| Onursal Üye
Üyelik Tarihi: Oct 2006 Bulunduğu Yer: Düsseldorf/Germany
Mesajlar: 4.107
Teşekkür Etme: 1139
2451 Mesajina 7233 Defa Tesekkur edildi
| Ekonomi Terimleri Sözlüğü - A A posteriori: Olay sonrası, gerçekleşen duruma dayalı analiz; tersi için bkz.: a priori.
A priori: Gerçekleşmeden önceki, olay öncesi duruma dayalı analiz; tersi için.
A.B.: Aktiebolag, İsveç dilinde anonim şirket.
A.D. Milattan Sonra, (Anno domini).
A.G.: Aküengesellschaft, Almanca'da anonim şirket.
A/P: (1) Dış ticaret belgelerinde "satın alma yetkisi" (authority to purchase) veya "ödeme yetkisi" (authority to pay), (2) Muhasebede "borçlu hesaplar" (ac-counts payable).
Ab inito: Başlangıçtan beri, (huk.).
Abatement: Duruşmanın ertelenmesi, davanın düşmesi, fatura bedelinden yapılan indirim, tenzilat.
ABC analysis: ABC analizi; bir envanter yönetimi stratejisi, şöyle ki önce mallar satış hacmi gibi bir kıstasa göre gruplandırılır, sonra da önemine göre her gruba farklı bir müşteri hizmeti düzeyi verilir.
Abdication: Tahttan feragat. Saltanatı terk etme.
Ability problem: Yetenek problemi; yetenekli kimselerin genellikle daha ileri eğitim gördükleri varsayılırsa eğitimin getiri oranı olduğundan daha yüksek çıkar;
oysa gerçekte kişilerin kazançları arasındaki farklar eğitimden değil, onların yetenek farklılıklarından kaynaklanmış olabilir.
Ability test: Bir kimsenin belirli türdeki bir işi yapabilme konusundaki yeteneğini belirlemeye yönelik test.
Ability: Yetenek, kabiliyet, güç, meziyet, yeti.
Ability-to-pay principle: Ödeme gücü ilkesi, (vergi). Gelir arttıkça ödenecek verginin de (mutlak ve göreceli olarak) artmasına dayanan vergilendirme kuralı.
Able: Ehil, yasal bakımdan yetkili, yetenekli, muktedir (huk.).
Abnormal profîts: Normalüstü kârlar.
Aboard: Gemide, uçakta, trende
Abolition: Ortadan kaldırma, yürürlükten çıkarma, lâğvetme.
Abondonment: Terk, deniz sigortasında gemiyi terk, (huk.).
Abonnement: Abonman. Kıta Avrupa’sı ülkelerinde trenlerde veya belediye otobüs taşımacılığında kullanılan ve belirli yörede sınırsız seyahat olanağı sağlayan bilet.
Abortion: Çocuk aldırma, kürtaj.
Above par: Paritenin üstünde, başa baş değerinden daha yüksek; bir menkul değerin piyasada, itibari değerinin (üzerinde yazılı değer) üzerinden işlem görmesi.
Aboveirmarket pricing: Piyasa fiyatının üzerinde fiyatlandırma.
Above-the-line transactions: Çizgi üstü işlemler, (ulus. ikt). Ödemeler bilânçosuna kaydedilen otonom işlemler, (bkz. autonomous transactions).
Abrasion: Madeni paranın uzun süre tedavülde kalması sonucu aşınıp ağırlığından kaybetmesi.
Abridgement: Kısaltma, özetleme, (huk.).
Abroad: Yurt dışında, dışarıda.
Abrogation: İptal, yürürlükten kaldırma, ilga, (huk.).
Absence rate: Devamsızlık oranı, kaybedilen işgünlerinin çalışılan toplam iş-günlerine oranı.
Absence: Kaybolma, gaiplik, işe devamsızlık, (huk.)
Absentee: İşine gelmeyen, görevine devam etmeyen, (huk., işlet.).
Absenteeism: İşe devamsızlık. İşçinin herhangi bir nedenle işine gelmemesi durumu.
Absolute advantage: Mutlak üstünlük.
Absolute frequency: (ulus. iktisat). Bir ülkenin aynı kaynak miktarını kullanarak bir maldan diğer ülkeye göre daha fazla miktarda üretim yapabilmesi, üretimini düşük maliyetle gerçekleştirebilmesi.
Absolute frequency: Mutlak sıklık (frekans). Nominal verilerin dağılımında bir ölçü, belli bir kategoride görülen toplam eleman sayısı ile tanımlanır.
Absolute liability: Mutlak sorumluluk, (huk.).
Absolute majority: Mutlak çoğunluk, salt çoğunluk, (siy.).
Absolute nullity: Mutlak butlan, (huk.), yasal bakımdan tümden geçersiz olma.
Absolute poverty: Mutlak yoksulluk. Kişi başına gelirin ancak temel ihtiyaç maddelerinin karşılanmasına yetecek bir düzeyin bile altına düşmesi durumu.
Absolute precision: Mutlak kesinlik. Birimlerle ifade olunan doğruluk, kesinlik.
Absolute price: Bir malın fiyatının toplam para miktarı biçiminde tanımlanması, göreceli (nispi) fiyatların tersi.
Absolute product failure: Mutlak ürün başarısızlığı. İşletmenin üretim ve pazarlama giderlerini karşılayamaması durumunda ortaya çıkar ve firma mali zarara girer.
Absolute purchasing power parity: Mutlak satmalına gücü paritesi. Denge döviz kurunun iki ülkenin fiyat düzeyleri (fiyat indeksleri) oranına eşit olduğunu varsayan hipotez. Bu teorinin yerine göreceli satmalına gücü paritesi (relative purchasing power parity) daha geçerli bir yaklaşım oluşturmaktadır.
Absolute share: Mutlak pay; örneğin belli bir üretim faktörünün milli gelirden aldığı toplam miktar.
Absolute: Mutlak, toplam miktar, düzey; örneğin mutlak fiyat toplam parasal fiyat düzeyini ifade eder, riıspi(relative) kavramının tersi.
Absolve: İbra etme, suç veya cezayı affetme, (huk.).
Absorb: Massetme, bir hesabı veya hesap grubunu başka bir hesapla birleştirme, (muh.).
Absorption approach: Toplam harcama (massetme) yaklaşımı, (ulus ikt). Döviz kurundaki bir değişmenin yarattığı gelir ve harcama değişiklikleri kanalıyla dış dengesizliklerin giderilme sürecini açıklayan teori.
Absorptive capacity: Massetme kapasitesi. Kalkınmakta olan bir ülkenin yabancı kamu veya özel mali yardımları etkin biçimde massedebilme (verimli biçimde kullanabilme) yeteneği.
Abstention: Çekinme, kaçınma, istinkâf; bir hakkı yerine getirmeme, bir toplantıda ne lehte ne aleyhte oy kullanma.
Abstinence theory of interest: Faizin, tüketimden vazgeçme teorisi, (makro e-kon.).Fertleri, cari tüketimden vazgeçirip gelirlerinin bir bölümünü tasarruf etmeye yöneltmek için onlara ek bir reel gelir sağlamak gerektiğini savunan klasik teori.
Abstract: Özet, ekstre, hesap özeti.
Abstraction: Soyutlama. Bir olayı açıklayabilmek veya onunla ilgili öngörüde bulunabilmek için yalnızca birkaç etkenin ele alınıp diğerlerinin ihmal edilmesi işlemi. Özellikle model kurulmasında yapılır.
ABTA: Association of British Travel Agents, (İngiliz Seyahat Acenteleri Birliği).
Abuse of rights: Hakkın kötüye kullanılması, (huk.).
Abuse: Hakkı kötüye kullanma, suiistimal, (huk.).
Abusive: Yolsuz, kötüye kullanma eğiliminde olan, (huk.).
Accelerated depreciation: Yatırımın ilk yıllarında üreticinin daha fazla eskime ve aşınma payı ayırmasına, dolayısıyla daha az vergi ödenmesine olanak sağlayan her hangi bir amortisman yöntemi. Bir tür yatırım teşvik politikası niteliği taşır.
Accelerated development: Hızlandırılmış gelişme, (paz.), perakende satış yaşam döngüsünde ikinci aşama, piyasa payındaki hızlı artış şeklinde kendini gösterir.
__________________ ÖLÜMÜNE SEVDALI :rose: YAKINDA NISANLI
SENI COK SEVIYORUM ÖMRÜM |