![]() |
| |||||||
| Ask Ve Sevgi Aşk hikayeleri,sizin aşk hikayeleriniz ..o büyülü dünyalar |
![]() |
| | Konu Seçenekleri | Modları Göster |
| | #6 | |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| ![]() AŞK KAĞIDA DÖKÜLMÜYOR Nasıl bir yazgıydı bu, yazanı yazdıranı belli olmayan? Hangi kader çizgisiydi yollarını kesiştiren? Hangi rüzgarlardı o güzel kadını, onun sakin küçük dünyasına getiren? Onu sakin denizlerden sürükleyip fırtınalı okyanuslara atan? Sırası mıydı bu aşkın, o ununu elemiş eleğini asmış, tüm sevdaları sürgünlere göndermişken? Hangi acımasız yazgıydı, onu yeniden aynalara baktıran. O aynalar ki, hiç yalan söylemeyi bilmezlerdi. Geçen yılların bırktığı izleri insanın yüzüne acımasızca vururlardı. Azaltamazdı ki kalan saçlarındaki akları, yüzündeki çizgileri. Küçülüp, eriyordu, o güzel kadının belleğine kazınmış resminin yanında. Utanıyordu sevdasından, aşkından. Ona giden yollardaki uçurumlar, engeller büyüyordu. O, giderek uzak ve erişilmez bir tanrıça oluyordu. Kâr etmiyordu hiçbir şey; bilge teselliler, kitaplarda okudukları. İster itiraf etsin, ister etmesin, düştüğü durumun bir tek tanımı vardı ve o da aşktı, sevdaydı. Ve o ömrümde hiç böyle sevdalanmamıştı. Bu sevda, platonik, romantik gibi klişelere sığmayan bir sevginin ürünüydü. Sözcüklerle tanımlanamayan, gece gündüz her saat, her an onu düşündüren, ona özge bir sevdaydı. Ah, bu yürek değil miydi onu yakan, bu onulmaz sevdalara düşüren. Sevginin o mütiş gücünü bu sevda ile öğrenmişti yeniden. Sevdiğiyle sadece aynı mekanlarda olabilmenin bile ne büyük bir mutluluk olduğunu, onun sadece telefondan duyulan sesinin bile tüm gökyüzünü maviye çevirebileceğini, karanlıkları aydınlatabileceğini bu sevda ile yaşamıştı. Ve aşkın insana çılgınlıklar yaptırabileceğini yeniden ta kanında hissediyordu. Aşık olduğu kadınla olan en kısa ayrılıklar bile ona dayanılmaz geliyordu. Şimdi o yine uzaklardaydı. Ve ona olan hasreti aralarındaki mesafeler artıkça artıyordu. Üstelik günlerdir ondan haber alamamak kendisini deli ediyordu. Ona merhaba diyebilmek, bir tek sözcük de olsa sesini duyabilmek için her yolu deniyordu. Ama tüm çabaları sonuçsuz kalıyordu. Gece gündüz, her an onu düşünüp ona ulaşamamak, korkunç bir ızdıraptı. Kahrolmaktan başka hiçbir şey gelmiyordu, elinden. Bu griler grisi, mavi yoksunu gökyüzünün altında çıldırasıya özlüyordu o kadını, onun gözlerini, gözlerinin rengini, gülüşünü. Ayrılık acısıydı bu, kolay değildi üstesinden gelmek. Haykırsaydı sevgisini pencerelerden, bağırsaydı adını sokalara, diner miydi acıları? Yılın son günde yağan karın beyazına dökseydi karanlıklarını, aydınlanır mıydı içi? Batmakta olan güneşin kızıllığına, sütmavisi kesilen gökyüzüne çizseydi aşkını, azalır mıydı o kadına olan özlemi? Kalemini kanına batırıp ak kağıtlara yazsa bu aşkı, biter miydi hasret? Bu son ayrılık, onu genç kadına olan sevgisini sorgulamaya zorluyordu. Aklı, bu sevdanın, hiçbir gerçekliğinin ve geleceğinin olmadığını söylüyor; kendisi için hiçbir şey ifade etmediğin, senin sevdana gereksinimi olmayan o kadını neden seviyorsun? diye soruyordu. O ve kalbi akılına karşı inatla direniyorlardı. "Evet, değer", diyordu, "yüz kere, bin kere değer!". Çünkü o kadın yaşamından çıktığında kendisini tekrar ölü hayatların, mavisi ve güneşi olmayan günlerin beklediğini biliyordu. "Değer" diyordu, "herşeye değer! Uğruna ölmeye, çılgınlıklar yapmaya, deli divane olmaya, Kerem gibi yanmaya değer!" Niçin mi? Sadece o kadını görebilmek için, sadece sesini duyabilmek için, sadece güzel gözlerine