![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Bloglar | Fan Kulüpler | Etiketler | Albümler | SSS | Arama | Bugünkü Mesajlar | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
| Bitkiler (Botanik) Bitkiler (Botanik) Ot Yane |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| üyelik iptal edildi
Mesajlar: n/a | Okyanus sahillerinde iyotlu bir deniz kokusu hissedilir. Bu koku, köpük ve dalgalardan rüzgârla yayılan tuz kokusudur. Bu kokuya ayrıca okyanuslarda yaşayan mikroskobik bitkilerin (fitoplanktonlar) senaaalendiği gazlar da karıştırılmaktadır. Bu bitkilerin birçok türü mevcuttur. Okyanuslarda bolca yetişen fitoplanktonlar, ideal şartlarda sadece bir veya iki gün yaşar; öldüklerinde ise dibe çökerler. ‘Deniz çimleri’ olarak da adlandırılan bu tek hücreli canlılar, okyanuslardaki besin zincirinin en önemli halkalarındandır. Bu canlılara ayrıca karbon devr-i dâiminde de vazife verilmiştir; bu sayede atmosferdeki ısı dengesi sağlanmakta ve hayatın devamı için gereken oksijen miktarı kontrol altında tutulmaktadır. Bu sebeple fitoplanktonlar, okyanus bilimcilerin önemli ilgi alanlarından olmuştur.Fitoplanktonlarda fotosenaaa ve önemi> Bütün canlıların hayatlarının devamı ve büyüyüp gelişmeleri için, enerji ve organik yapı taşlarına ihtiyaçları vardır. Canlıların enerji ihtiyaçları güneşten gelen enerjiyle karşılanır. Bu enerji bitkilerin bünyesinde kimyevî enerjiye dönüştürülür ve bu esnada inorganik maddelerden organik maddeler yaratılır. Bu hâdise fotosenaaa olarak bilinmektedir. Diğer canlılar ise besin ve enerji ihtiyaçlarını bitkileri yiyerek karşılar. Fitoplanktonlar da fotosenaaa yapacak şekilde klorofil pigmentlerine sahip yaratılmışlardır. Onlar da karalardaki bitkiler gibi fotosenaaa yapar ve böylece deniz ve okyanuslardaki canlıların rızıkları sağlanır. Fitoplanktonların yerküre ölçeğindeki tesirleri Dünyanın fitoplankton popülasyonu ne kadar büyük olursa, bu canlıların deniz suyunda çözünmüş karbondioksiti fotosenaaale bünyelerine alma nispeti de o kadar fazla olur. Karbondioksit, toplam sera tesirinin tek başına % 50 kadarından sorumludur. Atmosferdeki karbondioksit miktarının ve dolayısıyla sera gazı seviyesinin kontrolünde, bu canlıların büyük bir popülasyona sahip yaratılmasının önemli payı vardır. Fitoplanktonlar ve çevre arasında karşılıklı münasebet vardır. Tabiî dengenin sağlanması için fitoplanktonlar çevreye, çevre de fitoplanktonlara tesir edecek şekilde yaratılmıştır. Bu bitkilerin popülasyonu, çevrelerindeki değişikliklere bağlı olarak artmakta veya azalmaktadır. Bilim adamları, fitoplankton popülasyonunun bir günde ikiye katlanabildiğini tespit etmişlerdir. Belli bir fitoplankton popülasyonunun yoğunluğu, mahallî dağılımı, popülasyonun artma veya azalma nispeti gibi verilerdeki değişme, bölgede çevre şartlarının değiştiği konusunda fikir vermektedir. Çünkü fitoplanktonlar, çevrelerindeki değişikliklere çok çabuk cevap verebilecek kabiliyette yaratılmışlardır. Fitoplanktonların kükürt devr-i dâimindeki rolü İklimin yumuşatılmasında ve bulutların şekillenmesinde ö-nemli bir rol üstlenen kükürt temelli bir bileşik olan dimetilsülfit (dimethylsulfide-DMS), fitoplanktonlarda senaaalenen gazlardan biridir. Kendine has kokusu olan bu gaz, ilk bakışta çok zararlı kirletici kimyevî bir madde gibi algılanmasına karşılık, aslında yeryüzündeki biyo-jeo-kimyevî devir için yaratılmış olan maddelerden biridir. Bu önemli gaz hakkında daha fazla bilgi sahibi olunursa, yerküre ölçeğindeki iklim değişiklikleri daha iyi anlaşılabilecek ve daha akıllıca bir çevre politikası geliştirmek mümkün olabilecektir. DMS’nin üretilmesi çeşitli organizmaların birlikte bulunmasına bağlıdır. Okyanus üst kısımlarında bulunan fitoplanktonların bazı türlerinde, ![]() DMS’nin başlangıç molekülü olan dimetilkükürtproponat (dimethylsulfideproponade-DMSP) molekülü senaaalenir. Daha sonra, bakteriler ve fitoplanktonlar, senaaalenen DMSP’nin DMS’ye ve diğer bazı maddelere dönüştürülmesinde vazife alırlar. Üretilen DMS’nin bir kısmı tuzlu deniz suyundan atmosfere geçer ve oksitlenerek troposferik sülfat gazına dönüştürülür. Bu gaz, etrafında su moleküllerinin toplandığı bir bulut yoğunlaştırma çekirdeği (CCN) olarak vazife görür. Bulutlara, yeryüzüne gelen güneş enerjisi dengesinin sağlanmasında, dolayısıyla yeryüzü sıcaklığı ve ikliminin oluşumunda büyük bir vazife verilmiştir. Bilim adamları denizlerden gelen DMS miktarının, atmosfere biyolojik kaynaklardan yayılan kükürt gazının % 50’lik kısmını teşkil ettiğini tahmin etmektedirler. Bu da fitoplanktonların iklim üzerindeki tesirini açıkça göstermektedir. Tabiattaki kükürt devr-i dâiminin gerçekleşmesi için kükürt bileşiklerinin atmosfer yoluyla denizden karaya transfer edilmesi gerekmektedir. Denizlerden gelen tabiî kükürt gazı kaynağının % 95’ini teşkil eden DMS, bulut yoğunlaştırıcı çekirdek vazifesi gördüğünden, kükürt bileşiklerinin yağmurla beraber denizden karaya ulaşmasına vesile olur. Radyasyon dengesine de yeryüzündeki iklimlerin oluşumunda önemli roller verilmiştir. Güneşten yayılıp yeryüzüne ulaşan radyasyonun üçte biri, bulut, buz ve kar yoluyla uzaya geri yansıtılır. Diğer üçte ikisinin bir kısmı atmosfer, büyük bir kısmı da kaya parçaları ve okyanuslar tarafından emilir. Daha sonra, emilen bu güneş enerjisi sıcaklığa dönüştürülür, karalar ve denizler bu enerjinin bir kısmını kızıl ötesi ışınlar olarak geri yansıtır. Bu ışınlar, atmosferi ısıtarak uzaya doğru yoluna devam eder. Eğer yeryüzü kaybettiğinden fazla enerji alırsa, kürevî ısınma; aldığından fazla enerji kaybederse, kürevî soğuma meydana gelir. Bulutların büyüklük dağılımı ve su damlacıklarının büyüklüğü, kürevî iklim değişmesini tahmin etmede önemli bir faktördür. Bulut yoğunlaştırıcı çekirdek (CCN) ne kadar fazla ise, su damlacıkları o kadar küçük olur ve bulutun yoğunluğu da o ölçüde artar. Bu da, bulutun radyoaktivitesine tesir eder. Buradan da anlaşılacağı üzere DMS, su devr-i dâiminin ve kürevî ısınma miktarının belirlenmesinde ve bulutların teşekkülünde -gördüğü vazife itibarıyla- bir faktördür. Yani Yüce Yaratıcı, fitoplanktonlara ürettirilen ve atmosfere karışan DMS’ye, iklimlerin düzenlenmesinde ve tabiattaki kükürt devr-i dâiminin devamında çok önemli vazifeler yüklemiştir. Atmosferin kimyası ve iklim üzerinde, insan ve tabiî kaynaklı tesirleri doğru bir şekilde tahmin edebilecek modeller geliştirebilmek için, kutuplardan tropikal sulara kadar yerküre ölçeğinde DMS ihtiva eden kimyevî reaksiyonları iyi anlamak gerekmektedir. Biz insanlar için ne büyük bir çelişkidir ki, Allah’ın koyduğu dengeyi kendi elimizle bozuyor, sonra da O’nun kanunlarından faydalanıp ne yaptığımızı anlamaya çalışıyoruz. | |
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
|
|
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İklim hastalıkları kırıp geçirecek... | elma | Dünyadan Haberler | 0 | 07-20-2008 11:01 |
| İklim hastalıkları kırıp geçirecek | zeynep | Sağlık Haberleri | 0 | 07-01-2008 18:49 |
| Küresel Iısınma ve İklim Değişikliklerine Karşı Neler Yapabiliriz? | GönüL | Küresel Isınma | 0 | 06-09-2008 21:13 |
| Mars'ta İklim Değişikliği ve Deprem | yaremce | Astronomi (Gökbilimi) | 0 | 03-27-2008 06:36 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız