![]() |
| |||||||
| Ask Ve Sevgi Aşk hikayeleri,sizin aşk hikayeleriniz ..o büyülü dünyalar |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| ♥.•°ღşιяιηє♥.•°ღ ![]()
Mesajlar: 7.168
Teşekkür Etme: 1.259
1.907 Mesajina 5.024 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 5
Tecrübe Puanı: 41125990 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ~ђคאคtค ๔คเг אคzılคг кöşєรเภє ђ๏şﻮєl๔เภเz~ ๔๏รt ๔є๔เğเภ Her şeyin maddiyata ve karşılıklı çıkar ilişkisine dönüştüğü bu zaman arkadaşlıklarına ithaf olunur…. > >Zamanın birinde çok iyi iki arkadaş varmış. bu gençlerden biri çok > >>zeki, diğeride biraz saf kalpli(ama aptal değil).. bu iki gencin gerçektende çok sağlam arkadaşlıkları varmış.. > >>günün birinde zeki olarak nitelendirdiğimiz arkadaş çok büyük dara düşüyo hemen arkadaşına koşuyo durumu anlatıyo ve bi miktar borç para istiyo saf kalpli arkadaşı ona gereğinin 2 misli para veriyo ve bunu borç olarak vermediğini geri almıycağını söyluyo.. > >>daha sonra tabi düşme-kalkma dünyası saf kalpli çocuk dara düşüyo arkadaşına koşuyo durumu anlatıyo ve "ben senden para istemiycem çalışmalarımı yapmak için senin yanında ufak bi büro versende bana yeter" diyo ama arkadaşı kabul >etmiyo.. > >>saf kalpli arkadaş herşeyini kaybediyo sadece kendine ait bir evi kalıyo orda kuru ekmeğe talim bi şekilde hayatını devam ettiriyor. yine birgün kuru ekmek yerken yaşlı bi amca evine geliyo ve karnının aç olduğunu söyluyo saf kalpli genç ekmeğini onunla paylaşıyo daha sonra yaşlı amca ordan ayrılıyo. bir müddet sonra öğreniyoki o gelen yaşlı amca aslında çok zengin bi adammış vefat etmiş ve vasiyetinde mirasının tamamını bu gence verilmesini istemiş..bu mirasla işlerini yoluna koyuyo eskisinden daha iyi bi konuma geliyo ve zeki arkadaşının evinin tam karşısına muhteşem bir villa yaptırıyo orda yaşamaya başlıyo.. > >>saf kalpli arkadaşı bi kıza tutuluyo, nişanlanıyo ve yavaş yavaş evlilik hazırlıklarına başlarken eski arkadaşı çıkıyo karşısına nişanlandığı kızı onun sevdiğini >söyluyo yani resmen nişanlısını >>ondan istiyo. saf kalpli arkadaşıda hala daha arkadaşını çok seviyo ve arkadaşı istedi diye kabul ediyo nişanlısından ayrılıyo. belli bi süre sonra bir kadın saf kalpli çocuğun evine geliyo işe ihtiyacı olduğunu ve evinde çalışmasını istediğini söyluyo. saf kalpli gençte "olur yenge hiç olmazsa sıcak çorba görmüş olurum" diyo ve kadın gencin evinde yaşamaya başlıyo.. daha sonra kadın gence;"artık senin evlilik yaşın geldi benim tanıdığım helal süt emmiş kızlar var evlendirelim seni" diyo. gençte kabul ediyo ve bi kızla nişanlanıyo evlilik hazırlıklarına başlıyo herşeye rağmen eski arkadaşını da düğüne davet ediyo.. >> >>düğün günü.. >> >>tüm konuklar geliyo saf kalpli arkadaşda kürsüye çıkıyo ve başlıyo anlatmaya; "zamanında çok iyi bi arkadaşım vardı >bigün dara düştü >>benden borç istedi bende istediği paranın iki mislini verdim. daha sonra ben dara düştüğümde bana bir büro dahi vermedi. bi kızı sevdim nişanlandım ama o bana nişanlandığım kızı çok sevdiğini ve ayrılmamı istedi bende ayrıldım nişanlımı ona verdim bunları