psikolojik gerilim. bir the the daar ve ortanca yapımıdır bu da önceki hikayem gibi bölüm bölüm olacak arkadaşlar. yalnız tek fark bunu 2 kişinin yazmış olmasıdır. böyle bir şeyi ilk kez denedik ve yine ilk kez sizin beğeninize sunuyoruz. teşekkürler. ===başlıyoruz=== Barbaros; koyu siyah saçlı, ela gözlü, orta boylu birisiydi. Sivri çenesi, çenesini kaplayan kızıl top sakalı yüzüne asil bir ifade katıyordu. Arkadaşları Sercan, Cemre, Ahmet ve Deniz ile birlikte çok fazla ilgi görmeyen bir barda rock müzik yapıyorlardı. Onlar sahneye çıktıklarında bardaki hiç kimseden ses çıkmıyordu. Müzikal tınılar dinleyicilerin ruhlarına işliyordu adeta. Barbaros herkes tarafından sevilen bir insandı. Bunda en büyük etken herkese karşı güler yüzlü olması ve ihtiyacı olanlara yardım etmekte tereddüt etmemesiydi.
Gözlerini açtığında kendini loş bir odada buldu. Önce gözlerinin ışığa alışmasını bekledi. Daha sonra etrafına bakınmaya başladı. Ortalığı pek fazla aydınlattığı söylenemeyecek mavi bir lamba bulunuyordu biraz uzağında. Ona uzandığında yalnız olmadığını fark etti. Korkmaya başlamıştı… Garip sesler duyuyordu. Hırıltı gibi... Lambayı alıp etrafına bakınmaya başladı. 6 sedye, sedyelerin sollarında metal tepsilere düzenle yerleştirilmiş ameliyatlarda kullanılan aletler bulunuyordu. Duvarların siyah olması; ortamdaki kasvet ve korkutuculuğu arttırıyordu. Çevresindekileri seçmeye çalışıyordu. Aynı zamanda her hareketi korkusunu biraz daha arttırıyordu… Odanın sol köşesinde bir masa, masanın üzerinde duran bir beden gördü. Odanın kasvetine inat üzerindeki beyaz takım elbise içini rahatlatmıştı. Seslendi. Hareket yok… Bir daha seslendi. Yine hareket yok… Tepsilerden birinin yere düştüğünde çıkardığı büyük gürültüyle irkildi. Sesin geldiği yöne baktı. Kimse yoktu… Tekrar masanın olduğu yöne döndü. Adamın artık orada olmadığını fark etti…
---
Ceren duyduklarına inanamıyordu. Nasıl böyle bir şey olmuştu... Kendini toparlamaya çalıştı arkadaşlarına bu üzücü haberi vermeliydi.Telefonu kulağa götürüp numarayı yavaşça çevirdi.Bu tarz olaylarda hep soğukkanlı davranırdı…Ceketini ve anahtarlarını alıp kapıyı çekip çıktı.Bir taksi çevirdi ve doğruca hastanenin yolunu tuttu. Aynı Saatler… Barbaros’un ölüm haberi deniz ve Sercan’ı şok etmişti… Deniz’in gözlerinden yaşlar akıyordu. Sercan ise sessizdi. Demin arayan Cemre’nin söylediklerini düşünüyordu…”Akşam bar çıkışı kaza olmuş ve Barbaros ölmüş” demişti… Bu sözlere inanmak istemiyordu. Deniz’e;
-Hadi hastane’ye gidiyoruz…dedi. -Neden oraya gidiyoruz.Buna yüreğim dayanmaz ki.. —Gelmek istemiyorsan gelme, ben bu olanlara inanmıyorum. Eğer öldüyse bunu gözlerimle görmem gerek… Dedi ve kapıya yöneldi… Deniz arkasında; —Bekle beni de… Deyip peşi sıra evden çıktılar… Cemre önünde giden polis memurunu takip ediyor. Bir yandan da sorulan sorulara cevap veriyordu; -Genelde hızlı mı araba kullanırdı ?.. -Hayır… dedi. Memur ona bir bakış attı ve önünde kocaman morg yazan kapıyı açtı. Cemre’ye dönüp; —Bunu gerçekten görmek istiyor musunuz?...dedi. Cemre yutkundu, derin bir nefes alıp; –“evet”…dedi. Memur onu üstü beyaz bir örtüyle örtülü bir cesedin yanında getirdi. Cesedin sadece ayakları açıkta kalmıştı. Cemre biran kalbinin duracağını sandı. Buna hazır mıydı gerçekte, memura “açın” dedi. Memur ceren’e üzüntülü bir ifadeyle bakıp örtüyü kaldırdı. Ceren; -Bu o değil !..dedi.Sesinde hem şaşırmışlık hem de sevinç vardı.Memur da bu duruma şaşırmıştı.”Bir dakika”deyip oda da bulunan 6 masanın da üstünde duran örtülerini açtı.ama Barbaros orda değildi… |