![]() |
| |||||||
| Ask Ve Sevgi Aşk hikayeleri,sizin aşk hikayeleriniz ..o büyülü dünyalar |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #1 | |
| Sustuklarım Büyür İçimde ![]()
Mesajlar: 21.380
Teşekkür Etme: 11.294
4.770 Mesajina 10.408 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 86
Tecrübe Puanı: 107375640 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | “Bir sevmek bin defa ölmek demekmiş…..” Şarkılar sıralanıyor yine gecemde, karşımda resmin…Dokunuyorum usulca, hissetse diyorum o an ürperse birden içi..Gözlerim doluyor itiyorum kenara..Üstüne damlamasın gözyaşlarım…Resmine bile kıyamıyorum...Kalkıyorum, yorgun kalbimi parçalayıp atasım geliyor...Bir şarkı çıkıyor yine radyoda vazgeçiyorum.. Yapabileceğim tek şeyi yapıyorum sonra…Yazıyorum, ne yazdığımı bilmeden, sadece seni, sadece dökmek için içimdekileri..Sen hiç bilmedin her gün, her gece üstünde kalemlerin dolaştığını, sayfaların seninle dolup seninle taştığını, gözyaşlarıyla dolan sayfalar arasında umut arayan paramparça gözleri..! Ama ben her kelimemi her harfimi ömrüme iğneliyorum, kazıyorum hatta.. Depremler olsa da enkazda kurtulacak olan sadece sana dair yazdıklarım olsun diye, üstünde tozlar dolaşsa da, eskise de; yıllar sonra bulunduğunda hala çekse üstüne gözyaşlarımı, tüm benliğimi… Tüm bunları düşünürken, yağmur başladı işte yine..Nasıl sitemkar yağıyor, nasıl hızlı, nasıl düştüğü yeri serinletir gibi değil de yakarcasına! Tıpkı senin gibi… Tıpkı yüreğime düştüğün gün gibi… Yanmaya başlamıştı kalbim, artık her rüzgar daha da alevlendiriyordu, her seferinde bir parça kopuyordu canımdan, gözlerin gözlerime değdikçe kıvranıyordu içimde duygularım... Avazım çıktığı kadar bağırmak istedim sonra, nadastan çıkmış bir toprak gibi…Duy istedim feryadımı, yankı yapsın kulaklarında, unutma bir daha o sesi… Sonra kendi kendime anlattım, kendi kendimle savaştım..Hem askerdim savaşması gereken kanının son damlasına kadar hem de komutan ne olursa olsun koşmaya ve yönetmeye devam edecek olan..Hem de kendimin düşmanıydım…Yara alan hep ben oldum, hem vurmaya çalışan, hem vurulan, hem kaçan hem kovalayan…… Yine dalmışım sana saate bak kaç olmuş… Seni sen geçmekten yorulmuş o da benim gibi… Uykuya susamış, rüyalarının rengine vurulmuş… İyi geceler canım… Sana uyuyacağım şimdi yine… Gelir misin?... Zeynep S. | |
| | |
| | #2 |
| V.İ.P. ÜYE ![]()
Mesajlar: 740
Teşekkür Etme: 3.291
626 Mesajina 1.506 Defa Tesekkur edildi
Tecrübe Puanı: 73315200 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | emeğinize yüreğinize sağlık yine özenle seçilmiş konular ve yine siz insanın konuları okudukca yorum yazası geliyor... "Ey ölü yanlarıma en canlı endamıyla susan! "Beni kaç" kendine! Ölümümü diriltmek istiyorum yokluğunla. Kendimi diriltecek kadar ölü, seni ölümüne sevecek kadar deliyim ben..." en beğendiğim cümlelerin bunlar....okudun mu bilmiyorum ama bunları yazan bir yürek Nazan Bekiroğlu'nun Yusuf ile Zülahya'sını bu vakitler okumalı... Mutlaka iyi gelecektir...saygılarımla... GuArDiaN |
| | |
| | #3 | |
| Sustuklarım Büyür İçimde ![]()
Mesajlar: 21.380
Teşekkür Etme: 11.294
4.770 Mesajina 10.408 Defa Tesekkur edildi