neden söylediğimi bilmiyorum sadece içimden anlatmak geldi ve anlattım." apar topar zeki olarak >>nitelendirdiğimiz arkadaşı kürsüye çıkıyo ve başlıyo konuşmaya; > >>"arkadaşımın bahsettiği kişi benim söylediklerinde zerre kadar yanlış yoktur. iflasın eşiğine geldiğimde istediğim yardımın iki katını verdi, bigün benim yanıma geldi benden büro istedi bende onu bu durumda görmeye dayanamayacağım için ona büro vermedim. evinde bir kuru ekmeğe mahkum olduğunu duydum ona babamı gönderdim bütün mal varlığını ona bıraktı. daha >sonra öğrendimki arkadaşım bi hayat >>kadınına tutulmuş nişanlanmış bende hayat kadınını ondan ayırmak için istedim o da verdi. sonra yalnız yaşadığını öğrendim annemi ona yemek yapması için gönderdim. şimdide kardeşimi veriyorum.." *alıntı* | |
| | |
| | #2 |
| ♥.•°ღşιяιηє♥.•°ღ ![]()
Mesajlar: 7.168
Teşekkür Etme: 1.259
1.907 Mesajina 5.024 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 5
Tecrübe Puanı: 41125990 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ๓єรєlє кคlк๓คкtค "Yarin sabah saat yedi buçukta kalkacagim" dedi genç kiz.. Sonra ertesi günün programini yapti.. "Dus.. Kahvalti.. Evden çikis.." diye baslayarak.. Önemli bazi ihtiyaçlarini karsilamak üzere alisveris merkezine gidecekti. Sonra ögle yemeginde uzun zamandir görmedigi bir arkadasi ile bulusacakti.Ögleden sonra bir is randevusu vardi.. Saati sabah 7.30'da çalarken "Dus yapmasam da olur" diye düsündü.. "Yarim saat daha kestireyim.." Bir yarim saat daha için kahvaltidan da vazgeçti.. Alisveris mi?.. O kadar da önemli degildi canim.. Ertesi güne kalabilirdi. Ögleye kadar uyusa ne kadar iyi olacakti. O kadar sicak ve çekici idi ki, yatak.. Ögle yemeginde arkadasi ile bulusma mi?.. Bunca zamandir görüsmemisler de ne olmustu yani.. Birkaç gün sonra yeseler yemegi ne olurdu ki?.. Bir telefon eder, yok canim, yüz yüze konusmak zor, bir mesaj çeker ertelerdi yemegi.. Oh be.. Artik caninin çektigi kadar uyuyabilirdi.. Uyudu.. Is randevusuna, aç biilaç, alelacele yapilmis bir makyaj, iki firça ile düzeltilmis saçlar ve uykudan sismis gözlerle girerken, aynaya bakmadigi için, neden basarili olamadigini da anlayamadi.. O gece yatarken gene plan yapti.. 7.30 kalkis.. Dus.. Kahvalti.. Gazetelere bakma.. 9.00: Alisveris merkezine gidis... 11.30: Arkadasla bulusma.. 14.00: Is randevusu.. ..Ve sabah 7.30 da saati çaldiginda "Canim kahvalti çekmiyor, dusu da daha dün gece aldim.." diye mirildandi, yastigi kafasinin üstüne koyup öbür tarafa döndü. **** //// **** Kim mi anlattigim kisi.. Siz.. Içinizden biri.. Kimbilir kaç kisisiniz orda.. Kaç yüz..Bin.. Basari, yataktan kalkma ile baslar.. Bu kadar basit.. Ama o kadar da zor.. Bir arastirma yapin yakin çevrenizde.. Basarili olanlar, yataktan kalkmayi bilenlerdir. Nedir yataktan kalkmayi bilmek.. Karar verdigin saatte gözünü açtigin anda, firlayip yataktan çikmak.. Bir dakika bile gecikmeden.. Bir dakika bile yatak miskinligi yapmadan.. Uçak kaçacaksa, yapariz bunu.. Ama hayat kaçarken yapmayiz.. Kaçan uçagin yenisi vardir oysa.. Ama kaçan hayatin saniyesi geri gelmez.. Yataktan kalkmayi