bakabilmek için, o sıcak, o çocuksu gülüşünü yaşayabilmek için. Onu görünce heycanlanmak, onunla konuşurken toy bir delikanlı gibi ne söyleyeceğini, ne diyeceğini şaşırmak için. Onunla birlikteyken, onu düşünürken tüm dünyayı, tüm kaygıları unutabilmek için. Tektaraflı sevdaların seveni acılara boğabileceğini ta başından biliyordu ve o acıları ak kağıtlara dökerek, şiirleştirip, öyküleştirerek yenebileceğini düşünmüştü. Ama bunun olanaksız olduğunu kısa zamanda anlamıştı: Gerçek aşk kendini yazdırmıyor, kağıda dökülemiyordu. Ve o aşka tutsak, aşık olduğu kadın ona yasak olsa da, aşka ihanet etmemek için; insanı insan yapan o yüce duygudan yana olmak için; belki de sadece "onu seviyorum, o halde yaşıyorum!", diyebilmek için, sonuna kadar direnecekti. ![]() | |
| The Following 10 Users Say Thank You to For This Useful Post: | ..::TUĞBA::.. (06-14-2007), aXyShé (07-14-2007), c€yc€y (06-15-2007), damla_1907 (02-02-2008), hafi (02-21-2008), ilknur elif (09-24-2007), MagiciaN (01-17-2007), mecruh (06-16-2007), Misafir (03-04-2007) |
| | #7 |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| ![]() EĞER... O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer. Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer. Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer. Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer. O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer. Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer. Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer. Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de, kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer. Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer. Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer. Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer. Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer. O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer. O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer. Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer. Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer. Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer. Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer. Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer. Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer. İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer. Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer. Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer. Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse... Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasa ![]() |
| The Following 8 Users Say Thank You to For This Useful Post: | ..::TUĞBA::.. (06-14-2007), aXyShé (07-14-2007), c€yc€y (06-15-2007), damla_1907 (02-02-2008), Idil (12-12-2006), MagiciaN (01-17-2007), Misafir (03-04-2007) |
| | #8 |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| ![]() A$KıN öYKÜSÜ Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil. Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş.Zenginlik, "Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et!", Kibir "Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim." Üzüntü "Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var." Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk'ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..."Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?" Bilgi "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş. "Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş: "Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir" ![]() |
