Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GENEL KÜLTÜR VE SANAT > Eğitim Öğretim Bölümü > Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji

Felsefe/Sosyoloji/Psikoloji Felsefe,Sosyoloji,Psikoloji

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 08-08-2008, 20:18   #1
Ne Düşteyim Ne Gerçekte
 
Mesajlar: 3.679
Teşekkür Etme: 8.121
3.012 Mesajina 10.349 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 12
Tecrübe Puanı: 107374477
GönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un Çılgını
Tanımlı Rölativizm (Görecilik) Nedir? Rölativizm Hakkında, Görecilik, Bağıntıcılık Nedir?


“...Herkesin kendine ait bir yıldızı var. Herkesin kendine ait bir de inancı. Bense yalnızca tek bir şeye inanıyorum: Çöküşe. Uçuruma doğru giden bir arabadayız ve arabayı çeken atlarsa alabildiğine ürkmüş. Bizler çöküyoruz; hepimiz ölmeliyiz ve böylelikle yeniden doğmak zorundayız da. Büyük dönüm noktası geldi çattı bizler için. Bu her alanda yaşanıyor: Büyük savaş, sanattaki büyük değişim, batı devletlerinin büyük yıkılışı. Köhne Avrupa’da yaşayan bizlere iyi olan, bize özgü olan her şey öldü. O güzelim aklımız çıldırıyor. Paramız kağıt parçası artık. Makinelerimiz ise yalnızca kurşun atmakta. Sanatımız bir intihar. Çöküyoruz dostlar, bu apaçık ortada...”
Herman Hesse’nin ‘Klingsor’un Son yazı’ adlı anlatısının, kendinidışavurumcu (ekspresyonist) olarak tanımlayan kahramanı, 20. yüzyılın başındaki çalkantılı atmosferi böyle değerlendiriyordu. Ortada acıları olan bir kuşak vardı. Bir tepki kuşağıydı bu, bazılarına göre ise bir çığlık. 19. yüzyılın getirdiği düşünsel çekişmeleri göğüslemeye çalışan bu kuşak, diğer yandan 1. Dünya Savaşı ile yüzyüze gelmişti. Yeni İnsan’ın 24. sayısında incelemeye çalıştığımız, 20. yüzyılın başındaki İtalya ve Rusya’nın bulunduğu duruma paralel olarak gelişen bu akım farklı bir coğrafyada, farklı bir radikalleşme içinde, ancak, diğer bölgelerdeki gibi tarihin dayattığı değişimin kaçınılmazlığı ile yeni dünya, yeni toplum ve yeni insan arayışı konusunda ortak bir düşünceye sahipti.
Bu yazımızda Almanya’nın içinde bulunduğu konjonktürel durumu ve yükselen dışavurumcu (Ekspresyonizm) sanat akımını incelemeden önce, 19. yüzyıla ve özellikle modernizm kavramına kaba bir bakış yapmanın gerekli olduğunu düşünüyorum.
Hugo Von Hofmannsthal 1893’te modernliği şöyle tanımlıyordu; “Günümüzde iki şey modern hissini uyandırıyor: Hayatın çözümlenmesi ve hayattan kaçış... Eski mobilyalar da modern olabilir, şimdiki nevrozlar da... Atomları parçalamak, kozmosla top oynamak bütün bunların hepsi modern olabilir. Modernlik, bir ruh halini, bir iç çekişi, bir tereddütü didiklemek ve güzelliklerin açığa vuruşuna, renklerin uyumuna, benzetmelerin çarpıcılığına, dokundurmaların parlaklığına içgüdüsel olarak, uykudaymışcasına boyun eğmektir.”
Modernizmi, çoğunlukla edebiyatçılar, felsefeciler, iki zıt noktayı birbiri ile yanyana getirme çabası olarak yorumluyorlardı. Örneğin mekanikçilikle, sezgiciliğin veya gelenekçilikle, yenilikçiliğin şemsiyesi olarak görüyorlardı. 19. yüzyıl karşıt inceleme tarzlarının birbiri ile çekişmesinin yaşandığı bir dönemdi. Modernizm, aklı ısrarla bu iki uç arasındaki bir gerilimin oluşmasına doğru hareketlendiriyordu. Bu diyalektik bağı oluşturma çabası, 19. yüzyıl boyunca insanları bir sürü felsefi spekülasyonlara doğru itmişti. Bütün bu çakışmalar hiçbir şekilde doğal bilimin ve bilimsel yöntemin prestijini tehdit edemiyordu. Ancak güncelliği arayanlar, felsefenin olguculuğunun ve edebiyatın doğalcılığının değişmesinin kaçınılmazlığından dem vuruyorlardı. Kimileri için ise felsefi sistemlerin dayandığı düşünsel varsayımların ve zihniyetin dokunulmazlığı geçerliliğini hala sürdürüyordu.
Comte’un doğrudan deneyim verilerine bakması, onun ve yandaşlarının toplumu inceleme uğraşının bilim olması gerekliliğini vurguluyordu. Taine ise soyutu, geneli, sınıflandırılmışı yüceltiyor ve romantizme savaş açıyordu. Bilimin somut ve göz kamaştırıcı başarılarına rağmen, 1882’de kurulan Psişik Araştırmalar Cemiyeti’nin büyük bir ciddiyetle “müphem” diye sınıflandırdığı olaylara gösterilen ilgi, 19. yüzyılın son çeyreğinde dikkati çekecek ölçüde artmıştı. 1875’te Amerikan Teosofi Cemiyeti’nin örgütlenmesi, vurgunun toplumsaldan bireysele kaymasının resmi başlangıcı olmuştur. Olguculuk istatistiklerin etkisi altındayken, tinsel idmanla farklılaşıp insanın parlak geleceğine katkıda bulunacak bir egonun varlığına inanan örgütlenmeler, egonun doğasına duyulan merakı kurumsallaştırmıştı bile.
Diğer yandan Max Stirner anarşizmi ve kişisel özgürlüğü alkışlıyor, bireyin öznelliğini ve yeteneklerini istediği gibi kullanmasını söylüyordu. Paul Bourget “bilimin iflası” sloganını tiz bir sesle tekrarlayarak, “sağ olgucu kanıt” yerini “saf hayalci sezgi”ye bıraksın diye haykırıyordu. İletişim arttıkça ulusal sınırları aşan düşünceler daha çabuk çakışıyorlardı. Avrupa karşıtlıkların, sarsma, devirme ihtiyacının kıtası haline gelmişti. Kültürel hava, en belirgin olarak Almanya’da bir devrimi işaret ediyordu. Sanatçılar ve aydınlar yeni bir dünya isteklerini hissettirmeye başlamışlardı. Tarihsel sıçramanın zamanı gelip çatmıştı artık. Birden Nietzche’nin sesi duyuldu, kahince sezgileri ile tarihin bitişine, uygarlığın kaderine boyun eğmek zorunda olduğuna, bütün değerlerin gözden geçirilmesi gerektiğine dair bağırışları ile ortalığı kasıp kavuruyordu.
19. yüzyılın, insan değerlerinin gerçek koruyucusu birey değil toplumdur söylemiyle ortaya çıkan liberallerin birden bire karşılarında, 1882’de Ibsen’in “Halk Düşmanı” adlı oyunundaki bir karakter olan Dr. Stockmann’ın “Çoğunluk hiçbir zaman haklı değildir, haklı olan benim, ben ve benim gibi bir iki kişi...” demesi ortalığı daha fazla karıştırmıştı. Bu farklılaşmalar, “mutlaklar”a yapılan saldırılar, genel yasalar, doğal bulunan düşüncenin yıkılma aşaması olmuştu. Bilim şiirsel fantazilere teslim olup, bütün alanlarında sezgi ve imgelemin seyircisi haline gelmişti. Bilim artık doğanın karşısında gözlemci konumunda duramıyor, insanla doğanın arasındaki etkileşimin bir parçası olduğu fikriyle yüzyüze geliyordu.
Dışavurumculuk bütün bu felsefi spekülasyonların üstüne doğuyordu. Bu incelememizde üstünde fazla durulmayan dışavurumcu edebiyatı ele almaya çalışacağız. Kendini hep resim alanında duyuran dışavurumculuk, edebiyat alanında dünyaya karşı iki farklı tavır geliştirmiştir. Kaynağını aynı tarihsel süreçten alan bu iki tavır, bir çok dışavurumcu edebiyat eserlerinde yan yana durabilmiştir. Batı kültürünün köklü değişimler geçirmesinin bir sonucu olan bu akımı, eserlerinin çoğunluğunu Almanya’da vermesinden dolayı o coğrafyadaki çalkantılarla birlikte gözden geçireceğiz.