ögrenmek, kendini tanimakla baslar.. Kendinizi iyi tanirsaniz, kalkacaginiz saati dogru belirler, güne dogru, yapabileceginiz, basarabileceginiz planla baslarsiniz.. Saat 7.30'da yataktan çikamadiginizi bile bile her gece "7.30 kalkis" diye yattiniz mi, kendi kendinizi aldatir, daha kötüsü giderek asagilik kompleksine düsersiniz.. "Ben ne berbat bir insanim. Verdigim en basit kararlari bile uygulayamiyorum" diye.. Bakin.. Hayali degil, gerçekçi planlar yapin.. "10.00'da kalkacagim" deyin.. Ama kalkin.. Geceden verdiginiz kararlari, ertesi gün uyguladiginiz ölçüde kendinize güveniniz artmaya, kisiliginiz oturmaya baslar. O zaman 7.30'da da rahatça kalkabilecek güce ulasirsiniz.. Yapamayacaginizi ezbere bildiginiz planlari her gece yatarken yapmak, sizi yasarken öldürür. Durmadan plan yapip ertelemek, hiç plan yapmamaktan çok daha hizla çürütür insani.. Yataktan kalkacaginiz zamana dogru karar verin ve kalkin.. Hayatinizin nasil hizla olumlu gelismeye basladigini göreceksiniz.. |
| | |
| | #3 |
| ♥.•°ღşιяιηє♥.•°ღ ![]()
Mesajlar: 7.168
Teşekkür Etme: 1.259
1.907 Mesajina 5.024 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 5
Tecrübe Puanı: 41125990 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | ђüzüภlєг๔є คğlค๓คк Mesafeler koyduk araya Kapattık kapılarımızı dostlarımıza Bir merhaba demek için girmeleri gerekti sıraya ... Ne kadar hasrettiler bir dost sese Paylaşamadık o en coşkulu anlarını , seveceğimiz yanlarını İnsanın öyle anları vardır ki tarif edilemez duygular yaşar. Sevinir,duygulanır, hüzünlenir ve tam bu esnada kabaran duyguları paylaşacak bir dost arar. O anda bir dost yüze ne kadarçok ihtiyaç duyar. Ama genellikle bu dost yüzler bulunamaz. Çünkü bütün dostlar o anda meşguldürler. Büyük işler peşindedirler.Maddeselleşen dünyada madde peşinde koşturmaktan dostlara zaman kalmaz. Dostları dinlemeye vakit bulamayız.İşte böylece paylaşılmayı bekleyen duyguları paylaşamadan içimize atarız ya da doğmadan boğarız o duyguları.Ben genellikle paylaşılmayı bekleyen duygularımı son haddine kadar saklarım ola ki paylaşacak bir dost bulurum ümidiyle. Dostlarımıza karşı kapılarımız sonuna kadar açık olmalı. Dostlar istedikleri an bizi bulmalı, bir merhaba demek için günlerce peşimizden koşmamalı.İnsanın her zaman sıcak bir dost sesine ihtiyacı vardır. Görüşürüz ya salı ya çarşamba günü diye diye Kaçırdık nişanı, düğünü. Hayat denen suyun akışında birlikte çağlayamadık." Peki bizler niçin vardık? Dostlarımızın en mutlu günlerinde yanlarında olamadıktan sonra... Çoğu zaman bir kart ya da telgraf göndermekle yetindik düğün, nişan davetlerine.Ve hep şöyle yazdık: "Yoğun işim nedeniyle, daha önceden planlanan program nedeniyle davetinize icabet edemiyorum.Siz değerli dostlarıma mutluluklar dilerim" Evet dostlara böyle mekanik, solgun cevaplar mı vermeliydik? Halbuki o sıcak dostlarımız bizleri aralarında görmekten ne kadar mutlu olacaklardı. Hatta bu kıymetli anları güzel bir fotoğrafla ölümsüzleştirip ömür boyu minnetle anılma şerefi elde edecektik. Gerçek dostların yanında değilken, onların davetlerine gidemezken neler