Blog Yazıları: 86
Tecrübe Puanı: 107375640 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Alıntı:
Okumamıştım ama okurum inşallah.. Saygılar.![]() SÖZ BAŞI Bismihû... Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla.. Önce söz vardı, hayat sonradan geldi.. Önce çile vardı, ihsan arkadan geldi.. Önce iştiyak, arkadan sebat geldi.. Sözün yaradılışı Züleyha’nın yaratılışından evveldi. Âdem, ki O’na bütün isimler öğretildi. Yûsuf’un kaderi Züleyha’ya tecelli.. Züleyha’nın kaderi Yûsuf’a tecelli. Kuyu... Zindan... Kuyu.. Zindan.. Önce çile arkadan ihsan.. Züleyha vazgeçti mi maşukundan?.. Mülk gibi söz de, ne senin ne benim.. Cümle gibi aşk da ne senin ne benim.. Söz de, Aşk da, Ne benim ne senin.. Bir yaz sabahına doğan ve su değdiğinde kokusunu salan kırmızı sardunya, Ağustos göklerinde başımın üzerinden geçen bulut, Mayıs gülü, Işıklı nisan yağmuru Ne kadar Allah’tansa, Mülk gibi söz de ve aşk da O’ndan.. “Sen” tahtına yazıcı kimi oturtsa da, beşerî bir sevgili ya da cismanî bir aşk gibi görünen, hiçbir yol O’ndan özgeye çıkmıyor aslında.. “Gönül tahtına O’ndan özge sultan” olmuyor.. Değil mi ki herşey O’ndan, Gidecek yer yok O’ndan başka.. Gelinen yer yok O’ndan başka.. İnsan o ki, O’ndan başkasını sevemez sevginin mahiyeti icabı.. O’ndan başkasını bilemez bilginin mahiyeti icabı.. Işık ki tek kaynaktan dağılır; Işığa yakın olan aydınlık, uzakta kalan karanlıktır.. Herşeyin O’ndan olması ve ışığın tek kaynaktan dağılıyor olması O’ndan başkasının bilinme ve sevilme ihtimalini tümden yok eder.. Kimi zaman sevdiğimizin ne olduğunu bilmeden severiz.. Ve insan henüz neyi sevdiğini bilmediği böyle zamanlarda,O’ndan başkasını sevdiğini zannedebilir: Bir çiçeği, bir kuşu, Denizi, yağmuru, Gökyüzünü, yazıyı, Yazıyı yazanı, kalemi tutanı, Bir yaratılmışı hasılı.... Söz gelimi Leylâ Mecnun’u, Şirin Ferhad’ı, Züleyha Yûsuf’u sevdiğini zannedebilir. Oysa sevmek, en fazla, neyi sevdiğini fark etmek demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir.. Çünkü ışığın kaynağı tektir ve, kim aydınlığının kendinden menkul olduğunu iddia edebilir?.. Her aşk O’na çıkar sonunda.. O’ndan başkasını sevmek imkansız gibidir.. Seven neyi sevdiğini bilse de bu böyledir.. Bu yüzden değil mi ki kendini kaybetmek gibi görünen aşk, aslında kendini bilmek.. İstese de insan O’ndan özgeyi sevme şansı yok.. Şans sözcüğü yok lügatlarda bundan böyle, O’ndan özgeyi sevme ihtimali yok.. Ve neyi sevdiğini bilenle bilmeyen arasındaki fark, sadece bilmenin bilincinden ibaret.. Küçük bir biliş farkı, Mülk gibi aşk da Allah’tan.. Ruhun da O, kalbin de O, aklın da O.. Tenin de O, canın da O, cismin de O.. Ve aradan perdeleri kaldırarak O’nu bilmek olarak tanımlanan şey, bu seyr-ü sefer, sadece O’nu bilmeyi bilmenin sancısından ibaret.. Sevginin yanılgısı yok.. Yanlış olan, neyi sevdiğini bilmemek ve yolu yanlış çizmek.. Hangi kaynaktan geldiğini suyun, hangi dağın üstünden döküldüğünü aydınlığın, bilmemek.. Bilmemek yanlış kılar sevgiyi.. Züleyha ki Yûsuf’u sevdi. İbtida, neyi ve kimi sevdiğini bilmedi.. Sonra aşkın kaynağını bildi; Yûsuf’u değil, Yûsuf’ta tecellâ eden nuru sevdiğini farketti.. Yûsuf da, ki rüyasında güneş, ay ve