| The Following 9 Users Say Thank You to For This Useful Post: | ..::TUĞBA::.. (06-14-2007), aXyShé (07-14-2007), c€yc€y (06-15-2007), damla_1907 (02-02-2008), hafi (02-21-2008), Leon (06-05-2007), MagiciaN (01-17-2007), Misafir (03-04-2007) |
| | #9 |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| ![]() YAGMUR SEVGILIM Sen yoksun bu gece. Sen yoksun, yagmur var bu gece. Islanmak için sokaklarda yürüdügümüz yollar bombos nedense? Bu gece yagmur var. Ayin on dördü gibi cemalin, yagmur ve mektuplarin var bu gece yanimda. Acaba bir gün, islanmamak için kosarken, yolun kiyisindaki tasin oyugunda isildar bir vaziyette, beni görüp avucuna aldigini bir siirinde yazacak misin? Acaba birileri, benim yalnizca bir avucu dolduracak kadar saf yagmur suyu, oldugumu bilecekler mi? Giderek avuçlarindan, siril siril akan dere sularina verdigin bir damla gözyasi oldugumu bilecekler mi?" Korkarim bilmeyecekler sevgili! Bilemeyecekler? Bu kadar saf ve temiz bir sevdanin, bir yagmur damlasinda sakli oldugunu kimse bilmeyecek. Kimse anlamayacak, uzakliginin bu kadar yakin oldugunu. Bir yildiz da bulustugumuzu, yagmurdan hizli hizli kaçan insanlar bilmeyecek. Seni ne çok sevmisim yagmur damlasi. Cama vuran her damla minik bir öpücük olsun buradan, ta oralara giden her damla da, benim bir gülücügümü gör pencerende, her damlanin çikardigi seste, benim sesimi duyar gibi ol, her damla tertemiz bir nefes olsun, sende aska giden... Aglamak kadar gülmekte var yasamda... Duygularin en yogun halini, özlemlerin en büyügünü, sevdanin en zorunu istiyorum belki de, bir sen, bir de yagmur var hayatimda. Yagmur damlalari, saçlarindan kayip, alnindan kirpiklerine dökülür, gözlerinden, yüzüne dagilip yanaklarini oksar, dudaklarina çarpip, boynundan hizla kayip ince gömlegine akardi... Avuçlarimi yüzüne degdirir, parmaklarimi dudaklarinda gezdirirdim. Utanir gibi olurdun kimi zaman, çekinir, gözlerini, gözlerimden kaçirirdin. Bazen de, utanç halini yagmura dalmis gibi, hiç bir seye aldirmadan, simsiki sarilirdin bana. Islak saçlarini oksar, nemli yüzünü izler, yanaklarindan doyasiya öperdim... Bu gece yalnizim... Sen yoksun bu gece... Bu gece yagmur var. Yalniz agliyorum islak camlarin önünde, gözyasim yagmur damlasi bu gece. Islanmak istemiyorum, söyle yagmura dinsin, yagmasin bu gece... Gözyasini bilirim diyenlerin, aslinda bilmediklerini anlarsin, bir gün ayriliklarinda hiç aglamadiklarini görünce. Yesili severim diyenlerin, sevmediklerini anlarsin, bastiklari zaman bir ot parçasi gibi yesil çimenlere. Güzeli severim diyenlerin de, bir gün yanildigini anlarsin... Megerki ben seni ne çok sevmisim yagmur damlasi... Seni ne çok sevmisim... Yillarca senin dilinden konusmusum, senin gözlerinle görmüsüm, senin yüregince sevmisim, düslerimi seninle büyütmüsüm, yorgun ve sonu gelmeyen özlemlerimi yagmur damlalarinda beslemisim... Oysa sen.. Teslim olmussun baskalara, yasaklara takili kalmissin, yenilmissin. Yenilgiler intikama dönüsmüs bos yere, gururun yikilmis, sen yikilmissin, her gün biraz daha akisi olmayan nehirlere dönmüssün... Ben seni ne kadar çok sevmissem, aramiza hep yagmurlar girmis. Hep islak kalmis, el ele tutusan ellerimiz, gözlerine hep hüzün yerlesmis. Seni ne kadar çok öptüysem, o kadar uzaklara düsmüsüm, ayri gecelerde hep sana aglamisim, yoklugun büyümüs, yalniz kalmisim. Ben seni ne kadar sevdiysem, incinen çocuk bakislarinda kalmisim, hep kosmus, yetisememisim yol ayrimlarina. Seni ne kadar çok ugurladiysam, o kadar çok