yaptık peki? Menfaatler uğruna hep gülücükler dağıttık başkalarına içimizden gelmeye gelmeye. Zamanla öyle oldu ki bu sahte davranışlar bizi de sahteleştirdi.Ama işin acı tarafı bu durumun farkında bile değildik. Ölümlerini bile geç duyduk da vaktinde ağlayamadık. Yıllar önce bir yarım ekmeği bölüştüğümüz dostlar hastane köşelerinde ya da evlerinin bir kıyısında günlerce dost bir yüz aradılar.Sıcak bir ses beklediler. Bir merhaba eden olur mu diye hep dost yolu beklediler. Haberimiz bile olmadı.Duymadık, duyamadık. Çünkü dostları zaman zaman arayıp da halini hatırını sormayalı yıllar oldu. Ajandamızdan adları bile silindi çoklarının. Dostlar bir gün bu dünyayı terkettiler. Ölümlerini bile duyamadık. Son görevimizi hakkıyla yerine getiremedik.Cenazelerine gidip de tabutlarına dokunamadık. Bir gül koyup ağlayamadık. İki damla göz yaşı akıtıp geçmiş günleri yad edemedik bile.... Fakat şunu hiç düşünmedik .Yarın bu sonsuz yolculuğa bizi de böyle yapayalnız uğurlayacaklar... işte... Bu hikaye hem acı, hem uzun Selam vermeden geçiyoruz artık yanından komşumuzun Hani bizim bir sözümüz vardı? " Komşu komşunun külüne muhtaçtır." Bırakın külüne muhtaç olmayı artık görmüyoruz bile. Herkes olabildiğince kabuğuna çekilmiş. Selam vermemek için yollar değiştiriliyor ya da yanınızdan öylesine geçip gidiyor insanlar. Oysa biz birbirimiz için vardık İş deyip, çalışma deyip huzuru bahane edip, ekmek parası deyip uzaklaştık dostlardan. Ama şunu unuttuk: Bütün kapılar aslında kendi yüzümüze, kendi üzerimize kapandı. Şimdi bu kapıları açacak bir dost arıyoruz.Geç farkettik taşın sert olduğunu.Ve asla bu kapıları açacak birini bulamayacağız. Çünkü, biz kapıları içten kapattık. Anahtarı içerde. Ancak kendimiz açabiliriz. Nasıl mı? En yakınımızdaki bir dosta merhaba demekle, bir gülümsemeyle... Haydi hemen şimdi bir kez deneyin... Göreceksiniz işe yarayacak.Evet tüm dostlara merhaba... Hayatı paylaşmak dileğiyle... alıntı |
| | |
| | #4 |
| ♥.•°ღşιяιηє♥.•°ღ ![]()
Mesajlar: 7.168
Teşekkür Etme: 1.259
1.907 Mesajina 5.024 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 5
Tecrübe Puanı: 41125990 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | уανяυ вαℓιηα ιℓє кöρєквαℓıкℓαяı Annesi balina avcıları tarafından öldürülen yavru balina Atlas Okyanusu’nda yüzerken etrafını yirmi kadar köpekbalığı sardı. Başkan köpekbalığı yavru balinanın yanına gelerek: “ Seni tanıyorum ve durumunu çok iyi anlıyorum yavru balina. Ama üzülmekle eline bir şey geçmez. Anneni insanlar öldürdü. Sen bunu onların yanına bırakmamalısın. Annenin intikamını almalısın. Biz senin dostunuz. Sana öldürmeyi öğretip, insanların üstüne salacağız. Çok yakında insanlar yavru balinayı tanıyıp, ondan korkacaklar “ dedi. “ Annemi yerler mi insanlar? “ diye sordu yavru balina. “ Yerler yavrum. İnsanlar acımasızdır. Onlar dünyadaki tüm canlıları acımasızca öldürürler. Hoş, insanlar birbirlerine karşı da acımasızdır. Ben buralarda çok gördüm gemiler içinde savaşan insanları. Dedem insanların toprak üstünde de savaştıklarını söylerdi. Savaşı kazanan kahraman olurmuş. “ “ İnsanlar