Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GENEL KÜLTÜR VE SANAT > Eğitim Öğretim Bölümü > Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji

Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji Felsefe,Sosyoloji,Psikoloji

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 08-09-2007, 03:48   #1
Emekli S.moderatör
 
Mesajlar: 6.163
Teşekkür Etme: 7.215
2.046 Mesajina 5.202 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 447363
..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını..::TUĞBA::.. Baktabul'un Çılgını
Tanımlı Varlık Felsefesi...


Varlık Felsefesi

Felsefe, varlığın var olup olmadığını; varsa eğer nasıl var olduğunu sorgular. Reel (gerçek) ve ideal (düşüncel) varlık alanları, töz (cevher) ve öz ile oluş nedir gibi sorular ontolojinin (varlık öğretisinin) temel sorunlarıdır. Bu konudaki açıklama ve varsayımlar ilkçağa dayanır. Ancak ontolojinin bir felsefe dalı olması ve bu adı alması 17. yüzyılda Wolf'a dayanmaktadır. 18. ve 19. yüzyılda Immanuel Kant ve Georg Wilhelm Friedrich Hegel'in bu alandaki çalışmalarını, 20. yüzyılda Hartmann izlemiştir. Ancak doğaldır ki varlık sorunu ilk günden bu yana felsefeyi meşgul etmiştir.

Başlangıçta doğa filozoflarının ilgilendiği varlık sorunu onların hemen ardından Atina idealistlerinin metafizik anlayışında temel sorun olmuştur. Varoluşu idealist bir anlayışla ele anmak orta çağında karakteristiği olarak karşımıza çıkar.

Şimdi bunlara kısaca bir göz atalım:

İlkçağ Maddecileri
İlkçağ Maddecileri (Doğa Filozofları) Thales'ten Demokritos'a kadar uzanan ve coğrafya olarak Anadolu'da yaşayan düşünürlere verilen addır. Maddeci düşünürler; evrenin bir yaratıcısı olmadığı ve ezeli bir var oluş içinde olduğu düşüncesindedirler. Onlara göre "Hiçten bir şey olmaz."Evrenin de bir ilk biçimi, ilkolanı, arkhé'si vardır. Her şey arkhénin dönüşümü sonucu bugünkü halini almıştır.

Thales'e (625-545) göre ilk olan sudur. Her şey sudan gelir ve yine suya dönecektir. Dünya da sonsuz su (okeanos) içinde yüzer.

Arkhenin ne olduğu konusunda çok farklı isimlendirmelere rastlanır. İlkolan kimi zaman toprak, hava, su veya ateş ya da bunların kombinasyonunu şeklinde karşımıza çıkmaktadır; kimi zaman ise sayı, apeiron (sınırsızlık-sonsuzluk) sperma (tohum) ya da atom olarak.

İlk çağ maddecileri içinde öne çıkan düşünürlerin başında Efesli Herakleitos (540-480) gelir. İlkolan'ı ateş olarak kabul eden Efesli Herakleitos; evreni karşıtların zıtlığı ve birlikteliği ile açıklar. Tanrı da ihtiyarlık ile gençlik, gece ile gündüz gibi zıtlıkların arkasında bir olan noustur, akıldır. Ona göre evrende değişmeyen tek şey değişimdir. Bu nedenle de " Aynı ırmakta iki kez yıkanamayız. Çünkü hem ırmak değişmiştir; hem de biz."

Maddeci görüşü son noktasına taşıyan da Teos'lu Demokritos'tur. (460-370) Ona göre evrenin temel yapı taşı bölünemeyen madde yani atomdur. Canlı-cansız, bitki-hayvan, insan-ruh her şeyin temelinde atom vardır. Atomlar yapısal olarak aynı oldukları halde hareket alanları, hareket hızları, ağırlıkları, dizilişleri farklılık gösterdiği için dünyadaki farklı maddeler oluşmaktadır. İnsan duyu organları ile ancak maddenin dış görünüşü hakkında bilgi sahibi olabilir. Ama maddenin temelini oluşturan atomlar hakkında bilgi edilemez. Bu nedenle de maddelere ait bilgilerimiz doğruluktan yoksundur ve karanlıktır.

Sofistler: İlkçağ Şüphecileri
"Bilen" anlamına gelen sofist sözcüğü ilkçağda genellikle gezgin öğretmenlik yaparak yaşamlarını çok farklı mekanlarda geçiren düşünürlere verilen bir addır. Sofistler genelde kuşkucu bir yaklaşım içindedirler. İnsan sorununa geniş yer verdikleri düşünceleri; görelilikten bilinemezciliğe kadar uzanır.

Protagoras'a (482-411) göre "İnsan her şeyin ölçüsüdür, varolanların varlıklarının da; varolmayanların varolmadıklarının da." Buna göre her şey için tam karşıt iki tez ileri sürülebilir.

Gorgias (483-375) biraz daha ileri giderek; genel olarak varlık hakkında bilginin olanaksızlığını ileri sürer. Ona göre hiçbir şeyin varlığı kesin değildir. Varlık olsaydı bile onu bilmek olanaksızdır. Bir şekilde varlığı bilseydik bile bunu başkalarına bildiremezdik.

İlkçağ İdealistleri
Atina'da felsefe diğer şehirlerden çok farklı bir yol izler. Sokrates'le başlayan, Platon'la devam eden ve Aristoteles'le noktalanan idealist yaklaşımlar yalnızca kendi dönemlerinde değil, çok sonraları da etkili olmuştur. Bu düşünürlerin kurdukları ruhçu ve idealist yaklaşım özellikle de iki büyük dinin resmi görüşlerinin temelini oluşturmuştur. Hıristiyanların yanı sıra İslam dünyası da bu düşünürlere büyük önem vermiştir. Platon'u Eflatun olarak tanıyan İslam dünyası, Aristoteles için de başöğretmen sıfatını kullanmıştır.

Varlık hakkındaki düşünceleri idealist olan üçlünün bilginin kaynağı konusundaki yaklaşımları da akılcıdır.

Akılcı öğreti bilginin kaynağının öznel ve aldatıcı olan duyu verileri olamayacağı görüşündedir. Akılcı öğreti herkes için geçerli olan gerçek bilgilere ancak akıl yolu ile ulaşabileceğimiz savındadır. Ancak kendi aralarında da iki farklı yaklaşım sergilerler. Birinci görüş (Sokrates ve Platon) bilgilerin doğuştan insan aklında hazır olduğunu; ikinci görüş (Aristoteles) ise doğuştan bilgilerin değil, bilgiyi elde etmede kullanılan akıl ilkelerinin doğuştan var olduğunu ileri sürer.

Sokrates (Atina; 469-399)
Sokrates'e göre insanlara yeni bir şey öğretmek mümkün olmadığı gibi, böyle bir işe kalkışmak da saygın bir şey değildir. Çünkü bilgiler insan aklında doğuştan vardır. Yapılması gereken şey bilgileri ruhun derinliklerinden gün ışığına çıkartmak, doğurtmaktır. (Maieutike) Bunu yolu da karşılıklı konuşmadır diyalogdur. Uygun sorularla doğurtulamayacak bilgi yoktur.

Sokrates diyalog konusunda kendine özgü ince-alaylı bir konuşma sanatı olan ironiyi geliştirmiştir.

"Bir tek şey biliyorum, o da hiçbir şey bilmediğim." diyerek yola çıkar. Bilgiyi arama serüveninde; konunun uzmanlarıyla, uzmanlık alanlarına giren konular üzerinde söyleşir. Bir yandan bilgiyi ararken diğer yandan da bilgiye sahip olduklarını sananlarla ince ince dalga geçer, alay eder.

Bu tavrının bedelini "Atina'nın tanrılarına inanmamak ve gençleri baştan çıkarmak"la suçlandığı mahkemeden aldığı ölüm cezası ile öder.

Mahkemede yaptıkları nedeniyle ceza değil ödül alması gerektiğini ileri sürer. Mahkemenin verdiği ölüm cezasının da aslında ceza değil ödül olduğunu, çünkü ölümün sonsuz bir uyku veya bir başka dünyaya göç olduğunu; her iki durumda da ceza olamayacağını anlatır. Korkunun bilgisizlikten kaynaklandığını, sonuçlarını bildiğimiz durumlardan korkulmayacağını söyler. Ölüm cezasının infazını cellâtlara bırakmaz, kendisi uygular ve öğrencilerinin önünde ölür.

Bu tavrı kuram-eylem bağlamı açısından tutarlı ancak trajik bir örnek oluşturur. Kendisini izleyen düşünürler üzerinde özellikle de ethik (ahlak felsefesi) açısında oldukça etkili olur. Ancak izleyenleri onun haz teorisini farklı biçimlerde yorumlayarak farklı dünya görüşlerine ulaşırlar.

Sokrates'i en iyi anlayan ve en doğru yorumlayan, giderek de görüşlerini sistemli bir biçime sokan Platon'dur.

Platon (427-347 Atina)
Sokrates'in diyaloglarını yazıya geçirdi. O öldükten sonra da yapıtlarında Sokrates'i konuşturmaya devam etti. Platon düşüncelerini Akademia adını verdiği okulunda yaydı. Sokrates'te dağınık olan idealist anlayışları sistemli bir dünya görüşü haline getirdi.

Platon'a göre iki ayrı dünya vardır. Bunlardan birincisi "idea"ların evrenidir. İdea'lar düşünsel varlıklardır, nesnellik taşımazlar. Ancak gerçektirler. Her İdea'dan bir tane vardır. Hem tek hem de gerçek olan ideaların bilgisi de tek ve gerçektir. Ancak ideaları duyu organlarıyla kavramak olanaksızdır. Onları bilgisine ancak akıl yolu ile ulaşabiliriz. Platon bu bilgilere "episteme", "sophia" (gerçek bilgi) adını verir.Bu bilginin peşine düşen insan da gerçek bilginin dostu olan filo-sophia yani filozoftur.

İkinci evren ise şu an içinde yaşadığımız "fenomen"ler evrenidir. Fenomenler ideaların gölgeleridir. Fenomenler evreni nesneldir ancak gerçeklikten yoksundur. O bir yanılsamadır. Sanal bir evrendir. İdeaların fenomenler evreninde birden çok gölgesi yani yansımaları vardır. Gölgelerin hiç biri tam olarak ideaları yansıtmazlar. Bir fenomen (gölge) ideasına ne kadar benzer se o kadar o "şey" olur. Fenomenler duyu organları ile kavranırlar. Biz onlar hakkında bu yolla bilgi sahibi olabiliriz. Ancak bu bilgiler fenomenler evreni gibi "tek"likten ve "gerçek"likten yoksundurlar. Doxa (sanı bilgisi) adını verdiği bu bilgilerin peşinde koşan ve ideaların farkında olmayan kişilere sanı dostu anlamına gelen filo-dox adını verir.

Platon'a göre insan ruh olarak idealar evreninde yaşar. Bu nedenle de ideaların bilgilere ruh olarak sahiptir. Ancak insan zaman zaman bir beden içinde fenomenler evrenine gelir. Fenomenler dünyasında yaşarken ideaları unutur. Fenomenlerin aldatıcı bilgileri peşine düşer. Filodox olur. İçlerinden bazıları ise ideaların bilgisini akılları aracılığı ile anımsarlar ve gerçek bilgilerin peşine giderler. Filozof olurlar.

Aristoteles (384-322 Atina)
Öğretmeni Platon'un düşüncelerine katılmadığı için, yetiştiği okula yani Akademia'ya yönetici olmayı kabul etmeyip, kendi okulunu, Lyceum'u (lise) açmıştır.

Pek çok kitabının yanı sıra O; doğru düşünmenin yollarını açıkladığı Organon (Alet) adlı kitabı ile de kendi adıyla anılan Klasik Mantık'ın kurucusu olmuştur. Felsefe alanında olduğu kadar bilimsel çalışmalarıyla da önemli olan Aristoteles, ontolojik anlayışını Fizik kitabının ardından yazığı ve adını Fizikten Sonra olarak koyduğu Metafizik kitabında ortaya koymuştur. O günden bu yana da metafizik kavramı doğaüstü anlamında kullanılmaktadır.

Ona göre iki ayrı evren yoktur. Tek evren vardır ve nesnel olanla gerçek olan ayrı şeyler değil bir ve aynı şeydir. Ancak var oluş, iki farklı özün değişik oranlarda birleşmesiyle gerçekleşir. Var oluş form (salt biçim) ile hyle'in (salt madde) birleşmesidir. Saf madde biçim almaksızın var olamaz. O ancak bir olanaktır, var değildir. Var olabilmesi için mutlaka form alması gerekir.

Varlığın en basit biçimi cansız maddedir. Form Hyle'ye şekil, renk, koku gibi temel, basit özellikler vererek onu var eder. Varlığın ikinci aşaması bitkilerdir. Bitkiler kendinden önceki varlık tabakasının -cansız maddelerin- tüm özelliklerini taşımanın yanı sıra, özümseme yapma ve benzerini yaratarak çoğalma gibi özelliklere sahiptirler. Bitkiler daha fazla form alarak bu fazla özelliklere sahip olmuşlardır.

Varlık tabakalarının üçüncüsü hayvanlardır. Hayvanlar bitkilerden daha fazla form sahibi oldukları için onlardan daha mükemmeldirler ve onlarda bulunmayan duyumsama ve yer değiştirme özellikleri vardır.

Hayvanlar üstünde yer alan son varlık tabakası, insanlardır. İnsan akıl sahibi olma özelliği ile diğer varlıklardan ayrılır. İnsan aklı doğuştan sahip olduğu akıl ilkeleri ile algı sürecinden edindiği malzemeleri işleyerek, duyum süreçlerini bilgi haline getirir. Bu işlemi yaparken de mantık kuralları ile davrandığı oranda doğru bilgilere ulaşabilir.

Ancak Aristoteles tüm insanların bu yeteneklere sahip olmadığını söyler. Çünkü insanlar da tıpkı kendinden önceki tabakalar gibi kendi içinde farklı tabakalara sahiptir. İnsanların en alt basamağını kadınlar oluştururlar ve onlar aklın ilkelerine sahip değildirler. Onların üstünde yer alan köylü ve köle erkekler de tıpkı kadınlar gibi akıl ilkelerinden yoksun olarak dünyaya gelirler. Bu nedenle onlar da kadınlar gibi doğru düşünme yeteneğinden yoksundurlar.

Varlık tabakalarının dışında form tek başına vardır ve en yetkin durumundadır. Salt biçim Tanrıdır.
..::TUĞBA::.. Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bilim Felsefesi Nedir, Bilim Felsefesi Hakkında, Tanımı GönüL Nedir 0 04-24-2008 17:28
Din Felsefesi nedir?din felsefesi hakkında.. serapqq Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji 2 12-14-2007 12:07
Bilgi Felsefesi nedir?bilgi felsefesinin filozofları,bilgi felsefesi hakkında.. serapqq Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji 0 12-14-2007 12:02
felsefenin alanı,bilgi felsefesi nedir?bilgi felsefesi hakkında... serapqq Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji 0 12-14-2007 11:54
Varlık felsefesi nedir?Varlık felsefesi hakkında serapqq Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji 0 12-14-2007 11:51


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:23 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262