Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler  

Geri Dön   Baktabul.CoM, Msn messenger ifadeleri, Avatar, gif, smiley, Resimli Siirler, izle, indir, Komik Resimler, programlar, Resimleri, Haberler > GÜNCEL HABERLER > Dünyadan Haberler

Dünyadan Haberler Türkiye Ve Dünya gündemindeki haberler, dünyadan haberler, dünya haberleri, son dakika haberler

   

Cevapla
 
Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 01-23-2008, 13:40   #1
Ne Düşteyim Ne Gerçekte
 
Mesajlar: 3.257
Teşekkür Etme: 7.694
2.872 Mesajina 9.907 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 9
Tecrübe Puanı: 103527420
GönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un ÇılgınıGönüL Baktabul'un Çılgını
turkey Uğur Mumcu'yu Saygı İle Anıyoruz...


UGUR MUMCU'YU SAYGI ILE ANIYORUZ




24 Ocakta Uğur Mumcu’yu, 31 Ocakta ise Muammer Aksoy’u anacağız.
Uğur Mumcu, Muammer Aksoy için „ O, tek başına bir siyasal parti kadar etkili“ derdi.
Muammer Aksoy ise Uğur Mumcu için „O, tek başına bir ordu kadar etkili“ ifadesini kullanırdı.

Muammer Aksoy, I. Dünya Savaşı’nda, top sesleri arasında başladığı yaşamı boyunca Ulusal Kurtuluş ve Bağımsızlık Savaşımız ile Türk Devrimi’nin Önderi Mustafa Kemal Atatürk’ü okudu, yazdı, öğretti, savundu...
Uğur Mumcu, II. Dünya Savaşı’nda Nazizm’in tank ve top gürültüleri arasında başladığı yaşamı boyunca, Atatürk’ü okudu, yazdı, öğretti, savundu...



Her ikisi de yılmayan, eğilmeyen, omurgalı, kişilikli, bilinçli, bilgili, saygın Atatürkçü aydınlanmacılarmızdı; güçlü ışık kaynaklarımızdı. Uğur Mumcu bir 24 Ocak günü, Muammer Aksoy ise bir 31 Ocak günü bedenen aramızdan alındılar.


