruyu o’na buldurmak ve söyletmektir, tabii kendisine aptalca gelebilecek bazı sorulara kızmadan, inatlaşmadan , tarafsızca düşünebilen ve içinde öğrenmek arzusu taşıyan muhataplar bulabilecek kadar şanslıysanız. Böyle birini bulursanız ne mutlu size, bana da haber verin lütfen. ANLATMAK Bir fikir ürettiniz veya öğrendiniz, bir işi yapabilecek iki kişiyi eğitmek, o işi bilfiil yapmaktan on kere daha faydalıdır, öyleyse bu bilgiyi başkalarına aktarmanız lazım ya da bu fikri bir menfaat için “satmanız” lazım, peki nasıl yapacaksınız? Takdim teknikleri üzerine yazılmış binlerce kitap var, her iş yerinde de personele bu yolda eğitim verilmektedir, bunlara değinmeye gerek yok, ben bu konuda çok zaman hatalı bir şekilde uygulandığını gördüğüm bir şeyi anlatmak istiyorum, ve buna bir isim bulmakta da zorlanıyorum “Anlatım Mantığı” diyelim şimdilik. Anlatmak istediğimiz şey ister somut ister soyut bir şey olsun, iki türlü anlatımı vardır, ya tanımını yaparsınız, ya da özelliklerini sayarsınız, tanımlamak çok daha kısa ve bilimseldir, ancak daha zordur, özelliklerini saymak ise neredeyse mümkün olamayacak kadar uzundur. Açıklayalım, diyelim hayvan bilgisi dersindesiniz ve AT’ı anlatmak istiyorsunuz, bildiğimiz at, en doğrusu “..madde, canlı, çok hücreli, omurgalı, memeli, çift tırnaklı .. vs..” şeklinde bilimsel sınıflandırma dediğimiz şekilde anlatmaktır, tanım da zaten sınıflandırma’dan başka bir şey değildir, belirli bir atı anlatmak için ise bazı özelliklerini sıralamak yetecektir , bunu yapmadan özelliklerini sıralamaya kalktığımız takdirde ise tanımın sonu gelmeyecektir. Bir veri’nin bilgi haline gelmesi için o verinin ilişkili olabileceği mevcut tüm verilerle olan ilişkisinin açıklanması gerekir, o şeyi anlatmaya özelliklerinden başlarsak o özelliğin evrendeki yerini, önemini de anlatmamız gerekir. İşte bir derslik, buyurun girelim, bakalım konuşmacı ne diyor? -Size bir şey anlatacağım, dinler miydiniz acaba? Ben olsam dinlemezdim doğrusu, en azından can kulağıyla, niye dinleyeyim ki, yapacak daha güzel şeyler var, ancak merak edersem dinlerim, işte kilit kelime “merak etmek”, bir şeyi anlatmaya kalktığınızda ilkönce dinleyicilerinizde anlatacağınız şeye karşı merak uyandırmalısınız, falanca şey filancaymış, bana ne, bana o şeyin beni doğrudan etkileyen bir özelliğinden başlayarak, zihnimde gerisi için bir merak uyandırmalısınız. Söyleyeceğiniz her cümle mantıki bir atlama olmaksızın bir önceki cümlenin devamı, cevabı, sonucu olmalı ve bir sonraki cümlenin mantıki sebebi olmalıdır. İşe anlatmaya çalıştığımız şeyin özelliklerini sayarak başlamamalıyız, bu özellikler her ne ihtiyacımıza cevap olacaksa önce bu ihtiyaçları anlatmalı, sonra bu ihtiyaçlara cevap olacak özelliklerinden başlayarak anlatacağımız şeyi anlatmalıyız.Eğer anlatacağımız şey bir kavram ise o zaman nasıl adım adım düşündüysek aynı adımlarla açıklamalıyız. Kaynak: Taylan Ece | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Düşünmek şişmanlatıyor | xGönülx | Sağlık Haberleri | 0 | 09-12-2008 09:44 |
| Derin Düşünmek | ICE_VOLCANO | İnanc Dünyası | 0 | 07-28-2008 12:31 |
| Düşünmek | cindy | Edebi Yazilar | 0 | 07-23-2008 13:51 |
| İçeriksiz Düşünmek-Cebgiz Eren-İçeriksiz Düşünmek Kitap Özeti | zeynep | Kitap Özetleri ve dergi | 0 | 07-12-2008 08:36 |
| Gelecek Zamanda Düşünmek,Jennifer James,Gelecek Zamanda Düşünmek Kitap Özeti | zeynep | Kitap Özetleri ve dergi | 0 | 07-03-2008 14:34 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız