geldin... hiç beklemiyordum seni,kapımda hala o sürgülü kilit. hani bilseydim döneceğini,belki sökerdim tüm kilitleri
geldin... yokluğunu anlamamıştım zaten ben.günler,aylar yıllar nasıl geçti bilmiyorum. düşünmemişim demek, nefes almamışım,açmamışım gözlerimi...
geldin... tam da gitmeye hazırlanıyordum. daha yeni çektim fermuarını valizimin.birkaç pantolan,kazak ve eldivenlerimi almıştım yanıma. ellerim,sen gittiğinden beri ellerim üşür oldu hep...
geldin... çalma şimdi kapımı böyle dur durak bilmeden. kalbim dayanamıyor, her an düşebilirim,her an,her an ne olduğunu anlamadan yığılabilirim şuracığa...
sana gel dememiştim oysa... oysa gitme diye nasıl da yalvarmıştım, ellerim gözlerimde,akan yaşlarımı silmek için nasıl da çabalamıştım.görmez olmuştum,duymaz olmuştum.bir hıçkırık denizinde resmen boğulmuştum. gitmiştin ey yar, hiç umursamadan,tek kelime etmeden gitmiştin.yıllarca bir kez duyamamıştım sesini, değişen telefon numarana aldırmaksızın hep benim olan sevdama binlerce mesaj çekmiştim.
"nerdesin? seni çok özledim"...hep yazmıştım her bulduğum sayfaya. hatta sürgülü kapıma kaç çizik attım bilmiyorum inan. dedim ya, hiç fark etmedim yokluğunu..
kaç sabah sesine hasret uyandım...şimdi "aç kapıyı" diye bağırıyorsun.
geldin,ama git ne olur. dayanmaz yürek bir terkedilişe daha. zaman ağır hasta...telafisi yok,sızılı gecelerimin.dönüşü yok yüreğimden dökülen "ahh"cümlelerinin.
git ne olur, geçtiğin yollar gelişinle hala sıcaktır şimdi. beklediğin kapı gibi morg havası yoktur inan. geç kalma geleceğine...
seni beklemekten çoktan vazgeçtim ben....
(alıntıdır)