İnsanoğlu Uyanıyor
Lanetlenmiş çağ! Karmakarışık! Şarkısız!
Ve sen, insanoğlu, çekiciliği en zayıf olan,
sergileniyorsun
İşkence veren duman ve deli şimşek
arasında.
Kör olmuş. Bir uşak. Dehşet içinde.
Öfkeden çıldırmış.
Cüzzam ve acı.
Kanlı gözler. Kuduz dişler. Hastalıklar
korosu...

Johannes R. Becher
(“Tanrı Konusunda” Kitabından)


Ludwig Meidner : Johannes R. Becher' in Portresi, 1920
GönüL Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
Mesajiniza Tesekkur Eden Uyeler:
zeynep (08-08-2008)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
baginticilik, gorecilik, nedir, rolativistik, rolativizm

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Müzik Nedir? Porte Nedir? Nota Nedir? Sol Anahtarı Nedir? Fa Anahtarı Nedir? Do Nedir Boramir!! Müzik GeneL 1 11-16-2008 11:19
Sanat nedir? Sanatı İnceleyen Bilim Dalları, Sanat Bilimi Hakkında, Sanatçı nedir Misafir Güzel-Sanatlar 1 06-22-2008 14:47
Ayurveda Nedir?, Ayurveda'nın Amacı Nedir?, Ayurveda Hakkında GönüL Nedir 0 05-01-2008 14:15
Jeoloji Nedir? (Yerbilimi Nedir) Jeoloji Hakkında, Jeolojinin Tanımı Misafir Jeoloji ( Yer Bilimi) 3 03-10-2008 22:27
Armonika Nedir? Armonika Hakkında, Armonika Müzik Aleti Nedir, Nasıl Çalınır Misafir Nedir 0 11-27-2007 07:24


Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:50 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
site ekle Hosting Hizmetleri

Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288