on bir yıldız O’na secde etmişti, bir kuyuya atılmış ve kendisine zindanda rüya yorumu verilmişti, önce aşkın kaynağını bildi, sonra nurun Züleyha sûretinde tecellâ ettiğini fark etti.. Biri sûretten nura yükselirken, diğeri nurun sûrette tecellâ ettiğini idrak etti.. İşte bütün hikaye... Kim düştü kuyuya, Yûsuf mu?.. Yakub mu?.. Züleyha mı?.. Zindan kimin kaderi?... Yûsuf’un mu?.. Yakub’un mu?.. Yoksa Züleyha’nın mı?.. Yûsuf, Yakub ve Züleyha yok aslında... Hepsi BİR, Hepsi O BİR.. Hepsi TEK BİR... Söylenmemiş Mesnevi kalmadı yer yüzünde. Her Yûsuf u Züleyha, bir öncekinin hem aynı hem başkası. Bu nasıl mazmun diyor ya, kalbi dipsiz derinliklerde çoğalan Fuzuli, Farsça Divan’ının önsözünde, yani ki Mukaddime’sinde. Hiç kullanılmamış, diye kaldırıp atıyor ya bir imgeyi uykusuz kaldığı gecelerin sabaha değdiği yerde. Sonra aynı gecelerin aynı sabahlara değdiği yerde, bu kez, bu nasıl mazmun, diye yırtıyor ya kullanılmış olan bir başka mazmunu. Hem bilinen hem bilinmeyen, hem kullanılmış bir imge hem kullanılmamış bir imge; böyle olmalı ki sözün hükmü tam olsun. Eski zincire bağlanan bir halka, ama yeni, böyle olsun ki zincir kuvvetli olsun. Her Yûsuf u Züleyha bir öncekinin hem aynı hem başkası. Bu da öyle. Ayna aynı, kitap farklı. Şiir : Bu kez birkaç kitap yine aynı ayna ve birkaç ruh hepsinin içinde mevcûd züleyha’nın acısı acının Züleyha’sı (Ayşegül Kösa) Bismihû. Esirge ve bağışla. Öptüm kitapların üzerindeki Kitâb’ı, öptüm ve koydum alnıma. Ben: Yazıcı. Yazmaya başladığımda, yıl bin dokuz yüz doksan dokuz milâttan sonra, aylardan Nisandı. Bir mumun ışığında bir rüzgâr titriyorken. Ve bir hattat nefesinin, bir mumun alevini bile titretmemesi gerekiyorken, sürgün düştüğüm zamanlarda ben kalbimi çatlatan nefesi salıverdim. Ben: Yazıcı. Kalbim çatladığında tanığım su kıyısında bir kavak ağacıydı. İlk sözcükler mürekkebi mor kalemimin ucundan dökülürken, Ayasofya’da Topkandilin altında değil idiysem de Hamdullah Hamdi Hazretleri gibi (rahmet onun ve bütün Yûsuf u Züleyha yazıcılarının üstüne olsun), ben de suyun kıyısındaki kente kendimce bir Ayasofya’daydım. Uyanıklığım, rüyaları yorumlayacak Yûsuf’un uyanıklığından farklıydı elbet ama ben de gecenin saat sıfır üçlerinde daima uyanıktım. Nazan Bekiroğlu Yûsuf ile Züleyha// Kalbin üzerinde titreyen hüzün | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| demekmis, gece, gozyasi, olmek, omur, radyo, sarki, sayfa, sevmek, yorgun |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Son Defa Şarkı sözü-Kargo(son Defa) | cindy | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 08-17-2008 14:04 |
| Bu Defa Şarkı Sözü-Sibel Alaş(Bu Defa) | cindy | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 07-04-2008 19:26 |
| Bir Sevmek Bin Defa Ölmek Demekmiş-Barış Akarsu(Bir Sevmek Bin Defa Ölmek Demekmiş) | cindy | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 05-02-2008 20:21 |
| Son Defa-Yurtseven Kardeşler(Son Defa şarkı sözü) | XxCANISIxX | Türkçe Şarkı Sözleri | 0 | 04-13-2008 11:19 |
| Bir Sevmek Bin Defa Ölmek Demekmiş | angelgamze | Aska Dair Flashlar | 0 | 02-15-2008 22:29 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız