Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > KOMEDI ve MIZAH > Fan Kulüpler
Kayıt ol Bloglar Fan Kulüpler Etiketler Albümler SSS Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Fan Kulüpler sevdiğiniz sanatçıların,oyuncuların,şarkıcıların resimleri,videolarını,resimlerini ekleyebileceginiz mekanımız

   

 
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 09-12-2007, 21:04   #6
Moderator
 
prenses - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Bulunduğu Yer: İstanbul
Mesajlar: 1.835
Teşekkür Etme: 799
1167 Mesajina 4442 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 28 prenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgını
prenses - MSN üzerinden Mesaj gönder
flowers Resimleri







prenses Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Eski 09-12-2007, 21:05   #7
Moderator
 
prenses - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Bulunduğu Yer: İstanbul
Mesajlar: 1.835
Teşekkür Etme: 799
1167 Mesajina 4442 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 28 prenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgını
prenses - MSN üzerinden Mesaj gönder
flowers






















prenses Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Eski 09-12-2007, 21:07   #8
Moderator
 
prenses - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Bulunduğu Yer: İstanbul
Mesajlar: 1.835
Teşekkür Etme: 799
1167 Mesajina 4442 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 28 prenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgını
prenses - MSN üzerinden Mesaj gönder
flowers Güney Dergisine Açilan Davalar


GÜNEY DERGİSİNE AÇILAN DAVALAR

  • GÜNEY-Ocak-Şub-Mart 2001-15. Sayı : Sayfa 14: “ Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek“ Sayfa 15-16-17: “ Bizi Diri Diri Yaktılar “ ; Sayfa 18-19-20: “ Sessiz mi Kalacaksınız “ Sayfa 20-21-22: “ Mutlaka Kazanacağız. Bu Nasıl Pervasızlıktır “ başlıklı yazılar.
    TCK. nun 169. Maddesi. 5680 sayılı Basın Yasası Ek 2/1. maddesi.
    İSTANBUL 4 NOLU DGM.2001\43E. ( K.T. 03.06. 2002)
    KARAR :İlyas EMİR : 3 YIL 9 AY AĞIR HAPİS. Bu ceza 6.477.634.800 TL. sı Ağır Para Cezasına çevrildi. (7 Gün Süreyle Kapatma verildi. )Not: Ağustos 2003 tarihinde yürürlüğe giren 4963 sayılı yasaya göre yapılan başvurumuz sonucu dava ortadan kaldırıldı. Bu düzenleme ile Türk ceza Yasasının 169. maddesi değiştirildi. Ve basın davalarında bu maddenin uygulanması sona erdi.

  • Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi : 2002 / 376 Esas

    “GÜNEY” 5680 sayılı yasanın 10. maddesi. (Adres değişikliğini bildirmeme).
    Sanıklar: Aziz ÖZER- İlyas EMİR
    Son durum: Beraat.

  • Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi. Dosya No: 2003/ 263 Esas
    GÜNEY- Ocak-Şubat-Mart 2001-15. Sayısı. Sayfa 14:“ Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek"
    Sanık : İlyas EMİR Sevk Maddesi : TCK. nun 159/1.
    İlk karar Yargıtay’ da bozuldu. Yargılama 2003/ 263 Esas sayılı dosya üzerinden yapıldı.
    Son durum:711.750.000. TL. sı Ağ. Para Cezası verildi.
    Karar Yargıtay tarafından CEZA ONANDI.

  • Dosya No: 2004 / 915 Esas
    GÜNEY-Nis.May.Haz. 2004-.Sayı 28: Sayfa 74-77 : “İ K R A“ başlıklı yazı.
    Sanık : İlyas EMİR : TCK. nun 175. maddesi
    Duruşma tarihi: (08 Mart 2006 )
prenses Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Eski 09-12-2007, 21:08   #9
Moderator
 
prenses - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Bulunduğu Yer: İstanbul
Mesajlar: 1.835
Teşekkür Etme: 799
1167 Mesajina 4442 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 28 prenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgını
prenses - MSN üzerinden Mesaj gönder
flowers Yılmaz Güney İle Söyleşi


YILMAZ GÜNEY-
Soru: ... Proleter devrimci bir sanatçının görevlerini saptarken ölçümüz ne olmalıdır?
Cevap: Herhangi bir ülkede, devrimci bir sanatçının görevlerini ve sorumluluklarını saptarken, o ülkenin tarihi, toplumsal, ekonomik ve siyasi yapısını, o ülkedeki toplumsal kurtuluş mücadelesinin düzeyini, kitlelerin sanat ve kültür ilişkilerinin düzeyini doğru kavramak gerekir.
Devrimci sanatçı, devrimci tabiatı gereği militandır, yenileştirici ve değiştiricidir. Toplumsal kurtuluş mücadelesinden ayrı düşünülemez... Devrimci mücadeleye organik bir biçimde bağlı olmalıdır. Bu nedenle, devrimci bir sanatçı, o ülkenin devrimci mücadelesinin hedefleri ve görevleri doğrultusunda görevlerle yüklüdür. O herşeyden önce bir devrimcidir, militandır, sanatı devrimin bir aracıdır, bir silahıdır.
Genel olarak ifade etmek gerekirse, devrimci sanat, halkın yaş****** halkı ezen sınıf baskılarını, bu baskılara karşı halkın mücadelesini, yeni bir topluma duyduğu özlemleri, ezen sınıflara duyulan kini, nefreti temel almalı, onların devrimci mücadele ruhunu geliştirmeli, halk kahramanlığını, halk için fedakarlık ruhunu derinleştirmeli, olumlu ve olumsuz insan örneklerini karakterize ederek mücadeleyi bütün boyutlarıyla konu edinmelidir.
Sanatın ana konusu, işçiler, köylüler, halk aydınları, devrimci militanlar, kısaca sosyalist mücadele süreci olmalıdır. Bu süreç içerisinde, olumlu olumsuz, sınıf dayanaklarıyla birlikte işlenmelidir. İşçiyi anlatırken patronu, köylüyü anlatırken toprak ağasını... toprak kapitalistini, devrimci militanı anlatırken kaypak küçük burjuva unsurları... polisi... bürokrasiyi ve devlet mekanizmasının işleyişini de birlikte, sınıf gerçeklerine bağlı olarak anlatmalıdır.
Sadece toplumun objektif tanımlanması, sadece eleştirel gerçeklik yeterli değildir. Devrimci sanat, toplumun gelişen güçlerinin sanatıdır, bu güçlerin gelişmesini ve mücadelesini sergilerken, aynı zamanda yol gösterici olmalı, fakat kuru slogancılığa düşülmemelidir, işi basite indirgememelidir.
Toplumun gelişen güçleri önündeki engelleri, engellerin ideolojik, siyasi, kültürel, toplumsal niteliklerini kavratmada devrimci sanata büyük görevler düşmektedir. Devrimci sanat, sosyalist ve ilerici olanı ele alırken, gerici ve olumsuz güçleri gerçeğe ters düşecek biçimde ele alırsa, küçümserse, ya da olduğundan çok önemserse hayalci olur, oportünizme kayar, devrimci görevleri yerine getiremez. Aynı zamanda, devrimin zaaflarını vurgularken, bu zaafları da ne abartmalı, ne de küçümsemelidir. Devrimci sanat, devrim güçlerinin yarına duydukları inancı pekiştirirken, devrimin önündeki zorlukları da objektif olarak belirtmelidir.
Sanat ve kültürde, yaratıcı çalışmamızın kaynağı halktır, halkın devrimci mücadelesidir. Devrimci sanat kaynağını halktan alır, ürünlerini halka götürür. Karşılıklı etkileme ve etkilenme süreci içerisinde halk sanatın... sanat da halkın gelişmesine yardımcı olur. önemli noktalardan biri de şudur:
Devrimci sanat, halkın ve özellikle gençliğin bilincini yozlaştıran, halka zararlı düşüncelere karşı verilen mücadelede etkin ve güçlü bir temizleme silahıdır. Kendinden olan şeyleri küçümseyen, kendinden olan hey şeye güvensizlik duyan, yabancı şeyler karşısında kölece eğilen, yabancı olan şeylere hayranlık duyan bir anlayışın yıkılmasında, bu anlayışın maddi temellerinin kavranmasında, kendine ve kendinden olanlara güven duygusunun geliştirilmesinde devrimci sanata büyük görevler düşmektedir. Yabancı sigara, yabancı damgalı giysiye, yabancı müziğe... sanata... edebiyata, körükörüne bağlanan, kendi sigarasını, giysisini, kendi sanat ve fikir adamlarını hor gören bir anlayış, emperyalizmin bilincimize yerleştirdiği organik ajanlardır.
Bu anlayış, kaynağı aynı olmakla birlikte, farklı biçimlerde siyaset ve devrimci mücadele alanında da belirgin biçimde kendini göstermektedir. Biçimsel olarak taklit etmek, benzemeye çalışmak. Hatta devrim yapmış ülkelerin halk deyimlerini kullanmak, onlardan örnekler vermek... Her ülkenin tarihi ve toplumsal koşulları kendi devrimini ve devrimcisini biçimler. Bu nedenle, şu ya da bu ülkenin devrimcilerine biçimsel olarak özenmek, taklit etmek, ezbercilik, kopyacılık gibi şeyler yanlıştır. Bir ağacın gölgesinde ağaç yetişmez. Yetişse bile o ağacın gölgesinde kalır, kendini bulamaz. Kendini küçük gören, kendi özgücüne, kendi işçisine, köylüsüne, kendi siyasetine ve siyasal önderliğine, kendi sanatçısına, kendi kültürüne dayanmayan, umudunu dıştan gelecek yardımlara bağlayan bir halk, kesinlikle ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal boyunduruktan kurtulamaz. Sözün kısası devrim yapamaz... yapsa bile devrimini yaşatamaz.
Köylümüz darda kaldığında elini havaya açar, havaya bakar, havaya konuşur. Ama ürünü topraktan, toprağı işleyerek, toprağın kahrını çekerek alır. Bitkilerin, ağaçların kökü topraktadır, havada değil. Din kitaplarında, kökü havada olan ağaç resimleri vardır. Oysa asıl dayanağımız kendi toprağımızdadır. Hava havadır. Umut dışta değil, içtedir. Umut kendi toprağımızda ve kendi halkımızdadır.
Her türlü olumsuz eğilimlere karşı yürütülecek ideolojik mücadelenin bir unsuru olarak devrimci sanat, doğru bir ideolojik ve teorik temellere dayanmalıdır. Sanatçı, sanatsal kaygı ve titizliğinin yanı sıra, bir devrimci olduğunu akıldan çıkartmamalıdır.
Soru: Sanatçının devrimci görevleri temel alması gerektiğini söylediniz. Bir devrimcinin görevleri nelerdir?
Cevap: Bir devrimcinin temel görevi, bilimsel sosyalizmin bilimini özümlemek ve öğretilerinin propagandasını yapmak ve bilimsel sosyalizmin ilkelerine uygun bir pratik içinde yaşamaktır. Yani, içinde bulunduğumuz toplumsal ve ekonomik yapıyı doğru kavramayı başarmak, buna bağlı olarak sınıflar arasındaki ilişkileri doğru biçimiyle değerlendirmek, sınıf mücadelesini günlük yaşayış içinde sürdürmek, sömüren sınıfları ve temsilcilerini, onların iç dış, maddi manevi toplumsal dayanaklarını, sömürülen kitlelere devrim hedefleri olarak göstermek, işçi sınıfının tarihi rolünü, yani devrimin önder ve itici gücü olduğunu anlatmak, kitlelerde devrim isteği ve heyecanını kabartacak propaganda ve ajitasyon çalışmaları yapmak, emekçi kitlelerin ekonomik, demokratik, siyasi hareketlerine katılmak, hem kendisini, hem de kitleleri örgütlemektir. Ayrıca emekçi kitlelerin dikkatini sınıf hedeflerinden şaşırtmak için girişilen gizli kapaklı oyunları bozmak, onlara günlük isteklerini en doğru bir biçimde ifade edebilmeleri için yardımcı olmak, bütün çalışanların, ulusal ve uluslararası planda çıkarlarının birliğini, devrimin dostlarını ve düşmanlarını kavratmak, bir devrimcinin genel görevleri arasında sayabileceğimiz çalışmalardır.
İşte, proleter devrimci sanatçı da çalışmalarını, devrimci mücadelenin organik bir unsuru olan sanatının araçlarıyla gerçekleştirecektir. Sanatın yaptığını herhangi bir bilim dalı gerçekleştirseydi, sanata gerek kalmazdı. Demek istediğim şudur: Sadece doğru fikirlerin kabaca aktarılması değil, yeni toplumsal süreç içerisinde insanın çalkantılarını, umutlarını, acılarını, coşkularını, sanatının hamuruyla yoğurarak anlakabilmek; yani sanatçı sezgi ve duyarlığını, yeteneğini katabilmek.
Soru: Size proleter devrimci bir sanatçı denebilir mi?
Cevap: Bir sanatçının kendisine "ben proleter devrimci bir sanatçıyım" demesi, ya da yakınlarının ona "proleter devrimci sanatçı" adını yakıştırması, onun proleter devrimci bir sanatçı olduğunu göstermez. Sanatçının niteliğini pratiği belirler. Amacım proleter devrimin bir savaşçısı olmaktır. Proleter devrimci saflardayım. Pratiğim adımı ve yerimi belirleyecektir.

(Yılmaz Güney, "Kayseri Konuşmaları",
Siyasal Yazılar I, sayfa 15-20, Mayıs Yayınları)
prenses Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Eski 09-12-2007, 21:10   #10
Moderator
 
prenses - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Nov 2006
Bulunduğu Yer: İstanbul
Mesajlar: 1.835
Teşekkür Etme: 799
1167 Mesajina 4442 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 28 prenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgınıprenses Baktabul'un Çılgını
prenses - MSN üzerinden Mesaj gönder
flowers Ölümünün 20. yıldönümünde Yılmaz Güney’i ANLAMAK


9 Eylül 1984 tarihi, Türkiye’nin ender yetiştirdiği komünist sanatçılardan birisi olan Yılmaz Güney’in aramızdan ayrıldığı tarihtir. Yaşamını devrim ve sosyalizm davasına adayan, “Halkın sanatçısı, halkın savaşçısıdır” şiarı temelinde yaptığı devrimci sanatla Türkiye halklarının gönlünde taht kuran Yılmaz Güney’in ölümünün üzerinden yirmi yıl geçti.
Kimi insanlar vardır, bedenen aramızdan ayrılsalar da geride bıraktığı eserleriyle yaşarlar… Bizimledirler; o büyük davanın gerçekleşmesi mücadelesindedirler. Bu insanlar, bu yanlarıyla yaşayan birçok “ölüden” daha canlıdırlar… Saygıyla anılır adları… Yılmaz Güney işte öldükten sonra yaşayan bu insanlardan birisidir.
Bu insanları anmanın en iyi ve en doğru yolu onların savunduğu siyasi görüşleri sahiplenip savunmakla, eserlerini yaşatmak ve yaygınlaştırmakla; mücadelelerini sürdürmekle olur. Bizim Yılmaz Güney’e yaklaşımımız da, onu anmamızın temelinde de bu düşünce vardır.
Ölümünün 20. yıldönümünde Yılmaz Güney’i anmak demek onun siyasi düşüncelerini, bu siyasi düşünceleri doğrultusunda yürüttüğü sanatsal çalışmasında ortaya çıkardığı ürünleri sahiplenmek demektir.
Onu anmak demek, hakim sınıfların her türlü engeline rağmen yapıtlarını, düşüncelerini kitleler arasında yaygınlaştırmak, özellikle gençlerin onu tanımalarını, sahiplenmelerini sağlamak demektir.
Onu anmak demek, onu tek yanlı olarak, sadece “iyi bir sinemacı” olarak görüp göstermek isteyenlere karşı mücadele etmek, onun sanatına yön veren şeyin siyasi görüşleri olduğunu propaganda etmek demektir.
Onu anmak demek, onu kendi dar siyasi-grupçu çıkarları için savunmak peşinde olanlara, gerçekte ondaki özü kavramaksızın onun isminden yararlanmaya çalışanlara karşı mücadele etmek demektir.
Onu anmak demek, onun hangi ulusa ait olduğunu onu sahiplenmenin-savunmanın merkezine koyanlara karşı mücadele etmek demektir; Yılmaz Güney’in enternasyonalist yaklaşımının savunucusu olmak demektir, onun çeşitli ulus ve milliyetlerden işçilerin-emekçilerin mücadelesinin savunucusu olduğunu söylemek, buna uygun pratiğini sürdürmek demektir.
Onu anmak demek, onun sanatını kitlelere ulaştırmak, onun açtığı yoldan ilerlemek demektir. Sanatı devrim mücadelesinde bir silah olarak kullanmak demektir.
Güney Kültür Sanat Edebiyat Dergisi olarak biz, Yılmaz Güney’i bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da sanatıyla, sanatına yön veren doğru siyasi görüşleriyle andık, anacağız. Onu mücadelemizde yaşattık, yaşatıyoruz; bundan böyle de yaşatmaya devam edeceğiz.

••••

Yılmaz Güney savunduğu esasta komünist düşünceler temelinde davranan, bu komünist düşüncelere uygun olarak bir sanatsal çalışma yürüten Türkiye’nin yetiştirdiği ender komünist sanatçılardan birisidir.
Ancak o, daha çok sinemacı kişiliğiyle tanınıyor, tanıtılıyor. Burjuvazi de özellikle buna vurgu yapıyor, çünkü onlar Yılmaz Güney’in sinemasının dayandığı temelleri biliyor, bu temellerin kitleler tarafından kavranmasını istemiyorlar.
Diğer yandan milyonlarca işçi ve emekçi de onu sinemacı yönüyle tanıyor, onun yapıtlarında kendini buluyor, seviyor, sahipleniyor.
Evet, Yılmaz Güney büyük bir sinemacı…
Ama bu kadar değil…
Yılmaz Güney, aynı zamanda sanatına yön veren devrimci, komünist bir dünya görüşüne sahip siyasi bir kişiliktir. O; sorunlara doğru yaklaşımın en temel halkasını yakalayan, sorunların çözümüne Marksizm-Leninizm bilimi çerçevesinde yaklaşan birisidir. O, gelişmelere proleter sınıf bakış açısıyla yaklaşır, onları bilimsel sosyalizmin süzgecinden geçirerek değerlendirir, çözümler sunar. Onun sanatsal yaratıcılığının da temelinde bu yan vardır.
Yılmaz Güney, bir sanatçının değerlendirilmesinde de temel kıstas olarak bu yana vurgu yapar. O; “genel anlamıyla sanatçının niteliğini belirlerken, toplumsal pratiğinin, yani siyasal ve kültürel çalışmalarının, toplumsal tutum ve ilişkilerinin ve eserlerinin hangi sınıfların hizmetinde olduğuna bakmalıyız” derken tam da bunu ifade ediyordu. O, çok doğru bir şekilde sanatta tarafsız kalınamayacağını vurguluyor, burjuvaziyle proletarya arasındaki mücadelede sanatın-sanatçının muğlak tavır takınamayacağını, hangi tarafta olmasına karar vermesi gerektiğini söylüyordu.
Yılmaz Güney’in kültür ve sanat anlayışının temelinde diyalektik materyalizm vardır. O, toplumun sürekli bir değişim ve dönüşüm içinde bulunduğunu, sınıflararası mücadelenin bu değişimde belirleyici bir rolü olduğunu savunur. Yılmaz Güney, kültür ve sanatın toplumdan doğduğunu ve toplumu değiştirmenin bir aracı olduğunu ortaya koyar. O, bu noktada da sorunu diyalektik bir temelde ele alır ve “Değiştirmek için bilinçli mücadelenin gerekli olduğu” doğru düşüncesini savunur. O, “sanatın bir çeşit yabancılaşma eylemi” olduğunu, sanatın “kökünü hayattan, gücünü ve etkinliğini ise hayata hesap sormaktan, meydan okumaktan aldığını” söyler. Yılmaz Güney, toplumun geçmişinde varolan kültür ve sanat birikiminde ileri olan yanlara sahip çıkmakta, geri olan yanlara karşı mücadele yürütür.
Yılmaz Güney kültür ve sanatta tezli ve taraflıdır. Ama O, sanatında slogancılığa karşıdır, sanatı kuru bir ajitasyon-propaganda aracı olarak, “bir slogan bileşimi” olarak görmez.
Yılmaz Güney’in sanat anlayışının temelinde enternasyonalizmden yanadır; özde ve biçimde devrimcidir. O, bu konumuyla proleter kültür ve sanatın savunucusu durumundadır. O, devrimci sanatın kendine özgü bir dili ve karakteri olduğunun bilincindedir, buna uygun davranır.
Yılmaz Güney, kapitalist toplumda sanatın ve sanatçının konumunu doğru bir şekilde gözler önüne serer, sosyalizmin kültür ve sanat alanında gelişmenin toplumsal temellerini hazırladığını doğru olarak tespit eder ve savunur.
Yılmaz Güney, sanatçının siyasal kişiliğinden soyutlanamayacağını savunur. “Sanatsal çabalar, çalışmalar sınıf mücadelesinden ve bunun bir ifadesinden siyasal mücadeleden kopuk ele alınamaz. Ben bir kavga adamıyım, sinemam da bir kavganın, halkımın kurtuluş savaşının sinemasıdır. Bugüne kadar, gücümün ve bilincimin elverdiği oranda kavganın içinde yer aldım. Bu nedenle, sanatçı kişiliğimin yanında siyasi bir kişiliğim de var ve bunlar birbirinden ayrı değildir” derken hem sanatla siyasal mücadedele arasındaki bağıntıyı kuruyor, hem de bu bağlamda kendi konumunu ortaya koyuyordu.
••••
Komünist sanatçı Yılmaz Güney ana hatlarını ortaya koyduğumuz bu doğru görüşleri savunduğu, bu görüşlerini kendi sanatsal yaratıcılığının temeli yaptığı, buna uygun davrandığı için hakim sınıfların engelleriyle karşılaştı. 47 yıllık yaşantısının 11 yılı hapishanelerde geçti, birçok kez tutuklandı, hakkında koğuşturmalar yürütüldü. Ancak O, komünist görüşlerinden, bu temelde yarattığı sinemasından ödün vermedi. Bu tavrıyla “halkın sanatçısı, halkın savaşçısı” olduğunu defalarca kanıtladı.
Evet, komünist sanatçı Yılmaz Güney’i ölümünün 20. yıldönümünde ana hatlarını ortaya koyduğumuz bu doğru görüşlerinin varlığına ne kadar vurgu yapılsa azdır. Çünkü içinden geçtiğimiz dönem, devrimci değerlerin ayaklar altına alındığı, herşeyin pazara/paraya endeksli hale geldiği, getirildiği; sanatın ve sanatçının sistemin temel dayanakları olarak şekillendirilmeye çalışıldığı, en küçük bir devrimci sanatsal muhalefetin ve çıkışın baskı ve zorla engellenmeye çalışıldığı vs. vs. bir dönemde doğru, tutarlı tavır takınmanın da mümkün olduğunu, bunun olabilmesi için doğru bir dünya görüşüne sahip olmak gerektiğini; Yılmaz Güney’in bu tür tutarlı tavırlar takınan, siyasi düşüncencelerine uygun davranan çok önemli bir örnek kişilik olduğunu vurgulamak önemlidir.
Elbette ki bununla kendimizi sınırlayamayız. O’nun eserlerinin kitleler içinde yayılması çabasını yürütmek, onu savunmanın, sahiplenmenin önemli bir parçasıdır. Kitleleri, onun savunduğu doğru dünya görüşü temelinde mücadeleye kazanmak görevi bugün proleter sanatın savunucularının en temel görevleri arasındadır.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Yılmaz Güney’i savunmak demek aynı zamanda O’nu sadece sinemacı yanıyla savunmaya çalışanlardan, siyasi kimliğini gözlerden gizlemek isteyenlerden, O’nun isminden yararlanmaya çalışan asalaklardan, Yılmaz Güney’e “ayı dostluğu” yapmaya çalışanların elinden kurtarmayı da gerektiriyor.
Bu görev de biz proleter sanatın savunucularının omuzlarındadır.
••••
Ölümünün 20. yıldönümünde Yılmaz Güney, siyasal görüşleriyle, sinemasıyla, roman, öykü ve şiirleriyle aramızda, mücadelede… O’nun yarattığı eserler gerçeklerin bilinçlere kazınması görevini bugün de yerine getiriyor, getirmeye devam edecek!
Güney dergisi olarak ölümünün 20. yıldönümünde Yılmaz Güney’i anarken, onu siyasi görüşleriyle, eserleriyle bütünlük içinde sahipleniyor, savunuyoruz.
O mücadelemizde…
O bizimle!
prenses Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
 

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Yılmaz Erdoğan Kimdir-Yılmaz Erdoğan Hayatı-Yılmaz Erdoğan Biyografisi-Yılmaz Erdoğan r.hande07 Tiyatrocu 0 08-14-2008 22:33
Özlem Yılmaz Kimdir, Özlem Yılmaz hayatı, Özlem Yılmaz Biyoğrafisi, Özlem Yılmaz Download Biyografi 0 05-30-2008 18:43
Erdal Güney Kimdir? Erdal Güney Hayatı-Erdal Güney Biyografisi cindy Müzik 0 03-10-2008 16:47
Yılmaz Güney Resmi-Yılmaz Güney Resimleri zuzuu Ünlü Resimi Resimleri 0 11-14-2007 01:38
Yılmaz Güney/Canım,sevdiğim,Yüreğim Asi Şiir 0 11-03-2006 22:35


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:51 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
Site Ekle Hosting Hizmetleri

Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız


Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242