kötü yaratık desene? “ “ Hem de çok kötü yaratık. “ “ O zaman beni annesiz bırakan, bana günlerce gözyaşı döktüren insanları cezalandıracağım, ama bunu nasıl yapacağımı bilemiyorum. “ “ Öğrenirsen bilirsin. Haydi, yavrucuk peşimden gel. Siz de peşimden gelin köpek kardeşlerim. Derinlikler bizi bekliyor. “ Aradan bir ay geçti. Bu sürede köpekbalıkları bildikleri öldürme yöntemlerini yavru balinaya öğrettiler. Hedef, insanların toplu halde yüzdükleri plajlar olacaktı. Plajlar, insan kanına boyanacaktı. Yavru balina, öldürürüm, parçalarım, diyordu ama onu plaja salmadan önce bir deneme yapmalıydı. Bakalım öldürebilecek miydi? Beş köpekbalığı yalnız yüzen insan aramaya başladı. Deniz fenerinin yakınında bir çocuk yüzüyordu. İlk kurban o olacaktı. Köpekbalıkları sahilden uzak kaldılar. Çocuğu ürkütmek istemiyorlardı. Yavru balina hızla çocuğa doğru yüzmeye başladı. Fenerin oralar derin demişti köpekbalıkları, çocuk demek ki, usta yüzücüydü. Yoksa onun ne işi vardı böyle derin yerde. Yavru balina kafasını suyun üstüne çıkardı, daha sonra gövdesi ve kuyruğu göründü. Çocuk, yavru balinayı hemen fark etti. Derin bir nefes alıp suya daldı. Balina yavruydu ama dört metre boyundaydı. Sahile doğru yüzmeye kalksa bunu başaramazdı, çünkü yavru balina ondan çok daha hızlıydı. Yetişmesi an meselesiydi. Bundan dolayı çocuk sahile paralel yüzüyordu. Yavru balina çocuğa yetişti, bir süre onunla yan yana yüzdü ve aniden dönerek ağzını açıp kapadı. Yavru balina köpekbalıklarının yanına döndüğünde: “ Görevimi başardım. Çocuğun işi tamam “ dedi. “ Çocuğu parçaladın mı? “ diye sordu, başkan köpekbalığı. “ Hayır, parçalamadım “ dedi yavru balina. “ Parçalamadın mı? O zaman ne yaptın? “ “ Çocuğu yuttum. “ “ Yuttun mu? “ “ Evet, yuttum…Çocuk şimdi midemde. “ “ Öyle veya böyle, çocuğu öldürmüşsün işte. Seni kutlarım yavru balina. Biz yarın uzaklara gidip bir toplantıya katılacağız. Birkaç gün yokuz. Sen şu ilerdeki plaja git, yakaladığını ister parçala, ister yut. Sıradan bütün plajları dolaş. İnsanlara acıma yok. “ Köpekbalıkları döndüğünde yavru balinayı buldular. Yavru balina yirmi insanı acımadan öldürdüğünü, insanların plajlara çıkamadığını, etrafa korku saldığını söyledi. Köpekbalıkları bu habere çok sevindiler. Ertesi gün bir köpekbalığı deniz fenerinin yakınındaki sahilde yavru balinanın yuttum dediği çocuğu gördü. Başkanı bularak durumu anlattı. Başkan, bunun üzerine çok sinirlendi. Nefretle yavru balinanın üstüne gitti: “ Hani yutmuştun o çocuğu, bak fenerin oradaymış. Sen bizimle dalga mı geçiyorsun? “ Köpekbalıklarının etrafını sardığını gören yavru balina: “ Şey, yutmuştum ama hazmedemedim, kusuverdim. Çocuk midemi tekmelemişti. “ “ Sus, yalancı seni, çocuğu yutmadın, plajlara saldırmadın, bütün plajlar dolu. Hani plajlara kimse çıkamıyordu, hani etrafa korku salmıştın. Yalan, hepsi yalan. Madem öldüremiyorsun, ölürsün. Şimdi seni…” Başkan köpekbalığı sözlerini tamamlayamadı, çünkü yavru balina: “ Beni ne yaparsın? Sıktın artık, çekil önümden “ dedikten sonra, ona sert bir kafa vurarak denizin derinliklerine yolladı. Yavru balinanın önü açılmıştı. Gücünün yettiği kadar hızlı yüzmeye başladı. Karşısı sahildi. Artık geriye dönüş yoktu. Peşinde sürüyle köpekbalığı vardı. Yakalarlarsa parçalarlardı. Yavru balina kendini sahile zor attı. Debelendi kumun üstünde biraz daha, biraz daha ilerledi. Gücü tükenince başını sıcacık kumun üstüne bıraktı. Çocuk yavru balinayı tanımıştı. Onun yanına geldi: “ Ne oluyor, yavru balina? Neden sahile çıktın? “ “ Oh, sen miydin? Nasılsın çocuk? Adın neydi senin? “ “ Benim adım Mark. İyiyim de burada ne işin var? “ “ Benim adım de Sili. Geçenlerde tanışmıştık, hatırladın mı? “ “ Hatırladım. Bir süre yan yana yüzmüştük, sonra sen gitmiştin. Üstüme gelirken beni yiyeceksin sanıp korkmuştum.” “ Kim? Ben mi seni yiyecektim? O bir şakaydı. Seni korkuttuğum için özür dilerim. Beni affet.” “ Affettim gitti. Anlat bakalım Sili, neler oluyor? Neden denizde değil de buradasın? “ Yavru balina olanları anlattıktan sonra: “ Ya, işte böyle Mark, köpekbalıkları peşimde, sayıları yirmiden fazla. Onlarla yalnız başıma çarpışamam. Acı gerçek ama benim için böylesi daha iyi olacak. “ “ Köpekbalıkları toplantıya gittiğinde kaçıp gitseydin uzaklara veya balinalardan yardım isteseydin? “ “ Kaçsam kısa zamanda yakalanırdım. Kurtuluşu yoktu. Okyanustaki bütün köpekbalıkları peşime düşerdi. Balinalardan yardım isteyemezdim, çünkü bu korkunç bir savaşın başlangıcı olurdu. Yüzlerce balina ve köpekbalığı birbirine girerdi. Arada belki ben de ölürdüm. Oysa şimdi sadece ben ölüyorum, hiçbir balinayı tehlikeye atmıyorum. Bir benim için başkalarının keyfini kaçıramam. Sili ölürse kıyamet kopmaz. Hayat devam eder. Dünya uzayda nokta kadar, fakat Sili dünyada nokta kadar bile değil. “ “ Annen yaşasaydı köpekbalıkları sana sokulamazdı. Bu duruma düşmezdin. “ “ Onun orası öyle de annemi insanlar öldürdü. Asıl suçlu annemi öldüren insanlar. Mark, sence insanlar annemi neden öldürdü? “ “ Kazanç uğruna. Bazıları kendileri kazansın diye can alıyorlar. Öldürürken düşünmezler ki, balinanın yavrusu ne olacak? Yavru annesiz ne yapacak? Örneğin; annesiz, babasız bir çocuk ne olur, ne yapar, nasıl yaşar? Çocukken bunu düşünen biri büyüdüğünde diğer canlıların hayatına saygı duyar, onlara zarar vermez. Tanrı şahidimdir ki, ben insan olsun, diğer canlı varlıklar olsun hiçbirine zarar vermeyeceğim. Yemin ediyorum. “ “ Seni seviyorum, Mark.” “ Ben de seni seviyorum, Sili. “ Yazan: Serdar Yıldırım |
| | |
| | #5 |
| ♥.•°ღşιяιηє♥.•°ღ ![]()
Mesajlar: 7.168
Teşekkür Etme: 1.259
1.907 Mesajina 5.024 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 5
Tecrübe Puanı: 41125990 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | вυяαℓαя ѕєηѕιz çєкιℓмιуσя karanlık bi şehirde yazıyorum bu mektubu sana... odam karanlık, kalemim karanlık, yarınlar karanlık... hatırlarmısın bilmem; eskiden bana kalbin kadar temiz olan bu sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim diye başlardı hatıralar oysa ben git gide kararan bi sayfaya yazıyorum seni... sakın ha alınma, utanma... sen değil, bu sayfayı karartanlar utansın arkadaşım! aramıza sıra dağları koyanlar