beklemisim dönüsü olmayan yollarda. Sen hep uzaklara gider olmussun. Sonbahar ayrilik demek olmus.. Ben senin, Eylül gecelerinin ay isiginda güzellesen yüzünün tutkunu olmusum. Firtinanin önünde sürüklenip, saçlarina takilip eriyen bir kar tanesinde yagmur damlasi olmusum... Zordu bir tanem... Hayatin gerçegini, düslerinin isligiyla bestelenmis, kanayan bir sarkiya dönüstüren yüreginin atislarini dinlemek. O isligin seni götürdügü yere kadar çekip gitmissin sen. Yanki seslerinde anlamisim seni kaybettigimi. Bag bozumu hayallerimde islak kalan düslerim kurumamis ve sen yagmurda yürürken hep susar olmussun. El, ele tutan ellerimiz ise hep islak kalmis. Dudaklarimizda bir garip yagmur sarkisi... Ben sana tutkun, sen bahar yagmurlarina asiktin. Bugulu camlara resmini çizer, günesle birlikte yok olurdun. Bunca güzelliklerin ardindan içimizi buz gibi yapan, bizi üzen bir seyler hep sinsice yaklasir degil mi? Kosarak gelsen, diyorum yagmurlu bir gecede ve o çocuk bakislarin gözlerimde. Ellerin islak, gömlegin islak, sarilsan boynuma, simsiki kucaklasam seni, usulca öpsem yagmurlu yanaklarindan, atese kesilse birden üsümüs bedenin, ellerin simsicak olsa avuçlarimda. Bu ask hep sicak kalsa, "bos ver" desen bana, "bos ver, yasamak iste bu yagmur sevgilim", geri dönüsü olmayan bir yola çiksak birlikte, bir sen, bir ben, bir de yagmurlar olsa. Mutluluk ellerimizde, gönlümüz hos, içimizde kükreyen sevinç ve iki damla yagmur tanesi, biri sende digeri de bende. Doyulur mu hiç yasama? Ama korkuyorum aramiza mevsimlerin girmesinden. Korkuyorum sana geç kalmaktan, kaybetmekten korkuyorum seni. Oysa ask, her gün büyütmeli kendini ayriliklarda. Bu gece yagmur var. Islak camlarin önündeyim. Ya sen? Sen neredesin yagmur damlasi? yalniz misin? Yoksa, bütün kadehlerin sana kalktigi bir masa da bas oyuncu musun bu gece? Ödünç alinmis, yapmacik gülücüklerin karsisinda misin? Sen neredesin yagmur sevgilim? Neredesin?.. Neredesin?.. |
| The Following 10 Users Say Thank You to For This Useful Post: | ..::TUĞBA::.. (06-14-2007), aXyShé (07-14-2007), c€yc€y (06-15-2007), damla_1907 (02-02-2008), hafi (02-21-2008), Leon (06-05-2007), MagiciaN (01-17-2007), Misafir (03-04-2007), nehir86 (01-07-2007) |
| | #10 |
| Misafir
Mesajlar: n/a
| ![]() AŞK VE SEVGİYE Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair… ![]() |
| The Following 15 Users Say Thank You to For This Useful Post: | aXyShé (07-14-2007), c€yc€y (06-15-2007), damla_1907 (02-02-2008), ..::TUĞBA::.. (02-14-2007), exitt (11-16-2007), hafi (02-21-2008), hallederix (01-02-2007), Idil (12-12-2006), e.pack2 (12-23-2006), Leon (06-05-2007), MagiciaN (01-17-2007), memati_19 (12-01-2006), Misafir (03-04-2007), yasminnnn (01-03-2007) |
![]() |
| Bookmarks |
| Konu Seçenekleri | |
| Modları Göster | |
| |
Okuduğunuz Konuya Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Açan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bana merhaba borçlusun | norm | Ask Ve Sevgi | 2 | 07-31-2008 10:14 |
| Bana Aşk Borçlusun Ödemeden Nereye Gidiyorsun... | yaremce | Resim Bölümü | 12 | 04-12-2008 14:30 |
| Aİlenİn Korunmasina Daİr Kanun | Baktabul.Com | Hukuki Danısmanlık | 0 | 08-13-2007 16:45 |
| ::Bir hiç degilsen bunu bana borçLusun:: | knightrider | Resimli Şiirler | 5 | 05-10-2007 22:07 |
| Sana Daİr | norm | Ask Ve Sevgi | 0 | 04-07-2007 19:58 |
Forumumuzda yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız İletisimden bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
Contact- İletişim Gizlilik Bildirimi Forum Kurallarımız