Atatürkçülüğün bu iki güçlü ışık kaynağını söndüren, hiç bir sıfatın nitelemeye yetmeyeceği hainleri elbette lanetleyeceğiz. Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu adlarını her anışta içimiz titreyecek, yüreğimiz burkulacak. Bu yadsınamaz bir gerçektir. Ne var ki, Atatürkçü Düşüncenin bu iki büyük mücadelecisini katleden hainleri lanetleme ya da onların ardından sadece ağıt yakma neyi değiştirir ki?
O halde, Atatürkçü Düşünceye ve bu yolda yaşamını yitirmiş olan Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu gibi mücadelecilerin anısına bağlı olan bizlere düşen öz ödev, onların savunduklarını savunmak; söylemlerini ve eylemlerini sürdürmektir.
Savundukları ilkeler ve ortaya koydukları eylemleriyle, Muammer Aksoy’u ve Uğur Mumcu’yu Cumhuriyetimizin getirdiği değerler dizgesiyle özdeşleştirebiliriz. Daha doğrusu, onların savunduğu söylemler ve eylemlerle Atatürk’ün Aydınlanma Devrimi kesişir.
Şimdi sorabiliriz:
Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu niçin öldürülmüştür? Onlara neden kıyılmıştır?
Çünkü onlar,
Ümmetçiliğe karşı ulusçuluğu;
Uyduluğa karşı tam bağımsızlığı;
Ayrıcalığa karşı halkçılığı;
Medrese öğretimine karşı bilimsel öğretimi;
Hanedanın egemenliğine karşı Milletin egemenliğini;
Şeriata karşı laikliği;
Padişahlığa karşı Cumhuriyeti savundukları için katledildiler...
Bu, yerleri dolduralamayan aydınlarımızı öldürenlerin gerçek hedefi Atatürkçülüğün
ve Türkiye Cumhuriyeti´nin temel değerler dizgesidir. Asıl yokedilmek, varlığına son
verilmek istenen budur.
Hiç bir varsayım, hiç bir kuram, hiç bir açıklama, yaşanılan somut gerçeklerin yerini
tutamaz. Bugün, Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu’nun savundukları; bu yolda yaşamlarını yitirdikleri Cumhuriyet’in temel ilkeleri çok yoğun bir saldırı altındadır. Şeriat rüzgarlarının, Edirne’den Ardahan’a değin, bütün ülkede nasıl bir güçle estirildiğini söylemek bile fazla.
Aydınlanmanın ışıkları bir bir söndürülmüştür, söndürülmektedir, susturulmaktadır: Muammer AKSOY, Uğur MUMCU, Bahriye ÜÇOK, Ahmet Taner KIŞLALI; Necip HABLEMİTOĞLU, Turan DURSUN, Çetin EMEÇ, Abdi İPEKÇİ gibi aydınlanmacı ışık kaynakları söndürüldüler…
Laikliğe karşı şeriatçılığı;
Kendi aklını kullanma özgürlüğü yerine, nakilciliği;
Ulusallığa karşı ümmetçiliği;
Devrimciliğe karşı ortaçağ ötesi gericiliği;
Yeni yazıya karşı eski yazıyı;
Ulusal birlik ve beraberliğe karşı kardeş kavgasını;
İç barışa karşı terörü savunarak, ülkemizi sonu bilinmeyen bir karanlığa sürüklemek isteyenlerin sesleri, bugün daha güçlü ve daha gür çıkmaktadır. Bu kesimlerin gözü dönmüş temsilcileri, aydınlanmadan nasibini alamamış, dolayısıyla da düşünemeyen, akılcılık yerine nakilcilikle, yani „ sen söylenileni yap, gerisine karışma“ buyruğuna uyarak, edilgen eylemlerini sürdürmektedirler.
Son siyasal gelişmeler; adı „ışık“ ama aslı karanlık olan okulların sayısının hızla artması; devlet organlarına yerleştirilen tarikatçı kadrolar; şeriatçı devlet düzenine uygun eğitim ve öğretim politikası, Aydınlıktan Karanlığa Parti iktidarının amacına gittikçe daha da yaklaştığını ortaya koyan somut gelişmelerdir.
Devletin başındaki iktidar sahipleri, devletin laik temelini yıkmak isteyenlere fırsat vermede ve hatta özendirmede dur durak bilmiyorlar…
Çağdaş ve uygar Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’e ve O’nun ilkelerini içeren Atatürkçü Düşünce Sistemine inanan her kişi, kurum ve kuruluşa, Cumhuriyetin, bir başka deyişle, 1923 Aydınlanma Devrimi’nin, insan olmanın ve demokrasinin olmazsa olmaz ilkesi laikliğin, bütün ülkede yaşama geçirilmesi konusunda, her türlü yasal mücadeleyi verme görevi düşüyor.
Atatürkçülük, yılgınlığı ve karamsarlığı yadsır. Bu yönden, aydınlığı karanlığa döndürmek isteyen „türban maskeli karanlık güçler“in estirdiği tehdit, korku ve yılgınlık havasına kapılmamalıyız.
Unutmamalıyız ki, Atatürkçü kişi, en karanlık dönemlerde ve en güç koşullar altında bile en ileri atılımların yapılması, en cesur adımların atılması inancını yitirmeyen kişidir.
Öyleyse, Türkiye’nin aydınlığa yürüyeceğine, hiçbir karşıgücün bu yürüyüşü durduramıyacağına, inanmalıyız ve bu inancımızı söylem ve eylemlerimizle sürdürmeliyiz.
İşte yukarda sözünü ettiğim şeriatçı sesleri kesmenin ve akılcılığı yaşatmanın en güvenilir yolu, Cumhuriyetimizin temel değerlerini, 1923 Aydınlanma Devrimi’nin yaslandığı ilkeleri, açıklamak, anlatmak, halkımızı aydınlatmaktır. Her türlü güç koşullar altında bile, gerek Türkiye’de ve gerekse içinde yaşadığımız ülkelerde, bunu gerçekleştirmektir.
Bunun için tek esin kaynağımız Atatürkçü Düşünce Sistemidir.
Bugün, anıları önünde saygıyla eğildiğimiz aydınlarımızın da tek esin kaynağı vardı
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ...
Dursun ATILGAN

AADD Ferderasyonu Genel Başkanı
GönüL Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
The Following 5 Users Say Thank You to GönüL For This Useful Post:
Ebru (01-23-2008), Leon (01-23-2008), mavidamla (01-23-2008), moonlight (01-24-2008)
Eski 01-23-2008, 13:54   #2
Ç.a.t.L.a.K ' IM..
 
Mesajlar: 11.688
Teşekkür Etme: 4.826
5.481 Mesajina 13.697 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 149
Tecrübe Puanı: 107375005
Ebru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un Çılgını
Ebru - MSN üzerinden Mesaj gönder
turkey Ce: Uğur Mumcu'yu Saygı İle Anıyoruz...


UĞUR MUMCU’YU ANIYORUZ



Uğur MUMCU’yu katledilişinin 11. yılında özlemle, sevgi ile anıyoruz. Katilleri, terörü nefretle kınıyoruz. Uğur MUMCU ilkeleri, bilgisi, yüreği, yiğitliği ile Cumhuriyet aydınları arasında seçkin yerini almıştır.
Demokrasi, laiklik ve Cumhuriyetin yılmaz savunucusu araştırmacı-gazeteci Uğur MUMCU dürüstlüğü, ulusal duruşu, devrimci, Atatürkçü kimliği ile aydınlanmanın öncülerindendir. Mafya-siyaset ilişkisine, İslami ve ayrılıkçı teröre, yolsuzluğa, radikal ve kökten dinci akımlara karşı somut belgelere dayalı çalışmaları ve yayınladığı eserleri tarihi belgeler arasında yer almıştır.
“Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olmayan” Uğur MUMCU ülkemize yönelik uluslararası, çok uluslu dayatmaların kozlarından önemli birini şeriatçılık ise, diğerinin etnik bölücülük olduğunu yıllar önce açıklamıştı. Geleceğimizdeki zor noktayı belgeleri ile sunmuştur. Bilim insanlarımıza, yazarlarımıza, sanatçılarımıza sahip çıkalım. Aydınlar kolay yetişmiyor, bu değerleri teröre, faili meçhul cinayetlere feda edemeyiz. Etmemeliyiz. Yeni acılar yaşamamak dileğiyle Uğur MUMCU’yu saygı ve sevgi ile anıyorum.
Prof. Dr. Osman İNCİ
Ebru Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to Ebru For This Useful Post:
GönüL (01-23-2008), moonlight (01-24-2008)
Eski 01-23-2008, 13:55   #3
yaremce
Misafir
 
Mesajlar: n/a
Tanımlı Ce: Uğur Mumcu'yu Saygı İle Anıyoruz...


Ugurlar Olmez Gonulcum emegine saglik cok anlamli bir paylasim
 
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to For This Useful Post:
Ebru (01-23-2008), GönüL (01-23-2008), moonlight (01-24-2008)
Eski 01-23-2008, 13:56   #4
Ç.a.t.L.a.K ' IM..
 
Mesajlar: 11.688
Teşekkür Etme: 4.826
5.481 Mesajina 13.697 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 149
Tecrübe Puanı: 107375005
Ebru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un Çılgını
Ebru - MSN üzerinden Mesaj gönder
turkey Ce: Uğur Mumcu'yu Saygı İle Anıyoruz...


24 Ocak günü katledilen

KALPAKSIZ KUVVAYI MİLLİYECİ UĞUR MUMCU'YU


SAYGI İLE ANIYORUZ…





"Ben Atatürkçüyüm,
ben cumhuriyetçiyim,
ben laikim,
ben anti-emperyalistim.
Ben özgürlükçüyüm.
Ben Bağımsız Türkiye'den yanayım.
Ben insan hakları savunucusuyum.
Ben terörün karşısındayım.
Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım.
Öyleyse, vurun, parçalayın!
Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."



SEVGİLİ UĞUR, VURULDUN AMA UNUTMADIK SENİ…

Ailesi Ankaralı olmasına karşın, babasının görevi nedeniyle bulundukları Kırşehir'de, 22 Ağustos 1942'de doğdu. Tapu kadastro memuru Şinasi Hakkı Bey ile Nadire Hanımın dört çocuğunun üçüncüsüdür.
Babası Ankara'ya atanınca, Ulus'taki Balıkpazarı'nda bulunan Devrim İlkokulu'nda başladığı ilköğretimini, Bahçelievler'deki Ulubatlı Hasan İlkokulu'nda tamamladı (1954)
Cumhuriyet Ortaokulundan (1957), sonra Deneme Lisesini bitirdi, Ankara Hukuk Fakültesine girdi (1961). Hukuk Fakültesini bitirdikten sonra (1965), kısa bir süre avukatlık yaptı. Dil öğrenmek için gittiği İngiltere dönüşünde, Hukuk Fakültesinin İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta'nın asistanı oldu.
Öğrencilik yıllarında "bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmayacağı"nı kavramış, etkin, coşkulu bir gençti. Hukuk Fakültesi Öğrenci Derneği Başkanıyken onun öncülüğünde yapılan toplantılara zamanın politikacıları , bilim ve sanat insanları çağrılıyor, katıldığı "münazara"lardaki başarılarıyla dikkati çekiyordu. Daha 20 yaşındayken "Türk Sosyalizmi" başlıklı yazısı ile Yunus Nadi Makale Yarışmasını kazandı.
27 Mayısın getirdiği özgürlük ortamında çok okuyarak, araştırarak, yaşamı sorgulayarak kendi düşünce evrimini kurmaya başlamıştı. 12 Martın aydınlara yönelik baskıcı tutumundan o da payına düşeni aldı. Doğan Avcıoğlu'nun yönetimindeki Yön dergisinde 29 yaşında bir öğretim görevlisi olarak yazıyordu. Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada, "orduya" hakaret etmekle suçlanarak tutuklandı. Kendi deyişiyle, Yön dergisi o sırada "sıkıyönetim bekleme salonu" gibi olmuştu. Birçok demokrat aydına cezaevlerinin kapısı ardına kadar açılmıştı.
Bir yıla yakın kaldığı Mamak Askeri cezaevinde öteki aydınlarla birlikte buz kırmak, tuvalet temizlemek zorunda bırakıldı. Açılan davada, 7 yıl hapse mahkûm edildi, ancak "komünist düzenin getirilmesinde bayrağı soldan sağa sallanacağını belirtmektedir" gibi ifadelerin yer aldığı kararın Yargıtay'ca bozulmasından sonra serbest bırakıldı ve hemen askere alındı. Tuzla Piyade Okulundaki üç aylık eğitimden sonra, okul yönetiminin "kötü hal ve düşünce sahibi" diye suçladığı Uğur Mumcu, "er" çıkarıldı; "Sakıncalı Piyade" oldu. Askerliğini Ağrı'nın Patnos ilçesinde tamamladı.
"Sakıncalı Piyade" sayıldığı için onurunun kırılmadığına inandığından, yedek subaylık hakkı ve aylıkları için simgesel bir tazminat isteğiyle dava açtı. Yedek subaylık hakkı geri verildi, ancak askerliği sırasında kendisi için yapılan tüm harcamaları tazminat tutarından düşüldü. Yaşadıkları, gülmece ustaları için bulunmaz bir malzemeydi. Kendisi de yazı ve konuşmalarında gülmece öğelerini sık sık kullanan Uğur Mumcu, bu dönemi, önsözüne Aziz Nesin' in "Bizi acı acı güldürdü” diye yazdığı Sakıncalı Piyade adlı yapıtında anlattı. Bu yapıt sonradan tiyatro oldu ve yüzlerce kez oynandı.
Her zaman duyarlı olan midesindeki rahatsızlığa doktorların tanısı ülserdi. Uğur Mumcu' nun "12 Mart ülseri" tanımlaması bu dönemi özetlemeye yetiyordu. Askerlikten sonra gazetecilikte karar kıldı ve üniversitedeki görevinden ayrıldı. Yön, Kim, Türk Solu, Ortam ve başka dergilerle, Akşam, Milliyet ve Yeni Ortam gazetelerinden sonra uzun süre Cumhuriyet'te yazdı. Anka Ajansında çalışırken Altan Öymen'le birlikte izlediği Yahya Demirel'e ilişkin "Mobilya Dosyası" adlı bir kitap oluşturdu, "hayali ihracat" kavramı böylece kamuoyunun sözlüğüne girdi.
19 Temmuz 1976' da Güldal Homan ile evlendi, 1977' de oğlu Özgür, 1981' de kızı Özge doğdu. Aile bireyleriyle ve dostlarıyla paylaştığı karşılıklı sevgi saygı onun üretkenliğine katkılı oldu. "Susmayı, kendi kabuğunun içine çekilmeyi" çağın suçu olarak niteleyen Mumcu "cesur bir kere, korkak bin kere ölür" diyordu. Demokrasi ve insan hakları savunucusu olarak ülkü ve ilkelerinden hiç ödün vermedi. Katilleri yakalanmayan gazetecilerin, bilim ve sanat insanlarının, tüm insanların kanı yerde kalmasın diyerek savaşını verdi. Terörün silah kaçakçılığıyla ilişkisini giderek artan gerici örgütlenmenin iç ve dış boyutlarını belgeleriyle gözler önüne serdi. Kamuoyu, Susurluk kazasızla yeniden gündeme gelen Abdullah Çatlı adını, ülkücü mafya kavramını ilk kez onun yazılarından duydu. Kontrgerilla var mı, yok mu tartışmalarını, yurtdışındaki görevlilerimizin aylığını ödeyen örgütleri rabıta olayını, kimi aydınların bile yüzeysel bir bakış açısıyla ele aldığı Kürt sorununu, Abdullah Öcalan'ın iç ve dış ilişkilerini ipekçi cinayetinin araştırılmasını, Ağca'yı, Papa suikastının perde arkasını yılmadan ve korkmadan araştırdı. 12 Eylül adaletini, Özal döneminin kural tanımayan uygulamalarını bıkıp usanmadan yazdı. 1990'ların sonunda yaşananlar Uğur Mumcu'yu haklı çıkardı, ölümünden önce yayımlanan 25; ölümünden sonra yayımlanan 40 kitaptaki belge ve bilgiler, etkili ve yetkili olanlarca göz önüne alınmayı bekliyor.
Mumcu'nun dikkate değer asıl özelliği ise insan ilişkileri idi. Ailesine çok düşkün olan Mumcu, yakın çevresi için de "hasta olan için hastanede, yargılanan için mahkemede, tahliye olan için cezaevi kapısında; birisi pasaport mu almamış, kim olursa olsun o işin peşinde" diye bilinen bir dost idi. Hatta tanımadığı insanların sorunlarıyla da yakından ilgilenir, doğrudan ya da köşesi aracılığıyla çözüm bulmaya çalışırdı.
Araştırmacılığında, telefon numaralarından uçak biletlerinin tarihlerine, Resmi Gazeteden Ticaret Sicil Gazetelerine dek hiçbir şeyi gözden kaçırmayan Mumcu, aynı zamanda haber için ödün vermeyen, hiç kimsenin özel yaşamıyla ilgili tek satır yazmayan, haber kaynağını her şeye rağmen koruyan ve belgesiz yazı yazmayan örnek bir gazeteci idi.
Yobazların, kaçakçıların, hırsızların, sömürücülerin korkulu rüyası olan, Cumhuriyet ve Atatürk'ü tüm ilkeleriyle benimseyip savunan Mumcu, din maskesi altında Türkiye'yi emperyalizme teslim etmek isteyenlerin gerçek yüzlerini sergiledi. Silah kaçakçılığı, terör, Kürt sorunu ve benzeri konulardaki araştırmalarını sağlam belgelere dayandırdı. "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz" ilkesinden hareketle emperyalizmin, mafya aracılığıyla Türkiye'ye soktuğu silahların terörü körüklediğini kanıtlarıyla gözler önüne serdi.
Toplumsal sınıf ve katmanlar arasında dengesizliğin ve sömürünün, planlı devletçilikle önlenebileceğini, devlet kaynaklarını geniş kitleler yerine bir avuç azınlığa aktarmanın bu sorunu çözmeyeceğini savundu.
Demokrat, laik, cumhuriyetçi, Atatürkçü, devrimci, emekten tüm hak ve özgürlükten yana, emperyalizmin, çıkarcılar, vurguncular ve yobazların karşısında olan Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 Pazar günü arabasına konan bomba ile öldürüldü.
"Ben Ankara'nın yerlisiyim" diyen Uğur Mumcu için Ankara, yalnızca yaşadığı kent değil, laik cumhuriyetin simgesiydi. Ankara'da yaşanan ve tüm yurda yayılan olumsuzluklar yüzünden zaman zaman "Ankara'nın taşına bak / Gözlerimin yaşına bak / Uyan uyan Gazi Kemal / Şu feleğin işine bak" diye yazıyordu. Bu halk türküsü, ölümünden sonra bir bakıma, Uğur Mumcu ile özdeşleşti. Demokrasi, adalet özgürlükler, emek için, laik cumhuriyetin Atatürk devrimlerinin yara almaması, terörün kaynaklarının bulunması, irticanın boyutlanmaması için yaşamını yitiren Uğur Mumcu'nun ölümü, 24 Ocak 1993' ten bu yana sorgulanamamaktadır.
24 Ocak 1993'ten bu yana hükümetler kuruldu, hükümetler bozuldu; başbakanlar, İçişleri Bakanları geldi geçti, ancak Uğur Mumcu cinayeti aydınlanamadı.
Sosyalizmin, Marksist-Leninist, Avrupa Komünizmi, Maoizm gibi değişik uygulamaları olduğuna dikkat çeken Uğur Mumcu, Türkiye için de bağımsızlıkçı, antiemperyalist, kendi özgün koşullarına uygun, kendi ulusal değerlerinden kopmamış bir "Türk Sosyalizmi" modeli öneriyordu.
Türkiye'de araştırmacı gazeteciliğin öncüsü olan Mumcu, Irak'a yönelik operasyonlarda İncirlik Üssünün kullanılmasına izin veren hükümetleri eleştirdi. Yolsuzluk iddiaları, yabancı istihbarat örgütleri, mafya, Papa suikastı gibi konularda araştırmalar yaptı. Abdi İpekçi suikastının perde arkasını belgeleriyle ortaya koydu.


Siyasilere yönelttiği eleştiriler yüzünden, yazıları aleyhine birçok dava açıldı. Hepsinde de Mumcu'nun haklılığı kanıtlandı.
Ankara Sanat Tiyatrosunda sahnelenen "Sakıncalı Piyade" adlı oyunu büyük ilgi ve başarı kazanan Mumcu ilk ödülünü, 1962 Cumhuriyet gazetesi Yunus Nadi Armağanı Makale Yarışmasında kazandı.


1979 yılında, Türk Hukuk Kurumunca "Yılın Hukukçusu", aynı yıl Çağdaş Gazeteciler Derneğince "Yılın Gazetecisi" seçildi. 1980, 1982, 1983, 1987 ve 1993 yıllarında İstanbul Gazeteciler Cemiyetinin inceleme ve röportaj dallarındaki ödüllerine değer bulundu. 1984, 1985 ve 1987 yıllarında Nokta dergisi Mumcu'ya "Yılın Doruktaki Gazetecisi" ödülünü verdi. 1980'de (Cüneyt ARCAYÜREK'le birlikte) ve 1988'de Sedat Simavi Vakfı Kitle Haberleşme ve Gazetecilik ödüllerini aldı.


SESLENIS

Dag gibi karayagiz birer delikanliydik.
Babamiz,sirtinda yük tasiyarak getirdi asimizi, ekmegimizi.
Arabalar siril siril isiklariyla caddelerden geçerken bizler bir mumun isiginda bitirdik kitaplarimizi.
Kendimiz gibi yasayan binlerce yoksulun yüregini yüregimizde yasayarak katildik o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asildik.


Vurulduk ey halkim, unutma bizi...
Bizleri yok etmek istediler hep.
Öldürüldük ey halkim, unutma bizi...
Korkmadan öldük ey halkim, unutma bizi...
Bir gün mezarimizda güller açacak ey halkim, unutma bizi...
Bir gün sesimiz, hepimizin kulaklarinda yankilanacak ey halkim, unutma bizi.
Özgürlüge adanmis bir top çiçek gibiyiz simdi, hep birlikteyiz ey halkim, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi....


25/08/1975 tarihli Cumhuriyet gazetesinden.





"alıntı"
Ebru Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Ebru For This Useful Post:
GönüL (01-23-2008), moonlight (01-24-2008)
Eski 01-23-2008, 13:57   #5
Ç.a.t.L.a.K ' IM..
 
Mesajlar: 11.688
Teşekkür Etme: 4.826
5.481 Mesajina 13.697 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 149
Tecrübe Puanı: 107375005
Ebru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un ÇılgınıEbru Baktabul'un Çılgını
Ebru - MSN üzerinden Mesaj gönder
turkey Ce: Uğur Mumcu'yu Saygı İle Anıyoruz...


"Ben Atatürkçüyüm,

Ben cumhuriyetçiyim,

Ben laikim,

Ben anti-emperyalistim.

Ben özgürlükçüyüm.

Ben Bağımsız Türkiye'den yanayım.

Ben insan hakları savunucusuyum.

Ben terörün karşısındayım.

Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım.

Öyleyse, vurun, parçalayın!

Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar çıkacaktır."


SEVGİLİ UĞUR MUMCU, VURULDUN AMA UNUTMADIK SENİ…


Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Muammer Aksoy, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı,

Ümit Kaftancıoğlu, Cavit Orhan Tütengil, Onat Kutlar, Eşref Bitlis,

Necip Hablemitoğlu, Gaffar Okkan, M.Yücel Özbilgin…



Hepsinin de tek ortak yanı, Laik cumhuriyete ve ilkelerine gönül vermiş olmaları…

Susturulup bir mezara kapatılmak istendiler AMA onların “ölüleri bile mezarlarına sığmadılar”.

Vuruldular, AMA mücadelesini verdikleri değerler, ilkeler ve kendileri unutulmadı, unutulmayacaktır.


24 Ocak günü katledilen
KALPAKSIZ KUVVAYI MİLLİYECİ UĞUR MUMCU’YU
SAYGI İLE ANIYORUZ…

Uğur Mumcu diğer sözde aydınlar gibi ! 301 den yargılanmadı,siyasilerle yakınlık kurup menfaat ve mevki peşinde koşmadı,çalmadı,kalemini satmadı ama öldürüldü.O gün için söz verenler sözlerinde durmadılar.Bugün özellikle gazetelere baktım ama malesef Uğur Mumcu ile ilgili anma haberlerini göremedim yazık Türkiye öz evladına gereken değeri vermiyor malesef.Malum bizdeki yabancı hayranlığı...






"alıntı"
Ebru Çevrimdışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to Ebru For This Useful Post:
GönüL (01-23-2008), moonlight (01-24-2008)
Cevapla

Bookmarks

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Okuduğunuz Konuya Benzer Konular
Konu Konuyu Açan Forum Cevaplar Son Mesaj
Uğur Böcekleri,Uğur Böceği Resimleri,Uğur Böceği Fotoğrafları zeynep Hayvan Resimleri 16 08-08-2008 21:25
Uğur Mumcu'yu Kim Öldürdü... moonlight Türkiyeden Haberler 0 07-26-2008 14:05
3 temmuz Kemal Sunal'in ölüm yildönümü - Kemal Sunal'ı saygı ile Anıyoruz!! Ebru ÖzeL Günler... 7 07-03-2008 23:59
Uğur Mumcu Kimdir? Uğur Mumcu Hayatı, Uğur Mumcu Biyografisi, Uğur Mumcu küppra Basın-Yayın (Kimdir) 0 06-07-2008 17:30
Uğur Arslan Kimdir, Uğur Arslan Hayatı, Uğur Arslan Biyoğrafisi, Uğur Arslan Hakkında Misafir Edebiyatçılar Şairler 0 11-19-2007 14:42


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:21 .


Telif Hakları vBulletin v3.7.3 © 2000-2008, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : Msn ifadeleri
Site Ekle Hosting Hizmetleri

Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız


Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77