utansın! gidersin! elinde değildir ki hiç bir şey... gönlün dur desede , gözün arkada, bir şeyleri yarım bırakıp gidersin.. elinde değildir ki durdurasın zamanı... ne olacağını, nasıl yapacağını düşünür, hiç birşeyin içinden çıkamaz, gidersin... gidersin, ağlamak gelir içinden. isyanın doruğa ulaşır ve ''bu hayat benim, burdayım, çünkü burda sevdiklerim..'' diye avaz avaz bağırasın gelir... hayat karşı koymayı arzu edersin ama nerde... dalga geçercesine alır götürür hayat seni istediği yere... peşinden gelen bir sönük yıldızındır, birde hatırlayıp kahrolasın diye anıların... gidersin! aklın almaz birşeyleri... sevdiğin onca insana karşı koca bir sevdayı yarıda koyup gitmeyi, hergün görmeye alıştığın yüzleri bir daha belkide hiç görmemeyi... giderken bir an durur geri dönersin ve hoşçakal diye uzanan ellerin sana sallandığını bilmemezlikten gelip tekrar arkana bakarsın, bu elveda kime diye.. sanadır bilirsin ama kabullenmek istemezsin işte... yürümeye koyulursun. artık hiç birşeye aldırmama ve ardına bakmadan yürüme vaktidir... ''hadi'' dersin, '' gitmeliyim artık'' tam uzaklaşırken bir kaç kendini bilmezden seni kahreden, belkie hıçkırıklara boğan çatlak sesler duyarsın... çok tanıdık kişilerden gelir bu sesler.. can diyebileceğin, bir çırpıda canını verebileceğin... ''bizi unutma, yaşadıklarımızı unutma eda, seni seviyoruz''... arada bir ara, yolun düşerse uğra... böyle sahnelerin tuzu biberidir bu replikler.... birden herşey durur senin için ve kahretsin bir çatlak ses daha... '' tenefüslerde yediğimz brownileri unutma, en çok beni hatırla çünkü ikimizde sıfır alırdık ingilizceden Haluk hikmet poyraz saolsun...'' gülersin ama başına yıkılır dünya... giderken anlarsın bunu; geride bıraktıklarının saçının telini bile özleyeceksindir... gitme vaktidir ve kulaklarını tıkayıp hızlı hızlı yürümeye başlarsın.... hesap sorar yürüdüğün yollar artık uğramıyacak mısın buralara diye? geçtiğin bankların üzerinde belirir sevdiğin insanlar... kısaca yürüdüğün yollarda yaşadığın ne varsa film şeridi gibi geçer gözlerinin önünden sen gidersin bir gün yar geçer gözlerimin önünden bir gün sen geçersin arkadaşım... utanırım gördüklerimden, yakınırm belki biraz kaçınırm.. ama hiç unutmam seni, ölüm gibi... demiştim ya; eskiden bana kalbin kadar temiz olan bu sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim diye başlardı hatıralar... suçun değildi... başaramadın... kalbin kadar temiz bir sayfa ayıramadın bana, ama, kalbin kadar temiz bir dostluk bıraktın.. herşey gönlünce olsun arkadaşım.... kendine iyi bak kardeşim dostum kankam..Şeymam.. seni canından çok seven dostun..EDA.. ASLI EDA BAYTEMUR |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| hayata dair.... | ?..rabiş..? | Şiir | 0 | 08-03-2008 19:39 |
| hayata dair | onac | Ilginc Garip Enterasan Seyler | 0 | 06-09-2008 01:17 |
| hayata dair | onac | Ilginc Garip Enterasan Seyler | 21 | 04-21-2008 03:13 |
| hayata dair | onac | Hayvanlar Alemi | 0 | 12-27-2007 21:44 |
| Hayata dair | onac | Sağlıklı Yaşam | 2 | 12-04-2007 23:48 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız